Emniyet, jandarma ve sahil güvenlik personelinin görev düzeninin kesintisiz biçimde sürdürülmesi, genel kolluk hizmetinin niteliği gereği yalnızca kurum içi bir organizasyon meselesi değildir. Güvenlik hizmetinin devamlılığı, kamu düzeninin korunması ve vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle görevin toplu biçimde yerine getirilmesini engellemeye veya personeli göreve çıkmamaya yöneltmeye yönelik davranışlar, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun kapsamında oldukça ağır bir disiplin yaptırımına bağlanmıştır.
7068 sayılı Kanunun 8. maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendinde, “göreve çıkılmaması için propaganda yapmak, kışkırtmak, zorlamak, karar alınmasını sağlamak, alınan bu karara katılmak veya karar uyarınca göreve çıkmamak” meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Düzenleme ilk bakışta yalnızca “göreve çıkmama” fiilini cezalandırıyor gibi görünse de bent bundan çok daha kapsamlıdır. Başka personeli göreve çıkmamaya yönlendirmek, bu amaçla propaganda yapmak, personeli kışkırtmak veya zorlamak, göreve çıkmama yönünde karar alınmasını sağlamak, böyle bir karara katılmak ve nihayet alınan karar doğrultusunda göreve çıkmamak birbirinden farklı davranışlardır. Kanun, bunların her birini aynı bent içerisinde meslekten çıkarma yaptırımıyla karşılamaktadır.
Ancak yaptırımın son derece ağır olması nedeniyle her görev tartışmasının, her memnuniyetsizlik ifadesinin, amire yöneltilen her eleştirinin veya bireysel olarak göreve çıkılmamasının doğrudan 7068 sayılı Kanunun 8/6-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Disiplin soruşturmasında personelin hangi sözü söylediği veya hangi davranışı gerçekleştirdiği kadar, bu davranışın hangi ortamda gerçekleştiği, kime yöneldiği, göreve çıkmama amacı taşıyıp taşımadığı ve diğer personel üzerindeki etkisi de değerlendirilmelidir.
7068 Sayılı Kanuna Göre Göreve Çıkmama Disiplinsizliği Nedir?
7068 sayılı Kanunun 8/6-b maddesi şu düzenlemeyi içermektedir:
“Göreve çıkılmaması için propaganda yapmak, kışkırtmak, zorlamak, karar alınmasını sağlamak, alınan bu karara katılmak veya karar uyarınca göreve çıkmamak.”
Kanun koyucu burada tek bir davranıştan değil, görevin yerine getirilmemesine yönelik farklı hareketlerden söz etmektedir. Başka bir ifadeyle madde seçimlik hareketli bir disiplin hükmü niteliğindedir. Propaganda yapılması ile personelin zorlanması aynı davranış değildir. Aynı şekilde göreve çıkmama yönünde karar alınmasını sağlayan kişi ile böyle bir karar alındıktan sonra karara katılan kişinin davranışları da farklıdır. Buna rağmen kanun bu hareketleri aynı disiplin yaptırımı altında toplamıştır.
Bu nedenle disiplin soruşturmasında yalnızca “personel göreve çıkmama eylemine iştirak etmiştir” şeklinde genel bir değerlendirme yapılması yeterli görülmemelidir. İsnadın somutlaştırılması gerekir. Personelin propaganda mı yaptığı, kışkırttığı mı, zorladığı mı, karar alınmasını mı sağladığı, alınmış bir karara mı katıldığı veya karar doğrultusunda göreve mi çıkmadığı açık biçimde belirlenmelidir.
Bu ayrım savunmanın hazırlanması bakımından da önemlidir. Çünkü her seçimlik hareketin gerçekleşme biçimi ve ispatlanması gereken maddi olgular farklıdır.
Göreve Çıkmama Nedeniyle Meslekten Çıkarma Cezası Kimlere Uygulanabilir?
7068 sayılı Kanun; Emniyet Genel Müdürlüğünde görev yapan personel ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığındaki kanun kapsamındaki personele uygulanmaktadır. Dolayısıyla polis memurları yanında jandarma personelinin önemli bir kısmı bakımından da göreve çıkmama ve göreve çıkılmaması için propaganda yapma fiilleri bu Kanun kapsamında değerlendirilebilir.
Jandarma teşkilatı yönünden özellikle uzman erbaş, uzman jandarma, astsubay, subay, sözleşmeli personel ve Kanunun kapsamına aldığı diğer personel bakımından 7068 sayılı Kanunun disiplin hükümleri önem taşımaktadır. Bununla birlikte Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı emrine verilen yükümlü erbaş ve erler yönünden farklı disiplin mevzuatı uygulanabileceğinden, somut olayda personelin statüsünün öncelikle belirlenmesi gerekir.
Bu sebeple “jandarma göreve çıkmama cezası” veya “uzman çavuş göreve çıkmadı hangi cezayı alır?” şeklindeki sorulara yalnızca eylemin kendisine bakılarak cevap verilmesi doğru değildir. Personelin statüsü, görevin niteliği ve isnat edilen davranışın 7068 sayılı Kanunun hangi hükmüne karşılık geldiği birlikte değerlendirilmelidir.
Göreve Çıkılmaması İçin Propaganda Yapmak Ne Anlama Gelir?
Propaganda kavramının bu disiplin hükmü bakımından değerlendirilmesinde temel unsur, başkalarını göreve çıkmama düşüncesine yöneltmeye yönelik bir faaliyet bulunmasıdır.
Personelin görevlendirmenin yanlış olduğunu söylemesi, çalışma şartlarından yakınması veya belirli bir görevlendirmeyi eleştirmesi tek başına göreve çıkmama propagandası anlamına gelmez. Söylenen söz veya gerçekleştirilen davranışın diğer personeli görevi yerine getirmemeye yöneltmesi gerekir.
Örneğin personelin görevlendirme usulünü eleştirmesi ile diğer personele “bu göreve hiçbirimiz çıkmayalım”, “hepimiz birlikte gitmezsek bir şey yapamazlar” veya benzeri içerikte yönlendirmede bulunması aynı hukuki nitelikte değildir. İkinci durumda sözün amacı ve yöneldiği kişiler önem kazanır.
Bununla birlikte disiplin soruşturmasında yalnızca birkaç kelimenin tutanaktan alınarak değerlendirilmesi de sağlıklı değildir. Konuşmanın tamamı, öncesinde ve sonrasında yaşanan olaylar, personelin sözlerinin hangi tartışma içerisinde söylendiği ve gerçekten göreve çıkmama çağrısı niteliğinde olup olmadığı incelenmelidir.
Göreve Çıkmama İçin Kışkırtmak Ne Demektir?
Kışkırtma, diğer personelin göreve çıkmama yönünde harekete geçirilmesine yönelik teşvik edici veya tahrik edici davranışları ifade eder. Burada kişinin yalnızca kendi göreviyle ilgili bir düşüncesini açıklamasından farklı olarak başka personelin davranışını etkilemeye yönelik bir yönlendirme söz konusudur.
Bir personelin “ben bu görevlendirmenin yanlış olduğunu düşünüyorum” demesi ile “siz de çıkmayın, kimse çıkmasın, hep birlikte görevi reddedelim” şeklinde diğer personeli harekete geçirmeye çalışması arasında ciddi bir fark bulunmaktadır.
Disiplin hukukunda bu ayrım özellikle meslekten çıkarma gibi ağır bir yaptırım söz konusu olduğunda önemlidir. Kişinin sözünün rahatsız edici, sert veya amir tarafından uygun bulunmayan bir nitelikte olması tek başına 8/6-b kapsamında kışkırtma sonucuna ulaşılması için yeterli olmamalıdır. Sözlerin göreve çıkılmaması yönünde bir irade oluşturmayı veya mevcut iradeyi güçlendirmeyi amaçladığının somutlaştırılması gerekir.
Göreve Çıkmama Konusunda Personeli Zorlamak
Kanunda ayrıca personeli göreve çıkmamaya “zorlamak” bağımsız bir seçimlik hareket olarak düzenlenmiştir.
Zorlama, propaganda veya kışkırtmadan daha yoğun bir müdahaleyi ifade edebilir. Personelin göreve çıkmasını engellemek amacıyla baskı altında bırakılması, tehdit edilmesi, meslekî veya kişisel baskıya maruz bırakılması ya da iradesini etkileyecek şekilde davranılması olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak burada da “zorlama” iddiasının soyut bırakılmaması gerekir. Kimin kimi zorladığı, hangi söz veya davranışla baskı kurulduğu, olayın nerede ve ne zaman gerçekleştiği, varsa tanıkların ne gördüğü ve zorlandığı ileri sürülen kişinin beyanlarının diğer delillerle uyumlu olup olmadığı araştırılmalıdır.
Özellikle meslekten çıkarma sonucuna bağlanan bir isnadın “diğer personel üzerinde baskı oluşturdu” şeklindeki genel ifadelerle kurulması yerine, somut davranışların ortaya konulması hukuki güvenlik bakımından önem taşır.
Göreve Çıkmama Yönünde Karar Alınmasını Sağlamak
Maddenin diğer bir seçimlik hareketi, göreve çıkılmaması yönünde karar alınmasını sağlamaktır.
Buradaki “karar” kavramını mutlaka resmî veya yazılı bir karar şeklinde anlamamak gerekir. Personelin kendi arasında ortak bir irade oluşturması ve görev yapılmaması yönünde anlaşmaya varılması da olayın özelliklerine göre değerlendirmeye konu olabilir.
Bununla birlikte kişinin böyle bir kararın alınmasını sağladığının kabul edilebilmesi için karar sürecindeki rolü ortaya konulmalıdır. Toplantıda bulunmak, konuşmaları dinlemek veya diğer personelin aldığı bir karardan haberdar olmak ile kararın alınmasını sağlamak aynı şey değildir.
Personelin diğer çalışanları bir araya getirmesi, göreve çıkılmaması fikrini ortaya atması, bu yönde karar verilmesini teşvik etmesi veya ortak iradenin oluşmasında belirleyici rol üstlenmesi gibi olgular somut olayda önem taşıyabilir.
Göreve Çıkmama Kararına Katılmak Ne Anlama Gelir?
7068 sayılı Kanunda yalnızca kararın alınmasını sağlayan kişi değil, alınan göreve çıkmama kararına katılan personel de açıkça düzenlenmiştir.
Buradaki temel mesele, personelin söz konusu karardan haberdar olması ve bu karara bilinçli biçimde katılmasıdır. Aynı ortamda bulunmak, sessiz kalmak veya başkalarının aldığı bir kararı duymak tek başına her durumda “karara katılma” anlamına gelmemelidir.
Disiplin soruşturmasında kişinin ortak iradeye dahil olduğunu gösteren söz, mesaj, davranış veya başka bir delilin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Özellikle toplu mesajlaşma gruplarında yalnızca grubun üyesi olmak ile göreve çıkmama kararını açıkça desteklemek arasında fark vardır.
Meslekten çıkarma gibi kişinin meslek hayatını doğrudan sona erdiren bir yaptırım bakımından bireysel sorumluluğun belirlenmesi zorunludur. Bir gruptaki diğer kişilerin davranışı otomatik biçimde bütün personelin sorumluluğuna dönüştürülemez.
Karar Uyarınca Göreve Çıkmamak
Maddenin son seçimlik hareketi, alınan göreve çıkmama kararı doğrultusunda göreve çıkmamaktır.
Bu noktada önemli bir ayrım ortaya çıkar. Her göreve çıkmama olayı 7068 sayılı Kanunun 8/6-b maddesi kapsamında değildir. Kanunda ayrıca göreve gelmeme, verilen emri yerine getirmeme, görev yerini terk etme ve benzeri başka disiplin fiilleri de düzenlenmiştir.
8/6-b kapsamındaki “karar uyarınca göreve çıkmamak” fiilinde, göreve çıkmamanın öncesinde bir karar veya ortak irade bulunması ve personelin bu karar doğrultusunda hareket etmesi önem taşır.
Personelin rahatsızlığı nedeniyle görev yapamaması, görevlendirmeden haberdar olmaması, ulaşım veya iletişim sorunu yaşaması, kabul edilebilir bir mazeretinin bulunması veya bireysel olarak göreve gelmemesi farklı hukuki değerlendirmeler gerektirebilir.
Dolayısıyla yalnızca “personel göreve çıkmamıştır” tespiti 8/6-b bendinin uygulanması için tek başına yeterli değildir. Göreve çıkmamanın kanunda tarif edilen ortak karar veya yönlendirme süreciyle bağlantısının ortaya konulması gerekir.
Göreve Gelmemek ile Göreve Çıkmamak Aynı Şey midir?
7068 sayılı Kanun bakımından bu iki kavram her olayda aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Kanunda izinsiz veya kabul edilebilir bir özür olmaksızın belirli sürelerle göreve gelmeme fiilleri ayrıca düzenlenmiştir. Göreve gelmemenin süresine göre aylıktan kesme, kısa süreli durdurma veya uzun süreli durdurma yaptırımları gündeme gelebilir.
Buna karşılık 8/6-b maddesindeki düzenlemenin odağı yalnızca kişinin işyerine gelmemesi değildir. Esas olarak görev yapılmaması yönünde ortak bir davranış veya başkalarını bu yönde etkilemeye yönelik hareketler yaptırım altına alınmıştır.
Bu nedenle bir polis memurunun veya jandarma personelinin tek başına, herhangi bir ortak karar veya yönlendirme olmaksızın görevine gelmemesi halinde doğrudan 8/6-b maddesine gidilmesi yerine eylemin Kanunun diğer hükümleri karşısındaki niteliğinin de incelenmesi gerekir.
Amirin Verdiği Görevi Yerine Getirmemek ile 8/6-b Aynı Disiplinsizlik midir?
Amirin usulüne uygun şekilde verdiği emrin yerine getirilmemesi de 7068 sayılı Kanunda ayrıca yaptırıma bağlanmıştır. Bu nedenle bireysel bir emre itaatsizlik ile diğer personelle birlikte göreve çıkmama yönünde hareket edilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Personelin yalnızca kendisine verilen görevi yerine getirmediği bir olayda, göreve çıkılmaması için başkalarını etkilediğine veya ortak göreve çıkmama kararına dahil olduğuna ilişkin herhangi bir olgu bulunmuyorsa, eylemin doğrudan 8/6-b kapsamında nitelendirilmesi tartışmalı hale gelebilir.
Disiplin hukukunda fiilin doğru hukuki nitelendirilmesi son derece önemlidir. Çünkü benzer görünen davranışlar Kanunda farklı disiplin cezalarına bağlanmıştır.
WhatsApp Grubunda “Göreve Çıkmayalım” Demek Meslekten Çıkarma Sebebi Olabilir mi?
Günümüzde göreve çıkmama yönündeki isnatların önemli bir kısmında WhatsApp, Telegram veya benzeri mesajlaşma uygulamalarındaki yazışmalar delil olarak gündeme gelebilmektedir.
Bir mesajın doğrudan “kimse göreve çıkmasın”, “hepimiz birlikte görevi reddedelim” veya aynı anlamı taşıyan açık bir çağrı içermesi, olayın diğer koşullarıyla birlikte 8/6-b kapsamında değerlendirilebilir. Ancak mesajın tek başına ve bağlamından koparılarak incelenmesi doğru değildir.
Mesajın kim tarafından gönderildiği, tarih ve saat bilgileri, konuşmanın tamamı, önceki ve sonraki mesajlar, kullanılan ifadelerin şaka, tepki, soru veya gerçek bir yönlendirme niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Ayrıca mesajın personele ait olduğunun ve içeriğin bütünlüğünün tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi gerekir. Ekran görüntüsü, mesaj kaydı veya dijital veri bulunduğu ileri sürülüyorsa bunların elde edilme biçimi ve güvenilirliği de somut olay bakımından önem taşıyabilir.
Personelin Görevlendirmeyi Eleştirmesi Propaganda Sayılır mı?
Görevlendirme koşullarının eleştirilmesi ile görevin toplu biçimde yerine getirilmemesi çağrısı birbirinden ayrılmalıdır.
Personelin çalışma saatlerini, görev dağılımını, görevlendirmenin adil olmadığını veya çalışma koşullarını eleştirmesi, tek başına göreve çıkılmaması için propaganda yaptığı anlamına gelmez. Personel mevzuata uygun yollarla şikâyet, müracaat veya hukuki başvuru hakkını kullanabilir.
Ancak eleştirinin sınırı aşılarak “bu göreve hiçbirimiz çıkmayalım” şeklinde diğer personeli görevi yerine getirmemeye yönelten bir çağrıya dönüşmesi halinde 8/6-b açısından farklı bir hukuki durum ortaya çıkabilir.
Bu nedenle soruşturmanın merkezinde “personel şikâyet etti mi?” sorusu değil, “personel başkalarının göreve çıkmamasını sağlamaya yönelik hareket etti mi?” sorusu bulunmalıdır.
Göreve Çıkmama Propagandası İçin Başkalarının Gerçekten Göreve Çıkmaması Gerekir mi?
Kanunun lafzında propaganda yapmak ve kışkırtmak, “karar uyarınca göreve çıkmamak”tan ayrı seçimlik hareketler olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle propaganda veya kışkırtma isnadında mutlaka bütün personelin göreve çıkmaması şeklinde bir sonuç meydana gelmesi gerektiği söylenemez.
Bununla birlikte propaganda veya kışkırtma olarak değerlendirilen sözlerin gerçekten bu amaca yönelmiş olup olmadığının belirlenmesinde olayın sonucu önemli bir veri olabilir. Sözlerden sonra personelin görevine devam etmesi, konuşmanın yapıldığı ortam, sözlerin ciddiye alınıp alınmadığı ve olayın anlık bir tartışmadan ibaret olup olmadığı hukuki nitelendirmeyi etkileyebilir.
Burada kritik husus, disiplin kurulunun söz veya davranışı yalnızca sonucuna bakarak değil, amacı ve bağlamıyla birlikte değerlendirmesidir.
7068 Sayılı Kanun 8/6-b Kapsamında Kastın Önemi
7068 sayılı Kanunda disiplinsizliklerin kasten veya taksirle meydana gelebileceği genel olarak kabul edilmiştir. Ancak 8/6-b maddesinde kullanılan “propaganda yapmak”, “kışkırtmak”, “zorlamak”, “karar alınmasını sağlamak” ve “karara katılmak” ifadeleri nitelikleri itibarıyla bilinçli davranışlara işaret etmektedir.
Bu sebeple personelin göreve çıkılmamasına yönelik iradesinin bulunup bulunmadığı özellikle araştırılmalıdır.
Bir tartışma sırasında söylenen öfkeli bir söz, yanlış anlaşılan bir ifade veya çalışma koşullarına ilişkin yakınma ile bilinçli biçimde diğer personeli göreve çıkmamaya yönlendiren davranış aynı değerlendirmeye tabi tutulmamalıdır.
Personelin amacı, sözlerin söylendiği ortam ve sonrasında gösterdiği davranışlar birlikte değerlendirilmelidir.
Göreve Çıkmama İsnadında Hangi Deliller Önemlidir?
Disiplin soruşturmasında tek bir delil türüyle sınırlı kalınması gerekmez. Tanık anlatımları, kamera görüntüleri, mesajlaşmalar, telsiz kayıtları, görev çizelgeleri, görevlendirme belgeleri, tutanaklar ve olayın niteliğine göre diğer kurum kayıtları değerlendirilebilir.
Ancak delilin bulunması kadar neyi ispatladığı da önemlidir.
Örneğin bir mesajlaşma grubunda personelin bulunması yalnızca grup üyeliğini gösterir. Bu kişinin göreve çıkmama kararına katıldığını ayrıca ortaya koymayabilir. Bir toplantıya katılmak da tek başına toplantıda alınan bütün kararların desteklendiği sonucunu doğurmaz.
Tanık ifadelerinde ise tanığın bizzat duyduğu veya gördüğü hususlarla başkasından öğrendiği bilgilerin ayrılması gerekir. “Herkesi göreve çıkmamaya teşvik ediyordu” şeklindeki yorum içeren bir beyanın yanında, hangi sözlerin söylendiğinin de ortaya konulması önem taşır.
Disiplin Soruşturmasında İsnat Nasıl Somutlaştırılmalıdır?
Meslekten çıkarma cezası kişinin meslek hayatı üzerinde son derece ağır sonuç doğurduğundan, isnadın açık ve somut olması gerekir.
Personelin hangi tarihte, nerede, kimlerin yanında, hangi söz veya davranışla göreve çıkmama propagandası yaptığı açıklanmalıdır. Aynı şekilde karara katılmak isnadı varsa hangi kararın, ne zaman ve kimler tarafından alındığı ile personelin bu karara hangi davranışıyla katıldığı ortaya konulmalıdır.
Soruşturmanın “personel diğerlerini etkiledi”, “göreve çıkmama eğilimindeydi” veya “eylemi destekledi” gibi soyut nitelendirmeler üzerine kurulması savunma hakkını da güçleştirebilir.
Personelin neyle suçlandığını açıkça bilmesi, hangi delillere karşı savunma yapacağını anlayabilmesinin ön şartıdır.
Meslekten Çıkarma Cezasında Ölçülülük İlkesi
7068 sayılı Kanun disiplin amirleri ve kurullarının takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli şekilde kullanmasını öngörmektedir.
Disiplinsizliğin işleniş biçimi, zamanı ve yeri, hizmet üzerindeki olumsuz etkisi, meydana gelen zarar veya tehlike, personelin kusurunun ağırlığı ve önceki disiplin durumu değerlendirmede önem taşır.
8/6-b maddesinde kanun koyucu belirli fiillerin karşılığını doğrudan meslekten çıkarma olarak belirlemiştir. Bununla birlikte bu durum, hangi söz veya davranışın söz konusu disiplinsizliği oluşturduğunun araştırılmasına gerek olmadığı anlamına gelmez.
Asıl önemli mesele fiilin gerçekten 8/6-b kapsamındaki ağır disiplinsizlik niteliğine ulaşıp ulaşmadığıdır. Basit bir tartışma, görevlendirmeye yönelik itiraz veya başka bir disiplin fiilini oluşturabilecek davranışın, yalnızca ağır bir sonuç elde etmek amacıyla “göreve çıkmama propagandası” olarak nitelendirilmesi hukuki denetime açıktır.
Göreve Çıkmama Nedeniyle Meslekten Çıkarma ile Devlet Memurluğundan Çıkarma Aynı Şey midir?
Meslekten çıkarma ile Devlet memurluğundan çıkarma 7068 sayılı Kanunda birbirinden ayrı disiplin cezalarıdır.
Meslekten çıkarma, personelin emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasını ifade eder. Devlet memurluğundan çıkarma ise kişinin bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memuriyetten çıkarılmasıdır.
Bu ayrım özellikle polis veya jandarma personelinin meslekten çıkarma kararının sonuçlarını araştırdığı durumlarda önemlidir. Her iki yaptırım aynı hukuki sonucu doğurmadığından kararın hangi ceza türüne ilişkin olduğu dikkatle incelenmelidir.
Göreve Çıkmama Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı
Meslekten çıkarma cezası istenen personel bakımından savunma hakkı yalnızca kısa bir yazılı açıklama vermekten ibaret değildir.
7068 sayılı Kanun uyarınca savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Personelin savunmasını hazırlayabilmesi için verilen süre yedi günden az olamaz. Savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakının incelenmesi mümkündür.
Daha da önemlisi, hakkında meslekten çıkarma cezası istenen personelin soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi ya da vekili aracılığıyla savunma yapma hakkı bulunmaktadır.
Bu nedenle özellikle 8/6-b kapsamında yürütülen bir soruşturmada savunma hazırlanırken yalnızca “böyle bir şey yapmadım” şeklinde genel açıklamayla yetinilmemelidir. İsnat edilen seçimlik hareket belirlenmeli, deliller tek tek değerlendirilmeli ve olayın neden propaganda, kışkırtma, zorlama veya karara katılma niteliğinde olmadığı açıklanmalıdır.
Göreve Çıkmama Soruşturmasında Zamanaşımı Süresi
Meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller bakımından disiplin soruşturmasına başlanması için özel zamanaşımı süresi bulunmaktadır.
Fiilin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmaması halinde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrayabilir.
Ayrıca disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde ceza verilmemesi de Kanunda zamanaşımı sonucuna bağlanmıştır.
Bu nedenle göreve çıkmama veya göreve çıkılmaması için propaganda isnadıyla karşılaşan personel bakımından olay tarihi, disiplin amirinin öğrenme tarihi, soruşturmaya başlama tarihi ve disiplin cezasının verildiği tarih ayrı ayrı incelenmelidir.
Göreve Çıkmama Nedeniyle Verilen Meslekten Çıkarma Cezasına Karşı Dava Açılabilir mi?
Meslekten çıkarma kararları idari işlem niteliğindedir ve yargı denetimine tabidir.
7068 sayılı Kanun, Bakan ve disiplin kurullarınca verilen disiplin cezaları bakımından idari yargı yolunu öngörmektedir. Kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılması mümkündür.
Meslekten çıkarma kararının iptali istemiyle açılacak davada yalnızca personelin eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği değil; soruşturmanın yetkili kişiler tarafından yürütülüp yürütülmediği, savunma hakkına riayet edilip edilmediği, delillerin yeterli olup olmadığı, fiilin doğru hukuki nitelendirilip nitelendirilmediği ve kararın gerekçesinin isnadı karşılayıp karşılamadığı da incelenebilir.
İdare mahkemelerinde özel bir dava açma süresi öngörülmeyen idari işlemler bakımından genel dava açma süresi kural olarak altmış gündür. Sürenin başlangıcının ve kararın kesinleşme sürecinin somut dosya üzerinden dikkatle belirlenmesi gerekir.
Göreve Çıkmama Nedeniyle Meslekten Çıkarma Davasında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bu tür davalarda en önemli meselelerden biri, isnat edilen davranışın gerçekten 8/6-b maddesine uyup uymadığının araştırılmasıdır.
Personelin göreve çıkmaması tek başına yeterli görülmemeli; bunun ortak bir göreve çıkmama kararı doğrultusunda gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmelidir. Propaganda veya kışkırtma isnadı varsa hangi sözlerin söylendiği ve bunların gerçekten başkalarını göreve çıkmamaya yönlendirecek mahiyette olup olmadığı ortaya konulmalıdır.
Tanık anlatımları arasında çelişki bulunması, ifadelerin soyut olması, görevin fiilen devam etmiş olması, personelin daha sonra göreve katılması veya isnat edilen sözlerin çalışma koşullarına ilişkin bir tartışma sırasında söylenmiş olması gibi hususlar dosyanın hukuki değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ayrıca disiplin kurulunun karar gerekçesi ile soruşturma raporundaki isnat karşılaştırılmalıdır. Personelin propaganda yapmakla suçlanıp nihai kararda karara katıldığı kabul edilmiş olması gibi farklılıklar savunma hakkı ve fiilin hukuki nitelendirilmesi bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Göreve Çıkmama ve Meslekten Çıkarma Cezası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Polis Göreve Çıkmazsa Meslekten Atılır mı?
Polis memurunun her göreve çıkmama olayı doğrudan meslekten çıkarma sonucunu doğurmaz. Göreve gelmeme, verilen emri yerine getirmeme ve göreve çıkmama yönündeki toplu karara katılma 7068 sayılı Kanunda farklı hukuki düzenlemelere konu olabilir. Meslekten çıkarma bakımından 8/6-b hükmünün uygulanabilmesi için olayın propaganda, kışkırtma, zorlama, göreve çıkmama kararı alınmasını sağlama, bu karara katılma veya karar doğrultusunda göreve çıkmama biçimlerinden biriyle örtüşmesi gerekir. Bu nedenle somut olayın nasıl gerçekleştiği belirleyicidir.
Jandarma Göreve Çıkmazsa Hangi Disiplin Cezasını Alır?
Jandarma personeli bakımından öncelikle personelin statüsü ve hangi disiplin mevzuatına tabi olduğu belirlenmelidir. 7068 sayılı Kanun kapsamındaki jandarma personelinin göreve çıkmama eylemi, ortak göreve çıkmama kararı veya diğer personeli etkilemeye yönelik davranışlarla bağlantılıysa 8/6-b kapsamında meslekten çıkarma gündeme gelebilir. Buna karşılık bireysel olarak göreve gelmeme veya verilen emrin yerine getirilmemesi farklı disiplin hükümlerinin uygulanmasını gerektirebilir.
“Göreve Çıkmayalım” Demek Meslekten Çıkarma Sebebi midir?
Bu sözün hangi şartlarda söylendiği belirleyicidir. Diğer personeli gerçekten göreve çıkmamaya yönlendirmek amacıyla yapılan açık bir çağrı, olayın diğer delilleriyle birlikte propaganda veya kışkırtma olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık anlık öfkeyle söylenen, şaka niteliğindeki veya görevlendirmeye yönelik bir yakınmanın parçası olan sözlerin bağlamı araştırılmadan doğrudan meslekten çıkarma sonucuna ulaşılması isabetli olmayabilir.
WhatsApp Grubunda Göreve Çıkmama Mesajı Atmak Meslekten Çıkarma Nedeni Olabilir mi?
Mesajın içeriği, amacı ve konuşmanın bütünü birlikte değerlendirildiğinde diğer personeli göreve çıkmamaya yönlendiren açık bir çağrı söz konusuysa disiplin soruşturmasına konu olması mümkündür. Bununla birlikte yalnızca bir mesajın ekran görüntüsü üzerinden değerlendirme yapılmamalı; mesajın aidiyeti, konuşmanın tamamı, tarih ve saat bilgileri ile ifadelerin hangi olay üzerine kullanıldığı araştırılmalıdır.
Göreve Çıkmama Kararına Sessiz Kalmak Karara Katılmak Sayılır mı?
Sessiz kalmanın her durumda göreve çıkmama kararına katılma olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Karara katılma bakımından personelin ortak iradeye bilinçli biçimde dahil olduğunu gösteren olguların bulunması gerekir. Toplantıda bulunmak, mesaj grubunda yer almak veya başkalarının konuşmalarını dinlemek tek başına aktif katılımı göstermeyebilir. Somut olayda kişinin söz ve davranışları birlikte incelenmelidir.
Göreve Çıkmama Kararına Katılıp Sonradan Göreve Çıkmak Cezayı Ortadan Kaldırır mı?
Kanunda “alınan bu karara katılmak” bağımsız bir seçimlik hareket olarak düzenlendiğinden, kişinin daha sonra göreve çıkması önceki davranışın hukuki niteliğinin ayrıca değerlendirilmesine engel değildir. Bununla birlikte personelin sonradan göreve çıkması, gerçekte karara katılıp katılmadığının, iradesinin ne olduğunun ve olayın niteliğinin belirlenmesinde dikkate alınabilecek önemli bir olgu olabilir.
Tek Bir Kişi Göreve Çıkmama Propagandası Yapabilir mi?
Propaganda fiilinin gerçekleşmesi bakımından mutlaka birden fazla kişinin birlikte hareket etmesi şart değildir. Bir personelin diğer çalışanları göreve çıkmamaya yöneltmeye çalışması da olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak başkalarına yönelmiş gerçek bir etkileme veya yönlendirme davranışının bulunması gerekir. Kişinin yalnızca kendi görevlendirmesine ilişkin memnuniyetsizliğini dile getirmesi ile başkalarını görevi yapmamaya çağırması birbirinden ayrılmalıdır.
Başkaları Çağrıya Uymasa Bile Göreve Çıkmama Propagandası Oluşur mu?
Propaganda ve kışkırtma, Kanunda karar uyarınca göreve çıkmamaktan ayrı hareketler olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle çağrının mutlaka başarıya ulaşması gerektiği söylenemez. Bununla birlikte hiç kimsenin çağrıyı ciddiye almaması, görevin kesintisiz sürdürülmesi ve sözlerin anlık bir tartışma içinde söylenmesi gibi hususlar, davranışın gerçekten göreve çıkmama propagandası niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Görevlendirmeyi Eleştirmek Meslekten Çıkarma Sebebi midir?
Görevlendirmeye ilişkin her eleştiri 8/6-b kapsamında değildir. Personelin çalışma düzeni, görev dağılımı veya görevlendirmenin hukuka uygunluğu konusunda düşüncesini açıklaması ile diğer personeli göreve çıkmamaya yönlendirmesi farklı davranışlardır. Disiplin soruşturmasında eleştirinin içeriği ve amacı değerlendirilmeden yalnızca amire veya görevlendirmeye karşı çıkıldığı gerekçesiyle göreve çıkmama propagandası sonucuna ulaşılmamalıdır.
Raporlu veya Mazeretli Personelin Göreve Çıkmaması 8/6-b Kapsamında mıdır?
Geçerli sağlık raporu, izin veya hukuken kabul edilebilir başka bir mazeret nedeniyle göreve katılamayan personelin durumu, göreve çıkmama yönünde ortak karar doğrultusunda hareket eden personelle aynı değildir. 8/6-b bakımından göreve çıkmamanın kanunda belirtilen propaganda, kışkırtma, karar veya ortak irade süreciyle bağlantısı araştırılmalıdır. Mazeretin gerçekliği ve görevlendirme tarihinde geçerli olup olmadığı ise ayrıca incelenebilir.
Göreve Çıkmama Disiplin Soruşturmasında Avukatla Savunma Yapılabilir mi?
Hakkında meslekten çıkarma cezası istenen personel, 7068 sayılı Kanun kapsamında disiplin kurulunda kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü ya da yazılı savunma yapabilir. Ayrıca soruşturma evrakını inceleme ve tanık dinletme hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle meslekten çıkarma talebiyle yürütülen soruşturmalarda dosyadaki delillerin savunmadan önce incelenmesi özellikle önemlidir.
Göreve Çıkmama Meslekten Çıkarma Cezasına İtiraz Edilebilir mi?
Meslekten çıkarma kararının hangi makam veya disiplin kurulu tarafından verildiği başvuru yolunun belirlenmesinde önem taşır. 7068 sayılı Kanun, Bakan ve disiplin kurullarının verdiği disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunu öngörmektedir. Bu nedenle meslekten çıkarma kararının tebliği sonrasında kararın kesinleşme şekli ve dava açma süresi gecikmeden değerlendirilmelidir.
Meslekten Çıkarma Kararına Karşı Kaç Gün İçinde Dava Açılır?
İdare mahkemelerinde özel kanunla başka bir süre belirlenmeyen durumlarda genel dava açma süresi altmış gündür. Disiplin cezaları bakımından sürenin başlangıcı kararın kesinleşmesi ve personele tebliğiyle bağlantılı olduğundan, yalnızca soruşturma raporunun veya kurul toplantısının tarihine bakılması doğru değildir. Tebliğ evrakı ve kararın kesinleşme süreci dosya üzerinden incelenmelidir.
Göreve Çıkmama Disiplin Cezası Mahkeme Tarafından İptal Edilebilir mi?
Disiplin cezasının hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi halinde idare mahkemesince iptal kararı verilmesi mümkündür. Fiilin 8/6-b kapsamına girmemesi, isnadın yeterli delille kanıtlanmaması, soruşturmanın usule aykırı yürütülmesi, savunma hakkının kısıtlanması veya eylemin yanlış hukuki nitelendirilmesi dava kapsamında ileri sürülebilecek hususlar arasındadır. Meslekten çıkarma cezasının ağırlığı nedeniyle özellikle fiilin gerçekten kanunda tanımlanan disiplinsizlikle örtüşüp örtüşmediği ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Göreve Çıkmama Nedeniyle Ceza Soruşturması Olmaması Disiplin Cezasını Engeller mi?
Disiplin soruşturması ile adli soruşturma birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. Bir davranış nedeniyle ceza soruşturması yapılmaması veya ceza davası açılmaması tek başına disiplin soruşturmasının yürütülmesine engel oluşturmaz. Bununla birlikte disiplin makamının yine de isnat edilen fiilin gerçekleştiğini hukuka uygun ve yeterli delillerle ortaya koyması gerekir.
Göreve Çıkmama Kararı Olmadan Tek Başına Göreve Çıkmayan Personele 8/6-b Uygulanabilir mi?
Her somut olay ayrıca değerlendirilmekle birlikte 8/6-b bendindeki “karar uyarınca göreve çıkmamak” ifadesi, göreve çıkmama davranışı ile önceden alınmış karar arasında bağlantı kurulmasını gerektirir. Herhangi bir ortak karar, propaganda, kışkırtma veya yönlendirme bulunmaksızın bireysel olarak göreve çıkmayan personelin eylemi Kanunun göreve gelmeme veya emre itaatsizlik gibi başka hükümleri kapsamında değerlendirilebilir. Bu ayrım, meslekten çıkarma gibi ağır bir yaptırımın doğru hukuki fiile uygulanması bakımından temel önemdedir.
Sonuç
7068 sayılı Kanunun 8/6-b maddesinde düzenlenen göreve çıkılmaması için propaganda yapmak, kışkırtmak, zorlamak, karar alınmasını sağlamak, alınan karara katılmak veya karar uyarınca göreve çıkmamak fiilleri polis, jandarma ve diğer kanun kapsamındaki genel kolluk personeli bakımından meslekten çıkarma sonucuna yol açabilecek en ağır disiplin fiilleri arasındadır.
Bununla birlikte hükmün ağır sonucu, her göreve ilişkin tartışmanın veya her göreve çıkmama olayının aynı madde kapsamında değerlendirilmesine imkân vermez. Disiplin soruşturmasında personelin hangi seçimlik hareketi gerçekleştirdiği somutlaştırılmalı; propaganda, kışkırtma, zorlama, karar aldırma veya karara katılma iddiasının dayandığı deliller açıkça ortaya konulmalıdır.
Özellikle bireysel göreve gelmeme veya emre uymama fiilleri ile ortak biçimde göreve çıkmama eylemine katılma birbirinden ayrılmalıdır. Benzer şekilde görevlendirmeyi eleştirmek ile personeli göreve çıkmamaya çağırmak aynı hukuki nitelikte değildir.
Bu nedenle 7068 sayılı Kanunun 8/6-b maddesine dayalı bir meslekten çıkarma soruşturmasında yalnızca olayın meydana gelip gelmediği değil, olayın hukuken doğru nitelendirilip nitelendirilmediği de belirleyici hale gelmektedir. Meslekten çıkarma yaptırımının kişinin meslek hayatı üzerindeki ağır sonucu dikkate alındığında, isnadın somutlaştırılması, delillerin bireyselleştirilmesi, savunma hakkının etkili biçimde kullandırılması ve kararın gerekçeli olması disiplin sürecinin temel hukuki güvencelerini oluşturmaktadır.
