Ceza Hukukunda Dava ve Ceza Zamanaşımı(2026)

İçindekiler

Ceza hukukunda zamanaşımı, aradan belirli bir sürenin geçmesine hukuki sonuç bağlayan ve devletin cezalandırma yetkisinin kullanılmasını sınırlandıran önemli kurumlardan biridir. Ancak uygulamada dava zamanaşımı ile ceza zamanaşımı sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Oysa bu iki kurum farklı aşamalarda uygulanır ve doğurdukları hukuki sonuçlar da birbirinden farklıdır.

Dava zamanaşımı esas itibarıyla bir suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturmanın belirli süreler içinde yürütülüp sonuçlandırılmasıyla ilgilidir. Ceza zamanaşımı ise artık kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün ne kadar süre içerisinde infaz edilebileceğine ilişkindir. Başka bir ifadeyle dava zamanaşımı henüz kesin hüküm bulunmayan aşamaya, ceza zamanaşımı ise kesinleşmiş mahkûmiyet sonrasındaki infaz aşamasına ilişkindir.

Bu nedenle bir ceza dosyasında “zamanaşımı dolmuş mudur?” sorusuna yalnızca suç tarihine bakılarak cevap verilmesi çoğu zaman mümkün değildir. Suçun hukuki niteliği, kanunda öngörülen cezanın üst sınırı, suç tarihinde failin yaşı, suçun tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış olması, zincirleme ya da kesintisiz suç bulunup bulunmadığı, soruşturma ve kovuşturma sırasında zamanaşımını durduran veya kesen işlemlerin yapılıp yapılmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Hanka Whatsapp

Ceza Hukukunda Zamanaşımı Nedir?

Ceza hukukunda zamanaşımı, belirli bir sürenin geçmesinden sonra ceza soruşturması veya kovuşturmasının sürdürülememesi ya da kesinleşmiş cezanın infaz edilememesi sonucunu doğurabilen kanuni bir kurumdur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, zamanaşımını temel olarak dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı şeklinde ikiye ayırmıştır. Dava zamanaşımı TCK’nın 66 ve devamındaki maddelerde; ceza zamanaşımı ise TCK’nın 68 ve devamındaki maddelerde düzenlenmektedir.

Zamanaşımının en önemli özelliklerinden biri, tarafların talebine bağlı olmamasıdır. TCK m.72 uyarınca dava ve ceza zamanaşımı re’sen uygulanır. Dolayısıyla sanığın veya hükümlünün zamanaşımı itirazında bulunmamış olması, mahkemenin zamanaşımını dikkate almasına engel değildir. Aynı şekilde şüpheli, sanık veya hükümlü zamanaşımından vazgeçemez.

Dava Zamanaşımı ile Ceza Zamanaşımı Arasındaki Fark Nedir?

Dava ve ceza zamanaşımının birbirinden ayrılması özellikle uygulamada önem taşımaktadır.

KriterDava ZamanaşımıCeza Zamanaşımı
İlgili aşamaSoruşturma ve kovuşturmaKesinleşmiş hükmün infazı
Temel düzenlemeTCK m.66-67TCK m.68-71
BaşlangıçKural olarak suçun işlendiği tarihKural olarak hükmün kesinleştiği tarih
SonuçKamu davasının sürdürülememesi/düşmesiKesinleşmiş cezanın infaz edilememesi
Kesilme sebepleriTCK m.67TCK m.71
Re’sen uygulanır mı?EvetEvet

Bu nedenle henüz yargılaması devam eden bir kişi açısından kural olarak dava zamanaşımı tartışılırken, kesinleşmiş hapis veya adli para cezası bulunan kişi açısından ceza zamanaşımının değerlendirilmesi gerekir.

Dava Zamanaşımı Nedir?

Dava zamanaşımı, kanunda belirlenen sürenin geçmesi sonucunda devletin belirli bir suç nedeniyle ceza soruşturması ve kovuşturmasını sürdürme yetkisinin sona ermesini ifade eder.

Burada “dava” kelimesi yanıltıcı olmamalıdır. Zamanaşımı yalnızca mahkemede kamu davası açıldıktan sonraki dönemi ilgilendirmez. Soruşturma aşamasında da dava zamanaşımının gerçekleşmesi mümkündür. Dolayısıyla bir soruşturma dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığında bulunuyor olması zamanaşımını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Dava zamanaşımının kovuşturma sırasında gerçekleşmesi hâlinde ise CMK m.223 kapsamında kamu davasının düşmesine karar verilmesi gündeme gelir.

Dava Zamanaşımı Süreleri Kaç Yıldır?

Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinde genel dava zamanaşımı süreleri, suç için kanunda öngörülen cezanın ağırlığına göre belirlenmiştir.

Suç İçin Kanunda Öngörülen CezaDava Zamanaşımı
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası30 yıl
Müebbet hapis cezası25 yıl
20 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suç20 yıl
5 yıldan fazla ve 20 yıldan az hapis cezasını gerektiren suç15 yıl
5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suç8 yıl

Bu tablo değerlendirilirken önemli olan mahkemenin sonuçta sanığa verdiği ceza değildir. Dava zamanaşımında suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı esas alınır. Seçimlik olarak hapis veya adli para cezası öngörülen suçlarda ise zamanaşımı bakımından hapis cezası dikkate alınır. Ayrıca dosyada mevcut delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlinin bulunup bulunmadığı da değerlendirmeye dâhil edilir.

Bu nedenle örneğin sanığın somut olay nedeniyle iki yıl hapis cezası alma ihtimalinin bulunması, dava zamanaşımının doğrudan iki yıllık sonuç ceza üzerinden hesaplanabileceği anlamına gelmez. Öncelikle isnat edilen suçun hangi kanun maddesine girdiğinin, nitelikli hâllerin bulunup bulunmadığının ve ilgili düzenlemede cezanın üst sınırının ne olduğunun belirlenmesi gerekir.

Dava Zamanaşımı Nasıl Hesaplanır?

Ceza davasında zamanaşımı hesabının doğru yapılabilmesi için yalnızca suç tarihi ile bugünün tarihi karşılaştırılmamalıdır. Uygulamada yapılması gereken hesap daha ayrıntılıdır.

Öncelikle işlendiği ileri sürülen fiilin hangi suç tipini oluşturduğu tespit edilmelidir. Ardından suçun temel şekli yanında somut olayda uygulanabilecek daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâller değerlendirilmelidir. Daha sonra ilgili suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı belirlenerek TCK m.66 kapsamında hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağı tespit edilmelidir.

Bundan sonraki aşamada zamanaşımının hangi tarihte başladığı belirlenir. Son olarak dosyadaki ifade alma, sorgu, tutuklama, iddianame ve mahkûmiyet kararı gibi zamanaşımını kesebilecek işlemler ile zamanaşımını durdurabilecek nedenler kronolojik olarak incelenir.

Dolayısıyla zamanaşımı hesabı esasen dosyanın ceza muhakemesi geçmişinin tarih sırasına konulmasını gerektirir.

Dava Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

Dava zamanaşımının başlangıç tarihi her suç bakımından mutlaka fiilin ilk gerçekleştirildiği gün değildir. TCK m.66/6 farklı suç işleme biçimleri açısından özel başlangıç tarihleri öngörmektedir.

Tamamlanmış suçlarda zamanaşımı suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar. Suç teşebbüs aşamasında kalmışsa son hareketin gerçekleştirildiği tarih önem taşır. Kesintisiz, diğer ifadeyle mütemadi suçlarda kesintinin gerçekleştiği tarih; zincirleme suçlarda ise zinciri meydana getiren son suçun işlendiği tarih başlangıç olarak kabul edilir.

Çocuklara karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu bulunan kişiler tarafından işlenen suçlarda ise kanun koyucu mağdur çocuğu koruyucu özel bir düzenleme getirmiştir. Bu kapsama giren hâllerde zamanaşımının başlangıcı bakımından çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği tarih önem taşıyabilir.

Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir. Özellikle yıllara yayılan kesintisiz veya zincirleme suçlarda yalnızca ilk fiilin tarihine bakılarak yapılan zamanaşımı hesabı hatalı sonuç verebilir.

Çocukların İşlediği Suçlarda Dava Zamanaşımı Kaç Yıldır?

Suça sürüklenen çocuklar bakımından genel dava zamanaşımı süreleri yetişkinlerden farklı uygulanmaktadır.

Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş ancak on beş yaşını doldurmamış kişiler açısından TCK m.66’da öngörülen sürelerin yarısı; on beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını doldurmamış kişiler açısından ise sürelerin üçte ikisi esas alınmaktadır.

Örneğin yetişkin bir fail açısından sekiz yıllık olağan dava zamanaşımına tabi olan bir suçta, suç tarihinde on beş ile on sekiz yaş arasında bulunan suça sürüklenen çocuk açısından genel süre aynı şekilde sekiz yıl olarak uygulanmaz. Failin suç tarihindeki yaşı ayrıca hesaba katılmalıdır.

Burada belirleyici olan kişinin yargılama tarihindeki yaşı değil, fiilin işlendiği tarihteki yaşıdır.

Dava Zamanaşımının Durması Nedir?

Zamanaşımının durması ile kesilmesi aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Durma hâlinde, zamanaşımı süresinin daha önce işlemiş olan kısmı ortadan kalkmaz. Durma sebebi ortaya çıktığında süre geçici olarak işlemeyi bırakır. Durma sebebinin sona ermesiyle birlikte süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.

TCK m.67 uyarınca soruşturma veya kovuşturmanın yapılmasının izin veya karar alınmasına bağlı olması, başka bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucunun beklenmesi veya kanunda düzenlenen kaçaklık hâllerinin bulunması zamanaşımının durması bakımından önem taşıyabilir.

Örneğin suç tarihinden itibaren üç yıl zamanaşımı işlemiş ve daha sonra kanunda belirtilen bir durma sebebi ortaya çıkmışsa, durma süresi sona erdiğinde hesap sıfırdan başlamaz. Önceden geçen üç yıllık bölüm hesaba dâhil olmaya devam eder.

Dava Zamanaşımını Kesen Sebepler Nelerdir?

Kesilme, durmadan farklı olarak sürenin yeniden başlamasına neden olur.

TCK m.67 kapsamında şüpheli veya sanıklardan birinin Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilmesi, suçla ilgili iddianame düzenlenmesi ve sanıklardan bir kısmı hakkında dahi olsa mahkûmiyet kararı verilmesi dava zamanaşımının kesilmesi sonucunu doğurabilecek işlemlerdir.

Zamanaşımı kesildiğinde süre yeniden işlemeye başlar. Dosyada birden fazla kesilme sebebi varsa son kesme sebebinin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden hesaplama yapılır.

Bununla birlikte kesilme sebeplerinin zamanaşımını sınırsız şekilde uzatması mümkün değildir. Kanun, kesilme hâlinde zamanaşımı süresinin ilgili suç bakımından belirlenen normal sürenin en fazla yarısı kadar uzayabileceğini kabul etmiştir.

Olağan ve Uzamış Dava Zamanaşımı Nedir?

Uygulamada TCK m.66’daki temel süreler için “olağan” veya “asli dava zamanaşımı”, kesilme sebepleri nedeniyle ulaşılabilecek azami süre için ise “uzamış” ya da “olağanüstü dava zamanaşımı” ifadeleri kullanılmaktadır.

Örneğin TCK m.66 kapsamında sekiz yıllık dava zamanaşımına tabi bulunan bir suçta, zamanaşımını kesen kanuni işlemlerin varlığı hâlinde toplam süre kural olarak en fazla on iki yıla kadar ulaşabilir. Çünkü sekiz yıllık sürenin yarısı dört yıldır.

Olağan Dava ZamanaşımıKesilme Sonucu Ulaşılabilecek Azami Süre
8 yıl12 yıl
15 yıl22 yıl 6 ay
20 yıl30 yıl
25 yıl37 yıl 6 ay
30 yıl45 yıl

Ancak dosyada zamanaşımını durduran dönemler bulunuyorsa hesaplamanın ayrıca bu dönemler dikkate alınarak yapılması gerekir. Bu nedenle “suçun üzerinden on iki yıl geçti, dosya mutlaka düşmüştür” şeklinde otomatik bir değerlendirme her olay bakımından doğru olmayabilir.

Savcılık Dosyasında Zamanaşımı Olur Mu?

Evet. Dava zamanaşımı yalnızca mahkemede açılmış ceza davalarına özgü değildir.

Bir soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığında uzun süre açık bulunması, zamanaşımının hiçbir şekilde işlemeyeceği anlamına gelmez. Soruşturma aşamasında da suçun tabi olduğu zamanaşımı süresinin ve bu süreyi kesen veya durduran işlemlerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle yıllardır devam eden bir savcılık dosyasında suç tarihi, şüpheli ifadeleri, varsa tutuklama kararları, düzenlenen iddianameler ve diğer usul işlemleri incelenerek zamanaşımı hesabı yapılmalıdır.

Ceza Davası Kaç Yılda Zamanaşımına Uğrar?

“Ceza davası kaç yılda düşer?” sorusunun bütün suçlar için geçerli tek bir cevabı yoktur.

Ceza davalarında genel dava zamanaşımı süresi somut suçun kanundaki ceza miktarına göre 8 yıl, 15 yıl, 20 yıl, 25 yıl veya 30 yıl olabilir. Ayrıca kesilme nedeniyle bu süreler uzayabilir. Failin çocuk olması hâlinde daha kısa süreler uygulanabilir. Bazı suçlarda ise kanun zamanaşımının uygulanmamasını öngörmektedir.

Bu sebeple ceza davasının kaç yılda düşeceği belirlenirken yalnızca suç tarihi değil, suçun kanuni vasfı ve dosyada gerçekleştirilen bütün zamanaşımını etkileyen işlemler değerlendirilmelidir.

Beş Yıl Geçince Ceza Davası Düşer Mi?

Hayır. Ceza hukukunda bütün suçların beş yıl geçmesiyle zamanaşımına uğradığı yönünde genel bir kural bulunmamaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sisteminde genel dava zamanaşımı bakımından en düşük temel süre sekiz yıldır. Ancak özel kanun hükümleri, failin yaşı ve suçun niteliği nedeniyle farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.

Bu nedenle kamuoyunda zaman zaman kullanılan “beş yıl geçtiyse dosya kapanır” şeklindeki ifade ceza zamanaşımı bakımından genel ve doğru bir hukuki kural değildir.

Ceza Zamanaşımı Nedir?

Ceza zamanaşımı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararında hükmedilen cezanın kanunda belirlenen süre içinde infaz edilmemesi hâlinde artık infaz edilememesi sonucunu doğuran kurumdur.

Buradaki en önemli ayrım hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz istinaf veya temyiz incelemesi nedeniyle kesinleşmemiş bir mahkûmiyet hükmünde, kural olarak ceza zamanaşımından değil dava zamanaşımından söz edilir.

Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesiyle birlikte dosya artık infaz hukuku aşamasına geçer ve ceza zamanaşımı hükümleri önem kazanır.

Ceza Zamanaşımı Süreleri Kaç Yıldır?

TCK m.68 uyarınca ceza zamanaşımı süreleri şöyledir:

Kesinleşmiş CezaCeza Zamanaşımı
Ağırlaştırılmış müebbet hapis40 yıl
Müebbet hapis30 yıl
20 yıl ve daha fazla süreli hapis24 yıl
5 yıldan fazla hapis20 yıl
5 yıla kadar hapis ve adli para cezası10 yıl

Dava zamanaşımında suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı önem taşırken, ceza zamanaşımında artık kesinleşmiş mahkûmiyet hükmündeki cezanın niteliği ve miktarı esas alınmaktadır. TCK m.68 ayrıca farklı türden cezalar içeren hükümlerde en ağır ceza için öngörülen sürenin dikkate alınmasını düzenlemektedir.

Ceza Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

TCK m.68 uyarınca ceza zamanaşımı kural olarak hükmün kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

İnfaz başladıktan sonra herhangi bir şekilde kesintiye uğramışsa zamanaşımı bakımından infazın kesildiği tarih ve kalan ceza miktarı önem taşır. Kanun, bu durumda ceza zamanaşımı süresinin kalan ceza miktarı esas alınarak hesaplanmasını öngörmektedir.

Dolayısıyla örneğin kesinleşmiş cezanın bir bölümü infaz edildikten sonra infazın kesilmesi hâlinde, başlangıçta hükmedilen cezanın tamamı üzerinden otomatik hesap yapılması doğru olmayabilir.

Ceza Zamanaşımını Kesen Sebepler Nelerdir?

Ceza zamanaşımının kesilmesi TCK m.71’de ayrıca düzenlenmiştir.

Mahkûmiyet hükmünün infazı amacıyla yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna uygun şekilde tebligat yapılması veya bu amaçla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.

Ayrıca mahkûm kişinin, kanunda belirtilen koşullar altında üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı yeni bir suç işlemesi de ceza zamanaşımının kesilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Bu nedenle kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararında cezanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenebilmesi için yalnızca kesinleşme tarihine bakılması yeterli değildir. İnfaz dosyasındaki tebligatlar, yakalama işlemleri, infaza başlanıp başlanmadığı ve sonradan gerçekleşen hukuki olaylar birlikte incelenmelidir.

Dava Zamanaşımı ile Şikâyet Süresi Aynı Şey Midir?

Hayır. Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı birbirinden tamamen farklı kurumlardır.

Şikâyete bağlı suçlarda TCK m.73 kapsamında hak sahibinin, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içerisinde şikâyet hakkını kullanması gerekir. Genel şikâyet süresi altı aydır. Ancak bu süre dava zamanaşımı değildir.

Örneğin bir suç sekiz yıllık dava zamanaşımına tabi olsa dahi suç şikâyete bağlıysa mağdurun “sekiz yıl içinde istediğim zaman şikâyet edebilirim” şeklinde düşünmesi doğru değildir. Şikâyet hakkının ayrıca kanuni süresi içinde kullanılması gerekir.

Buna karşılık şikâyete tabi olmayan ve Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturulan suçlarda mağdurun altı aylık şikâyet süresini geçirmesi şeklinde bir sorun doğmaz.

Bu iki sürenin karıştırılması uygulamada ciddi hak kayıplarına neden olabileceğinden suçun şikâyete tabi olup olmadığı mutlaka ayrıca belirlenmelidir.

Konya ceza avukatı sayfamızdan bizimle iletişime geçebilir, aklınıza takılan soruların cevaplarını bulabilirsiniz.

Zamanaşımına Uğramayan Suçlar Var Mıdır?

Türk Ceza Kanunu’nda zamanaşımının genel bir kurum olarak kabul edilmesi, bütün suçların mutlaka zamanaşımına tabi olduğu anlamına gelmez.

Kanunda bazı ağır suçlar yönünden özel olarak zamanaşımının işlemeyeceği düzenlenmiştir. Bunun yanında TCK m.66/7’de, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yer alan ve kanunda belirtilen ağırlıktaki bazı suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımının uygulanmayacağı öngörülmektedir. Ceza zamanaşımı açısından da TCK m.68’de benzer özel hükümler bulunmaktadır.

Ayrıca soykırım ve insanlığa karşı suçlar gibi kanunda açıkça zamanaşımının işlemeyeceği belirtilen suçlar ile işkence suçu bakımından özel düzenlemeler bulunmaktadır.

Dolayısıyla yalnızca genel zamanaşımı tablosuna bakılarak her suç açısından zamanaşımı hesabı yapılması doğru değildir. Öncelikle ilgili suç maddesinde özel bir düzenleme bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Zamanaşımı Nedeniyle Düşme Kararı Beraat Anlamına Gelir Mi?

Zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararı ile beraat kararı hukuken aynı değildir.

Beraat kararı, CMK kapsamında sanığın suçtan cezalandırılmasını gerektirecek koşulların bulunmadığına ilişkin esasa yönelik bir hükümdür. Zamanaşımı nedeniyle düşme kararı ise esasen belirli bir sürenin geçmesi nedeniyle ceza yargılamasının devam ettirilememesine dayanır.

Bu ayrım özellikle CMK m.223/9 bakımından önem taşımaktadır. Kanuna göre derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde, düşme kararı verilmemesi gerekir. Başka bir ifadeyle dosyanın mevcut hâliyle hiçbir ek araştırmaya ihtiyaç bulunmaksızın beraat kararı verilmesi mümkünse, sırf zamanaşımı gerçekleşmiş olması nedeniyle beraat yerine düşme kararı verilmesi doğru değildir.

Bu nedenle zamanaşımı savunması yapılan bir ceza dosyasında yalnızca “davanın düşürülmesini” talep etmek her zaman sanık açısından en avantajlı hukuki yaklaşım olmayabilir. Dosyanın derhâl beraate elverişli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

İstinaf veya Temyizde Dava Zamanaşımı İşler Mi?

İlk derece mahkemesinin karar vermesi, mahkûmiyet hükmünün henüz kesinleşmediği durumlarda dava zamanaşımını tamamen sona erdirmez.

TCK m.67 uyarınca mahkûmiyet kararı zamanaşımını kesen sebeplerden biridir ve süre yeniden işlemeye başlar. Dosyanın istinaf veya temyiz incelemesinde uzun süre kalması nedeniyle zamanaşımının gerçekleşmesi bu nedenle mümkündür.

Yargıtay kararlarında da temyiz veya bozma aşamalarında dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin re’sen değerlendirildiği ve şartların bulunması hâlinde kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilebildiği görülmektedir.

Dolayısıyla “ilk derece mahkemesi ceza verdiği için artık zamanaşımı olmaz” şeklindeki değerlendirme hukuken doğru değildir. Önemli olan hükmün kesinleşip kesinleşmediği ve zamanaşımını etkileyen işlemlerin tarihleridir.

Örnek Dava Zamanaşımı Hesaplaması

Bir suçun kanundaki cezasının üst sınırının üç yıl olduğunu ve başka bir nitelikli hâlin bulunmadığını varsayalım. Bu suç genel olarak TCK m.66/1-e kapsamında sekiz yıllık dava zamanaşımına tabi olacaktır.

Suç 10 Mart 2015 tarihinde işlenmiş olsun. Normal şartlarda sekiz yıllık süre söz konusu olacaktır. Ancak şüphelinin 20 Haziran 2016 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesinin alınması zamanaşımını kesecektir. Daha sonra 10 Ocak 2018 tarihinde iddianame düzenlenmesi yeni bir kesilme sebebi oluşturacaktır. Sanık hakkında 4 Nisan 2022 tarihinde mahkûmiyet kararı verilmişse zamanaşımı bir kez daha kesilecektir.

Buna rağmen zamanaşımını kesen işlemler toplam sürenin sınırsız biçimde uzamasına neden olmaz. Sekiz yıllık temel zamanaşımı bakımından kesilme nedeniyle ulaşılabilecek azami süre kural olarak on iki yıldır. Dosyada ayrıca zamanaşımının durduğu dönemlerin bulunması hâlinde ise bunların ayrıca hesaba katılması gerekir.

Bu örnek dahi zamanaşımı hesabının neden yalnızca “suç tarihinden itibaren sekiz yıl geçti mi?” sorusuyla yapılamayacağını göstermektedir.

Örnek Ceza Zamanaşımı Hesaplaması

Bir kişi hakkında iki yıl altı ay hapis cezası verildiğini ve hükmün 1 Ekim 2020 tarihinde kesinleştiğini varsayalım.

Kesinleşmiş ceza beş yıldan az olduğundan genel olarak TCK m.68 kapsamında on yıllık ceza zamanaşımı süresi gündeme gelecektir.

Ancak 1 Ekim 2020 tarihine on yıl ekleyip doğrudan 1 Ekim 2030 tarihinde cezanın zamanaşımına uğrayacağı sonucuna varmak her durumda doğru değildir. İnfaz amacıyla yapılan kanuni tebligat, hükümlünün yakalanması, infaza başlanması ve infazın kesilmesi gibi olayların bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle kesinleşmiş cezalarda sağlıklı bir zamanaşımı hesabı için mahkeme dosyası kadar infaz savcılığı dosyasının da incelenmesi gerekir.

Dava Zamanaşımı Re’sen Dikkate Alınır Mı?

Evet. Dava zamanaşımı kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme tarafından re’sen değerlendirilir.

TCK m.72 uyarınca hem dava zamanaşımı hem de ceza zamanaşımı re’sen uygulanır. Sanığın zamanaşımı savunmasında bulunmamış olması veya zamanaşımını fark etmemesi mahkemenin bu hususu değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Zamanaşımı ilk derece mahkemesinden sonra istinaf veya temyiz aşamasında gerçekleşmişse kanun yolu incelemesini yapan merci tarafından da dikkate alınabilir.

Zamanaşımı İtirazı Nasıl Yapılır?

Dava zamanaşımı bir “itiraz süresine” bağlı savunma değildir. Kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekir.

Bununla birlikte uygulamada zamanaşımı iddiasının yalnızca “zamanaşımı gerçekleşmiştir” şeklinde ileri sürülmesi yerine somut bir kronoloji ile açıklanması daha sağlıklıdır.

Suç tarihi, uygulanması istenen suç maddesi, cezanın kanuni üst sınırı, uygulanacak TCK m.66 bendi, zamanaşımını kesen işlemler, bu işlemlerin tarihleri, varsa durma dönemleri ve nihai zamanaşımı tarihi açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Özellikle uzun süren ceza dosyalarında bu kronolojik inceleme, hesaplama hatalarının önlenmesi açısından önem taşır.

Dava Zamanaşımı Gerçekleşirse Ne Olur?

Dava zamanaşımının gerçekleşmesi, koşullarına göre soruşturma veya kovuşturmanın devamını engeller.

Kovuşturma aşamasında TCK’da öngörülen düşme sebebinin mevcut olduğunun anlaşılması hâlinde CMK m.223/8 kapsamında davanın düşmesine karar verilmesi gündeme gelir. Bununla birlikte dosyanın derhâl beraat kararı verilmesine elverişli olması hâlinde CMK m.223/9 hükmü ayrıca dikkate alınmalıdır.

Dolayısıyla zamanaşımı, her durumda sanık hakkında esas yönünden “suçsuzluk” tespiti yapıldığı anlamına gelmemektedir. Düşme ile beraat arasındaki hukuki farkın korunması gerekir.

Askeri avukat sayfamızdan askeri cezalar hakkında bilgi almak için ziyaret edebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Dava zamanaşımı nedir?

Dava zamanaşımı, bir suç nedeniyle ceza soruşturması ve kovuşturmasının kanunda öngörülen süre içerisinde sonuçlandırılmaması hâlinde devletin cezalandırma yetkisinin kullanılmasını engelleyebilen ceza hukuku kurumudur.

Ceza zamanaşımı nedir?

Ceza zamanaşımı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmündeki cezanın kanunda belirlenen süre içerisinde infaz edilmemesi hâlinde artık infaz edilememesi sonucunu doğuran kurumdur.

Ceza davası zamanaşımı kaç yıldır?

Tek bir süre yoktur. Genel dava zamanaşımı süreleri suç için öngörülen cezanın ağırlığına göre 8 yıl, 15 yıl, 20 yıl, 25 yıl veya 30 yıl olarak değişmektedir. Kesilme ve durma sebepleri sonucu değiştirebilir.

TCK 66 zamanaşımı süresi kaç yıldır?

TCK m.66 tek bir zamanaşımı süresi düzenlememektedir. Suçun kanundaki cezasına göre farklı süreler öngörülmüştür. Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda genel süre sekiz yıldır.

Sekiz yıllık dava zamanaşımı on iki yıla çıkar mı?

TCK m.67 kapsamında zamanaşımını kesen sebepler bulunuyorsa sekiz yıllık olağan süre, kanunda öngörülen azami uzama sınırı çerçevesinde on iki yıla kadar ulaşabilir.

İfade vermek zamanaşımını keser mi?

Her ifade işlemi aynı sonucu doğurmaz. TCK m.67 kapsamında şüpheli veya sanığın Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi zamanaşımını kesen sebepler arasındadır.

İddianame zamanaşımını keser mi?

Evet. Suçla ilgili iddianamenin düzenlenmesi TCK m.67 kapsamında dava zamanaşımını kesen sebeplerden biridir.

Mahkûmiyet kararı zamanaşımını keser mi?

Evet. Sanıklardan bir kısmı hakkında dahi olsa mahkûmiyet kararı verilmesi dava zamanaşımını kesen kanuni sebepler arasındadır.

Zamanaşımı nedeniyle dava düşerse beraat edilmiş olur mu?

Hayır. Düşme ve beraat farklı hüküm türleridir. Ancak dosya derhâl beraat kararı verilmesine elverişliyse CMK m.223/9 ayrıca değerlendirilmelidir.

Şikâyet süresi ile zamanaşımı aynı mıdır?

Hayır. Şikâyet süresi ve dava zamanaşımı farklı hukuki kurumlardır. Bir suçun sekiz yıllık dava zamanaşımına tabi olması, şikâyete tabi suçlarda mağdurun sekiz yıl boyunca şikâyette bulunabileceği anlamına gelmez.

Kesinleşmiş cezada zamanaşımı olur mu?

Evet. Kesinleşmiş cezalar açısından TCK m.68 ve devamında düzenlenen ceza zamanaşımı hükümleri uygulanabilir. Ancak infaz dosyasında zamanaşımını kesen işlemlerin bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

Zamanaşımı hesabında suç tarihi yeterli midir?

Hayır. Suçun türü, kanundaki cezanın üst sınırı, nitelikli hâller, failin suç tarihindeki yaşı, suçun tamamlanma biçimi ve zamanaşımını durduran veya kesen bütün işlemler değerlendirilmelidir.

Ceza hukukunda dava ve ceza zamanaşımı, ilk bakışta yalnızca belirli yılların hesaplanmasından ibaret görünse de somut ceza dosyasında oldukça teknik bir inceleme gerektirir. Dava zamanaşımında suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı ve yargılama sürecindeki kesilme-durma nedenleri belirleyiciyken, ceza zamanaşımında kesinleşmiş mahkûmiyet, hükmedilen ceza ve infaz aşamasındaki işlemler önem taşımaktadır.

Özellikle uzun yıllardır devam eden soruşturma ve kovuşturmalarda yalnızca suç tarihine bakılarak zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna ulaşılması doğru değildir. Dosyadaki bütün usul işlemlerinin tarih sırasına konulması, suçun hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi ve TCK m.66-72 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Aynı şekilde zamanaşımının gerçekleşmiş olması hâlinde doğrudan düşme kararı talep edilmeden önce dosyanın CMK m.223/9 kapsamında derhâl beraat kararı verilmesine uygun olup olmadığı da ayrıca incelenmelidir. Ceza yargılamasında zamanaşımının doğru hesaplanması, hem devletin cezalandırma yetkisinin kanuni sınırlarının korunması hem de şüpheli, sanık ve hükümlünün hukuki durumunun doğru belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Osman Düz

Avukat

Avukat Osman DÜZ, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden “onur öğrencisi” derecesiyle mezun olmuştur. Öğrencilik sürecinde Adalet Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi iş birliği ile yürütülen hukuk kliniklerine katılarak “insan hakları” konusunda çalışmalar yapmış; dahil olduğu eğitimlerle bilişim hukuku ve rekabet hukuku alanlarına odaklanmıştır.