EVLİLİK BİRLİĞİ DIŞINDA YAŞAMA FİİLİ VE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEN ÇIKARMA YAPTIRIMI

EVLİLİK BİRLİĞİ DIŞINDA YAŞAMA

Askeri Ceza Kanunu Madde 153 –İffetsizliği anlaşılmış olan bir kimse ile bilerek evlenen veya evlilik bağını devam ettirmekte veya böyle bir kimseyi yanında bulundurmakta veya karı koca gibi herhangi bir kimse ile nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar eden asker kişiler hakkında Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezasına, erbaşlar hakkında rütbenin geri alınmasına hükmolunur.

ASKERÎ CEZA KANUNU’NU KAPSAMINDA “EVLİLİK BİRLİĞİ DIŞINDA BİRLİKTE YAŞAMA” FİİLİ VE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEN ÇIKARMA YAPTIRIMI

Askerî Ceza Kanunu’nun 153’üncü maddesi, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin askerlik mesleğinin gerektirdiği disiplin, vakar ve güven ilişkisini korumayı amaçlayan özel bir düzenleme niteliğindedir. Madde, asker kişinin özel hayatındaki bazı davranışlarının, sıradan bir medeni ilişki olmaktan çıkarak disiplin ve mesleki sadakati zedeleyici bir hâle dönüşmesini önlemeyi hedefler. Bu nedenle hüküm, yalnızca bir ahlak normu koymakla yetinmez; aksine, askerî hiyerarşinin itibarını, birliğin düzenini ve kamu hizmetinin gerektirdiği güven unsurunu esas alarak oldukça ağır yaptırımlar öngörür. Kanun koyucunun bu düzenlemeyi hazırlarken, askerlik hizmetinin sürekliliği ve mesleğin toplumdaki temsil gücünün korunmasını ön planda tuttuğu açıktır. Özellikle subay, astsubay ve uzman erbaşlar bakımından, Askerî Yargıtay’ın kararlarında da belirtildiği üzere, kişinin aile düzeni, toplumsal normlara uygun yaşam biçimi ve dışarıya yansıyan tutumu, hizmetin gerekleri yönünden değerlendirilir.

Maddenin ilk fıkrasında, iffetsizliği sabit olan bir kimse ile bilerek evlenmek, evlilik bağını sürdürmek, bu kişiyi yanında bulundurmak veya herhangi bir kimseyle karı-koca gibi nikâhsız olarak birlikte yaşamakta ısrar etmek, disiplin açısından en ağır yaptırımlarla karşılık bulur. Hüküm, basit bir beraberlik durumunu değil; aksine asker kişinin açık ve ısrarlı şekilde toplumsal değerlerle bağdaşmayan bir birlikteliği devam ettirmesini hedef alır. Yargı uygulamasında, bu davranışın oluşabilmesi için, kişinin söz konusu birlikteliği sona erdirmesine yönelik usulüne uygun bir uyarı yapılması gerektiği, yapılan uyarıya rağmen ilişkinin devam ettirilmesinin “ısrar” unsurunu oluşturduğu kabul edilmektedir.

Özellikle karı-koca gibi yaşama hali, geçici ilişkileri değil, birlikte yaşayan kişilerin bir eş gibi birbirlerine karşı yerine getirmek zorunda oldukları cinsel, sosyal ve toplumsal yükümlülükleri düzenli biçimde sürdürmelerini ifade eder. Bu nedenle, ilişkinin niteliğinin, süresinin ve tarafların günlük yaşam düzenlerinin bir karı-koca birlikteliğini çağrıştırıp çağrıştırmadığı önem taşımaktadır.

Devamlılık unsurunun belirlenmesinde kesin bir süre öngörülmemiş olmakla birlikte, Askerî Yargıtay tarafından, tarafların karı-koca gibi yaşadıklarını gösterecek kadar bir zamanın geçmesinin yeterli olduğu belirtilmiştir.

Bu düzenlemenin en önemli unsurlarından biri, “ısrar” kavramıdır. Kişinin ikaz edildiği, ikazın içeriğinin açık ve anlaşılır olduğu ve buna rağmen birlikteliği sürdürdüğü durumlarda, eylem kastî bir davranışa dönüşür.

Askerî uygulamada, bu ikazın disiplin amiri veya soruşturma başlatmaya yetkili makam tarafından yapılması zorunludur. Uyarı yapılırken hem birlikteliğin hukuken ve disiplin yönünden sakıncaları hem de sürdürülmesi halinde doğacak sonuçlar açıkça belirtilmelidir. Aksi halde, kişinin davranışının ısrarlı olup olmadığının belirlenmesi mümkün olmayacaktır. Bu yönüyle madde, keyfî uygulamaları önlemek için gerekli usul güvencelerini de içermektedir. Uyarıya rağmen birlikteliğini sürdüren asker kişilerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezasına veya erbaş statüsünde ise rütbenin geri alınması yaptırımına muhatap olmaları bu nedenle mümkündür.

Sonuç olarak, Askerî Ceza Kanunu’nun 153’üncü maddesi, askerlik hizmetinin gerektirdiği sadakat, disiplin ve vakar ilkelerini korumaya yönelik özel bir normdur. Bu hüküm aracılığıyla özel hayatın dokunulmazlığının sınırsız bir alan olmadığı; kamu hizmetinin niteliği gereği, asker kişiler için daha yüksek bir sorumluluk ve etik yükümlülük bulunduğu kabul edilmektedir. Asker kişilerin sosyal yaşamlarının dahi, görevlerinin gerektirdiği saygınlık ve güven ortamına yakından bağlı olduğu dikkate alındığında, maddenin koruyucu niteliği daha açık görünmektedir.

Kanunun, özellikle “ısrar”, “devamlılık” ve “karı-koca gibi yaşama” kavramlarını tanımlama biçimi, uygulamada belirli bir özen ve değerlendirme gerektirmekte; verilen ağır yaptırımlar nedeniyle usul güvencelerine sıkı sıkıya bağlı bir incelemeyi zorunlu kılmaktadır. Askerlik mesleğinin hassas yapısı dikkate alındığında, bu düzenlemenin, disiplinin sağlanması ve kurumun kamu vicdanındaki itibarının korunması bakımından merkezi bir role sahip olduğu açıktır.