HAGB Güvenlik Soruşturmasına Engel mi? HAGB Memuriyete, Polisliğe ve Askeriyeye Engel Olur mu?

İçindekiler

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, uygulamada kısaca HAGB olarak adlandırılmakta ve özellikle kamu görevine girmek isteyen adaylar bakımından önemli tereddütlere yol açmaktadır. Hakkında HAGB kararı bulunan kişilerin en fazla merak ettiği konuların başında, bu kararın güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında görülüp görülmeyeceği, memuriyete engel teşkil edip etmeyeceği ve polislik, askerlik, uzman erbaşlık, öğretmenlik veya özel güvenlik görevliliği gibi mesleklerde elenme nedeni sayılıp sayılmayacağı gelmektedir.

HAGB kararının güvenlik soruşturmasına etkisi hakkında bütün dosyalar için geçerli tek ve kesin bir cevap verilmesi mümkün değildir. HAGB, açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değildir. Bu nedenle hakkında HAGB kararı bulunan kişinin doğrudan sabıkalı kabul edilmesi veya yalnızca bu karar gerekçe gösterilerek kamu görevine alınmaması hukuken tartışmalıdır. Bununla birlikte HAGB kararına konu suçun niteliği, olayın gerçekleşme biçimi, kararın kesinleşme tarihi, denetim süresinin devam edip etmediği, düşme kararı verilip verilmediği, başvurulan görevin özellikleri ve ilgili mesleğe ilişkin özel mevzuat hükümleri idari makamlar tarafından değerlendirilebilmektedir.

Dolayısıyla “HAGB güvenlik soruşturmasına kesinlikle engeldir” şeklindeki yaklaşım kadar “HAGB hiçbir şekilde dikkate alınamaz” şeklindeki değerlendirme de eksiktir. Hukuken doğru sonuca ulaşılabilmesi için ceza dosyası ile personel mevzuatının birlikte ve somut olayın özellikleri çerçevesinde incelenmesi gerekir.

Hanka Whatsapp

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Nedir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza mahkemesinin sanık hakkında bir hüküm kurmasına rağmen bu hükmün belirli bir denetim süresi boyunca hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden ceza muhakemesi kurumudur. HAGB kararında mahkeme, sanık hakkında bir ceza belirlemekte; ancak kurulan hükmün açıklanmasını ve sonuç doğurmasını kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde ertelemektedir.

HAGB kararı beraat kararı değildir. Bununla birlikte açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü niteliğinde de değildir. Bu ayrım, kararın memuriyete ve güvenlik soruşturmasına etkisinin belirlenmesi bakımından son derece önemlidir. İdarenin, HAGB kararını doğrudan kesinleşmiş mahkûmiyet olarak kabul etmesi ve kişi hakkında “suçlu” nitelendirmesinde bulunması HAGB kurumunun hukuki niteliğiyle ve masumiyet karinesiyle bağdaşmayabilir.

Denetim süresi içerisinde kanunda belirtilen koşullara uyulması ve kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Buna karşılık denetim süresi içerisinde kanunda belirtilen koşulların ihlal edilmesi durumunda mahkeme, daha önce kurulmuş bulunan hükmün açıklanmasına karar verebilir. Bu nedenle denetim süresi devam eden bir HAGB kararı ile hakkında düşme kararı verilmiş bir dosyanın güvenlik soruşturmasındaki hukuki ağırlığı aynı değildir.

2026 Yılında HAGB Kurumunun Güncel Hukuki Durumu Nedir?

Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli kararıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun HAGB kararı verilmesini mümkün kılan düzenlemesi hakkında iptal kararı vermiştir. Söz konusu karar 31 Aralık 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmış; iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. Bu nedenle Ağustos 2026 itibarıyla HAGB kurumu yönünden bir geçiş dönemi bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, daha önce verilmiş bütün HAGB kararlarının kendiliğinden ortadan kalktığı veya hükümsüz hâle geldiği anlamına gelmemektedir. Aynı şekilde geçiş süresinin devam ettiği dönemde HAGB kurumunun tamamen yürürlükten kalktığından da söz edilemez. Daha önce kesinleşen HAGB kararlarının denetim süreçleri devam etmekte ve bu kararların güvenlik soruşturmasına etkisi konusunda mevcut hukuki tartışmalar güncelliğini korumaktadır.

Bu sebeple 2026 yılında yapılacak değerlendirmede HAGB kararının verildiği tarih, denetim süresinin mevcut durumu, hükmün açıklanıp açıklanmadığı ve düşme kararı bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından hareketle mevcut HAGB kararlarının güvenlik soruşturmasında hiçbir şekilde gündeme gelemeyeceği sonucuna ulaşılması doğru değildir.

HAGB Güvenlik Soruşturmasına Engel mi?

HAGB kararı, tek başına ve otomatik olarak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasını gerektiren kesin bir engel değildir. Çünkü HAGB, kişi hakkında hukuki sonuç doğuran kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü niteliğinde bulunmamaktadır. Ancak bu durum, HAGB kararının veya karara konu olan olayın idare tarafından hiçbir şekilde değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez.

7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kapsamında kamu görevine ilk defa veya yeniden atanacak kişiler hakkında arşiv araştırması yapılmaktadır. Güvenlik açısından önem taşıyan bazı görevlerde ise arşiv araştırmasıyla birlikte daha kapsamlı bir güvenlik soruşturması yürütülmektedir. İdare, bu inceleme sonucunda elde edilen bilgileri Değerlendirme Komisyonu aracılığıyla ele almakta ve adayın başvurduğu göreve uygun olup olmadığını değerlendirmektedir.

Bununla birlikte idareye tanınan değerlendirme yetkisi sınırsız değildir. HAGB kararının varlığı öğrenilmiş olsa bile idarenin yalnızca “hakkında HAGB kararı bulunmaktadır” şeklindeki soyut gerekçeyle adayı elemesi hukuken yeterli kabul edilmemelidir. HAGB’ye konu fiilin başvurulan görevin niteliğiyle nasıl bir bağlantı taşıdığı, olayın kişinin güncel güvenilirliği bakımından neden risk oluşturduğu ve olumsuz değerlendirmeyi haklı kılan somut nedenlerin neler olduğu ortaya konulmalıdır.

HAGB Arşiv Araştırmasında Çıkar mı?

HAGB kararları, kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarıyla aynı şekilde normal adli sicil belgesinde gösterilmez. E-Devlet üzerinden alınan standart adli sicil kaydında HAGB kararının görünmemesi, kararın hiçbir resmî kayıt sisteminde bulunmadığı anlamına gelmemektedir. HAGB kararları, mevzuatta öngörülen özel kayıt sisteminde tutulmaktadır.

7315 sayılı Kanun uyarınca yapılan arşiv araştırmasında kişi hakkında HAGB kararı bulunup bulunmadığı araştırılabilir. Bu nedenle “HAGB adli sicil belgesinde görünmüyorsa güvenlik soruşturmasında kesinlikle ortaya çıkmaz” şeklindeki bilgi doğru değildir. Burada birbirinden ayrılması gereken iki husus bulunmaktadır. HAGB kararının araştırma sırasında tespit edilebilmesi başka, bu kararın doğrudan olumsuz sonuç doğurması başka bir konudur.

Kararın görülmesi, kişinin otomatik olarak kamu görevinden elenmesini gerektirmez. İdarenin HAGB’ye konu olayın niteliğini, aradan geçen süreyi, kişinin sonraki yaşamını, denetim süresinin başarıyla tamamlanıp tamamlanmadığını ve başvurulan görevin özelliklerini birlikte değerlendirmesi gerekir.

HAGB Kararı Mahkûmiyet Sayılır mı?

HAGB kararı, açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değildir. Mahkeme tarafından bir hüküm kurulmuş olmakla birlikte bu hükmün açıklanması geri bırakıldığı için karar, denetim süresi boyunca sanık hakkında kural olarak hukuki sonuç doğurmaz.

Bu nedenle HAGB kararının doğrudan mahkûmiyet olarak kabul edilmesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun memuriyete engel mahkûmiyetleri düzenleyen hükümlerinin otomatik biçimde uygulanması mümkün değildir. Bununla beraber HAGB kararının beraat kararı olmadığı da gözden kaçırılmamalıdır. İdari makamlar, özellikle güvenlik, silah taşıma, kamu düzeni, gizlilik veya yüksek derecede güven ilişkisi gerektiren görevlerde HAGB’ye konu fiilin özelliklerini inceleyebilir.

Bu inceleme sırasında kişinin suçluluğu kesinleşmiş gibi ifadeler kullanılması veya açıklanmamış hükmün kesin mahkûmiyet olarak sunulması masumiyet karinesi bakımından hukuki sorun doğurabilir. İdarenin değerlendirmesi, cezai suçluluk isnadı üzerinden değil, başvurulan görevin gerektirdiği nitelikler ile somut olay arasındaki ilişki üzerinden yapılmalıdır.

HAGB Memuriyete Engel mi?

HAGB kararı genel kural olarak tek başına devlet memuru olmaya kesin engel değildir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48’inci maddesinde kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmak ile maddede ayrıca sayılan bazı suçlardan mahkûm olmak memuriyete engel hâller arasında düzenlenmiştir.

HAGB kararında ise açıklanmış ve hukuki sonuç doğuran kesin bir mahkûmiyet bulunmamaktadır. Dolayısıyla HAGB’nin doğrudan 657 sayılı Kanun’da belirtilen mahkûmiyet şartıyla eşitlenmesi kural olarak mümkün değildir. Ancak memuriyete yapılacak atamalarda yalnızca 657 sayılı Kanun değil, başvurulan göreve ilişkin özel mevzuat da dikkate alınmalıdır.

Özellikle kamu güvenliği, kolluk faaliyeti, silah kullanma yetkisi, gizlilik dereceli bilgiye erişim veya çocuklarla doğrudan çalışma gerektiren kadrolarda HAGB’ye konu olay daha ayrıntılı biçimde incelenebilir. Buna rağmen idarenin olumsuz işlemi soyut kanaate değil, somut, ölçülü ve yargısal denetime elverişli gerekçelere dayanmalıdır.

Hangi Suçlardan Verilen HAGB Memuriyeti Etkileyebilir?

HAGB’nin memuriyete etkisi değerlendirilirken yalnızca verilen cezanın süresine bakılması yeterli değildir. Fiilin niteliği, olayın gerçekleşme koşulları ve başvurulan kamu göreviyle bağlantısı birlikte incelenmelidir.

Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar, terör suçları, rüşvet, zimmet, irtikâp, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, uyuşturucu madde ticareti, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve görevin gerektirdiği güven ilişkisini doğrudan etkileyebilecek fiiller daha hassas bir değerlendirmeye konu olabilir. Bununla birlikte suçun adının bu gruplardan birine girmesi, HAGB kararının her koşulda memuriyete engel olduğu anlamına gelmez.

Örneğin geçmişte gerçekleşmiş, görevin niteliğiyle ilgisi bulunmayan, denetim süresi sorunsuz tamamlanmış ve hakkında düşme kararı verilmiş bir olayın güncel risk olarak kabul edilmesi için idarenin güçlü ve somut gerekçeler ortaya koyması gerekir. Buna karşılık silah taşıma yetkisi bulunan bir göreve başvuran aday hakkındaki silahla işlenen bir suç veya mali sorumluluk taşıyan bir kadroya başvuran aday hakkındaki güveni kötüye kullanma fiili, görevle bağlantısı nedeniyle daha ayrıntılı değerlendirilebilir.

Düşmüş HAGB Güvenlik Soruşturmasında Sorun Olur mu?

Denetim süresinin başarıyla tamamlanmasının ardından davanın düşmesine karar verilmiş olması, aday lehine değerlendirilmesi gereken önemli bir hukuki durumdur. Düşme kararı, kişinin denetim süresinde kanunda öngörülen koşullara uyduğunu ve açıklanması geri bırakılan hükmün hukuki sonuç doğurmadığını göstermektedir.

Hakkında düşme kararı verilen bir HAGB dosyasının, yıllar sonra kişinin güncel güvenilirliğini ortadan kaldıran kesin bir veri gibi kullanılması ölçülülük ilkesi yönünden tartışmalıdır. İdare, düşme kararını görmezden gelerek yalnızca geçmişte HAGB verilmiş olmasına dayanamaz. Olumsuz değerlendirme yapılacaksa olayın güncel görevle bağlantısının ve devam eden riskin somut biçimde ortaya konulması gerekir.

Bununla beraber düşme kararı verilmiş olması, özel mevzuatta açıkça düzenlenen bütün engelleri kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir. Başvurulan mesleğin özel kanununda HAGB kararına veya belirli bir fiile açıkça sonuç bağlanmışsa ayrıca bu düzenlemenin incelenmesi gerekir.

HAGB Denetim Süresi Devam Ederken Memur Olunabilir mi?

HAGB denetim süresinin devam etmesi, tek başına memuriyete alınmaya kesin engel değildir. Denetim süresinde bulunan kişi hakkında henüz açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü yoktur. Bu nedenle kişi yalnızca denetim süresinin devam ettiği gerekçesiyle mahkûm kabul edilemez.

Ancak denetim süresinin devam ediyor olması, düşme kararı verilmiş bir dosyaya göre idarenin daha ayrıntılı inceleme yapmasına neden olabilir. Bu aşamada suçun niteliği, olayın yakın tarihte gerçekleşip gerçekleşmediği, başvurulan görevin özellikleri ve kişinin sonradan herhangi bir olumsuz davranışının bulunup bulunmadığı önem taşır.

İdarenin değerlendirmesinde denetim süresinin devam etmesi tek başına yeterli görülmemeli; HAGB’ye konu olay ile görevin gerektirdiği güvenilirlik arasında somut bir ilişki kurulmalıdır.

HAGB Polisliğe Engel mi?

Polislik, kamu düzeninin korunması, silah taşıma ve kullanma yetkisi, zor kullanma yetkisi ve kamu güvenliğine ilişkin hassas görevler içermesi nedeniyle güvenlik soruşturmasının daha kapsamlı değerlendirildiği mesleklerden biridir. Polis adayları hakkında genel memuriyet şartlarının yanında Emniyet Teşkilatına ve polis eğitim kurumlarına ilişkin özel mevzuat hükümleri de uygulanmaktadır.

HAGB kararı polisliğe her durumda ve otomatik olarak engel değildir. Ancak HAGB’ye konu suçun türü, olayın gerçekleşme şekli ve polislik mesleğiyle bağlantısı önemlidir. Kasten yaralama, tehdit, hakaret, uyuşturucu madde suçları, cinsel suçlar, silahla işlenen suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar veya mesleğin gerektirdiği güvenilirliği etkileyebilecek diğer fiiller daha sıkı değerlendirilebilir.

POMEM, PMYO veya PAEM adayının yalnızca HAGB kararının varlığı nedeniyle elenmesi durumunda, idarenin hangi özel mevzuat hükmüne dayandığı ve fiilin polislik mesleğine neden engel görüldüğü incelenmelidir. İşlem yalnızca soyut bir güvenlik değerlendirmesine dayanıyorsa, yargısal denetimde ölçülülük, gerekçe, masumiyet karinesi ve kamu hizmetine girme hakkı yönlerinden hukuka aykırılık ileri sürülebilir.

HAGB Uzman Erbaşlığa ve Askeriyeye Engel mi?

Uzman erbaşlık, sözleşmeli erlik, astsubaylık, subaylık ve askerî öğrencilik başvurularında güvenlik soruşturması ile arşiv araştırması birlikte yürütülebilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin görev alanı, silah kullanımı, devlet güvenliği ve gizlilik dereceli bilgilere erişim gibi özellikler taşıdığından askerî personel adayları hakkında daha kapsamlı bir güvenilirlik incelemesi yapılması mümkündür.

Bununla birlikte hakkında HAGB kararı bulunan her adayın askerî personel olamayacağı söylenemez. HAGB kararının askeriyeye etkisi; suçun türüne, fiilin askerlik mesleğiyle bağlantısına, özel başvuru yönetmeliğine, denetim süresine ve varsa düşme kararına göre belirlenir.

İdarenin yalnızca HAGB kaydının varlığına dayanması yeterli değildir. HAGB’ye konu olayın askerî disiplin, silah taşıma yetkisi, devlet sırlarına erişim veya sadakat yükümlülüğüyle nasıl bir bağlantı taşıdığı açıklanmalıdır. Özellikle çocukluk döneminde veya uzun yıllar önce gerçekleşen, görevin niteliğiyle bağlantısı bulunmayan ve denetim süresi başarıyla tamamlanan olayların güncel bir güvenlik riski olarak kabul edilmesi daha güçlü gerekçe gerektirir.

HAGB Öğretmenliğe Engel mi?

HAGB kararı öğretmenliğe de otomatik olarak engel değildir. Ancak öğretmenlik mesleğinde öğrencilerle doğrudan ve sürekli iletişim kurulması nedeniyle çocuklara karşı işlenen suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu suçları, şiddet içeren fiiller ve görevin gerektirdiği güven ilişkisini etkileyebilecek olaylar daha hassas biçimde değerlendirilebilir.

İdarenin HAGB kararını doğrudan mahkûmiyet kabul etmesi mümkün olmamakla birlikte, karara konu fiilin öğretmenlik mesleğinin özellikleriyle somut bağlantısını değerlendirmesi mümkündür. Bu değerlendirme yapılırken olayın tarihi, kişinin olay sırasındaki yaşı, denetim süresinin tamamlanıp tamamlanmadığı, düşme kararı ve kişinin sonraki yaşamındaki davranışları dikkate alınmalıdır.

HAGB Özel Güvenlik Olmaya Engel mi?

Özel güvenlik görevliliği bakımından diğer kamu görevlerinden farklı ve daha açık hükümler bulunmaktadır. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, belirli suçlar yönünden yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyete değil, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına da sonuç bağlayabilmektedir.

Bu nedenle “HAGB mahkûmiyet değildir ve hiçbir şekilde özel güvenlik görevliliğine engel olmaz” şeklinde genel bir çıkarım yapılması doğru değildir. HAGB’ye konu suçun 5188 sayılı Kanun’da belirtilen suçlardan olup olmadığı, cezanın niteliği ve kanundaki diğer şartlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Her HAGB kararı özel güvenlik görevlisi olmaya engel değildir. Ancak özel kanunda sayılan suçlardan biri hakkında HAGB kararı bulunması, özel güvenlik kimlik kartının verilmemesine veya yenilenmemesine neden olabilir. Bu bakımdan özel güvenlik başvuruları genel memuriyet kurallarından ayrı biçimde incelenmelidir.

HAGB Nedeniyle Güvenlik Soruşturması Olumsuz Sonuçlanırsa Ne Yapılmalıdır?

HAGB gerekçesiyle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan kişi öncelikle olumsuz işlemin kendisine bildirildiği tarihi kesin olarak belirlemelidir. Atanmama, adaylığın sonlandırılması, okuldan ilişik kesme, sözleşme yapılmaması veya özel güvenlik kimlik kartı verilmemesi gibi işlemlere karşı dava açma süresi çoğu durumda yazılı bildirimi izleyen günden itibaren başlamaktadır.

Özel bir kanunda farklı süre öngörülmemişse idari işlemin iptali için genel olarak altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılması gerekir. Dava dilekçesinde HAGB kararının kesinleşmiş mahkûmiyet niteliğinde olmadığı, idarenin somut gerekçe göstermediği, fiil ile başvurulan görev arasında bağlantı kurulmadığı, ölçülülük ilkesine uyulmadığı ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülebilir.

Atama veya eğitim sürecinin kesintiye uğraması sebebiyle telafisi güç zararlar doğabilecekse iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Ancak yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların ortaya çıkması koşullarının birlikte gösterilmesi gerekir.

Dava dosyasına HAGB gerekçeli kararı, kesinleşme şerhi, denetim süresini gösteren belgeler, varsa düşme kararı, olumsuz idari işlemin tebliğ belgesi ve başvurulan göreve ilişkin ilan veya özel mevzuat hükümleri eklenmelidir. Özellikle düşme kararı verilmiş olmasına rağmen kayıt hâlen değerlendirmeye alınıyorsa bu durum açık biçimde ortaya konulmalıdır.

HAGB Nedeniyle Açılacak İptal Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle tesis edilen atamama, ilişik kesme veya adaylığı sona erdirme işlemleri idari işlem niteliğindedir. Bu işlemlere karşı kural olarak idare mahkemesinde iptal davası açılır.

Yetkili mahkeme; işlemi tesis eden makamın bulunduğu yer, kamu görevlisinin görev yeri veya uyuşmazlığın özel niteliğine göre belirlenebilir. Polis okulu, askerî öğrenci, uzman erbaş, öğretmen, infaz ve koruma memuru ya da özel güvenlik görevlisi başvurularında yetki kuralları somut işleme göre ayrıca değerlendirilmelidir.

İşlemin hangi makam tarafından tesis edildiği belirlenmeden dava açılması, yetkisizlik kararı verilmesine ve sürecin uzamasına neden olabilir. Bu sebeple olumsuz sonuç yazısı, kurul kararı, ilişik kesme onayı ve tebliğ evrakı birlikte incelenmelidir.

HAGB Güvenlik Soruşturması Davası Ne Kadar Sürer?

Güvenlik soruşturmasına ilişkin iptal davalarının sonuçlanma süresi mahkemenin iş yüküne, dosyanın kapsamına, ara kararlarla istenecek bilgi ve belgelere ve istinaf sürecine göre değişmektedir. İlk derece yargılamasında idareden güvenlik soruşturmasına dayanak belgelerin getirtilmesi, Değerlendirme Komisyonu kararının incelenmesi ve ceza dosyasının temin edilmesi gerekebilir.

Dava açılması idari işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle adayın eğitimden çıkarılması, göreve başlatılmaması veya sözleşmesinin yapılmaması gibi sonuçların doğması hâlinde yürütmenin durdurulması talebinin somut ve ayrıntılı gerekçelerle hazırlanması önem taşır.

HAGB Güvenlik Soruşturmasına Kesin Engel Oluşturur mu?

HAGB kararı güvenlik soruşturmasına her durumda kesin engel oluşturmaz. HAGB, açıklanmış ve kesinleşmiş mahkûmiyet değildir. Bununla birlikte kararın konusu olan fiil, başvurulan görevin niteliği ve özel mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirmeye alınabilir.

Belirleyici olan yalnızca HAGB kararının bulunması değil, fiilin kamu göreviyle somut bağlantısıdır. İdarenin otomatik ve gerekçesiz bir eleme işlemi tesis etmesi hâlinde söz konusu işlem idari yargıda iptal davasına konu edilebilir.

Sonuç

HAGB güvenlik soruşturmasına engel mi sorusuna verilecek cevap; kararın mahkûmiyet niteliğinde olmaması, HAGB’ye konu suçun türü, olayın gerçekleşme biçimi, denetim süresinin durumu, düşme kararı, başvurulan meslek ve özel mevzuat hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

HAGB kararı genel memuriyet rejiminde otomatik bir yasaklılık nedeni değildir. Buna karşılık polislik, askerî personellik, uzman erbaşlık ve özel güvenlik görevliliği gibi güvenlik boyutu ağır basan mesleklerde daha kapsamlı bir incelemeye konu olabilir. Özel güvenlik görevliliğinde olduğu gibi bazı alanlarda kanun, belirli suçlara ilişkin HAGB kararlarına açıkça hukuki sonuç bağlamaktadır.

İdarenin HAGB kararını kesinleşmiş mahkûmiyet olarak değerlendirmesi, kişi hakkında suçluluğu kesinleşmiş gibi ifadeler kullanması veya fiil ile görev arasında somut bağlantı kurmadan adaylığı sona erdirmesi hukuka aykırılık oluşturabilir. HAGB gerekçesiyle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan kişilerin, tebliğ tarihini kaçırmadan ve ceza dosyasının güncel durumunu belgeleyerek idari yargı yoluna başvurması gerekir.

Osman Düz

Avukat

Avukat Osman DÜZ, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden “onur öğrencisi” derecesiyle mezun olmuştur. Öğrencilik sürecinde Adalet Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi iş birliği ile yürütülen hukuk kliniklerine katılarak “insan hakları” konusunda çalışmalar yapmış; dahil olduğu eğitimlerle bilişim hukuku ve rekabet hukuku alanlarına odaklanmıştır.