Yetkiyi Kötüye Kullanma Disiplin Cezası: 7068 Sayılı Kanun 8/6-ç

İçindekiler

Yetkiyi kötüye kullanma disiplin cezası, polis, jandarma ve 7068 sayılı Kanun kapsamındaki diğer genel kolluk personeli bakımından meslek hayatını doğrudan etkileyebilecek en ağır disiplin yaptırımlarından biridir. Personelin sahip olduğu yetkiyi veya görevinden kaynaklanan nüfuzunu kendisine ya da başka bir kişiye çıkar sağlamak amacıyla kullanması yahut kin, dostluk ve benzeri kişisel nedenlerle görev yetkisini amacı dışında işletmesi, şartlarının oluşması halinde meslekten çıkarma cezasına neden olabilir.

7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanunun 8. maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında;

“Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak.”

fiiline yer verilmiştir.

Hükmün uygulanmasında yalnızca personelin yaptığı işlemin yanlış veya hukuka aykırı olması yeterli değildir. Disiplinsizliğin oluşabilmesi bakımından personelin sahip olduğu yetki veya nüfuz ile gerçekleştirdiği davranış arasında bağlantı bulunması ve bu yetkinin çıkar sağlama, kin, dostluk veya bunlara benzer kişisel bir amaç doğrultusunda kötüye kullanıldığının ortaya konulması gerekir.

Dolayısıyla bir polis veya jandarma personelinin her hatalı işlemi, her yetki aşımı veya her usule aykırı davranışı doğrudan 7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesi kapsamında değerlendirilmemelidir. Meslekten çıkarma gibi ağır bir yaptırım uygulanabilmesi için somut olayın kanunda tarif edilen disiplin fiilinin unsurlarıyla örtüşmesi gerekir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma Disiplin Cezası Nedir?

7068 sayılı Kanun bakımından yetkiyi veya nüfuzu kötüye kullanmanın yaptırımı meslekten çıkarma cezasıdır. Meslekten çıkarma; personelin emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılması anlamına gelir.

Bu nedenle söz konusu disiplin fiilinin hukuki sonuçları uyarma, kınama veya aylıktan kesme cezalarıyla karşılaştırılamayacak ölçüde ağırdır. Personelin meslek statüsünü sona erdiren bir sonuç ortaya çıkmaktadır.

Ancak yaptırımın ağır olması, yalnızca “yetkisini kötüye kullandı” şeklindeki genel bir isnadın yeterli olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, isnadın açık biçimde somutlaştırılması gerekir.

Personelin hangi yetkiye sahip olduğu, bu yetkiyi hangi işlem veya davranışla kullandığı, kimin lehine veya aleyhine sonuç doğurduğu ve davranışın hangi kişisel amaçla gerçekleştirildiği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

7068 Sayılı Kanun 8/6-ç Maddesinin Unsurları Nelerdir?

Kanun hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle personelin görevi nedeniyle sahip olduğu bir yetki veya nüfuz bulunmalıdır. İkinci olarak bu yetki veya nüfuzun olağan ve hukuka uygun kullanım sınırları dışına çıkılarak kötüye kullanılması gerekir. Üçüncü ve en önemli husus ise kötüye kullanımın kanunda belirtilen özel amaçlardan biriyle gerçekleştirilmesidir.

Bu amaçlardan ilki personelin kendisine çıkar sağlamasıdır. İkincisi başka bir kişiye çıkar sağlamaktır. Bunun dışında kin, dostluk veya bunlara benzer kişisel nedenlerle hareket edilmesi de hüküm kapsamındadır.

Dolayısıyla disiplin makamının yalnızca bir işlemin hatalı olduğunu göstermesi yeterli değildir. Hatalı veya hukuka aykırı işlem ile personelin çıkar sağlama, kin veya dostluk nedeniyle hareket etmesi arasında bağlantı kurulmalıdır.

Örneğin personelin yoğun iş yükü nedeniyle yaptığı maddi hata ile arkadaşına ayrıcalık sağlamak için bilerek yaptığı işlem aynı hukuki nitelikte değildir.

İlk durumda ihmal, dikkatsizlik veya başka bir disiplin fiili gündeme gelebilecekken ikinci durumda olayın özelliklerine göre 8/6-ç maddesi kapsamında meslekten çıkarma cezası tartışılabilir.

Yetki ile Nüfuz Arasındaki Fark Nedir?

Kanun koyucunun yalnızca “yetki” kelimesini değil, “yetki veya nüfuz” ifadesini kullanması önemlidir.

Yetki, personelin mevzuattan, görevinden veya kurum içerisindeki konumundan kaynaklanan hukuki işlem yapabilme gücünü ifade eder. Örneğin belirli bir kaydı sorgulama, işlem tesis etme, tutanak düzenleme, denetim gerçekleştirme veya görev kapsamında belirli kararları alma imkânı hukuki yetki olarak değerlendirilebilir.

Nüfuz ise daha geniş bir kavramdır. Personelin sahip olduğu unvan, rütbe, görev yeri, mesleki bağlantıları veya kurum içerisindeki konumu nedeniyle başka kişiler üzerinde oluşturabildiği etkiyi ifade edebilir.

Bu nedenle personelin işlemi bizzat yapma yetkisinin bulunmaması her durumda 8/6-ç maddesinin uygulanamayacağı anlamına gelmez. Görevinden kaynaklanan etkisini veya konumunu kullanarak başka bir kişiye işlem yaptırması da somut olayın şartlarına göre nüfuzun kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilebilir.

Kendisine Çıkar Sağlamak Amacıyla Yetkiyi Kötüye Kullanmak

Maddenin en açık uygulama alanlarından biri, personelin görev yetkisini kendi yararına kullanmasıdır.

Buradaki çıkar kavramı yalnızca doğrudan para alınması şeklinde düşünülmemelidir. Somut olayın niteliğine göre personelin kendisi için ekonomik, kişisel veya başka türden hukuka aykırı bir avantaj elde etmeye çalışması söz konusu olabilir.

Ancak personelin gerçekten bir çıkar amacıyla hareket ettiğinin ortaya konulması gerekir.

Örneğin görev yetkisi kullanılarak kişinin kendisine uygulanması gereken bir işlemin engellenmesi, kendisine ait bir konuda ayrıcalık elde edilmesi veya görev nedeniyle sahip olunan bilgilerin kişisel yarar elde etmek için kullanılması olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.

Burada esas mesele, personelin kamu hizmeti amacıyla kendisine verilmiş olan yetkiyi kişisel yararına dönüştürmesidir.

Başkasına Çıkar Sağlamak Amacıyla Yetkiyi Kötüye Kullanmak

7068 sayılı Kanun yalnızca personelin kendisine çıkar sağlamasını yaptırıma bağlamamıştır. Başka bir kişiye çıkar sağlamak amacıyla yetkinin veya nüfuzun kötüye kullanılması da aynı disiplin hükmü kapsamındadır.

Çıkar sağlanan kişinin akraba, arkadaş, eş, tanıdık veya personelle herhangi bir bağlantısı bulunan kişi olması mümkündür. Ancak maddenin uygulanabilmesi için personel ile çıkar sağlanan kişi arasında mutlaka belirli bir akrabalık veya yakınlık bulunması gerekmez.

Önemli olan, kamu görevinin gerektirdiği tarafsızlık ilkesinin dışına çıkılarak bir kişiye hak etmediği avantajın sağlanması veya sağlanmaya çalışılmasıdır.

Örneğin normal şartlarda uygulanması gereken bir idari işlemin tanıdık lehine yapılmaması, kişinin işinin mevzuata aykırı biçimde hızlandırılması, hukuken yararlanamayacağı bir imkândan faydalandırılması veya görev yetkisinin bir kişiyi avantajlı duruma getirmek için kullanılması somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye konu olabilir.

Çıkar Sağlanması İçin Mutlaka Para Alınması Gerekir mi?

Yetkiyi kötüye kullanma disiplin cezası bakımından en çok karıştırılan konulardan biri budur.

Kanun hükmünde yalnızca “para almak” veya “maddi menfaat sağlamak” ifadelerine yer verilmemiş, daha geniş şekilde “çıkar sağlamak” kavramı kullanılmıştır.

Bu nedenle çıkarın mutlaka personelin banka hesabına para yatırılması veya elden para verilmesi şeklinde gerçekleşmesi gerektiği söylenemez.

Bununla birlikte disiplin cezasının ağırlığı dikkate alındığında, çıkar iddiasının soyut biçimde ileri sürülmesi de yeterli değildir.

“Personel arkadaşını kayırmıştır” veya “bir kişiye menfaat sağlamıştır” şeklindeki değerlendirmelerin hangi somut işlem ve delillere dayandığı açıklanmalıdır.

Çıkarın ne olduğu, kime sağlandığı ve yetkinin bu çıkarın sağlanmasında nasıl kullanıldığı ortaya konulmalıdır.

Çıkarın Fiilen Elde Edilmesi Şart mıdır?

Somut olayın hukuki niteliği bakımından personelin davranışı ve amacı birlikte değerlendirilmelidir. Kanun hükmü “çıkar sağlamak amacıyla” ifadesini kullandığından, soruşturmanın yalnızca nihai sonuca değil personelin yetkiyi hangi amaç doğrultusunda kullandığına da yoğunlaşması gerekir.

Bununla birlikte çıkarın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, personelin amacı bakımından önemli bir delil oluşturabilir.

Örneğin çıkar sağlandığı iddia edilen kişinin gerçekten avantaj elde edip etmediği, işlemin tamamlanıp tamamlanmadığı ve personelin bu süreçte hangi işlemleri gerçekleştirdiği birlikte değerlendirilmelidir.

Meslekten çıkarma cezası uygulanırken varsayımsal veya ihtimale dayalı değerlendirmeler yerine somut olay üzerinden hareket edilmesi gerekir.

Kin Nedeniyle Yetkiyi Kötüye Kullanmak Ne Demektir?

7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesi yalnızca çıkar sağlamayı değil, kin nedeniyle yetki veya nüfuzun kötüye kullanılmasını da meslekten çıkarma sebebi olarak kabul etmektedir.

Burada personelin bir kişiye karşı duyduğu kişisel husumet, öfke veya geçmişten kaynaklanan olumsuz ilişki nedeniyle kamu gücünü objektif hizmet amacı dışında kullanması söz konusu olabilir.

Örneğin kişisel husumet duyulan bir kişinin özellikle hedef alınması, normalde yapılmayacak işlemlerin yalnızca bu kişiye yönelik gerçekleştirilmesi veya görev yetkisinin kişisel intikam aracı hâline getirilmesi olayın şartlarına göre kin nedeniyle yetkiyi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak soruşturma makamı yine kişisel husumetin varlığını ve bunun işlem üzerindeki etkisini ortaya koymalıdır.

Personel ile işlem yapılan kişi arasında geçmişte bir tartışmanın bulunması tek başına bütün sonraki işlemlerin kin nedeniyle yapıldığını göstermez.

İşlemin objektif bir hukuki sebebi bulunuyorsa bu husus da değerlendirilmelidir.

Dostluk Nedeniyle Yetkiyi Kötüye Kullanmak Ne Demektir?

Dostluk nedeniyle yetkiyi kötüye kullanma, personelin görevini yerine getirirken tarafsız davranması gerekirken arkadaşlık veya yakınlık ilişkisi nedeniyle bir kişiyi kayırması şeklinde ortaya çıkabilir.

Burada hukuken yapılması gereken bir işlemin yapılmaması, yapılmaması gereken bir işlemin gerçekleştirilmesi veya kişiye özel kolaylık sağlanması gündeme gelebilir.

Ancak kişinin personelin arkadaşı veya tanıdığı olması tek başına meslekten çıkarma cezası için yeterli değildir.

Arkadaşlık ilişkisi ile gerçekleştirilen işlem arasında bağlantı kurulmalıdır.

Başka bir ifadeyle idare yalnızca “bu kişiler birbirini tanıyor” sonucundan hareket ederek dostluk nedeniyle nüfuzun kötüye kullanıldığı sonucuna ulaşmamalıdır. Personelin görevin gerektirdiği objektiflikten hangi işlemle ayrıldığı ve arkadaşına ne şekilde avantaj sağladığı ortaya konulmalıdır.

Akrabayı veya Arkadaşı Kayırmak Meslekten Çıkarma Sebebi Olabilir mi?

Polis veya jandarma personelinin görev yetkisini kullanarak akrabasına, arkadaşına veya yakınlık duyduğu başka bir kişiye hukuka aykırı avantaj sağlaması halinde 7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesi gündeme gelebilir.

Ancak yakınlık ilişkisi tek başına yeterli değildir.

Örneğin personelin bir akrabası hakkında görev gereği işlem yapması, işlemin hukuka uygun olması halinde doğrudan disiplin suçu oluşturmaz.

Sorun, yakınlığın kamu görevinin tarafsız biçimde yerine getirilmesini etkilemesi hâlinde ortaya çıkar.

Bu nedenle disiplin soruşturmasında iki ayrı husus değerlendirilmelidir: Personel ile üçüncü kişi arasındaki ilişki nedir ve bu ilişki kamu yetkisinin kullanılmasını gerçekten etkilemiş midir?

Her Usulsüz İşlem Yetkiyi Kötüye Kullanma Sayılır mı?

Her usulsüz işlem 7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesi kapsamında değildir.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Kamu görevlileri görevlerini yerine getirirken değerlendirme hatası yapabilir, mevzuatı yanlış yorumlayabilir, maddi hata gerçekleştirebilir veya ihmali davranışta bulunabilir. Bu davranışların başka disiplin hükümleri bakımından sonuç doğurması mümkün olmakla birlikte, her hatanın meslekten çıkarma yaptırımı gerektiren özel amaçlı yetki kötüye kullanımı olarak değerlendirilmesi doğru değildir.

8/6-ç hükmünün ayırt edici unsuru, yetki veya nüfuzun çıkar sağlama, kin, dostluk veya benzeri kişisel nedenlerle kötüye kullanılmasıdır.

Dolayısıyla soruşturmanın yalnızca “işlem hukuka aykırı mı?” sorusuna cevap vermesi yeterli değildir.

Ayrıca “personel bu işlemi neden yaptı?” sorusunun da delillerle cevaplandırılması gerekir.

Görevde Yapılan Her Hata Meslekten Çıkarma Cezasına Neden Olur mu?

Görev sırasında yapılan her hata meslekten çıkarma cezası doğurmaz.

7068 sayılı Kanunda çok sayıda farklı disiplin fiili ve bunlara karşılık gelen uyarma, kınama, aylıktan kesme, kısa süreli durdurma, uzun süreli durdurma ve meslekten çıkarma cezaları bulunmaktadır.

Personelin kusurlu davranışının hangi disiplin hükmüne karşılık geldiği ayrı ayrı belirlenmelidir.

Örneğin görevde savsaklama ile kişisel çıkar elde etmek amacıyla yetki kullanılması aynı hukuki nitelikte değildir.

Bu nedenle soruşturma makamının eylemi doğru biçimde vasıflandırması büyük önem taşır.

Yetkinin Kötüye Kullanıldığı Nasıl İspatlanır?

Yetkiyi kötüye kullanma disiplin cezasında deliller somut olayın özelliklerine göre değişebilir.

Kurum kayıtları, elektronik sistem logları, işlem kayıtları, görev belgeleri, kamera görüntüleri, yazışmalar, mesajlaşmalar, banka hareketleri, tanık ifadeleri, telefon görüşmeleri, görevlendirme belgeleri ve diğer bilgi ve belgeler değerlendirmeye alınabilir.

Ancak yalnızca delil bulunması yeterli değildir. Delilin isnat edilen personelle fiil arasında bağlantı kurması gerekir.

Örneğin elektronik sistemde hukuka aykırı bir işlem yapılmış olması, sistemin birden fazla personel tarafından kullanılabildiği bir ortamda tek başına işlemi belirli kişinin gerçekleştirdiğini göstermeyebilir.

Aynı şekilde personelin çıkar sağladığı ileri sürülen kişiyle telefon görüşmesi yapmış olması da tek başına yetki kötüye kullanımını kanıtlamaz.

Delillerin olayın bütününü açıklayacak şekilde birbirleriyle değerlendirilmesi gerekir.

Elektronik Sistem ve POLNET Kayıtları Disiplin Soruşturmasında Önemli midir?

Polis ve jandarma personelinin görevlerinde çok sayıda elektronik sistem kullanılması nedeniyle sistem logları, kullanıcı kayıtları ve sorgu geçmişleri disiplin soruşturmalarında önemli hâle gelebilir.

Ancak elektronik kayıtların yorumlanmasında yalnızca kullanıcı adı veya şifre bilgisine bakılması her zaman yeterli olmayabilir.

Sisteme kimin erişebildiği, oturumun açık bırakılıp bırakılmadığı, işlemin hangi bilgisayardan yapıldığı, zaman kayıtları, görev durumu ve diğer teknik veriler birlikte incelenmelidir.

Meslekten çıkarma gibi ağır bir yaptırım söz konusu olduğunda işlemin personele aidiyetinin açık biçimde belirlenmesi gerekir.

Başkasının Şifresini Kullanarak İşlem Yapmak Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Başkasına ait kurumsal şifrenin kullanılması tek başına somut olayın bütün hukuki nitelendirmesini belirlemez. Bununla birlikte yetkisiz erişim veya başkasının hesabı üzerinden işlem gerçekleştirilmesi ciddi bir disiplin sorunu oluşturabilir.

7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesinin uygulanabilmesi için ayrıca söz konusu işlemin kendisine veya başkasına çıkar sağlama yahut kin, dostluk gibi kişisel nedenlerle gerçekleştirildiğinin ortaya konulması gerekir.

Bu nedenle yalnızca şifre kullanımı değil, yapılan işlemin amacı ve sonucu da değerlendirilmelidir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma ile Görevi Kötüye Kullanma Aynı Şey midir?

Disiplin hukukundaki “yetki veya nüfuzu kötüye kullanma” ile Türk Ceza Kanununda düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu aynı hukuki kavram değildir.

Birisi disiplin hukukuna ilişkin meslekî yaptırımın dayanağı iken diğeri ceza hukuku kapsamında değerlendirilir.

Aynı olay hem disiplin soruşturmasına hem de ceza soruşturmasına konu olabilir. Ancak her iki süreç kendi hukuki şartları içerisinde değerlendirilir.

Bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülmesi, tek başına personelin 7068 sayılı Kanun kapsamında meslekten çıkarılması gerektiğini göstermez.

Aynı şekilde ceza soruşturmasının bulunmaması da disiplin soruşturmasının yapılamayacağı anlamına gelmez.

Ceza Davasında Beraat Edilirse Disiplin Cezası da Kalkar mı?

7068 sayılı Kanuna göre disiplin soruşturması ile adli soruşturma veya kovuşturma birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle ceza mahkemesinde beraat kararı verilmesi her durumda disiplin cezasının kendiliğinden ortadan kalkması sonucunu doğurmaz.

Ancak beraat kararının gerekçesi önemlidir.

Ceza mahkemesi maddi olayın gerçekleşmediğini veya fiilin personel tarafından işlenmediğini kesin biçimde ortaya koymuşsa, aynı maddi olguya dayalı disiplin işleminin hukuki değerlendirmesinde bu tespit önem kazanabilir.

Buna karşılık ceza hukukuna özgü nedenlerle verilen beraat kararı ile disiplin hukukundaki sorumluluk değerlendirmesi aynı sonucu doğurmayabilir.

Bu nedenle beraat kararının yalnızca sonuç kısmına değil gerekçesine de bakılması gerekir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma ile Rüşvet Aynı Şey midir?

Rüşvet iddiası ile 7068 sayılı Kanunda düzenlenen yetki veya nüfuzu kötüye kullanma fiili hukuken aynı kavram değildir.

Rüşvet Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrıca suç olarak düzenlenmiştir. Yetkiyi kötüye kullanma disiplin fiili ise daha geniş bir çerçeveye sahip olabilir.

Personelin para karşılığında görev yetkisini kullanması halinde ceza hukuku ve disiplin hukuku bakımından birden fazla değerlendirme gündeme gelebilir.

Ancak disiplin makamı yalnızca “rüşvet aldığı iddia edilmiştir” şeklindeki soyut isnatla yetinmemeli; disiplin fiilinin gerçekleştiğini destekleyen delilleri değerlendirmelidir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma ile Hediye Alma Aynı Disiplin Fiili midir?

7068 sayılı Kanunda astlardan veya iş sahiplerinden hediye ya da borç alma ayrıca disiplin yaptırımına bağlanmıştır.

Bu nedenle her hediye veya borç alma olayı doğrudan 8/6-ç kapsamında değerlendirilmez.

Bununla birlikte hediye veya menfaat ilişkisi personelin görev yetkisini belirli kişinin yararına kullanmasına dönüşmüşse somut olay farklı disiplin hükümleri açısından ayrıca incelenebilir.

Disiplin hukukunda fiilin doğru maddeden nitelendirilmesi son derece önemlidir.

Kin veya Dostluk Unsuru Nasıl İspatlanabilir?

Kin veya dostluk çoğu zaman doğrudan bir belge ile ispatlanabilen maddi olgular değildir. Bu nedenle olayın bütününden hareket edilmesi gerekir.

Personelin taraflarla önceki ilişkileri, mesajlaşmalar, ifadeler, olaydan önce veya sonra gerçekleştirilen davranışlar, benzer durumdaki kişilere yapılan işlemler ve işlemin objektif hukuki gerekçesinin bulunup bulunmadığı değerlendirmede önem taşıyabilir.

Örneğin aynı durumda bulunan bütün kişiler hakkında aynı işlem yapılırken yalnızca bir arkadaş lehine farklı davranılması, dostluk unsurunun değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Ancak sonuç yalnızca varsayıma dayandırılmamalıdır.

Yetkiyi Kötüye Kullanma İsnadında Kasıt Önemli midir?

Bu disiplin fiilinin yapısı itibarıyla personelin amacı son derece önemlidir.

Kanun doğrudan “çıkar sağlamak amacıyla” ve “kin ve dostluk gibi nedenlerle” ifadelerini kullanmaktadır. Bu nedenle personelin davranışının ardındaki amaç araştırılmadan yalnızca işlemin sonucuna bakılması yeterli değildir.

Yanlışlıkla yapılan işlem ile bilinçli biçimde arkadaş lehine yapılan işlem aynı değildir.

Bu nedenle savunmada personelin kastı, olayın meydana geliş biçimi ve işlem yapılırken sahip olunan bilgi özellikle açıklanmalıdır.

Disiplin Soruşturmasında Savunma Nasıl Hazırlanmalıdır?

Yetkiyi kötüye kullanma disiplin cezası bakımından savunma hazırlanırken öncelikle isnadın hangi davranışa dayandığı belirlenmelidir.

Soruşturma raporunda “yetkisini kötüye kullandı” şeklindeki hukuki nitelendirmeyle yetinilmemeli; hangi yetkinin, hangi işlemde ve kimin yararına veya zararına kullanıldığı tespit edilmelidir.

Ardından çıkar, kin veya dostluk amacı bulunduğuna ilişkin deliller değerlendirilmelidir.

Personelin işlem için objektif ve görevle bağlantılı başka bir sebebi varsa bunun açıklanması önemlidir.

İşlemin elektronik kaydı bulunuyorsa aidiyet, tarih, saat ve erişim imkanları incelenmelidir. Tanık beyanları bulunuyorsa tanığın doğrudan görgüsü ile yorumları birbirinden ayrılmalıdır.

Savunma yalnızca “suçlamaları kabul etmiyorum” şeklinde kısa bir açıklamayla sınırlı tutulmamalıdır.

Meslekten Çıkarma Soruşturmasında Dosyayı İnceleme Hakkı Var mıdır?

Hakkında meslekten çıkarma cezası istenen personel bakımından savunma hakkı geniş biçimde korunmaktadır.

Personelin soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü ya da yazılı savunma yapma hakkı bulunmaktadır.

Bu nedenle soruşturmanın hangi delillere dayandığı görülmeden kapsamlı savunma hazırlanması çoğu durumda sağlıklı olmayacaktır.

Özellikle çıkar ilişkisi, elektronik sistem kullanımı veya kişisel yakınlık iddialarında soruşturma dosyasındaki belgelerin tamamının birlikte incelenmesi önemlidir.

Savunma İçin Kaç Gün Süre Verilir?

7068 sayılı Kanun kapsamında savunma için personele verilen süre yedi günden az olamaz.

Personelin bu süre içerisinde savunma yapmaması durumunda savunma hakkından vazgeçmiş sayılması söz konusu olabilir.

Meslekten çıkarma ihtimali bulunan soruşturmalarda sürenin dikkatle takip edilmesi ve dosyanın mümkün olduğunca erken incelenmesi gerekir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı Ne Kadardır?

Meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller yönünden, fiilin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanmaması halinde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması gündeme gelir.

Bunun yanında disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmemesi halinde de zamanaşımı söz konusu olabilir.

Bu nedenle dosyada olay tarihi, öğrenme tarihi, soruşturma onayı ve disiplin kararının tarihi ayrı ayrı incelenmelidir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma Nedeniyle Meslekten Çıkarma Cezasına Dava Açılabilir mi?

Yetkiyi kötüye kullanma disiplin cezası sonucunda verilen meslekten çıkarma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılması mümkündür.

Açılacak davada yalnızca olayın meydana gelip gelmediği değil, fiilin 7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesi kapsamında doğru nitelendirilip nitelendirilmediği de incelenebilir.

Personelin yetkisi, işlemin amacı, çıkarın varlığı, kişisel ilişkinin etkisi, delillerin yeterliliği, soruşturma usulü ve savunma hakkına uyulup uyulmadığı uyuşmazlığın önemli başlıkları arasında yer alabilir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma Cezası Mahkemede İptal Edilebilir mi?

Meslekten çıkarma işleminin dayandığı fiil yeterli ve somut delille ortaya konulamamışsa, personelin davranışı yanlış disiplin maddesi kapsamında değerlendirilmişse veya soruşturmada hukuka aykırılık bulunuyorsa idari işlemin iptali gündeme gelebilir.

Özellikle isnat edilen işlemin personel tarafından gerçekleştirildiği kesin biçimde belirlenemiyorsa veya çıkar, kin ya da dostluk amacı yalnızca varsayıma dayanıyorsa bu hususlar yargısal denetim bakımından önem taşır.

Her dosyanın kendi delilleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden yalnızca benzer başka bir olayda verilen karardan hareket edilerek kesin sonuç çıkarılması doğru değildir.

Meslekten Çıkarma Kararı İptal Edilirse Göreve Dönülebilir mi?

Meslekten çıkarma işleminin mahkeme tarafından iptal edilmesi halinde idarenin yargı kararının gereğini yerine getirmesi gerekir.

Personelin statüsünün yeniden tesisi ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal ve özlük haklarının durumu, açılan davadaki talepler ve mahkeme kararının kapsamına göre değerlendirilir.

Bu nedenle meslekten çıkarma işlemine karşı açılan davada yalnızca işlemin iptali değil, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklar da önem taşır.

Geçmiş Disiplin Durumu İyi Olan Personele Daha Hafif Ceza Verilebilir mi?

7068 sayılı Kanunda kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel hakkında verilecek cezalarda bir derece hafif olan cezanın uygulanabilmesine imkân tanınmıştır.

Bu hükmün uygulanması otomatik değildir. Somut olayda personelin geçmiş hizmet durumu ve diğer şartların değerlendirilmesi gerekir.

Ancak savunmanın yalnızca daha hafif ceza talebi üzerine kurulması doğru değildir.

Öncelikle 8/6-ç maddesinin unsurlarının gerçekten oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir. Fiil oluşmamışsa mesele cezanın hafifletilmesi değil, disiplin cezasının hukuki dayanağının bulunup bulunmadığıdır.

Yetkiyi Kötüye Kullanma Disiplin Cezası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Polis Yetkisini Kötüye Kullanırsa Meslekten Atılır mı?

Polis memurunun yetkisini veya nüfuzunu kendisine ya da başka bir kişiye çıkar sağlamak amacıyla veya kin, dostluk gibi kişisel nedenlerle kötüye kullandığının tespit edilmesi halinde 7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesi kapsamında meslekten çıkarma cezası gündeme gelebilir. Ancak her hatalı veya usulsüz işlem bu madde kapsamında değildir. Yetkinin kötüye kullanıldığı ve kanunda belirtilen kişisel amacın bulunduğu somut olay üzerinden ortaya konulmalıdır.

Jandarma Personelinin Yetkisini Kötüye Kullanmasının Cezası Nedir?

7068 sayılı Kanun kapsamındaki jandarma personelinin yetkisini veya nüfuzunu kendisine ya da başkasına çıkar sağlamak veya kin ve dostluk gibi kişisel nedenlerle kötüye kullanması meslekten çıkarma cezasına neden olabilir. Personelin statüsü, işlemin niteliği ve somut olayın kanunda belirtilen unsurları taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Arkadaşa Yardım Etmek Yetkiyi Kötüye Kullanma Sayılır mı?

Arkadaşa yapılan her yardım disiplin suçu oluşturmaz. Sorun, kamu görevi nedeniyle sahip olunan yetki veya nüfuzun arkadaş lehine hukuka aykırı biçimde kullanılması halinde ortaya çıkar. Kişinin normal şartlarda elde edemeyeceği bir avantajın yalnızca arkadaşlık ilişkisi nedeniyle sağlanması, olayın özelliklerine göre 8/6-ç kapsamında değerlendirilebilir.

Akrabanın İşini Hızlandırmak Meslekten Çıkarma Sebebi Olabilir mi?

Personelin görev yetkisini kullanarak akrabasına diğer kişilerden farklı ve hukuka aykırı bir ayrıcalık sağlaması halinde yetkiyi kötüye kullanma disiplinsizliği gündeme gelebilir. Bununla birlikte işlemin gerçekten mevzuata aykırı olup olmadığı, personelin süreçteki yetkisi ve yakınlık nedeniyle özel bir avantaj sağlanıp sağlanmadığı araştırılmalıdır.

Personel Para Almamışsa Yetkiyi Kötüye Kullanma Cezası Verilebilir mi?

Kanun yalnızca para alınmasını değil, çıkar sağlamak amacıyla yetki veya nüfuzun kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlamaktadır. Bu nedenle para hareketinin bulunmaması tek başına fiilin oluşmayacağını göstermez. Ancak hangi çıkarın sağlandığının somutlaştırılması gerekir.

Bir Başkasına Menfaat Sağlamak Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Görev yetkisi veya nüfuz kullanılarak başka bir kişiye hukuka aykırı çıkar sağlanması 7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesi kapsamında meslekten çıkarma yaptırımına neden olabilir. Çıkarın ne olduğu, personelin bu çıkarın sağlanmasındaki rolü ve hareketin bilinçli biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği soruşturma kapsamında ortaya konulmalıdır.

Kişisel Husumet Nedeniyle İşlem Yapmak Meslekten Çıkarma Sebebi midir?

Personelin kamu gücünü kişisel husumet veya kin nedeniyle kullanması, hükümde açıkça belirtilen durumlardan biridir. Bununla birlikte personelle işlem yapılan kişi arasında geçmişte anlaşmazlık bulunması tek başına yeterli değildir. İşlemin gerçekten kin veya kişisel husumetten kaynaklandığını gösteren somut olguların bulunması gerekir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma İçin Şikâyetçi Olması Gerekir mi?

Disiplin soruşturması yapılabilmesi her durumda bir kişinin resmi şikâyetine bağlı değildir. Disiplin amirinin disiplinsizlik teşkil edebilecek davranışı herhangi bir şekilde öğrenmesi üzerine soruşturma süreci başlayabilir. Önemli olan soruşturmanın mevzuata uygun şekilde yürütülmesi ve fiilin yeterli delillerle ortaya konulmasıdır.

Tanık Beyanı Tek Başına Meslekten Çıkarma İçin Yeterli midir?

Tanık beyanlarının delil değeri olayın niteliğine, tanığın olayı doğrudan görüp görmediğine, anlatımın tutarlılığına ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediğine göre değerlendirilir. Meslekten çıkarma gibi ağır bir yaptırımda yalnızca yorum niteliğindeki soyut beyanlarla değil, isnat edilen davranışı somutlaştıran bilgi ve belgelerle hareket edilmesi gerekir.

WhatsApp Mesajları Yetkiyi Kötüye Kullanmanın Delili Olabilir mi?

Mesajlaşmalar personelin amacı, çıkar ilişkisi veya taraflar arasındaki yakınlığın ortaya konulması bakımından değerlendirmeye konu olabilir. Ancak mesajların aidiyeti, konuşmanın tamamı ve bağlamı önem taşır. Tek bir mesajın konuşmanın geri kalanından koparılarak değerlendirilmesi olayın yanlış yorumlanmasına yol açabilir.

POLNET Sorgusu Yapmak Yetkiyi Kötüye Kullanma Sayılır mı?

Görev gereği yapılan hukuka uygun POLNET sorguları disiplin suçu oluşturmaz. Yetkisiz veya görevle ilgisiz sorgular ise olayın niteliğine göre farklı disiplin hükümlerinin uygulanmasına neden olabilir. 8/6-ç maddesinin uygulanabilmesi bakımından sorgunun çıkar sağlamak veya kin, dostluk gibi kişisel nedenlerle yapılıp yapılmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma Nedeniyle Ceza Davası Açılması Şart mıdır?

Disiplin sorumluluğunun doğması için mutlaka ceza davası açılması gerekmez. 7068 sayılı Kanun, disiplin soruşturması ile adli soruşturma ve kovuşturmanın birbirinden bağımsız yürütülebileceğini kabul etmektedir. Bununla birlikte aynı maddi olaya ilişkin ceza dosyasındaki deliller ve mahkeme tespitleri disiplin uyuşmazlığında önem taşıyabilir.

Beraat Eden Polis Meslekten Çıkarılabilir mi?

Ceza yargılamasında beraat kararı verilmesi disiplin cezasını her durumda kendiliğinden engellemez. Ancak beraat kararının gerekçesi önemlidir. Fiilin gerçekleşmediğinin veya ilgili personel tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespit edildiği durumlarla, ceza hukuku bakımından yeterli mahkûmiyet delili bulunmadığı durumlar birbirinden farklı değerlendirilmelidir.

Meslekten Çıkarma Kararına Karşı Kaç Gün İçinde Dava Açılır?

Kesinleşen disiplin cezasına karşı dava açma süresi kararın personele tebliğiyle bağlantılı olarak değerlendirilir. İdari yargıda özel bir süre öngörülmeyen işlemler bakımından genel dava açma süresi kural olarak altmış gündür. Ancak kesinleşme ve tebliğ tarihinin somut dosya üzerinden kontrol edilmesi gerekir.

Meslekten Çıkarma Davasında Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?

Meslekten çıkarma işleminin iptali istemiyle açılan davada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen şartların bulunması halinde yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Mahkeme bu talebi dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olup olmadığı ve işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğup doğmayacağı yönlerinden değerlendirir.

Yetkiyi Kötüye Kullanma Nedeniyle Meslekten Çıkarma Cezasında Avukatla Savunma Yapılabilir mi?

Hakkında meslekten çıkarma cezası istenen personel, disiplin kurulunda kendisi veya vekili vasıtasıyla sözlü veya yazılı savunma yapabilir. Ayrıca soruşturma evrakını inceleme ve tanık dinletme hakkı bulunmaktadır. Özellikle meslekten çıkarma ihtimali bulunan soruşturmalarda isnadın ve delillerin tamamının birlikte değerlendirilmesi savunmanın etkili hazırlanması açısından önemlidir.

Sonuç

Yetkiyi kötüye kullanma disiplin cezası, 7068 sayılı Kanun kapsamında polis, jandarma ve diğer genel kolluk personeli bakımından meslekten çıkarma sonucunu doğurabilecek ağır bir disiplin yaptırımıdır. Ancak bu hükmün uygulanabilmesi için yalnızca personelin hatalı veya hukuka aykırı bir işlem gerçekleştirdiğinin ileri sürülmesi yeterli değildir.

Personelin hangi yetki veya nüfuza sahip olduğu, bu yetkiyi hangi işlemle kötüye kullandığı, kendisine veya başka bir kişiye ne şekilde çıkar sağlandığı yahut kin, dostluk veya benzeri hangi kişisel nedenle hareket edildiği somutlaştırılmalıdır.

Özellikle çıkar sağlama amacının veya kişisel saikin varsayıma dayanması, yapılan işlemin personele aidiyetinin kesin olarak belirlenememesi, elektronik kayıtların birden fazla ihtimale açık olması veya soruşturmanın yalnızca soyut tanık anlatımlarına dayanması meslekten çıkarma işleminin hukuka uygunluğu bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesinin uygulanmasında asıl mesele yalnızca “personel yetkisini yanlış kullandı mı?” sorusu değildir. Esas olarak “personel sahip olduğu yetki veya nüfuzu kendisine ya da başkasına çıkar sağlamak yahut kin, dostluk veya benzeri kişisel bir amaçla mı kullandı?” sorusuna somut ve hukuken yeterli bir cevap verilmesi gerekir.

Bu nedenle yetkiyi kötüye kullanma nedeniyle yürütülen disiplin soruşturmalarında fiilin doğru nitelendirilmesi, çıkar veya kişisel amaç unsurunun ispatlanması, delillerin personele özgülenmesi ve savunma hakkının etkin biçimde kullandırılması meslekten çıkarma işleminin hukuka uygunluğu bakımından belirleyici olacaktır.

Osman Düz

Avukat

Avukat Osman DÜZ, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden “onur öğrencisi” derecesiyle mezun olmuştur. Öğrencilik sürecinde Adalet Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi iş birliği ile yürütülen hukuk kliniklerine katılarak “insan hakları” konusunda çalışmalar yapmış; dahil olduğu eğitimlerle bilişim hukuku ve rekabet hukuku alanlarına odaklanmıştır.