Devlet Memuru Disiplin Cezası ve Savunma Hakkı

Devlet memurlarının disiplin soruşturmasında savunma hakkı, Anayasa ve kanunlarla güvence altına alınmış temel bir hak olarak düzenlenmiştir. Anayasa’nın 129. maddesine göre “savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez” hükmü açıkça yer alır. Bu hüküm uyarınca memura isnat olunan eylemin açık ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunma istemi ve savunma için süre tanınması gibi usuli koşullar aranır. Bu koşullar karşılanmadığı takdirde verilen disiplin cezası hukuken geçersiz sayılır. Örneğin Anayasa Mahkemesi bir kararında, isnat olunan hususun ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunma isteme ve yeterli süre tanıma esaslarına uyulmadan verilen disiplin cezasının “hukuka aykırı” olduğunu vurgulamıştır.

Disiplin soruşturmasında savunma hakkı, soruşturma sürecinin belki de en önemli güvencesidir. Bu hak sayesinde memur, kendisine yöneltilen iddiaları çürütebilir veya fiilin hukuki nitelendirilmesi konusundaki itirazlarını sunabilir. Savunma hakkı, sadece iddia karşısında yapılan yazılı/sözlü karşı savunmayı değil; ayrıca disiplin soruşturması süresince bilgi-belge isteme, tanık dinletme gibi işlemleri de kapsar. Bu kapsamda memurun disiplin süreci boyunca şu önemli hakları vardır:

  • İsnat olunan hususun yazılı bildirilmesi: Memura, işlendiği öne sürülen fiil açıkça ve yazılı olarak bildirilmeli; hangi kanun maddelerine göre suçlandığı belirtilmelidir.
  • Yazılı savunma isteme: Disiplin amiri veya kurul, memurun iddialara ilişkin yazılı savunmasını talep etmelidir. Memura yazılı savunma hakkı tanınmadan ceza verilemez.
  • Savunma için süre tanıma: Memura savunmasını hazırlaması için makul bir süre (en az yedi gün) verilmeli, bu süre boyunca ek bilgi ve belgeleri inceleyebilmesi sağlanmalıdır.

Bu haklara kanunen ve yönetmelikle yer verildiği gibi, yargı kararları da savunma hakkına sıkı bağlılık göstermiştir. Disiplin soruşturması sonrasında sanık konumundaki memura bu şartlar sağlanmadan ceza verilmesi durumunda, mahkemeler bu cezayı “ağır ve bariz şekil sakatlığı” olarak değerlendirip iptal eder.

Soruşturma Aşaması ile Savunma Süreci Arasındaki Fark

Disiplin sürecinin erken aşamalarında soruşturmacı (müfettiş veya bir makam yetkilisi) tarafından memurdan ifade alınması, soruşturmanın doğal parçasıdır. Ancak soruşturmada alınan ifade tutanağı, resmi “savunma” yerine geçmez. Yargıtay ve Danıştay kararlarına göre, soruşturma aşamasında alınan ifade, savunma hakkının yerine geçmeyen bir işlemdir. Örneğin bir Danıştay kararında belirtilmiştir ki; soruşturma dosyasında memurun sadece ifadesi alınmış olsa bile, ilgiliye disiplin cezası verilmeden önce mutlaka süresinde yazılı savunma alma zorunluluğu vardır. Bu karar özeti, soruşturmacının olayla ilgili bilgi toplama amacıyla yaptığı ifadenin “savunma” sayılmayacağını vurgular.

Özetle, soruşturma sırasında alınan ifade ile disiplin amiri veya kurulunun ayrıca memura savunma hakkı tanıması farklı prosedürlerdir. Danıştay’ın sürekli içtihatlarına göre “soruşturmayı yapanın ifadesi savunma olarak kabul edilemez” ve disiplin cezası vermeye yetkili amir veya kurul tarafından yazılı savunma alınmalıdır. Bu nedenle soruşturmanın ardından olayın bütün delilleri toplandıktan sonra, disiplin cezası öncesi yazılı savunma alınması yasal bir ön şarttır. Bu ilkeye uyulmadan verilen her cezaya yargı organı hukuki olarak müdahale eder.

Disiplin Cezası Verilmeden Önce Uyulması Gereken Usuller

Devlet Memurları Kanunu (657 sayılı Kanun) ve ilgili yönetmelikler, disiplin soruşturmasında uyulması gereken usulleri düzenlemiştir. En önemlisi 657 sayılı Kanun’un 129 ve 130. maddeleridir. Kanun ve Anayasa birlikte memura ceza verilmeden önce şu usullerin yerine getirilmesini zorunlu kılar:

  • Savunma hakkı tanınması: Memur, hakkında disiplin cezası teklif edilmeden önce mutlak surette savunma hakkı kullanmalıdır. Kanun “savunması alınmadan disiplin cezası verilemez” der (657/130/1).
  • Savunma isteme yazısı: Disiplin amiri veya kurul, isnat edilen fiil, deliller, hukuki nitelendirme ve uygulanacak ceza bilgisi ile birlikte memurdan yazılı savunma istendiğini yazılı olarak bildirmelidir.
  • Savunma süresi verilmesi: Memura en az yedi günlük bir süre verilir. Bu süre içinde dilekçe ile savunmasını yapabilir ya da süreyi uzatmak için talepte bulunabilir.
  • Son savunma hakkı (çıkarmada): Devlet memurluğundan çıkarma gibi en ağır cezalarda, yüksek disiplin kurulu önünde sözlü veya yazılı son savunma hakkı tanınır.

Bu temel usuller Anayasa’nın 129/2. fıkrasıyla da aynı şekilde güvence altındadır: “İsnat olunan husus açık ve yazılı olarak bildirilir, yazılı savunma istenir ve savunma için süre tanınır”. Bu esaslara uyulmadan verilmiş disiplin cezası şeklen sakat kabul edilir.

Savunma Hakkı İhlali ve Disiplin Cezası İptali

Savunma hakkının uygun şekilde kullandırılmaması, disiplin cezasını hem Anayasa hem de yasalar açısından ağır biçimde sakatlar. Yargı kararlarına göre, savunma hakkı ihlali temel bir usul eksikliği teşkil ettiği için, verilen disiplin cezası “yok hükmünde” sayılır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin (AYİM) uygulamasında bu durum açıkça vurgulanmıştır. AYİM kararında; davacıya savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilmesinin “şekil unsuru yönünden ağır ve apaçık hukuka aykırı” sayılacağı; bu nedenle cezanın yok hükmünde kabul edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Benzer şekilde sivil disiplin davalarında da mahkemeler, memurun savunması alınmadan verilen cezaları iptal eder. Bir Danıştay kararında savunma yapılmadan meslekten çıkarma cezası verilen bir işlemin iptali istemiyle açılan davada, yargı organı “disiplin cezası verilmeden önce savunma alınmadığı anlaşıldığından, işlem şekil yönünden mevzuata uygun değildir” gerekçesiyle cezayı kaldırmıştır. Bir başka dava özeti de memurun soruşturması bitmeden savunma alınmadan verilen ikaz (uyarı) cezasının ağır şekil bozukluğu nedeniyle yok hükmünde olduğuna hükmetmiştir.

Bu kararlar, sürecin gerektiği gibi işletilmediğinin sonuçlarını göstermektedir. Örneğin bir dosyada soruşturmacı ifade tutanağı bulunmasına rağmen, disiplin cezası yetkilisi memurun ayrı bir yazılı savunmasını istememişse yargıçlar bu boşluğu kabul etmez. Devlet memurları için “savunma hak ve yolları kullanılmadan verilen bir disiplin cezası işleminde hukuki uygunluk bulunmaz” prensibi yerleşik içtihattır.

Disiplin Cezasında Memur Disiplin Davası ve İptal Yolları

Memurun hak kaybını önlemek için, savunma hakkının gasbedildiği her durumda idari yargıya başvurma hakkı vardır. Anayasa ve 657 sayılı Kanun (Madde 135/5) uyarınca disiplin cezalarına karşı doğrudan idari dava açılabilir. Yani, aylıktan kesme, kademe ilerleme durdurma veya memuriyetten çıkarma gibi disiplin cezalarına karşı memur; yetkili idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Bu davalara “memur disiplin davası” denir. Davanın amacı genellikle cezanın iptali ve sicil kaydının temizlenmesidir.

Memur disiplin davası açıldığında, mahkeme öncelikle savunma hakkının usule uygun kullandırılıp kullandırılmadığını inceler. Usul yönünden eksiklik varsa cezanın hukuka uygunluğu araştırmaya bile gerek kalmadan iptal edilir. Yukarıda aktardığımız örneklerde görüldüğü gibi, Danıştay ve İdare Mahkemeleri ısrarla memura savunma hakkı tanınmasını zorunlu saymıştır. Bu nedenle, savunma hakkına riayet edilmediği iddiaları sıkça dava konusu yapılır.

Memur disiplin davasında hakim (İdare Mahkemesi) savunma sürecini yoklayan belgeler isteyebilir. Savunma istem yazısı, savunma metni, soruşturma raporu gibi evrakı inceleyerek sürecin usule uygun yürütülüp yürütülmediğine bakar. Eğer hakim savunma hakkı ihlali görürse, disiplin cezasının iptaline karar verir. Örneğin yukarıda sözü edilen Konya İdare Mahkemesi kararı, 657 sayılı Kanun’un 129. maddesinde sayılan haklar memura kullandırılmadan ceza verildiğini belirleyip işlemi hukuka aykırı bularak iptal kararı vermiştir.

Bazen disiplin cezası kendiliğinden “yok hükmünde” olduğu için bile buna gerek kalmaz; ancak savunma hakkının bu derece önemli olması nedeniyle, mutlaka bu konu üzerinde durulur. Aynı süreçte memurun lehine gelişen her kanuni yenilik veya içtihat da dava konusu edilebilir. Örneğin 7068 sayılı Kanun ile getirilen “son savunma” düzenlemesi gibi.

Memur Disiplin Davasında İptal Davası

Memur disiplin cezasına karşı açılan iptal davaları, genellikle “iptal davası” biçiminde yürütülür. Davacı memur, cezanın kendisine tebliğinden itibaren 60 gün içinde idari yargıya başvurur. Davada savunma hakkı ihlali en sık ileri sürülen gerekçedir. Davacı, savunmasının usulüne uygun istenmediğini, kendisine yeterli zaman tanınmadığını veya isnadın açıkça bildirilmediğini gösterebilirse cezanın iptalini talep eder.

Mahkeme; cezanın dayanağı olay, yasak fiil, disiplin soruşturması süreci ve savunma kayıtlarını inceler. Eksik veya aykırı bir işlem varsa iptal kararı verir. Danıştay’ın emsal içtihatlarına göre; “savunma alınmadan tesis edilen disiplin cezası, şekil unsuru yönünden ağır ve apaçık hukuka aykırı olduğundan yok hükmünde sayılmalıdır”. Bu yüzden, çoğu hâlde disiplin cezasının hukuka aykırılığı sabit görülür ve iptal edilir.

İptal kararının kesinleşmesiyle ceza ortadan kalkar; memur geri dönebilir ve sicili cezalardan temizlenir. Gerekçeli kararda, savunma hakkı ihlalinin tespiti ve usul eksikliği sıklıkla vurgulanır. Özetle, disiplin sürecinde memurun savunma hakkını kullanması güvence altına alınmadığı takdirde, yargı yolu her zaman açıktır.

DİSİPLİN CEZA SAVUNMASINDA SONUÇ

Devlet memurlarının disiplin soruşturmasında savunma hakkı, hukukun temel ilkelerinden biridir ve disiplin cezalarının adil yargılanma boyutunu oluşturur. İlgili mevzuat ve yargısal içtihatlar, memura savunma hakkının mutlaka kullandırılmasını öngörür. Soruşturma sırasında yalnızca ifade alınması, disiplin cezası öncesinde ayrı bir yazılı savunma alınması gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

Savunma hakkı gaspı, disiplin işleminin “ağır ve belirgin” usul eksikliği olarak değerlendirilir. Danıştay ve Yüksek Mahkeme kararlarında, savunma hakkı tanınmadan verilen disiplin cezalarının yok hükmünde olduğu sıklıkla vurgulanmıştır. Bu nedenle, savunma hakları eksik tutularak tesis edilen disiplin cezalarının iptali yoluna gidilmesi doğrudur.

Disiplin cezası alan memurlar, savunma hakkının usule uygun kullandırılıp kullandırılmadığına dikkat etmelidir. Hak ihlali durumunda, idari yargı nezdinde disiplin cezasının iptali için dava açma hakları vardır. Toplum vicdanını da zedeleyen haksız uygulamalara karşı bu dava hakkı önemli bir güvencedir. Sonuç olarak, disiplin soruşturmasında memurun savunma hakkı anayasal ve yasal olarak güvence altında olup, bu hakkın usulüne uygun kullandırılmaması halinde herhangi bir disiplin cezası hukuken geçersiz sayılır.