Askerde Görev Sırasında Yaralanma Tazminatı

Vazife Sırasında Yaralanan TSK Personeli İçin Tazminat Davası

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yaparken yaralanan subay, astsubay, uzman erbaş ve erbaş-eri gibi personel, görevleriyle bağlantılı zararlar için devlet tarafından tazminat talep edebilir. Bu tazminatlar hem maddi hem manevi unsurları kapsar. Görev esnasında uğranan tehlikeler sonucunda TSK mensupları malî ve manevi kayıplara uğrayabilir. Örneğin askeri bir tatbikat veya operasyon sırasında alınan darbeler, kişinin göreviyle bağlantılı olduğu sürece tazminat kapsamına girer. Kısacası “vazife sırasında” veya “operasyonda” yaralanan asker, Türk hukuku uyarınca devletin kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararının karşılanmasını talep edebilir. İlk aşamada yaralanan personel, İçişleri veya Milli Savunma Bakanlığı’na başvurarak nakdi tazminat talebinde bulunur. MSB bünyesinde kurulu Nakdi Tazminat Komisyonu, dosyaları inceleyip karar verir. Başvuru reddedilirse veya cevap gelmezse, ilgili idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.

Operasyon Sırasında Yaralanan TSK Personelinin Tazminat Hakları

Operasyon veya tatbikat gibi resmi görev sırasında yaralanan TSK personelinin tazminat hakları geniştir. Görevle bağlantılı yaralanmalarda kişiden kusur aranmaksızın tazminat hakkı doğar. Örneğin nöbet, eğitim, intikal, devriye veya terörle mücadele görevinde meydana gelen kazalar tazminat kapsamındadır. Dolayısıyla bir operasyon esnasında yara alan uzman erbaş veya astsubay da, durumuna göre 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanunu veya 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümlerine göre devlet tazminatına hak kazanabilir. Bu tazminat, öncelikle gerekli idari başvuru süreci tamamlandıktan sonra karara bağlanır. Tüm bunlar, Türkiye genelinde geçerli olup, şehit yakınları ve gazi statüsündeki personel de manevi tazminat dahil farklı haklara sahip olabilir.

Operasyonda Yaralanan Asker Tazminat Alabilir mi?

Evet. Görev sırasında yaralanan asker 2330 sayılı Kanuna göre nakdi tazminat alabilir. Kanun, barış zamanında asayiş, güvenlik, kaçakçılığı önleme, yol trafik güvenliği gibi görevlerde çalışan TSK ve emniyet mensuplarına, görev esnasında maruz kaldıkları saldırı veya kazalar nedeniyle tazminat öngörür. Örneğin terörle mücadele operasyonunda ağır yaralanan bir er, bu durumda zararının karşılanmasını talep edebilir. Asker görevindeyken uğradığı maluliyet veya yaralanma için devlet kusur aramadan sorumlu tutulur. Bunların dışında, yaralanan asker ayrıca vazife malullüğü (aylık) ya da gazilik gibi haklarını da incelemelidir. Ancak ilave olarak idari tazminat davası (tam yargı) hakkı her zaman saklıdır.

Görev Sırasında Yaralanan TSK Personeli İçin Tazminat Davası

Vazife sırasındaki yaralanmalar için açılan davalar, idari yargıda tam yargı davası niteliğindedir. Bu davalar, Anayasa’nın 125. maddesi ve ilgili idari yargı hükümleri çerçevesinde devlete karşı açılır. Askeri tazminat davaları, personelin görevi ifa ederken uğradığı ölüm veya yaralanma sonucunda açılır ve bu davalarda idare kusuru bulunmasa dahi idarenin sorumluluğu aranır. İlk olarak yaralanan personel, olayın bağlı olduğu bakanlığa (MSB veya İçişleri) yazılı başvuruda bulunur. İdarenin red cevabı veya cevapsızlık üzerine tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesi’ne dava açılmalıdır. Dava süreci, ilgili idari işlem (reddetme vb.) iptali ve maddi tazminat taleplerini içerir. Ücret, emsal karar ve atanacak bilirk kişiler vasıtasıyla hesaplanır. Bu süreçte Uzman Erbaş, astsubay ve subaylar dahil TSK içindeki herkes eşit şekilde hukuki koruma altındadır.

Operasyon ve Vazife Sırasında Yaralanma Nedeniyle Tam Yargı Davası

Operasyon veya vazife kazalarında zarar gören personel, idareye başvurup ret cevabı alındığında tam yargı davası açabilir. Tam yargı davası, idari eylem veya işlemlerden doğan zararın giderilmesi için İdare Mahkemesi’nde açılan davadır. Örneğin idare, nakdi tazminat talebini reddeder veya cevap vermezse, bu işlem tesisinden itibaren 60 gün içinde davanın açılması gerekir. Bu davada, olayın görevle bağlantısı, yaralanma derecesi ve idarenin kusuru (varsa) değerlendirilir. Eğer görevle illiyet bağı kurulabilirse, idare kusuru aranmaksızın (kusursuz sorumlulukla) tazminat öder. Bu nedenle işin uzmanı idare hukuku avukatlarının desteği yararlı olur. Tam yargı davası açmak için ayrıca hak düşürücü genel süre 1 yıldır. Burada idari usule uygun işlem eksiksiz incelenmeli, Kanun’da belirtilen süreler kaçırılmamalıdır.

Görev esnasında yaralanan askerlerin tazminat hakkı davaları için bu kapsamlı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Terörle Mücadele Operasyonunda Yaralanan Askerin Tazminat Hakkı

Terörle mücadele faaliyetlerinde yaralanan TSK mensupları için özel düzenlemeler vardır. Öncelikle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında, terör görevi sırasında yaralanan veya malul kalan askerlere ayrı tazminat hükümleri uygulanır. Bununla birlikte 2330 sayılı Kanun da görevle bağlantılı yaralanmaları kapsadığı için, terör olaylarında yaralanan askerin durumu hem 3713 hem de 2330 Kanununa göre değerlendirilebilir. Örneğin çatışmada bedensel ya da ruhsal travma geçiren personele “vazife malulü” aylığı bağlanamayacak bir durum söz konusuysa, yine devletinden maddi-manevi tazminat talep edebilir. Her iki kanun da şehit yakınlarına manevi tazminat öngörür; yaralanan askere ise maluliyet derecesine göre nakdi tazminat ödenir. Danıştay kararları da terör görevi esnasında yaralanan kişilerin, görevle illiyet bağı bulunduğu sürece tazminat almaya haklı olduğunu vurgulamaktadır.

Vazife Malullüğü Kapsamına Girmeyen Yaralanmalarda Tazminat Davası

Vazife malullüğü kapsamına girmeyen yaralanmalar için de tazminat davası açılabilir. Vazife malullüğü aylığı alabilmek için malulliyetin görevin sebep ve etkisiyle doğmuş olması; yani vazife ile uygun nedensellik bağının bulunması gerekir. Eğer bir askerlik kazası veya hastalıkta bu koşul gerçekleşmemişse, ona doğrudan aylık bağlanmaz. Ancak bu kişilerin hakkı tam kaybolmaz: Maruz kaldıkları zarar, 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanunu ve genel idari sorumluluk hükümleri çerçevesinde talep edilebilir. Özetle, vazife malullüğü gibi özel statü verilmemiş yaralanmalarda da idare kusuruna bakılmaksızın (kusursuz sorumlulukla) maddi tazminat istenebilir. Bu durumda idareye başvuru yapılarak ret cevabı alınır ve devamında İdare Mahkemesi’nde tam yargı davası açılır. Zararın derece ve niteliğine göre nakdi tazminat hesaplanırken, mağdur edilen eleman ayrıca manevi tazminat için de dava açabilir.

Operasyon Görevinde Yaralanma Halinde İdarenin Hizmet Kusuru

Operasyon veya herhangi bir görev sırasında yaralanan askerde, devletin kusursuz sorumluluğu esastır. İdarenin hizmet kusuru diye tanımlanan kavram, genellikle öngörülebilir kazalarda devreye girer; ancak soru “kişisel kusur var mı” olmamalıdır. Anayasa’ya göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Özellikle riskli askeri hizmetlerde (patlayıcı kullanımı, çatışma, ağır mevzi işleri vb.), idare hiçbir kusur aramadan tazminat öder. Danıştay kararlarına göre, örneğin keskin nişancının yaralanması veya eğitim kazasından malul kalan bir er için idare kusurlu olsun olmasın maddi ve manevi tazminat hükmeder. Kısacası, operasyon kazasında idarenin ihmal veya tedbirsizliğine veya üçüncü kişinin eylemine bakılmaksızın zarar, tazmin ettirilir. Bu alanda öncelikle Nakdi Tazminat Komisyonu kararına itiraz ve tam yargı davası yoluna gidilir.

Operasyon Sırasında Yaralanan Subay, Astsubay ve Uzman Çavuşun Hukuki Hakları

Operasyon esnasında yaralanan tüm rütbedeki TSK personeli (subay, astsubay, uzman çavuş, uzman jandarma, erbaş-eri vb.) benzer haklara sahiptir. Görev esnasındaki yaralanma vakalarında, tüm bu personel 2330 sayılı Kanun kapsamındaki nakdi tazminat ve gerekli hallerde yasal aylık taleplerinden faydalanabilir. Örneğin bir uzman erbaş veya sözleşmeli er, çatışma veya eğitim kazasında kalıcı sakatlık yaşarsa, malullük oranına göre tazminata hak kazanır. Yasalar “TSK mensubu” ibaresiyle rütbe ayırmaksızın hakkı düzenlediğinden, yasal süreç de aynıdır. Ailesinden biri kaybedilen subay, astsubay veya uzman çavuşun kanuni mirasçılarına ise ölüm tazminatı ödenir. Ayrıca askerin OYAK gibi kurumundan almaya hak kazanacağı maluliyet yardımları varsa, bunlar da talep edilebilir. Sonuç olarak “TSK personeli” tanımı içinde, uzm. erbaşın da subayın da hak arama süreçleri benzerdir. Her ikisi için de önce idari başvuru, sonra ret halinde İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açılabilir. Bu süreçte “uzman erbaş yaralanma tazminatı” veya “asubay tazminatı” şeklinde aramalarla bilgi de bulunabilir.

Konya avukat sayfamızdan diğer makalelerimize ulaşabilir, bizimle iletişime geçerek aklınızdaki sorulara cevap bulabilirsiniz.

Vazife ve Operasyon Yaralanmalarında Maddi ve Manevi Tazminat

Vazife ve operasyon sırasında yaralanan askerler, uğradıkları zararların maddi ve manevi yönleri için ayrı ayrı tazminat talep edebilir. Maddi tazminat, 2330 sayılı Kanun gereğince devletin ödemeye kararlı olduğu nakdi tazminattır; yaralanmanın derecesine göre hesaplanır. Buna ek olarak, yaralanmanın yol açtığı psikolojik çile, üzüntü ve ızdırap için manevi tazminat davası açma hakkı da vardır. Anayasa 125. madde gereği, devlet görevi sırasında zarar gören personelin bu tür “oluşan manevi zararları” da tazmin etmesi gerekir. Özellikle şehit yakınları ve malul olanlar, uğradıkları acıyı kısmen telafi etmek için manevi tazminata talip olabilir. Yargı kararları, personelin kendisi ve aile fertleri için maddi-manevi tazminat taleplerinin “idarenin kusuru veya kusursuz sorumluluğu” altında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Özetle, sadece brüt devlet memuru aylığı üzerinden hesaplanan nakdi tazminat değil; görev esnasındaki ağrı, keder ve yaşam kalitesindeki azalma için manevi tazminat da alınabilir. Bu durumda da işlem ilk olarak idareye yapılır, ret sonrası ise tam yargı davasında manevi tazminat talebiyle iddiada bulunulur.

Operasyon Sırasında Yaralanma Nedeniyle Açılacak Davalarda Süreler

Bu davalarda uyulması gereken bazı süreler vardır. Öncelikle idari başvurunun (bakanlığa yazılı talep) cevabının beklendiğini hatırlatmak gerekir. Başvuruya cevap verilmez veya ret edilirse, ret tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesi’ne başvuru zorunludur. İdari yargı kanununa göre idari davaların genel dava açma süresi ise olayın veya ret kararının öğrenilmesinden itibaren 1 yıldır. Yine de uygulamada, her hâlükârda işlemin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde dava açma hakkı düşmemektedir. Bu süreler geçmişse, davanın zamanaşımına uğraması riski doğar. Bu yüzden yaralanma olayı kayıtlara hemen geçirilmeli, sağlık raporları ve görev belgeleri düzgün muhafaza edilmelidir. Ayrıca eğer idari makam “görevle ilgisi yok” gerekçesiyle reddederse, itiraz için süre kaçırılmamalıdır. Sonuç olarak, tam yargı veya nakdi tazminat davası açarken 60 günlük itiraz süresi ile 1 yıllık dava süresine mutlaka uyulmalıdır.