90 günden fazla sağlık raporu nedeniyle uzman çavuş sözleşme fesih işlemi, uygulamada çok sayıda uzman erbaşın karşılaştığı ve çoğu zaman yalnızca rapor günlerinin matematiksel şekilde toplanması suretiyle tesis edilen ağır sonuçlu idari işlemlerden biridir. Oysa uzman çavuşun son bir yıl içinde aldığı istirahat ve hava değişimi sürelerinin üç ayı aşıp aşmadığı değerlendirilirken, idarenin yalnızca raporların toplam gün sayısına bakması yeterli değildir. Kanun koyucu bu konuda açık bir sınır getirmiş olmakla birlikte, aynı düzenleme içinde bu sınırın hangi hallerde uygulanmayacağını, hangi sürelerin hesaba katılmayacağını ve hangi hastalıklar yönünden personelin ilişiğinin kesilemeyeceğini de ayrıca düzenlemiştir.
Uzman Çavuş Sözleşme Feshi, Uzman Erbaş Sağlık Raporu, 90 Gün Rapor, Askeri İdari Dava, Uzman Erbaş İptal Davası, Hava Değişimi, Tedavi Süresi
ToggleUzman erbaşlık statüsü, niteliği gereği yüksek fiziki dayanıklılık, sürekli görev hazırlığı, disiplin ve emir-komuta düzenine uyum gerektiren bir statüdür. Ancak bu durum, uzman çavuşların sağlık hakkının göz ardı edilebileceği veya tedavi süreçlerinin doğrudan sözleşme feshi sebebi yapılabileceği anlamına gelmez. Nitekim 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nda yer alan düzenleme, bir yandan hizmetin sürekliliğini korumayı amaçlarken diğer yandan sağlık sorunlarının niteliğine göre personeli koruyan istisnalar da içermektedir. Bu nedenle 90 günden fazla sağlık raporu nedeniyle uzman çavuş sözleşme fesih işlemi, her olayda aynı şekilde uygulanabilecek otomatik bir işlem değildir.
Uzman Çavuşlarda Sağlık Raporu Nedeniyle Sözleşme Feshi Ne Anlama Gelir?
Uzman erbaşların ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık işlemleri bakımından Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hükümlerine tabi oldukları kabul edilmiştir. Bununla birlikte uzman erbaşlar bakımından ayrıca özel bir sınırlama getirilmiş ve hava değişimi ile istirahat sürelerinin toplamının, tedavi süresi hariç olmak üzere, istirahat ve hava değişiminin başladığı tarihten geriye doğru son bir yıl içinde üç ayı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Bu sürenin hesabına en son alınan hava değişimi veya istirahat süresi de dahil edilmektedir.
Bu düzenlemenin uygulamadaki sonucu şudur: İdare, uzman çavuşun son raporunun başladığı tarihten geriye doğru bir yıllık dönemde aldığı hava değişimi ve istirahat sürelerini incelemekte; toplam sürenin üç ayı geçtiği kanaatine varırsa sözleşmenin feshi ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğin kesilmesi yönünde işlem tesis edebilmektedir. Ancak bu inceleme, yalnızca rapor tarihleri yan yana konularak yapılacak yüzeysel bir hesaplama değildir. Kanun metninde açıkça “tedavi süresi hariç” denildiği için raporun hangi kısmının tedavi, hangi kısmının istirahat veya hava değişimi niteliğinde olduğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle 90 günden fazla sağlık raporu nedeniyle uzman çavuş sözleşme fesih işlemi yapılmadan önce idare tarafından raporların mahiyeti, hastalığın sebebi, rahatsızlığın görevle bağlantısı, sağlık kurulu raporlarının içeriği ve hastalığın uzun süreli tedavi gerektirip gerektirmediği araştırılmalıdır. Bu araştırma yapılmadan tesis edilen fesih işlemleri, eksik inceleme ve hatalı süre hesabı nedeniyle hukuka aykırı hale gelebilir.
Raporlu Süre Hesaplanırken Tedavi Süreleri Çıkarılmalıdır
Uzman çavuşlar hakkında yapılan en önemli hatalardan biri, alınan tüm sağlık raporlarının doğrudan istirahat süresi kabul edilerek üç aylık sınıra dahil edilmesidir. Oysa kanun metninde, hava değişimi ve istirahat süresinin toplamı bakımından “tedavi süresi hariç” ibaresine açıkça yer verilmiştir. Bu ifade, idarenin tedavi süresini ayrıca ayırma yükümlülüğünü doğurmaktadır.
Bir uzman çavuşun ameliyat olması, yataklı tedavi görmesi, fizik tedavi sürecinden geçmesi, düzenli kontrol ve tıbbi müdahale gerektiren bir rahatsızlık nedeniyle sağlık kuruluşlarına sevk edilmesi, yalnızca “raporlu olunan gün” şeklinde değerlendirilemez. Raporun içinde fiilen tedaviye ayrılan süreler varsa, bu sürelerin üç aylık istirahat ve hava değişimi hesabından ayrılması gerekir. Aksi halde kanunda yer alan “tedavi süresi hariç” ibaresi tamamen işlevsiz hale gelir.
Örneğin personelin son bir yıl içinde toplam 95 gün sağlık raporu aldığı varsayıldığında, idare bu 95 günlük sürenin tamamını doğrudan fesih sebebi yapmamalıdır. Bu sürenin içinde ameliyat, yatış, fizik tedavi, tıbbi müdahale veya sağlık kurulu tarafından tedavi kapsamında değerlendirilebilecek dönemler bulunuyorsa, bu süreler ayrılmalı; geriye kalan gerçek istirahat ve hava değişimi süresi üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Dolayısıyla önemli olan yalnızca raporun kaç gün olduğu değil, raporun hangi hukuki ve tıbbi niteliğe sahip olduğudur.
Bu noktada idarenin dosya üzerinden yaptığı salt gün hesabı çoğu zaman eksik kalmaktadır. Çünkü sağlık raporları bazen aynı belge içinde hem tedavi hem istirahat niteliği taşıyan süreleri barındırabilmektedir. Bu durumda idare, ilgili sağlık kuruluşundan açıklayıcı bilgi istemeli, gerekirse sağlık kurulu raporlarını temin etmeli ve personelin fiilen tedavi gördüğü süreleri ayrıca belirlemelidir. Tedavi süresi çıkarılmadan yapılan hesaplama, kanun hükmünün lafzına ve amacına aykırıdır.
Hastalık veya Rahatsızlık Görevden Kaynaklanıyorsa Sözleşme Feshi Otomatik Olarak Yapılamaz
Kanunda yer alan bir diğer önemli güvence, görev kaynaklı rahatsızlıklar bakımındandır. Barışta veya savaşta görev esnasında ya da görev dışında olmakla birlikte görevlerinden dolayı bir saldırıya veya kazaya uğrayan uzman erbaşların yahut meslek hastalığına yakalananların iyileşinceye kadar ilişiklerinin kesilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu hüküm, askerlik mesleğinin taşıdığı risklerin uzman çavuş aleyhine sonuç doğurmaması için getirilmiş açık bir korumadır.
Bu nedenle 90 günden fazla sağlık raporu nedeniyle uzman çavuş sözleşme fesih işlemi tesis edilirken, rahatsızlığın askerlik göreviyle bağlantılı olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Personelin geçirdiği kaza bir eğitim faaliyeti sırasında meydana gelmişse, operasyonel görev sırasında ortaya çıkmışsa, nöbet, intikal, arazi faaliyeti, spor faaliyeti, atış eğitimi, araç görevi veya birlik hizmeti sırasında yaşanmışsa bu durum doğrudan önem taşır. Aynı şekilde psikolojik veya fiziksel rahatsızlığın mesleki şartlardan kaynaklandığına dair ciddi belirtiler varsa, idarenin bunu görmezden gelerek yalnızca rapor günlerini toplaması hukuken yeterli değildir.
Görev kaynaklı rahatsızlıklar yönünden belirleyici olan husus, hastalığın veya kazanın uzman çavuşun şahsi ve görev dışı yaşamından mı, yoksa askerlik hizmetinin gerektirdiği faaliyetlerden mi doğduğudur. Eğer rahatsızlık görev esnasında gerçekleşen bir kaza, görevden dolayı uğranılan bir saldırı veya meslek hastalığı niteliğindeyse, personelin iyileşme süreci tamamlanmadan ilişiğinin kesilmesi hukuka aykırı sonuç doğurabilir.
Bu kapsamda idarenin olay tutanaklarını, kaza tespit belgelerini, görev emirlerini, sevk evraklarını, sağlık kurulu raporlarını, birlik kayıtlarını ve rahatsızlığın oluşum sürecine ilişkin tüm belgeleri birlikte değerlendirmesi gerekir. Uzman çavuşun rahatsızlığının görevle bağlantılı olduğu yönünde makul bir iddia veya belge mevcutsa, idare bu iddiayı araştırmadan sözleşme feshi yoluna gidemez. Çünkü idari işlem tesis edilirken maddi olayın doğru tespit edilmesi zorunludur. Eksik incelemeye dayalı bir fesih işlemi, görünüşte kanuni bir sebebe dayanıyor olsa dahi hukuka uygun kabul edilemez.
Uzun Süreli Tedavi Gerektiren Hastalıklar İdarece Araştırılmalıdır
Kanunda yalnızca görev kaynaklı rahatsızlıklar bakımından değil, uzun süreli tedavi gerektiren hastalıklar bakımından da özel bir koruma öngörülmüştür. Kanser, tüberküloz, kronik böbrek yetmezliği ile ruh ve sinir hastalıkları gibi uzun süreli tedaviye ihtiyaç gösteren hastalıklara yakalanan uzman erbaşlar, sağlık kurulu raporlarında gösterilecek lüzum üzerine toplam olarak ve fiilen üç yılı geçmemek şartıyla tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilir. Bu kişilerin de bu nedenle ilişikleri kesilmez.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, kanunda sayılan hastalıkların sınırlı sayıda olmamasıdır. Düzenlemede “gibi” ifadesine yer verilmesi, uzun süreli tedavi gerektiren benzer nitelikteki hastalıkların da bu kapsamda değerlendirilebileceğini göstermektedir. Dolayısıyla idare, yalnızca hastalığın adının kanunda açıkça sayılıp sayılmadığına bakarak sonuca gidemez. Önemli olan, rahatsızlığın tıbben uzun süreli tedavi gerektirip gerektirmediğidir.
Bu nedenle uzman çavuşun rahatsızlığı ortopedik, nörolojik, psikiyatrik, dahili, onkolojik veya başka bir tıbbi alana ilişkin olabilir. Rahatsızlığın uzun süreli tedavi gerektirdiğine dair sağlık kurulu raporu, uzman hekim değerlendirmesi, hastane kayıtları veya tedavi planı mevcutsa, idarenin bu belgeleri incelemesi ve gerektiğinde sağlık kurulundan açık değerlendirme istemesi gerekir. İdare, tıbbi uzmanlık gerektiren bir konuda kendi idari kanaatiyle “bu hastalık uzun süreli tedavi gerektirmez” şeklinde değerlendirme yapamaz.
Özellikle ruh ve sinir hastalıkları, kronikleşme ihtimali bulunan rahatsızlıklar, düzenli ilaç tedavisi gerektiren hastalıklar, ameliyat sonrası uzun rehabilitasyon süreçleri, tekrar eden tedavi ve kontrol gerektiren durumlar bakımından idarenin daha dikkatli davranması gerekir. Kanunun amacı, uzun süreli tedavi gerektiren hastalığa yakalanan personelin sırf rapor süresi üç ayı geçti diye derhal meslekten koparılması değildir. Aksine, sağlık kurulu raporlarında gösterilecek lüzum üzerine bu personelin tedavi, istirahat veya hava değişimi sürecine tabi tutulması ve ilişiğinin kesilmemesi mümkündür.
Bu sebeple 90 günden fazla sağlık raporu nedeniyle uzman çavuş sözleşme fesih işlemi tesis edilmeden önce, hastalığın uzun süreli tedavi gerektirip gerektirmediği somut biçimde araştırılmalıdır. Bu araştırma yapılmadan tesis edilen fesih işlemi, hem eksik incelemeye hem de kanundaki koruyucu hükmün uygulanmamasına dayanacağı için iptal davasına konu edilebilir.
Son Bir Yıllık Süre Hesabı Nasıl Yapılmalıdır?
Süre hesabında dikkat edilmesi gereken bir diğer konu, hesaplamanın takvim yılına göre değil, istirahat veya hava değişiminin başladığı tarihten geriye doğru son bir yıllık dönem esas alınarak yapılmasıdır. Uygulamada zaman zaman idarelerin ocak-aralık şeklinde takvim yılı hesabı yaptığı veya raporları sözleşme yılı içinde değerlendirdiği görülmektedir. Oysa kanuni düzenlemede esas alınan dönem, en son alınan hava değişimi veya istirahat süresinin başlangıcından geriye doğru uzanan bir yıllık dönemdir.
Bu hesaplama yapılırken en son alınan rapor da hesaba dahil edilir. Ancak bu dahil etme işlemi, yine tedavi süresinin ayrılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Yani en son raporun tamamı doğrudan üç aylık sınıra eklenemez; raporun içeriği, tedaviye ilişkin kısmı, istirahat niteliği ve varsa hava değişimi yönü ayrıca değerlendirilmelidir.
Hatalı süre hesabı, sözleşme feshi işlemlerinde en sık karşılaşılan hukuka aykırılık sebeplerinden biridir. Çünkü birkaç gün dahi yanlış hesaplama yapılması, personelin meslek hayatının sona ermesine yol açabilmektedir. Bu nedenle idare, hangi raporun hangi tarihler arasında alındığını, hangi sürenin tedavi, hangi sürenin istirahat veya hava değişimi olduğunu ve son bir yıllık dönemin hangi tarihler arasında belirlendiğini açıkça ortaya koymalıdır. Fesih işleminde bu açıklık yoksa, işlem gerekçe ve sebep unsuru yönünden tartışmalı hale gelir.
Sözleşme Feshi İşlemine Karşı İptal Davası Açılabilir
90 günden fazla sağlık raporu nedeniyle uzman çavuş sözleşme fesih işlemi bir idari işlemdir. Bu nedenle işlem kendisine tebliğ edilen uzman çavuş, süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Dava dilekçesinde yalnızca fesih işleminin iptali değil, şartları varsa yürütmenin durdurulması ile yoksun kalınan parasal ve özlük hakların iadesi de talep edilebilir.
Bu tür davalarda yürütmenin durdurulması talebi büyük önem taşır. Çünkü sözleşme feshi işlemiyle birlikte uzman çavuşun görevle ilişiği kesilmekte, maaş ve sosyal hakları sona ermekte, mesleki statüsü ortadan kalkmakta ve telafisi güç zararlar meydana gelmektedir. Eğer fesih işlemi açıkça hatalı süre hesabına, tedavi süresinin hesaba dahil edilmesine, görev kaynaklı rahatsızlığın araştırılmamasına veya uzun süreli tedavi gerektiren hastalık yönünden eksik incelemeye dayanıyorsa, yürütmenin durdurulması talebi ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Dava sürecinde en önemli husus, sağlık belgelerinin eksiksiz şekilde ortaya konulmasıdır. Raporların yalnızca tarih ve gün sayısı değil, içeriği de önemlidir. Hastane epikrizleri, ameliyat belgeleri, fizik tedavi kayıtları, sağlık kurulu raporları, ilaç tedavi planları, görev sırasında meydana gelen olaylara ilişkin tutanaklar, kaza raporları, sevk belgeleri, birlik yazışmaları ve hastalığın görevle bağlantısını gösteren tüm evraklar dava dosyasına sunulmalıdır. Çünkü bu davalarda uyuşmazlığın esası çoğu zaman raporun varlığı değil, raporun hukuken nasıl değerlendirileceğidir.
İdare Her Raporu Fesih Sebebi Olarak Göremez
Uzman çavuşun sağlık raporu alması, tek başına mesleğe elverişsiz olduğu anlamına gelmez. Sağlık raporu, personelin tıbbi gereklilik nedeniyle geçici süreyle istirahat etmesi veya tedavi görmesi için düzenlenir. Bu nedenle idarenin raporu cezalandırıcı bir araç gibi değerlendirmesi mümkün değildir. Uzman çavuşun rahatsızlığı geçici ise, tedavi süreci devam ediyorsa, sağlık kurulu tarafından uzun süreli tedavi gerektiği belirtilmişse veya rahatsızlık görevden kaynaklanıyorsa, ilişik kesme işlemi son çare olarak ele alınmalıdır.
Kanundaki üç aylık sınır, idareye sınırsız ve otomatik fesih yetkisi vermez. Bu sınır, ancak kanunda öngörülen istisnalar dışındaki istirahat ve hava değişimi süreleri bakımından uygulanabilir. Bu nedenle idarenin öncelikle şu sorulara cevap vermesi gerekir: Raporların içinde tedavi süresi var mıdır? Rahatsızlık görevden kaynaklanmış mıdır? Olay bir kaza, saldırı veya meslek hastalığı niteliğinde midir? Hastalık uzun süreli tedavi gerektirmekte midir? Sağlık kurulu raporlarında bu konuda bir değerlendirme var mıdır? Personelin sıhhi arızası devam ediyorsa hangi sosyal güvenlik ve emeklilik hükümleri uygulanmalıdır?
Bu sorular cevaplandırılmadan tesis edilen sözleşme feshi işlemi, kanunun yalnızca personel aleyhine olan kısmının uygulanması, buna karşılık personeli koruyan hükümlerinin yok sayılması anlamına gelir. İdarenin görevi, yalnızca rapor günlerini toplamak değil, kanuni düzenlemeyi bütün halinde uygulamaktır.
Sonuç: 90 Günden Fazla Rapor Alan Her Uzman Çavuşun Sözleşmesi Hukuka Uygun Şekilde Feshedilmiş Sayılamaz
90 günden fazla sağlık raporu nedeniyle uzman çavuş sözleşme fesih işlemi, uygulamada sık karşılaşılan ancak her somut olayda ayrıca incelenmesi gereken teknik bir idari işlemdir. Rapor süresinin üç ayı aşıp aşmadığı değerlendirilirken tedavi süreleri mutlaka hesap dışı bırakılmalı, rahatsızlığın askerlik göreviyle bağlantılı olup olmadığı araştırılmalı ve hastalığın uzun süreli tedavi gerektirip gerektirmediği sağlık kurulu raporları üzerinden belirlenmelidir.
Uzman çavuşun rapor alması, tek başına sözleşmenin feshi için yeterli değildir. İdarenin kanunda yer alan istisnaları değerlendirmesi, tıbbi belgeleri incelemesi, görev kaynaklı rahatsızlık iddialarını araştırması ve uzun süreli tedavi gerektiren hastalıklar bakımından sağlık kurulu raporlarını esas alması gerekir. Bu yükümlülükler yerine getirilmeden tesis edilen fesih işlemleri, eksik inceleme, hatalı süre hesabı ve kanunun koruyucu hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle hukuka aykırı olabilir.
Bu nedenle 90 günden fazla sağlık raporu nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuşların, kendilerine tebliğ edilen fesih işlemini yalnızca rapor süresi yönünden değil, tedavi süresi, görev kaynaklı rahatsızlık ve uzun süreli tedavi gerektiren hastalık yönlerinden de değerlendirmesi gerekir. Süresi içinde açılacak iptal davasında, işlemin yürütmesinin durdurulması ve hukuka aykırı fesih nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların iadesi talep edilebilir. Her somut dosyada sağlık belgelerinin ve görev kayıtlarının birlikte incelenmesi, bu tür davaların sonucunu doğrudan etkileyen en önemli unsurdur.
90 günden fazla rapor alan uzman çavuşun sözleşmesi mutlaka feshedilir mi?
Hayır. Rapor süresi üç ayı aşsa dahi tedavi sürelerinin hesaptan çıkarılıp çıkarılmadığı, hastalığın görevden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve rahatsızlığın uzun süreli tedavi gerektirip gerektirmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Tedavi süresi 90 günlük rapor hesabına dahil edilir mi?
Kanuni düzenlemeye göre tedavi süresi, istirahat ve hava değişimi süresi hesabından ayrı tutulmalıdır. Bu nedenle idare, raporların içeriğini incelemeden tüm süreleri doğrudan hesaba dahil edemez.
Görev sırasında geçirilen kaza nedeniyle alınan rapor sözleşme feshi sebebi yapılabilir mi?
Görev esnasında veya görevden dolayı meydana gelen kaza, saldırı ya da meslek hastalığı nedeniyle alınan raporlar bakımından personelin iyileşinceye kadar ilişiği kesilmemelidir.
Uzun süreli tedavi gerektiren hastalıklarda uzman çavuşun sözleşmesi feshedilir mi?
Kanser, tüberküloz, kronik böbrek yetmezliği, ruh ve sinir hastalıkları gibi uzun süreli tedavi gerektiren hastalıklarda, sağlık kurulu raporlarında gösterilecek lüzum üzerine personelin ilişiği kesilmeyebilir.
Sözleşmesi feshedilen uzman çavuş ne yapabilir?
Fesih işlemi tebliğ edilen uzman çavuş, süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması ile parasal ve özlük hakların iadesi de talep edilebilir.





