İnfaz ve Koruma Memurlarına Hangi Disiplin Cezaları Verilebilir?
İnfaz ve koruma memurları da devlet memuru statüsünde olduklarından, haklarında uygulanacak disiplin cezaları genel olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun disiplin hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. Bu kapsamda uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma gibi disiplin yaptırımları gündeme gelebilir. Ancak uygulamada infaz ve koruma memurları yönünden en sık karşılaşılan disiplin cezaları uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarıdır.
İçerikler
ToggleUyarma cezası, memura görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesi niteliğindedir. Kınama cezası, memura görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazılı olarak bildirilmesidir. Aylıktan kesme cezası ise memurun brüt aylığından belirli oranda kesinti yapılması sonucunu doğuran daha ağır bir disiplin yaptırımıdır. İlk bakışta uyarma veya kınama cezaları hafif görünebilirse de bu cezaların özlük dosyasına işlenmesi, ileride tekerrür hükümlerinin uygulanmasına sebep olabilmesi ve görevde yükselme süreçlerinde olumsuz sonuç doğurabilmesi nedeniyle mutlaka ciddiyetle ele alınması gerekir.
Özellikle ceza infaz kurumlarında görev yapan personel hakkında “verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak”, “görev sırasında amire hal ve hareketiyle saygısız davranmak”, “görev mahallinde belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket etmek”, “nöbet sırasında uyumak”, “rapor veya izin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek”, “görevle ilgili konularda yanlış beyanda bulunmak” gibi isnatlarla disiplin soruşturması başlatıldığı görülmektedir. Ancak her olay kendi şartları içerisinde değerlendirilmelidir. Aynı fiil gibi görünen olaylarda dahi görev yeri, talimatın açık olup olmadığı, memurun kastı, olayın ispat durumu, kamera kaydı, tanık anlatımları, sağlık raporu, vardiya çizelgesi ve nöbet düzeni farklı hukuki sonuçlara yol açabilir.
Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı Neden Önemlidir?
İnfaz ve koruma memuru disiplin cezası bakımından en önemli hukuki güvencelerden biri savunma hakkıdır. Savunma hakkı, yalnızca memura “savunmanı ver” denilmesinden ibaret değildir. Gerçek anlamda savunma hakkından söz edilebilmesi için memura hangi fiilin isnat edildiği, bu fiilin hangi disiplin hükmünü ihlal ettiği, olayın ne zaman ve ne şekilde gerçekleştiği, hangi delillere dayanıldığı ve memurun hangi süre içerisinde savunma sunması gerektiği açıkça bildirilmelidir.
Savunma istem yazısında isnat edilen fiil belirsizse, memura yalnızca genel ve soyut ifadelerle suçlama yöneltilmişse, soruşturma konusu olay tam olarak ortaya konulmadan savunma istenmişse veya savunma alındıktan sonra dosyaya yeni deliller girmiş ancak memura bu delillere karşı açıklama yapma imkânı tanınmamışsa, verilen disiplin cezasının hukuka aykırılığı gündeme gelebilir.
Bu noktada uygulamada en çok tartışılan hususlardan biri, soruşturma başında alınan ifadenin savunma yerine geçip geçmeyeceğidir. Bazı mahkeme kararlarında, soruşturma başlangıcında henüz deliller toplanmadan alınan beyanın gerçek anlamda savunma sayılamayacağı kabul edilmiştir. Çünkü memur, henüz kendisine isnat edilen fiilin kapsamını, delillerin içeriğini ve hukuki nitelendirmeyi bilmeden savunma yapmak zorunda bırakılmışsa, bu savunma hakkının özüne uygun değildir. Buna karşılık bazı kararlar ise, savunma istem yazısında isnat edilen fiilin açıkça belirtildiği ve yasal süre verildiği hâllerde, soruşturmayı yürüten muhakkik tarafından alınan savunmanın ayrıca son savunma alınmasını zorunlu kılmayabileceği yönünde değerlendirme yapmıştır. Bu nedenle her dosyada savunma istem yazısının içeriği, savunmanın hangi aşamada alındığı ve soruşturmanın nasıl yürütüldüğü ayrıca incelenmelidir.
Eksik Soruşturma Disiplin Cezasını Hukuka Aykırı Hale Getirir mi?
Disiplin cezası verilebilmesi için isnat edilen fiilin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerekir. İdare, yalnızca tutanak düzenlemekle veya amir beyanına dayanmakla yetinemez. Olayın niteliğine göre kamera kayıtlarının incelenmesi, vardiya çizelgelerinin dosyaya alınması, nöbet noktalarının belirlenmesi, tanıkların ifadelerine başvurulması, memurun lehine ve aleyhine olan delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Disiplin soruşturması, yalnızca ceza vermeyi hedefleyen tek yönlü bir süreç değil, maddi gerçeğin araştırıldığı objektif bir idari inceleme olmak zorundadır.
Özellikle infaz ve koruma memurları bakımından nöbet, sayım, koğuş güvenliği, hükümlü hareketlerinin takibi ve görev mahallindeki düzen gibi hususlar çoğu zaman kamera kaydı, vardiya çizelgesi, nöbet defteri, tutanak ve tanık beyanlarıyla ortaya konulabilir. Eğer idare bu delilleri toplamadan veya lehe delilleri değerlendirmeden disiplin cezası vermişse, işlem eksik inceleme nedeniyle iptal edilebilir. Diğer taraftan, kamera kaydının açık olduğu, fiilin somut olarak tespit edildiği ve olayın tanık anlatımıyla ayrıca araştırılmasını gerektirmeyecek kadar net olduğu durumlarda, mahkemeler eksik soruşturma iddiasını kabul etmeyebilir.
Bu nedenle infaz ve koruma memuru disiplin cezası alan personelin ilk yapması gereken şey, yalnızca cezanın türüne bakmak değil, soruşturma dosyasının tamamını incelemektir. Soruşturma onayı hangi fiil için verilmiştir? Muhakkik hangi delilleri toplamıştır? Savunma istem yazısı hangi aşamada düzenlenmiştir? Tanık ifadeleri ne zaman alınmıştır? Kamera kayıtları çözülmüş müdür? Memurun lehine olan deliller raporda değerlendirilmiş midir? Disiplin amiri muhakkik raporundaki teklifle bağlı kalmadan ayrıca değerlendirme yapmış mıdır? Bu soruların cevabı, disiplin cezasının iptal edilip edilemeyeceği bakımından belirleyici niteliktedir.
Soruşturma Onayı ve Ek Soruşturma Oluru
Disiplin soruşturmasının sınırlarını belirleyen en önemli belgelerden biri soruşturma onayıdır. Hakkında soruşturma yürütülen infaz ve koruma memuruna hangi olay veya fiil nedeniyle soruşturma açıldığı açıkça belirtilmelidir. Soruşturma sırasında farklı bir fiil ortaya çıkarsa, idarenin bu yeni fiil bakımından ek soruşturma oluru alması gerekebilir. Aksi hâlde, soruşturma onayında yer almayan bir fiil nedeniyle disiplin cezası verilmesi hukuka aykırılık oluşturabilir.
Bu ilke özellikle uygulamada önemlidir. Çünkü bazı disiplin dosyalarında soruşturma belirli bir olay için başlatılmakta, ancak soruşturma raporunda farklı bir davranış veya savunma sırasında kullanılan ifadeler ayrıca disiplin cezasına gerekçe yapılmaktadır. Oysa memurun hangi fiille suçlandığını bilmesi, savunmasını buna göre hazırlaması ve delillerini bu kapsamda sunması gerekir. Soruşturma onayında bulunmayan ve sonradan ortaya çıktığı ileri sürülen yeni bir fiil nedeniyle ek olur alınmadan ceza verilmesi, işlemi hukuka aykırı hale getirebilir.
Sağlık Raporu, Vardiya İzni ve Bildirim Yükümlülüğü
İnfaz ve koruma memurlarının sağlık raporu almaları, vardiya izinlerinde şehir dışında bulunmaları veya rahatsızlık nedeniyle göreve gelememeleri sıkça disiplin soruşturmasına konu olabilmektedir. Bu tür dosyalarda idare çoğunlukla raporun usulüne uygun alınmadığını, personelin kuruma zamanında bilgi vermediğini, vardiya nöbetine gelmediğini veya talimatlara aykırı hareket ettiğini ileri sürmektedir.
Ancak sağlık raporu alan memur hakkında otomatik olarak disiplin cezası verilemez. Öncelikle raporun hangi sağlık kuruluşundan alındığı, memurun hangi nedenle memuriyet mahalli dışında bulunduğu, raporu ne zaman kuruma ilettiği, kurum talimatında bildirimin nasıl yapılacağının açıkça düzenlenip düzenlenmediği ve memurun kastının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Vardiya izninde şehir dışında bulunan bir infaz ve koruma memurunun rahatsızlanması ve raporunu aynı gün kuruma göndermesi hâlinde, yalnızca raporun şehir dışından alınmış olması disiplin cezası için yeterli kabul edilmeyebilir.
Buna karşılık personele açıkça tebliğ edilmiş bir talimat varsa ve bu talimatta raporların aynı gün belirli bir amire bildirilmesi gerektiği düzenlenmişse, memurun bu talimata uyup uymadığı ayrıca değerlendirilir. Dolayısıyla sağlık raporu dosyalarında her olayın somut şartları belirleyicidir. Raporun varlığı tek başına memuru disiplin sorumluluğundan tamamen kurtarmayabileceği gibi, raporun şehir dışından alınmış olması da tek başına disiplin cezasını haklı kılmaz.
Tekerrür Hükümleri Her Durumda Uygulanabilir mi?
Disiplin hukukunda tekerrür, daha önce disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya hâlin belirli süre içinde yeniden işlenmesi durumunda bir derece ağır ceza uygulanmasını ifade eder. Ancak tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki ceza ile yeni fiil arasında hukuken aranması gereken bağlantının kurulması gerekir. Her önceki disiplin cezası, sonraki her fiil için otomatik olarak tekerrüre esas alınamaz.
Örneğin daha önce rapor sonrası göreve başlamama veya bildirim yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle verilen bir uyarma cezasının, daha sonra nöbet sırasında uyuma iddiası bakımından aynı veya benzer fiil olarak kabul edilmesi her zaman mümkün değildir. Tekerrür uygulanacaksa önceki fiilin niteliği, yeni fiilin niteliği, cezanın kesinleşme durumu, tebliğ tarihi ve özlük dosyasından silinme süresi dikkatle incelenmelidir. Bu şartlar oluşmadan bir derece ağır ceza verilmesi, disiplin cezasının iptali sonucunu doğurabilir.
Bu husus infaz ve koruma memuru disiplin cezası davalarında özel önem taşır. Çünkü idareler bazen önceki bir uyarma cezasını esas alarak kınama cezası, önceki kınama cezasını esas alarak aylıktan kesme cezası tesis edebilmektedir. Oysa tekerrür, yalnızca memurun geçmişte ceza almış olması nedeniyle uygulanabilecek genel bir ağırlaştırma mekanizması değildir. Kanunda aranan şartlar gerçekleşmeden uygulanan tekerrür, cezanın ölçülülüğünü ve hukuki dayanağını sakatlar.
Amire Saygısızlık İsnadı ve Şikâyet Hakkının Kullanılması
Ceza infaz kurumlarında hiyerarşik düzenin korunması önemlidir. İnfaz ve koruma memurunun görev sırasında amirine karşı saygılı davranması, kurum düzeninin ve hizmetin sürekliliğinin gereğidir. Ancak amire saygısızlık isnadı, her somut olayda dikkatle değerlendirilmelidir. Bir memurun oturduğu yerden kalkmaması, beden dili, konuşma üslubu veya bir amir hakkında şikâyet yoluna başvurması, olayın bütünlüğü içinde incelenmeden doğrudan disiplin cezasına konu edilemez.
Özellikle bir kamu görevlisinin amiri hakkında hakaret, kötü muamele veya hukuka aykırı davranış iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına ya da ilgili mercilere başvurması, tek başına saygısızlık veya amiri itibarsızlaştırma olarak değerlendirilemez. Şikâyet hakkı, hukuki başvuru hakkının bir parçasıdır. Elbette bu hak iftira, hakaret veya açık kötü niyet içeren beyanlarla kullanılırsa farklı hukuki sonuçlar doğabilir. Ancak sırf amir hakkında şikâyette bulunulduğu için disiplin cezası verilmesi, savunulabilir bir hukuki yaklaşım değildir.
Nöbet Sırasında Uyuma ve Göreve Müdahale Etmeme İddiaları
İnfaz ve koruma memurları bakımından nöbet görevi, kurum güvenliğinin en hassas unsurlarından biridir. Bu nedenle nöbet sırasında uyuma, nöbet yerini terk etme, olaylara müdahalede bulunmama veya güvenlik zafiyetine neden olma iddiaları disiplin hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir. Ancak burada da cezanın hukuka uygunluğu, fiilin somut olarak ispatlanmasına bağlıdır.
Kamera kayıtlarıyla nöbet sırasında uyuduğu açıkça tespit edilen bir personel hakkında disiplin cezası verilmesi mümkün olabilir. Fakat bu durumda dahi cezanın doğru disiplin maddesine dayandırılması, savunma hakkının usulüne uygun tanınması ve tekerrür hükümlerinin şartları oluşmadan ağırlaştırma yapılmaması gerekir. Benzer şekilde kurum çalışanlarına yönelik saldırı veya acil müdahale gerektiren bir olayda, infaz ve koruma memurunun olaydan haberdar olduğu, müdahale edebilecek konumda bulunduğu ve buna rağmen görevini yapmadığı açıkça ortaya konulmuşsa aylıktan kesme cezası hukuka uygun bulunabilir.
Bu tür dosyalarda memurun savunması bakımından olayın gerçekleştiği yer, sesin duyulup duyulamayacağı, nöbet noktasının konumu, memurun görev tanımı, yardım çağrısı yapılıp yapılmadığı, kamera görüntülerinin içeriği ve olayın ani gelişip gelişmediği son derece önemlidir. İnfaz ve koruma memuruna yüklenen görev, sınırsız ve soyut bir sorumluluk olarak yorumlanamaz. Sorumluluk, somut görev yeri ve fiili müdahale imkânı ile birlikte değerlendirilmelidir.
Emsal Kararlar Işığında İnfaz ve Koruma Memuru Disiplin Cezası
Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, E.2020/1697, K.2020/1981, 24.12.2020
Bu kararda, Isparta E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda vekaleten infaz ve koruma başmemuru olarak görev yapan davacı hakkında, 657 sayılı Kanun’un 125/B-a maddesi kapsamında kınama cezası yerine alt ceza uygulanarak uyarma cezası verilmiştir. Uyuşmazlıkta önemli nokta, disiplin cezasına gerekçe yapılan bazı fiiller bakımından soruşturma onayının bulunmaması ve ek soruşturma oluru alınmadan ceza teklif edilmesidir. Konya Bölge İdare Mahkemesi, soruşturma onayı kapsamında yer almayan fiillerin disiplin cezasına esas alınamayacağını kabul ederek ilk derece mahkemesinin iptal kararını bu yönüyle hukuka uygun bulmuştur.
Kararın dikkat çeken diğer yönü, savunma hakkına ilişkindir. İlk derece mahkemesi, soruşturma tamamlandıktan sonra ayrıca savunma alınmadığı gerekçesiyle işlemi hukuka aykırı görmüşse de Bölge İdare Mahkemesi, olayda soruşturmayı yürüten muhakkik tarafından isnat edilen fiiller açıkça belirtilerek ve yasal süre verilerek savunma alındığını, bu nedenle disiplin amiri tarafından ayrıca savunma alınmasının zorunlu olmadığı değerlendirmesini yapmıştır. Bu karar, infaz ve koruma memuru disiplin cezası davalarında savunma hakkı yönünden şekli bir yaklaşım yerine savunma istem yazısının içeriğine ve soruşturma onayının kapsamına bakılması gerektiğini göstermektedir.
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2020/998, K.2020/1558, 24.11.2020
Dalaman Açık Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapan davacı hakkında, başmemur geçerken oturduğu yerden kalkmaması ve sonrasında başmemur hakkında suç duyurusunda bulunması nedeniyle “görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak” fiilinden kınama cezası verilmiştir. İlk derece mahkemesi, davacının eylemlerinin disiplin cezasını gerektirecek mahiyette olmadığını ve suç duyurusunda bulunmanın anayasal başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederek işlemi iptal etmiştir.
İzmir Bölge İdare Mahkemesi, sonuç itibarıyla iptal kararını yerinde bulmuş, ancak gerekçesini soruşturma usulüne dayandırmıştır. Mahkeme, savunmanın tüm deliller toplandıktan ve disipline aykırı fiil somutlaştırıldıktan sonra alınması gerektiğini; olayda ise soruşturmacı atanmasının hemen ardından, tanık ifadeleri tamamlanmadan savunma alındığını belirtmiştir. Bu karar, savunma hakkının yalnızca süre verilmesiyle değil, savunmanın etkili biçimde kullanılabileceği aşamada tanınmasıyla anlam kazanacağını ortaya koymaktadır.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2018/3358, K.2019/592, 22.03.2019
Düzce T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yapan davacı, vardiya istirahatini kullanırken annesinin rahatsızlığı nedeniyle Ankara’ya gitmiş, Ankara’da rahatsızlanması üzerine Gazi Üniversitesi Hastanesinden üç günlük istirahat raporu almış ve raporu aynı gün görev yaptığı kuruma faksla göndermiştir. İdare, raporun memuriyet mahalli dışında ve acil servis dışındaki bir birimden alınmasını gerekçe göstererek davacıya uyarma cezası vermiştir.
Bolu İdare Mahkemesi, davacının vardiya izninde bulunduğu sırada Ankara’da rahatsızlandığını, doktor tarafından rapor verildiğini ve raporun kuruma derhal gönderildiğini belirterek fiilin sübut bulmadığı sonucuna varmış; Ankara Bölge İdare Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddetmiştir. Bu karar, infaz ve koruma memuru disiplin cezası dosyalarında sağlık raporunun somut koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğini, raporun şehir dışından alınmış olmasının her durumda disiplin cezasını haklı kılmayacağını göstermektedir.
Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, E.2020/1168, K.2020/1829, 10.12.2020
Antalya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan infaz koruma memuru hakkında, “görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak” eyleminden dolayı 657 sayılı Kanun’un 125/C maddesi kapsamında 1/8 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir. İlk derece mahkemesi, soruşturma raporundan sonra son savunma alınmadığı gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir.
Konya Bölge İdare Mahkemesi ise soruşturma sırasında isnat edilen fiiller açıkça belirtilerek ve yasal savunma süresi verilerek savunma alınmışsa, soruşturma tamamlandıktan sonra disiplin amiri tarafından ayrıca savunma alınmasının zorunlu olmadığı yönünde değerlendirme yapmıştır. Bununla birlikte Mahkeme, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığın esasını incelemeden yalnızca usul gerekçesiyle karar verdiğini belirterek, iki aşamalı yargısal denetimin sağlanması amacıyla dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu karar, disiplin davalarında yalnızca usul iddiasının değil, fiilin sübutu ve cezanın esas yönünden hukuka uygunluğunun da mutlaka incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2020/1548, K.2020/1627, 26.11.2020
Menemen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan infaz ve koruma memuru hakkında, nöbet sırasında uyuduğu iddiasıyla 657 sayılı Kanun’un 125/A-a maddesi kapsamında uyarma cezası verilmesi gerekirken, tekerrür hükümleri uygulanarak bir derece ağır olan kınama cezası verilmiştir. İlk derece mahkemesi işlemi usul yönünden iptal etmiş, Bölge İdare Mahkemesi ise soruşturma usulüne ilişkin gerekçeyi yerinde görmemiştir. Çünkü olayda nöbet sırasında uyuma fiilinin kamera kayıtları ile tespit edildiği, delillerin toplandığı ve savunmanın alındığı kabul edilmiştir.
Ancak İzmir Bölge İdare Mahkemesi, tekerrür uygulamasını hukuka aykırı bulmuştur. Zira tekerrüre esas alınan önceki disiplin cezası, rapor bitiminde göreve başlamama fiiline ilişkin iken; dava konusu ceza nöbet sırasında uyuma fiiline ilişkindir. Mahkeme, bu iki fiilin aynı veya benzer nitelikte olmadığını belirterek tekerrür şartlarının oluşmadığı sonucuna varmıştır. Bu karar, infaz ve koruma memuru disiplin cezası davalarında tekerrür hükümlerinin otomatik şekilde uygulanamayacağını, önceki fiil ile yeni fiil arasında hukuki benzerlik bulunması gerektiğini göstermektedir.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2018/1423, K.2019/639, 28.03.2019
Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yapan davacı hakkında, kurum çalışanlarına yönelik saldırıya müdahale etmediği gerekçesiyle 657 sayılı Kanun’un 125/C-a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir. İlk derece mahkemesi, olay sırasında bağrışmaların bulunduğunu, bu seslerin civardaki kişilerce duyulduğunu, davacının da olaydan haberdar olduğunun kabul edilebileceğini ve müdahale imkânı olmasına rağmen görevini yerine getirmediğini değerlendirerek davayı reddetmiştir.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi de ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmuştur. Bu karar, infaz ve koruma memurlarının görev mahallinde meydana gelen güvenlik olaylarına karşı duyarsız kalamayacağını, müdahale edebilecek konumda olmalarına rağmen görevlerini yerine getirmemeleri hâlinde aylıktan kesme cezasının hukuka uygun bulunabileceğini göstermektedir. Ancak bu sonuca ulaşılabilmesi için memurun olaydan haberdar olduğu ve müdahale imkânının bulunduğu somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, E.2019/776, K.2019/1424, 20.06.2019
Eskişehir H Tipi Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapan davacı hakkında, hükümlü şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, 657 sayılı Kanun’un 125/C-a maddesi kapsamında aylıktan kesme cezası verilmesi gerekirken alt ceza uygulanarak kınama cezası verilmiştir. İlk derece mahkemesi, kamera görüntü çözüm tutanağı, davacı ve tanık ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının fiillerinin bazı yönleriyle fizik tedavi amacıyla yapılan hareketler, bazı yönleriyle ise şakalaşma niteliğinde olduğunu; bu fiillerin “kasıtlı olarak verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak” kapsamında değerlendirilemeyeceğini kabul etmiştir.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece kararını sonucu itibarıyla hukuka uygun bulmuş; ayrıca savunma hakkı yönünden de önemli değerlendirmelerde bulunmuştur. Mahkeme, soruşturmanın başında, henüz tüm deliller toplanmadan alınan ifadenin savunma yerine geçemeyeceğini; savunma istem yazısında isnat edilen fiillerin ve ihlal edildiği ileri sürülen disiplin kuralının açıkça belirtilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu karar, hem fiilin hukuki nitelendirmesi hem de savunma hakkının zamanlaması bakımından infaz ve koruma memurları için güçlü bir emsal niteliğindedir.
Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, E.2020/1399, K.2020/1705, 18.11.2020
Yalvaç T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan infaz ve koruma memuru hakkında, sağlık raporunu aynı gün personelden sorumlu kurum ikinci müdürüne bildirmediği gerekçesiyle 657 sayılı Kanun’un 125/B-a maddesi kapsamında kınama cezası verilmiştir. İlk derece mahkemesi, davacının rapor aldığını başmemura bildirdiği iddiasının ve ilgili amirlerin ifadelerinin araştırılması gerektiğini belirterek işlemi eksik inceleme ve savunma hakkı yönünden iptal etmiştir.
Konya Bölge İdare Mahkemesi ise personele tebliğ edilen talimatta raporların aynı gün personelden sorumlu müdüre bildirilmesi gerektiğinin açıkça belirtildiğini, davacının bu bildirimi yapmadığının tutanakla tespit edildiğini ve alınmayan ifadelerin sonuca etkili olmayacağını değerlendirerek ilk derece mahkemesinin gerekçesini hukuka uygun bulmamıştır. Ayrıca savunma istem yazısında isnat edilen fiilin açıkça belirtildiği ve yasal süre verildiği kabul edilmiştir. Bu karar, sağlık raporu bildirimine ilişkin dosyalarda talimatın açık olup olmadığının, talimatın personele tebliğ edilip edilmediğinin ve bildirimin kime yapılması gerektiğinin özel önem taşıdığını göstermektedir.





