Yoksun Kalınan Parasal Hakların İadesi ve Göreve İade Sonrası Mali Haklar/2026

İçindekiler

Hukuka aykırı bir idari işlem, kamu görevlisinin yalnızca görevinden uzaklaşmasına yol açmaz. Görevle birlikte ödenen aylık, ek ödeme, tazminat ve sosyal yardımların kesilmesi; derece ve kademe ilerlemesinin durması; emeklilik keseneklerinin yatırılmaması ve hizmet süresinin eksik hesaplanması gibi çok sayıda sonuç ortaya çıkabilir. Bu nedenle idari işlemin mahkeme tarafından iptal edilmesi, çoğu zaman göreve yeniden başlatılmanın ötesinde mali ve özlük haklarının da yeniden değerlendirilmesini gerektirir.

Yoksun kalınan parasal hakların iadesi, hukuka aykırı işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı kamu görevlisinin sahip olacağı mali durumun mümkün olduğu ölçüde yeniden kurulmasını amaçlar. Ancak bu sonuç her uyuşmazlıkta kendiliğinden ve aynı kapsamda doğmaz. İptal kararının gerekçesi, kişinin ilgili kadroya atanma konusunda kesin bir hakka sahip olup olmadığı, talebin dava dilekçesinde nasıl ifade edildiği ve istenen ödemenin fiilî çalışmaya bağlı bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Hanka Whatsapp

Yoksun Kalınan Parasal Hakların İadesi Nedir?

Yoksun kalınan parasal hakların iadesi, hukuka aykırı bir idari işlem yüzünden ödenmeyen veya eksik ödenen mali hakların ilgilisine verilmesini ifade eder. Kamu görevlisinin meslekten çıkarılması, sözleşmesinin feshedilmesi, göreve başlatılmaması, atamasının yapılmaması, aylıktan kesme cezasına maruz kalması veya daha düşük mali hak sağlayan bir göreve atanması bu tür kayıplara neden olabilir.

Bu talep klasik anlamda yalnızca bir “maaş alacağı” değildir. Uyuşmazlığın niteliğine göre aylıklar, ücret farkları, zam ve tazminatlar, sosyal yardımlar, ek göstergeden kaynaklanan farklar ve emeklilik kesenekleri gündeme gelebilir. Özlük haklarının yeniden kurulması ise görev süresinin kesintisiz kabul edilmesi, derece ve kademe ilerlemesinin düzeltilmesi, hizmet puanının yeniden hesaplanması ve personel kayıtlarının hukuka uygun hâle getirilmesi gibi parasal olmayan fakat mali sonuç doğurabilen işlemleri kapsar.

Bu nedenle dava açılırken yalnızca “maaşların ödenmesi” yönünde dar bir talep kurulması her zaman yeterli olmayabilir. İşlem sebebiyle kaybedilen parasal haklarla birlikte özlük haklarının da iadesinin açıkça istenmesi, kararın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek tereddütleri azaltır.

İptal Kararı Parasal ve Özlük Hakları Nasıl Etkiler?

İptal kararı, hukuka aykırı idari işlemi hukuk düzeninden kaldırır. İdare, kararın gereğini yalnızca şeklen yerine getirmekle yetinemez; mümkün olduğu ölçüde işlemden önceki hukuki durumun yeniden kurulmasını da sağlamak zorundadır. Kamu görevlisinin göreve döndürülmesi bu yükümlülüğün yalnızca bir bölümüdür.

Örneğin meslekten çıkarma işlemi iptal edilen bir memurun göreve başlatılması, ancak açıkta geçen süreye ilişkin hizmet kayıtları düzeltilmediği ve hak ettiği mali ödemeler değerlendirilmediği takdirde eksik bir uygulama oluşturabilir. Benzer şekilde sözleşme feshi iptal edilen bir kamu görevlisinin yalnızca ileriye yönelik olarak istihdam edilmesi, geçmiş dönemde oluşan zararların ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Bununla birlikte her iptal kararı doğrudan ve koşulsuz biçimde geçmiş maaşların tamamının ödenmesini gerektirmeyebilir. Özellikle işlem yalnızca usule ilişkin bir eksiklik sebebiyle iptal edilmişse ve idare aynı konuda yeniden işlem kurma yetkisine sahipse parasal hakların doğup doğmadığı, yeni işlemin sonucuna bağlı değerlendirilebilir. Danıştay kararlarında, son savunma alınmaması gibi tamamlanabilir bir usul eksikliği nedeniyle verilen iptal kararlarında mali hak talebinin henüz kesinleşmediği sonucuna varılabilmektedir. Bu ayrım, davanın kapsamı ve talep sonucu hazırlanırken mutlaka dikkate alınmalıdır.

Göreve İade Edilen Memur Geriye Dönük Maaş Alabilir mi?

Göreve iade edilen memurun geriye dönük maaş alıp alamayacağı, göreve dönüşün hukuki nedenine göre belirlenir. Meslekten çıkarma, görevine son verme veya sözleşme feshi işlemi esastan hukuka aykırı bulunarak iptal edilmişse, kişinin çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı mali hakların ödenmesi kural olarak gündeme gelir.

Buradaki temel değerlendirme, kamu görevlisinin hukuka aykırı işlem bulunmasaydı görevine devam edip etmeyeceğidir. Görevin sürmesi hukuken bekleniyor ve mali kayıp doğrudan iptal edilen işlemden kaynaklanıyorsa, idarenin zararı gidermesi gerekir. Anayasa Mahkemesi de hukuka aykırılığı yargı kararıyla ortaya konulan idari işlem nedeniyle doğan parasal kayıpların karşılanmamasını belirli koşullarda mülkiyet hakkı yönünden incelemektedir.

Buna karşılık bir sınavı, mülakatı veya güvenlik soruşturmasını geçemediği gerekçesiyle atanmayan kişinin açtığı davada iptal kararı verilmesi, her zaman doğrudan atama hakkının doğduğu anlamına gelmez. İptal kararından sonra yeniden değerlendirme, yeni sınav veya başka bir idari işlem yapılması gerekiyorsa geçmiş döneme ilişkin maaş talebi ayrıca hukuki inceleme gerektirir. Kişinin göreve atanmasının kesin değil, ihtimale bağlı olduğu durumlarda mali hak talebi reddedilebilir.

Hangi Parasal Haklar Geri İstenebilir?

Yoksun kalınan parasal hakların kapsamı belirlenirken kamu görevlisine ödenen tüm gelir kalemlerinin aynı hukuki niteliğe sahip olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Temel aylık, taban aylığı, kıdem aylığı, ek gösterge, düzenli tazminatlar, aile yardımı ve çocuk yardımı gibi statüden doğan ödemeler, şartları bulunuyorsa hesaplamaya dâhil edilebilir.

Kişinin derece, kademe, unvan, hizmet sınıfı ve görev yerine bağlı olarak alması gereken maaş farkları da ayrıca incelenmelidir. Açıkta geçen sürenin hizmetten sayılması gerekiyorsa, yalnızca geçmiş maaşların ödenmesi yeterli olmaz. Derece ve kademe ilerlemesi yapılmalı, emeklilik kesenekleri tamamlanmalı ve personelin özlük dosyası düzeltilmelidir.

Ek ders, nöbet, fazla çalışma, döner sermaye, performans ödemesi, harcırah, saha tazminatı ve benzeri kalemler ise somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Bazı ödemeler doğrudan kadro veya statüye bağlıyken bazıları belirli bir hizmetin fiilen görülmesini, nöbet tutulmasını, ders verilmesini veya performans şartının gerçekleşmesini gerektirir. Bu nedenle “göreve iade edilen kişiye bütün yan ödemeler koşulsuz ödenir” biçimindeki mutlak bir yaklaşım hukuken isabetli değildir.

Fiilî Çalışmaya Bağlı Ek Ödemeler İade Edilir mi?

Uygulamada en fazla uyuşmazlık çıkan konulardan biri, fiilen çalışılmayan döneme ait ek ödemelerdir. İdareler çoğu zaman nöbet ücreti, ek ders, döner sermaye veya performans ödemesi gibi kalemlerin fiilî çalışmaya bağlı olduğunu ileri sürerek ödeme yapmamaktadır.

Bununla birlikte kamu görevlisinin çalışamaması kendi tercihinden değil, hukuka aykırı idari işlemden kaynaklanmışsa yalnızca “fiilen çalışmadığı” gerekçesine dayanılması her olayda yeterli kabul edilmeyebilir. Kişinin çalışmasının idare tarafından engellendiği, ilgili görevin devam etmesi hâlinde ödemenin düzenli olarak elde edileceği ve kayıp ile hukuka aykırı işlem arasında doğrudan bağ bulunduğu ortaya konulabiliyorsa tazmin talebinin kabul edilmesi mümkün olabilir.

Her ödeme kalemi kendi mevzuatı ve kazanılma şartları çerçevesinde incelenmelidir. Kesin biçimde yapılacağı kanıtlanamayan, performansa veya değişken çalışma düzenine bağlı ödemelerde önceki dönem bordroları, emsal personel kayıtları, nöbet çizelgeleri ve kurum içi ödeme esasları önem kazanır.

Özlük Haklarının İadesi Neleri Kapsar?

Özlük hakları yalnızca maaş ve ücretlerden ibaret değildir. Kamu görevlisinin statüsüne bağlı olarak hizmet süresi, kıdem, derece, kademe, emeklilik hakları, izin süresi, hizmet puanı, sicil ve personel kayıtları da özlük haklarının kapsamında değerlendirilir.

İptal edilen işlem sebebiyle kamu göreviyle ilişiği kesilen kişinin açıkta geçen süresi hizmet süresinden sayılmıyorsa sonraki yıllarda daha düşük maaş alması, daha geç emekli olması veya atama ve yükselme işlemlerinde dezavantajlı duruma düşmesi mümkündür. Bu nedenle mahkeme kararının uygulanması sırasında geçmiş dönem maaşlarının ödenmesi kadar kayıtların düzeltilmesi de önem taşır.

Dava dilekçesinde, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle ödenmesinin yanında özlük haklarının da iadesi talep edilmelidir. Böylece idareye yalnızca bir miktar para ödeme değil, personelin hukuki statüsünü geçmişe etkili biçimde düzeltme yükümlülüğü de hatırlatılmış olur.

Görevden Uzaklaştırılan Memurun Maaş Farkı Ödenir mi?

Görevden uzaklaştırma, memuriyet statüsünü sona erdiren bir disiplin cezası değildir. Geçici bir tedbir niteliğindedir. Görevden uzaklaştırılan veya tutuklanan memura bu süre içinde aylığının belirli bir kısmı ödenmeye devam eder.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda belirtilen koşulların gerçekleşmesi ve tedbirin kaldırılması hâlinde kesilmiş olan aylık kısmının ödenmesi ve görevden uzakta geçen sürenin derece ve kademe ilerlemesinde değerlendirilmesi gündeme gelir. Ancak göreve son verme işleminin iptali ile görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması aynı hukuki kurum değildir. Bu nedenle hangi hükümlerin uygulanacağı, personelin statüsüne ve hakkında yürütülen adli veya disiplin sürecinin sonucuna göre belirlenmelidir.

İptal Davasıyla Birlikte Parasal Haklar İstenebilir mi?

İdari Yargılama Usulü Kanunu, ilgilinin hakkını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle doğrudan tam yargı davası açabilmesine veya iptal ve tam yargı taleplerini birlikte ileri sürebilmesine imkân tanır. Bu nedenle kamu görevlisi, işlemin iptalinin yanında işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle ödenmesini ve özlük haklarının iadesini aynı dava dilekçesinde isteyebilir.

Parasal hak talebinin iptal davasıyla birlikte ileri sürülmesi çoğu uyuşmazlıkta daha etkili bir yöntemdir. Böylece mahkeme, işlemin hukuka uygunluğuyla birlikte mali sonuçlarını da değerlendirir. Ayrıca iptal kararından sonra yeni bir başvuru ve yeni bir dava açılması ihtiyacı azaltılmış olur.

Bununla birlikte zarar miktarının dava tarihinde tam olarak bilinmemesi talebin tamamen belirsiz bırakılabileceği anlamına gelmez. Zarara neden olan dönem, talep edilen haklar ve faiz istemi açıkça gösterilmelidir. Hesaplama teknik bilgi gerektiriyorsa bilirkişi incelemesi talep edilebilir.

İptal Davasından Sonra Ayrı Tam Yargı Davası Açılabilir mi?

Parasal ve özlük haklar iptal davasında istenmemişse, iptal kararından sonra ayrı bir tam yargı davası açılması mümkündür. Ancak burada İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun süre hükümleri dikkatle uygulanmalıdır.

İlgili kişi, iptal davası sonuçlandıktan sonra kararın veya kanun yolu incelemesi sonunda verilen kararın tebliği üzerine kanunda öngörülen süre içinde tam yargı davası açabilir. Ayrıca işlemin uygulanması sebebiyle doğan zararlar yönünden uygulama tarihinden itibaren başlayan özel süre düzenlemeleri de bulunmaktadır.

Süre hesabında yalnızca karar tarihi esas alınmamalıdır. Kararın tebliğ tarihi, kesinleşme ve kanun yolu süreci, idareye daha önce başvuru yapılıp yapılmadığı ve zararın hangi tarihte doğduğu birlikte değerlendirilmelidir. Yanlış süre hesabı, alacağın esasına girilmeden davanın süre aşımı sebebiyle reddedilmesine neden olabilir.

Yoksun Kalınan Parasal Haklarda Faiz Hangi Tarihten Başlar?

Yasal faiz, paranın geç ödenmesi sebebiyle alacaklının uğradığı ekonomik kaybın giderilmesini amaçlar. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde yalnızca nominal maaş tutarının yıllar sonra ödenmesi, zararı gerçek anlamda karşılamayabilir. Bu nedenle dava ve başvuru sırasında faiz talebinin açıkça ileri sürülmesi önemlidir.

Faizin başlangıç tarihi somut olayın özelliklerine göre değişebilir. İptal davasıyla birlikte parasal hakların da istendiği durumlarda, dava tarihinden önce tahakkuk etmiş alacaklara dava tarihinden; dava devam ederken sonraki aylarda doğan alacaklara ise her bir ödemenin yapılması gereken tarihten itibaren faiz işletilmesi yaklaşımıyla karşılaşılmaktadır.

İptal davasından sonra idareye ayrıca başvurulmuşsa başvuru tarihi, ayrı tam yargı davası açılmışsa dava tarihi gündeme gelebilir. Bazı uyuşmazlıklarda her bir maaş veya ödeme kaleminin tahakkuk tarihi esas alınmaktadır. Bu sebeple dava dilekçesinde yalnızca “faiziyle ödenmesi” ifadesi kullanılmamalı; mümkünse talep edilen faiz türü ve başlangıç tarihi hukuki gerekçesiyle belirtilmelidir.

Başka Bir İşten Elde Edilen Gelir Maaş Alacağından Düşülür mü?

Kamu görevinden uzak kaldığı dönemde başka bir işte çalışan kişinin elde ettiği gelirin geçmiş maaşlardan indirilip indirilmeyeceği uygulamada tartışmalıdır. Bu konuda her uyuşmazlığa uygulanabilecek tek bir cevap bulunmamaktadır.

Bir görüşe göre hukuka aykırı işlem ile gelir kaybı arasındaki bağ değerlendirilirken kişinin aynı dönemde başka bir işten kazanç elde etmesi dikkate alınabilir. Diğer görüşe göre ise kamu görevlisinin statüden doğan aylık ve özlük hakları, başka bir hukuki ilişkiden kazanılan gelirden bağımsızdır. Özellikle yapılan ödeme zarar tazmini değil, statüden doğan mali hakların iadesi niteliğindeyse mahsup işleminin hukuki dayanağı ayrıca sorgulanmalıdır.

Bu ayrımda kişinin başka işte sigortalı çalışıp çalışmadığı, elde edilen gelirin niteliği, talebin maaş hakkına mı yoksa kazanç kaybına mı dayandığı ve ilgili personel mevzuatındaki özel hükümler belirleyici olur. İdarenin yaptığı mahsup işlemi otomatik olarak hukuka uygun kabul edilemez; mahsup edilen kalemlerin ve hukuki dayanağın açıkça gösterilmesi gerekir.

Parasal Haklar Nasıl Hesaplanır?

Hesaplamada öncelikle hukuka aykırı işlemin uygulanmaya başladığı tarih ile kişinin göreve döndüğü veya hak kaybının sona erdiği tarih belirlenmelidir. Ardından personelin her ay itibarıyla sahip olması gereken derece, kademe, ek gösterge, aile durumu, görev yeri ve unvanı tespit edilmelidir.

Maaş unsurları yıllara ve aylara göre değişebileceğinden tek bir güncel maaş tutarının geçmiş dönemin tamamına uygulanması doğru olmaz. Her ödeme dönemi için yürürlükte bulunan katsayılar, zam oranları ve mevzuat hükümleri esas alınmalıdır. Personelin bu süreç içinde derece veya kademe ilerlemesi kazanması gerekiyorsa hesaplama buna göre güncellenmelidir.

Karmaşık uyuşmazlıklarda bordro ve özlük dosyasının idareden getirtilmesi, emsal personelin ödeme kayıtlarının incelenmesi ve mali müşavir ya da hesap bilirkişisinden rapor alınması gerekebilir. Bilirkişi raporunda hangi kalemlerin hesaba katıldığı, hangi kalemlerin dışarıda bırakıldığı, faiz başlangıç tarihleri ve yapılan kesintiler açıkça gösterilmelidir.

İdare Mahkeme Kararını Ne Kadar Sürede Uygulamalıdır?

İdare, idari yargı kararlarının gereğini gecikmeksizin yerine getirmek zorundadır. Kararın uygulanması için öngörülen süre, kararın idareye tebliğinden itibaren kural olarak otuz günü geçemez. Bu yükümlülük yalnızca kamu görevlisinin göreve başlatılmasını değil, hüküm altına alınmış parasal ve özlük haklarının yerine getirilmesini de kapsar.

Mahkeme kararında “yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine” hükmedilmiş ancak miktar belirtilmemişse idare gerekli hesaplamayı yapmak zorundadır. Karar gerekçesine aykırı şekilde bazı ödeme kalemlerinin dışarıda bırakılması veya faiz uygulanmaması, kararın eksik uygulanması anlamına gelebilir.

Ödeme yapılmadığında öncelikle kararın uygulanması ve hesap dökümünün bildirilmesi istemiyle idareye yazılı başvuru yapılabilir. İdarenin açıkça reddetmesi, eksik ödeme yapması veya sessiz kalması durumunda yeni bir idari uyuşmazlık doğabilir. Mahkeme kararının hiç uygulanmaması ayrıca ilgililerin hukuki ve kişisel sorumlulukları bakımından da sonuç doğurabilir.

Eksik Ödeme Yapılması Hâlinde Ne Yapılmalıdır?

Göreve iade sonrasında yapılan ödemenin doğru olduğu varsayılmamalıdır. İdareden ayrıntılı bordro, dönemsel hesap çizelgesi, faiz hesabı ve emeklilik keseneği dökümü istenmelidir. Hangi ödeme kalemlerinin dışarıda bırakıldığı ve hangi tarihler arasında hesaplama yapıldığı kontrol edilmelidir.

Eksik ödeme tespit edildiğinde idareye verilecek başvuruda alacak kalemleri açıkça gösterilmeli, hesaplamanın hangi yönlerden hatalı olduğu açıklanmalı ve eksik tutarın yasal faiziyle ödenmesi istenmelidir. İdarenin ret cevabı veya süresinde cevap vermemesi üzerine dava açma süresi ayrıca takip edilmelidir.

Mahkeme kararının uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda talebin hukuki niteliği önemlidir. Sorun bazen yeni bir idari işlemin iptalini, bazen eksik ödenen tutarın tazminini, bazen de mevcut hükmün icrasını gerektirebilir. Bu nedenle dava türü somut kararın hüküm fıkrasına ve idarenin uygulamasına göre belirlenmelidir.

Manevi Tazminat da Talep Edilebilir mi?

Parasal hakların iadesi maddi kaybı karşılamaya yöneliktir. Hukuka aykırı işlem kişinin mesleki itibarı, sosyal çevresi, aile hayatı veya ruhsal bütünlüğü üzerinde ağır bir etki meydana getirmişse ayrıca manevi tazminat istenmesi mümkündür.

Ancak her iptal kararı kendiliğinden manevi tazminat hakkı doğurmaz. İdari işlemin niteliği, hukuka aykırılığın ağırlığı, kişinin yaşadığı üzüntü ve itibar kaybı ile işlem arasındaki bağ ortaya konulmalıdır. Talep edilen tutarın somut olayla orantılı olması ve manevi zararı açıklayan delillerin sunulması önem taşır.

Göreve İade Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Göreve başlama yazısı, atama veya iade onayı, ilk bordro, geçmiş dönem ödeme cetveli ve hizmet dökümü birlikte incelenmelidir. Derece ve kademe bilgileri ile emeklilik keseneklerinin doğru işlenip işlenmediği kontrol edilmelidir. Yalnızca banka hesabına yatırılan toplam tutara bakılması, eksik uygulamaların fark edilmesini zorlaştırabilir.

Ödeme kalemlerinin idareden yazılı olarak istenmesi, sonraki bir uyuşmazlıkta ispat kolaylığı sağlar. Başvuruda hangi mahkeme kararına dayanıldığı, kararın tebliğ tarihi, göreve başlama tarihi, ödeme istenen dönem ve talep edilen mali ve özlük hakları açıkça belirtilmelidir.

Yoksun Kalınan Parasal Hakların İadesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Göreve iade edilen memur çalışmadığı dönemin maaşını alır mı?

Görevden ayrılmaya neden olan işlem hukuka aykırı bulunmuş ve kamu görevlisinin göreve devam etmesi gerektiği anlaşılmışsa, açıkta geçen dönemde yoksun kalınan maaş ve diğer mali hakların ödenmesi gündeme gelir. Ancak iptal gerekçesi, personelin statüsü ve talep edilen ödeme kalemleri ayrıca incelenir.

Parasal haklar iptal davasında ayrıca istenmeli midir?

Parasal ve özlük hakların iptal davasıyla birlikte açıkça talep edilmesi hukuki belirlilik sağlar. Bu talep ileri sürülmemişse, kanuni süreler içinde ayrı bir tam yargı davası açılması mümkün olabilir.

İptal kararı geçmiş maaşların kendiliğinden ödenmesini sağlar mı?

İptal kararı idareye hukuka aykırı işlemin sonuçlarını giderme yükümlülüğü yükler. Bununla birlikte kararın hüküm fıkrası, iptal gerekçesi ve uyuşmazlığın niteliğine göre ayrıca başvuru veya tam yargı davası gerekebilir.

Geçmiş maaşlara yasal faiz uygulanır mı?

Parasal kaybın tam olarak giderilebilmesi için yasal faiz talep edilebilir. Faizin başlangıcı; dava tarihi, idareye başvuru tarihi veya her bir alacağın tahakkuk tarihi esas alınarak uyuşmazlığın özelliklerine göre belirlenir.

Ek ders ve nöbet ücretleri geriye dönük alınabilir mi?

Bu ödemelerin alınabilmesi, ilgili mevzuatta fiilî çalışma şartı bulunup bulunmadığına bağlıdır. Kamu görevlisinin hukuka aykırı işlem nedeniyle çalışmasının engellenmiş olması da değerlendirmede dikkate alınabilir.

Açıkta geçen süre emekliliğe sayılır mı?

İşlemin iptali ve özlük haklarının iadesi sonucunda açıkta geçen sürenin hizmet süresine eklenmesi ve emeklilik keseneklerinin tamamlanması gerekebilir. Bunun için özlük kayıtlarının ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Başka işte çalışan memurun geçmiş maaşından kesinti yapılabilir mi?

Başka işten elde edilen gelirin mahsup edilip edilmeyeceği talebin hukuki niteliğine ve somut olayın şartlarına bağlıdır. İdare, hukuki dayanak göstermeden otomatik mahsup yapamaz.

İdare mahkeme kararını kaç gün içinde uygulamalıdır?

İdari yargı kararlarının gereğinin gecikmeksizin yerine getirilmesi ve uygulama süresinin kararın idareye tebliğinden itibaren kural olarak otuz günü geçmemesi gerekir.

Eksik maaş ödemesine karşı dava açılabilir mi?

İdarenin bazı alacak kalemlerini dışarıda bırakması, yanlış dönem üzerinden hesaplama yapması veya faiz ödememesi hâlinde eksik uygulamaya karşı idari başvuru ve ardından dava yolu gündeme gelebilir.

Usulden iptal edilen işlemde parasal haklar kesin olarak ödenir mi?

Her durumda kesin olarak ödeneceği söylenemez. İdare usul eksikliğini gidererek yeniden işlem kurabilecekse mali hakların doğup doğmadığı yeni işlemin sonucuna bağlı değerlendirilebilir.

Osman Düz

Avukat

Avukat Osman DÜZ, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden “onur öğrencisi” derecesiyle mezun olmuştur. Öğrencilik sürecinde Adalet Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi iş birliği ile yürütülen hukuk kliniklerine katılarak “insan hakları” konusunda çalışmalar yapmış; dahil olduğu eğitimlerle bilişim hukuku ve rekabet hukuku alanlarına odaklanmıştır.