MEB Görevde Yükselme Sınavı İptal Davası 2026

MEB’de görev yapan öğretmenler için düzenlenen görevde yükselme sınavı, unvan değişikliği ve şube müdürü gibi üst kadrolara geçiş için yazılı ve sözlü aşamalı bir sınavdır. Ancak sınavda başarılı olmanıza rağmen mülakat veya puanlama hataları, kadro yetersizliği ya da özensiz işlem sonucu mağdur olabilirsiniz. Bu tür durumlarda idareye karşı “iptal davası” açmak mümkündür. Nitekim bir öğretmen tüm şartları taşırken idare tarafından terfi ettirilmezse, görevde yükselme davası olarak adlandırılan bir iptal davası açılabilir. Yani hak kaybı yaşayan öğretmen, MEB’e dava açarak işlemin iptalini talep edebilir.

Olası mağduriyet örnekleri arasında hatalı soru veya puanlama, atama için yeterli kadro olmaması, liyakat dışı değerlendirme veya mülakat komisyonunun usulsüz davranması sayılabilir. Özellikle sözlü mülakatlar özneldir ve uygulamada ciddi tartışmalara konu olabilmektedir. Bu nedenle MEB mülakat davası açmak da mümkündür; öğretmenlik mülakatı iptal davası olarak bilinen bu süreçte adaylar, mülakat sonuçlarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilir.

Görevde yükselme davalarına örnek olarak geçmiş yıllarda yapılan sınavlarda bazı soruların yargı kararıyla iptal edilmesi gösterilebilir. Bu gibi durumlarda puanlar yeniden hesaplanarak hak sahiplerine mülakat veya atama hakkı tanınabilmektedir. Görevlendirmeye yönelik işlemler sebep, şekil ve yetki yönlerinden hukuka aykırı bulunursa iptal edilmelidir. Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68. maddesinde de görevde yükselmeye ilişkin usullerin düzenlendiği bilinmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68. maddesi, derece yükselmesinin hangi şartlar altında ve hangi usulle yapılabileceğini ayrıntılı biçimde düzenlemekte olup, MEB görevde yükselme sınavı iptal davalarında idarenin takdir yetkisinin sınırlarını ortaya koyan temel normlardan biridir. Bu hüküm, görevde yükselme veya unvan değişikliği süreçlerinin yalnızca sınav başarısına indirgenemeyeceğini, aynı zamanda kadro, hizmet süresi, öğrenim ve nitelik koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.

Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeye göre derece yükselmesi yapılabilmesi için her şeyden önce üst dereceden boş bir kadronun bulunması zorunludur. Bu şart, görevde yükselme sınavını kazanan her personelin otomatik olarak atanamayacağını, idarenin kadro planlamasına bağlı bir işlem tesis etmek zorunda olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle MEB görevde yükselme sınavı iptal davalarında, boş kadro bulunup bulunmadığının ve bu hususun somut biçimde ortaya konulup konulmadığının yargısal denetime açık olduğu kabul edilmektedir.

Aynı fıkrada yer alan bir diğer temel şart, memurun bulunduğu derecede en az üç yıl hizmet etmiş olması ve bu derecenin üçüncü kademesinde en az bir yıl bulunmasıdır. Bu düzenleme, liyakat ve kıdem ilkesinin bir yansımasıdır. Görevde yükselme sınavı başarıyla sonuçlansa dahi, bu süre şartları sağlanmadan yapılan atamalar hukuka aykırı hâle gelebilmekte; buna karşılık, bu şartları taşıyan adayların keyfî biçimde elenmesi ise iptal davasına konu edilebilmektedir.

Madde metninde ayrıca, atanılacak kadronun gerektirdiği özel niteliklerin elde edilmiş olması şartı düzenlenmiştir. Bu hüküm, görevde yükselme sınavlarının yalnızca yazılı veya sözlü sınav başarısıyla sınırlı tutulamayacağını; hizmetin gereklerine uygun mesleki bilgi, deneyim ve yeterliliğin somut biçimde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. MEB görevde yükselme sınavı iptal davalarında, adayın bu nitelikleri taşımasına rağmen başarısız sayılması veya gerekçesiz şekilde elenmesi, hukuka aykırılığın en sık karşılaşılan nedenlerinden biridir.

Maddenin ikinci fıkrası ise derece yükselmesine ilişkin istisnai bir atama rejimi öngörmektedir. Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı hariç olmak üzere bazı sınıflarda, belirli üst derece kadrolarına, derece yükselmesindeki süre şartı aranmaksızın daha alt derecelerden atama yapılabilmesi mümkün kılınmıştır. Ancak bu istisna mutlak olmayıp, belirli bir hizmet süresi ve yükseköğrenim şartına bağlanmıştır. Bu düzenleme, idareye geniş ama sınırsız olmayan bir takdir yetkisi tanımakta; bu yetkinin nesnel ölçütlere dayalı kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu kapsamda, atanılacak kadronun derece ve ek gösterge durumuna göre sekiz, on veya on iki yıllık hizmet süresi şartı öngörülmüş; ayrıca yükseköğrenim mezunu olma koşulu açıkça düzenlenmiştir. Dört yıldan az süreli yükseköğrenim mezunları bakımından bu sürelerin artırılması, idarenin öğrenim düzeyine göre farklılaştırılmış bir değerlendirme yapmasını öngörmektedir. Hizmet süresi hesabında hangi görevlerin dikkate alınacağı da ayrıntılı biçimde belirlenmiş olup, bu husus MEB görevde yükselme sınavı iptal davalarında sıkça uyuşmazlık konusu olmaktadır.

Madde hükmü, bu şekilde üst derece kadrolara atananların mali ve özlük haklarının nasıl belirleneceğini de düzenlemektedir. Atanan personelin, atandığı kadronun aylık ve ek gösterge dâhil tüm haklarından yararlanacağı, bu kadroda geçirilen sürelerin kazanılmış hak ve emeklilik yönünden dikkate alınacağı belirtilmiştir. Ancak bu hakların, başka bir göreve atanma hâlinde otomatik kazanılmış hak oluşturmayacağı da özellikle vurgulanmıştır. Bu yönüyle hüküm, görevde yükselme sürecinin geçici ve koşullu bir statü değişikliği olduğunu ortaya koymaktadır.

Son olarak maddenin üçüncü fıkrasında, derece yükselmesine ilişkin onay merciinin atamaya yetkili amir olduğu düzenlenmiştir. Müşterek kararla atanan personel bakımından ise ilgili bakan veya yetkilendirdiği makamın onayı öngörülmüştür. Bu düzenleme, görevde yükselme işlemlerinin yetki unsuru bakımından sıkı bir denetime tabi olduğunu göstermekte; yetkisiz makamlarca tesis edilen işlemlerin iptal sebebi oluşturacağını açıkça ortaya koymaktadır.

Tüm bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, 657 sayılı Kanun’un 68. maddesi, MEB görevde yükselme sınavı iptal davalarında idarenin keyfî uygulamalarına karşı en güçlü hukuki dayanaklardan birini oluşturmaktadır. Sınav sürecinde veya sonrasında kadro, hizmet süresi, nitelik ve yetki unsurlarının göz ardı edilmesi hâlinde, tesis edilen işlemlerin yargı mercilerince iptal edilmesi hukuken kaçınılmaz hâle gelmektedir.

Hatalı sınav soruları veya değerlendirme yapılması hâlinde, sınavda yer alan yanlış sorular ya da hatalı puanlamalar idari yargı yoluyla iptal ettirilebilir. Kadro yetersizliği nedeniyle üst kadrolara yeterli kontenjan açılmaması ve bu durumun çalışanların yükselmesine engel teşkil etmesi de dava konusu yapılabilir. Bunun yanında, öğretmenlik mülakatlarında subjektif değerlendirmeler yapılması ve sözlü sınav sürecinde usulsüzlük bulunması hâlinde, mülakat sonuçlarının iptali için idari dava açılabilir.

Görevde Yükselme Sınavı İptal Davası Nasıl Açılır?

Görevde yükselme sınavı sonuçlarına veya bu sonuçlara dayalı işlemlere karşı iptal davası, görevli ve yetkili idare mahkemesinde açılır. İlk aşamada idareye itiraz başvurusu yapılabilmekle birlikte, işlem tebliğ edildikten sonra 60 gün içinde dava açma hakkı bulunmaktadır. Dava dilekçesinde, davacının ve davalı idarenin bilgileri ile dava konusu işlemin hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu ayrıntılı şekilde açıklanmalıdır. İptal davalarında genellikle adayın tüm şartları taşıyıp taşımadığı, üst kadroda boş kontenjan bulunup bulunmadığı, yazılı ve sözlü sınavların usule uygun yapılıp yapılmadığı hususları incelenir.

Dava dilekçesi hazırlandıktan sonra idare mahkemesine sunulur ve gerekli yargılama harçları yatırılır. Bu süreçte yürütmenin durdurulması talebinde de bulunulabilir. Mahkeme, yürütmenin durdurulması istemini değerlendirirken işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç zarar doğup doğmayacağını ve işlemin açıkça hukuka aykırı olup olmadığını dikkate alır. Yürütmenin durdurulması kararı geçici nitelikte olup nihai kararı etkilemez; ancak dava sonuçlanıncaya kadar aday lehine koruma sağlar. Mahkeme sonunda işlemin iptaline karar verilirse, atama süreci yeniden değerlendirilerek mağduriyet giderilebilir.

İptal davası dilekçesinde davacının kimlik ve iletişim bilgileri, davalı idarenin bilgileri, dava konusu işlem ve yargılama giderlerine ilişkin taleplerin açıkça yer alması gerekir. Dava sürecinin usule uygun yürütülmesi açısından idari yargı alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması faydalı olacaktır. Özellikle 60 günlük hak düşürücü sürenin kaçırılmaması büyük önem taşır.

MEB Görevde Yükselme Mülakatı ve İptal Davası

MEB görevde yükselme sınavlarında yazılı sınav başarı puanı, sözlü sınav yani mülakat puanı ile birlikte değerlendirilir. Yazılı sınavda başarılı olmasına rağmen mülakatta elenen adaylar, yalnızca sözlü sınav sonucuna karşı da iptal davası açabilir. Öğretmenlik mülakatı iptal davası, adayın sözlü sınavda yapılan değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğu iddiasına dayanır. Bu davalarda, mülakatın objektiflikten uzak yapıldığı, komisyonun tutanak tutmadığı, soruların liyakatle ilgisiz olduğu veya puanlamada tutarsızlık bulunduğu ileri sürülebilir. Anayasa’nın eşitlik ve liyakat ilkeleri gereği, kamu görevlerine atamalarda objektif ölçütlere uyulması zorunludur; bu ilkelere aykırı yapılan mülakatlar iptal davasına konu edilebilir.

Mülakat davasında da öncelikle idari itiraz yoluna başvurulabilir. İtirazın reddedilmesi veya süresi içinde cevap verilmemesi hâlinde, sonuçların ilanından itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Mahkemeye sunulabilecek deliller arasında mülakat tutanakları, komisyon değerlendirme belgeleri ve tanık beyanları yer alabilir. Davayı kazanan adaylar açısından mülakatın yeniden yapılması ya da işlemin tamamen iptal edilmesi mümkündür. Uygulamada, sözlü sınav değerlendirmelerinin hukuka aykırı bulunduğu ve bu nedenle iptal edildiği birçok yargı kararı mevcuttur. Bu yolla Türkiye genelinde görevde yükselme mülakatlarında mağduriyet yaşayan öğretmenler hak arayışında bulunmaktadır.

Sonuç ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Görevde yükselme sınavı veya mülakat sürecinde mağduriyet yaşayan MEB öğretmenleri, idari yargı yoluna başvurarak haklarını arayabilir. Öğretmenlerin görevde yükselme hakkı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle güvence altına alınmıştır. Sınav sonuçlarının ya da mülakat puanlarının haklı ve hukuka uygun bir gerekçe olmaksızın düşük verildiği kanaatindeyseniz, vakit kaybetmeden hukuki süreci başlatmanız önemlidir. Dava açma süresi sınırlı olup, kanunda belirtilen şartları taşıyan her öğretmen bu yola başvurabilir. Alanında uzman bir idare hukuku avukatının desteğiyle açılacak iptal davası sonucunda, hukuka aykırı işlemler iptal edilebilir ve uğranılan hak kaybı giderilebilir. Bu nedenle görevde yükselme sürecinde yaşanan her türlü hukuka aykırılık, yargı denetimine taşınarak telafi edilebilir niteliktedir.