TSK Tahrik Disiplin Cezası: Askerleri Amir veya Üstlerine Karşı İtaatsizliğe ve Saygısızlığa Teşvik

İçindekiler

Türk Silahlı Kuvvetlerinin disiplin anlayışı, askerî hizmetin düzenli biçimde yerine getirilmesi kadar emir-komuta ilişkisinin korunmasına da dayanır. Askerî teşkilat içerisinde amirin verdiği hizmete ilişkin emirlerin yerine getirilmesi, üst ve amirlere karşı askerî nezaket ve saygının korunması ve görev sırasında hiyerarşik düzenin bozulmaması askerî hizmetin temel unsurları arasındadır. Bu nedenle disiplin hukukunda yalnızca amirine veya üstüne doğrudan itaatsizlik eden personelin davranışı yaptırıma bağlanmamış; başka asker kişileri amir veya üstlerine karşı itaatsizliğe, saygısızlığa, mukavemete veya fiziksel saldırıya yönelten davranışlar da ayrı bir disiplinsizlik olarak düzenlenmiştir.

Bu konudaki temel hüküm 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendidir. Kanunda “tahrik” disiplinsizliği; “Asker kişileri, amirlerine veya üstlerine karşı itaatsizliğe, saygısızlığa, mukavemet göstermeye veya müessir fiil işlemeye tahrik veya teşvik etmek” şeklinde tanımlanmıştır. Tahrik, 6413 sayılı Kanun sisteminde hafif bir disiplin ihlali olarak görülmemiş; hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler arasında sayılmıştır.

Düzenlemenin kapsamı geniş görünmekle birlikte her eleştirel sözün, her personel şikâyetinin veya amir kararına yönelik her olumsuz değerlendirmenin “tahrik” olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Tahrik disiplinsizliğinin oluşabilmesi için söz veya davranışın başka asker kişileri belirli bir yönde harekete geçirmeye yönelik olması; bu yönelimin de kanunda açıkça gösterilen itaatsizlik, saygısızlık, mukavemet veya müessir fiil davranışlarından birine ilişkin bulunması gerekir. Bu nedenle bir askerin “bu görevlendirmeyi adil bulmuyorum” demesi ile yanındaki personele “bu emri hiçbiriniz uygulamayın” şeklinde çağrıda bulunması aynı hukuki nitelikte değildir. Birinci durumda düşünce açıklaması veya şikâyet söz konusu olabilirken ikinci durumda, olayın diğer şartları da mevcutsa, tahrik disiplinsizliği gündeme gelebilir.

Tahrik fiiline ilişkin uyuşmazlıklarda bu ayrım özellikle önemlidir. Çünkü askerî hizmetin disiplin ihtiyacı yüksek olmakla birlikte askerî personel de Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün sahibidir. Anayasa Mahkemesi asker kişilerin ifade özgürlüğünün bulunmadığını hiçbir zaman kabul etmemiş; aksine askerlerin de diğer bireyler gibi ifade özgürlüğünden yararlandığını, ancak askerî hizmetin niteliği nedeniyle daha sıkı disiplin kurallarına tabi tutulabileceklerini belirtmiştir. Bu nedenle TSK tahrik disiplin cezası değerlendirilirken askerî disiplin ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır, söylenen sözün gerçek içeriği ve yöneldiği amaç üzerinden belirlenmelidir.

6413 Sayılı Kanun Madde 19/h Ne Düzenlemektedir?

6413 sayılı Kanun’un 19. maddesi, subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli personel açısından hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikleri düzenlemektedir. Maddenin (h) bendinde tahrik fiilinin dört ayrı yönde gerçekleşebileceği görülmektedir. Asker kişiler amir veya üstlerine karşı itaatsizliğe, saygısızlığa, mukavemet göstermeye veya müessir fiil işlemeye tahrik yahut teşvik edilebilir. Kanunun bu davranışları alternatif olarak sıralaması nedeniyle tahrik disiplinsizliğinin oluşması için bunların tamamının birlikte bulunmasına gerek yoktur. Örneğin başka personeli amirine karşı fiziksel saldırıya teşvik etmeksizin yalnızca verilen emre uymamaya yönlendirmek de şartları mevcutsa kanuni tanım içerisine girebilir.

Burada “tahrik” ve “teşvik” ifadelerinin birlikte kullanılması özellikle dikkat çekicidir. Tahrik, genel anlamıyla kişiyi belli bir davranışa sevk etme, harekete geçirme veya mevcut öfkesini kuvvetlendirme niteliği taşırken; teşvik, bir davranışın yapılmasını desteklemek, özendirmek veya cesaretlendirmek anlamında kullanılmaktadır. Kanun koyucu her iki kavrama birlikte yer vererek yalnızca “emri yapmayın” gibi doğrudan talimat niteliğindeki sözleri değil, asker kişiyi amirine karşı itaatsiz davranmaya bilinçli şekilde yönlendiren teşvik edici davranışları da kapsam içine almak istemiştir.

Bununla birlikte maddenin ağır yaptırımı göz önüne alındığında, günlük konuşmanın doğal akışı içerisinde kullanılan her sert sözün tahrik kabul edilmesi hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmaz. Bir sözün tahrik niteliğine sahip olup olmadığı değerlendirilirken sözün tamamı, konuşmanın öncesi ve sonrası, muhatapların kim olduğu, sözün bir emir veya çağrı niteliği taşıyıp taşımadığı, konuşmanın gerçekleştiği ortam ve personeli somut olarak ne yapmaya yönlendirdiği ortaya konulmalıdır. Özellikle yalnızca bir veya iki kelimenin tutanaktan çekilip alınarak kişinin “itaatsizliğe teşvik ettiği” sonucuna varılması yeterli olmayabilir.

Tahrik Disiplinsizliğinin Temel Unsurları Nelerdir?

6413 sayılı Kanun m.19/h kapsamında bir disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle tahrik veya teşvikin yöneldiği kişinin asker kişi olması gerekir. Madde açıkça “asker kişileri” ifadesini kullanmıştır. Bu sebeple tahrik edildiği iddia edilen kişilerin kim olduğu, olay tarihinde asker kişi statüsünde bulunup bulunmadığı ve hangi amir veya üste karşı yönlendirildiği soruşturma dosyasında açıkça belirlenmelidir.

İkinci unsur, yönlendirmenin herhangi bir davranışa değil, amire veya üste karşı belirli davranışlardan birine yönelik olmasıdır. Buradaki “amir” ve “üst” kavramlarının askerî hukukta teknik anlamları vardır. 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 9. maddesine göre amir, makam ve memuriyet itibarıyla emretme yetkisine sahip kişidir; emri altındakilere ise maiyet denilmektedir. Kanun’un 10. maddesine göre “üst”, rütbe veya kıdem büyüklüğünü ifade etmekte; “ast” ise üstün rütbe veya kıdem bakımından aşağısında bulunan kişidir. Dolayısıyla bir kişi ilgili askerin doğrudan amiri olmasa dahi rütbe veya kıdem bakımından üstü olabilir.

Üçüncü unsur, tahrikin kanunda belirtilen dört davranış grubundan birine yönelmiş olmasıdır. Bunlar itaatsizlik, saygısızlık, mukavemet ve müessir fiildir. Bir personelin başka askerleri yalnızca belirli bir idarî uygulamayı eleştirmeye, yasal şikâyet başvurusunda bulunmaya veya haklarını usulüne uygun yollarla aramaya teşvik etmesi, sırf birden fazla kişinin aynı konuda şikâyetçi olması nedeniyle 19/h kapsamında değerlendirilemez. Kanuni tanımın gerçekleşmesi için çağrının askerî hiyerarşiye karşı hukuka aykırı davranışlardan birine yönelmesi gerekir.

Dördüncü olarak, kişinin kullandığı söz veya davranış ile isnat edilen yönlendirme arasında anlamlı bir bağlantı bulunmalıdır. Örneğin “komutanın bu kararına ben de katılmıyorum” cümlesi ile “komutan ne derse desin hiçbiriniz emri yerine getirmeyin” cümlesi arasında belirgin bir hukuki farklılık vardır. İlk cümle bir görüş açıklaması iken ikincisi, şartlarına göre, başka asker kişileri emre itaatsizliğe yöneltme niteliği taşıyabilir.

Tahrik veya teşvik kavramlarının yapısı dikkate alındığında fiilin kural olarak bilinçli bir yönlendirme içermesi gerekir. 6413 sayılı Kanun’un 4. maddesi disiplinsizliklerin ayrıca hüküm bulunmayan hâllerde kasten veya taksirle işlenebileceğini belirtmekle birlikte, bir kişiyi başka bir davranışa “tahrik veya teşvik etme” fiili doğal yapısı itibarıyla yönlendirme iradesini gerektirmektedir. Bu nedenle yanlış anlaşılmaya müsait ancak muhatabı itaatsizliğe yöneltme amacı taşımayan dikkatsiz bir söz ile bilinçli olarak “emre uymayın” çağrısı yapılması aynı değerlendirmeye tabi tutulmamalıdır.

Askerleri İtaatsizliğe Tahrik Etmek Ne Demektir?

Tahrik disiplinsizliğinin uygulamada en önemli görünüm biçimlerinden biri asker kişileri amirlerinin emirlerine karşı itaatsizliğe teşvik etmektir. Bu noktada “itaatsizlik” kavramının içeriği askerî disiplin ve askerî ceza hukukundaki emir kavramıyla birlikte değerlendirilmelidir.

211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 6. maddesi hizmeti, kanunlar ve ilgili düzenlemelerde yapılması veya yapılmaması yazılmış hususlarla amir tarafından emredilen veya yasaklanan işler olarak; 8. maddesi ise emri, hizmete ait bir talep veya yasağın sözle, yazıyla veya başka suretle ifade edilmesi şeklinde tanımlamaktadır. Aynı Kanun’un 20. maddesinde emirlerin kural olarak ast tarafından değiştirilemeyeceği, ancak hükümde gösterilen olağanüstü koşullarda astın sorumluluğu üstlenerek emri yeni duruma uygun biçimde değiştirebileceği düzenlenmiştir.

6413 sayılı Kanun’un aynı 19. maddesinin (a) bendinde “emre itaatsizlik”, kasıtlı olarak hizmete ilişkin bir emri tam yapmamak veya değiştirerek yahut sınırını aşarak yapmak olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla m.19/h bakımından başkasını itaatsizliğe tahrik etmekten söz edildiğinde, temel olarak diğer asker kişinin hizmete ilişkin emri yerine getirmemesine veya emre aykırı hareket etmesine yönelik bir yönlendirme gündemdedir.

Örneğin bir personelin arkadaşlarına “bu emir hoşuma gitmedi, şikâyet edeceğim” demesi, sırf amir kararına yönelik olumsuz görüş içerdiği için itaatsizliğe tahrik sayılamaz. Buna karşılık “komutan ne derse desin bugün hiçbiriniz göreve çıkmayın, hep beraber emri uygulamazsak bir şey yapamazlar” şeklindeki sözlerin niteliği çok daha farklıdır. Böyle bir ifade, hem muhatapları belirli bir emir karşısında toplu biçimde itaatsizliğe yönlendirmesi hem de askerî hizmetin fiilen aksamasını hedeflemesi nedeniyle tahrik disiplinsizliğinin tipik uygulama alanına yaklaşmaktadır.

Burada emrin niteliği de önemlidir. Anayasa’nın 137. maddesi, konusu suç teşkil eden bir emrin hiçbir suretle yerine getirilemeyeceğini düzenlemekte; askerî hizmetlere ilişkin kanuni istisnaların saklı olduğunu da ayrıca belirtmektedir. Bu nedenle konusu açıkça suç oluşturan bir fiilin yapılmaması gerektiğini söylemek ile hukuka uygun hizmet emrine karşı personeli itaatsizliğe kışkırtmak aynı şey değildir. Disiplin soruşturmasında “hangi emre karşı itaatsizliğe teşvik edildiği” mümkün olduğunca somutlaştırılmalı; henüz hiçbir emir veya hizmet yükümlülüğü belirlenmemişken kullanılan genel eleştirel ifadelerin doğrudan “emre itaatsizliğe tahrik” şeklinde nitelendirilmesinden kaçınılmalıdır.

Üste veya Amire Saygısızlığa Teşvik Etmek

Tahrik disiplinsizliğinin ikinci görünüm biçimi, asker kişileri amir veya üstlerine karşı saygısızlığa teşvik etmektir. Saygısızlık kavramı askerî disiplin hukukunda ayrıca düzenlenmiş olduğundan burada kullanılan kelimenin günlük dildeki geniş anlamıyla değil, askerî disiplin düzenindeki karşılığıyla değerlendirilmesi gerekir.

6413 sayılı Kanun farklı ağırlıktaki davranışları birbirinden ayırmıştır. Kınama cezası kapsamında “amir veya üste nezaketsizlik” daha hafif bir davranış olarak düzenlenirken, aylıktan kesme veya diğer disiplin cezalarını gerektiren daha ağır saygısızlık davranışları ayrıca hükme bağlanmıştır. Bu sistematik içerisinde m.19/h’nin amacı, yalnızca kişinin kendi saygısızlığı değil, başka asker kişilerin üst ve amirlerine karşı saygısız davranmasına bilinçli biçimde sebebiyet verecek yönlendirmeyi yaptırıma bağlamaktır.

Örneğin bir askerin arkadaşına “bu konuda amirine usulüne uygun şekilde itiraz et, hakkını ara” demesi saygısızlığa teşvik değildir. Buna karşılık personeli topluca amirin karşısına çıkıp hakaret etmeye, sözünü kesmeye, kendisine askerî nezaket ve disiplin kurallarına açıkça aykırı biçimde davranmaya yönlendirmek şartlarına göre tahrik fiilini oluşturabilir.

Ancak burada soruşturma makamının yalnızca “amire karşı olumsuz konuşmalar yaptı” şeklinde genel bir nitelendirmeyle yetinmemesi gerekir. Hangi sözün, kime karşı, hangi davranışı gerçekleştirmeye teşvik ettiği açıkça ortaya konulmalıdır. Tahrik eden kişinin amire yönelik kendi olumsuz kanaatlerini açıklaması ile başka personeli fiilen saygısız davranmaya yönlendirmesi arasındaki ayrım korunmadığı takdirde m.19/h’nin kapsamı ifade özgürlüğünü aşırı derecede sınırlayacak ölçüde genişlemiş olur.

Mukavemet Göstermeye Tahrik Ne Anlama Gelir?

6413 sayılı Kanun m.19/h içerisinde yer alan “mukavemet” kavramı, askerî hiyerarşinin fiilî veya tehdit içeren davranışlarla engellenmesi yönündeki daha ağır bir alanı ifade etmektedir. 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 90. maddesinde mukavemet suçu; bir amiri veya üstü zor veya tehditle hizmet emrini yerine getirmekten alıkoymaya veya hizmete ilişkin bir işlemi yapmak ya da yapmamak için zorlamaya kalkışmak şeklinde düzenlenmiştir.

Bu nedenle m.19/h bakımından asker kişileri “komutanı zorlayın, görevi yaptıramasın”, “önüne geçin, çıkmasına izin vermeyin”, “hep birlikte tehdit ederseniz emrinden vazgeçer” gibi davranışlara yönlendiren ifadeler, olayın şartlarına göre mukavemete tahrik kapsamında değerlendirilebilir.

Burada disiplin hukuku ile ceza hukuku arasındaki sınır ayrıca önemlidir. Bir personelin başka askerleri mukavemete yönlendirmesi disiplin hukuku bakımından m.19/h kapsamında değerlendirilebileceği gibi kullanılan yöntem, meydana gelen olay ve kastın niteliğine göre Askerî Ceza Kanunu veya Türk Ceza Kanunu kapsamında adlî sorumluluk da doğabilir. 6413 sayılı Kanun’un 5. maddesi, aynı fiil hakkında adlî soruşturma veya kovuşturma yürütülmesinin disiplin soruşturması yapılmasına, disiplin cezası verilmesine ve cezanın yerine getirilmesine engel olmadığını açıkça düzenlemektedir.

Müessir Fiil İşlemeye Tahrik Nedir?

Kanunda kullanılan “müessir fiil” ifadesi günümüz ceza hukuku terminolojisinde eski bir kavramdır. Genel anlamıyla bedene yönelik fiziksel saldırı niteliğindeki davranışları ifade eder. 6413 sayılı Kanun bu terimi muhafaza etmiş ve başka asker kişilerin amir veya üstlerine karşı fiziksel saldırı niteliğindeki davranışlara yönlendirilmesini hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren bir disiplinsizlik olarak kabul etmiştir.

1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 91. maddesinde amire veya üste “fiilen taarruz” ve fiilen taarruza teşebbüs ayrıca ağır cezai yaptırıma bağlanmıştır. Dolayısıyla bir askerin diğer personele “komutana vurun”, “üstüne yürüyün, dövün”, “hep birlikte saldırırsak bir şey yapamaz” gibi fiziksel saldırıyı özendiren veya bu yönde harekete geçirmeyi amaçlayan ifadeleri yalnızca disiplin hukuku bakımından değil, şartlarına göre ceza hukuku bakımından da önemli sonuçlar doğurabilir.

Tahrik edilen kişinin gerçekten saldırıyı gerçekleştirmiş olması ise tahrik fiilinin değerlendirilmesinde ayrı bir konudur. Maddenin lafzı “tahrik veya teşvik etmek” davranışını yaptırıma bağlamaktadır. Bu nedenle kural olarak tahrik edilen asker kişinin daha sonra gerçekten üstüne vurması, disiplinsizliğin oluşmasının zorunlu unsuru olarak düzenlenmemiştir. Ancak hiçbir dışa dönük etkisi olmayan, şaka veya öfke anında söylenmiş ve gerçek bir yönlendirme niteliği taşımayan ifadelerde, sözün objektif olarak tahrik niteliğinde olup olmadığının çok daha dikkatli incelenmesi gerekir.

Tahrik Edilen Askerin Gerçekten Emre Uymaması Gerekir mi?

Tahrik disiplinsizliğinde uygulamada en önemli sorulardan biri budur. Kanun, kişinin “itaatsizliğe tahrik etmesi” için tahrik edilen askerin daha sonra gerçekten itaatsizlik etmesi gerektiğini açıkça söylememektedir. Fiilin merkezinde başkasını hukuka aykırı davranışa yöneltme bulunmaktadır. Bu nedenle somut ve ciddi bir teşvik gerçekleştirilmişse, muhatabın bu çağrıya uymamış olması tahrik eden kişinin davranışını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.

Örneğin personel, beş askere “emre çıkmayın, hep beraber koğuşta kalın” demiş; ancak diğer askerler çağrıyı reddederek görevi yerine getirmiş olabilir. Bu durumda emre itaatsizlik sonucunun meydana gelmemiş olması önemli olmakla birlikte, tahrik fiilinin hiç bulunmadığını otomatik olarak göstermez. Soruşturmanın asıl konusu kişinin gerçekten böyle bir çağrı yapıp yapmadığı ve sözlerin ciddi biçimde itaatsizliğe yöneltme niteliği taşıyıp taşımadığıdır.

Buna karşılık tahrik edilen kişinin hiçbir şekilde etkilenmemesi, sözlerin şaka olarak anlaşılması, konuşmanın tamamından itaatsizlik çağrısı yapılmadığının görülmesi veya tanıkların sözleri farklı biçimlerde aktarması, fiilin sübutu ve tahrik niteliği bakımından savunmada önem taşıyabilir.

Tahrik İçin Birden Fazla Askeri Etkilemek Gerekir mi?

Kanunda “asker kişileri” şeklindeki çoğul ifade kullanılmış olmakla birlikte bu ifade, her olayda mutlaka iki veya daha fazla askerin tahrik edilmiş olması gerektiği yönünde mekanik biçimde yorumlanmamalıdır. Disiplin normunun koruduğu değer askerî hiyerarşidir ve bir asker kişiyi dahi amirine karşı itaatsizliğe veya saldırıya yöneltmek bu değeri ihlal edebilir.

Bununla birlikte somut disiplin soruşturmasında tahrik edilen kişinin veya kişilerin kimliği belirlenmelidir. “Birlik personelini tahrik etti” şeklindeki genel bir cümle yeterli olmayabilir. Kimlerin hangi sözlerle yönlendirildiği, bu sözleri bizzat duyup duymadıkları, sözün hangi ortamda söylendiği ve anlatımlarının birbirleriyle uyumlu olup olmadığı araştırılmalıdır.

Amir Hakkında Şikâyet Etmek Tahrik Sayılır mı?

Hayır. Bir personelin amiri hakkında hukuka uygun şekilde şikâyette bulunması veya başka personelin de sahip olduğu şikâyet yollarını kullanabileceğini söylemesi tek başına tahrik değildir. Asker kişilerin şikâyet ve müracaat hakkı bulunmaktadır ve disiplin kuralları bu hakkı tamamen ortadan kaldırmamaktadır.

Anayasa Mahkemesinin Adem Talas, B. No: 2014/12143, 16.11.2017 kararında bir astsubayın sıralı amirlerinden sonuç alamaması üzerine BİMER’e yaptığı şikâyet nedeniyle disiplin cezası verilmesi incelenmiş; AYM askerlerin de ifade özgürlüğünden yararlandığını vurgulayarak somut olayda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme askerî hiyerarşi içerisinde başvuru usullerinin düzenlenebileceğini kabul etmiş ancak her usul dışı veya eleştirel açıklamanın otomatik olarak cezalandırılmasını uygun görmemiştir.

Bu yaklaşım tahrik disiplinsizliği açısından da önemlidir. Bir personelin “hepimiz yaşadığımız sorunu dilekçeyle bildirelim” demesi ile “hiçbiriniz komutanın emrini dinlemeyin” demesi aynı değildir. İlki hukuki başvuru hakkının kolektif biçimde kullanılmasını ifade edebilirken ikincisi askerî itaatsizliğe yönelik doğrudan bir çağrı niteliği taşıyabilir.

İdarenin tahrik kavramını, personelin ortak bir sorun hakkında konuşmasını veya birbirlerine yasal başvuru yollarını tavsiye etmelerini engelleyen sınırsız bir yasak gibi uygulaması mümkün değildir. Her somut olayda sözün hedefi ve talep edilen davranış belirlenmelidir.

Amir Hakkında Eleştiri Yapmak Tahrik Disiplinsizliği Oluşturur mu?

Eleştiri tek başına tahrik değildir. Askerî personel, sahip olduğu ifade özgürlüğü çerçevesinde belirli sınırlar içerisinde amirlerinin uygulamalarını eleştirebilir. Ancak askerî hiyerarşi ve disiplinin korunması nedeniyle kullanılan üslup ve yönteme ilişkin daha sıkı kurallar bulunması mümkündür.

Anayasa Mahkemesi askerlerin ifade özgürlüğünün kapsamını incelerken iki yönlü bir yaklaşım benimsemektedir. Adem Talas kararında personelin şikâyet hakkının aşırı biçimde sınırlandırılmasını ihlal olarak değerlendirirken, Engin Kabadaş, B. No: 2014/18587, 06.07.2017 kararında yüksek rütbeli askerî personelin katılımı zorunlu toplantılarda siyasi propaganda niteliğindeki konuşmaları nedeniyle cezalandırılmasını ifade özgürlüğüne aykırı bulmamıştır. Mahkeme askerî personelin ifade özgürlüğünü kabul etmekle birlikte rütbe, görev, hitap edilen kitle, askerî ortam ve kullanılan makam gücünü de değerlendirmektedir.

Aynı yöntem tahrik olaylarında da uygulanmalıdır. Personelin “bence bu karar yanlış” şeklindeki düşünce açıklaması ile ast veya arkadaşlarını “amirin sözünü dinlemeyin, karşı çıkın, göreve gitmeyin” biçiminde yönlendirmesi birbirinden ayrılmalıdır.

“Bu Emri Yapmayın” Demek Her Zaman Tahrik midir?

Bu ifadenin tek başına görülmesi yeterli değildir. Öncelikle sözü söyleyen kişinin kim olduğu, muhatapların asker kişi olup olmadığı, hangi emirden söz edildiği, emrin hizmete ilişkin bulunup bulunmadığı ve cümlenin bağlamı incelenmelidir.

Örneğin bir personel, arkadaşının açıkça suç teşkil eden bir eylemi yapmasının emredildiğini öğrenmiş ve “bunu yapma, bu suçtur” demiş olabilir. Anayasa’nın 137. maddesinde konusu suç teşkil eden emrin hiçbir suretle yerine getirilemeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Böyle bir durumda sözün itaatsizliğe tahrik olarak değerlendirilmesi ile hukuka aykırı veya suç teşkil eden bir fiilin önlenmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Buna karşılık hukuka uygun ve hizmete ilişkin bir emir konusunda, sırf amiri zor durumda bırakmak veya hizmeti aksatmak amacıyla diğer personele “hepiniz emri reddedin” çağrısı yapılması m.19/h bakımından çok daha açık bir tahrik görünümüdür.

WhatsApp Grubunda Amir Hakkında Yazılan Mesajlar Tahrik Sayılabilir mi?

Günümüzde tahrik fiilinin yalnızca yüz yüze konuşmayla gerçekleşmesi gerekmez. WhatsApp, Telegram, Signal veya benzeri mesajlaşma uygulamalarındaki yazılı veya sesli mesajlar da şartları bulunuyorsa tahrik veya teşvik niteliğinde olabilir.

Ancak bir WhatsApp grubunda amirin uygulamasının eleştirilmesi ile grup üyelerinin amire karşı itaatsizliğe yönlendirilmesi birbirinden ayrılmalıdır. “Bu görev dağılımı adil değil” şeklindeki bir mesaj bir eleştiri olabilir. “Yarın kimse göreve çıkmasın, komutan da görsün” şeklindeki mesaj ise içerdiği doğrudan davranış çağrısı nedeniyle daha farklı değerlendirilebilir.

Disiplin soruşturmasında ekran görüntülerinin yalnızca bir bölümü değil konuşmanın bütünü incelenmelidir. Mesajın kime ait olduğu, tarih ve saat bilgileri, öncesindeki mesajlar, cevaplar, grubun üyeleri ve mesajın gerçekten hangi bağlamda yazıldığı önem taşır. Özellikle sadece tek bir ekran görüntüsünden hareketle, önceki ve sonraki konuşmalar dosyaya alınmadan kişinin tahrik amacı taşıdığı sonucuna ulaşılması maddi olayın eksik araştırıldığı iddiasına neden olabilir.

Mesajların değiştirilmiş, kesilmiş veya başkasına ait olabileceği yönünde somut iddia varsa disiplin soruşturmasının 6413 sayılı Kanun m.7 kapsamında teknik inceleme yaptırma yetkisini kullanması da gündeme gelebilir. Kanun soruşturmacıya bilgi ve belge toplama, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme ve hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma imkânı tanımaktadır.

Sosyal Medyada Yapılan Paylaşım Tahrik Sayılabilir mi?

Sosyal medya bakımından da aynı ilke geçerlidir. Paylaşımın yalnızca eleştirel veya sert olması tahrik için yeterli değildir. İçeriğin asker kişileri kendi amir veya üstlerine karşı itaatsizlik, saygısızlık, mukavemet veya fiziksel saldırıya yöneltmesi gerekir.

Örneğin genel bir kamu politikası hakkında sosyal medya paylaşımı yapmak ile birliğindeki askerleri etiketleyerek “yarın komutanın verdiği emri kimse uygulamasın” çağrısı yapmak aynı hukuki kategoriye girmez. İkinci örnekte doğrudan asker kişilere yönelmiş somut bir davranış çağrısı bulunurken ilkinde m.19/h’nin unsurları doğal olarak bulunmayabilir.

Sosyal medya paylaşımlarının değerlendirilmesinde hesabın aidiyeti, paylaşımın kim tarafından yapıldığı, hesabın ele geçirilip geçirilmediği, paylaşımın silinmiş olup olmadığı, paylaşımı gören asker kişilerin kimler olduğu ve içeriğin gerçek anlamı ayrıca incelenmelidir.

Tahrik ile Hoşnutsuzluk Yaratmak Arasındaki Fark Nedir?

6413 sayılı Kanun m.19 içerisinde tahrik fiilinden hemen önce “hoşnutsuzluk yaratmak” şeklinde başka bir disiplinsizlik düzenlenmiştir. Buna göre çalışılan mesai ortamında söz veya fiillerle hizmetin yerine getirilmesini olumsuz yönde etkilemek hoşnutsuzluk yaratmak olarak tanımlanmaktadır.

Bu iki disiplin normu birbirine yakın olaylarda gündeme gelebilse de aynı değildir. Hoşnutsuzluk yaratmada personelin söz veya davranışlarının çalışma ortamını ve hizmetin yerine getirilmesini olumsuz etkilemesi yeterli olabilir. Tahrikte ise daha özel bir davranış aranmaktadır: başka asker kişilerin amir veya üstlerine karşı belirli hukuka aykırı davranışlara yönlendirilmesi.

Örneğin sürekli olarak çalışma şartlarının kötü olduğunu söyleyerek personelin moralini düşüren bir kişinin davranışı şartlarına göre hoşnutsuzluk yaratma kapsamında incelenebilir. Buna karşılık “hepiniz komutana karşı çıkın ve emri yerine getirmeyin” diyen bir kişinin davranışı tahrik hükmüne daha yakındır.

Aynı fiilin birden fazla disiplinsizlik oluşturması hâlinde ise 6413 sayılı Kanun’un 4. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ağır olan disiplin cezasının uygulanması gerekir; aynı fiil nedeniyle Kanunda yer alan disiplin cezalarından birden fazlası verilemez.

Tahrik ile TCK Madde 319’daki Askerleri İtaatsizliğe Teşvik Suçu Arasındaki İlişki

Tahrik fiili bazı olaylarda yalnızca disiplin hukuku bakımından değil ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 319. maddesi “askerleri itaatsizliğe teşvik” suçunu düzenlemektedir.

TCK m.319’a göre askerleri veya askerî idareye bağlı olarak görev yapan diğer kişileri kanunlara karşı itaatsizliğe, yeminlerini bozmaya veya askerî disiplini ya da askerlik hizmetine ilişkin görevlerini ihlale yönelten ve tahrik edenlerle; kanun, yemin, disiplin veya görevlere aykırı hareketleri askerler önünde öven veya iyi gördüğünü söyleyen kişiler hakkında ceza öngörülmektedir.

TCK m.319 ile 6413 sayılı Kanun m.19/h birebir aynı düzenlemeler değildir. TCK hükmü bir ceza normudur ve suçun unsurlarının ceza hukuku ilkelerine göre oluşması gerekir. 6413 m.19/h ise askerî personelin disiplin sorumluluğuna ilişkin idarî yaptırım normudur. Bununla birlikte aynı olay her iki düzenlemenin de değerlendirilmesine yol açabilir.

Örneğin bir askerî personelin çok sayıda askeri açık biçimde görevlerini terk etmeye, disiplin kurallarını topluca ihlal etmeye veya hukuka aykırı biçimde emirlere karşı koymaya çağırdığı olayda hem disiplin soruşturması hem ceza soruşturması yürütülmesi mümkündür. 6413 sayılı Kanun m.5 gereğince ceza soruşturmasının bulunması disiplin soruşturmasını durdurmaz. Ancak ceza dosyasında ortaya çıkan maddi olgular, bilirkişi incelemeleri, tanık beyanları ve nihai karar disiplin işleminin yargısal denetiminde önem taşıyabilir.

Tahrik Nedeniyle Verilecek Disiplin Cezası Nedir?

6413 sayılı Kanun m.19/h kapsamında tahrik fiilinin temel karşılığı hizmet yerini terk etmeme cezasıdır. Kanun’un 12. maddesine göre bu ceza, personelin mesai bittikten sonra görev yaptığı yerden ayrılmayarak resmî daire, kışla, eğitim alanı veya diğer hizmet yerlerinde hizmetine devam etmesi şeklinde yerine getirilir. Disiplin amirleri Kanuna ekli çizelgede belirlenen yetkileri ölçüsünde; disiplin kurulları ise dört ila on güne kadar hizmet yerini terk etmeme cezası verebilir.

Disiplin amiri, maiyetindeki kişinin hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren bir disiplinsizliğini tespit ettiğinde yetkisi dâhilinde kendisi ceza verebileceği gibi, personelin hizmet ve disiplin geçmişi ile fiilin niteliğini dikkate alarak disiplin kuruluna da sevk edebilir. Ayrıca Kanun’un 14. maddesi belirli şartlarla cezanın ağırlaştırılmasını veya personelin olumlu hizmet ve disiplin geçmişi dikkate alınarak bir derece hafif ceza uygulanmasını mümkün kılmaktadır.

Bu nedenle “tahrik fiili işlenirse kesin olarak şu kadar gün ceza verilir” şeklinde tek bir süre söylemek doğru değildir. Cezayı veren makamın yetkisi, fiilin ağırlığı, personelin geçmişi, eylemin askerî hizmete etkisi ve tekrar niteliği ceza süresinin belirlenmesinde etkili olabilir.

Tahrik Disiplinsizliğinde Ölçülülük ve Gerekçe

6413 sayılı Kanun m.6, disiplin cezası vermeye yetkili makamların takdir yetkisini ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli biçimde kullanmasını zorunlu kılar. Takdir hakkı gerekçeli olmalı; disiplinsizliğin işleniş biçimi, zamanı ve yeri, askerî hizmet üzerindeki etkisi, meydana gelen zarar veya tehlike, personelin kusuru, önceki disiplin durumu ve varsa pişmanlık gibi unsurlar değerlendirilmelidir.

Tahrik fiilinde bu ölçütler özellikle önemlidir. Bir kişinin öfke anında tek bir personele söylediği ve hiçbir hizmet aksamasına yol açmayan söz ile onlarca askeri planlı biçimde toplu itaatsizliğe sevk etmeye çalışan organize bir davranışın aynı ağırlıkta değerlendirilmesi ölçülülük ilkesiyle bağdaşmaz.

Kararda hangi sözün tahrik sayıldığı, hangi askerlerin bu sözün muhatabı olduğu, hangi amir veya üste karşı hangi davranışa yönlendirme yapıldığı ve fiilin askerî hizmet üzerinde doğurduğu veya doğurabileceği etkinin açıklanması gerekir. “Disiplini bozucu konuşmalarda bulunduğu kanaatine varılmıştır” şeklindeki genel bir gerekçe, özellikle yargı denetimine açık hizmet yerini terk etmeme cezasında işlemin sebep unsurunun denetlenmesini güçleştirebilir.

Tahrik Disiplin Soruşturması Nasıl Yürütülür?

6413 sayılı Kanun m.7 uyarınca disiplin amiri, maiyetindeki kişinin disiplinsizlik oluşturabilecek bir davranışını öğrendiğinde olayın araştırılması gerektiği kanaatindeyse şahsen veya yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacı ya da soruşturma heyeti aracılığıyla disiplin soruşturması yapabilir. Soruşturmacılar bilgi ve belge toplama, tanık dinleme, savunma alma, bilirkişi görevlendirme ve gerekli teknik incelemeleri yaptırma yetkisine sahiptir.

Tahrik soruşturmalarında sözlerin bağlamı son derece önemli olduğundan yalnızca tahrik edildiğini iddia eden kişinin ifadesiyle yetinilmemesi gerekir. Olay sırasında bulunan diğer personelin ifadeleri, mesaj kayıtları, kamera veya ses kayıtları varsa bunlar, görev çizelgeleri ve olayın öncesindeki gelişmeler birlikte değerlendirilmelidir.

Örneğin on kişinin bulunduğu bir ortamda tahrik niteliğinde söz söylendiği ileri sürülüyorsa yalnızca tek bir kişinin anlatımıyla yetinilip diğer dokuz kişinin hiç dinlenmemesi somut olayın yeterince araştırılmadığı yönünde tartışma doğurabilir. Benzer şekilde tanıkların biri “emre uymayın dedi”, diğeri “emrin yanlış olduğunu söyledi” şeklinde birbirinden esaslı şekilde farklı ifadeler kullanıyorsa bu çelişkinin giderilmesi gerekir.

Savunma Alınmadan Tahrik Disiplin Cezası Verilebilir mi?

Kural olarak verilemez. 6413 sayılı Kanun’un 40. maddesine göre Kanunda gösterilen sınırlı istisna dışında disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilmesi mümkün değildir. İsnat edilen hususlar ve savunma için tanınan süre ilgiliye açık ve yazılı şekilde bildirilmelidir. Tahrik gibi Yüksek Disiplin Kurulunun görev alanında bulunmayan disiplinsizliklerde ilk savunma süresi iki iş gününden az olamaz ve toplam süre beş iş gününü geçemez.

Tahrik iddiasında savunma istem yazısının özellikle somut olması gerekir. “Amirlerinize karşı personeli tahrik ettiğiniz tespit edilmiştir” şeklindeki genel bir bildirim, kişinin hangi sözü nedeniyle suçlandığını anlamasına yetmeyebilir. Hangi tarihte, nerede, hangi asker kişilere, hangi amir veya üste karşı ve hangi davranışı teşvik ettiği iddia ediliyorsa bunun savunma isteminde anlaşılabilir şekilde ortaya konulması etkili savunma hakkının gereğidir.

Personel bu aşamada yalnızca “söylemedim” şeklinde genel savunma yapmak yerine konuşmanın gerçek içeriğini, varsa tanıklarını, mesajların tam dökümlerini ve sözlerin hangi bağlamda kullanıldığını açıklayabilir. İsnadın tahrik değil eleştiri veya yasal başvuru hakkının kullanılmasına yönelik tavsiye olduğu düşünülüyorsa bu ayrım özellikle ortaya konulmalıdır.

Tahrik Disiplin Cezasında Zamanaşımı

6413 sayılı Kanun’un 39. maddesine göre disiplin amirleri tarafından verilecek disiplin cezalarında, disiplinsizliğin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez. Olay inceleme ve araştırma gerektiriyorsa, bir ay içinde incelemeye başlanması ve altı ayı aşmaması şartıyla inceleme için geçen süre bir aylık süre hesabında ayrıca dikkate alınır. Disiplin kurulunda yapılacak tahkikatlarda ise öğrenmeden itibaren altı aylık, her hâlde fiilden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.

Dolayısıyla özellikle eski tarihli WhatsApp mesajlarının, yıllar önce yapılmış konuşmaların veya sonradan ortaya çıkan sosyal medya kayıtlarının disiplin soruşturmasına konu edilmesi hâlinde fiilin tarihi ile disiplin amirinin olayı öğrenme tarihi ayrı ayrı incelenmelidir.

Disiplin Amirinin Verdiği Tahrik Cezasına İtiraz

Disiplin amiri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı 6413 sayılı Kanun m.41 gereğince, cezanın tebliğinden itibaren iki iş günü içerisinde bir üst disiplin amirine yazılı itiraz yapılabilir. Süresi içinde itiraz edilmezse ceza kesinleşir. İtiraz haklı görülürse ceza hafifletilebilir veya tamamen kaldırılabilir; aksi durumda itiraz reddedilir.

Tahrik cezasında itiraz dilekçesinin özellikle fiilin kanuni unsurları üzerinden kurulması önemlidir. Tahrik edilen kişinin asker kişi olup olmadığı, yönlendirmenin hangi amir veya üste yönelik olduğu, sözün hangi davranışa teşvik içerdiği, tanık beyanlarının uyumu, konuşmanın bütünü ve ifade özgürlüğü kapsamındaki eleştiri ile tahrik arasındaki fark ele alınmalıdır.

Disiplin Kurulu Tarafından Verilen Cezaya İtiraz

Personel disiplin kuruluna sevk edilmiş ve hizmet yerini terk etmeme cezası disiplin kurulu tarafından verilmişse farklı itiraz usulü uygulanır. 6413 sayılı Kanun m.42’ye göre disiplin kurulu kararına karşı tebliğden itibaren beş iş günü içinde bir üst komutanlığın disiplin kuruluna iletilmek üzere itiraz edilebilir. Süresi içerisinde itiraz yapılmaması hâlinde karar kesinleşir.

Bu nedenle tahrik cezasının kim tarafından verildiğinin belirlenmesi yalnızca cezanın süresi bakımından değil, uygulanacak itiraz yolunun ve süresinin tespiti açısından da önemlidir.

Tahrik Disiplin Cezasına Karşı İptal Davası Açılabilir mi?

Evet. 6413 sayılı Kanun m.43’ün güncel hâline göre subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezaları dışındaki disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir. Tahrik disiplinsizliğinin karşılığı hizmet yerini terk etmeme cezası olduğundan barış zamanında verilen bu ceza yargısal denetime açıktır. Dava açma süresi disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren başlar.

İptal davasında işlem yalnızca “personel böyle bir söz söyledi mi?” sorusu üzerinden incelenmez. Cezayı veren makamın yetkisi, savunma hakkı, zamanaşımı, delillerin yeterliliği, fiilin doğru hukuki nitelendirilip nitelendirilmediği, gerekçe ve ölçülülük gibi bütün unsurlar yargısal denetimin konusu olabilir.

Özellikle sözlü tahrik iddialarında tanık anlatımlarının çelişkili bulunması, savunmada gösterilen tanıkların dinlenmemesi, konuşmanın bütününün araştırılmaması veya yalnızca personelin amir hakkındaki eleştirisinin “itaatsizliğe tahrik” olarak yorumlanması işlemin sebep ve konu unsurları bakımından tartışılabilir.

Tahrik Disiplin Cezası Personelin Disiplin Puanını Etkiler mi?

Evet. Hizmet yerini terk etmeme cezası disiplin puanı doğuran cezalardan biridir. Kanuna ekli disiplin ceza puanı çizelgesinde disiplin amiri tarafından verilen hizmet yerini terk etmeme cezası ile disiplin kurulu tarafından verilen hizmet yerini terk etmeme cezasının puan değerleri farklı belirlenmiştir. Bu cezalar personelin disiplin geçmişine işlenir ve statüsüne göre ileride disiplin ceza sayısı veya puanına bağlı başka işlemlerde dikkate alınabilir.

Dolayısıyla tahrik nedeniyle verilen cezanın sonucu yalnızca birkaç gün hizmet yerinden ayrılmamak değildir. Disiplin cezasının personelin terfi, atama, belirli görevlere seçim ve şartları oluştuğunda meslekle ilişiğinin kesilmesine kadar uzanan sonraki değerlendirmelerde etkisi bulunabilir. Bu nedenle fiilin sübutu ve hukuki nitelendirmesi ilk disiplin soruşturması aşamasından itibaren önem taşır.

TSK Tahrik Disiplin Cezası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Arkadaşına “komutanı dinleme” demek tahrik disiplin cezası oluşturur mu?

Bu ifade olayın şartlarına göre tahrik kapsamında değerlendirilebilir; ancak yalnızca iki kelimeden hareketle otomatik olarak ceza verilmesi doğru değildir. Konuşmanın bütünü, hangi emir veya davranıştan söz edildiği, sözün ciddi bir yönlendirme mi yoksa günlük konuşma içerisinde kullanılan bir ifade mi olduğu ve muhatabın asker kişi olup olmadığı araştırılmalıdır. “Komutanın bu kararını ben de doğru bulmuyorum” demekle “verdiği hizmet emrini yerine getirme” demek hukuken aynı değildir. İkincisi belirli bir emre karşı itaatsizlik çağrısı niteliğinde ise 6413 m.19/h daha güçlü biçimde gündeme gelir.

Amir hakkında diğer personele şikâyette bulunmak tahrik midir?

Kural olarak hayır. Personelin bir uygulamadan rahatsız olduğunu diğer askerlerle konuşması veya amir hakkındaki eleştirisini paylaşması tek başına tahrik değildir. Tahrik için diğer askerlerin amire veya üste karşı itaatsizlik, saygısızlık, mukavemet veya fiziksel saldırıya yönlendirilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi de asker kişilerin ifade ve şikâyet haklarının tamamen ortadan kalkmadığını kabul etmektedir. Ancak şikâyet görüntüsü altında personel doğrudan emre uymamaya veya amire topluca karşı koymaya çağrılıyorsa değerlendirme değişebilir.

“Hep birlikte dilekçe verelim” demek tahrik sayılır mı?

Usulüne uygun şikâyet veya dilekçe hakkının kullanılmasına çağrı yapılması tek başına m.19/h anlamında tahrik değildir. Burada amaç amire itaatsizlik değil, hukuken tanınmış başvuru yolunun kullanılmasıdır. Bununla birlikte dilekçe çağrısıyla birlikte “o zamana kadar hiçbiriniz verilen emri yerine getirmeyin” şeklinde ayrıca itaatsizlik teşviki bulunuyorsa bu ikinci davranış farklı değerlendirilir. Disiplin soruşturması başvurunun şeklini değil, fiilen hangi davranışa çağrı yapıldığını incelemelidir.

WhatsApp grubunda “yarın kimse göreve çıkmasın” yazmak tahrik midir?

Mesaj gerçekten ilgili personele aitse, grubun üyeleri asker kişilerse ve söz hizmete ilişkin bir görevin veya emrin topluca yerine getirilmemesine yönelik ciddi bir çağrı niteliğindeyse 19/h kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Ancak ekran görüntüsünün tamamı, mesajın öncesi ve sonrası ve hesabın aidiyeti araştırılmalıdır. Bir mesajın bağlamından kesilerek sunulması hâlinde fiilin gerçek anlamı değişebilir. Bu nedenle dijital delilin bütünlüğü önemlidir.

Tahrik edilen asker emri yine de yerine getirirse ceza verilebilir mi?

Kural olarak tahrikin gerçekleşmesi için muhatabın çağrıya mutlaka uyması gerektiği kanunda düzenlenmemiştir. Başkasını itaatsizliğe veya saygısızlığa yöneltme fiili bağımsız şekilde yaptırıma bağlanmıştır. Bu nedenle asker çağrıyı reddedip görevini yapmış olsa bile ciddi ve somut tahrik varsa disiplin sorumluluğu gündeme gelebilir. Bununla birlikte muhatabın sözleri hiçbir şekilde tahrik olarak algılamaması, ifadenin şaka veya başka bağlamda söylendiğini gösterebilecek delillerden biri olabilir.

Tahrik yalnızca sözle mi işlenebilir?

Hayır. Kanunda özel bir şekil öngörülmemiştir. Tahrik yüz yüze sözle, mesajla, yazıyla, sosyal medya paylaşımıyla, ses kaydıyla veya davranışlarla gerçekleştirilebilir. Önemli olan kullanılan yöntem değil, davranışın başka asker kişileri kanunda sayılan eylemlere yönlendirme niteliğidir.

Bir personelin amirine sinirlenmesini desteklemek tahrik midir?

Tek başına değildir. Arkadaşının yaşadığı olay nedeniyle ona hak vermek veya duygusal destek sağlamak başka, onu amirine karşı hukuka aykırı davranmaya teşvik etmek başkadır. “Haklısın, istersen bu konuda şikâyet et” demek ile “git komutana saldır, senin yerinde olsam emri yapmam” demek aynı şekilde değerlendirilmez. Tahrik hükmünün uygulanması için sözün yöneldiği davranış önemlidir.

Tahrik disiplinsizliğinde kasıt aranır mı?

6413 sayılı Kanun genel olarak disiplinsizliklerin kasten veya taksirle işlenebileceğini düzenlemekle birlikte, “tahrik veya teşvik” kavramlarının doğal anlamı bilinçli yönlendirmeyi içerir. Bu nedenle kişinin başka askerleri hangi davranışa yönelttiğinin farkında olması ve söz veya fiilinin bu amaca elverişli bulunması önemlidir. Kazara söylenen, yanlış anlaşılan veya muhatabı belirli bir davranışa yönlendirme niteliği bulunmayan sözlerin doğrudan tahrik olarak kabul edilmesi dikkatli bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Kişinin arkadaşına kanunsuz emri yerine getirmemesini söylemesi tahrik midir?

Her kanuna aykırılık iddiası aynı değildir. Özellikle konusu suç teşkil eden emir bakımından Anayasa m.137 açık bir yasak getirmektedir. Bu nedenle açıkça suç oluşturan bir fiilin yerine getirilmemesi gerektiğini söylemenin sırf emirle ilgili olması nedeniyle tahrik kabul edilmesi doğru değildir. Bununla birlikte askerin her beğenmediği veya uygun bulmadığı emri “kanunsuz” ilan edip personeli topluca emre uymamaya yöneltmesi de aynı değerlendirmeye tabi tutulamaz. Emrin hukuki niteliği somut olarak incelenmelidir.

Tahrik ile emre itaatsizlik arasındaki fark nedir?

Emre itaatsizlikte kişi kendisine verilen hizmete ilişkin emri yerine getirmemekte veya emri eksik ya da değiştirilmiş biçimde yapmaktadır. Tahrikte ise kişinin kendi emre aykırı davranışı değil, başka asker kişileri itaatsizliğe veya kanunda gösterilen diğer davranışlara yöneltmesi söz konusudur. Aynı olayda kişi hem kendisi emre uymamış hem arkadaşlarını da uymamaya çağırmışsa birden fazla disiplin normu gündeme gelebilir. Ancak aynı fiil nedeniyle iki ayrı disiplin cezası verilip verilemeyeceği 6413 m.4 hükümlerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Tahrik ile hoşnutsuzluk yaratmak arasındaki fark nedir?

Hoşnutsuzluk yaratma, mesai ortamında kullanılan söz veya davranışlarla hizmetin yerine getirilmesini olumsuz etkileme şeklinde daha genel bir fiildir. Tahrik ise başka askerleri özellikle amir veya üstlerine karşı itaatsizliğe, saygısızlığa, mukavemete veya müessir fiile yönlendirmeyi gerektirir. Her hoşnutsuzluk tahrik değildir. Örneğin görev şartlarını sürekli eleştirerek personelin moralini bozmak hoşnutsuzluk yaratmaya yaklaşabilir; “bu görevi hiçbiriniz yapmayın” biçimindeki doğrudan çağrı ise tahrik yönünden değerlendirilebilir.

Tahrik nedeniyle hem disiplin cezası hem ceza davası olabilir mi?

Evet. Fiilin özelliklerine göre TCK m.319’daki askerleri itaatsizliğe teşvik suçu, Askerî Ceza Kanunu hükümleri veya başka ceza normları da gündeme gelebilir. Ceza soruşturması ile disiplin soruşturması birbirinden bağımsızdır. 6413 m.5 gereğince adlî soruşturma veya kovuşturmanın varlığı disiplin soruşturmasının yürütülmesini engellemez. Bununla birlikte ceza yargılamasında ortaya çıkan maddi olgular disiplin işleminin hukuka uygunluğu bakımından önem taşıyabilir.

Tahrik disiplin cezası doğrudan TSK’dan çıkarılmaya neden olur mu?

6413 sayılı Kanun m.19/h’nin doğrudan yaptırımı Silahlı Kuvvetlerden ayırma değil, hizmet yerini terk etmeme cezasıdır. Ancak bu ceza disiplin puanı doğurur ve personelin disiplin geçmişine işlenir. Statüsüne ve geçmiş cezalarına göre sonraki dönemlerde disiplin ceza puanı, sözleşme işlemleri veya mesleki değerlendirmelerde etkili olabilir. Bu nedenle tek bir tahrik cezasının otomatik olarak TSK’dan çıkarma anlamına geldiği söylenemez; ancak mesleki etkisinin sadece cezanın infaz süresiyle sınırlı olduğu da düşünülemez.

Tahrik cezasına karşı dava açılabilir mi?

Evet. Tahrik fiilinin karşılığı hizmet yerini terk etmeme cezası olduğundan, 6413 sayılı Kanun m.43’ün güncel hâli uyarınca subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler bakımından barış zamanında iptal davası açılabilir. Dava süresi cezanın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar. Disiplin amirinin kararına karşı iki iş günlük, disiplin kurulunun kararına karşı ise beş iş günlük idarî itiraz sürelerinin ayrıca gözetilmesi gerekir.

Tahrik cezasına karşı açılan davada hangi hususlar önemlidir?

Bu tür davalarda öncelikle cezanın dayandığı söz veya davranış eksiksiz şekilde belirlenmelidir. Sözün yalnızca küçük bir bölümü değil tamamı değerlendirilmelidir. Tahrik edilen kişilerin asker kişi olup olmadığı, hangi amir veya üste karşı hangi davranışa yönlendirildikleri, tanık anlatımlarının tutarlı olup olmadığı, dijital mesajların güvenilirliği, savunma hakkının kullandırılıp kullandırılmadığı, zamanaşımı ve cezayı veren makamın yetkisi incelenmelidir. Ayrıca sözlerin Anayasa m.26 kapsamındaki eleştiri veya şikâyet niteliğinde bulunup bulunmadığı ile gerçek anlamda itaatsizliğe yönlendirme arasındaki fark üzerinde durulmalıdır.

Sonuç

6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 19/1-h maddesinde düzenlenen tahrik disiplinsizliği, askerî hiyerarşinin korunmasını doğrudan amaçlayan ağır disiplin ihlallerinden biridir. Kanun yalnızca kişinin kendi amir veya üstüne karşı itaatsiz davranmasını yaptırıma bağlamamış; başka asker kişileri amir veya üstlerine karşı itaatsizliğe, saygısızlığa, mukavemet göstermeye veya müessir fiil işlemeye yönelten davranışları da ayrıca cezalandırmıştır. Bu fiilin yaptırımı, kural olarak hizmet yerini terk etmeme cezasıdır.

Bununla birlikte tahrik kavramının geniş yorumlanması, askerî personelin meşru eleştiri, şikâyet ve ifade özgürlüğünü gereğinden fazla sınırlandırabilir. Asker kişilerin de Anayasa m.26 kapsamında ifade özgürlüğünden yararlandığı Anayasa Mahkemesi içtihadında açıkça kabul edilmektedir. Askerî hizmetin özellikleri daha katı disiplin sınırlamalarını haklı kılabilse de, bu durum her olumsuz sözün veya her amir eleştirisinin tahrik olarak kabul edilmesine imkân vermez.

Bu nedenle bir TSK tahrik disiplin cezası dosyasında asıl incelenmesi gereken husus, personelin amiri hakkında olumlu veya olumsuz düşünce taşıması değildir. Hukuken önemli olan, başka asker kişileri hangi somut davranışa yönelttiğidir. Personel yalnızca amirin uygulamasını mı eleştirmiştir, yoksa “emri yapmayın” mı demiştir? Yasal şikâyet yolunu kullanmalarını mı tavsiye etmiştir, yoksa amirin karşısına topluca çıkıp saygısız davranmalarını mı istemiştir? Arkadaşını sakinleştirmeye mi çalışmıştır, yoksa mukavemet veya fiziksel saldırı yönünde cesaretlendirmiş midir? Bu soruların cevapları m.19/h’nin uygulanıp uygulanamayacağını belirleyen temel ayrımlardır.

Özellikle sözlü isnatlarda tanık anlatımlarının, WhatsApp veya sosyal medya iddialarında ise dijital kayıtların bağlamının bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. “Personeli tahrik ettiği kanaatine varılmıştır” şeklindeki soyut değerlendirme yerine hangi sözün kimlere söylendiği, sözün hangi amir veya üste karşı hangi davranışı teşvik ettiği ve bu sonuca hangi delillerle ulaşıldığı gerekçeli biçimde ortaya konulmalıdır.

Son olarak tahrik disiplinsizliği yalnızca disiplin hukuku bakımından ele alınmamalıdır. Fiilin kapsamına göre TCK m.319’da düzenlenen askerleri itaatsizliğe teşvik suçu, Askerî Ceza Kanunu’ndaki emre itaatsizlik, mukavemet veya üste fiilen taarruza ilişkin hükümler de gündeme gelebilir. Bununla birlikte adlî sorumluluk ile disiplin sorumluluğu ayrı hukuki rejimlerdir ve her birinin unsurları kendi mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Bu sebeple tahrik nedeniyle yürütülen bir disiplin soruşturmasında doğru hukuki değerlendirme, yalnızca “amir hakkında olumsuz konuşuldu mu?” sorusuyla yapılamaz. Sözün muhatabı, amacı, içeriği, bağlamı, yöneldiği davranış, tahrik edildiği iddia edilen kişilerin asker statüsü, amir veya üst ilişkisi, delillerin güvenilirliği, savunma hakkı, zamanaşımı ve ölçülülük birlikte incelenmelidir. Ancak bu bütüncül değerlendirme sonucunda 6413 sayılı Kanun m.19/h kapsamında gerçekten tahrik disiplinsizliğinin oluşup oluşmadığı sağlıklı biçimde belirlenebilir.

Osman Düz

Avukat

Avukat Osman DÜZ, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden “onur öğrencisi” derecesiyle mezun olmuştur. Öğrencilik sürecinde Adalet Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi iş birliği ile yürütülen hukuk kliniklerine katılarak “insan hakları” konusunda çalışmalar yapmış; dahil olduğu eğitimlerle bilişim hukuku ve rekabet hukuku alanlarına odaklanmıştır.