Kasko Sigortasında Araç Hasarı Tazminatı: Sigorta Tahkim Komisyonu Kararı Işığında Hukuki Değerlendirme
İçerikler
ToggleTrafik kazaları sonrasında ortaya çıkan maddi zararlar, uygulamada en sık karşılaşılan sigorta uyuşmazlıklarının başında gelmektedir. Özellikle kasko poliçesi kapsamında teminat altına alınan araçlarda meydana gelen hasarların eksik ödenmesi, sigortalıları ek başvuru yollarına yöneltmektedir. Bu kapsamda Araç Hasarı Tazminatı, Trafik Sigorta Tazminatı ve kimi durumlarda Araç Değer Kaybı Tazminatı kavramları birlikte değerlendirilmesi gereken hukuki başlıklardır. 01.12.2025 tarihli ve K-2025/594651 sayılı Hakem Kararı, kasko poliçesi kapsamında eksik ödenen hasar bedeline ilişkin önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.
Trafik Kazası Sonrası Araç Hasarı ve Tazminat Süreci
Bir trafik kazası sonucunda araçta meydana gelen zarar, sigorta hukuku bakımından iki temel başlık altında incelenir. İlki, aracın fiili onarım giderlerini ifade eden Araç Hasarı Tazminatıdır. Bu tazminat kalemi; değişmesi gereken parçalar, onarımı mümkün unsurlar, işçilik giderleri ve KDV dahil onarım maliyetini kapsar. İkinci başlık ise, onarım gerçekleşse dahi aracın ikinci el piyasa değerinde meydana gelen düşüşü ifade eden Araç Değer Kaybı Tazminatıdır. Somut olayda uyuşmazlık, değer kaybından ziyade kasko poliçesi kapsamındaki hasar onarım bedelinin eksik ödenmesine ilişkindir.

Kasko sigortası, sigortalının kendi aracında meydana gelen zararı teminat altına alır. Buna karşılık zorunlu trafik sigortası, karşı tarafın zararını karşılamaya yöneliktir. Ancak uygulamada sigortalılar, gerek kasko gerekse trafik poliçeleri kapsamında yapılan ödemelerin eksik olduğunu ileri sürerek Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmaktadır.
Uyuşmazlığın Özeti ve Tarafların İddiaları
Hakem kararına konu olayda, başvurucuya ait araç 08.09.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ciddi şekilde hasarlanmıştır. Araç, kasko poliçesi kapsamında sigortalıdır. Sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme, başvurucu tarafından eksik bulunmuş; onarımın orijinal veya sertifikalı eşdeğer parça ile yapılması gerektiği, ödenen tutarın gerçek hasarı karşılamadığı ileri sürülmüştür.
Daha önce açılan tahkim dosyasında alınan bilirkişi raporunda, aracın KDV dahil toplam onarım maliyetinin 74.195,92 TL olduğu tespit edilmiştir. Sigorta şirketi tarafından 44.008 TL ödeme yapılmış; kalan zarar 30.187,92 TL olarak belirlenmiştir. Başvurucu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak talebini 28.000 TL ile sınırlandırmış ve bu tutar yönünden karar verilmiştir. Ancak bilirkişi tespitine göre karşılanmamış 2.187,92 TL bakiye kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle ek dava niteliğinde yeni bir başvuru yapılmıştır.
Sigorta şirketi ise savunmasında; eksik evrak iddiasında bulunmuş, kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ileri sürmüş, eşdeğer parça üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini ve parça ile işçilik bedellerinde iskonto uygulanması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca KDV talebinin belgelenmediğini iddia ederek başvurunun reddini istemiştir.
Konya sigorta ve trafik kazası avukatı sayfamızdan detayları inceleyebilirsiniz.
Hakem İncelemesi ve Hukuki Gerekçe
Hakem, dosya kapsamındaki önceki tahkim kararını ve bilirkişi raporunu esas alarak değerlendirme yapmıştır. Öncelikle başvurunun dava şartlarını taşıdığı, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapıldığı ve eksik evrak itirazının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda belirlenen toplam hasar tutarı ile sigorta şirketince yapılan ödeme arasındaki farkın kesinleşmiş karar ile tespit edildiği kabul edilmiştir. Önceki dosyada talep sınırı nedeniyle hüküm altına alınamayan 2.187,92 TL’lik bakiye kısmın, ek dava yoluyla talep edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. Böylelikle Araç Hasarı Tazminatı kapsamında kalan bakiye zararın sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiştir.
Hakem ayrıca temerrüt tarihini de değerlendirmiştir. Sigorta şirketine yapılan başvuru sonrası 45 günlük inceleme süresi dikkate alınmış; ancak başvurucunun tahkim başvurusunu 15 iş günlük sürenin dolmasından sonra yaptığı tespit edilerek temerrüt tarihi olarak tahkim başvuru tarihi esas alınmıştır. Uyuşmazlığın kasko sigortasından kaynaklanması nedeniyle ticari iş niteliği kabul edilmiş ve hükmedilen tutara avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Eşdeğer Parça, İskonto ve KDV Tartışması
Kararda dikkat çeken hususlardan biri, sigorta şirketinin eşdeğer parça ve iskonto savunmasının kabul görmemesidir. Bilirkişi değerlendirmesinde, onarımın piyasa koşulları ve teknik gereklilikler çerçevesinde hesaplandığı kabul edilmiştir. Sigorta şirketinin tek taraflı olarak yüksek oranlı iskonto uygulama talebi, somut dosya kapsamında haklı bulunmamıştır. Ayrıca KDV dahil hesaplama yapılması, hasarın gerçek giderim ilkesi doğrultusunda değerlendirilmiştir.
Bu yaklaşım, sigorta hukukunun temel prensibi olan “zararın tam tazmini” ilkesine uygundur. Sigortalı, poliçe teminat sınırları dahilinde gerçek zararını talep edebilir; sigorta şirketi ise keyfi indirim veya eksik ödeme yoluna gidemez.
Sonuç ve Değerlendirme
01.12.2025 tarihli hakem kararı, kasko poliçesi kapsamında eksik ödenen Araç Hasarı Tazminatı bakımından sigortalının ek dava yoluna başvurabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Önceki kararda belirlenen ancak talep sınırı nedeniyle hüküm altına alınamayan bakiye zarar, yeni bir başvuru ile tahsil edilebilmiştir. Ayrıca temerrüt tarihi ve avans faizi uygulaması bakımından da sigortalı lehine bir değerlendirme yapılmıştır.
Her ne kadar somut olayda Araç Değer Kaybı Tazminatı talebi bulunmasa da, uygulamada araç hasarı ile birlikte değer kaybı taleplerinin de ileri sürülebileceği unutulmamalıdır. Benzer şekilde zorunlu sigorta kapsamında gündeme gelen Trafik Sigorta Tazminatı uyuşmazlıklarında da eksik ödeme iddiaları sıklıkla tahkime taşınmaktadır.
Sigorta Tahkim Komisyonu, mahkeme sürecine kıyasla daha hızlı ve uzmanlık gerektiren teknik konularda etkin bir çözüm yolu sunmaktadır. Özellikle araç hasarı tazminatı uyuşmazlıklarında bilirkişi incelemesiyle somut zarar tespit edilmekte ve sigorta şirketlerinin eksik ödeme uygulamalarına karşı etkili bir başvuru mekanizması sağlanmaktadır. Bu yönüyle tahkim yolu, sigortalıların hak arama özgürlüğünü güçlendiren pratik ve sonuç odaklı bir alternatif çözüm yöntemi olarak önemini korumaktadır.





