Jandarma Meslekten Çıkarma Cezası İptali:2026 Güncel

İçindekiler
Jandarma meslekten çıkarma cezası iptali

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan personelin disiplin hukukuna ilişkin temel düzenleme 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun’dur. Kanun kapsamında jandarma personeli hakkında kınama, aylıktan kesme, kısa ve uzun süreli durdurma, meslekten çıkarma ve devlet memurluğundan çıkarma gibi farklı disiplin yaptırımları uygulanabilmektedir.

Bu cezaların her biri personelin yalnızca mevcut görevi bakımından değil; özlük dosyası, disiplin ceza puanı, terfi süreci ve mesleki geleceği bakımından da sonuç doğurabilir. Bu nedenle hukuka aykırı olduğu düşünülen disiplin cezalarının soruşturmanın başlangıcından kararın kesinleşmesine kadar bütün yönleriyle incelenmesi gerekir.

7068 sayılı Kanunda uyarma, kınama, aylıktan kesme, kısa süreli durdurma, uzun süreli durdurma, meslekten çıkarma ve devlet memurluğundan çıkarma olmak üzere farklı ağırlıkta disiplin yaptırımları öngörülmüştür. Bu yaptırımlar arasında özellikle Jandarma meslekten çıkarma cezası iptali, Aylıktan kesme cezası iptal davası jandarma, Uzun süreli durdurma cezası iptali jandarma ve Kınama cezası iptal davası jandarma aramaları, hakkında disiplin işlemi tesis edilen personelin hukuki başvuru yollarını araştırırken en fazla karşılaştığı başlıklar arasındadır. Her bir cezanın hukuki niteliği ve sonuçları farklı olmakla birlikte iptal davasında yapılacak temel inceleme ortaktır: isnat edilen fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği, fiilin doğru disiplin maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediği, soruşturmanın usulüne uygun yürütülüp yürütülmediği, kararın yetkili makam tarafından verilip verilmediği, savunma hakkının korunup korunmadığı ve verilen yaptırımın ölçülü olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Jandarma Meslekten Çıkarma Cezası İptali

Jandarma meslekten çıkarma cezası iptali, jandarma disiplin hukukunda personel açısından en ağır sonuç doğuran uyuşmazlıklardan biridir. 7068 sayılı Kanuna göre meslekten çıkarma; personelin Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır. Bu yaptırım ile devlet memurluğundan çıkarma birbirinden farklıdır. Meslekten çıkarılan personel genel olarak bütün kamu görevlerinden değil, Kanunda açıkça belirtilen kolluk teşkilatlarında yeniden çalışmaktan men edilmektedir. Devlet memurluğundan çıkarma ise kişinin bir daha devlet memurluğuna atanmaması sonucunu doğurmaktadır. Bu ayrım, disiplin işleminin personelin gelecekteki kamu görevlerine etkisinin belirlenmesi bakımından önemlidir.

Meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller 7068 sayılı Kanunun 8. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yetki veya nüfuzun kendisine ya da başkasına çıkar sağlamak amacıyla veya kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanılması; gizli tutulması gereken görev bilgilerinin yetkisiz kişilere açıklanması; kasıtlı olarak gerçek dışı rapor veya tutanak düzenlenmesi; görev sırasında alkollü içki içilmesi; göreve sarhoş gelinmesi; uyuşturucu maddeye ilişkin Kanunda belirtilen davranışların gerçekleştirilmesi; kumar oynanması veya oynatılması; hukuka aykırı kişisel veri sorgulamaları ve görev nedeniyle edinilen kişisel bilgilerin yetkisiz kişilerle paylaşılması gibi farklı nitelikteki fiiller meslekten çıkarma yaptırımına bağlanmıştır. Bunun yanında bazı daha hafif disiplin fiilleri, Kanunun ağırlaştırıcı nedenlere ilişkin hükümlerindeki şartların gerçekleşmesi hâlinde meslekten çıkarma yaptırımına kadar ağırlaştırılabilmektedir.

Jandarma meslekten çıkarma cezası iptali bakımından yalnızca soruşturma raporunda “fiilin sübuta erdiği” şeklinde bir kanaatin bulunması yeterli değildir. Personelin hangi somut eylemi gerçekleştirdiği, bu eylemin hangi delillerle kanıtlandığı ve eylem ile uygulanan disiplin hükmü arasında hukuki bir örtüşme bulunup bulunmadığı açık şekilde ortaya konulmalıdır. Özellikle mesleğin saygınlığının zedelenmesi, yetkinin kötüye kullanılması veya görevin gerektirdiği güvenin ortadan kalkması gibi değerlendirmeye açık kavramların uygulandığı uyuşmazlıklarda idarenin soyut kanaatten hareket etmemesi; olayın zamanı, yeri, gerçekleşme biçimi, personelin kusurunun derecesi ve hizmet üzerindeki etkisini somutlaştırması gerekir. Kanunun 6. maddesi de disiplin makamlarının takdir yetkisini ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli biçimde ve mutlaka gerekçeli olarak kullanmasını zorunlu kılmaktadır.

Meslekten çıkarma cezası yalnızca tek bir ağır disiplinsizlik nedeniyle değil, disiplin ceza puanlarının belirli seviyelere ulaşması nedeniyle de uygulanabilir. 7068 sayılı Kanunun 12. maddesine göre son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son bir yıl içerisinde yirmi disiplin ceza puanına veya Kanunda belirtilen sayıda disiplin cezasına ulaşılması yahut son beş yıl içerisinde kırk disiplin ceza puanına veya yine Kanunda öngörülen sayıda disiplin cezasına ulaşılması, disiplinsizliğin alışkanlık hâline getirilmesi kapsamında meslekten çıkarma sonucunu doğurabilmektedir. Dolayısıyla daha önce verilmiş kınama, aylıktan kesme veya durdurma cezalarının hukuka uygunluğu, ileride tesis edilen meslekten çıkarma işleminin hukuki temelini de doğrudan etkileyebilir.

Bu noktada yetkili disiplin kurulunun doğru belirlenmesi de büyük önem taşımaktadır. Personelin rütbesi, statüsü ve görev yaptığı birim, meslekten çıkarma kararını hangi kurulun verebileceğini ve kararın hangi makamların görüş veya onayıyla kesinleşeceğini değiştirebilmektedir. Nitekim Danıştay 2. Dairesinin 2022/763 Esas, 2025/5471 Karar sayılı uyuşmazlığında, uzman jandarma hakkında yetkisi bulunmayan İl Jandarma Disiplin Kurulunca tesis edilen meslekten çıkarma işleminin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Bu karar, Jandarma meslekten çıkarma cezası iptali davalarında yalnızca isnat edilen fiilin değil, cezayı tesis eden makamın kanuni yetkisinin de mutlaka incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Meslekten çıkarılması istenen personel açısından savunma güvenceleri de daha kapsamlıdır. 7068 sayılı Kanunun 31. maddesi uyarınca personel soruşturma evrakını inceleyebilir, tanık dinletebilir ve disiplin kurulu önünde kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü ya da yazılı savunmada bulunabilir. Bu nedenle personele isnat edilen olay ve deliller açıklanmadan, dosyaya erişim imkânı sağlanmadan veya savunmada gösterilen önemli deliller araştırılmadan verilen meslekten çıkarma cezası, iptal davasında ayrıca değerlendirilmelidir.

Aylıktan Kesme Cezası İptal Davası Jandarma

Aylıktan kesme cezası iptal davası jandarma personeli bakımından uygulamada sıklıkla karşılaşılan disiplin uyuşmazlıklarından biridir. 7068 sayılı Kanuna göre aylıktan kesme cezası, personelin fiilinin ağırlığına göre zam ve tazminatlar hariç brüt aylığından on beş günlüğe kadar kesinti yapılmasıdır. Kanunda aylıktan kesme yaptırımı üç günlüğe kadar, dört ila on günlüğe kadar ve on bir ila on beş günlüğe kadar olmak üzere farklı ağırlıklarda düzenlenmiştir. Bu ceza kesinleştikten sonra, kesinleşme tarihini takip eden aybaşında personelin maaşına uygulanmaktadır.

Görevde kayıtsızlık göstermek veya görevi savsaklamak, amir ve üstlerin görev ve mesleki konulara ilişkin uyarılarına uymamak, izinsiz olarak görev yapılan il sınırları dışına çıkmak, nöbet görevine gelmemek veya nöbet talimatına aykırı davranmak, belirli sürelerle göreve gelmemek, resmî belge veya göreve ilişkin evrakı kaybetmek ve görev sırasında kişilere karşı onur kırıcı davranışlarda bulunmak Kanunda farklı miktarlarda aylıktan kesme cezası öngörülen fiiller arasındadır. Ancak disiplin maddesinde bir fiilin tanımlanmış olması, olayın bu hükme otomatik olarak uyduğu anlamına gelmez. Soruşturma makamının personelin davranışının Kanunda belirtilen fiilin bütün unsurlarını taşıdığını somut biçimde göstermesi gerekir.

Örneğin “görevi savsaklamak” gerekçesiyle verilen aylıktan kesme cezasında yalnızca görevin istenilen zamanda tamamlanmamış olması yeterli olmayabilir. Görevin personele hangi şekilde verildiği, tamamlanması için makul süre tanınıp tanınmadığı, aynı tarihte personele verilen diğer görevlerin niteliği, görevin yerine getirilmesini engelleyen dış koşullar ve personelin gecikmedeki kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Benzer şekilde amir uyarısına uymama isnadında da hangi uyarının ne zaman ve hangi görev veya mesleki mesele hakkında yapıldığı ve personelin uyarıya hangi davranışla aykırı hareket ettiği açık olarak ortaya konulmalıdır.

Aylıktan kesme cezası iptal davası jandarma bakımından cezanın miktarı da yargısal denetimin dışında değildir. Disiplin makamının Kanunda belirlenen ceza aralığında bir yaptırım seçerken takdir hakkını gerekçeli kullanması gerekir. Disiplinsizliğin işleniş biçimi, olayın zaman ve yeri, hizmet üzerindeki etkisi, meydana gelen zarar veya tehlike, personelin kusurunun ağırlığı ve geçmiş disiplin durumu değerlendirmeye alınmalıdır. Personelin geçmiş hizmetleri olumlu ve değerlendirme puanı iyi veya çok iyi ise bir derece hafif cezanın uygulanması da Kanunun tanıdığı bir imkândır. Bu hükmün uygulanıp uygulanmadığının dosyadan anlaşılabilmesi, özellikle cezanın ölçülülüğü bakımından önem taşımaktadır.

Aylıktan kesme cezası ayrıca Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli bakımından üç disiplin ceza puanı doğurmaktadır. Bu nedenle maaştaki kesinti görece sınırlı görünse dahi cezanın uzun vadeli etkisi bundan ibaret değildir. Kesinleşen cezanın ileride başka disiplin cezalarıyla birleşerek Kanunun 12. maddesindeki ceza puanı sınırlarına ulaşılması hâlinde meslekten çıkarma sürecine katkıda bulunması mümkündür. Bu nedenle hukuka aykırı bir aylıktan kesme cezasının iptal edilmesinde personelin yalnızca güncel ekonomik menfaati değil, gelecekteki mesleki statüsü bakımından da hukuki yararı bulunmaktadır.

Uzun Süreli Durdurma Cezası İptali Jandarma

Uzun süreli durdurma cezası iptali jandarma personelinin statüsüne göre farklı sonuçlar doğurabilen özel bir disiplin alanıdır. 7068 sayılı Kanunda uzun süreli durdurma, personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin on iki, on altı, yirmi veya yirmi dört ay süreyle durdurulması olarak tanımlanmıştır. Mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunmak, görev sırasında kişilere hakaret etmek, devlet malı araç veya mühimmatı ihmal nedeniyle kaybetmek, hizmet içinde resmî sıfatın gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak eylemlerde bulunmak, görevde uyumak ve belirli sürelerin üzerinde göreve gelmemek uzun süreli durdurma yaptırımına bağlanan fiiller arasındadır. Daha ağır kademede ise amirin usulüne uygun emrini yerine getirmemek, amirin izni olmaksızın görev yerini terk etmek, amir veya üste hakaret etmek veya tehditte bulunmak gibi davranışlar düzenlenmiştir.

Jandarma personeli bakımından burada önemli bir özellik bulunmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığında terfileri 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine tabi personel hakkında uzun süreli durdurma yaptırımı, doğrudan kademe ilerlemesinin durdurulması şeklinde değil, brüt aylığın üçte biri ile yarısı arasında kesinti yapılması biçiminde uygulanmaktadır. Bu yaptırım Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli disiplin ceza puanı çizelgesinde altı ceza puanı olarak karşılık bulmaktadır. Dolayısıyla Uzun süreli durdurma cezası iptali jandarma araması yapan subay veya astsubay açısından uyuşmazlık yalnızca terfi veya kademe meselesi olmayabilir; önemli miktarda maaş kesintisi ve disiplin puanı sonucu da ortaya çıkabilir.

Uzun süreli durdurma cezasının ağırlığı nedeniyle disiplin soruşturmasında fiilin doğru nitelendirilmesi özellikle önemlidir. Örneğin “hizmet içinde resmî sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranış” şeklindeki düzenleme son derece geniş değerlendirme alanı yaratabilecek niteliktedir. Bir davranışın yalnızca kurum içerisinde hoş karşılanmaması veya amirler tarafından uygun görülmemesi, tek başına bu disiplin suçunun oluştuğu sonucunu doğurmamalıdır. Davranışın ne olduğu, hizmetle ilişkisi, hangi objektif nedenle personelin resmî sıfatının gerektirdiği güveni sarstığı ve hizmet üzerinde hangi somut etkiyi yarattığı gerekçeli biçimde ortaya konulmalıdır.

Aynı durum “amirin emrinin yapılmaması” fiili için de geçerlidir. Disiplin yaptırımının uygulanabilmesi için öncelikle bir emir bulunmalı, emrin görev veya hizmetle ilgili olması, yetkili amir tarafından verilmesi, personele ulaştığının belirlenmesi ve personelin bu emri yerine getirmediğinin ortaya konulması gerekir. Disiplin hukukunda fiilin kanundaki başlığına benzeyen genel bir olay anlatımı yeterli değildir; disiplin suçunu oluşturan unsurların dosyadaki delillerle ayrı ayrı ortaya konulması gerekir.

Bu nedenle Uzun süreli durdurma cezası iptali jandarma davalarında tanık ifadeleri, kamera görüntüleri, görev çizelgeleri, emir kayıtları, mesajlaşmalar, resmî yazışmalar ve personele verilen görevlerin kapsamı birlikte değerlendirilmelidir. Soruşturmacının yalnızca aleyhe beyanları dikkate alması, personelin gösterdiği delilleri toplamaması veya çelişkili ifadeleri gidermeden sonuca ulaşması, soruşturmanın yeterliliği bakımından uyuşmazlık yaratabilir. Anayasa Mahkemesi de genel kolluk personeline ilişkin disiplin rejimini değerlendirirken, disiplin cezası verilmeden önce hukuka uygun ve yeterli bir soruşturmanın yapılmasının önemine ve eksik soruşturmaların yargısal denetime tabi olduğuna dikkat çekmiştir.

Kınama Cezası İptal Davası Jandarma

Kınama cezası iptal davası jandarma personelince çoğu zaman cezanın görece hafif olduğu düşüncesiyle önemsenmeyebilmektedir. Oysa 7068 sayılı Kanuna göre kınama cezası, personele görevinin icrasında veya hâl ve hareketlerinde kusurlu olduğunun yazılı olarak bildirilmesidir ve Jandarma personeli bakımından iki disiplin ceza puanı doğurmaktadır. Ayrıca kınama cezası personelin özlük dosyasına işlenmekte ve belirli bir süre geçtikten sonra ancak Kanunda öngörülen koşulların bulunması hâlinde dosyadan silinmesi talep edilebilmektedir. Bu nedenle kınama cezasının hukuki etkisi yalnızca personele gönderilen bir yazıdan ibaret değildir.

7068 sayılı Kanunda mevzuat veya talimatlarla yasaklanan davranışlarda bulunmak, usule aykırı biçimde müracaat veya şikâyette bulunmak, bildirimleri süresinde ulaştırmamak, mesai arkadaşlarına karşı saygısız davranmak, tevdi edilen görevlerin gerektirdiği sorumluluğu üstlenmekten kaçındığını gösteren davranışlarda bulunmak, mesleki teamüllere aykırı hitaplarda bulunmak ve görevin yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama göstermek gibi davranışlar kınama cezasıyla ilişkilendirilmiştir.

Kınama hükümleri bakımından güncel Anayasa Mahkemesi kararlarının da dikkate alınması gerekir. Anayasa Mahkemesi 11 Şubat 2025 tarihli kararında 7068 sayılı Kanunun 8/2-g maddesinde amir, üst veya çalışma arkadaşlarının “işlem” ve “eylemleri” hakkında olumsuz söz söylenmesini kınama yaptırımına bağlayan düzenlemenin bu ifadelerini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkeme, kolluk personelinin disiplin yükümlülükleri ile ifade özgürlüğü arasında kurulması gereken dengeyi değerlendirmiştir. Bu gelişme özellikle amir veya üstlerin idari uygulamalarını eleştirdiği gerekçesiyle hakkında kınama cezası verilen personelin durumunda güncel mevzuat ve karar tarihinin ayrıca incelenmesini zorunlu hâle getirmektedir.

Dolayısıyla Kınama cezası iptal davası jandarma bakımından yalnızca “söylenen sözün olumsuz olup olmadığı” veya “amir tarafından uygun görülüp görülmediği” üzerinden değerlendirme yapılması yeterli değildir. Personelin kullandığı ifadelerin içeriği, ifade edildiği ortam, sözlerin görev düzenine somut etkisi, eleştirinin kişisel saldırı niteliğinde olup olmadığı ve Anayasa Mahkemesinin güncel iptal kararlarının somut olaya uygulanabilirliği birlikte değerlendirilmelidir.

Kınama cezasının daha hafif bir yaptırım olması savunma hakkını ortadan kaldırmaz. Personelden savunma alınmadan disiplin cezası verilmesi mümkün değildir. 7068 sayılı Kanuna göre savunma için verilen süre yedi günden az olamaz ve personel savunması istendikten sonra soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir. Dolayısıyla savunmanın süresiz veya içeriksiz biçimde istenmesi, isnat edilen olayın açıklanmaması ya da personelin dosyadaki temel delillere erişiminin engellenmesi hâlinde Kınama cezası iptal davası jandarma kapsamında savunma hakkının ihlali de dava sebebi olarak ileri sürülebilir.

Jandarma Disiplin Cezalarının İptalinde Ortak Hukuka Aykırılık Nedenleri

Meslekten çıkarma, aylıktan kesme, uzun süreli durdurma veya kınama cezalarının ağırlıkları birbirinden farklı olmakla birlikte, iptal davalarında incelenmesi gereken temel ilkeler büyük ölçüde ortaktır. Öncelikle disiplin soruşturması kanuni zamanaşımı süresi içerisinde başlatılmalıdır. Kınama, aylıktan kesme ve kısa veya uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiillerde, fiilin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay içerisinde soruşturmaya başlanması gerekir. Meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller bakımından bu süre altı aydır. Ayrıca disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde ceza verilmemesi hâlinde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Bunun yanında savunma alınmadan disiplin cezası verilemez ve personele savunma hazırlaması için en az yedi günlük süre verilmelidir. Disiplin kurulunca verilen kararların gerekçeli olması; ceza verilmesi durumunda hangi disiplinsizlik unsurlarının gerçekleştiğinin ve ceza miktarının belirlenmesinde hangi hususların esas alındığının kararda gösterilmesi gerekir. Bu düzenlemeler disiplin kararının yalnızca sonuç bildiren birkaç cümleden ibaret olamayacağını, cezanın maddi ve hukuki dayanaklarının denetlenebilir biçimde ortaya konulması gerektiğini göstermektedir.

Disiplin amirinin verdiği cezalara karşı kural olarak kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde bir üst disiplin amirine yazılı itiraz mümkündür. Vali, Jandarma Genel Komutanı veya Kanunda belirtilen diğer üst makamların doğrudan verdiği cezalar bakımından başvuru mercii değişebilmektedir. Bakan veya disiplin kurullarının doğrudan verdiği disiplin cezaları yönünden ise 7068 sayılı Kanunda ayrıca idari itiraz yolu öngörülmemiş ve doğrudan idari yargıya başvuru imkânı tanınmıştır. Kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir ve dava açma süresi kesinleşen cezanın personele tebliğinden itibaren işlemeye başlar.

Disiplin cezasının iptali istenirken soruşturma dosyasının tamamının birlikte değerlendirilmesi bu nedenle önemlidir. Soruşturma emri, görevlendirme yazısı, olay tutanakları, tanık ifadeleri, kamera ve ses kayıtları, görev çizelgeleri, resmî yazışmalar, personelin savunması, soruşturma raporu ve nihai disiplin kararı arasında maddi ve hukuki bir bütünlük bulunmalıdır. Bir belgenin diğerini doğrulamadığı, tanıkların temel olay konusunda çeliştiği, personelin lehine delillerin toplanmadığı veya disiplin makamının dosyada bulunmayan varsayımlardan hareket ettiği durumlarda işlemin sebep unsuru yönünden hukuka uygunluğu tartışmalı hâle gelebilir.

image
Jandarma meslekten çıkarma cezası iptali

Sonuç olarak Jandarma meslekten çıkarma cezası iptali, Aylıktan kesme cezası iptal davası jandarma, Uzun süreli durdurma cezası iptali jandarma ve Kınama cezası iptal davası jandarma birbirinden farklı sonuçlar doğuran disiplin uyuşmazlıkları olsa da her birinde disiplin soruşturmasının kanuna uygun biçimde yürütülmesi zorunludur. Personelin fiilinin somut ve yeterli delillerle ortaya konulması, fiilin doğru disiplin hükmü altında değerlendirilmesi, kararın yetkili makam tarafından verilmesi, savunma hakkının tam olarak kullandırılması, zamanaşımı sürelerine uyulması ve cezanın ölçülü olması gerekir.

Jandarma personeli hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarında savunmanın nasıl hazırlanması gerektiğine ilişkin ayrıntılı açıklamalar için Jandarma Disiplin Soruşturması ve Savunma başlıklı yazımız incelenebilir.

Disiplin cezasının ağırlığı azaldıkça hukuki denetimin önemi ortadan kalkmadığı gibi, özellikle disiplin ceza puanlarının birikimli etkisi nedeniyle daha hafif görünen cezalar dahi ilerleyen süreçte personelin mesleki statüsü üzerinde önemli sonuçlar meydana getirebilir. Jandarma teşkilatının kendi disiplin yayınlarında da personelin statüsü ve rütbesine göre yetkili disiplin kurullarının farklılaştığı görülmekte olup, Danıştay kararları da yetki, usul ve maddi sebep unsurlarının disiplin davalarında etkin biçimde denetlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Osman Düz

Avukat

Avukat Osman DÜZ, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden “onur öğrencisi” derecesiyle mezun olmuştur. Öğrencilik sürecinde Adalet Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi iş birliği ile yürütülen hukuk kliniklerine katılarak “insan hakları” konusunda çalışmalar yapmış; dahil olduğu eğitimlerle bilişim hukuku ve rekabet hukuku alanlarına odaklanmıştır.