İtaatsizlikte ısrar edenlerin cezası:
İçerikler
ToggleMadde 87
1.Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar, emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmeyenler, üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
2. Yukarıdaki fıkrada yazılı suçlar seferberlikte yapılırsa beş ve düşman karşısında yapılırsa on seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçu ve Cezası
Emre itaatsizlikte ısrar suçu, Türk Askerî Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı AsCK) 87. maddesinde düzenlenen bir askerî suçtur. Bu suç, astın yetkili bir üstünün “hizmete ilişkin” emirlerini kasten yerine getirmemesi hâllerini kapsar. Kanuna göre “hizmete ilişkin emri hiç yapmayan” askerler bir aydan bir seneye kadar, “emri açıkça reddeden veya tekrarına rağmen yerine getirmeyen” askerler üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suçun seferberlikte veya düşman karşısında işlenmesi durumunda ise ceza ağırlaşır. Emre itaatsizlikte ısrar suçu sırf askerî suç niteliğinde olup, yalnızca asker kişiler bakımından söz konusu olur.
1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nda Emre İtaatsizlikte Israr Suçu
1632 sayılı AsCK’nın 87. maddesi emre itaatsizlikte ısrar suçunu açıkça tanımlar. Madde metninde, suçun barış ve seferberlikte işlenmiş olmasına göre iki ayrı fıkraya yer verilmiştir:
“Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar, emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmeyenler üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Yukarıdaki fıkrada yazılı suçlar seferberlikte yapılırsa beş ve düşman karşısında yapılırsa on seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.”
Bu düzenleme, askeri disiplinin korunması açısından büyük öneme sahiptir. Nitekim maddenin ihdas amacı askeri hizmetin devamlılığını korumaktır. Askeri Disiplinin temelinde “emre itaat” ilkesi vardır ve bu suçu düzenleyen AsCK 87 ile astların hizmete yönelik emirleri kanuni sınırlar içinde zorunlu olarak yerine getirmesi öngörülmüştür. Kanuna göre ceza yaptırımı ve suçun oluşumu yönünden, emrin usulüne uygun verilmiş olması, emrin konusunun hizmete ait olması ve failin kasten bu emre uymamış olması şarttır.
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 19/1-(a) bendinde, hizmete ilişkin bir emrin kasıtlı olarak tam ve gereği gibi yerine getirilmemesi, emrin içeriğinin değiştirilmesi yahut emrin sınırlarının aşılması hâllerinin emre itaatsizlik olarak kabul edileceği açıkça belirtilmektedir. Düzenlemede disiplinsizliğin oluşması için ayrıca “ısrar” koşulunun gerçekleşmesi şart koşulmamış, emrin gereklerine aykırı davranışın tekil ve doğrudan gerçekleşmesinin dahi disiplin hukukunda yaptırıma bağlanacağı öngörülmüştür. Bu kapsamda, anılan fiili işleyen personelin “hizmet yerini terk etmeme” cezası ile tecziye edileceği hükme bağlanarak, askerî hiyerarşi ve hizmet düzeninin korunması amacıyla emre itaatsizlik oluşturan davranışların kesin ve açık bir disiplin yaptırımına tabi tutulduğu vurgulanmıştır.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçunun Özellikleri
- Sırf Askerî Suç: Emre itaatsizlikte ısrar, sadece askerî personelin işleyebileceği sırf askerî bir suçtur. Suçun faili ast ya da maiyet durumundaki askeri kişiler olarak tanımlanmıştır. Ayrıca TSK ve Milli Savunma Bakanlığı kadro ve kuruluşlarında görevli devlet memurları da İç hizmet Kanunu madde 115 çerçevesinde bu suçun faili olabilirler. Sivil kişiler bu suçun faili olamaz, ancak askeri personele suç işlemeye zorlayan veya yardım eden siviller, kanunlarda öngörülen iştirak hükümlerine göre cezalandırılabilir.
- Takibi Şikâyete Bağlı Değildir: Tüm askeri suçlar gibi bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir. AsCK’nın 48. maddesi uyarınca askeri suçlar özel bir şikâyet şartına tabi tutulmamıştır. Bu nedenle emre itaatsizlikte ısrar suçu için mağdurun şikâyet etmesi gerekmez; savcılık re’sen soruşturma başlatabilir.
- Dava Zamanaşımı: AsCK 87 suçu, üst sınırı iki yıl hapsolan bir suç türüdür. Türk Ceza Kanunu’nda, beş yıldan az hapis öngörülen suçlarda kamu davası 8 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Bu durumda emre itaatsizlikte ısrar suçunun da zamanaşımı süresi 8 yıldır.
- Uzlaştırma: 5271 sayılı CMK 253. madde kapsamındaki uzlaştırma hükümleri, şikâyete bağlı suçlara veya katalog suçlara uygulanır. Emre itaatsizlikte ısrar suçu ne şikâyete bağlıdır ne de katalog suçlar arasındadır. Dolayısıyla bu suçta uzlaştırma prosedürü işletilemez.
- Korunan Hukuki Değer: Suç ile korunan değer, askerî hizmet ve disiplindir. TSK İç Hizmet Kanunu’nda tanımlı hizmet, vazife ve emir kavramlarına göre, hizmet; amir tarafından yapılması veya yapılmaması emredilen işlerdir. Emir ise bu hizmetle ilgili taleptir. Emre itaatsizlikte ısrar suçunun hukuki amacı, askeri hizmetin sürekliliği ve askerî disiplinin bozulmamasıdır.
Emre İtaatsizlik Suçunun Unsurları
Emre itaatsizlikte ısrar suçu, maddi ve manevi unsurlardan oluşur. Suçun oluşması için şu şartlar birlikte gerçekleşmelidir:
- Maddi Unsurlar:
- Hizmete ilişkin emir varlığı: Yetkili bir amir tarafından verilen bir emrin mevcut olması gerekir. Emir, TSK İç Hizmet Kanunu’ndaki tanımlara göre “hizmete ait talep veya yasak” niteliğinde olmalıdır. Bu bağlamada emrin hizmet gerekleriyle bağdaşıp bağdaşmadığına, sanık bakımında makul ve uygulanabilir nitelikte olup olmadığı araştırılmalıdır.
- Emrin fail tarafından bilinmesi: Ast, emrin kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini bilmeli ve emrin içeriğini anlamalıdır.
- Astın bu emri hiç yapmaması: Ast, emri kesinlikle yapmamalıdır. Bu, emri hiç yerine getirmeme, doğrudan açıkça reddetme veya emrin tekrarı sonrasında bile yapmamayı içeren bir hareketli (seçimli) suçtur. Eylemin bu şekilde tamamlanması halinde suç oluşur. Ayrıca emri eksik yerine getirme, görevi yarım bırakma veya verilen emri değiştirerek başka bir şekilde uygulama hatta emri yerine getirirken sınırları aşma da bu seçimlik hareketlere dahil edilebilir.
- Failin bilerek ve isteyerek yani kasıtla hareket etmiş olması: bu suç kasıtla işlenebilen bir suçtur. Taksirli hali cezalandırılmaz. Ancak suçun oluşması için genel kasıt yeterlidir. Ancak astın saikinin ceza veya disiplin dosyasında dinlenilmesi, ne gibi bir sebeple emrin yerine getirilmesinde ihmal gösterdiği araştırılması gerekir. Dikkatsizlik veya ihmalkârlık sonucu emrin yapılmaması bu suçu oluşturmaz.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçunun Nitelikli Halleri
Emre itaatsizlikte ısrar suçunun nitelikli halleri Askerî Ceza Kanunu’nda iki farklı şekilde düzenlenmiştir: Kanunun 87/2. maddesi ve 88–89. maddeleri nitelikli durumlardır. Özetle nitelikli halleri şunlardır:
- Seferberlik veya Düşman Karşısında İşleme: 87. maddenin 2. fıkrasında, basit hâlde cezalandırılan eylemler (emri reddetmek veya tekrarına rağmen yerine getirmemek) seferberlikte işlenirse 5 yıla kadar, düşman karşısında işlenirse 10 yıla kadar ağır hapis cezası öngörülmüştür. Bu, savaş hâlinde disiplinin korunması içindir.
- Toplu Asker Karşısında veya Silahlı İken İşleme (AsCK m.88): 88. maddede, emre itaatsizlik eylemi “toplu asker karşısında”, silah başı emrine karşı, silahlı olarak veya hizmetten kısmen/tamamen kaçma kastıyla işlenirse, 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Örneğin bir nöbet sırasında toplu halde bulunan askerlerin önünde verilen emre uymamak nitelikli suçtur.
- Netice Ağırlaştırıcı Halleri (AsCK m.89): 89. maddede, emre aykırı davranma sonucunda bir kişinin hayatı tehlikeye girmiş, birliğin veya memleketin güvenliğinde ciddi ihlal ya da eğitimde önemli aksama olmuş veya büyük bir zarar meydana gelmişse; faile 1 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilir. Seferberlikte ise 2–15 yıl, düşman karşısında en az 15 yıl ağır hapis cezası uygulanır. Bu haller disiplinin güvenlik boyutunu ihlal eder.
Nitelikli hallerin gerçekleşebilmesi için, 87. maddenin başlıca fiillerinin yukarıdaki şekilde ağırlaştırıcı koşullarla birleşmesi gerekir. Örneğin, basit hâlde emri reddetmekle ceza bulan bir eylem seferberlikte gerçekleştiyse otomatik olarak nitelikli hâle geçer.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
- Teşebbüs: Hizmete ilişkin bir emrin hiç yerine getirilmemesi veya söz ya da fiille açık biçimde reddedilmesi hâlinde emre itaatsizlik suçu tamamlanmış sayıldığından, bu suç bakımından teşebbüs aşamasının kabulü mümkün değildir. Emrin açıkça reddedilmesinden sonra failin pişmanlık göstererek emri yerine getirmesi de hukuki nitelendirmeyi değiştirmez; zira suç tamamlanmış olup, sonradan gösterilen uyum yalnızca takdiri indirim yönünden değerlendirilebilecek bir unsur niteliği taşır. Bu yaklaşım, disiplin hukukunun emre mutlak itaati esas alan yapısıyla uyumlu olup, fiilin başlangıç anında doğurduğu sonuçların sonradan geri alınamayacağı prensibine dayanmaktadır.
- Suça İştirak: Emre itaatsizlik suçunda iştirak bakımından ise azmettirme hâllerinde Askerî Ceza Kanunu’nun 93’üncü maddesinde öngörülen hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Emre aykırı davranış henüz gerçekleşmemişse, azmettiren kişi muharrik sıfatıyla anılan madde uyarınca sorumluluk altına girer; buna karşılık emre itaatsizlik fiili işlenmişse, azmettiren artık suça iştirak eden konumunda kabul edilir ve bu durumda Türk Ceza Kanunu’nun 38’inci maddesi ile Askerî Ceza Kanunu’nun 87’nci maddesi çerçevesinde cezalandırılır. Bu sistematik, iştirak iradesinin fiilin oluşumuna etkisini esas almakta ve askeri hizmetlerin düzenini koruma amacıyla, emre aykırılığa yönlendiren davranışları da bağımsız bir yaptırım alanı içine almaktadır.
Emre İtaatsizlikte Israr Suçunun Cezası
Suçun cezası, AsCK 87. maddenin birinci fıkrasıyla belirlenmiştir. Hemen ardından gelen 2. fıkra ve 88–89. maddeler ise cezayı nitelikli hallere göre artırır. Cezaya ilişkin düzenlemeler şu şekilde özetlenebilir:
- Basit Hâlin Cezası: 87. maddenin 1. fıkrası iki ayrı durumu kapsar: (i) Hizmete ilişkin emri hiç yapmamak: Bu haldeki askerler 1 aydan 1 yıla kadar hapis ile cezalandırılır. (ii) Emri açıkça reddetmek veya tekrara rağmen yapmamak: Bu durumda 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Örneğin bir nöbet emrini hiç yerine getirmeyen veya üstüne tekrarlanmasına rağmen uymayanlar bu cezalara muhatap olurlar.
- Nitelikli Hallerin Cezası: 87. maddenin 2. fıkrası ve 88–89. maddeler nitelikli cezaları belirler. Özetle: Toplu asker karşısında, silah başı emrine karşı veya silahlı olarak işlenen emre itaatsizlikte ısrar eylemleri 6 aydan 5 yıla kadar, neticesi ağırlaşan hallerde (hayati tehlike, büyük zarar vb.) ise 1 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası alır.
- Seferberlik/Düşman Karşısında İşleme: 87. Md. 2. fıkra uyarınca basit veya yukarıdaki nitelikli eylemler seferberlikte işlenirse 5 yıla kadar, düşman karşısında işlenirse 10 yıla kadar ağır hapis cezasına çevrilir. Bu, savaş hâlinde disiplinin kesintisiz sağlanması içindir.
Özetle, suçun basit hâlinde ceza 1 aydan 2 yıla kadar, nitelikli hâller (toplu asker, sonuç ağırlaşması vb.) ile 5 yıla, seferberlik/düşman durumlarıyla ise 10 yıla kadar çıkabilir.
EMRE İTAATSİZLİKTE ISRAR EMSAL KARARLAR
ASKERÎ YARGITAY DAİRELER KURULU’NUN 06.11.2008 TARİHLİ, 2008/186 ESAS VE 2008/182 KARAR SAYILI HÜKMÜNDE, birlik içinde radyo bulundurulmasına ilişkin yasağın sanığa yazılı olarak tebliğ edilmemiş olmasının, emrin geçerliliğini ortadan kaldırmayacağı vurgulanmıştır. Dosya kapsamındaki tanık anlatımları, içtimalarda ve gece derslerinde bu yasağın sözlü olarak defalarca duyurulduğunu açıkça ortaya koymuş; sekiz aylık usta asker konumunda bulunan sanığın bu emri bilmediğine dair savunmasının inandırıcı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sanığın nöbet sırasında radyo bulundurması, yasağı bilerek ve isteyerek ihlal ettiği şeklinde değerlendirilmiş ve bu davranışın Askerî Ceza Kanunu’nun 87/1’inci maddesi anlamında emre itaatsizlikte ısrar suçu oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle, önceki Daire kararının kaldırılmasına, Başsavcılık itirazının yerinde görüldüğü gerekçesiyle dosyanın diğer hususlar yönünden incelemeye devam edilmek üzere ilgili Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
ASKERÎ YARGITAY DAİRELER KURULU’NUN 23.07.2008 TARİHLİ, 2008/2238 ESAS VE 2008/2243 KARAR SAYILI HÜKMÜNDE, sanığın eylemine uygulanması gereken suç vasfının belirlenmesi bakımından hem nöbet hizmetinin hukuki sınırları hem de hizmet emrine aykırılık iddiasının unsurları ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda, sanığın yirmi dört saat esasına göre görevlendirildiği Poyraz B Kapı Nöbetçi Çavuşluğu görevinin, İç Hizmet Kanunu ve İç Hizmet Yönetmeliği çerçevesinde nöbet olarak tanımlanan dört saatlik hizmet düzenine uymadığı, bu nedenle eylemin ASCK’nın 136’ncı maddesi kapsamında nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçu olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir.
Ayrıca, kışlaya içki sokmanın ve içmenin yasak olduğuna ilişkin emrin sanığa suç tarihinden önce tebliğ edilmediği, iddianamede de bu yönde bir isnadın yer almadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, sanık yönünden emre itaatsizlikte ısrar suçunun unsurlarının oluşmadığı, iddianamede tanımlanan eylemin bu kapsamda değerlendirilmesine hukuken imkân bulunmadığı belirtilmiştir. Kurul, somut olayın görev yerini terk etme, görevi fiilen aksatma ve görevi yürütürken alkollü olma olgularıyla sınırlı olarak, sanığın davranışının görevin gereklerini ihmal veya kötüye kullanma kapsamında yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiş; hatalı suç vasfıyla verilen mahkûmiyet kararını bu gerekçelerle bozmuştur.
ASKERÎ YARGITAY 2. DAİRESİ’NİN 25.06.2014 TARİHLİ, 2014/620 ESAS VE 2014/673 KARAR SAYILI HÜKMÜNDE, kendisi aleyhine delil niteliği taşıyan bir eşyayı teslim etmeme yönünde davranan sanığın fiilinin, emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturup oluşturmadığı, ceza yargılamasının temel ilkeleri ve disiplin hukuku ölçütleri çerçevesinde kapsamlı biçimde değerlendirilmiştir. İncelemede, sanığa verilen emrin, işlediği iddia edilen disiplinsizliğin delili olan cep telefonunu getirip teslim etme şeklinde olduğu, ancak kişinin kendi aleyhine delil teslim etmeye zorlanamayacağına ilişkin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 48, 124, 147, 191’inci maddeleri ile Türk Ceza Kanunu’nun 281’inci maddesinin açık hükümleri karşısında, böyle bir emrin hizmete ilişkin nitelik taşımadığı vurgulanmıştır. Kişinin kendi işlediği fiile ilişkin delilleri soruşturma makamlarına sunmaya zorlanamayacağı, aksine böyle bir yükümlülüğün bulunmadığı; kişinin kendi suçunun delillerini yok etmesi veya gizlemesi halinde dahi cezalandırılmayacak olmasının, daha hafif nitelikteki bir disiplinsizlik fiilinin delilini teslim etmeme davranışının emre itaatsizlikte ısrar kapsamında değerlendirilmesine hukukça imkân tanımadığı belirtilmiştir. Ayrıca olay tarihinde kışlada cep telefonu bulundurmanın disiplin cezası gerektiren bir fiil olduğu, ancak bu fiilin delilini teslim etmeye yönelik emrin hizmet emri sayılamayacağı, delilin kışla dışına atılmış olmasının da emre itaatsizlikte ısrar suçunun maddi ve manevi unsurlarını karşılamadığı açıkça ortaya konmuştur. Bu değerlendirmeler ışığında, Askerî Mahkemece sanık hakkında verilen beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış; Adlî Müşavirlik tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerinin yerinde olmadığı kabul edilerek beraat kararının onanmasına kesin olarak hükmedilmiştir.
ASKERÎ YARGITAY 1. DAİRESİ’NİN 03.12.2014 TARİHLİ, 2014/841 ESAS VE 2014/949 KARAR SAYILI HÜKMÜ, emre itaatsizlikte ısrar suçunun uygulanma koşullarını açıklığa kavuşturan nitelikte olup, özellikle hizmetin gereklerinin yerine getirilmesi amacıyla hareket eden personelin cezai sorumluluğunun sınırlarını belirleyen önemli bir içtihat ortaya koymaktadır. Kararda, forklift operatörü olmayan sanığa forklift kullanmaması yönündeki emirlerin daha önce tebliğ edilmiş olmasına rağmen, Birlikte uzun süre operatör bulunmaması nedeniyle sanığın zaman zaman bu aracı kullandığı, hatta ihtiyaç duyulan hallerde Birlik Komutanlığı tarafından buna göz yumulduğu tespit edilmiştir. Bu durumun, tebliğ edilen emrin mutlak anlamda uygulanması gereken bir hizmet emri niteliği taşımadığını, en azından fiilen esnetildiğini ve sanık açısından somutlaştırılmış bir yasaklama olarak yerleşmediğini ortaya koyduğu değerlendirilmiştir.
Mahkeme, somut olayda sanığın hizmeti aksatmamak için forklift kullandığını, eyleminin tamamen hizmete yönelik olduğunu ve emir ihlalinde bulunmayı amaçlayan bir kast taşımadığını belirtmiştir. Sanığın çalışkan ve disiplinli bir personel olduğu, emir hilafına davranma iradesiyle değil, yükümlü olduğu hizmetin gecikmemesi için hareket ettiği, bu nedenle emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşması için zorunlu olan kasıt unsurunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Emrin varlığı, içeriği ve hizmete ilişkin niteliği kabul edilmekle birlikte, bu emrin fail yönünden somutlaştırılması, kesin ve istisnasız şekilde uygulanması ile buna rağmen emrin bilerek ve isteyerek ihlal edilmesi gerektiği; bu şartlar gerçekleşmediğinde tipiklik unsurunun tamamlanmış sayılamayacağı belirtilmiştir.
Bu değerlendirmeler çerçevesinde, sanığın forklift aracını kullanmasının, Birlikte operatör bulunmadığı bir anda hizmetin yerine getirilmesi amacıyla yapıldığı; ayrıca geçmiş uygulamalarda da sanığa ve diğer personele zorunlu hallerde forklift kullandırıldığı tespit edilmiştir. Böyle bir ortamda sanığın kasıtlı biçimde emri ihlal ettiği kabul edilmemiş; aksine, en azından suç kastı yönünden tereddüt bulunduğu, ceza hukukunun temel ilkeleri gereğince bu durumda sanık lehine değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Askerî Mahkemenin mahkûmiyet hükmü bu nedenlerle hukuka aykırı bulunmuş ve kararın esastan bozulmasına hükmedilmiştir.





