Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin amacı; Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan askerî ve sivil personel ile öğrenciler ve adayları ile birlikte, askerlik hizmetiyle yükümlü vatandaşların Türk Silahlı Kuvvetlerindeki görevlere uygunluklarının sağlık yönünden tespit edilmesi ve barış ile savaş dönemlerinde uygulanacak sağlık işlemlerinin düzenlenmesidir.
Bu yazıda, 13 Eylül 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikler çerçevesinde, EK-C listesinde yer alan ve “Ruh Sağlığı ve Hastalıkları” başlığı altında düzenlenen tanılara ilişkin yeni getirilen AÇIKLAMALARA dair izahatta bulunulacaktır.
Yönetmeliğin Dokuzuncu Bölümü, dış kaynaktan alınacak sözleşmeli veya muvazzaf subay ve astsubay adayları ile hâlihazırda sözleşmeli olarak görev yapanların muvazzaf statüye geçişlerindeki sağlık yeteneklerine ilişkin esasları düzenlemektedir.
Madde 76’da Türk Silahlı Kuvvetleri adına yetiştirilenler hariç olmak üzere dış kaynaktan alınacak sözleşmeli veya muvazzaf subay ve astsubay adaylarının ilk aşamada ön sağlık muayenesine tabi tutulacağı, bu muayeneyi geçemeyenlerin sözleşmeli veya muvazzaf subay ve astsubay olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ön sağlık muayenesini geçen adayların, devamında asker hastanelerinin sağlık kurullarında ya da Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Komutanlığınca yetkilendirilmiş geçici veya daimi askerî sağlık muayene merkezlerinde heyet muayenesine alınacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, sözleşmeli veya muvazzaf subay ve astsubay adaylarında hepatit B, hepatit C, HIV, yaygın sekel bırakmış veya aktif tüberküloz ile ilerleyici ya da kronik nitelikteki herhangi bir hastalık ve diskromatopsi bulunmaması gerektiği, BU ADAYLARIN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI BAKIMINDAN DA TAM SAĞLAM OLMALARININ ZORUNLU OLDUĞU açıkça belirtilmiştir.
Madde 78’de ise hâlihazırda sözleşmeli olarak görev yapan subay ve astsubayların, muvazzaf subaylık veya astsubaylığa geçiş süreçlerinde uygulanacak sağlık kriterleri düzenlenmiştir. BUNA GÖRE, MUVAZZAF STATÜYE GEÇİŞ İÇİN BAŞVURAN SÖZLEŞMELİ SUBAY VE ASTSUBAYLARIN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI YÖNÜNDEN TAM SAĞLAM OLMALARI ESASTIR. Ayrıca geçmek istedikleri sınıfın görevini yapabilecek sağlık yeteneklerine sahip oldukları tespit edildiği takdirde, haklarında “Muvazzaf Subay/Astsubay Olur” ibareli sağlık kurulu raporu düzenlenir.
Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin (C) ekinde yer alan III numaralı başlık altında “Ruh Sağlığı ve Hastalıkları”na ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Bu bölümde, psikiyatrik rahatsızlıkların hangi ölçütlere göre değerlendirileceği ve Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapmaya engel teşkil edip etmeyeceği hususları Madde 15, 16, 17 ve 18’de hüküm altına alınmıştır.
13.09.2025 TARİHLİ TSK SYY DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK İLE AÇIKLAMA EKLENEN “RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI” BAŞLIĞI ALTINDAKİ MADDE 16 FIKRA 1 ŞU ŞEKİLDEDİR:

13.09.2025 TARİHLİ YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ İLE EKLENEN AÇIKLAMA:

BU MADDEYE DAİR HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Öncelikle adayın ya da yükümlünün geçmişte bir psikiyatrik tanı alıp almadığı, bu tanının niteliği, süresi ve seyri dikkate alınır. Bunun için kişinin hastalık öyküsü ve mevcut tıbbi kayıtları incelenir; gerekiyorsa geçmiş tedavilerini gösteren epikriz raporları sağlık kurulu tarafından istenir. Eğer geçmişteki tanı yalnızca reaktif yani dışsal bir olaya tepki olarak ortaya çıkmış, süreklilik göstermemiş ve tekrar etmeyen bir durumsa; tedavi süresi üç ayı geçmemişse; ayrıca bu süreçte kişinin hastaneye yatırılmasını gerektirecek düzeyde ağır bir tablo olmamışsa ve tıbbi kayıtlarda psikotik belirtiler, intihar girişimi, madde kullanımı, dürtüsellik veya kendine zarar verme gibi olumsuz bulgular yer almıyorsa; güncel muayenede ya da psikometrik incelemede herhangi bir psikiyatrik bozukluk bulgusuna rastlanmamışsa bu durumda aday “sağlam” kabul edilir. Yani;
1…ÖNCELİKLE ADAYIN VEYA YÜKÜMLÜNÜN GEÇMİŞTE HERHANGİ BİR PSİKİYATRİK TANI ALIP ALMADIĞI ARAŞTIRILMALI,
2…GEÇMİŞTE ALINAN TANININ NİTELİĞİ, SÜRESİ VE SEYRİ DİKKATE ŞU ŞEKİLDE DİKKATE ALINMALI;
- Bu değerlendirme için kişinin hastalık öyküsü ve mevcut tıbbi kayıtları incelenmeli gerekli görülürse geçmiş tedavilerini gösteren epikriz raporları sağlık kurulu tarafından talep edilerek bir rapor düzenlenmelidir. Çünkü geçmişteki tanı yalnızca reaktif (dışsal bir olaya tepki olarak) ortaya çıkmış, süreklilik göstermemiş yani geçici ve tekrar etmeyen bir durum ise, zaten güncel ruhsal muayene ve/veya psikometrik incelemede herhangi bir psikiyatrik bozukluğu saptanmamışsa, şahsi görüşüme göre aday SAĞLAM kabul edilmelidir.
ANCAK YÖNETMELİKTE 3 AYLIK TEDAVİ NOKTASINDA BİR AYRIMA DAHA GİDİYOR:
3…ÖNEMLİ KISIM BURASI: Tedavi süresi ÜÇ AYI geçmemişse:
AÇIKLAMA-1 metninin dördüncü satırının sonundan itibaren “üç aydan kısa süreli tedavi almışsa” ibaresinden sonra “geçmiş tıbbi kayıtlarda BU DURUMA İLİŞKİN hastane yatışı, psikotik belirtiler, intihar girişimi, madde kullanımı, dürtüsellik, kendine zarar verici davranışlar gibi olumsuz özellikler tanımlanmamışsa” şeklinde geçmiş tıbbi kayıtlarında yer alan tedavinin boyutuna dair bir açıklama getiriyor aslında…
Yani, “BU DURUMA İLİŞKİN” ifadesiyle belirtilen, cümlenin başında ve “ve” bağlacından önce yer alan özne; virgül eksik olsa dahi “Geçmiş Psikiyatrik Tanı”dır. Cümlenin tam hâli şöyledir:

Burada şu iki ihtimal üzerinde duracağım;
1) Eğer Geçmiş Psikiyatrik Tanı Kaydı içinde, üç aydan fazla süreyle tedavi almışsa veya bu tanı kapsamında —üç aydan uzun ya da kısa tedavi fark etmeksizin— hastanede yatış, psikotik belirtiler, intihar girişimi, madde kullanımı, dürtüsellik ya da kendine zarar verici davranışlar gibi unsurlar yer alıyorsa, aday “sağlam” kabul edilemez. Bunun nedeni, üç aydan uzun süreli tedavi görmüş veya belirtilen ciddi tanılardan herhangi birine sahip adayın, askerlik görevi sırasında bu tanıların tekrar ortaya çıkma riskinin bulunmasıdır; dolayısıyla bu durum geçici bir tanı olarak değerlendirilemez.
2) Eğer Geçmiş Psikiyatrik Tanı Kaydı içinde, üç aydan az süreyle tedavi almışsa ve geçmiş psikiyatrik tanısında hastanede yatış, psikotik belirtiler, intihar girişimi, madde kullanımı, dürtüsellik ya da kendine zarar verici davranışlar gibi unsurlar yer almıyorsa; demek ki hastalık geçici bir dönemle sınırlıydı, kronikleşmiş bir rahatsızlık değil ve askerlik mesleğine uygunluk açısından güncel sağlık durumu da uygun ise aday herhangi bir risk taşımadığından Sağlam kabul edilmelidir.
Tabii şu hususun da değerlendirilmesi gerekmektedir. Üç aydan fazla ilaç kullanımı bir tedavi midir? Yoksa bu üç aylık süre içinde devamlı bir doktor kontrolü de aranmalı mıdır? Çünkü hastane yatışı gibi tanım getirilen sürecin psikotik belirtiler, intihar ve kendine zarar verme gibi belirtileri yalnızca yazılan ilaçları üç aydan fazla kullanmakla uzaktan tespit edilemez. Kanaatimize göre üç aylık süre doktor kontörlünün devam ettiği günler hesap edilerek bulunmalıdır. Aday 2010 senesinin Ocak ayında doktor kontrolüne gitmiş ardından sene sonunda başka bir nedenle psikiyatri servisinden randevu almışsa 12 aylık bir tedaviden elbette bahsedilemez. Mesela aday psikiyatri kontörlüne ilk kez gitmiş ama hekim ilk randevuda her nasılsa bir teşhis koyup 3 kutu ilaç yazmışsa ve aday bunu dört ay boyunca kullanmışsa yine üç ayı aşan bir tedaviden bahsedilemez. Bu tip örnekler çoğaltılabilir. Yeni düzenleme ile getirilen asıl amaç adayın önce geçmişte bir rahatsızlığı var mıydı, varsa ilerde tekrarlanma riski var mı ayrıca şu anki yani mesleğe alınırken güncel durumu askerliğe uygun mu? Bunların hekimler tarafından ayrıntılı olarak raporlanması gerekmektedir.





