Amir veya Üstlerin İcraatına Karşı Çıkmak ve Göreve Çıkılmasını Engellemek

İçindekiler

Polis, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında hiyerarşik düzenin korunması, yalnızca kurum içi işleyiş bakımından değil kamu güvenliği hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesi bakımından da önem taşır. Bununla birlikte hiyerarşik yapının varlığı, personelin amirin her uygulamasına ilişkin görüş açıklamasının veya hukuka uygun müracaat ve şikâyet yollarına başvurmasının meslekten çıkarma sebebi olduğu anlamına gelmez. 7068 sayılı Kanunda meslekten çıkarma yaptırımına bağlanan davranış, çok daha ağır ve belirli unsurları bulunan bir disiplin fiilidir.

7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanunun 8. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde;

“Amir ya da üstlerinin icraatına karşı çıkmak ve bu hareketi toplu hale dönüştürerek görev yapılmasını ya da göreve çıkılmasını engellemek, buna katılmak, katılmaya tahrik ya da teşvik etmek”

meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.

Maddenin lafzı özellikle dikkatle okunmalıdır. Kanunda yalnızca “amir ya da üstlerinin icraatına karşı çıkmak” denilerek bırakılmamıştır. Karşı çıkma hareketinin toplu hâle dönüştürülmesi ve görev yapılmasının veya göreve çıkılmasının engellenmesi yahut böyle bir harekete katılma, katılmaya tahrik veya teşvik etme unsurları da düzenlemenin merkezinde yer almaktadır.

Bu nedenle personelin amiriyle tartışması, verilen bir kararı eleştirmesi, bir uygulamadan memnun olmadığını söylemesi veya tek başına verilen bir emri yerine getirmemesi doğrudan 7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesi kapsamında meslekten çıkarma cezası verilmesi için yeterli değildir. Fiilin kanunda tanımlanan bütünlüğe ulaşması ve özellikle hareketin toplu niteliğinin somut biçimde ortaya konulması gerekir.

7068 Sayılı Kanun 8/6-c Maddesi Ne Düzenlemektedir?

7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesi birden fazla davranışı aynı disiplin hükmü içerisinde düzenlemektedir. Hükmün başlangıç noktası amir veya üstün icraatına karşı çıkılmasıdır. Ancak meslekten çıkarma yaptırımını ağırlaştıran asıl unsur, bu karşı çıkışın bireysel düzeyde kalmayarak başka personeli de içine alan bir harekete dönüşmesi ve hizmetin yürütülmesini etkileyecek bir boyuta ulaşmasıdır.

Bu nedenle maddeyi yalnızca “amire karşı çıkmanın cezası meslekten çıkarmadır” şeklinde açıklamak hukuken yanıltıcıdır. Kanun, amire yönelik her itirazı veya her karşı çıkışı aynı yaptırıma bağlamamıştır.

Disiplin soruşturmasında öncelikle hangi icraata karşı çıkıldığı belirlenmeli, ardından personelin bu karşı çıkışı toplu hâle dönüştürmeye yönelik hangi davranışı gerçekleştirdiği ortaya konulmalı ve son olarak görevin yapılmasının veya göreve çıkılmasının engellenmesiyle fiil arasındaki bağlantı değerlendirilmelidir.

Başka personelin mevcut harekete katılması veya katılmaya tahrik ya da teşvik edilmesi iddiası söz konusu olduğunda ise her personelin davranışı ayrıca belirlenmelidir. Bir grubun içerisinde bulunmak, aynı ortamda tartışmaya katılmak veya yaşanan olaydan haberdar olmak tek başına meslekten çıkarma cezası için yeterli kabul edilmemelidir.

Amir veya Üstün İcraatına Karşı Çıkmak Ne Demektir?

Kanunda kullanılan “icraat” kavramı, yalnızca yazılı bir emirle sınırlandırılabilecek dar bir kavram değildir. Görev ve hizmet kapsamında amir veya üst tarafından gerçekleştirilen uygulamalar, alınan kararlar, yapılan görevlendirmeler veya hizmetin yürütülmesine ilişkin işlemler somut olayın özelliğine göre icraat kavramı içerisinde değerlendirilebilir.

Ancak amirin icraatından memnun olmamak ile icraatına karşı çıkmak arasında dahi olayın özelliğine göre ayrım yapılması gerekebilir.

Örneğin personelin görev dağılımının adaletsiz olduğunu düşünerek mevzuata uygun şekilde amirine başvurması, dilekçe vermesi veya hukuka uygun şikâyet yoluna başvurması ile amirin uygulamasını fiilen etkisiz hâle getirmek amacıyla diğer personeli örgütleyerek görevin yapılmasını engellemeye çalışması aynı hukuki nitelikte değildir.

Meslekten çıkarma cezasını gerektiren 8/6-c hükmü bakımından yalnızca personelin amirin uygulamasına muhalif olduğunu göstermek yeterli değildir. Karşı çıkışın kanunda belirtilen diğer unsurlarla birleşmesi gerekir.

Her Amire Karşı Çıkma Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Amir veya üstle yaşanan her anlaşmazlığın 7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Disiplin hukukunda aynı veya benzer görünen davranışların karşılığı farklı disiplin hükümlerinde düzenlenmiştir. Örneğin usulüne uygun verilen emrin yerine getirilmemesi, amir veya üstlere karşı saygısız davranılması, amirlerin uygulamalarının belirli biçimlerde eleştirilmesi veya görevden izinsiz ayrılma gibi davranışlar Kanunda ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.

Bu nedenle somut olayda yalnızca personelin amirine karşı geldiğinin belirlenmesiyle yetinilemez.

Meslekten çıkarma cezası bakımından asıl soru şudur: Personel, amir veya üstün icraatına karşı çıkmakla kalmamış, bu hareketi diğer personeli de içine alacak şekilde toplu hâle dönüştürmüş veya böyle bir harekete katılmış, başkalarını katılmaya tahrik ya da teşvik etmiş midir?

Bu sorunun cevabı somut delillerle ortaya konulmadan 8/6-c maddesinin uygulanması tartışmalı hâle gelecektir.

Hareketin Toplu Hale Dönüştürülmesi Ne Anlama Gelir?

7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesinin en önemli unsurlarından biri hareketin “toplu hale dönüştürülmesi”dir.

Kanun koyucunun bu ifadeyi özellikle kullanması, bireysel karşı çıkış ile birden fazla personeli içine alan ortak hareketi birbirinden ayırdığını göstermektedir.

Toplu hareketten söz edebilmek için olayın somut özelliklerine göre birden fazla personelin ortak bir davranış etrafında birleşmesi, birlikte hareket etmesi veya böyle bir ortak hareket oluşturulmaya çalışılması gerekir.

Ancak aynı yerde birden fazla personelin bulunması tek başına toplu hareket anlamına gelmez. Örneğin vardiya değişiminde on personelin bulunduğu bir ortamda bir personelin amirle tartışması nedeniyle orada bulunan bütün personelin toplu hareket içerisinde olduğu söylenemez.

Benzer şekilde başka personelin tartışmayı izlemesi, sessiz kalması veya olay yerinden ayrılmaması da tek başına 8/6-c kapsamında katılımı göstermez.

Disiplin soruşturmasında ortak hareketin ne olduğu açıkça belirlenmelidir.

Kim hangi sözleri söylemiştir? Kim diğer personele çağrıda bulunmuştur? Kim göreve çıkmama veya görevi yapmama yönünde hareket etmiştir? Hangi personel bu harekete bilinçli biçimde katılmıştır? Görevin yürütülmesini engelleyen davranış nedir?

Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca “personel toplu hareket etmiştir” şeklindeki genel değerlendirme ağır bir disiplin yaptırımının dayanağı bakımından yeterli olmayabilir.

Görev Yapılmasını Engellemek Ne Anlama Gelir?

7068 sayılı Kanun 8/6-c yalnızca göreve çıkılmasının engellenmesini değil, “görev yapılmasını” engellemeyi de düzenlemektedir.

Bu ayrım önemlidir.

Göreve çıkılmasının engellenmesi, personelin henüz göreve başlamadan önce göreve çıkmasının önlenmesi veya toplu hareket nedeniyle görevlendirmenin yerine getirilememesi şeklinde ortaya çıkabilir.

Görev yapılmasının engellenmesi ise başlamış veya yürütülmekte olan bir hizmetin ortak hareket sonucunda yerine getirilememesi, aksatılması veya fiilen engellenmesi biçiminde gündeme gelebilir.

Örneğin belirli bir görev kapsamında görevlendirilen personelin amirin uygulamasına karşı çıkarak birlikte hareket etmesi ve görev icrasını durdurması ile bir personelin kendi başına görevi yapmak istemediğini belirtmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmamalıdır.

Bu nedenle soruşturmada hangi görevin engellendiği ve görevin engellenmesiyle personelin davranışı arasındaki bağlantının ne olduğu açıklanmalıdır.

Göreve Çıkılmasını Engellemek Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Amir veya üstün icraatına karşı çıkılarak hareket toplu hâle dönüştürülmüş ve bunun sonucunda göreve çıkılması engellenmişse, 7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesi kapsamında meslekten çıkarma cezası gündeme gelebilir.

Ancak burada yalnızca görevin gerçekleştirilememiş olması yeterli değildir.

Göreve çıkılamamasının personelin ortak hareketinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmalıdır. Teknik bir sorun, araç eksikliği, sağlık problemi, görev emrinin personele zamanında ulaşmaması veya başka bir idari aksaklık nedeniyle göreve çıkılamaması 8/6-c kapsamında değerlendirilemez.

Fiil ile sonuç arasında hukuken anlamlı bir bağlantının bulunması gerekir.

Amirle Tartışmak Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Polis veya jandarma personelinin amiriyle tartışması, kullanılan ifadelerin niteliğine göre disiplin hukuku açısından sonuç doğurabilir. Ancak her tartışma 7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesindeki meslekten çıkarma fiilini oluşturmaz.

Tartışmanın içeriği, personelin davranışı, görev üzerindeki etkisi ve başka personelin olaya dahil edilip edilmediği değerlendirilmelidir.

Örneğin personelin amiriyle görev dağılımı konusunda tartışması ve tartışmanın iki kişi arasında kalması halinde “hareketi toplu hale dönüştürme” unsurunun nasıl gerçekleştiği ayrıca açıklanmak zorundadır.

Bu nedenle disiplin soruşturmasında yalnızca amirle tartışıldığı veya amirin kararına karşı çıkıldığı tespit edilerek doğrudan meslekten çıkarma cezasına gidilmesi doğru bir hukuki nitelendirme olmayabilir.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek ile 8/6-c Aynı Şey midir?

7068 sayılı Kanun bakımından önemli ayrımlardan biri budur.

Kanunda amirin usulüne göre verdiği emrin yerine getirilmemesi ayrıca disiplin cezasına bağlanmıştır. Bu nedenle bir personelin yalnızca kendisine verilen emri yerine getirmemesi ile amirin icraatına karşı çıkarak hareketi toplu hâle dönüştürmesi aynı disiplinsizlik değildir.

Örneğin bir polis memurunun belirli bir görevlendirmeye tek başına uymaması halinde öncelikle emre itaatsizlik niteliğindeki disiplin hükümleri gündeme gelebilir.

Buna karşılık personel, görevlendirmeye karşı çıkarak diğer personele de “bu göreve çıkmayın”, “hiçbirimiz gitmeyelim” veya benzeri şekilde çağrıda bulunuyor ve ortak hareket oluşturmaya çalışıyorsa olay 8/6-c yönünden farklı biçimde değerlendirilebilir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü disiplin hukukunda eylemin yanlış maddeden cezalandırılması, özellikle yaptırımlar arasında ciddi fark bulunduğunda, disiplin işleminin hukuka uygunluğunu doğrudan etkileyebilir.

Görevlendirmeyi Eleştirmek 8/6-c Kapsamında mıdır?

Personelin görevlendirmeyi eleştirmesi ile görevin yapılmasını engellemesi birbirinden farklıdır.

Bir polis memuru veya jandarma personeli çalışma koşulları, görev yeri, vardiya düzeni, personel dağılımı veya görevlendirmenin hukuka uygunluğu konusunda rahatsızlığını ifade edebilir. Bu açıklamanın başka bir disiplin hükmünün kapsamına girip girmediği ayrıca değerlendirilebilirse de yalnızca eleştiri nedeniyle 8/6-c maddesindeki meslekten çıkarma fiilinin oluştuğu söylenemez.

Bu madde bakımından karşı çıkışın toplu harekete dönüşmesi ve görev yapılmasını veya göreve çıkılmasını engellemeye yönelik nitelik kazanması önem taşır.

Başka bir anlatımla;

“Bu görevlendirmenin adil olmadığını düşünüyorum.”

şeklindeki açıklama ile;

“Bu göreve kimse çıkmasın, hepimiz birlikte reddedelim.”

şeklindeki bir çağrı aynı hukuki nitelikte değildir.

Disiplin soruşturmasında bu ayrım mutlaka gözetilmelidir.

Toplu Şikâyet ile Görevi Engellemek Aynı Şey midir?

Birden fazla personelin aynı konudan şikâyetçi olması, tek başına 8/6-c kapsamında toplu biçimde görevi engelleme anlamına gelmez.

Personelin başvuru veya şikâyet hakkını kullanması ile hiyerarşik düzeni fiilen etkisiz bırakmayı amaçlayan ortak hareket birbirinden ayrılmalıdır.

Özellikle personelin çalışma koşullarına ilişkin rahatsızlığını dile getirmesi, idari başvuruda bulunması veya hukuki bir uyuşmazlıkla ilgili hak arama yoluna başvurması nedeniyle doğrudan “amirlerin icraatına toplu olarak karşı çıkıldığı” sonucuna ulaşılması doğru değildir.

Burada önemli olan başvurunun veya davranışın amacı ve fiilî etkisidir.

Amaç, hukuka uygun yollarla bir uygulamanın değiştirilmesini istemek mi; yoksa görevi yapmayarak veya diğer personelin görev yapmasını engelleyerek amirin icraatını etkisiz hâle getirmek midir?

Bu ayrım somut olayın değerlendirilmesinde belirleyicidir.

WhatsApp Grubunda Amirin Kararına Karşı Çıkmak Meslekten Çıkarma Sebebi Olabilir mi?

Disiplin soruşturmalarında WhatsApp ve benzeri mesajlaşma uygulamalarındaki yazışmalar giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

Bir personelin grup içerisinde amirin uygulamasını eleştirmesi tek başına 8/6-c maddesinin oluştuğunu göstermez.

Ancak mesajların içeriğinde başka personeli görevi yapmamaya veya göreve çıkmamaya yönelten açık çağrıların bulunması, toplu hareket oluşturulmaya çalışılması veya mevcut toplu harekete katılım sağlanması yönünde teşviklerde bulunulması durumunda olay farklı değerlendirilebilir.

Örneğin “Bu karar yanlış” şeklindeki mesaj ile “kimse göreve çıkmasın, hepimiz reddedelim” şeklindeki mesaj arasında disiplin hukuku bakımından önemli fark bulunmaktadır.

Dijital yazışmalarda mesajın tamamının incelenmesi gerekir. Birkaç cümlenin konuşma bütünlüğünden ayrılması, kullanılan ifadenin gerçek anlamının değişmesine yol açabilir.

Ayrıca mesajların gerçekten ilgili personele ait olup olmadığı, tarih ve saat bilgileri, konuşmanın öncesi ve sonrası ile yazışmaların bütünlüğü de değerlendirilmelidir.

Harekete Katılmak Ne Anlama Gelir?

7068 sayılı Kanun yalnızca toplu hareketi başlatan kişiyi değil, bu harekete katılan personeli de meslekten çıkarma yaptırımı kapsamında değerlendirmiştir.

Ancak katılma kavramının somutlaştırılması gerekir.

Personelin olay yerinde bulunması, aynı vardiyada görev yapması veya diğer personelin ne yaptığını bilmesi tek başına katılım anlamına gelmez.

Katılma, kişinin ortak hareketi benimsemesi ve davranışlarıyla bu hareketin bir parçası hâline gelmesi şeklinde değerlendirilmelidir.

Örneğin başkaları göreve çıkmama yönünde hareket ederken personelin görevine devam etmesi durumunda yalnızca diğer kişilerle aynı ortamda bulunması nedeniyle hareketin katılımcısı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Buna karşılık ortak karar doğrultusunda görevini bırakması, görev yerine gitmemesi veya görevin yürütülmesini engelleyen ortak davranışa bilinçli olarak dahil olması katılma yönünden önem taşıyabilir.

Katılmaya Tahrik Etmek Ne Demektir?

Tahrik, başka personeli mevcut veya planlanan harekete katılmaya yöneltmeye yönelik daha yoğun bir davranışı ifade eder.

Personelin diğer çalışanları ortak harekete geçirmek amacıyla baskıcı, kışkırtıcı veya harekete geçirici sözler kullanması olayın özelliğine göre tahrik kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak burada da hangi sözün söylendiğinin belirlenmesi gerekir.

“Personeli tahrik etti” şeklindeki genel bir soruşturma tespiti tek başına yeterli değildir. Personelin kimi, hangi sözle, hangi davranışla ve hangi harekete katılması için tahrik ettiği ortaya konulmalıdır.

Özellikle meslekten çıkarma gibi ağır bir disiplin cezasında maddi olayın ayrıntılı biçimde belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Katılmaya Teşvik Etmek Ne Anlama Gelir?

Teşvik, başka personelin ortak harekete katılmasını desteklemek, cesaretlendirmek veya bu yönde karar vermesini sağlamaya çalışmak şeklinde ortaya çıkabilir.

Teşvik için mutlaka tehdit veya zorlama bulunması gerekmez. Arkadaşlarını harekete destek vermeye çağırmak, ortak hareketin başarılı olacağı yönünde ikna etmeye çalışmak veya görevin yerine getirilmemesi yönündeki davranışı desteklemek olayın özelliklerine göre teşvik niteliğinde değerlendirilebilir.

Ancak personelin yalnızca başka bir çalışanın görüşüne katıldığını belirtmesi ile görevin yapılmasını engellemeye yönelik harekete katılmasını teşvik etmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Fiilin hukuki niteliği, kullanılan ifadelerin tamamı ve olayın gelişimi üzerinden belirlenmelidir.

Başkaları Katılmazsa Tahrik veya Teşvik Fiili Oluşur mu?

Kanunda katılmaya tahrik veya teşvik etmek ayrıca sayılmıştır. Bu nedenle başkalarının çağrıya fiilen katılıp katılmadığı, tahrik veya teşvik iddiasının değerlendirilmesinde tek başına belirleyici değildir.

Ancak söz konusu çağrının gerçekten 8/6-c maddesinde belirtilen toplu harekete katılmaya yönelik olması gerekir.

Personelin sıradan bir itirazı desteklemeye çağırması ile görevin yapılmasını engelleyen toplu harekete katılmaya çağırması aynı değildir.

Bu nedenle disiplin makamının “teşvik” olarak değerlendirdiği davranışın neye yönelik olduğunu açıkça ortaya koyması gerekir.

7068 Sayılı Kanun 8/6-b ile 8/6-c Arasındaki Fark Nedir?

Bu iki hüküm birbirine oldukça yakın görünmekle birlikte farklı hareketleri düzenlemektedir.

8/6-b maddesinde doğrudan göreve çıkılmaması için propaganda yapmak, kışkırtmak, zorlamak, karar alınmasını sağlamak, alınan karara katılmak veya karar doğrultusunda göreve çıkmamak yaptırım altına alınmıştır.

8/6-c maddesinde ise olayın başlangıcında amir veya üstün icraatına karşı çıkma bulunmaktadır. Bu karşı çıkışın toplu harekete dönüştürülmesi ve görev yapılmasının veya göreve çıkılmasının engellenmesi yahut bu harekete katılma, katılmaya tahrik veya teşvik etme söz konusudur.

Dolayısıyla 8/6-c maddesinde amirin veya üstün icraatına yönelmiş bir karşı çıkış unsuru özellikle önemlidir.

Disiplin soruşturmasında hangi hükmün uygulanacağının belirlenmesi bakımından olayın başlangıç nedeni ve personelin amacı dikkatle incelenmelidir.

Tek Bir Personelin Amire Karşı Çıkması 8/6-c Kapsamında mıdır?

Maddenin lafzı dikkate alındığında yalnızca tek bir personelin amirin icraatına karşı çıkması, başka bir toplu hareket unsuru bulunmadığı sürece 8/6-c maddesinin tamamlandığını göstermek için yeterli değildir.

Özellikle karşı çıkışın toplu hâle dönüştürüldüğünün veya mevcut toplu harekete katılım sağlandığının ortaya konulması gerekir.

Bu durum, fiilin disiplin hukuku bakımından tamamen yaptırımsız kalacağı anlamına gelmez. Personelin davranışı somut olayın özelliklerine göre Kanunda düzenlenen başka bir disiplinsizliği oluşturabilir.

Ancak farklı bir disiplin fiilini oluşturan davranışın sırf daha ağır ceza uygulanabilmesi amacıyla 8/6-c kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

İki veya Üç Personelin Birlikte Hareket Etmesi Otomatik Olarak Toplu Hareket midir?

Kanunda “toplu hareket” için belirli bir sayı öngörülmemiştir. Bu nedenle değerlendirme yalnızca kişi sayısı üzerinden yapılmamalıdır.

Birden fazla kişinin aynı düşünceye sahip olması da tek başına yeterli değildir.

Ortak iradenin bulunup bulunmadığı, personelin birbirinden haberdar şekilde hareket edip etmediği ve davranışların görev yapılmasını veya göreve çıkılmasını engellemeye yönelik ortak bir nitelik taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.

Örneğin aynı görev dağılımından birbirinden bağımsız biçimde rahatsız olan üç personelin ayrı ayrı amire itiraz etmesi ile önceden anlaşarak göreve çıkmama yönünde ortak davranmaları birbirinden farklıdır.

8/6-c Disiplinsizliğinde İspat Nasıl Yapılır?

Disiplin soruşturmasında fiilin işlendiğini ortaya koyan delillerin somut ve birbirleriyle uyumlu olması gerekir.

Tanık ifadeleri, görev çizelgeleri, görevlendirme belgeleri, kamera görüntüleri, telsiz kayıtları, mesajlaşmalar, yazışmalar, tutanaklar ve olayın niteliğine göre diğer bilgi ve belgeler delil olarak değerlendirilebilir.

Ancak delilin varlığı kadar neyi kanıtladığı da önemlidir.

Örneğin bir kamera görüntüsü personelin aynı odada bulunduğunu gösterebilir; fakat tek başına toplu harekete katıldığını göstermeyebilir.

Bir WhatsApp grubundaki mesaj ise personelin düşüncesini gösterebilir; ancak mesajın görevin yapılmasını engellemeye yönelik olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Tanık ifadesinde “personel herkesi kışkırtıyordu” denilmişse tanığa hangi sözlerin söylendiği, ne zaman söylendiği ve bu sözlerin kime yöneltildiği sorulmalıdır.

Sonuç değerlendirmesi içeren soyut anlatımlar yerine maddi olayın ortaya çıkarılması gerekir.

Disiplin Soruşturmasında Her Personelin Fiili Ayrı Ayrı Belirlenmelidir

Toplu hareket iddiası bulunan disiplin soruşturmalarında en önemli konulardan biri sorumluluğun bireyselleştirilmesidir.

On personelin aynı olayın içerisinde bulunması, on personelin tamamının aynı davranışı gerçekleştirdiği anlamına gelmez.

Bir kişi hareketi başlatmış olabilir. Başka biri yalnızca görüşünü açıklamış olabilir. Bir başkası harekete katılmış olabilir. Başka personel ise göreve devam etmiş olabilir.

Bu nedenle soruşturma raporunda her personel bakımından ayrı değerlendirme yapılması gerekir.

“Kendileri birlikte hareket etmişlerdir” şeklindeki genel bir nitelendirme, hangi personelin hangi seçimlik hareketi gerçekleştirdiğini açıklamıyorsa özellikle meslekten çıkarma cezası bakımından ciddi hukuki sorunlara yol açabilir.

Amir veya Üstün Hukuka Aykırı İşlemine İtiraz Etmek Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Personelin hukuka aykırı olduğunu düşündüğü bir işlem veya uygulamaya karşı mevzuatta öngörülen müracaat ve şikâyet yollarını kullanması ile görevin yapılmasını toplu biçimde engellemesi birbirinden ayrılmalıdır.

7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesi personelin hukuki başvuru yollarını kullanmasını yasaklayan bir hüküm değildir.

Personel bir görevlendirmenin, idari işlemin veya uygulamanın hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa mevzuatın izin verdiği usuller çerçevesinde itiraz veya müracaatta bulunabilir.

Ancak başvuru hakkının kullanılmasının ötesine geçilerek diğer personelle birlikte görevin fiilen yapılmaması veya hizmetin engellenmesi durumunda disiplin hukuku bakımından farklı bir değerlendirme ortaya çıkabilir.

Meslekten Çıkarma Cezasında Tipiklik İlkesi Neden Önemlidir?

Disiplin hukukunda tipiklik, personele isnat edilen somut davranışın kanunda tanımlanan disiplin fiilinin unsurlarıyla örtüşmesini ifade eder.

7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesi bakımından bu husus özellikle önemlidir.

Personelin amirinin emrini yerine getirmediğinin ispatlanması, tek başına onun 8/6-c maddesindeki fiili gerçekleştirdiğini göstermez. Çünkü emri yerine getirmeme ile amirin icraatına karşı çıkışı toplu hâle dönüştürerek görevi engelleme aynı disiplin fiili değildir.

İdarenin, somut davranışı doğru disiplin hükmü altında nitelendirmesi gerekir.

Bu nedenle meslekten çıkarma kararına karşı açılan iptal davalarında yalnızca “olay gerçekleşti mi?” sorusu değil, “gerçekleşen olay kanunun uygulanan maddesine uyuyor mu?” sorusu da önem taşır.

Meslekten Çıkarma Cezasında Savunma Nasıl Yapılmalıdır?

7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesi kapsamında yürütülen bir disiplin soruşturmasında savunmanın olay bazında hazırlanması önemlidir.

Öncelikle personele isnat edilen fiilin tam olarak hangisi olduğu belirlenmelidir.

İsnat, hareketi toplu hâle dönüştürmek midir? Görev yapılmasını engellemek midir? Harekete katılmak mıdır? Başkalarını katılmaya tahrik veya teşvik etmek midir?

Ardından bu isnadı desteklediği ileri sürülen deliller incelenmelidir.

Özellikle toplu hareket unsurunun gerçekten bulunup bulunmadığı, başka personelle ortak irade kurulup kurulmadığı, görevin fiilen engellenip engellenmediği ve personelin davranışıyla meydana gelen sonuç arasında bağlantı bulunup bulunmadığı savunmada değerlendirilmelidir.

Hakkında meslekten çıkarma cezası istenen personelin soruşturma dosyasını inceleme, lehine tanık dinletme ve disiplin kurulu önünde kendisi veya vekili aracılığıyla savunma yapma hakkı bulunduğundan bu hakların etkin kullanılması önem taşır.

Meslekten Çıkarma Yerine Daha Hafif Disiplin Cezası Verilebilir mi?

7068 sayılı Kanunda kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel hakkında verilecek disiplin cezalarında bir derece hafif olan cezanın uygulanabilmesine imkân tanınmıştır.

Ancak bu değerlendirme yapılmadan önce asıl olarak isnat edilen fiilin gerçekten 8/6-c kapsamına girip girmediği belirlenmelidir.

Fiilin unsurları oluşmamışsa mesele yalnızca cezanın hafifletilmesi değildir; doğrudan meslekten çıkarma maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmalıdır.

Bu nedenle savunmanın yalnızca “geçmişim temiz, daha hafif ceza verilsin” şeklinde kurulması yerine öncelikle maddi olay ve tipiklik yönünden yapılması daha önemlidir.

8/6-c Kapsamındaki Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı

7068 sayılı Kanun meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller bakımından ayrıca zamanaşımı süreleri öngörmektedir.

Meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiilin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren altı ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir.

Ayrıca fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmemesi halinde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması gündeme gelir.

Bu nedenle 8/6-c kapsamında soruşturma yürütülen dosyalarda olay tarihi, disiplin amirinin öğrenme tarihi, soruşturmanın başlatıldığı tarih ve disiplin cezasının verildiği tarih birlikte incelenmelidir.

8/6-c Nedeniyle Verilen Meslekten Çıkarma Cezasına Karşı Dava Açılabilir mi?

7068 sayılı Kanun kapsamında verilen meslekten çıkarma cezaları idari yargı denetimine tabidir.

Kesinleşen disiplin cezasına karşı yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür.

Davada işlemin yalnızca sonucu değil; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluğu değerlendirilir.

Özellikle 8/6-c maddesine ilişkin uyuşmazlıklarda fiilin maddeyle örtüşüp örtüşmediği önem taşır.

Personelin bireysel olarak amirin emrine uymadığı sabit olsa dahi, hareketi toplu hâle dönüştürdüğü ortaya konulamıyorsa meslekten çıkarma hükmünün uygulanması hukuki tartışmaya konu olabilir.

Benzer şekilde yalnızca başka personelin eylemine yakınlık gösterilmesi veya olay yerinde bulunulması, katılımın ispatı bakımından yeterli olmayabilir.

Meslekten Çıkarma Kararının İptali Halinde Parasal ve Özlük Haklar Ne Olur?

Meslekten çıkarma işleminin idari yargı tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi halinde iptal kararının hukuki sonuçları ayrıca değerlendirilir.

İptal kararı, hukuka aykırı idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılması sonucunu doğurur. Personelin işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının iadesi de somut davadaki talepler ve kararın kapsamı çerçevesinde gündeme gelebilir.

Bu nedenle meslekten çıkarma işlemine karşı dava açılırken yalnızca işlemin iptali değil, işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük ve parasal hakların durumu da değerlendirilmelidir.

Amir veya Üstlerin İcraatına Karşı Çıkma Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Amire Karşı Çıkmanın Cezası Nedir?

Amire karşı çıkmanın cezası olayın nasıl gerçekleştiğine göre değişir. Her karşı çıkma meslekten çıkarma sonucunu doğurmaz. 7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesindeki meslekten çıkarma cezasının gündeme gelebilmesi için amir veya üstün icraatına karşı çıkmanın kanunda belirtilen toplu hareket unsurlarıyla birleşmesi gerekir. Bireysel emre itaatsizlik, saygısızlık veya eleştiri niteliğindeki davranışlar somut olayın özelliğine göre Kanunun başka disiplin hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.

Polis Memurunun Amiriyle Tartışması Meslekten Atılma Sebebi midir?

Polis memurunun amiriyle yaşadığı her tartışma meslekten çıkarma sebebi değildir. Tartışmanın içeriği, kullanılan ifadeler, görevin etkilenip etkilenmediği ve hareketin başka personeli içine alan toplu bir davranışa dönüşüp dönüşmediği incelenmelidir. Yalnızca amirle tartışıldığı tespit edilerek 8/6-c maddesinin uygulanması için hükümde aranan diğer unsurların da somut olayda gerçekleştiğinin ortaya konulması gerekir.

Jandarma Personelinin Amirin Emrine Karşı Çıkması Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

7068 sayılı Kanun kapsamındaki jandarma personeli bakımından da eylemin niteliği belirleyicidir. Personelin yalnızca bir emri yerine getirmemesi ile amirin icraatına karşı çıkışı toplu hâle dönüştürerek görevi engellemesi aynı fiil değildir. Meslekten çıkarma yaptırımı bakımından 8/6-c maddesinde belirtilen toplu hareket, katılım, tahrik veya teşvik unsurlarının somutlaştırılması gerekir.

Amir “Bu Göreve Çıkacaksınız” Dediğinde İtiraz Etmek Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Bir görevlendirmeye itiraz edilmesi tek başına 8/6-c kapsamında meslekten çıkarma sebebi değildir. Personelin mevzuata uygun biçimde görüşünü açıklaması veya hukuki başvuru yollarını kullanması ile diğer personeli de harekete geçirerek göreve çıkılmasını engellemeye çalışması birbirinden ayrılmalıdır. Olayın disiplin hukuku bakımından niteliği, itirazın nasıl yapıldığı ve görevin yürütülmesine etkisi üzerinden belirlenir.

“Kimse Göreve Çıkmasın” Demek Meslekten Çıkarma Sebebi Olabilir mi?

Sözün hangi ortamda, hangi amaçla ve kimlere söylendiğine göre 7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesi yönünden ciddi sonuçlar doğurması mümkündür. Özellikle amirin bir uygulamasına karşı çıkıldıktan sonra diğer personelin göreve çıkmamasını sağlamak amacıyla açık bir çağrı yapılması, toplu hareket oluşturma veya katılmaya teşvik bakımından değerlendirilebilir. Bununla birlikte sözün bağlamı ve olayın bütünü araştırılmadan yalnızca tek bir cümle üzerinden sonuca ulaşılmamalıdır.

WhatsApp Grubunda Amirin Kararını Eleştirmek Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Amirin kararının WhatsApp grubunda eleştirilmesi tek başına 8/6-c kapsamında değildir. Mesajların diğer personeli görevi yapmamaya veya göreve çıkmamaya yönlendirip yönlendirmediği önem taşır. Konuşmanın tamamı, mesajların bağlamı, kim tarafından gönderildiği ve devamında nasıl bir davranış ortaya çıktığı birlikte değerlendirilmelidir.

Toplu Olarak Amire İtiraz Etmek Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Birden fazla personelin aynı konuda görüş bildirmesi ile görevin yapılmasını engelleyen toplu hareket aynı şey değildir. 8/6-c maddesi bakımından yalnızca kişi sayısı değil, ortak hareketin amacı ve görev üzerindeki etkisi önemlidir. Personelin hukuka uygun başvuru yapması ile hiyerarşik düzeni fiilen etkisiz hâle getirecek şekilde görevin yerine getirilmesini engellemesi birbirinden ayrılmalıdır.

Olay Yerinde Bulunmak Toplu Harekete Katılmak Sayılır mı?

Olay yerinde bulunmak tek başına harekete katılmanın kanıtı değildir. Katılımın kabul edilebilmesi için personelin ortak harekete bilinçli şekilde dahil olduğunu gösteren söz veya davranışların ortaya konulması gerekir. Özellikle çok sayıda personelin bulunduğu iş ortamlarında yalnızca fiziki yakınlık üzerinden herkesin aynı disiplin fiilinden sorumlu tutulması doğru değildir.

Arkadaşının Amire Karşı Çıkmasını Desteklemek 8/6-c Kapsamında mıdır?

Destek olarak nitelendirilen davranışın içeriği önemlidir. Bir arkadaşın görüşüne katılmak ile görevin yapılmasını engelleyen toplu harekete katılmasını teşvik etmek farklıdır. Meslekten çıkarma yaptırımının uygulanabilmesi bakımından davranışın hükümde sayılan katılma, tahrik veya teşvik hareketlerinden hangisini oluşturduğu açıkça ortaya konulmalıdır.

Amirle Tartışıp Sonra Göreve Devam Eden Personele Meslekten Çıkarma Cezası Verilebilir mi?

Personelin tartışma sonrasında görevine devam etmesi olayın değerlendirilmesinde önemli bir unsurdur. Bununla birlikte tek başına sonucu belirlemez. Disiplin makamının personelin toplu hareket oluşturup oluşturmadığını, başkalarını görevi yapmamaya yönlendirip yönlendirmediğini ve görevin fiilen etkilenip etkilenmediğini araştırması gerekir. Olay yalnızca bireysel bir tartışmadan ibaretse 8/6-c maddesinin unsurlarının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Amir Haksızsa Personel Emre Uymayabilir mi?

Bu sorunun cevabı emrin niteliğine ve mevzuatın emirlere ilişkin hükümlerine göre değerlendirilmelidir. Personelin bir görevlendirmeyi hukuka aykırı bulması, otomatik olarak emri yerine getirmeme hakkı doğurmaz. Bununla birlikte hukuka aykırılığı ileri sürmenin mevzuatta öngörülen yolları bulunmaktadır. Bu konu 8/6-c bakımından değerlendirildiğinde ise asıl mesele, personelin itirazını toplu hareket yoluyla görevin yapılmasını engelleyecek bir davranışa dönüştürüp dönüştürmediğidir.

Harekete Katılmaya Teşvik İçin Başka Personelin Gerçekten Katılması Gerekir mi?

Kanunda katılmaya teşvik etmek ayrıca disiplin fiili içerisinde düzenlenmiştir. Bu nedenle teşvikin hukuki değerlendirmesi yalnızca çağrının başarılı olup olmadığı üzerinden yapılmaz. Ancak hangi harekete katılımın teşvik edildiğinin ve söz konusu hareketin 8/6-c kapsamında görevin yapılmasını veya göreve çıkılmasını engellemeye yönelik toplu hareket niteliğinde olduğunun ortaya konulması gerekir.

8/6-c Meslekten Çıkarma Cezasında Tanık İfadesi Yeterli midir?

Tanık anlatımları disiplin soruşturmalarında önemli deliller arasında olmakla birlikte ifadelerin içeriği değerlendirilmelidir. Tanığın doğrudan gördüğü ve duyduğu olaylarla yorumları birbirinden ayrılmalıdır. “Herkesi kışkırttı” şeklindeki soyut ifade yerine hangi sözün söylendiği, kimin ne yapmaya çağrıldığı ve olayın nasıl geliştiği ortaya konulmalıdır. Delillerin tamamı birlikte değerlendirilerek fiilin kanuni unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir.

Meslekten Çıkarma Kararına Karşı İdare Mahkemesinde Dava Açılabilir mi?

Kesinleşen disiplin cezalarına karşı idari yargıda iptal davası açılması mümkündür. 8/6-c maddesine dayanılarak verilen meslekten çıkarma cezasında özellikle fiilin toplu hareket unsurunu taşıyıp taşımadığı, personelin bireysel davranışının somutlaştırılıp somutlaştırılmadığı, delillerin yeterliliği, savunma hakkının kullandırılması ve kararın gerekçesi dava kapsamında önem taşıyabilir.

Meslekten Çıkarma Davası Kazanılırsa Polis veya Jandarma Göreve Döner mi?

Meslekten çıkarma işleminin iptal edilmesi halinde idarenin yargı kararının gereğini yerine getirmesi gerekir. Personelin statüsünün yeniden tesisi ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal hakların durumu mahkeme kararının içeriği ve somut dosyanın özelliklerine göre değerlendirilir. Bu nedenle dava açılırken yalnızca meslekten çıkarma kararının iptali değil, işlemin mali ve özlük sonuçları da göz önünde bulundurulmalıdır.

Sonuç

7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesinde düzenlenen “amir ya da üstlerinin icraatına karşı çıkmak ve bu hareketi toplu hale dönüştürerek görev yapılmasını ya da göreve çıkılmasını engellemek, buna katılmak, katılmaya tahrik ya da teşvik etmek” fiili, polis ve jandarma disiplin hukuku bakımından en ağır yaptırımlardan biri olan meslekten çıkarma cezasına bağlanmıştır.

Ancak hükmün yalnızca ilk birkaç kelimesinden hareket edilerek personelin amire karşı çıktığının tespit edilmesi meslekten çıkarma cezası için yeterli değildir. Maddenin bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.

Bireysel bir tartışmanın veya emre itaatsizliğin toplu hareket olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı gibi, personelin yalnızca olay yerinde bulunması da harekete katıldığını göstermeyebilir. Disiplin makamının hangi icraata karşı çıkıldığını, karşı çıkışın nasıl toplu hâle dönüştürüldüğünü, görevin hangi davranış nedeniyle engellendiğini ve her personelin hareketteki rolünü ayrı ayrı ortaya koyması gerekir.

Özellikle 8/6-c maddesinde meslekten çıkarma yaptırımını diğer disiplin fiillerinden ayıran temel unsur, amir veya üstün icraatına yönelik karşı çıkışın bireysel sınırı aşarak hizmetin yürütülmesini etkileyen toplu bir harekete dönüşmesidir. Bu unsur somut delillerle ortaya konulmadan yalnızca amirle yaşanan anlaşmazlık, eleştiri, bireysel emre itaatsizlik veya görevlendirmeye yönelik itiraz üzerinden meslekten çıkarma sonucuna ulaşılması disiplin hukukundaki tipiklik ilkesi yönünden hukuki denetime açıktır.

Bu nedenle gerek disiplin soruşturması sırasında yapılacak savunmada gerekse meslekten çıkarma kararına karşı açılacak iptal davasında uyuşmazlığın merkezine “personel amire karşı çıktı mı?” sorusundan önce, “bu karşı çıkış 7068 sayılı Kanunun 8/6-c maddesinde tarif edilen toplu hareket niteliğine gerçekten ulaştı mı?” sorusunun yerleştirilmesi gerekir.

Osman Düz

Avukat

Avukat Osman DÜZ, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden “onur öğrencisi” derecesiyle mezun olmuştur. Öğrencilik sürecinde Adalet Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi iş birliği ile yürütülen hukuk kliniklerine katılarak “insan hakları” konusunda çalışmalar yapmış; dahil olduğu eğitimlerle bilişim hukuku ve rekabet hukuku alanlarına odaklanmıştır.