Polis, jandarma ve sahil güvenlik personelinin amirleri, üstleri veya mesai arkadaşları hakkında şikâyette bulunması, belirli şartlar altında anayasal hakların kullanılması niteliğindedir. Bununla birlikte, 7068 sayılı Kanun kapsamında amirlerini, üstlerini, aynı rütbedeki arkadaşlarını, astlarını veya diğer mesai arkadaşlarını haksız yere şikâyet etmek, dört ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren bir disiplin suçu olarak düzenlenmiştir.
Kolluk personelinin görev yaptığı kurumlardaki hiyerarşik yapı, disiplinin korunmasını ve personel arasındaki güven ilişkisinin sürdürülmesini gerekli kılmaktadır. Ancak disiplinin korunması amacı, personelin karşılaştığı hukuka aykırı uygulamaları yetkili makamlara bildirmesinin önünde bir engel olarak değerlendirilemez. Bir polis memurunun amirinin uygulamalarından şikâyetçi olması, jandarma uzman çavuşun kendisine yönelik haksız bir işlem hakkında müracaatta bulunması veya jandarma astsubayın görev yerindeki usulsüzlüklerin araştırılmasını istemesi, tek başına disiplin cezası verilmesini haklı kılmaz.
Bu noktada belirleyici olan, şikâyetin sonucundan ziyade şikâyetin hangi gerekçelerle, hangi bilgiler doğrultusunda ve ne amaçla yapıldığıdır. Nitekim bir personelin şikâyet ettiği amir hakkında disiplin cezası verilmemiş olması, şikâyetçinin mutlaka haksız olduğu anlamına gelmez. Şikâyet konusu iddiaların doğrulanamaması ile personelin bilerek gerçeğe aykırı isnatlarda bulunması birbirinden farklı hukuki durumlardır.
Bu makalede 7068 sayılı Kanun’un 8/4-a-4 maddesinde düzenlenen haksız yere şikâyet disiplin suçu; kanuni unsurları, şikâyet hakkının sınırları, polis ve jandarma personeline ilişkin uygulama örnekleri, Danıştay kararları, disiplin soruşturmasında savunma hakkı ve disiplin cezasının iptali bakımından ayrıntılı olarak değerlendirilecektir.
7068 Sayılı Kanun’a Göre Amirini Haksız Yere Şikâyet Etmek Nedir?
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin dördüncü alt bendinde, dört ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında şu düzenlemeye yer verilmiştir:
“Amirlerini, üstlerini, aynı rütbedeki arkadaşlarını, astlarını veya diğer mesai arkadaşlarını haksız yere şikâyet etmek.”
Kanun koyucu, kolluk personelinin meslektaşlarına yönelik şikâyetlerini bütünüyle yasaklamamış, yalnızca haksız nitelikteki şikâyetleri disiplin yaptırımına bağlamıştır. Dolayısıyla disiplin suçu bakımından incelenmesi gereken temel unsur, başvurunun şikâyet niteliğinde olup olmadığı ve hangi nedenlerle haksız olarak kabul edildiğidir.
Haksız yere şikâyet, yalnızca başvuruda ileri sürülen iddiaların sonradan ispatlanamamasından ibaret değildir. Şikâyette bulunan personelin olayları bilerek çarpıtması, gerçekleşmediğini bildiği olayları yaşanmış gibi göstermesi, meslektaşı hakkında dayanaksız isnatlarda bulunması veya şikâyet hakkını gerçeğe aykırı iddialarla bir zarar verme aracına dönüştürmesi, bu disiplin suçu kapsamında değerlendirilebilecek durumlar arasında yer almaktadır.
Buna karşılık personelin somut olaylardan hareketle haksızlığa uğradığını düşünmesi, karşılaştığı uygulamanın hukuka aykırı olduğu kanaatine varması veya görev yerindeki bir olayın araştırılmasını istemesi, sırf şikâyetin sonucunda iddiaları doğrulanamadığı gerekçesiyle haksız şikâyet olarak nitelendirilemez.
Disiplin soruşturmasında bu ayrımın yapılmaması, Anayasa ile güvence altına alınan hak arama ve dilekçe hakkının kullanılmasını güçleştireceği gibi idarenin hukuka aykırı uygulamalarının denetlenmesini de olumsuz etkileyebilir.
Amirini Haksız Yere Şikâyet Etmenin Disiplin Cezası Nedir?
7068 sayılı Kanun’un 8/4-a-4 maddesi gereğince amirini veya diğer mesai arkadaşlarını haksız yere şikâyet ettiği tespit edilen personele dört ay kısa süreli durdurma cezası verilmesi öngörülmektedir.
Kısa süreli durdurma cezası, personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin kanunda belirtilen süre boyunca durdurulmasını ifade etmektedir. Dolayısıyla dört ay kısa süreli durdurma cezası, dört ay boyunca maaş ödenmemesi veya personelin dört ay süreyle görevinden uzaklaştırılması anlamına gelmemektedir.
Bu disiplin cezasının personelin özlük hakları ve mesleki geleceği bakımından sonuçları bulunmaktadır. Özellikle kademe ilerlemesi, disiplin geçmişi, değerlendirme işlemleri ve ilgili personel mevzuatında disiplin durumuna bağlanan sonuçlar bakımından cezanın etkileri söz konusu olabilir. Bununla birlikte cezanın somut etkileri, personelin statüsü ve hakkında uygulanan özel mevzuat hükümleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinde, geçmiş hizmetleri olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel hakkında bir derece hafif disiplin cezası uygulanabilmesine imkân tanınmıştır. Ancak bu imkânın uygulanması otomatik değildir. İdarenin personelin geçmiş hizmetlerini, değerlendirme durumunu ve olayın özelliklerini dikkate alarak hukuken geçerli bir değerlendirme yapması gerekmektedir.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken husus, daha hafif bir ceza uygulanıp uygulanamayacağından önce, isnat edilen haksız şikâyet fiilinin gerçekten işlenip işlenmediğidir. Disiplin suçunun unsurları gerçekleşmemişse personelin daha hafif bir cezayla cezalandırılması da hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz.
Amirini Şikâyet Etmek Disiplin Suçu mudur?
Polis veya jandarma personelinin amirini şikâyet etmesi, tek başına disiplin suçu değildir. Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama hürriyeti, 74. maddesinde ise dilekçe hakkı güvence altına alınmıştır. Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 21. maddesinde kamu görevlilerinin kurumlarıyla ilgili resmî ve şahsi işlerinden dolayı müracaatta bulunma, kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemler nedeniyle şikâyet ve dava açma hakkı düzenlenmiştir.
Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesi de şikâyet hakkını kullanan memurların bu haklarını kullanmalarından dolayı cezalandırılamayacağını hüküm altına almaktadır. Bununla birlikte şikâyet hakkının mevzuatta belirlenen usullere aykırı kullanılması veya şikâyet sırasında suç işlenmesi nedeniyle doğabilecek sorumluluklar saklı tutulmuştur.
Bu düzenlemelerin ortak amacı, kamu görevlisinin idarenin uygulamalarını sorgulamasına ve hukuka aykırı olduğunu düşündüğü işlemler hakkında yetkili mercilere başvurmasına imkân tanımaktır.
Örneğin bir polis memurunun kendisine sürekli olarak adaletsiz nöbet yazıldığını düşünmesi ve bu konuda inceleme yapılmasını istemesi şikâyet hakkının kullanılmasıdır. Yapılacak inceleme sonucunda nöbetlerin hizmet gereklerine uygun düzenlendiğinin anlaşılması, personelin başvurusunu kendiliğinden haksız şikâyete dönüştürmez.
Aynı şekilde bir jandarma uzman çavuşun amirinin kendisine karşı ayrımcı davrandığını düşünerek dilekçe vermesi, daha sonra bu iddiasını ispatlayamaması nedeniyle doğrudan disiplin cezasına konu edilemez. Burada personelin şikâyetine dayanak oluşturan olaylar, şikâyet sırasındaki bilgi durumu ve başvuruyu hangi amaçla yaptığı araştırılmalıdır.
Kısacası kanunun yasakladığı davranış, amiri şikâyet etmek değil, şikâyet hakkını hukuka aykırı biçimde kullanarak haksız isnatlarda bulunmaktır.
Haksız Yere Şikâyet Disiplin Suçunun Oluşması İçin Hangi Şartlar Aranır?
Haksız yere şikâyet disiplin suçunun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken, öncelikle personele isnat edilen davranışın kanuni tanımla örtüşüp örtüşmediği belirlenmelidir. Disiplin hukukunda tipiklik olarak ifade edilen bu gereklilik, personelin herhangi bir olumsuz davranışının benzer görülen bir disiplin hükmü kapsamında cezalandırılamayacağı anlamına gelmektedir.
Bu nedenle personelin amiri hakkında bir görüş açıklaması, disiplin soruşturmasında kendisini savunması, idari işlem hakkında itirazda bulunması veya görev yerindeki bir olayla ilgili bilgi vermesi, mutlaka haksız şikâyet anlamına gelmez.
Başvurunun gerçekten bir şikâyet olup olmadığı tespit edildikten sonra, şikâyet içeriğinde yer alan iddiaların niteliği araştırılmalıdır. İddiaların gerçekle ilişkisi, başvuru sırasında personelin sahip olduğu bilgiler, olayın meydana geliş şekli ve şikâyetin dayandığı makul nedenler değerlendirilmelidir.
Şikâyet konusu edilen olayın gerçekten yaşanmış olması, o olayın hukukî nitelendirilmesinde personelin yanılmış bulunmasından farklıdır. Personel meydana gelen bir olayı doğru aktarmış ancak uygulamanın hukuka aykırılığı konusunda hatalı değerlendirme yapmış olabilir. Böyle bir durumda yalnızca hukuki değerlendirmesinin yanlış olması, şikâyetin haksız olduğunu göstermeye yeterli değildir.
Buna karşılık hiç yaşanmamış bir olayın bilerek gerçekleşmiş gibi aktarılması veya gerçeğe aykırı belgelerle bir meslektaşa isnatta bulunulması farklı bir hukuki değerlendirmeyi gerektirir. Özellikle gerçeği bildiği hâlde aksi yönde başvuru yapan personelin şikâyet hakkını hangi amaçla kullandığı önem kazanır.
Disiplin soruşturmasında fiilin hukuken sabit kabul edilebilmesi için varsayımlardan değil, somut ve denetlenebilir delillerden hareket edilmelidir. Personelin beyanları, başvuru metni, tanık anlatımları, resmî kayıtlar ve diğer deliller bir bütün hâlinde değerlendirilmeden haksız şikâyet sonucuna ulaşılması hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmaz.
Şikâyet Edilen Amir Hakkında Ceza Verilmemesi, Şikâyetin Haksız Olduğu Anlamına Gelir mi?
Haksız şikâyet nedeniyle başlatılan disiplin soruşturmalarında en fazla tartışma yaratan konulardan biri, şikâyet edilen amir hakkında disiplin cezası verilmemiş olmasının şikâyetçi personel açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğidir.
Bir polis memuru amirinin belirli uygulamalarından şikâyetçi olabilir. Bu başvuru üzerine amir hakkında yapılan soruşturmada disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilebilir. Ancak böyle bir karar, şikâyet edilen olayların hiç yaşanmadığını veya şikâyetçinin bilerek gerçeğe aykırı iddialarda bulunduğunu tek başına göstermemektedir.
Şikâyet edilen davranışın gerçekleşmiş olmasına rağmen disiplin suçu oluşturmaması mümkündür. Bunun yanında olayın gerçekleştiği kabul edilmekle birlikte amirin uygulamasının hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna da ulaşılabilir.
Örneğin jandarma personeli, amirinin kendisini belirli günlerde sürekli nöbete yazdığını ileri sürerek şikâyette bulunmuş olabilir. Yapılan incelemede nöbet çizelgelerinin gerçekten bu şekilde hazırlandığı, ancak personel eksikliği ve hizmet ihtiyaçları nedeniyle söz konusu uygulamanın gerçekleştirildiği belirlenebilir.
Böyle bir olayda personelin şikâyet ettiği nöbet düzenlemesi gerçektir. Uygulamanın hukuka uygun bulunması, başvurunun bilerek gerçeğe aykırı yapıldığını göstermez.
Bir şikâyetin haklı bulunmaması ile haksız yere şikâyette bulunulması aynı anlama gelmez. Bu ayrım gözetilmeden verilen disiplin cezaları, somut olayın özelliklerine göre hukuka aykırılık oluşturabilir.
Şikâyetin İspatlanamaması Nedeniyle Disiplin Cezası Verilebilir mi?
Şikâyet konusu iddiaların ispatlanamaması, disiplin soruşturmasında dikkate alınabilecek bir durum olmakla birlikte tek başına haksız şikâyet fiilinin işlendiğini kanıtlamaz.
Kamu görevlisi, başvuru yaptığı sırada kesin delillere sahip olmayabilir. Bir olayın araştırılmasını istemesinin nedeni, olayın tüm ayrıntılarını bilmemesi veya ilgili bilgi ve belgelere ulaşma imkânının bulunmaması da olabilir.
Örneğin polis memuru, bazı görevlendirmelerde belirli personele sürekli ayrıcalık tanındığını gözlemlemiş olabilir. Personel, bu uygulamanın nedenlerini ve görevlendirmelerin hangi ölçütlere göre yapıldığını bilmeden, gördüğü farklılığın araştırılmasını isteyebilir.
Yapılacak inceleme sonucunda uygulamanın objektif gerekçelere dayandığı anlaşılırsa personelin iddiası doğrulanmamış olur. Ancak iddiasının doğrulanmamış olması, başvuruyu kötü niyetle gerçekleştirdiği anlamına gelmez.
Elbette hiçbir dayanağı bulunmayan, özellikle başvuru sahibinin gerçek dışı olduğunu bildiği iddialar bakımından aynı değerlendirme yapılamaz. Somut olayın koşulları, başvuru sahibinin bilgi düzeyi ve delillerin niteliği birlikte dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle disiplin cezasına esas alınan gerekçede yalnızca şikâyetin doğrulanmadığının belirtilmesi yeterli olmayabilir. İdarenin, personelin hangi somut davranışının haksız şikâyet fiilini oluşturduğunu ortaya koyması gerekir.
Şikâyet Hakkının Kullanılmasında İyi Niyet ve Kötü Niyetin Önemi
Haksız yere şikâyet disiplin suçunun değerlendirilmesinde personelin başvuru sırasındaki amacı ve olaylara ilişkin samimi kanaati önem taşımaktadır.
Bir personelin gerçekte yaşadığını düşündüğü haksızlığı gidermek amacıyla şikâyette bulunması ile meslektaşını cezalandırmak veya zor durumda bırakmak amacıyla gerçeğe aykırı iddialar üretmesi aynı değildir.
İyi niyetli bir şikâyette personel, yaşadığı veya tanık olduğu olayları mevcut bilgisi doğrultusunda yetkili makamlara aktarır. Başvurunun temel amacı olayın araştırılması, hukuka aykırılığın giderilmesi veya karşılaşılan sorunun çözüme kavuşturulmasıdır.
Kötü niyetli şikâyette ise olayların bilinçli biçimde çarpıtılması, gerçekleşmediği bilinen fiillerin isnat edilmesi veya gerçeğe aykırı iddiaların kişisel husumet nedeniyle ileri sürülmesi söz konusu olabilir.
Bununla birlikte kötü niyetin bulunmadığı yönündeki değerlendirme yalnızca personelin kendi beyanına dayandırılmamalıdır. Şikâyetin içeriği, başvuru öncesindeki gelişmeler, deliller ve başvurunun yapıldığı koşullar birlikte incelenmelidir.
Önemli olan, idarenin personelin şikâyette bulunmasından rahatsızlık duyması değil, kanunda disiplin cezasına bağlanan fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Şikâyetin idari makamlar açısından istenmeyen sonuçlar doğurması veya çalışma ortamında huzursuzluk yaratması, başvurunun haksız olduğunu tek başına göstermez.
Polis Memurunun Amirini Haksız Yere Şikâyet Etmesi
Emniyet teşkilatında görev yapan polis memurları, komiser yardımcıları, komiserler ve diğer rütbelerdeki personel bakımından amir veya mesai arkadaşlarının şikâyet edilmesi çeşitli nedenlerle gündeme gelebilmektedir.
Nöbet ve çalışma saatleri, görev dağılımı, yıllık izin talepleri, sağlık durumuna uygun görevlendirme yapılmaması, personel arasında eşit davranılmadığı iddiaları ve amirlerin personele yönelik tutumları, uygulamada şikâyet konusu olabilecek başlıca durumlardır.
Örneğin polis memuru, sağlık raporunda belirtilen kısıtlamalarına rağmen uygun olmayan görevlerde çalıştırıldığını düşünerek amiri hakkında şikâyette bulunabilir. Yapılan incelemede amirin ilgili sağlık raporunu dikkate aldığı ve görevlendirmenin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılması, şikâyetçinin bilerek asılsız iddialar ileri sürdüğünü göstermeyebilir.
Buna karşılık polis memurunun, amirinin kendisine hakaret ettiğini iddia ettiği hâlde böyle bir olayın hiç yaşanmadığını bilmesi ve yalnızca amirin disiplin cezası almasını sağlamak amacıyla gerçek dışı bir olay anlatması haksız şikâyet kapsamında değerlendirilebilir.
Her iki olayda da şikâyet edilen kişi aynı konumda olabilir. Ancak şikâyetçinin bilgi durumu, başvuruya esas olayların varlığı ve davranışının hukuki niteliği birbirinden farklıdır.
Bu nedenle emniyet personeli hakkında yürütülen disiplin soruşturmasında yalnızca şikâyet dilekçesine değil, dilekçenin hazırlanmasına neden olan olaylara ve personelin başvurudaki amacına da odaklanılmalıdır.
Jandarma Uzman Çavuşun veya Jandarma Astsubayın Amirini Şikâyet Etmesi
7068 sayılı Kanun, Jandarma Genel Komutanlığında görev yapan subay, astsubay, uzman erbaş ve kanunda belirtilen diğer personel statüleri bakımından da uygulanmaktadır. Dolayısıyla jandarma uzman çavuşun, jandarma astsubayın veya jandarma subayın amirini haksız yere şikâyet etmesi de aynı kanuni düzenleme kapsamında disiplin soruşturmasına konu olabilir.
Jandarma personelinin görev yaptığı birliklerde disiplin ve hiyerarşi önemli olmakla birlikte, bu durum personelin hukuka aykırı olduğunu düşündüğü uygulamalar hakkında başvuruda bulunmasını bütünüyle engellemez.
Örneğin bir jandarma uzman çavuş, amirinin kendisine diğer personelden farklı olarak sürekli ağır görevler verdiğini, izin taleplerini gerekçesiz reddettiğini veya sağlık durumunu dikkate almadığını düşünerek şikâyet dilekçesi sunabilir.
Soruşturma sonucunda görev dağılımının hizmet gereklerine uygun olduğunun belirlenmesi, uzman çavuşun haksız şikâyet disiplin suçunu işlediğini kendiliğinden kanıtlamaz.
Jandarma astsubayın, birliğindeki görev uygulamalarında mevzuata aykırılık bulunduğunu ileri sürmesi de benzer şekilde değerlendirilmelidir. Şikâyetin dayandığı somut olaylar ve başvuru sırasında personelin sahip olduğu bilgi ve belgeler araştırılmalıdır.
Jandarma personelinin başvurularında dikkat edilmesi gereken diğer husus, şikâyetin usulüdür. Yetkili makama başvuru, hiyerarşik silsile, şikâyet edilen amirin atlanması ve ilgili özel düzenlemeler olayın niteliğine göre değerlendirilmelidir. Ancak başvuru usulüne ilişkin bir aykırılık ile haksız yere şikâyet fiili aynı disiplin suçu değildir.
CİMER’den Amirini Şikâyet Eden Polis veya Jandarma Personeline Disiplin Cezası Verilir mi?
Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden yapılan başvurular bakımından da temel sorun, şikâyet hakkının sınırlarının nasıl belirleneceğidir.
Bir polis memurunun veya jandarma personelinin CİMER aracılığıyla amiri hakkında şikâyette bulunmuş olması, tek başına 7068 sayılı Kanun’un 8/4-a-4 maddesindeki disiplin suçunun oluştuğu anlamına gelmez.
Başvurunun CİMER üzerinden gerçekleştirilmesi, şikâyetin içeriğinin ve hukuki niteliğinin incelenmesi gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır. Burada da personelin hangi olayları ileri sürdüğü, olayların dayanakları ve başvurunun hangi amaçla yapıldığı önemlidir.
Örneğin bir polis memurunun kendisine karşı sistematik biçimde ayrımcılık yapıldığını ileri sürerek CİMER’e başvurması ve idarenin bu iddiaları doğrulayamaması, personelin otomatik olarak dört ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasını gerektirmez.
Bununla birlikte kolluk personeli yönünden müracaat ve şikâyet usulleri ayrıca önem taşımaktadır. 7068 sayılı Kanun’un 8/2-b maddesinde, mevzuatta belirlenmiş usul ve kurallara uyulmaksızın sözlü, yazılı veya elektronik müracaat ya da şikâyette bulunulması ayrıca disiplin yaptırımına bağlanmıştır.
Bu nedenle CİMER başvurusunun içerik bakımından haksız şikâyet oluşturup oluşturmadığı ile başvurunun usul bakımından mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
CİMER’e başvuru yapılması kendiliğinden disiplin suçu olmadığı gibi, CİMER üzerinden başvurulması da her durumda disiplin sorumluluğunu ortadan kaldıran mutlak bir güvence değildir. Her somut olayda başvuru konusu, başvurunun yapıldığı usul ve yürürlükteki mevzuat birlikte incelenmelidir.
Şikâyet, İhbar ve Savunma Arasındaki Fark Neden Önemlidir?
Haksız yere şikâyet suçunun değerlendirilmesinde gözden kaçırılmaması gereken hususlardan biri, personelin gerçekleştirdiği bildirimin gerçekte hangi hukuki niteliğe sahip olduğudur.
Şikâyet, kişinin bir fiil veya uygulamadan yakınarak bunun araştırılmasını ve gerektiğinde işlem yapılmasını istemesi şeklinde ortaya çıkabilir. İhbar ise kişinin doğrudan kendi hakkının ihlal edilmesi gerekmeksizin, öğrendiği bir olay veya hukuka aykırılık iddiasını yetkili makamlara bildirmesi niteliğinde olabilir.
Savunma ise hakkında yürütülen bir soruşturma veya kendisine yöneltilen bir iddia karşısında personelin açıklama yapması, delillerini ortaya koyması ve kendi haklılığını ileri sürmesidir.
Örneğin polis memuru hakkında yürütülen disiplin soruşturmasında, amirinin belirli personele farklı davrandığını açıklaması, doğrudan amiri hakkında bir şikâyet başvurusu yapıldığı anlamına gelmeyebilir. Bu açıklama, personelin kendi davranışının nedenlerini izah etmek amacıyla ileri sürdüğü savunma beyanı niteliğinde olabilir.
Aynı şekilde jandarma personelinin görev sırasında öğrendiği bir usulsüzlüğü yetkili birime bildirmesi, kendi şahsi menfaatini ilgilendiren bir şikâyetten farklı özellikler taşıyabilir.
Ancak başvuruların yalnızca isimlerine göre sınıflandırılması yeterli değildir. Şikâyet, ihbar veya savunma olarak adlandırılan bir metnin gerçek hukuki niteliği, içeriğine ve başvuru koşullarına göre belirlenmelidir.
Disiplin soruşturmasında bu ayrım yapılmadan personelin her olumsuz beyanının haksız şikâyet olarak kabul edilmesi, kanunilik ve tipiklik ilkeleri bakımından hukuka aykırılık oluşturabilir.
Danıştay Kararlarına Göre Haksız Yere Şikâyet Disiplin Suçu
Haksız şikâyet nedeniyle verilen disiplin cezaları, Danıştay kararlarında özellikle hak arama özgürlüğü, başvurunun iyi niyetle yapılması, iddiaların doğrulanamaması ve disiplin suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmesi bakımından değerlendirilmiştir.
Bu konudaki yargı kararları, şikâyet edilen kişi hakkında ceza verilmemesinin her durumda şikâyetçinin cezalandırılmasını gerektirmediğini ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır.
Danıştay 2. Dairesinin 13.02.2024 Tarihli, 2021/11154 Esas ve 2024/839 Karar Sayılı Kararı
Uyuşmazlıkta bir polis memuru, çalışma koşulları ve amirinin çeşitli uygulamaları hakkında şikâyette bulunmuştur. Şikâyet konusu hususlar arasında sağlık raporuna ilişkin talepler, nöbet düzenlemeleri ve çalışma ortamında gerçekleştirilen uygulamalar yer almaktadır.
İlgili amir hakkında yürütülen soruşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine gerek bulunmadığına karar verilmiş, bunun ardından şikâyetçi polis memuru hakkında amirini haksız yere şikâyet ettiği gerekçesiyle disiplin cezası uygulanmıştır.
Danıştay, şikâyet dilekçesinde belirtilen olayların ve amirin gerçekleştirdiği uygulamaların varlığı ile bu uygulamaların hukuki niteliğinin birbirinden ayrılması gerektiği yönünde değerlendirme yapmıştır.
Polis memurunun çalışma koşullarında yaşadığı sıkıntıların çözüme kavuşturulması amacıyla şikâyet hakkını kullandığı, amiri haksız yere şikâyet etme kastının bulunmadığı ve amir hakkında ceza verilmemesinin tek başına haksız şikâyet sonucunu doğurmayacağı değerlendirilmiştir.
Danıştay bu gerekçelerle disiplin cezasını hukuka uygun bulan ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Kararın önemi, şikâyet edilen amir hakkında disiplin cezası uygulanmaması ile şikâyetçinin haksız şikâyette bulunduğunun ispatlanması arasındaki ayrımı açık biçimde ortaya koymasıdır.
Danıştay 2. Dairesinin 26.02.2024 Tarihli, 2021/6444 Esas ve 2024/1198 Karar Sayılı Kararı
Bu karara konu olayda polis personeli, sağlık raporu sonrasında uygulanan çalışma düzeni nedeniyle şikâyette bulunmuş, ancak inceleme sonucunda görevlendirmenin hizmet ihtiyaçları doğrultusunda yapıldığı belirlenmiştir.
Şikâyetinin haksız olduğu gerekçesiyle personel hakkında disiplin cezası verilmiş ve uyuşmazlık idari yargıya taşınmıştır.
Danıştay, şikâyet konusu iddiaların araştırma sonucunda doğru bulunmamasının veya uygulamanın yalnızca ilgili personele özgü olmadığının anlaşılmasının, personelin açık ve belirgin biçimde haksız şikâyette bulunduğunu göstermeye yeterli olmadığını değerlendirmiştir.
Personelin haksızlığa uğradığını samimi biçimde düşünerek başvuruda bulunması, hak arama özgürlüğü kapsamında ele alınmıştır. Böylece ilk derece mahkemesinin davayı reddeden kararı bozulmuştur.
Bu karar, özellikle çalışma saatleri, nöbet çizelgeleri ve görev dağılımlarına yönelik şikâyetlerde önemlidir. Personelin bir uygulamayı hukuka aykırı değerlendirmesi ile bilerek gerçek dışı isnatta bulunması arasındaki farkın araştırılması gerektiğini göstermektedir.
Danıştay 2. Dairesinin 13.02.2024 Tarihli, 2021/7082 Esas ve 2024/841 Karar Sayılı Kararı
Bu uyuşmazlıkta polis memuru, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sırasında verdiği ifadede amirinin bazı davranışlarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Söz konusu açıklamaların gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülerek personel hakkında haksız şikâyet disiplin cezası uygulanmıştır.
Danıştay, personelin açıklamalarının soruşturma sırasında kendi haklılığını ortaya koymak amacıyla yapılan savunma beyanları niteliğinde olduğunu değerlendirmiştir.
Ayrıca personelin ifade tutanağında teknik anlamda amirini şikâyet ettiğine yönelik bir beyanının bulunmadığı belirtilmiş ve davranışın haksız yere şikâyet disiplin suçunun tanımıyla örtüşmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle disiplin cezasını iptal eden mahkeme kararı onanmıştır.
Karar, disiplin hukukunda tipiklik ilkesinin önemini göstermektedir. Personelin savunma sırasında amiri hakkında olumsuz açıklamalar yapması, bu açıklamaların doğrudan haksız şikâyet suçunu oluşturduğu anlamına gelmez.
Danıştay 2. Dairesinin 27.06.2024 Tarihli, 2021/6992 Esas ve 2024/3837 Karar Sayılı Kararı
Bir başka uyuşmazlıkta polis memuru, hakkında gerçekleştirilen disiplin soruşturmasının hukuka aykırı yürütüldüğünü düşünerek soruşturmayı gerçekleştiren görevliler ve ilgili idari makamlar hakkında şikâyette bulunmuştur.
Şikâyetçinin daha önce aldığı disiplin cezasına ilişkin yargılama süreci ve şikâyet konusu iddialar birlikte değerlendirilmiştir.
Danıştay, personelin haksızlığa uğradığını düşünerek şikâyet hakkını kullandığı ve ilgilileri haksız yere şikâyet etme kastının bulunmadığı sonucuna ulaşarak disiplin cezasını hukuka uygun bulan mahkeme kararını bozmuştur.
Bu kararın ortaya koyduğu önemli husus, bir idari işlemin hukuka uygun olduğunu düşünen idare ile o işlem nedeniyle haksızlığa uğradığını ileri süren personel arasındaki görüş ayrılığının tek başına haksız şikâyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğidir.
Her olayda personelin dayandığı gerekçeler, başvurunun amacı ve mevcut deliller birlikte incelenmelidir.
Hangi Durumlarda Haksız Şikâyet Disiplin Suçu Oluşabilir?
Şikâyet hakkının korunması, kolluk personelinin meslektaşları hakkında hiçbir sorumluluk taşımadan gerçeğe aykırı isnatlarda bulunabileceği anlamına gelmemektedir.
Örneğin bir polis memurunun amirinin göreve gelmediğini ileri sürerek şikâyette bulunduğunu düşünelim. Personelin amirin o tarihte görev başında olduğunu kesin biçimde bildiği, buna rağmen kendisini cezalandırtmak amacıyla gerçeğe aykırı başvuru yaptığı somut delillerle ortaya konulursa haksız şikâyet fiili bakımından disiplin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Benzer şekilde bir jandarma personelinin meslektaşının kendisine fiziki müdahalede bulunduğunu iddia etmesine rağmen, böyle bir olayın yaşanmadığını bildiği ve bilinçli biçimde gerçek dışı isnatta bulunduğu ispatlanırsa olay haksız şikâyet yönünden değerlendirilebilir.
Bununla birlikte iddiaların çelişkili olması, olayın tanıklarla doğrulanamaması veya şikâyet edilen personelin isnatları kabul etmemesi tek başına şikâyetçinin suçlu olduğu anlamına gelmez.
Özellikle karşılıklı iddiaların bulunduğu olaylarda soruşturmacının yalnızca şikâyet edilen personelin beyanını esas alması ve şikâyetçinin anlatımını yeterli gerekçe göstermeden gerçek dışı kabul etmesi, delillerin değerlendirilmesi bakımından sorun oluşturabilir.
Somut delillerle desteklenen bir inceleme gerçekleştirilmeden, şikâyetin yalnızca sonuçsuz kalmasından hareketle dört ay kısa süreli durdurma cezası verilmesi hukuka uygun kabul edilemez.
Disiplin Soruşturmasında Haksız Şikâyet Nasıl İspatlanmalıdır?
Haksız yere şikâyet iddiasıyla yürütülen disiplin soruşturmasında, isnat edilen fiilin somut biçimde ortaya konulması gerekmektedir.
Soruşturmanın başlangıcında öncelikle personelin hangi tarihte, hangi makama, hangi kişi hakkında ve hangi iddialarla şikâyette bulunduğu belirlenmelidir.
Bunun ardından dilekçede yer alan her önemli iddianın dayandığı olaylar araştırılmalı; varsa görev çizelgeleri, tutanaklar, yazışmalar, kamera kayıtları, sağlık belgeleri, resmî emirler ve diğer bilgi ve belgeler incelenmelidir.
Şikâyet edilen amirin açıklamaları alınırken, şikâyetçi personelin gösterdiği delillerin de toplanması gerekir. Gerekli görülen tanıkların dinlenmesi ve çelişkili anlatımların giderilmesi, fiilin sağlıklı biçimde değerlendirilmesi bakımından önemlidir.
Soruşturma raporunda yalnızca şikâyetçinin iddialarının asılsız olduğunun belirtilmesi, her olayda yeterli bir gerekçe oluşturmaz. İddiaların neden gerçek dışı kabul edildiği ve personelin davranışının hangi nedenle haksız şikâyet suçunu oluşturduğu açıklanmalıdır.
Ayrıca personelin iddiaları bakımından makul bir olgusal temel bulunup bulunmadığı ve başvurunun samimi bir hak arama amacı taşıyıp taşımadığı araştırılmalıdır.
Soruşturmacının şikâyet edilen amirin haklı olduğuna karar vermesi, şikâyetçi personelin disiplin suçu işlediğinin otomatik kabul edilmesini haklı kılmaz. Disiplin cezası verilebilmesi için şikâyetçinin kendi fiiline ilişkin hukuki değerlendirme ayrıca yapılmalıdır.
Haksız Yere Şikâyet Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı
7068 sayılı Kanun’un 31. maddesi gereğince disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Personele savunmasını hazırlaması için verilecek süre yedi günden az olamaz.
Hakkında haksız şikâyet iddiasıyla disiplin soruşturması yürütülen polis veya jandarma personelinin, kendisine yöneltilen isnadı anlayabilecek açıklıkta bilmesi gerekir.
Savunma isteminde yalnızca ilgili kanun maddesinin yazılması, somut olayın yeterince açıklanmadığı durumlarda savunma hakkının etkin kullanılması bakımından sorun oluşturabilir. Personelin hangi şikâyetinin haksız kabul edildiği, hangi ifadelerinin disiplin suçuna konu edildiği ve bunların hangi olgulara dayandırıldığı belirlenebilir olmalıdır.
7068 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca personel, savunma istenmesinden itibaren disiplin soruşturması evrakını inceleme hakkına da sahiptir.
Savunma hazırlanırken öncelikle şikâyet konusu olayların hangi nedenle gerçek olduğuna inanıldığı açıklanmalıdır. Şikâyet dilekçesinde belirtilen olayların varlığı, varsa bu olayları destekleyen belgeler ve başvurunun amacı açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Personelin olayları bilerek çarpıtmadığı, şikâyet hakkını belirli bir sorunun giderilmesi amacıyla kullandığı ve şikâyet edilen kişi hakkında disiplin cezası verilmemesinin kendisinin haksız şikâyette bulunduğunu kanıtlamadığı yönündeki savunmalar, somut delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle soruşturma raporunun yalnızca şikâyet edilen amirin açıklamalarına dayandığı veya şikâyetçinin gösterdiği delillerin toplanmadığı durumlarda, bu eksikliklerin savunmada açık biçimde ortaya konulması önem taşımaktadır.
Haksız Şikâyet Disiplin Cezasında İdarenin Takdir Yetkisi
7068 sayılı Kanun’un 6. maddesinde disiplin cezası vermeye yetkili makamların takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli biçimde kullanmaları gerektiği düzenlenmiştir.
Takdir yetkisinin gerekçeli kullanılması zorunludur. Disiplinsizliğin işleniş biçimi, zamanı, hizmete olumsuz etkileri, meydana gelen zarar veya tehlike, personelin kusur durumu ve geçmiş disiplin durumu değerlendirmede dikkate alınması gereken hususlar arasındadır.
Ancak takdir yetkisi, disiplin suçu oluşturmadığı hâlde bir davranışın cezalandırılmasına imkân veren sınırsız bir yetki değildir.
Bir başka ifadeyle idare, şikâyet hakkını kullanan personelin başvurusunu yerinde bulmadığı gerekçesiyle, kanuni unsurları oluşmayan haksız şikâyet disiplin suçundan ceza veremez.
Öncelikle fiilin gerçekleştiği ve kanuni tanıma uygun olduğu ortaya konulmalı, ardından yaptırımın uygulanmasına ilişkin takdir yetkisi kanuni sınırlar içerisinde kullanılmalıdır.
Geçmiş hizmetlerin olumlu olması nedeniyle bir derece hafif ceza uygulanması da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Personelin disiplin suçunu işlemediği hâllerde, daha hafif ceza uygulanmış olması işlemi hukuka uygun hâle getirmez.
Haksız Yere Şikâyet Disiplin Cezasında Zamanaşımı Süresi
7068 sayılı Kanun’un 29. maddesinde disiplin soruşturmasına başlanması ve disiplin cezası verilmesi bakımından zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir.
Dört ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren haksız şikâyet fiili bakımından, disiplin amirinin fiilin işlendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekmektedir.
Ayrıca disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmemesi durumunda, kural olarak disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Bu sürelerin değerlendirilmesinde şikâyet dilekçesinin tarihi, idarenin şikâyetten haberdar olduğu tarih, disiplin amirinin fiili öğrenme zamanı ve soruşturmanın başlatıldığı tarih önem taşımaktadır.
Örneğin personelin belirli bir tarihte amiri hakkında şikâyet dilekçesi vermesi ve ilgili idarenin bu dilekçeden haberdar olması üzerine, haksız şikâyet iddiasıyla aylar sonra soruşturma başlatılmışsa bir aylık soruşturmaya başlama zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır.
Bununla birlikte öğrenme tarihinin hangi makam açısından gerçekleştiği ve fiilin hukuki niteliği somut olayda ayrıca incelenmelidir. Mahkeme tarafından iptal edilen bazı disiplin cezalarının yeniden değerlendirilmesine ilişkin özel kanuni düzenlemeler de dikkate alınmalıdır.
Haksız Şikâyet Nedeniyle Verilen Disiplin Cezasına Nasıl İtiraz Edilir?
Haksız yere şikâyet disiplin cezasına karşı izlenecek hukuki yol, disiplin cezasını veren makamın niteliğine göre değişebilmektedir.
7068 sayılı Kanun’un 30. maddesi gereğince disiplin amirleri tarafından verilen cezalara karşı, tebliğ tarihinden itibaren on gün içerisinde ilgili üst disiplin amirine yazılı olarak itiraz edilebilir. Kanunda bazı üst makamlar tarafından doğrudan verilen cezalara ilişkin özel itiraz usulleri de öngörülmüştür.
Buna karşılık Bakan ile disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı aynı maddede idari yargı yoluna başvurulması düzenlenmiştir.
Bu nedenle dört ay kısa süreli durdurma cezasıyla karşılaşan personelin, ceza kararını hangi makamın verdiğini belirlemeden bütün disiplin cezaları için aynı itiraz yolunun geçerli olduğunu kabul etmesi doğru değildir.
İdari itiraz yolu açık olan durumlarda itirazın süresi içerisinde yapılması, disiplin cezasının kesinleşmesi bakımından önemlidir. İtirazın reddedilmesi hâlinde ise kesinleşen disiplin cezasına karşı idari yargıda iptal davası açılması gündeme gelebilir.
İtiraz veya dava başvurusunda, disiplin suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği, şikâyet hakkının hukuka uygun kullanıldığı, delillerin eksik değerlendirildiği ve savunma hakkına ilişkin aykırılıklar bulunduğu ileri sürülebilir.
Dört Ay Kısa Süreli Durdurma Cezasına Karşı İptal Davası
7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılması mümkündür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde, özel kanunlarda farklı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gün olarak düzenlenmiştir. Disiplin cezalarında sürenin başlangıcı belirlenirken 7068 sayılı Kanun’un cezanın kesinleşmesine ve tebliğine ilişkin özel hükümleri dikkate alınmalıdır.
Haksız şikâyet disiplin cezasının iptali istemiyle açılacak davada, dava konusu işlemin hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu somut olay üzerinden açıklanmalıdır.
Örneğin personelin şikâyet dilekçesinde belirttiği uygulamaların gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılıyor ancak şikâyet edilen amir hakkında disiplin cezası verilmediği gerekçesiyle şikâyetçi cezalandırılıyorsa, bu husus dava dilekçesinde özellikle değerlendirilmelidir.
Bunun yanında disiplin soruşturmasının zamanaşımı içerisinde başlatılıp başlatılmadığı, personelin savunmasının usulüne uygun alınıp alınmadığı, delillerin eksiksiz toplanıp toplanmadığı ve disiplin kararının yeterli gerekçe içerip içermediği de yargısal denetime konu olabilir.
İptal davasıyla birlikte şartların bulunması hâlinde yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Ancak yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için kanunda öngörülen koşulların somut olayda gerçekleşmesi gerekmektedir.
Hukuka aykırılığı yargı kararıyla ortaya konulan bir disiplin cezasının iptali, personelin özlük kayıtları ve bu cezaya bağlı diğer hukuki sonuçlar yönünden de önem taşıyabilir.
Haksız Şikâyet Disiplin Cezasının İptalinde Hangi Gerekçeler Öne Çıkar?
Haksız yere şikâyet nedeniyle tesis edilen disiplin işlemlerinde, yargısal denetimin merkezinde çoğunlukla şikâyetin hukuki niteliği ve idarenin ulaştığı sonucun somut delillerle desteklenip desteklenmediği bulunmaktadır.
Personelin başvuruya konu ettiği olayların gerçekten yaşanmış olması, başvuruyu hak arama amacıyla gerçekleştirmesi ve bilerek gerçek dışı isnatta bulunduğuna ilişkin yeterli delil bulunmaması, cezanın hukuka uygunluğu bakımından önem taşıyan hususlardır.
Bunun yanında şikâyet edilen amir hakkında disiplin cezası verilmediği gerekçesinin, şikâyetçi personelin haksız şikâyette bulunduğunun tek dayanağı olarak gösterilmesi de yargısal incelemeye konu edilebilir.
Disiplin soruşturması sırasında personelin açıklamalarının savunma veya ihbar niteliğinde olmasına rağmen şikâyet olarak değerlendirilmesi, tipiklik ilkesi bakımından hukuka aykırılık oluşturabilir.
İdarenin soruşturmayı eksik yürütmesi, şikâyetçinin sunduğu delilleri değerlendirmemesi, isnat edilen fiili yeterli açıklıkta ortaya koymaması veya zamanaşımı sürelerine uymaması da işlemin iptalini gerektirebilecek nedenler arasında bulunmaktadır.
Ancak her davanın sonucu, somut olayın özelliklerine, ilgili personelin statüsüne, disiplin kararının gerekçesine ve dosyadaki delillere bağlıdır. Bu nedenle başka bir olayda verilmiş iptal kararının her uyuşmazlıkta aynı sonucu doğuracağı kabul edilmemelidir.
Haksız Şikâyet Nedeniyle Disiplin Cezası Alan Polis ve Jandarma Personelinin Sıkça Sorduğu Sorular
Amirimi Şikâyet Ettim, Hakkımda Disiplin Soruşturması Açılabilir mi?
Amir hakkında yapılan şikâyetin haksız olduğu iddiasıyla disiplin soruşturması başlatılması mümkündür. Ancak soruşturma açılması, personelin disiplin suçunu işlediğinin kesinleştiği anlamına gelmez. İdarenin şikâyete konu olayları, personelin başvuru sırasındaki bilgi durumunu ve isnat edilen davranışın kanuni unsurlarını araştırması gerekmektedir.
Amirimi Şikâyet Ettim Ancak İddialarım İspatlanamadı. Ceza Alır mıyım?
İddiaların ispatlanamaması tek başına disiplin cezası verilmesi için yeterli kabul edilemez. Personelin şikâyeti hangi olgulara dayandırdığı ve gerçekten bir haksızlığa uğradığını düşünerek başvurup başvurmadığı değerlendirilmelidir. Bilerek gerçeğe aykırı isnatlarda bulunulması ise farklı sonuçlar doğurabilir.
Amir Hakkında Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilirse Benim Hakkımda Ceza Verilir mi?
Amir hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, şikâyetçi personelin otomatik olarak haksız şikâyet suçunu işlediğini göstermez. Danıştay kararlarında da bu ayrım üzerinde durulmuştur. Şikâyetin neden haksız kabul edildiği, şikâyetçinin amacı ve somut olayların varlığı ayrıca araştırılmalıdır.
Polis Memurunun CİMER’den Amirini Şikâyet Etmesi Yasak mı?
CİMER üzerinden amir hakkında başvuruda bulunulması tek başına haksız şikâyet disiplin suçu değildir. Ancak başvurunun içeriği ve ilgili müracaat usullerine uygunluğu ayrı ayrı değerlendirilebilir. CİMER’in kullanılması, başvurunun her koşulda hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Jandarma Uzman Çavuş Amirini Şikâyet Ederse Meslekten Çıkarılır mı?
7068 sayılı Kanun’un 8/4-a-4 maddesinde düzenlenen haksız şikâyet fiilinin karşılığı dört ay kısa süreli durdurma cezasıdır. Bu düzenlemenin doğrudan karşılığı meslekten çıkarma değildir. Bununla birlikte farklı fiillerin bulunması, tekerrür hükümleri veya personelin tabi olduğu özel mevzuatın sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.
Haksız Şikâyet Nedeniyle Verilen Dört Ay Durdurma Cezası Maaştan Kesinti midir?
Hayır. Dört ay kısa süreli durdurma cezası, personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin dört ay süreyle durdurulmasını ifade eder. Bu yaptırım, doğrudan dört aylık maaşın kesilmesi anlamına gelmez.
Amir Hakkında Savunmamda Olumsuz Beyanlarda Bulunmam Haksız Şikâyet Sayılır mı?
Savunma sırasında amirin davranışlarına ilişkin açıklamalarda bulunulması, kendiliğinden haksız şikâyet fiilini oluşturmaz. Beyanların savunma kapsamında mı yoksa ayrıca bir şikâyet niteliğinde mi olduğu belirlenmelidir. Danıştayın 13.02.2024 tarihli, 2021/7082 Esas ve 2024/841 Karar sayılı kararı bu ayrım bakımından önemlidir.
Haksız Yere Şikâyet Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi Kaç Gündür?
7068 sayılı Kanun’un 31. maddesine göre personele savunma için verilecek süre yedi günden az olamaz. Personel, kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.
Haksız Şikâyet Disiplin Cezası Kaç Yıl Sonra Silinebilir?
7068 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında kısa süreli durdurma cezasının uygulanmasından itibaren on yıl geçtikten sonra, kanundaki şartlar doğrultusunda cezanın özlük dosyasından silinmesi istenebilir. Ancak sürenin dolması cezanın kendiliğinden silinmesi anlamına gelmez. Yetkili makamın personelin durumunu değerlendirmesi gerekir.
Haksız Şikâyet Disiplin Cezasına Karşı Dava Açma Süresi Kaç Gündür?
İdare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür. Bununla birlikte disiplin cezasını veren makam, idari itiraz yolunun bulunup bulunmadığı, cezanın kesinleşmesi ve tebliğ tarihi birlikte değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süre hesabının somut disiplin kararı üzerinden yapılması gerekir.
Sonuç: Amirini Şikâyet Etmek ile Haksız Yere Şikâyet Etmek Birbirinden Farklıdır
7068 sayılı Kanun’un 8/4-a-4 maddesinde düzenlenen haksız yere şikâyet disiplin suçu, polis ve jandarma personelinin anayasal şikâyet hakkını ortadan kaldıran bir düzenleme olarak yorumlanamaz.
Kolluk teşkilatlarında disiplinin ve hiyerarşik düzenin korunması önemli olmakla birlikte, personelin hukuka aykırı olduğunu düşündüğü uygulamalar hakkında yetkili makamlara başvurabilmesi de hukuk devletinin gereğidir.
Bu nedenle bir polis memurunun, jandarma uzman çavuşun, jandarma astsubayın veya jandarma subayın amiri hakkında şikâyette bulunması, yalnızca başvuru sonucunda amir hakkında yaptırım uygulanmadığı gerekçesiyle disiplin suçu olarak kabul edilmemelidir.
Haksız şikâyet iddiasıyla disiplin cezası verilebilmesi için ilgili davranışın kanunda belirtilen suç tanımına uygun olması, fiilin somut delillerle ortaya konulması ve personelin başvurusunun hangi nedenlerle haksız olduğunun hukuken yeterli biçimde açıklanması gerekmektedir.
Danıştay kararları da şikâyet hakkının kullanılmasında iyi niyetin, olaylara ilişkin samimi kanaatin ve başvurunun gerçek hukuki niteliğinin önemini ortaya koymaktadır.
Şikâyetin reddedilmesi, iddiaların doğrulanamaması veya şikâyet edilen amir hakkında ceza verilmemesi ile personelin bilerek haksız şikâyette bulunması aynı hukuki durum değildir.
Sonuç olarak haksız yere şikâyet disiplin cezasına karşı yapılacak değerlendirmede yalnızca disiplin kurulu kararının sonucuna değil, şikâyetin içeriğine, başvuruya neden olan olaylara, soruşturma delillerine ve personelin hak arama özgürlüğüne birlikte odaklanılması gerekmektedir. Kanuni unsurları oluşmadan veya yeterli araştırma yapılmadan verilen disiplin cezalarının idari yargıda iptali mümkündür.
Hakkında haksız şikâyet nedeniyle disiplin soruşturması yürütülen ya da dört ay kısa süreli durdurma cezası verilen personel bakımından, savunma ve dava sürecinin somut olayın özellikleri doğrultusunda değerlendirilmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.