Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan personelin alkol kullanması, alkolün nerede ve ne zaman tüketildiğine, personelin görev durumuna, davranışlarının askerî hizmet üzerindeki etkisine ve olayın nasıl ispatlandığına göre birbirinden oldukça farklı hukuki sonuçlar doğurabilmektedir. Askerî personelin mesai dışında özel hayatında alkol kullanması ile göreve sarhoş gelmesi, görev esnasında alkollü içki tüketmesi veya nöbet hizmetini alkolün etkisi altında yürütmesi aynı hukuki nitelikte değildir. 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu da bu farklılığı gözetmiş ve alkol kullanımını tek bir disiplinsizlik altında toplamamıştır.
Kanun bir taraftan mesai dışında aşırı alkol kullanımını daha hafif bir disiplinsizlik olarak düzenlerken, diğer taraftan göreve sarhoş gelmek veya görevdeyken alkollü içki içmek fiilini daha ağır bir disiplin yaptırımına bağlamıştır. Bu ayrım, hem disiplin soruşturmasının hukuki nitelendirilmesi hem de uygulanabilecek cezanın belirlenmesi bakımından son derece önemlidir.
Özellikle uygulamada yalnızca “personelin alkollü olduğunun görüldüğü”, “alkol koktuğu”, “gece alkol aldığı”, “alkollü görüntüsünün bulunduğu” veya “arkadaşlarıyla içki içtiğinin tespit edildiği” şeklindeki genel ifadelerle farklı disiplin hükümlerinin birbirine karıştırılması mümkündür. Oysa TSK sarhoşluk disiplin cezası bakımından Kanun oldukça belirgin unsurlar aramakta; sarhoşluğun belirli bir şekilde ortaya konulmasını ve fiilin görevle bağlantısını özellikle düzenlemektedir.
Bu nedenle 6413 sayılı Kanun’un 19/1-ı maddesine ilişkin bir soruşturmada ilk sorulması gereken soru “personel alkol kullanmış mıdır?” değildir. Asıl sorular; personelin olay sırasında görevli olup olmadığı, göreve sarhoş gelip gelmediği, görev devam ederken alkol tüketip tüketmediği, sarhoşluğun tıbbi raporla veya dışarıdan gizlenemeyecek ölçüde olduğunun nasıl ortaya konulduğu ve isnadın hangi somut delillere dayandığıdır.
6413 Sayılı Kanun’a Göre Sarhoşluk Disiplinsizliği Nedir?
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun “Hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler” başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde sarhoşluk şu şekilde tanımlanmıştır:
“Sarhoşluk: Tıbbi raporla ispatlanmak veya gizlenemeyecek derecede olmak şartıyla, göreve sarhoş gelmek veya görevdeyken alkollü içki içmektir.”
Kanun hükmünden hareket edildiğinde sarhoşluk disiplinsizliğinin iki temel görünüm biçiminin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan birincisi personelin göreve zaten sarhoş şekilde gelmesi, ikincisi ise personelin görevde bulunduğu sırada alkollü içki içmesidir. Kanun ayrıca fiilin ispatı bakımından “tıbbi rapor” ve “gizlenemeyecek derecede olma” kavramlarını özel olarak zikretmiştir.
Düzenlemenin bu şekilde kaleme alınmış olması tesadüfi değildir. Kanun koyucu yalnızca bir kişinin alkol tükettiğine ilişkin belirsiz bir kanaatin ağır bir disiplin yaptırımı için yeterli olmasını istememiş; sarhoşluk isnadını belirli bir ispat standardına bağlamıştır. Bu nedenle özellikle göreve sarhoş gelmek iddiasında personelin yalnızca alkol kokmasının veya bir önceki gece içki içtiğinin bilinmesinin doğrudan 19/1-ı maddesinin gerçekleştiği anlamına geldiği söylenemez.
Sarhoşluk disiplinsizliğinin değerlendirilmesinde Kanun’un 4. maddesi de göz önünde bulundurulmalıdır. 6413 sayılı Kanun’a göre, kanunda ayrıca hüküm bulunmayan hâllerde disiplinsizlikler kasten veya taksirle işlenebilir. Aynı fiil nedeniyle birden fazla disiplin cezası verilemez; bir fiil birden fazla disiplinsizlik oluşturuyorsa ağır olan disiplin cezası uygulanır. Bu genel hükümler, alkol kullanımıyla birlikte kavga, emre itaatsizlik, nöbet talimatına aykırılık veya benzeri başka fiillerin de bulunduğu olaylarda özellikle önem kazanır.
Sarhoşluk Disiplinsizliğinin Cezası Nedir?
6413 sayılı Kanun’un 19. maddesinde sayılan disiplinsizliklerin karşılığı hizmet yerini terk etmeme cezasıdır. Dolayısıyla göreve sarhoş geldiği veya görevde alkollü içki içtiği usulüne uygun olarak tespit edilen subay, astsubay, uzman erbaş veya sözleşmeli personel hakkında, olayın hukuki nitelendirmesi 19/1-ı kapsamında yapıldığında hizmet yerini terk etmeme cezası gündeme gelir.
6413 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre hizmet yerini terk etmeme cezası, personelin mesai bitiminden sonra görev yaptığı yerden ayrılmayarak resmî daire, kışla, eğitim alanı veya benzeri hizmet yerlerinde hizmetine devam etmesi şeklinde yerine getirilir. Disiplin amirlerinin ceza verme yetkisi rütbelerine göre Kanuna ekli çizelgede belirlenmişken, disiplin kurulu tarafından dört ila on güne kadar hizmet yerini terk etmeme cezası verilmesi mümkündür. Ceza verilen personele uygun yatma yeri tahsis edilmesi ve tatil günlerinde cezanın yerine getirilmesine ara verilmesi de Kanun’da açık şekilde düzenlenmiştir.
Bu cezanın hukuki niteliği Anayasa Mahkemesinin E.2018/67, K.2018/110, 06.12.2018 tarihli kararında da incelenmiştir. Karar doğrudan sarhoşluk fiiline değil, aynı 19. maddede yer alan emre itaatsizlik disiplinsizliğine ilişkin olmakla birlikte, yaptırımın niteliği bütün 19. madde bakımından önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, hizmet yerini terk etmeme cezasının kişinin bir odaya kapatılmasını gerektiren oda hapsinden farklı olduğunu; personelin görev yaptığı birim içerisinde hareket serbestisinin devam ettiğini, tatil günlerinde cezanın infazına ara verildiğini ve bu nedenle söz konusu yaptırımın Anayasa’nın 19. maddesi anlamında hürriyeti bağlayıcı ceza niteliğinde bulunmadığını kabul etmiştir.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü “hizmet yerini terk etmeme” ile “oda hapsi” günlük dilde birbirine yakın kavramlar gibi algılanabilse de hukuken birbirinden farklı disiplin yaptırımlarıdır.
Göreve Sarhoş Gelmek Ne Demektir?
6413 sayılı Kanun’un 19/1-ı maddesinde düzenlenen ilk seçimlik hareket, göreve sarhoş gelmektir. Burada personelin alkol tüketimini görevden önce gerçekleştirmiş olması mümkündür. Hukuki açıdan belirleyici olan, görevin başladığı sırada sarhoşluk hâlinin devam ediyor olmasıdır.
Örneğin personelin izinli olduğu bir akşam alkol kullanması tek başına bu hükmü meydana getirmez. Ancak ertesi sabah göreve başladığında alkolün etkisi devam ediyor ve personelin durumu Kanunun aradığı şekilde tespit edilebiliyorsa göreve sarhoş gelme fiili gündeme gelebilir.
Buradaki önemli ayrım, “alkol almış olmak” ile “sarhoş olmak” arasındadır. Kişinin vücudunda alkol bulunması her zaman aynı derecede fiziksel ve zihinsel etki meydana getirmez. Alkolün miktarı, tüketim zamanı, kişinin fiziksel yapısı, metabolizması ve tüketim süresi gibi birçok unsur farklı sonuçlar doğurabilir. 6413 sayılı Kanun da herhangi bir miktarda alkol tespit edilmesini doğrudan “göreve sarhoş gelmek” şeklinde tanımlamamıştır.
Bu sebeple göreve sarhoş gelme isnadında personelin yalnızca bir önceki gece alkollü mekânda görülmesi, sosyal medyada içki bulunan bir fotoğrafının bulunması veya “alkol aldığını kabul etmesi” tek başına yeterli olmayabilir. Önemli olan görev başladığında Kanun’daki anlamıyla sarhoşluk hâlinin bulunup bulunmadığıdır.
Fiilin gerçekleştiği zaman da önemlidir. Personelin göreve başlamasından birkaç saat önce özel hayatında alkol tüketmiş olması ile görevin başlama saatinde görev yapmaya elverişli olmayacak ölçüde alkol etkisi altında bulunması farklı hukuki durumlardır. Disiplin soruşturmasının bu zaman bağlantısını somut olarak ortaya koyması gerekir.
Görevdeyken Alkollü İçki İçmek Ne Demektir?
Maddenin ikinci seçimlik hareketi görevdeyken alkollü içki içmektir. Bu durumda personel göreve tamamen ayık şekilde başlamış olabilir ancak görev devam ederken alkollü içki tüketmiş olabilir.
Burada “görev” kavramının yalnızca klasik mesai saatleriyle sınırlandırılması her olayda doğru değildir. Askerî hizmetin niteliği nedeniyle nöbet, vardiya, özel görev, tatbikat, geçici görev, intikal, karakol görevi, gemi görevi veya benzeri durumlarda personelin görev süresi farklı şekilde belirlenebilir. Dolayısıyla olay anında personelin gerçekten görevli olup olmadığı, görev emrinin başlangıç ve bitiş zamanı ve hizmetin niteliği somut dosyadan belirlenmelidir.
Görevdeyken alkollü içki tüketme iddiasında, fiilin bizzat görülmüş olması, kamera kaydı, diğer personelin ifadeleri, masada veya personelin kullanımındaki alanda bulunan alkol şişeleri, satın alma kayıtları veya benzeri deliller önem taşıyabilir. Ancak yalnızca personelin görev sırasında “alkol kokması”, onun mutlaka görev sırasında içki içtiğini göstermez. Kişi alkolü görev başlamadan önce tüketmiş olabilir. Bu durumda isnadın “görevde içki içmek” değil, koşulları varsa “göreve sarhoş gelmek” şeklinde değerlendirilmesi gerekir.
Disiplin hukukunda fiilin doğru vasıflandırılması önemlidir. İdarenin “nasıl olsa alkol var” düşüncesiyle iki farklı seçimlik hareket arasındaki ayrımı önemsiz görmesi, işlemin sebep unsurunun hukuka aykırı hâle gelmesine neden olabilir.
Tıbbi Rapor Sarhoşluk Disiplinsizliğinde Zorunlu mudur?
6413 sayılı Kanun, sarhoşluk disiplinsizliğinin tanımında olağan disiplin hükümlerinden farklı biçimde doğrudan ispat şekline ilişkin bir ifade kullanmaktadır. Kanun, “tıbbi raporla ispatlanmak veya gizlenemeyecek derecede olmak şartıyla” ifadesine yer vermiştir.
Bu nedenle tıbbi rapor, sarhoşluk isnadının ortaya konulmasında en güçlü delillerden biridir. Ancak Kanun “mutlaka tıbbi rapor bulunmalıdır” şeklinde tek bir ispat yöntemi benimsememiştir. Sarhoşluk hâli gizlenemeyecek derecede açık ise tıbbi rapor bulunmasa dahi diğer somut deliller üzerinden değerlendirme yapılabilmesine imkân tanınmıştır.
Buradaki “veya” bağlacının önemi büyüktür. Kanun iki alternatif ispat imkânı öngörmektedir. Birincisi durumun tıbbi raporla ortaya konulması, ikincisi ise kişinin davranışlarının sarhoşluğu gizlenemeyecek biçimde ortaya koymasıdır.
Bununla birlikte tıbbi rapor bulunmayan her olayda “zaten sarhoşluğu belliydi” şeklindeki soyut ifadelerle hükmün ispat şartının geçersiz hâle getirilmesi mümkün değildir. “Gizlenemeyecek derecede” kavramının içinin somut olgularla doldurulması gerekir.
“Gizlenemeyecek Derecede Sarhoşluk” Ne Anlama Gelir?
Kanun bu kavramın ayrıca bir tanımını yapmamıştır. Bununla birlikte olağan hayat tecrübeleri çerçevesinde kişinin konuşmasında belirgin bozulma, dengesini sağlayamama, koordinasyon kaybı, davranışlarını kontrol etmekte güçlük, bilinç veya algı durumunda belirgin değişiklik, çevreyle sağlıklı iletişim kuramama, uygunsuz hareketler veya alkol etkisini açıkça gösteren benzeri davranışlar birlikte değerlendirilerek sarhoşluğun gizlenemeyecek hâle geldiği kabul edilebilir.
Ancak burada özellikle alkol kokusu ile sarhoşluk hâlinin birbirinden ayrılması gerekir. Bir kişinin nefesinde alkol kokusu bulunması, alkol tükettiğine ilişkin önemli bir belirti olabilir. Buna karşılık yalnızca bu belirti üzerinden kişinin “gizlenemeyecek derecede sarhoş” olduğu sonucuna ulaşılması her durumda doğru olmayabilir.
Benzer şekilde gözlerin kızarması, yorgunluk, uykusuzluk veya konuşmada geçici bozukluk tek başına alkolden kaynaklanmayabilir. Sağlık problemi, kullanılan ilaçlar, uzun süreli nöbet, uykusuzluk veya başka fizyolojik durumlar aynı belirtileri oluşturabilir. Bu nedenle disiplin soruşturması yalnızca sonucu destekleyen belirtileri seçmek yerine olayın bütününü değerlendirmelidir.
Birden fazla kişinin aynı anda personelin dengesini kaybettiğini, düzgün konuşamadığını, koordinasyon sağlayamadığını ve yoğun alkol koktuğunu tespit etmesi durumunda ise delil durumu daha farklı olacaktır. Bu tür somut gözlemlerin birbirini doğrulaması hâlinde “gizlenemeyecek derecede” sarhoşluğun tıbbi rapor bulunmasa dahi tartışılması mümkün hâle gelebilir.
6413 Sayılı Kanun’da Belirli Bir Promil Sınırı Var mıdır?
Hayır. 6413 sayılı Kanun’un 19/1-ı maddesinde “şu promilin üzerindeki personel sarhoş kabul edilir” şeklinde sayısal bir sınır öngörülmemiştir. Bu yönüyle askerî disiplin hukukundaki sarhoşluk değerlendirmesi, örneğin trafik mevzuatındaki belirli alkol sınırlarına dayalı sistemden farklıdır.
Dolayısıyla bir personelin kanında veya nefesinde alkol tespit edilmesi önemli bir delil olmakla birlikte, olayın hangi bent kapsamında değerlendirileceği açısından test sonucu tek başına her sorunun cevabını vermeyebilir.
Özellikle isnat göreve sarhoş gelmek şeklindeyse tıbbi değerlendirme, kişinin alkolün etkisi altında olup olmadığı ve klinik bulgular önem kazanır. Kanunda sabit bir promil değerinin yer almaması nedeniyle “X promilin altındaysa kesinlikle disiplin suçu olmaz” veya “X promilin üzerindeyse otomatik olarak 19/1-ı oluşur” şeklindeki mutlak yaklaşımlardan kaçınılmalıdır.
Buna karşılık görev sırasında kişinin fiilen alkollü içki içtiğinin güvenilir delillerle ortaya konulduğu olaylarda tartışma farklıdır. Burada disiplin soruşturmasının esas konusu yalnızca kişinin ne kadar sarhoş olduğu değil, görev devam ederken alkollü içki tüketip tüketmediğidir.
Bu sebeple her olayda isnadın hangi seçimlik harekete dayandığı başlangıçtan itibaren açıkça ortaya konulmalıdır.
Alkolmetre Sonucu Tek Başına Yeterli midir?
Alkolmetre sonucu önemli bir teknik delildir ancak değerlendirme testin ne zaman, kim tarafından ve hangi koşullarda yapıldığıyla birlikte ele alınmalıdır.
Örneğin personelin görev başlangıcından saatler sonra ölçüme tabi tutulması hâlinde ölçüm sonucunun görev başlangıcındaki durumu ne ölçüde ortaya koyduğu ayrıca değerlendirilmelidir. Ölçüm cihazının uygunluğu, testin zamanı, personelin test öncesinde bulunduğu ortam ve varsa sağlık kurumunda yapılan sonraki ölçümler arasında farklılık bulunması, savunmada gündeme gelebilecek hususlardır.
Disiplin hukukunda ceza muhakemesinde olduğu şekilde tek tip ve kapalı bir delil sistemi bulunmamakla birlikte idari yaptırımın maddi sebebinin somut ve güvenilir şekilde ortaya konulması gerekir. Bu nedenle yalnızca tutanağa “alkollü olduğu görüldü” yazılması ile tıbbi rapor, cihaz ölçümü, kamera görüntüsü ve birbirini doğrulayan tanık anlatımlarının birlikte bulunduğu bir dosyanın delil gücü aynı değildir.
Özellikle Kanunun ispat şartını doğrudan maddenin içerisinde düzenlemiş olması nedeniyle disiplin makamının bu konuya olağan bir disiplinsizlikten daha fazla özen göstermesi gerekir.
Sarhoşluk Tespit Tutanağı Nasıl Değerlendirilmelidir?
Sarhoşluk olaylarında çoğu zaman ilk belge bir tutanaktır. Amirler veya diğer personel, ilgili kişinin davranışlarını, alkol kokusunu veya yaşanan olayı tutanak altına alabilir.
Tutanak disiplin soruşturmasında önemli bir delil olmakla birlikte, içeriği önemlidir. “Şahsın sarhoş olduğu görüldü” şeklindeki sonuç cümlesi ile kişinin davranışlarının ayrıntılı biçimde anlatıldığı bir tutanak aynı delil değerine sahip değildir.
Sağlıklı bir değerlendirme bakımından tutanakta kişinin ne zaman görüldüğü, hangi görevi yürüttüğü, davranışlarında ne tür bozukluk bulunduğu, konuşmasının nasıl olduğu, yürüyüş veya koordinasyonunda sorun olup olmadığı, alkol kokusunun bulunup bulunmadığı ve varsa diğer gözlemler açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Tutanağı düzenleyen kişilerin daha sonra tanık olarak dinlenmesi hâlinde anlatımlarının tutanakla uyumlu olup olmadığı da önem taşır. Bir tanığın personelin “ayakta duramadığını” söylerken diğer tanığın yalnızca “hafif alkol koktuğunu” belirtmesi gibi ciddi farklılıklar bulunuyorsa maddi olayın yeterince ortaya konulup konulmadığı tartışılabilir.
Disiplin cezasının gerekçesi yalnızca tutanağın varlığı değil, tutanağın ortaya koyduğu somut maddi olgular olmalıdır.
Mesai Dışında Alkol Kullanmak Disiplin Suçu mudur?
Askerî personelin mesai dışında alkol kullanması ile göreve sarhoş gelmesi aynı şey değildir. Bu ayrım 6413 sayılı Kanun’da açık şekilde görülmektedir.
Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde “mesai dışında aşırı alkol kullanımı” uyarma cezasını gerektiren ayrı bir disiplinsizlik olarak düzenlenmiştir. Bu fiil, “mesai dışında sivil veya üniformalı olarak aşırı alkol alarak kişisel veya kurumsal imaj kaybı oluşturacak olumsuz davranışlarda bulunmak” şeklinde tanımlanmıştır.
Dolayısıyla Kanun yalnızca mesai dışında alkol kullanmayı disiplin suçu olarak kabul etmemektedir. Bunun için aşırı alkol kullanımı ve bunun sonucunda kişisel veya kurumsal imaj kaybı oluşturacak olumsuz davranışlarda bulunma şartları birlikte önem taşımaktadır.
Örneğin personelin izin gününde ailesiyle yemek yerken alkollü içki tüketmiş olması tek başına 15/1-k anlamında disiplinsizlik değildir. Buna karşılık personelin mesai dışında aşırı alkol alarak kamuya açık bir yerde kavga etmesi, üniformayla uygunsuz davranışlarda bulunması, çevrede ciddi olay çıkarması veya askerî kurumun itibarına doğrudan zarar verecek davranışlar sergilemesi hâlinde mesai dışında aşırı alkol kullanımı disiplinsizliği gündeme gelebilir.
Bu ayrım özel hayatın korunması ve disiplin yetkisinin sınırlarının belirlenmesi açısından son derece önemlidir. İdarenin personelin görev dışındaki bütün hayatını kontrol eden sınırsız bir disiplin yetkisi bulunmamaktadır. Mesai dışındaki davranışın Kanunun tarif ettiği şekilde hizmetle veya kurumsal itibarla hukuken anlamlı bir bağlantısının bulunması gerekir.
Danıştay Mesai Dışında Alkol Kullanımı Konusunda Ne Diyor?
Bu konuda son derece önemli bir karar Danıştay 12. Dairesinin E.2020/978, K.2023/6873 sayılı kararıdır.
Uyuşmazlıkta personelin mesai dışında aşırı alkol kullanarak arkadaşlarıyla kavga etmesi sonrasında sözleşmesinin feshedilmesi söz konusu olmuştur. Bölge İdare Mahkemesi, eylemin 6413 sayılı Kanun’da mesai dışında aşırı alkol kullanımı kapsamında daha hafif bir disiplin cezasına bağlanmış olduğunu; buna karşın personelin doğrudan mesleki ilişkisinin sona erdirilmesinin eylem ile yaptırım arasındaki adil dengeyi bozduğunu değerlendirmiştir. Danıştay incelemesinde de uyuşmazlık bu ölçülülük çerçevesinde ele alınmıştır.
Kararın önemi yalnızca alkol kullanımına ilişkin olması değildir. Karar aynı zamanda askerî disiplin hukukunda fiilin kanunda hangi yaptırıma bağlandığının göz ardı edilemeyeceğini göstermektedir.
Bir davranış kanun koyucu tarafından uyarma cezasını gerektiren bir disiplinsizlik olarak belirlenmişse, yalnızca aynı davranıştan hareketle çok daha ağır bir statü sona erdirme işlemi tesis edilmesi ölçülülük bakımından sorun doğurabilir.
Bu nedenle alkolle ilgili her olayın “TSK personeline yakışmayan davranış”, “askerlik değerleriyle bağdaşmama” veya “hizmete yabancılaşma” şeklinde genel ifadelerle değerlendirilerek doğrudan sözleşme feshi sonucuna götürülmesi hukuken doğru değildir. İdare öncelikle Kanunun olay için öngördüğü spesifik disiplin normunu dikkate almak zorundadır.
Göreve Sarhoş Gelmek ile Mesai Dışında Aşırı Alkol Kullanımı Arasındaki Fark
Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri budur.
Mesai dışında aşırı alkol kullanımı 6413 sayılı Kanun m.15/1-k kapsamında değerlendirilirken, göreve sarhoş gelmek m.19/1-ı kapsamındadır. İlkinde uyarma, ikincisinde ise hizmet yerini terk etmeme cezası öngörülmektedir.
Aradaki temel fark yalnızca cezanın ağırlığı değildir. Fiilin unsurları da farklıdır.
Mesai dışında aşırı alkol kullanımında personelin görevli olmadığı bir dönemde aşırı alkol alması ve bunun kişisel veya kurumsal imaj kaybına yol açacak olumsuz davranışlara dönüşmesi gerekir.
Göreve sarhoş gelmede ise personelin görev başlangıcında sarhoşluk hâlinde olması gerekir. Kişinin dışarıda herhangi bir taşkınlık yapmasına, kavga etmesine veya kurumun itibarını ayrıca zedelemesine gerek bulunmamaktadır. Görevin alkol etkisi altında başlaması, koşulları sağlandığında tek başına disiplin normunun uygulanmasını gündeme getirir.
Örneğin personel gece kendi evinde alkol aldıktan sonra hiçbir olumsuz davranışta bulunmamış ancak sabah göreve hâlen sarhoş vaziyette gelmişse, olay mesai dışında aşırı alkol kullanımı değil, göreve sarhoş gelme kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık personel izin gününde aşırı alkol aldıktan sonra kamuya açık yerde olay çıkarmış ancak ertesi gün tamamen ayık şekilde göreve gelmişse 19/1-ı değil, şartları varsa 15/1-k gündeme gelecektir.
Bu ayrım doğru hukuki nitelendirmenin temelidir.
Askerî Mahâlde Sarhoş Olan Personel Kontrol Altına Alınabilir mi?
6413 sayılı Kanun yalnızca disiplin cezasını değil, sarhoş kişinin oluşturabileceği anlık risk bakımından ayrıca bir idari tedbir de düzenlemektedir.
Kanunun 28. maddesine göre, ekli çizelgede oda hapsi cezası vermeye yetkili disiplin amirleri; askerî mahalde bulunan sarhoş kişinin sarhoşluğun etkisi geçinceye kadar kontrol altında tutulmasının gerekmesi hâlinde personeli geçici olarak kontrol altına alabilir veya aldırabilir.
Kontrol altında bulundurma süresi yirmi dört saati geçemez. Sürenin on iki saati aşması hâlinde personelin yakınlarına ve bir üst disiplin amirine en kısa sürede bilgi verilmesi gerekir.
Burada kontrol altında tutma ile disiplin cezasını birbirinden ayırmak gerekir. Personelin sarhoş olması nedeniyle geçici kontrol altına alınması, kendisine ayrıca disiplin cezası verilmiş olduğu anlamına gelmez. Bu işlem esas itibarıyla kişinin kendisine, başkalarına, çevreye veya askerî disipline zarar vermesini önlemeye yönelik geçici bir tedbirdir.
Disiplin cezası verilmesi için ayrıca olayın araştırılması, isnadın belirlenmesi, savunma hakkının kullandırılması ve yetkili makam tarafından karar verilmesi gerekir.
Sarhoşluk ve Nöbet Görevi
Alkol kullanımının en ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceği alanlardan biri nöbet hizmetidir. Nöbet, askerî hizmet içerisinde güvenlik, emniyet ve disiplin açısından özel öneme sahip bir görevdir.
Nöbetçi personelin göreve sarhoş gelmesi veya nöbet sırasında alkollü içki tüketmesi öncelikle 6413 sayılı Kanun m.19/1-ı kapsamındaki sarhoşluk disiplinsizliğini oluşturabilir. Ancak olayın koşullarına göre aynı zamanda nöbet talimatına aykırı hareket, emre itaatsizlik veya Askerî Ceza Kanunu kapsamında ceza sorumluluğu da gündeme gelebilir.
1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 136. maddesi, askerî karakol veya müfreze komutanları ile özel görevli bir kısmın komutan veya subayları ve nöbetçiler bakımından kişinin kasten veya ihmaliyle kendisini verilen görevi yapamayacak hâle getirmesini ayrıca düzenlemektedir. Dolayısıyla nöbetçi personelin bilinçli şekilde aşırı alkol alarak görevini yapamayacak duruma gelmesi yalnızca disiplin hukukuyla sınırlı kalmayabilir.
Burada 6413 sayılı Kanun’un 5. maddesi önemlidir. Bir fiil hakkında adli soruşturma veya kovuşturma yürütülmesi, aynı fiil hakkında disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası verilmesine engel değildir.
Dolayısıyla “hakkımda ceza soruşturması devam ediyor, disiplin işlemi yapılamaz” şeklindeki genel bir kabul doğru değildir. Ancak iki sürecin dayandığı maddi olay aynı olduğundan ceza dosyasında elde edilen deliller ve verilen nihai karar disiplin dosyasının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Görevde Alkol Kullanırken Kavga Edilirse Kaç Ayrı Ceza Verilir?
6413 sayılı Kanun’un 4. maddesi aynı fiil nedeniyle birden fazla disiplin cezası verilmesine izin vermemektedir. Ayrıca tek bir fiil birden fazla disiplinsizlik oluşturuyorsa ağır olan disiplin cezasının verilmesi gerekir.
Ancak burada “tek fiil” ile birbirinden bağımsız birden fazla davranışın ayrılması gerekir.
Personelin görev sırasında içki içmesi bir davranış, daha sonra bir arkadaşına vurması başka bir davranış olabilir. Somut olayın akışına göre birbirinden bağımsız fiiller varsa her birinin ayrıca disiplin hukuku açısından değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Buna karşılık tek bir davranışın hem sarhoşluk hem başka bir disiplin normu altında değerlendirilmesi mümkün görünüyorsa Kanunun 4. maddesindeki tek ceza ve ağır ceza ilkelerinin dikkate alınması gerekir.
İdarenin aynı maddi olayı farklı isimlerle birden fazla kez cezalandırması disiplin hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz.
Sarhoşken İşlenen Suçlarda Alkol Cezai Sorumluluğu Kaldırır mı?
Askerî personelin sarhoşluğu sırasında ayrıca hakaret, yaralama, mala zarar verme, trafik güvenliğini tehlikeye sokma veya başka bir suç işlemesi hâlinde ceza hukuku hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 34. maddesine göre, kişinin iradesi dışında aldığı alkol veya uyuşturucu maddenin etkisiyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalması hâlinde cezai sorumluluk bakımından özel hükümler uygulanabilir. Ancak iradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altında suç işleyen kişi bu hükümden yararlanamaz.
Dolayısıyla “alkollüydüm, ne yaptığımı bilmiyordum” şeklindeki savunma, alkol kişinin kendi iradesiyle alınmışsa tek başına ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Disiplin hukuku bakımından da benzer şekilde iradi alkol kullanımı, kural olarak davranışın sonuçlarından bağımsız bir mazeret oluşturmaz. Ancak kişinin bilgisi ve iradesi dışında alkol almış olması, yanlışlıkla alkollü bir ürün tüketmesi veya tıbbi bir durumun bulunması gibi olağan dışı hâller kusur değerlendirmesinde ayrıca incelenmelidir.
Sarhoşluk Kabahati ile TSK Disiplin Cezası Aynı Şey midir?
Hayır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 35. maddesinde de “sarhoşluk” başlıklı ayrı bir kabahat bulunmaktadır. Buna göre sarhoş olarak başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak şekilde davranan kişi hakkında idari yaptırım uygulanabilir ve kişinin sarhoşluğun etkisi geçinceye kadar kontrol altında tutulması mümkündür.
Kabahatler Kanunu’ndaki sarhoşluk ile 6413 sayılı Kanun’daki sarhoşluk farklı hukuki koruma alanlarına sahiptir.
Kabahatler Kanunu bakımından temel unsur, sarhoş kişinin başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak davranışta bulunmasıdır.
6413 sayılı Kanun bakımından ise temel mesele askerî hizmettir. Personelin göreve sarhoş gelmesi veya görev sırasında alkollü içki tüketmesi, başkalarını ayrıca rahatsız etmese bile askerî disiplin yaptırımına konu olabilir.
Aynı olayın şartlarına göre her iki kanun yönünden de sonuç doğurması mümkündür. Nitekim 6413 sayılı Kanun m.4, bir fiilin başka bir kanun kapsamında idari yaptırıma bağlanmış olmasının aynı fiil nedeniyle askerî disiplin cezası verilmesine engel olmadığını açıkça düzenlemektedir.
Sarhoşluk Disiplin Soruşturması Nasıl Yapılır?
6413 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre disiplin amiri, maiyetindeki personelin disiplinsizlik oluşturabilecek bir davranışını öğrendiğinde olayın araştırılması gerektiği kanaatine ulaşırsa bizzat veya görevlendireceği soruşturmacı vasıtasıyla disiplin soruşturması yürütebilir.
Soruşturmacı tek kişi olabileceği gibi heyet şeklinde de görevlendirilebilir. Soruşturmacıların olayla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, tanıkları dinleme, savunma alma, bilirkişi görevlendirme, keşif yapma ve hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen hâllerde kriminal inceleme yaptırma yetkileri bulunmaktadır.
Sarhoşluk soruşturmasında olayın doğası gereği zamanında delil toplanması özellikle önemlidir. Çünkü alkolün vücuttaki etkisi zaman içerisinde ortadan kalkmaktadır. Olaydan çok sonra alınan raporun olay anındaki durumu ortaya koyma kabiliyeti doğal olarak azalacaktır.
Bu nedenle olayın hemen ardından düzenlenen tıbbi raporlar, alkol ölçüm sonuçları ve ilk tutanaklar çoğu zaman soruşturmanın en önemli delilleridir.
Ancak hızlı delil toplama ihtiyacı savunma hakkını ortadan kaldırmaz. Personelin olayın nasıl meydana geldiğini açıklamasına, tanık göstermesine ve tıbbi durumuna ilişkin belge sunmasına imkân verilmelidir.
Savunma Alınmadan Sarhoşluk Cezası Verilebilir mi?
Kural olarak hayır.
6413 sayılı Kanun’un 40. maddesine göre, kanunda belirtilen sınırlı istisna dışında disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez.
İsnat edilen hususlar ve savunma için verilen süre personele açıkça ve yazılı biçimde bildirilmelidir. Yüksek disiplin kurulunun görev alanına girmeyen disiplinsizliklerde savunma için verilen süre iki iş gününden az ve toplamda beş iş gününden fazla olamaz; şartları varsa ek savunma süresi verilmesi de mümkündür.
Savunma istem yazısında yalnızca “sarhoşluk yaptığınız tespit edilmiştir” denilmesi bazı olaylarda yeterli olmayabilir. Personelin hangi tarihte, hangi görev sırasında ve hangi eylem nedeniyle 19/1-ı kapsamında suçlandığını anlayabilmesi gerekir.
İsnat “göreve sarhoş gelmek” mi, yoksa “görevde alkollü içki içmek” mi? Hangi tutanaklara veya sağlık raporuna dayanılmaktadır? Olayın zamanı nedir? Personelin kendisini etkili biçimde savunabilmesi için isnadın maddi çerçevesinin yeterince açık olması gerekir.
Savunma hakkı şekli bir formalite değildir. Personelin anlatımı değerlendirilmeden önceden oluşturulmuş bir kanaatin yalnızca tamamlanması amacıyla savunma istenmesi hukuki güvenceyle bağdaşmaz.
Sarhoşluk Disiplin Cezasında Ölçülülük İlkesi
6413 sayılı Kanun’un 6. maddesi askerî disiplin hukukunda takdir yetkisinin nasıl kullanılacağını açıkça düzenlemektedir. Disiplin cezası vermeye yetkili kişi ve kurullar takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli şekilde kullanmak zorundadır ve takdir hakkı mutlaka gerekçeli olmalıdır.
Fiilin işleniş biçimi, zamanı, yeri, askerî hizmet üzerindeki olumsuz etkisi, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, personelin kusuru, geçmiş disiplin durumu, samimi ikrar ve pişmanlık gibi unsurlar değerlendirmede dikkate alınmalıdır.
Bu hüküm özellikle olayın daha ağır idari sonuçlara bağlanması hâlinde önemlidir.
Örneğin tek bir mesai dışı aşırı alkol olayı kanunda uyarma cezasıyla karşılanıyorsa, idarenin aynı fiili hiçbir ek sebep göstermeksizin doğrudan meslek hayatını sona erdiren bir işleme dayanak yapması ölçülülük bakımından ciddi sorun oluşturabilir. Danıştayın E.2020/978, K.2023/6873 sayılı kararı da bu yaklaşımı destekleyen önemli örneklerden biridir.
Ölçülülük ilkesi, disiplinsizliğin yok sayılması anlamına gelmez. Disiplinin korunması amacıyla yaptırım uygulanabilir; ancak yaptırım ile fiilin ağırlığı arasında makul bir denge kurulmalıdır.
Daha Önce Hiç Disiplin Cezası Almamış Personel İçin Daha Hafif Ceza Verilebilir mi?
6413 sayılı Kanun’un 14. maddesi disiplin amirlerine belirli şartlarda bir derece hafif ceza uygulama imkânı tanımaktadır.
Disiplin amiri personelin olumlu hizmet, sicil ve disiplin safahatı ile eylemin niteliğini dikkate alarak bir derece hafif ceza uygulayabilir. Bu nedenle hakkında sarhoşluk isnadı bulunan personelin geçmişte hiçbir ceza almamış olması, başarılı sicilleri, takdir ve ödülleri veya olayın istisnai koşulları karar aşamasında değerlendirilmesi gereken hususlar arasındadır.
Bununla birlikte hafif ceza uygulanması otomatik bir hak değildir. Kanun disiplin amirine takdir yetkisi vermiştir. Ancak bu takdir yetkisinin de 6. madde uyarınca gerekçeli, ölçülü ve hakkaniyetli biçimde kullanılması gerekir.
Özellikle savunmada yalnızca “alkollü değildim” iddiasıyla yetinilmeyip, alternatif olarak personelin olumlu hizmet geçmişi ve olayın özel koşullarının da ortaya konulması bu nedenle önem taşıyabilir.
Aynı Disiplinsizlik Tekrar Edilirse Ceza Ağırlaşır mı?
Evet. 6413 sayılı Kanun’un 14. maddesi belirli hâllerde disiplin cezasının ağırlaştırılmasına imkân tanımaktadır.
Disiplinsizliğin işlendiği tarihten geriye doğru iki yıl içerisinde aynı disiplinsizlik nedeniyle disiplin cezası alınmış olması veya bir yıl içerisinde aynı derece cezayı gerektiren başka disiplinsizliklerden iki defa ceza alınmış olması hâlinde, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası hariç olmak üzere bir derece ağır ceza verilmesi gündeme gelebilir.
Dolayısıyla bir kez alınan sarhoşluk cezası yalnızca o olayın sonucu olarak kalmayabilir. Aynı nitelikteki disiplinsizliğin tekrarlanması daha ağır ceza sonucunu doğurabilir.
Ayrıca disiplin cezaları personelin dosyasında kayıt altına alınmakta ve belirli idari işlemlerde dikkate alınabilmektedir. Kanunun 30. maddesi disiplin cezalarının sicil, terfi, atama, ayırma, ilişik kesme, sözleşme feshi ve özellikli görevlere seçim gibi işlemlerde göz önünde bulundurulabileceğini düzenlemektedir.
Bu nedenle hizmet yerini terk etmeme cezasını “birkaç gün kışlada kalmakla bitecek basit bir yaptırım” şeklinde değerlendirmek doğru değildir.
Sarhoşluk Cezası Disiplin Puanını Etkiler mi?
Evet. 6413 sayılı Kanuna ekli disiplin ceza puanı çizelgesinde, disiplin amiri tarafından verilen hizmet yerini terk etmeme cezası 3,5 puan, disiplin kurulu tarafından verilen hizmet yerini terk etmeme cezası ise 4,5 puan olarak öngörülmektedir.
Bu puanlar özellikle personelin statüsüne göre ileride disiplin ceza puanı veya ceza sayısı üzerinden tesis edilebilecek işlemler bakımından önem taşıyabilir.
Bununla birlikte her personel statüsünün aynı puan rejimine tabi olmadığı unutulmamalıdır. Subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli personelin statülerine ilişkin özel hükümler bulunmaktadır. Bu nedenle “bir sarhoşluk cezası şu kadar puandır, şu kadar ceza alınırsa herkes TSK’dan çıkarılır” şeklindeki genellemeler doğru değildir.
Personelin statüsü, tabi olduğu özel kanun, cezanın kim tarafından verildiği ve değerlendirme dönemleri birlikte incelenmelidir.
Sarhoşluk Nedeniyle Doğrudan TSK’dan Atılma Olur mu?
6413 sayılı Kanun’un 19/1-ı maddesinde tanımlanan sarhoşluk fiilinin doğrudan yaptırımı Silahlı Kuvvetlerden ayırma değildir. Kanun bu fiili hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler arasında düzenlemiştir.
Dolayısıyla tek bir göreve sarhoş gelme olayı için doğrudan “6413 m.19/1-ı nedeniyle TSK’dan çıkarılır” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.
Bununla birlikte durum burada sona ermez. Verilen disiplin cezası personelin disiplin geçmişine eklenir, disiplin puanını etkileyebilir ve personelin statüsüne göre özel mevzuatta düzenlenen sözleşme feshi veya ilişik kesme şartları bakımından ileride önem kazanabilir.
Özellikle çok sayıda disiplin cezasının birikmesi hâlinde 6413 sayılı Kanun’un 21. maddesindeki disiplin ceza puanına bağlı ayırma rejimi veya sözleşmeli statüler için özel kanunlardaki fesih hükümleri gündeme gelebilir.
Bu nedenle tek bir ceza otomatik olarak meslekten çıkarma değildir; fakat disiplin geçmişinde hukuki sonuç doğuran bir kayıt olduğu da gözden kaçırılmamalıdır.
Sarhoşluk Cezasında Zamanaşımı Süresi Nedir?
6413 sayılı Kanun’un 39. maddesinde disiplin cezalarına ilişkin zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir.
Disiplin amiri tarafından ceza verilecek olaylarda, disiplinsizliğin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez. Olay inceleme ve araştırma gerektiriyorsa, kanunda gösterilen koşullarla inceleme ve araştırma için geçen süre öğrenme süresine ilişkin hesaba farklı şekilde yansıyabilir.
Disiplin kurullarında yapılan tahkikatlarda ise fiilin öğrenilmesinden itibaren altı aylık ve fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık üst süre öngörülmektedir.
Dolayısıyla sarhoşluk isnadıyla yıllar sonra disiplin cezası verilmek isteniyorsa öncelikle yetkili makamın olayı hangi tarihte öğrendiği, soruşturmanın ne zaman başladığı ve fiil tarihinin ne olduğu belirlenmelidir.
Zamanaşımı kamu düzenine ilişkin önemli bir hukuki güvencedir ve disiplin makamının olayı çok uzun süre bekletip daha sonra ceza vermesini sınırlar.
Disiplin Amirinin Verdiği Sarhoşluk Cezasına Nasıl İtiraz Edilir?
6413 sayılı Kanun’un 41. maddesine göre disiplin amiri tarafından verilen disiplin cezasına karşı, cezanın tebliğinden itibaren iki iş günü içerisinde bir üst disiplin amirine yazılı itiraz yapılabilir.
İtiraz süresi içerisinde başvuru yapılmazsa ceza kesinleşir. Üst disiplin amiri itirazı haklı görürse cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir; itirazı haklı bulmazsa reddeder. İtiraz üzerine verilen karar ilgiliye tebliğ edilerek kesinleşir.
İki iş günlük sürenin oldukça kısa olması nedeniyle disiplin cezası tebliğ edildiğinde gecikmeden değerlendirme yapılması önemlidir.
Sarhoşluk cezasına karşı itiraz hazırlanırken yalnızca “sarhoş değildim” denilmesi yerine fiilin bütün unsurları ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Tıbbi rapor var mı? Raporda ne yazıyor? Görev sırasında mı alkol kullanılmış? Personelin görev başlangıç saati neydi? Tanıklar hangi somut belirtileri anlatıyor? Ölçüm ne zaman yapıldı? Savunma usulüne uygun alındı mı? Fiilin doğru disiplin maddesiyle nitelendirilip nitelendirilmediği gibi konular itirazın temelini oluşturabilir.
Sarhoşluk Disiplin Cezasına Karşı İptal Davası Açılabilir mi?
Evet. 6413 sayılı Kanun’un 43. maddesinin 2024 yılında değiştirilen güncel hâline göre subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezaları dışındaki disiplin cezalarına karşı iptal davası açılması mümkündür.
Sarhoşluk fiilinin karşılığı hizmet yerini terk etmeme cezası olduğundan, barış zamanı bakımından bu ceza yargısal denetime açık disiplin cezaları arasındadır. Kanun ayrıca dava açma süresinin cezanın kesinleşmesinden itibaren başlayacağını düzenlemektedir.
İptal davasında idari işlemin yalnızca maddi olay yönünden değil, bütün unsurları bakımından denetlenmesi mümkündür.
Yetkili makam tarafından mı ceza verilmiştir? Zamanaşımı süresi geçmiştir mi? Savunma hakkı kullandırılmış mıdır? Tıbbi rapor veya diğer deliller fiili yeterince ortaya koymakta mıdır? Personelin gerçekten görevli olduğu ispatlanmış mıdır? Olay m.19/1-ı yerine başka bir disiplin normu kapsamında mı değerlendirilmeliydi? Ceza ağırlaştırma veya hafifletme hükümleri doğru uygulanmış mıdır? Kararın gerekçesi yeterli midir?
Bu hususların tamamı yargısal denetimin konusu olabilir.
Tıbbi Raporda Alkol Oranı Yazmıyorsa Ceza Hukuka Aykırı Olur mu?
Her olay bakımından otomatik olarak böyle bir sonuca varılamaz.
Kanun “tıbbi raporla ispatlanmak” ifadesini kullanmakla birlikte mutlaka belirli bir promil değerinin rapora yazılmasını açıkça şart koşmamıştır. Tıbbi rapor kişinin sarhoşluk hâlini klinik bulgular üzerinden de ortaya koyabilir.
Ancak rapor yalnızca “alkol kokusu mevcut” şeklinde son derece sınırlı bir tespit içeriyorsa, bu raporun göreve sarhoş gelme unsurunu tek başına ne ölçüde ortaya koyduğu tartışılabilir.
Özellikle personelin konuşma, denge, bilinç, koordinasyon ve davranış durumunun normal olduğu belirtilmişse yalnızca alkol kokusunun “sarhoşluk” sonucuna yeterli olup olmadığı daha dikkatli değerlendirilmelidir.
Bu nedenle raporun yalnızca varlığına değil, içeriğine bakılmalıdır.
Sağlık Raporu Alınmadan Ceza Verilebilir mi?
Kanunun lafzı nedeniyle mümkündür; ancak bunun için sarhoşluğun gizlenemeyecek derecede olduğunun yeterli ve somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Personelin birden fazla amir ve personel önünde dengesini sağlayamadığı, anlaşılır şekilde konuşamadığı, çevreyle iletişim kuramadığı ve yoğun biçimde alkol etkisi altında olduğunun ayrıntılı tutanaklarla ortaya konulduğu olay ile yalnızca “alkol kokuyordu” şeklindeki tek cümlelik tutanak aynı değildir.
Tıbbi rapor alınması mümkün olduğu hâlde hiçbir gerekçe olmadan rapor alınmaması ve daha sonra soyut tanık değerlendirmeleriyle ağır disiplin cezası verilmesi durumunda ispat yeterliliği dava konusu edilebilir.
Özellikle maddenin kendisinin ispat yöntemine ilişkin özel bir ifade taşıması bu tartışmayı güçlendirmektedir.
Personelin Alkol Testini Reddetmesi Sarhoş Olduğunu İspatlar mı?
Salt testin reddedilmesini otomatik biçimde “sarhoşluk ikrarı” olarak değerlendirmek hukuken ihtiyat gerektirir.
Testin hangi hukuki yetkiye dayanılarak istendiği, personelin test hakkında nasıl bilgilendirildiği, olayın koşulları ve reddin gerekçesi ayrıca incelenmelidir. Testten kaçınma soruşturmada dikkate alınabilecek bir olgu olmakla birlikte, 19/1-ı maddesinin maddi unsurlarını tek başına ortadan kaldırmaz veya kendiliğinden ispatlamaz.
İdarenin yine somut olayın bütün delillerini değerlendirerek göreve sarhoş gelme veya görev sırasında alkollü içki kullanma fiilini ortaya koyması gerekir.
Personel Alkollü Değil de İlaç Etkisindeyse Sarhoşluk Cezası Verilebilir mi?
6413 sayılı Kanun’un 19/1-ı maddesi açık biçimde alkollü içki üzerinden kurulmuştur. Bu nedenle alkol dışındaki ilaç veya maddelerin etkisi altında bulunan personelin durumu doğrudan aynı hükümle özdeşleştirilmemelidir.
Örneğin reçeteli ilacın yan etkisi nedeniyle kişinin sersemlemesi, koordinasyonunun bozulması veya uykulu görünmesi tek başına “sarhoşluk” fiilini oluşturmaz.
Böyle bir durumda personelin görev yapmaya elverişliliği başka mevzuat hükümleri açısından gündeme gelebilir; ancak disiplin hukukunda kanunilik ilkesi gereği fiilin ilgili disiplin normunun unsurlarını gerçekten taşıması gerekir.
Bu nedenle personelin davranışlarının alkolden mi, sağlık sorunundan mı, ilaçtan mı veya başka bir nedenden mi kaynaklandığının belirlenmesi bazı dosyalarda tıbbi değerlendirmeyi zorunlu hâle getirebilir.
Bir Önceki Gece Alkol Almak TSK Disiplin Cezası Gerektirir mi?
Tek başına hayır.
Personelin bir önceki gece mesai dışında alkol tüketmesi, 6413 sayılı Kanun kapsamında otomatik disiplin cezası sebebi değildir.
Ancak alkol kullanımı aşırı seviyeye ulaşmış ve personel mesai dışında kişisel veya kurumsal imaj kaybına neden olacak olumsuz davranışlarda bulunmuşsa 15/1-k maddesi gündeme gelebilir.
Personel ertesi gün göreve başladığında hâlen sarhoşsa 19/1-ı kapsamında göreve sarhoş gelme fiili söz konusu olabilir.
Bunun dışındaki sıradan özel hayat alkol tüketiminin doğrudan disiplin cezasına bağlanması Kanunun sistematiğiyle bağdaşmaz.
İzinli Personel Kışlada Alkol Kullanırsa Sarhoşluk Disiplinsizliği Oluşur mu?
Bu sorunun cevabı olayın ayrıntılarına bağlıdır.
19/1-ı maddesi “görevdeyken alkollü içki içmek” veya “göreve sarhoş gelmek” fiillerini düzenlemektedir. Dolayısıyla yalnızca kişinin askerî mahalde bulunması tek başına bu iki seçimlik hareketten birinin gerçekleştiğini göstermez.
Ancak askerî mahalde alkol bulundurma veya kullanmanın ayrıca emir veya başka düzenlemelerle yasaklanmış olması hâlinde farklı disiplin hükümleri gündeme gelebilir.
Ayrıca kişi askerî mahalde sarhoş durumda bulunuyorsa 6413 sayılı Kanun m.28 kapsamında geçici olarak kontrol altında tutulabilir.
Bu nedenle askerî mahal, görev hâli ve alkol kullanımı kavramları birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
Tatile Çıkan veya İzinli Askerin Alkol Kullanması Yasak mıdır?
Genel ve mutlak biçimde “TSK personelinin özel hayatında alkol kullanması yasaktır” şeklinde bir hüküm 6413 sayılı Kanun’da bulunmamaktadır.
Kanun, özel hayat alanındaki alkol kullanımını ancak belirli şartlarda disiplin alanına taşımaktadır. Bunlardan en açık olanı m.15/1-k’daki mesai dışında aşırı alkol kullanımıdır. Burada dahi yalnızca alkol tüketmek yeterli değildir; kişinin aşırı alkol sonucunda kişisel veya kurumsal imaj kaybı oluşturacak olumsuz davranışta bulunması gerekir.
Bu düzenleme özel hayat ile askerî disiplin arasındaki sınırı göstermektedir.
Personel askerlik mesleğinin gerektirdiği bazı özel yükümlülüklere tabi olsa da, idarenin özel hayattaki her davranışı disiplin yetkisine konu edebileceği kabul edilemez.
Sarhoşluk Cezasının Sicil ve Terfiye Etkisi Olur mu?
6413 sayılı Kanun’un 30. maddesine göre disiplin cezaları ve diğer idari yaptırımlara ilişkin bilgi ve belgeler personelin şahsi dosyasında muhafaza edilir. Bu yaptırımlar, nitelik ve niceliklerine göre personel hakkında yapılacak sicil, terfi, atama, ayırma, ilişik kesme, sözleşme feshi ve özellikli görevlere seçim gibi işlemlerde dikkate alınabilir.
Dolayısıyla hizmet yerini terk etmeme cezası yalnızca infaz süresiyle sınırlı sonuç doğurmaz.
Özellikle belirli görevlere seçim, yurt dışı görevleri, terfi süreçleri veya disiplin puanı değerlendirmelerinde personelin geçmiş cezaları önem taşıyabilir.
Bu nedenle sarhoşluk disiplin cezasına ilişkin savunma ve itiraz sürecinin özenli yürütülmesi, sonraki mesleki sonuçlar bakımından da önemlidir.
Sarhoşluk İsnadında Savunmada Hangi Konular İncelenmelidir?
Bu tür dosyalarda savunmanın olayın tümünü kapsaması gerekir. En önemli nokta, isnadın soyut biçimde reddedilmesi yerine Kanunun bütün unsurları üzerinden incelenmesidir.
Personelin gerçekten görevli olup olmadığı ve görevin başlangıç-bitiş saatleri belirlenmelidir. İsnat göreve sarhoş gelme şeklindeyse sarhoşluğun görev başladığı anda mevcut olduğunun hangi delille ispatlandığı incelenmelidir. İsnat görevde alkol içme ise alkolün görev sırasında tüketildiğini ortaya koyan deliller sorgulanmalıdır.
Tıbbi raporun tarih ve saati, muayene bulguları, alkol ölçümü ile olay arasındaki zaman farkı ve varsa birden fazla rapor arasındaki çelişkiler değerlendirilmelidir.
“Gizlenemeyecek derecede” sarhoşluk iddiası varsa tanıkların hangi somut davranışları gözlemlediği önem taşır.
Personelin o sırada kullandığı ilaç, sağlık sorunu veya fizyolojik durum bulunuyorsa bunların da dosyada açıklanması gerekir.
Savunma istem yazısının açık olup olmadığı, savunma süresinin doğru verilip verilmediği ve yetkili disiplin makamının karar verip vermediği ayrıca kontrol edilmelidir.
TSK Sarhoşluk Disiplin Cezası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Askerin alkol kullanması tamamen yasak mıdır?
Hayır. 6413 sayılı Kanun askerî personelin özel hayatındaki her alkol kullanımını disiplin suçu olarak düzenlememektedir. Mesai dışında alkol kullanımı ancak aşırı alkol sonucu kişisel veya kurumsal imaj kaybı oluşturacak davranışlara dönüşürse m.15/1-k kapsamında disiplin hukuku bakımından önem kazanabilir. Göreve sarhoş gelmek veya görev sırasında alkollü içki tüketmek ise ayrı ve daha ağır bir disiplinsizliktir.
Göreve alkol kokarak gelmek disiplin cezası için yeterli midir?
Her durumda yeterli olduğu söylenemez. Alkol kokusu kişinin alkol tükettiğini gösterebilecek bir belirti olmakla birlikte Kanun m.19/1-ı bakımından göreve sarhoş gelme şartını aramaktadır. Kişinin davranışları, tıbbi rapor, alkol ölçümü ve diğer belirtiler birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle yalnızca alkol kokusuna dayalı bir isnatta “gizlenemeyecek derecede sarhoşluk” unsurunun nasıl gerçekleştiğinin açıklanması gerekir.
Tıbbi rapor olmadan sarhoşluk cezası verilebilir mi?
Kanun tıbbi rapora alternatif olarak sarhoşluğun “gizlenemeyecek derecede” olmasını kabul etmiştir. Dolayısıyla tıbbi rapor her olayda mutlak zorunluluk değildir. Ancak rapor bulunmuyorsa sarhoşluğun dışarıdan açıkça anlaşılabildiğini ortaya koyan somut, ayrıntılı ve güvenilir deliller bulunmalıdır.
Promil kaç olursa asker sarhoş kabul edilir?
6413 sayılı Kanun m.19/1-ı bakımından belirli bir promil sınırı bulunmamaktadır. Trafik hukukundaki sayısal sınırlar doğrudan askerî disiplin hukukuna aktarılamaz. Tıbbi raporun içeriği, kişinin klinik durumu ve somut olayın koşulları birlikte değerlendirilir.
Görev sırasında tek yudum alkol içmek disiplin suçu mudur?
Kanunun lafzında “görevdeyken alkollü içki içmek” seçimlik hareket olarak düzenlenmiştir ve hükümde belirli bir miktar belirtilmemiştir. Bu nedenle görev sırasında alkol tüketiminin miktarı tek başına belirleyici değildir. Bununla birlikte fiilin gerçekleştiğinin hukuka uygun ve güvenilir delillerle ortaya konulması gerekir.
Mesai dışında sarhoş olmak hizmet yerini terk etmeme cezası gerektirir mi?
Tek başına gerektirmez. Mesai dışındaki aşırı alkol kullanımı şartları varsa m.15/1-k kapsamındadır ve kanunda ayrı bir disiplinsizlik olarak düzenlenmiştir. Hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren m.19/1-ı ise göreve sarhoş gelme veya görev sırasında alkollü içki içme hâllerine ilişkindir.
İzin gününde içki içen uzman çavuşa ceza verilebilir mi?
Yalnızca izin gününde içki içmiş olması nedeniyle kural olarak 19/1-ı uygulanamaz. Ancak aşırı alkol sonucunda kişisel veya kurumsal imaj kaybı oluşturacak olumsuz davranışlar varsa m.15/1-k değerlendirilebilir. Ertesi gün göreve hâlen sarhoş şekilde gelmişse ayrıca m.19/1-ı gündeme gelebilir.
Sarhoşluk nedeniyle uzman erbaşın sözleşmesi doğrudan feshedilebilir mi?
6413 sayılı Kanun m.19/1-ı’nın doğrudan yaptırımı sözleşme feshi değil, hizmet yerini terk etmeme cezasıdır. Bununla birlikte uzman erbaşın tabi olduğu özel statü mevzuatı, disiplin geçmişi ve ceza birikiminin ayrıca sonuç doğurması mümkündür. Tek bir olaydan hareketle otomatik fesih sonucuna varılması doğru değildir. Özellikle Danıştayın alkol kullanımına ilişkin kararlarında ölçülülük ilkesi önemle vurgulanmaktadır.
Sarhoşluk cezasına dava açılabilir mi?
Subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen hizmet yerini terk etmeme cezaları, 6413 sayılı Kanun’un güncel 43. maddesi kapsamında iptal davasına konu edilebilir. Dava açma süresi cezanın kesinleşmesiyle başlar.
Sarhoşken kavga eden askere iki ceza birden verilebilir mi?
Olayda birbirinden bağımsız iki farklı fiil varsa her fiilin disiplin hukuku yönünden ayrıca değerlendirilmesi mümkün olabilir. Ancak aynı fiilin birden fazla disiplin normuna girmesi hâlinde 6413 sayılı Kanun m.4 gereğince ağır olan disiplin cezası uygulanır ve aynı fiil nedeniyle birden fazla disiplin cezası verilemez.
Sarhoşluk cezası ileride TSK’dan ayırmaya sebep olabilir mi?
Tek bir sarhoşluk cezası doğrudan Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası değildir. Ancak hizmet yerini terk etmeme cezası disiplin puanı doğurur ve personelin disiplin geçmişine eklenir. Statüye göre disiplin puanı veya ceza sayısının belirli seviyelere ulaşması ilerleyen süreçte ayırma veya sözleşme feshi açısından önem taşıyabilir.
Sonuç
TSK sarhoşluk disiplin cezası, askerî disiplin hukukunda yalnızca personelin alkol kullanıp kullanmadığına bakılarak değerlendirilebilecek basit bir konu değildir. 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu, alkol kullanımının gerçekleştiği zaman ve görevle bağlantısına göre birbirinden farklı hukuki sonuçlar öngörmüştür.
Kanunun 19/1-ı maddesine göre sarhoşluk disiplinsizliğinin ortaya çıkabilmesi için personelin göreve sarhoş gelmesi veya görevdeyken alkollü içki içmesi gerekir. Kanun ayrıca bu disiplinsizliği sıradan bir gözleme bırakmamış; sarhoşluğun tıbbi raporla ispatlanması veya gizlenemeyecek derecede olması şartına açıkça yer vermiştir.
Bu nedenle bir kişinin alkol tüketmiş olması ile 6413 sayılı Kanun anlamında sarhoşluk disiplinsizliği işlemiş olması aynı şey değildir. Özellikle göreve sarhoş gelme iddiasında görev başlangıcındaki durumun ortaya konulması gerekir. Alkol kokusu, sosyal medya görüntüsü veya bir önceki gece içki tüketilmiş olması kendi başına her olayda yeterli değildir. Tıbbi rapor, alkol ölçümü, tanık anlatımları, kamera kayıtları ve olayın gerçekleşme biçimi birlikte değerlendirilmelidir.
Mesai dışında alkol kullanımı bakımından ise ayrı bir hukuki rejim bulunmaktadır. 6413 sayılı Kanun m.15/1-k, yalnızca alkol tüketmeyi değil, mesai dışında aşırı alkol kullanarak kişisel veya kurumsal imaj kaybı oluşturacak olumsuz davranışlarda bulunmayı disiplin yaptırımına bağlamaktadır. Böylece kanun koyucu personelin özel hayatındaki sıradan alkol tüketimi ile askerî disiplini veya kurumsal itibarı etkileyen davranışlar arasında açık bir ayrım yapmıştır.
Danıştayın E.2020/978, K.2023/6873 sayılı kararında da görüldüğü üzere, kanunda daha hafif bir disiplin cezasına bağlanmış bir alkol olayının herhangi bir ek ve yeterli gerekçe ortaya konulmadan doğrudan meslek hayatını sona erdiren yaptırıma dönüştürülmesi ölçülülük ilkesi bakımından hukuka aykırılık doğurabilir.
Bununla birlikte göreve sarhoş gelme ve özellikle görev sırasında alkol kullanma askerî hizmet açısından hafife alınabilecek fiiller değildir. Silah taşıyan, araç kullanan, nöbet tutan, karakol veya birlik emniyetinden sorumlu olan personelin alkol etkisinde bulunması hem askerî hizmet güvenliğini hem de diğer personelin hayatını doğrudan etkileyebilir. Bazı olaylarda disiplin sorumluluğuna ek olarak Askerî Ceza Kanunu veya Türk Ceza Kanunu kapsamında ceza sorumluluğu da doğabilir.
Disiplin işleminin hukuka uygunluğu bakımından ise yaptırımın ağırlığından bağımsız temel güvencelerin korunması gerekir. Disiplin soruşturması yeterli delille yürütülmeli, isnadın hangi seçimlik harekete dayandığı açıkça belirlenmeli, personele savunma hakkı tanınmalı, karar yetkili makam tarafından verilmeli, zamanaşımı gözetilmeli ve takdir yetkisi 6413 sayılı Kanun m.6 uyarınca ölçülü, adaletli ve gerekçeli şekilde kullanılmalıdır.
Özellikle sarhoşluk gibi objektif olarak ispatlanması mümkün bir disiplinsizlik bakımından varsayım ile tespit birbirinden ayrılmalıdır. Kişinin “alkol kullanmış olabileceği” yönündeki kanaat, “göreve sarhoş geldiğinin” ispatı değildir. Alkol kokması, “görevde içki içtiğinin” doğrudan kanıtı olmayabilir. Mesai dışında alkol kullanması ise tek başına m.19/1-ı kapsamına girmez. Her olayın Kanunda belirtilen unsurlar üzerinden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Hizmet yerini terk etmeme cezasının sonuçları da yalnızca cezanın birkaç günlük infazıyla sınırlı değildir. Ceza personelin disiplin dosyasına işlenmekte, disiplin puanı doğurmakta ve şartları oluştuğunda sicil, terfi, atama, özellikli göreve seçim, sözleşme feshi veya ayırma süreçlerinde dikkate alınabilmektedir. Bu nedenle 6413 sayılı Kanun kapsamında sarhoşluk disiplin soruşturması, hem maddi olayın ispatı hem de personelin uzun vadeli mesleki hakları bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir askerî disiplin hukuku meselesidir.
