Sağlık nedeniyle sözleşme feshi, kesin işlemli sağlık kurulu raporu, SGK maluliyet incelemesi ve ayrılış ikramiyesi bakımından kapsamlı hukuki değerlendirme
| Önemli açıklama: Mevzuatta “uzman erbaş” kavramı hem uzman çavuşları hem de uzman onbaşıları kapsayan üst statüdür. Bu çalışma, kanun ve yönetmelikteki uzman erbaş hükümlerini özellikle uzman çavuşların karşılaşabileceği sağlık nedeniyle ilişik kesme ve ikramiye uyuşmazlıkları bakımından açıklamaktadır. |
Uzman çavuşların sağlık sorunları sebebiyle uzun süre görevlerinden ayrı kalmaları, kanunda öngörülen sınırların aşılması hâlinde sözleşmelerinin sona erdirilmesine ve Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiklerinin kesilmesine yol açabilmektedir. Bununla birlikte, sağlık nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş olması, uzman çavuşun ayrılış ikramiyesi hakkının da kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Sağlık sorununun personelin kusurundan kaynaklanmaması, maluliyet veya emeklilik hakkının doğup doğmaması ve kesin işlemli sağlık kurulu raporunun sonucu, ikramiye bakımından birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle üç aydan fazla sağlık raporu alan bir uzman çavuş bakımından tek bir işlemden söz etmek mümkün değildir. Hava değişimi ve istirahat sürelerinin hesabı, sözleşmenin feshi, yetkili sağlık kuruluşuna sevk, sağlık kurulu raporunun kesinleşmesi, Sosyal Güvenlik Kurumunun maluliyet incelemesi ve ikramiyenin tahakkuku birbirini izleyen; ancak hukuki sebebi, yetkili makamı ve doğurduğu sonuçları farklı olan aşamalardır. Özellikle uygulamada “TSK’da görev yapamaz” kararı ile “SGK tarafından malul sayılma” kavramlarının aynı kabul edilmesi, ikramiye hakkının yanlış değerlendirilmesine neden olabilmektedir.
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Uzman Erbaş Yönetmeliği, uzman çavuşların hava değişimi ve istirahat sürelerine ilişkin özel bir sistem kurmuştur. Genel kural, tedavi süresi hariç olmak üzere son hava değişimi veya istirahat raporunun başladığı tarihten geriye doğru bir yıllık dönem içinde toplam sürenin üç ayı geçmemesidir. Ancak bu kuralın görev nedeniyle meydana gelen saldırı, kaza veya meslek hastalığı hâlleri ile uzun süreli tedavi gerektiren belirli hastalıklar yönünden istisnaları bulunmaktadır. Dolayısıyla yalnızca rapor günlerinin toplamına bakılarak işlem tesis edilmesi, her somut olayda hukuka uygun bir sonuç doğurmayabilir.
Uzman Çavuşlar Bakımından “Uzman Erbaş” Statüsü Ne Anlama Gelir?
3269 sayılı Kanun ve Uzman Erbaş Yönetmeliği bakımından uzman erbaş; uzman çavuş ile uzman onbaşıyı birlikte ifade eden üst kavramdır. Bu sebeple kanun metninde “uzman erbaş” şeklinde düzenlenen sağlık, sözleşme feshi ve ikramiye hükümleri doğrudan uzman çavuşlara da uygulanır. Makalenin uzman çavuşlara özgülenmiş olması, hukuki dayanağın değiştiği anlamına gelmemekte; yalnızca düzenlemelerin uzman çavuşların görev ve rütbe statüsündeki uygulamasına odaklanılmaktadır.
Bu ayrım özellikle idari başvurularda ve dava dilekçelerinde önemlidir. İlgili uzman çavuşun rütbesi ve kadro görevi açıkça belirtilmeli; ancak talebin hukuki dayanağı gösterilirken 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Uzman Erbaş Yönetmeliğinin ilgili maddelerine dayanılmalıdır. “Uzman çavuşlara ilişkin özel hüküm bulunmadığı” gerekçesiyle hak talebinin reddedilmesi mümkün değildir; zira uzman çavuş, kanuni tanım gereği uzman erbaş statüsünün içindedir.
Üç Aydan Fazla Sağlık Raporu Alan Uzman Çavuşun Sözleşmesi Her Durumda Feshedilir mi?
Uzman çavuşların hava değişimi ve istirahat sürelerinin toplamı, tedavi süresi hariç olmak üzere, en son hava değişimi veya istirahat raporunun başladığı tarihten geriye doğru son bir yıllık dönem içerisinde üç ayı geçemez. Sürenin hesabına en son alınan rapor da dâhil edilir. Genel kural uyarınca bu sınırın aşılması, uzman çavuşun Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğurabilir.
Bununla birlikte, “üç ayı aşan her sağlık raporu otomatik olarak fesih sebebidir” şeklindeki yaklaşım eksiktir. Öncelikle raporun niteliği belirlenmelidir. Kanunun sınırlandırdığı süre, sağlıkla ilgili bütün belgelerin veya hastanede geçirilen tüm günlerin toplamı değildir; hava değişimi ve istirahat sürelerinin toplamıdır. Tedavi süresi açıkça hesap dışında bırakılmıştır. Bu sebeple hastanede yatarak tedavi olunan günlerin, ameliyat veya tıbbi müdahale süresinin ya da tanı amacıyla yürütülen işlemlerin hava değişimi ve istirahatle karıştırılması, süre hesabını hukuka aykırı hâle getirebilir.
Ayrıca personelin barışta veya savaşta görev esnasında yahut görev dışında olmakla birlikte görevi nedeniyle saldırıya veya kazaya uğraması ya da meslek hastalığına yakalanması hâlinde, kanunda özel koruma öngörülmüştür. Bu kişilerin iyileşinceye veya kesin işlemli sağlık kurulu raporu onaylanıncaya kadar ilişiklerinin kesilmemesi ve izinli sayılmaları gerekir. Dolayısıyla sağlık sorununun görevle nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, üç aylık sürenin aşılması kadar önemli bir inceleme konusudur.
Üç Aylık Süre Nasıl Hesaplanır?
Süre hesabında takvim yılı, izin yılı veya sözleşme yılı esas alınmaz. Hesaplama, son hava değişimi ya da istirahat raporunun başladığı tarihten geriye doğru gidilerek yapılır. Bu tarihten önceki bir yıllık dönem içinde kalan bütün hava değişimi ve istirahat günleri bir araya getirilir. Raporların kesintisiz olması şart değildir; farklı tarihlerde alınmış raporlar aynı geriye dönük bir yıllık dönem içinde kalıyorsa birlikte değerlendirilir.
Kanun metninde sabit biçimde “doksan gün” değil, “üç ay” ifadesi kullanılmıştır. Bu nedenle uygulamada yaygın biçimde kullanılan “90 gün rapor” anlatımı her olayda doğru süre hesabını vermeyebilir. Ayların yirmi sekiz, yirmi dokuz, otuz veya otuz bir gün çekmesi sebebiyle başlangıç ve bitiş tarihleri takvim esasına göre incelenmelidir. İdarenin doğrudan doksan günlük sabit bir toplam kabul ederek işlem tesis etmesi hâlinde, hesap cetveli ve rapor tarihleri ayrıca denetlenmelidir.
En son alınan hava değişimi veya istirahat raporu da toplama dâhildir. Buna karşılık, geriye doğru bir yıllık dönemin dışında kalan önceki rapor günleri yeni hesaplamada dikkate alınamaz. Bu özellik, hareketli dönem esasına dayanan bir hesaplama yapılmasını gerektirir. Dolayısıyla personelin sadece yıllık toplam rapor gününü bilmesi yeterli değildir; her raporun başlangıç ve bitiş tarihi ile rapor türü ayrı ayrı gösterilmelidir.
| Süre hesabında kritik ayrım: Hava değişimi ve istirahat günleri hesaba katılır; tedavi süresi ise genel üç aylık sınıra dâhil edilmez. Rapor başlığı, sağlık kurulu kararı ve fiilen hastanede geçirilen süre birlikte incelenmelidir. |
Tedavi Süresi Neden Üç Aylık Sınıra Dâhil Değildir?
3269 sayılı Kanun, sağlık nedeniyle görevden ayrı kalınan her günü aynı hukuki kategori içinde değerlendirmemiştir. Tedavi süresi ile istirahat veya hava değişimi, amaç ve hukuki sonuç bakımından birbirinden farklıdır. Tedavi süresi, hastalığın teşhis ve iyileştirilmesi amacıyla sağlık kuruluşunda yürütülen tıbbi süreci ifade ederken; istirahat ve hava değişimi personelin sağlık durumu nedeniyle belirli bir süre görevden uzak kalmasını sağlayan sağlık kararı niteliğindedir.
Bu nedenle bütün sağlık belgelerindeki günlerin ayrım yapılmaksızın toplanması doğru değildir. Özellikle uzun süre hastanede yatan, ameliyat geçiren veya belirli aralıklarla yoğun tedavi gören uzman çavuşlar bakımından, hangi günlerin tedavi süresi olduğu açıkça ortaya konulmalıdır. Feshe esas hesap cetvelinde tedavi günlerinin istirahat olarak gösterilmesi, işlemin sebep unsurunu sakatlayabilir ve sözleşme feshi işlemine karşı açılacak davada önem taşıyabilir.
Uzun Süreli Hastalıklarda Üç Yıla Kadar Koruma
Kanser, tüberküloz, kronik böbrek yetmezliği ile ruh ve sinir hastalıkları gibi uzun süreli tedavi gerektiren hastalıklarda genel üç aylık sınır doğrudan uygulanmaz. Sağlık kurulu raporunda gerekli görülmesi hâlinde uzman çavuş, toplam ve fiilen üç yılı geçmemek üzere tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilir; bu süre içinde ilişiği sırf üç aylık genel sınırın aşılması gerekçesiyle kesilemez.
Buradaki düzenleme hastalık isimlerini sınırlı sayıdaki kapalı bir liste şeklinde saymamaktadır. Kanunda “gibi” ifadesine yer verilmesi, benzer biçimde uzun süreli tedavi gerektiren başka hastalıkların da somut tıbbi değerlendirmeye göre bu kapsamda ele alınabilmesine imkân tanır. Ancak bu korumanın uygulanabilmesi için hastalığın uzun süreli tedavi gerektirdiğinin ve ek sürenin gerekli olduğunun sağlık kurulu raporuyla ortaya konulması gerekir.
Bu sebeple uzun süreli hastalığı bulunan bir uzman çavuş hakkında işlem tesis edilmeden önce, hastalığın niteliği, sağlık kurulu kararının içeriği, tedavinin devam edip etmediği ve personelin özel süre rejiminden yararlanıp yararlanamayacağı araştırılmalıdır. Yalnızca rapor toplamına dayanan ve sağlık kurulu değerlendirmesini dışlayan bir fesih işlemi hukuki denetimde tartışmalı hâle gelebilir.
Sağlık Nedeniyle Sözleşmenin Feshi İkramiye Hakkını Ortadan Kaldırır mı?
Sağlık nedeniyle sözleşmenin sona ermesi, uzman çavuşun ikramiye hakkını tek başına ortadan kaldırmaz. Üç aylık hava değişimi ve istirahat sınırının aşılması, kural olarak personelin kusurlu bir davranışından kaynaklanmaz. Bu nedenle sağlık sebebiyle ilişiği kesilen ve emeklilik hakkı kazanamayan uzman çavuşun, hizmet süresine karşılık gelen ayrılış ikramiyesinden yararlanması gerekir.
İkramiye bakımından asıl belirleyici nokta, uzman çavuşun sağlık nedeniyle emeklilik veya malullük hakkı kazanıp kazanmadığıdır. Mevzuat, emeklilik hakkı kazanan uzman erbaşlara ayrıca ayrılış ikramiyesi ödenmeyeceğini düzenlemektedir. Buna karşılık sağlık nedeniyle mesleğine devam edemeyen; fakat SGK ölçütlerine göre malul sayılmayan ve emeklilik hakkı doğmayan uzman çavuşun ikramiyeden de yoksun bırakılması, düzenlemenin koruyucu amacına aykırı olacaktır.
Bu noktada ikramiye ödemesinin gecikmesi ile ikramiye hakkının reddedilmesi birbirinden ayrılmalıdır. “TSK’da görev yapamaz” kararlı rapor üzerine SGK maluliyet incelemesi sonuçlanıncaya kadar ikramiye tahakkukunun bekletilmesi mümkündür. Ancak SGK tarafından maluliyetin reddedilmesinden sonra ikramiyenin süresiz biçimde ödenmemesi, ayrı bir mali hak uyuşmazlığı oluşturur.
Sağlık Kurulu Raporu ve Kesinleşme Süreci
Uzman çavuş hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporunun hukuki sonuç doğurabilmesi için yetkili sağlık kuruluşunca hazırlanması ve mevzuatta öngörülen onay veya uygunluk incelemesinin tamamlanması gerekir. Personel hakkında verilen “TSK’da görev yapamaz”, “sınıfı veya branşı görevini yapamaz” nitelikli raporlar, ilgili kuvvet komutanlığı veya yetkili kurum tarafından sağlık yeteneği mevzuatına uygunluk yönünden incelenir. Bu inceleme sonuçlanmadan rapor kesinlik kazanmaz.
Rapor kesinleşmeden ilişik kesme, emeklilik veya benzeri nihai işlemlerin tesis edilmesi, sağlık mevzuatındaki usul güvenceleri bakımından sorun doğurabilir. Uzman çavuşun raporun kendisine tebliğ tarihini, itiraz süresini, kontrol muayenesi veya hakem hastane sürecini ve raporun kesinleşme tarihini ayrıca takip etmesi gerekir. Raporun yalnızca ilk nüshasına bakılarak mali ve özlük hakları hakkında kesin kanaate varılmamalıdır.
“TSK’da Görev Yapar” Raporu Alan Uzman Çavuşun İkramiyesi
Üç aylık sürenin aşılması sebebiyle sözleşmesi sona erdirilen uzman çavuş hakkında daha sonra kesin işlemli “TSK’da görev yapar” kararı verilmesi, sağlık yönünden maluliyet veya emeklilik sonucunu doğuran bir durum bulunmadığını gösterir. Bu hâlde, emeklilik hakkı kazanılmadığı sürece, hizmet süresine göre hesaplanacak ikramiyenin tahakkuk ettirilmesi gerekir.
Bununla birlikte “TSK’da görev yapar” raporu, daha önce tesis edilen sözleşme feshi işlemini kendiliğinden hükümsüz hâle getirmez. Fesih işleminde üç aylık sürenin yanlış hesaplandığı, tedavi günlerinin hesaba katıldığı, uzun süreli hastalık istisnasının uygulanmadığı veya usule aykırı işlem yapıldığı düşünülüyorsa, ilişik kesme işlemine karşı ayrıca hukuki yola başvurulmalıdır. İkramiye talebi ile fesih işleminin iptali talebi farklı idari işlemlere ve farklı hukuki sonuçlara ilişkindir.
“TSK’da Görev Yapamaz” Raporu İkramiyenin Kaybedildiği Anlamına Gelir mi?
“TSK’da görev yapamaz” kararı, uzman çavuşun askerî hizmetin gerektirdiği sağlık şartlarını taşımadığını gösterir; ancak bu karar tek başına SGK bakımından maluliyet kararı değildir. Askerî sağlık yeteneği değerlendirmesi ile sosyal güvenlik mevzuatındaki maluliyet değerlendirmesi farklı ölçütlere, farklı kurumlara ve farklı hukuki sonuçlara dayanır.
Yetkili sağlık kuruluşunun raporu, SGK incelemesi bakımından önemli bir tıbbi belge olmakla birlikte, maluliyetin nihai tespitini Kurum Sağlık Kurulu yapar. Bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağına karar verilen bir uzman çavuş, SGK tarafından malul sayılmayabilir. Böyle bir durumda personel askerî mesleğine devam edemediği hâlde malullük aylığı veya sağlık nedeniyle emeklilik hakkı kazanamaz.
Mevzuatın ikramiye koruması tam da bu noktada önem kazanır. “Görev yapamaz” raporu üzerine ikramiye ödemesi SGK kararına kadar bekletilebilir; fakat SGK maluliyet talebini reddederse emeklilik hakkı doğmadığından, ikramiyenin hizmet süresi esas alınarak ödenmesi gerekir. Dolayısıyla görev yapamaz raporu, ikramiyenin kesin olarak kaybedildiği değil, maluliyet incelemesinin sonucunun beklenmesi gereken bir aşama olarak değerlendirilmelidir.
SGK Maluliyet İncelemesi Nasıl Yapılır?
Kamu görevlileri kapsamındaki sigortalılar bakımından maluliyet, çalışma gücünün en az yüzde altmışının veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünün kaybedildiğinin Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilmesine bağlıdır. Hastaneden alınan rapor tek başına malul sayılmak için yeterli değildir. Sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgeler SGK tarafından incelenir; gerekli görülürse ek belge, yeni muayene veya ara karar süreci işletilebilir.
Görevde bulunan personelin başvurusu kural olarak kurumu aracılığıyla yürütülür. Görevden ayrılmış uzman çavuşların ise ilgili SGK birimlerine başvuru yapması ve dosyanın durumunu takip etmesi gerekebilir. Maluliyet kararı verilmesi hâlinde emeklilik işlemleri yürütülür; maluliyetin reddedilmesi hâlinde ise bu karar, ayrılış ikramiyesinin ödenmesi yönündeki talebin temel dayanaklarından biri hâline gelir.
Sağlık sorununun görevin sebep ve etkisiyle meydana geldiği iddia ediliyorsa yalnızca adi maluliyet değil, vazife malullüğü yönünden de inceleme yapılmalıdır. Görev sırasında meydana gelen kaza, saldırı, meslek hastalığı veya görevin yürütülmesiyle doğrudan bağlantılı sağlık kaybı, sosyal güvenlik bakımından farklı ve daha geniş haklar doğurabilir. Bu değerlendirme, ayrılış ikramiyesi incelemesinden ayrı bir hukuki süreçtir.
SGK Maluliyet Kararı Verirse İkramiye Ödenir mi?
SGK tarafından maluliyet kabul edilerek uzman çavuşa emeklilik hakkı tanınması hâlinde, 3269 sayılı Kanun kapsamındaki ayrılış ikramiyesi ayrıca ödenmez. Personelin kamu görevine başlangıç tarihi ve tabi olduğu sosyal güvenlik statüsüne göre 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanır.
İkramiye ödenmemesi, uzman çavuşun hiçbir mali hak elde edemeyeceği anlamına gelmez. Somut durumuna göre malullük aylığı, adi malullük, vazife malullüğü, harp malullüğü veya sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan diğer haklar gündeme gelebilir. Bu sebeple yalnızca ayrılış ikramiyesine odaklanmak yerine, sağlık olayının görevle bağlantısı ve emeklilik statüsü bütüncül biçimde değerlendirilmelidir.
SGK Maluliyet Talebini Reddederse İkramiye Ödenir mi?
SGK tarafından uzman çavuşun malul sayılmamasına karar verilmesi, sağlık nedeniyle emeklilik hakkının doğmadığını gösterir. Bu durumda emeklilik hakkı sebebiyle ikramiye ödenmesine engel teşkil eden durum ortadan kalkar. Kendi kusuru olmaksızın sağlık nedeniyle sözleşmesi sona eren uzman çavuşa, hizmet süresi üzerinden hesaplanacak ikramiyenin ödenmesi gerekir.
Maluliyetin reddine rağmen ikramiye ödenmemişse, SGK kararının ve kesin işlemli sağlık kurulu raporunun bir örneğiyle sözleşmeyi fesheden makama yazılı başvuru yapılmalıdır. Başvuruda sözleşmenin sağlık nedeniyle sona erdiği, emeklilik hakkı kazanılmadığı ve 3269 sayılı Kanun ile Uzman Erbaş Yönetmeliği uyarınca ikramiye tahakkuk ettirilmesi gerektiği açıkça belirtilmelidir.
Yönetmelik, sözleşmenin sona ermesi ile SGK’nın maluliyet hakkında karar vermesi arasında geçen süre için ikramiyeye faiz ödenmeyeceğini düzenlemektedir. Bununla birlikte SGK kararından ve ödeme yükümlülüğünün doğmasından sonraki gecikmenin hukuki sonucu, somut başvuru ve ret tarihleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.
Uzman Çavuş İkramiyesi Nasıl Hesaplanır?
İkramiye hesabında uzman çavuşun toplam hizmet süresi ile ayrıldığı tarihte almakta olduğu ikramiyeye esas net maaş dikkate alınır. Hizmet süresi beş yılı geçmeyenlere, ikramiyeye esas net maaşın iki katının toplam hizmet yılıyla çarpılması sonucu bulunan tutar ödenir. Örneğin dört tam yıl hizmeti bulunan personel için temel hesap, ikramiyeye esas net maaşın sekiz katıdır.
Hizmet süresi beş yılı aşanlarda ilk beş yıl için ikramiyeye esas net maaşın toplam on katı hesaplanır; beş yılı aşan her tam hizmet yılı için ikramiyeye esas net maaşın bir katı ayrıca eklenir. Ancak toplam ikramiye hiçbir şekilde ayrılış tarihindeki ikramiyeye esas net maaşın yirmi katını geçemez.
Bir tam yıldan eksik kalan hizmet süreleri kıst olarak hesaplanır. Sağlık, vefat, kuvvet veya sınıf değişikliği ya da kadronun kaldırılması gibi nedenlerle bir yıllık hizmet tamamlanmadan ayrılan uzman çavuşlar bakımından da yıllık ikramiye tutarı on iki aya bölünerek fiilen hizmet edilen aylara karşılık gelen miktar ödenir. İkramiyeden damga vergisi dışında vergi kesintisi yapılmaz.
İkramiyeye esas net maaş, banka hesabına yatırılan bütün aylık ödemelerin toplamı değildir. Mevzuatta hariç tutulan ek tazminatlar, Kıbrıs tazminatı ve yabancı dil tazminatı gibi kalemler hesap dışında kalabilir. Bu nedenle sağlıklı bir hesaplama için ayrılış tarihindeki maaş bordrosu incelenmeli ve hangi ödeme unsurunun ikramiyeye esas net maaşa dâhil olduğu ayrı ayrı belirlenmelidir.
İkramiye Hesabının Temel Mantığı
| Hizmet Süresi | Hesaplama Esası |
| Beş yıl ve daha az | İkramiyeye esas net maaş × 2 × toplam hizmet yılı; eksik aylar kıst hesaplanır. |
| Beş yıldan fazla | İlk beş yıl için net maaş × 10; beş yılı aşan her tam yıl için ayrıca net maaş × 1. |
| Üst sınır | Toplam ödeme, ikramiyeye esas net maaşın yirmi katını geçemez. |
| Kesinti | Damga vergisi dışında vergi kesilmez. |
İkramiye Ödemesi İçin Hangi Belgeler Takip Edilmelidir?
Sağlık nedeniyle sözleşmesi sona eren uzman çavuşun, fesih onayı ve tebliğ belgesini, hava değişimi ve istirahat raporlarını, tedavi belgelerini, sağlık kuruluşuna sevk evrakını, kesin işlemli sağlık kurulu raporunu, raporun onay veya uygunluk incelemesine ilişkin yazıları ve SGK maluliyet kararını muhafaza etmesi gerekir. İkramiye uyuşmazlığında bu belgeler birbirini tamamlayan delil niteliğindedir.
Özellikle rapor sürelerinin hesabına ilişkin idari cetvelin temin edilmesi önemlidir. Hangi raporun kaç gün olarak değerlendirildiği, tedavi günlerinin ayrılıp ayrılmadığı, geriye doğru bir yıllık dönemin doğru belirlenip belirlenmediği ve son raporun hesaba nasıl katıldığı bu cetvel üzerinden denetlenebilir. İdareye yapılacak yazılı başvuruda yalnızca ödeme talep edilmemeli; hesabın dayanağı olan bilgi ve belgelerin de istenmesi faydalı olacaktır.
“TSK’da görev yapamaz” raporu verilmişse raporun kesinleşip kesinleşmediği, SGK’ya gönderilip gönderilmediği ve Kurum Sağlık Kurulunun karar verip vermediği takip edilmelidir. Maluliyet reddedilmiş olmasına rağmen ikramiye tahakkuk ettirilmemişse, ret kararı eklenerek sözleşmeyi fesheden makama açık ve gerekçeli bir başvuru yapılmalıdır. Sözlü görüşme ve telefonla alınan bilgi, başvuru tarihini ve talebin kapsamını ispatlamaya elverişli olmadığından işlemlerin yazılı yürütülmesi önem taşır.
İkramiye Ödenmezse Dava Açılabilir mi?
Kesin işlemli sağlık raporunun ve SGK maluliyet kararının sonucuna göre ikramiye hakkı doğduğu hâlde ödeme yapılmaması, idari yargının görev alanına giren bir mali hak uyuşmazlığına dönüşebilir. Bu durumda öncelikle ikramiyenin hesaplanarak ödenmesi istemiyle yetkili idari makama yazılı başvuru yapılması, başvurunun açık veya zımni biçimde reddedilmesi hâlinde ise iptal ve tam yargı taleplerinin somut işleme göre değerlendirilmesi mümkündür.
Dava süresi belirlenirken yalnızca sözleşmenin feshedildiği tarih esas alınmamalıdır. Sağlık kurulu raporunun kesinleşme tarihi, raporun idareye ulaştığı tarih, SGK maluliyet kararının tebliği, ikramiye talebiyle yapılan başvuru ve idarenin cevap tarihi birlikte incelenmelidir. Sözleşme feshi işlemine karşı açılacak dava ile ikramiye ödenmemesine karşı açılacak dava, hukuki sebep ve talep sonucu bakımından birbirinden farklıdır.
İkramiyenin ödenmiş olması, uzman çavuşun sözleşme feshi işlemini hukuka uygun kabul ettiği veya feshe karşı dava açma hakkından vazgeçtiği anlamına gelmez. Aynı şekilde fesih işlemine karşı dava açılması da ikramiye talebinin ayrıca ileri sürülmesine engel değildir. Ancak dava süresi ve görevli mahkeme bakımından somut dosyanın belgeleri üzerinden ayrı değerlendirme yapılmalıdır.
Üç aydan fazla rapor alan uzman çavuş mutlaka meslekten çıkarılır mı?
Her rapor aynı şekilde değerlendirilmez. Tedavi süresi genel sınıra dâhil değildir; görev kaynaklı sağlık olayları ve uzun süreli tedavi gerektiren hastalıklar yönünden istisnalar bulunmaktadır.
TSK’da görev yapamaz raporu alan uzman çavuş ikramiye alabilir mi?
Görev yapamaz raporu tek başına ikramiye hakkını ortadan kaldırmaz. SGK maluliyet incelemesi sonucunda emeklilik hakkı doğmazsa, diğer şartların varlığı hâlinde ikramiye ödenmesi gerekir.
Uzman çavuşun üç aylık rapor süresi nasıl hesaplanır?
Son hava değişimi veya istirahat raporunun başladığı tarihten geriye doğru bir yıllık dönem içinde kalan hava değişimi ve istirahat süreleri toplanır. Tedavi süresi hesaba katılmaz.
SGK maluliyet talebini reddederse ne olur?
Maluliyet reddi, sağlık nedeniyle emeklilik hakkı doğmadığını gösterir. Bu durumda sağlık nedeniyle ve kusuru olmaksızın sözleşmesi sona eren uzman çavuşun ikramiye talebi gündeme gelir.

