Aşırı Borçlanma Nedeniyle Meslekten Atılma ve Sözleşme Fesih Davası

asiri-borclanma-sozlesme-feshi

Aşırı borçlanma, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri personeli, uzman erbaşlar, jandarma personeli, sahil güvenlik personeli ve genel kolluk görevlileri bakımından yalnızca kişisel mali durumla sınırlı bir konu değildir. Borçlanmanın süreklilik kazanması, borçların ödenmemesinin alışkanlık hâline gelmesi ve bu durumun disiplin hukuku bakımından personelin statüsünü etkileyen bir seviyeye ulaşması hâlinde, idare tarafından disiplin soruşturması başlatılabilmekte, bazı statüler bakımından Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası veya sözleşme feshi gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle “aşırı borçlanma” kavramı, sıradan bir kredi borcu, geçici ödeme güçlüğü ya da tekil icra takibiyle aynı anlama gelmemektedir.

6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 20. maddesinde aşırı borçlanmak ve borçlarını ödeyememek, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler arasında düzenlenmiştir. Ancak bu hükmün uygulanabilmesi için personelin yalnızca borçlu olması yeterli değildir. Kanunun aradığı temel ölçüt, kişinin aşırı derecede borçlanmaya düşkün olması ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık hâline getirmesidir. Başka bir ifadeyle, borç miktarı tek başına belirleyici olmayıp, borcun oluşma nedeni, borçlanmanın sürekliliği, ödeme imkânı bulunup bulunmadığı, personelin ödeme iradesi, borçlarını yapılandırma veya kapatma yönündeki girişimleri ve borçların mücbir sebeplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Aşırı Borçlanma Nedir?

Aşırı borçlanma, kişinin gelir ve mali gücüyle bağdaşmayacak biçimde sürekli borç ilişkisine girmesi, bu borçları olağan yaşam düzeninin bir parçası hâline getirmesi ve zamanla borçlarını ödememeyi alışkanlık seviyesine taşımasıdır. Disiplin hukuku bakımından burada önem taşıyan husus, personelin ekonomik sıkıntıya düşmüş olması değil, borçlanma davranışının süreklilik kazanmış ve sorumluluk duygusundan uzaklaşmış bir hâl almış olmasıdır.

Bir personelin banka kredisi kullanması, kredi kartı borcu bulunması, taksitli alışveriş yapması veya geçici olarak borcunu ödeyememesi tek başına aşırı borçlanma anlamına gelmez. Günümüz ekonomik koşullarında birçok kamu görevlisinin kredi, kredi kartı, konut finansmanı, taşıt kredisi veya ihtiyaç kredisi kullanması olağan kabul edilmektedir. Bu nedenle idare, yalnızca icra dosyalarının varlığına dayanarak doğrudan aşırı borçlanma nedeniyle meslekten atılma veya aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih işlemi tesis edemez. Hukuken aranan husus, borçlanmanın olağan sınırları aşması ve borçların ödenmemesinin sürekli bir davranış biçimine dönüşmesidir.

Aşırı Borçlanma Nasıl Oluşur? Aşırı Borçlanma Nedeniyle Meslekten Atılma ve Sözleşme Feshi Bakımından Değerlendirme

Aşırı borçlanma, her zaman yüksek miktarlı tek bir borcun varlığıyla ortaya çıkmaz. Çoğu durumda personelin mali dengesini bozan süreç, küçük görünen ancak zamanla birbirini besleyen borç ilişkilerinin süreklilik kazanmasıyla oluşur. Maaşla karşılanamayacak ölçüde kredi kullanılması, kredi kartı borçlarının asgari ödeme tutarlarıyla sürekli ertelenmesi, mevcut borcun başka bir krediyle kapatılmaya çalışılması, maaş haczi nedeniyle yeni borçlara yönelinmesi ve bu döngünün zaman içinde personelin ekonomik hayatını yönetilemez hâle getirmesi, idare tarafından “aşırı borçlanma” kapsamında değerlendirilebilecek olgulardandır. Ancak bu değerlendirme yapılırken yalnızca borç miktarına, icra dosyası sayısına veya maaş haczinin bulunmasına bakılması yeterli değildir. Aşırı borçlanma nedeniyle meslekten atılma veya aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih işlemi tesis edilebilmesi için, borçlanmanın hangi sebeple meydana geldiği, borçların hangi tarihlerde doğduğu, personelin ödeme iradesi gösterip göstermediği, borçlarını yapılandırıp yapılandırmadığı, alacaklılarla uzlaşma girişiminde bulunup bulunmadığı ve borçların zorunlu hayat olaylarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı somut biçimde araştırılmalıdır. Aksi hâlde, yalnızca icra takiplerinin varlığına dayanılarak personelin mesleki hayatını sona erdirecek nitelikte ağır bir işlem tesis edilmesi, ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.

Aşırı borçlanma değerlendirmesinde belirleyici olan husus, personelin borçlu olması değil; borçlanmayı sürekli bir davranış biçimine dönüştürüp dönüştürmediği ve borçlarını ödememeyi alışkanlık hâline getirip getirmediğidir. Bu nedenle bir personelin kredi kullanması, taksitli alışveriş yapması, ekonomik koşullar nedeniyle geçici ödeme güçlüğü yaşaması veya tek bir icra takibine maruz kalması doğrudan aşırı borçlanma disiplinsizliği anlamına gelmez. Özellikle sağlık giderleri, ailevi zorunluluklar, kefillik, trafik kazası, doğal afet, ani ekonomik dalgalanmalar veya öngörülemeyen giderler nedeniyle borç altına giren personel hakkında yapılacak değerlendirme daha dikkatli olmalıdır. Çünkü bu tür hâllerde borçlanma, kişinin borçlanmaya düşkünlüğünden değil, çoğu zaman iradesi dışında gelişen zorunlu koşullardan kaynaklanmaktadır. Bu yönüyle aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih veya Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemlerinde idarenin, borçların kaynağını ve personelin kusur durumunu araştırmadan işlem tesis etmesi iptal davasında güçlü bir hukuka aykırılık sebebi oluşturacaktır.

Örnek olarak, maaşının büyük bölümünü uzun süredir icra kesintileri nedeniyle kullanamayan, buna rağmen yeni kredi ve kredi kartı borçları oluşturmaya devam eden, alacaklıların ihtar ve takiplerine rağmen hiçbir ödeme planı sunmayan, borçlarını kapatmak yerine sürekli yeni borçlanma yoluna giden ve bu durumun görev çevresinde süreklilik kazanmış bir mali düzensizlik olarak görünür hâle geldiği personel bakımından idare, aşırı borçlanma iddiasını ileri sürebilir. Fakat bunun karşısında, borçlarının önemli bir kısmını ödemiş, icra takiplerini yapılandırmış, maaşından düzenli kesinti yapılmasına rağmen borçlarını kapatma iradesi göstermiş, borçların sağlık gideri, ailevi zorunluluk veya kefillik gibi nedenlerden kaynaklandığını belgeleyen personel yönünden aynı sonuca ulaşmak hukuken mümkün değildir. Bu nedenle aşırı borçlanma nedeniyle meslekten atılma veya aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih işlemi, her olayın kendi şartları içinde ve somut delillerle değerlendirilmelidir.

Örnek gerekçeler şu şekilde düzenlenebilir:

  1. Personelin borçlarının tek seferlik ve geçici bir ödeme güçlüğünden değil, uzun süre devam eden ve kontrol edilemeyen borç ilişkilerinden kaynaklanması.
  2. Mevcut borçların kapatılması için sürekli yeni kredi kullanılması ve borç döngüsünün kendi içinde büyüyerek devam etmesi.
  3. Kredi kartı borçlarının sürekli asgari ödeme yoluyla ertelenmesi, ancak borçların azaltılmasına yönelik gerçekçi bir ödeme planı oluşturulmaması.
  4. Maaş haczi bulunmasına rağmen personelin yeni borç ilişkilerine girmeye devam etmesi ve gelir-gider dengesini objektif olarak sürdürülemez hâle getirmesi.
  5. Personel hakkında çok sayıda icra takibi başlatılmış olması, ancak bu takiplerin nedenleri, ödeme durumları ve borçların hangi amaçla doğduğu konusunda idarece ayrıntılı araştırma yapılmaması.
  6. Borçların sağlık gideri, trafik kazası, doğal afet, kefillik, ailevi zorunluluk veya ekonomik dalgalanma gibi zorunlu nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığının ortaya konulmaması.
  7. Personelin borçlarını ödemeye yönelik iyi niyetli girişimlerinin, yapılandırma belgelerinin, ödeme dekontlarının ve alacaklılarla yaptığı anlaşmaların soruşturma dosyasında değerlendirilmemesi.
  8. Aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih işlemi tesis edilirken, personelin görev başarısı, sicil durumu, disiplin geçmişi, amir kanaatleri ve mesleki performansının dikkate alınmaması.
  9. Sadece icra dosyası sayısına veya maaş haczine dayanılarak, borçlanmanın “alışkanlık” seviyesine ulaştığı yönünde soyut kanaat oluşturulması.
  10. Personelin borçlarını ödememeyi alışkanlık hâline getirdiğine dair somut tespit yapılmadan, doğrudan aşırı borçlanma nedeniyle meslekten atılma sonucuna gidilmesi.
  11. Borçların tamamının veya önemli bir kısmının ödenmiş olmasına rağmen, güncel borç durumu araştırılmadan geçmiş icra kayıtları esas alınarak işlem tesis edilmesi.
  12. İdarenin, personelin lehine olan delilleri toplamadan, savunmasını yeterli şekilde değerlendirmeden ve ölçülülük ilkesini tartışmadan ağır yaptırım uygulaması.

Bu kapsamda aşırı borçlanma, yalnızca borcun varlığına indirgenemeyecek kadar teknik ve somut inceleme gerektiren bir disiplinsizlik iddiasıdır. Aşırı borçlanma nedeniyle meslekten atılma veya aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih işlemlerinde idare, personelin mali durumunu yüzeysel biçimde değil, borçların sebebi, süresi, ödeme iradesi, zorunluluk hâlleri ve güncel borç tablosu üzerinden değerlendirmek zorundadır. Bu araştırma yapılmadan tesis edilen işlemler, iptal davasında eksik inceleme, ölçüsüzlük, sebep unsuru yönünden hukuka aykırılık ve savunma hakkının etkili kullandırılmaması gerekçeleriyle tartışmaya açılabilecektir.

Hangi Borçlar Aşırı Borçlanma Sayılmaz?

Kanun koyucu, bazı borçlanma nedenlerini özellikle istisna kapsamında değerlendirmiştir. Nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülke genelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlık ve tedavi giderleri, kefillik ve benzeri zorunluluk hâlleri nedeniyle doğan borçlar, her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Bu tür borçlar, kişinin keyfi harcama alışkanlığından veya borçlanmaya düşkünlüğünden değil, çoğu zaman iradesi dışında gelişen zorlayıcı şartlardan kaynaklanır.

Örneğin personelin kendisi, eşi, çocuğu veya bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için yaptığı sağlık giderleri nedeniyle borçlanması; trafik kazasından kaynaklanan tazminat, araç hasarı veya tedavi giderleri nedeniyle ödeme güçlüğüne düşmesi; ülke genelinde yaşanan ekonomik dalgalanma nedeniyle faiz, kur veya kredi yükünün öngörülemez biçimde artması; yakını için kefil olması nedeniyle icra tehdidiyle karşı karşıya kalması doğrudan “borçlanmaya düşkünlük” olarak yorumlanamaz. İdare, bu gibi durumlarda borcun kaynağını araştırmalı, personelin kusur derecesini belirlemeli ve zorunluluk hâlinin bulunup bulunmadığını somut belgeler üzerinden değerlendirmelidir.

Ayrıca borcun kapatılmış olması, icra takibinin son bulması veya haczin kaldırılması da önemlidir. Borç döngüsünün sona ermesi, disiplinsizliğin temadi eden yönünün ortadan kalktığını gösterebilir. Bu nedenle disiplin soruşturması sırasında yalnızca geçmiş icra kayıtlarına bakılması yeterli değildir. Güncel borç durumu, ödeme belgeleri, yapılandırma sözleşmeleri, banka kayıtları, maaş haczi dosyaları ve alacaklılarla yapılan anlaşmalar birlikte incelenmelidir.

Aşırı Borçlanma Suç Mudur?

Aşırı borçlanma, kural olarak Türk Ceza Kanunu anlamında bir suç değildir. Bir kişinin borçlu olması, kredi kullanması, icra takibine uğraması veya borcunu zamanında ödeyememesi tek başına ceza hukuku bakımından suç oluşturmaz. Ancak askerî disiplin hukuku ve kolluk disiplin hukuku bakımından aşırı borçlanma belirli şartlarda disiplinsizlik sayılabilir. Bu nedenle “aşırı borçlanma suç mudur?” sorusuna verilecek doğru cevap, ceza hukuku bakımından suç olmadığı; fakat disiplin hukuku bakımından mesleki yaptırıma konu edilebileceği şeklindedir.

Bununla birlikte borç ilişkisi dolandırıcılık, sahtecilik, karşılıksız çek, güveni kötüye kullanma veya benzeri bir ceza soruşturmasına konu olmuşsa, bu durumda mesele yalnızca aşırı borçlanma disiplinsizliğiyle sınırlı kalmayabilir. Ancak sırf borçlu olmak ile suç işlemek birbirine karıştırılmamalıdır. İdare, disiplin yaptırımı uygularken personelin borçlu olmasını değil, kanunda tanımlanan disiplinsizlik fiilinin oluşup oluşmadığını ispatlamakla yükümlüdür.

Aşırı Borçlu Olma Disiplinsizliğinin Cezası Nedir?

TSK personeli bakımından aşırı borçlanmak ve borçlarını ödeyememek, 6413 sayılı Kanun kapsamında Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizliklerden biridir. Bu nedenle subay, astsubay ve ilgili statüdeki personel bakımından sonuç oldukça ağırdır. Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası, personelin mesleki geleceğini, ekonomik düzenini, sosyal statüsünü ve aile hayatını doğrudan etkileyen ağır bir idari yaptırımdır. Bu nedenle bu cezanın uygulanabilmesi için idarenin çok daha titiz bir araştırma yapması gerekir.

Uzman erbaşlar bakımından ise aşırı borçlanma çoğu zaman “kendilerinden istifade edilememe” değerlendirmesiyle sözleşme feshi sonucuna bağlanabilmektedir. Bu noktada “aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih” işlemi, yalnızca personelin borçlu olduğu gerekçesiyle değil, borçlanmanın personelden istifade edilemeyecek seviyeye ulaştığı iddiasıyla tesis edilmektedir. Ancak bu değerlendirme de soyut kanaate dayalı olamaz. Personelin görev performansı, sicil durumu, disiplin geçmişi, aldığı takdir ve ödüller, borçların oluşma nedeni, ödeme iradesi ve güncel mali durum birlikte ele alınmalıdır.

TSK Aşırı Borçlanma Limiti Nedir?

Uygulamada en çok sorulan sorulardan biri “TSK aşırı borçlanma limiti nedir?” sorusudur. Mevzuatta, aşırı borçlanma için herkes bakımından geçerli sabit bir parasal limit bulunmamaktadır. Yani kanunda “şu miktarın üzerindeki borç aşırı borçlanmadır” şeklinde kesin bir rakam yer almamaktadır. Bu nedenle aşırı borçlanma değerlendirmesi, borcun nominal tutarından ziyade personelin geliri, ödeme gücü, borçların sayısı, icra takiplerinin niteliği, borcun doğum nedeni ve ödeme alışkanlığı üzerinden yapılmalıdır.

Örneğin aynı miktardaki borç, farklı gelir düzeyine sahip iki personel bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Bir personel bu borcu düzenli taksitlerle ödeyebilecek durumdayken, başka bir personel maaşının büyük kısmının haczedilmesi, birden fazla icra dosyasının bulunması ve borçları kapatmaya yönelik hiçbir girişimde bulunmaması nedeniyle farklı değerlendirilebilir. Dolayısıyla aşırı borçlanma limiti, sabit bir rakam değil, somut olayın bütün koşullarıyla belirlenen hukuki bir eşiktir.

Uzman Erbaşlar İçin Aşırı Borçlanmanın Cezası

Uzman erbaşlar bakımından aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih, uygulamada en ağır sonuçlardan biridir. Uzman erbaşın sözleşmesinin feshedilmesi yalnızca görevden ayrılma sonucunu doğurmaz; aynı zamanda gelir kaybı, mesleki kariyerin kesintiye uğraması, aile düzeninin bozulması ve kimi hâllerde tazminat ile özlük haklarına ilişkin uyuşmazlıkları da beraberinde getirir. Bu nedenle uzman erbaş hakkında aşırı borçlanma gerekçesiyle sözleşme feshi işlemi tesis edilirken, idarenin yalnızca icra kayıtlarına veya şikâyet dilekçelerine dayanması yeterli değildir.

Uzman erbaşın borçlarının hangi tarihlerde doğduğu, borçların zorunlu ihtiyaçlardan mı yoksa keyfi harcamalardan mı kaynaklandığı, borçlarını ödemek için maaşından düzenli kesinti yapılıp yapılmadığı, alacaklılarla uzlaşma sağlayıp sağlamadığı, borçlarının bir kısmını kapatıp kapatmadığı ve görevini aksatıp aksatmadığı araştırılmalıdır. Personelin görevini başarıyla sürdürdüğü, disiplin geçmişinin temiz olduğu, borçların önemli bölümünü ödediği veya borçlanmanın sağlık, ailevi zorunluluk, ekonomik kriz ya da kefillik gibi nedenlerden kaynaklandığı durumlarda, doğrudan sözleşme feshi yoluna gidilmesi hukuka aykırı olabilir.

Aşırı Borçlanma Cezası Kimlere Verilir?

Aşırı borçlanma nedeniyle disiplin yaptırımı, statüye göre farklı personel grupları bakımından gündeme gelebilir. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan subay, astsubay ve ilgili askeri personel bakımından 6413 sayılı Kanun çerçevesinde Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası söz konusu olabilir. Uzman erbaşlar bakımından ise aşırı borçlanma, sözleşmenin feshi veya yenilenmemesi süreçlerinde idarenin dayandığı nedenlerden biri hâline gelebilir.

Jandarma, sahil güvenlik ve emniyet personeli bakımından konu ayrıca 7068 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilir. Bu personel gruplarında borçlanıp ödememeyi alışkanlık hâline getirmek, kabul edilebilir mücbir sebepler bulunmadığı takdirde disiplin cezasına konu edilebilir. Ancak burada da aynı temel ilke geçerlidir: Borçlu olmak tek başına yeterli değildir; borçlanmanın alışkanlık hâline gelip gelmediği, ödememe davranışının süreklilik taşıyıp taşımadığı ve mücbir sebep bulunup bulunmadığı somut olarak araştırılmalıdır.

Jandarma Personelinde Aşırı Borçlanma ve 7068 Sayılı Kanun

Jandarma personelinde aşırı borçlanma, uygulamada özel dikkat gerektiren bir konudur. Zira jandarma personelinin statüsü, görev yaptığı kadro, rütbesi ve tabi olduğu mevzuat, uygulanacak yaptırımın niteliğini değiştirebilir. 7068 sayılı Kanun bakımından borçlanıp ödememeyi alışkanlık hâline getirmek, kabul edilebilir mücbir sebepler dışında gerçekleşmişse disiplin cezasını gerektiren bir fiil olarak düzenlenmiştir. Bu yönüyle jandarma personelinin tek bir borç nedeniyle veya geçici ödeme güçlüğü sebebiyle cezalandırılması hukuken doğru değildir.

Jandarma personeli hakkında yapılacak disiplin soruşturmasında, yalnızca alacaklı şikâyeti ya da icra dosyası sayısı esas alınmamalıdır. Personelin borçlarının kaynağı, maaş durumu, ailevi yükümlülükleri, sağlık giderleri, kefillik nedeniyle ödeme yapmak zorunda kalıp kalmadığı, ödeme niyeti, yapılandırma girişimleri ve görev disiplinine etkisi araştırılmalıdır. Eksik inceleme ile verilen disiplin cezaları, iptal davasında güçlü hukuka aykırılık gerekçeleri doğurabilir.

Aşırı Borçlanma Nedeniyle Meslekten Atılma

Aşırı borçlanma nedeniyle meslekten atılma, en ağır idari sonuçlardan biri olduğu için ölçülülük ilkesi burada özel önem taşır. Personelin borçlu olması, kamu hizmetinin gerektirdiği disiplin ve güven duygusuyla bağdaşmayacak bir seviyeye ulaşmadıkça, meslekten çıkarma veya ayırma cezası son çare olarak düşünülmelidir. İdarenin amacı cezalandırmak değil, disiplinin korunmasıdır. Bu nedenle personelin borçlarını ödeme yönündeki iyi niyetli çabaları, borçların kısmen veya tamamen kapatılması, icra dosyalarının sona ermesi, maaş haczinin düzenli biçimde işlemesi ve borçlanmanın zorunlu nedenlerden kaynaklanması dikkate alınmalıdır.

Görsellerde yer alan açıklamalarda da belirtildiği üzere, aşırı borçlanma disiplinsizliği bakımından “Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını zedeleyecek şekilde” bir görünürlük şartı aranmadığı kabul edilse dahi, bu durum idarenin her borçlu personel hakkında otomatik şekilde ayırma cezası verebileceği anlamına gelmez. Fiilin kanuni tanıma uygunluğu, borçlanmanın aşırılığı, ödememe alışkanlığı, süreklilik, kusur durumu ve zorunluluk hâllerinin bulunup bulunmadığı ayrıca ispatlanmalıdır.

Aşırı Borçlanma Nedeniyle Sözleşme Fesih

Aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih işlemlerinde en sık yapılan hata, idarenin personelin borçlu olmasını doğrudan “kendisinden istifade edilememe” sebebi olarak kabul etmesidir. Oysa bir personelden istifade edilip edilemeyeceği yalnızca mali borç durumuyla belirlenemez. Görev başarısı, sicil, disiplin geçmişi, amir kanaatleri, operasyonel görevlerdeki performans, aldığı ödüller, mesleki yeterlilik ve borçlanmanın göreve etkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Uzman erbaşın borçları nedeniyle sözleşmesinin feshedilebilmesi için borçlanmanın keyfi, sürekli, aşırı ve ödememe alışkanlığıyla birlikte ortaya çıktığının açıkça ortaya konulması gerekir. Personel borçlarını ödemek istiyor ancak ekonomik şartlar, sağlık giderleri, ailevi zorunluluklar veya objektif imkânsızlıklar nedeniyle geçici olarak ödeme güçlüğü yaşıyorsa, bu durumun sözleşme feshi gibi ağır bir sonuç doğurmaması gerekir. Bu tür işlemlerde yürütmenin durdurulması talepli iptal davası büyük önem taşır; çünkü sözleşme feshi işlemi personelin gelirini ve mesleki hayatını doğrudan etkiler.

Aşırı Borçlanma Cezasının İptali Davası

Aşırı borçlanma cezasının iptali davası, işlemin tebliğinden itibaren genel olarak idari yargıda açılması gereken bir davadır. Dava dilekçesinde yalnızca “borçlarımı ödeyeceğim” şeklinde genel açıklamalar yapmak yeterli olmayabilir. İptal davasında borçların kaynağı, ödeme belgeleri, icra dosyalarının güncel durumu, maaş haciz kayıtları, yapılandırma belgeleri, sağlık raporları, kredi sözleşmeleri, kefillik belgeleri, ailevi giderler, ödeme taahhütleri ve idarenin soruşturma eksiklikleri ayrıntılı şekilde ortaya konulmalıdır.

İdarenin eksik soruşturma yapması, personelin lehine olan delilleri toplamaması, yalnızca icra dosyası sayısına dayanması, borçların zorunlu nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırmaması, personelin borç ödeme iradesini değerlendirmemesi, disiplin amirlerinin soyut kanaatlerine dayanması ve ölçülülük ilkesini gözetmemesi iptal davasında güçlü hukuki gerekçelerdir. Ayrıca borçların kapatılmış olması veya icra takiplerinin sona ermiş olması hâlinde, disiplinsizliğin süreklilik unsurunun devam edip etmediği tartışmaya açılmalıdır.

İptal Davasında En Güçlü Gerekçeler

Aşırı borçlanma nedeniyle meslekten atılma veya aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih işlemine karşı açılacak davalarda en güçlü gerekçeler, somut olayın özelliklerine göre şekillenir. Ancak uygulamada özellikle borçların zorunlu nedenlerden kaynaklanması, borçların bir kısmının veya tamamının ödenmiş olması, ödeme planı yapılmış olması, icra takiplerinin sona ermesi, sağlık veya ailevi sebeplerin bulunması, ekonomik dalgalanmanın borç yükünü artırması, kefillik nedeniyle borç doğması, soruşturmanın eksik yürütülmesi ve personelin görev başarısının dikkate alınmaması önemli savunma alanlarıdır.

İdare, personelin yalnızca borçlu olduğunu değil, kanunda tanımlanan disiplinsizliğin bütün unsurlarının gerçekleştiğini ispatlamalıdır. Aşırı borçlanmaya düşkünlük ve borçları ödememeyi alışkanlık hâline getirme unsurları birlikte bulunmadıkça ağır disiplin yaptırımına gidilmesi hukuka aykırı olacaktır. Personelin borçlarını ödemek için çaba göstermesi, borçlarının kaynağını açıklayabilmesi, düzenli ödeme yapması veya borçların zorunlu nedenlerden kaynaklandığını belgeleyebilmesi iptal davasında belirleyici olabilir.

Sonuç olarak aşırı borçlanma, her borçlu personel için otomatik olarak meslekten atılma veya sözleşme feshi sebebi değildir. TSK, uzman erbaş ve jandarma personeli bakımından bu konu, disiplin hukukunun en hassas alanlarından biridir. Aşırı borçlanma nedeniyle meslekten atılma ya da aşırı borçlanma nedeniyle sözleşme fesih işlemiyle karşılaşan personelin, borçlarının niteliğini, ödeme geçmişini, zorunluluk hâllerini ve idarenin soruşturma eksikliklerini hukuki zeminde ortaya koyması gerekir. Doğru hazırlanmış bir iptal davası, eksik inceleme ile tesis edilen ağır disiplin işlemlerinin kaldırılmasını sağlayabilecek en etkili hukuki yoldur.