Disiplinsizliği Alışkanlık Hâline Getirmek Nedeniyle Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası

Türk Silahlı Kuvvetlerinde disiplin, askerî hizmetin sürekliliği ve etkinliği bakımından yalnızca personelin bireysel davranışlarını ilgilendiren […]

Türk Silahlı Kuvvetlerinde disiplin, askerî hizmetin sürekliliği ve etkinliği bakımından yalnızca personelin bireysel davranışlarını ilgilendiren bir konu değildir. Görevin niteliği, hiyerarşik yapı, emir-komuta ilişkisi ve askerî hizmetin kendine özgü koşulları nedeniyle personelin disiplin durumuna ilişkin özel kurallar öngörülmüştür. Bu kuralların temel kaynaklarından biri olan 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu, farklı ağırlıktaki disiplinsizlikler için çeşitli disiplin cezaları öngörmekte; en ağır yaptırımlardan biri olarak da Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını düzenlemektedir.

Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren hâller arasında uygulamada önemli uyuşmazlıklara neden olan düzenlemelerden biri, 6413 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek” fiilidir. Kanun bu disiplinsizliği, “disiplini bozucu tavır ve davranışlarda bulunmayı alışkanlık hâline getirmek veya aldığı disiplin cezalarına rağmen ıslah olmamak” şeklinde tanımlamaktadır.

İlk bakışta oldukça kısa görünen bu düzenleme, gerçekte çok sayıda hukuki soruyu beraberinde getirmektedir. Bir personelin geçmişte birkaç disiplin cezası alması tek başına disiplinsizliği alışkanlık hâline getirdiğini gösterir mi? Kaç disiplin cezası alınması gerekir? Eski tarihli cezalar dikkate alınabilir mi? İptal edilen veya hukuka aykırı olduğu ileri sürülen cezalar ayırma işlemine dayanak oluşturabilir mi? 6413 sayılı Kanun’un 20/f maddesi ile disiplin ceza puanlarını düzenleyen 21. maddesi arasında nasıl bir ilişki vardır? Yüksek Disiplin Kurulunun değerlendirmesi otomatik midir, yoksa personelin bütün mesleki geçmişinin ayrıca incelenmesi gerekir mi?

Bu soruların cevaplandırılması özellikle önemlidir; çünkü burada söz konusu olan yaptırım basit bir uyarma veya kınama cezası değildir. Silahlı Kuvvetlerden ayırma, personelin meslek hayatını doğrudan sona erdiren, statüsünü ve özlük haklarını etkileyen son derece ağır bir idari yaptırımdır. Bu nedenle Kanun’un lafzının yanı sıra savunma hakkı, ölçülülük, hukuki güvenlik, disiplin cezalarının kesinleşmesi, zamanaşımı ve yargısal denetim ilkelerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

6413 Sayılı Kanun Madde 20/f Ne Düzenlemektedir?

6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun “Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler” başlıklı 20. maddesinde, ayırma cezasına neden olabilecek fiil ve hâller ayrı ayrı gösterilmiştir. Maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde ise şu düzenlemeye yer verilmiştir:

“Disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek: Disiplini bozucu tavır ve davranışlarda bulunmayı alışkanlık hâline getirmek veya aldığı disiplin cezalarına rağmen ıslah olmamaktır.”

Kanun hükmü incelendiğinde iki ayrı görünüm biçiminin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bunlardan ilki, personelin disiplin bozucu tavır ve davranışlarını süreklilik gösterecek biçimde tekrar etmesi; ikincisi ise daha önce verilmiş disiplin cezalarına rağmen davranışlarında düzelme meydana gelmemesidir.

Burada özellikle “alışkanlık hâline getirmek” ve “ıslah olmamak” ifadeleri önem taşımaktadır. Zira bu kavramların her ikisi de tek bir olaydan ziyade belirli bir zaman içerisindeki davranış örüntüsünü ifade eder. Bu nedenle kural olarak münferit bir disiplinsizlik, fiilin ağırlığına göre Kanun’un başka hükümleri kapsamında ayrıca değerlendirilse bile, tek başına “alışkanlık hâline getirme” kavramının doğal anlamıyla örtüşmeyebilir.

Ancak meselenin yalnızca 20. maddenin lafzına bakılarak çözümlenmesi mümkün değildir. Çünkü Kanun’un 21. maddesi de doğrudan “disiplin ceza puanına bağlı olarak ayırma cezası verilmesi” konusunu düzenlemekte ve belirli şartların gerçekleşmesini “disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme” olarak kabul etmektedir. Nitekim yakın tarihli Danıştay içtihadı da 20/f ile 21. madde arasındaki ilişkinin bu uyuşmazlıkların çözümünde belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.

Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezasının Sonucu Nedir?

6413 sayılı Kanun’da öngörülen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası, disiplin hukukundaki en ağır yaptırımlardan biridir. Bu cezanın verilmesi, personelin tabi olduğu mevzuata göre Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiğinin kesilmesi veya statüsüne göre sözleşmesinin feshedilmesi sonucunu doğurur.

Dolayısıyla ayırma cezasını yalnızca geçmişte işlenmiş disiplinsizliklerin bir karşılığı olarak değerlendirmek eksik olacaktır. İşlem aynı zamanda personelin gelecekte askerlik mesleğini sürdürmesini sona erdiren statü hukuku işlemi niteliğindedir. Bu kadar ağır sonuç meydana getiren bir idari işlemin sebep unsurunun açık, somut ve denetlenebilir biçimde ortaya konulması; işlemin usul, yetki, şekil ve maksat yönlerinden de hukuka uygun olması gerekir.

6413 sayılı Kanun’un 6. maddesi bu noktada ayrıca önem taşımaktadır. Kanuna göre disiplin cezası vermeye yetkili kişi ve kurullar takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli biçimde kullanmak zorundadır. Takdir hakkının gerekçeli olması; fiilin işleniş biçimi, zamanı ve yeri, askerî hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, meydana gelen zarar veya tehlike, personelin kusurunun ağırlığı, önceki disiplin durumu ve pişmanlığı gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekir.

Bu nedenle geçmişte alınmış disiplin cezalarının yalnızca sayısal olarak sıralanması her durumda yeterli bir gerekçelendirme yöntemi değildir. Özellikle 20/f kapsamında yürütülen işlemlerde hangi cezaların esas alındığı, bu cezaların kesinleşip kesinleşmediği, hangi dönem içerisinde verildiği ve personelin hukuken hangi statüde bulunduğu titizlikle belirlenmelidir.

6413 Sayılı Kanun Madde 20/f ile Madde 21 Arasındaki Fark Nedir?

Disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme konusunda en önemli meselelerden biri 6413 sayılı Kanun m.20/f ile m.21 arasındaki ilişkinin doğru kurulmasıdır.

20/f maddesi genel tanımı yapmaktadır. Buna göre disiplin bozucu davranışları alışkanlık hâline getiren veya disiplin cezalarına rağmen ıslah olmayan personel hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma yaptırımı gündeme gelebilir.

  1. madde ise belirli personel statüleri bakımından somut sayısal kriterler öngörmektedir. Güncel düzenlemeye göre sözleşmeli subay ve astsubaylar hariç olmak üzere subay ve astsubaylar açısından, en son disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son bir yıl içerisinde 18 disiplin cezası puanına ulaşılması veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam 12 veya daha fazla disiplin cezası alınması, disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme kapsamında değerlendirilebilmektedir. Son beş yıllık dönem bakımından ise 35 disiplin cezası puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam 25 ya da daha fazla disiplin cezası ölçütü bulunmaktadır.

Burada önemli bir ayrıntı bulunmaktadır. 21. madde güncel hâliyle bütün personel statülerini aynı şekilde kapsamamaktadır. Özellikle sözleşmeli statüler ve uzman erbaşlar bakımından özel kanun hükümleri ile sözleşmenin feshi rejiminin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Nitekim 6413 sayılı Kanun’un 13. maddesinde de Türk Silahlı Kuvvetlerinde sözleşmeli statü ile görev yapan personelin sözleşmelerinin feshine ilişkin özel kanun hükümlerinin saklı olduğu açıkça belirtilmektedir.

Bu nedenle “her asker için 18 puana ulaşılırsa ayırma olur” biçiminde genel bir değerlendirme hukuken doğru değildir. Öncelikle personelin statüsü belirlenmeli, daha sonra 6413 sayılı Kanun’un 20 ve 21. maddeleri ile personelin tabi olduğu özel kanun birlikte ele alınmalıdır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2025 Tarihli Önemli Kararı

Disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme bakımından son derece önemli bir gelişme, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25 Haziran 2025 tarihli, E.2025/73, K.2025/1396 sayılı kararıdır.

Uyuşmazlıkta astsubay olarak görev yapan personelin, 2001-2015 yılları arasında aldığı çok sayıda disiplin cezası ve hakkında yürütülen bazı adli soruşturma ve kovuşturmalar birlikte değerlendirilmiş; personelin disiplinsizliği alışkanlık hâline getirdiğinden bahisle 6413 sayılı Kanun’un 20/1-f maddesi uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilmiştir.

İlk derece mahkemesi personelin yaklaşık on dört yıllık meslek hayatında aldığı disiplin cezalarını ve diğer olayları yeterli görerek davayı reddetmiş; Bölge İdare Mahkemesi de bu yaklaşımı benimsemiştir. Danıştay Onikinci Dairesi ise personelin disiplin cezalarının 6413 sayılı Kanun’un 21. maddesindeki puan ve sayı koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmeden yalnızca disiplin cezası sayısının fazlalığı üzerinden sonuca gidilmesini hukuka uygun bulmamıştır.

Uyuşmazlık Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun önüne geldiğinde Kurul çoğunluğu çok önemli bir hukuki değerlendirme yapmıştır. Kararda, 20/f hükmündeki “disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme” tanımının soyut ve subjektif nitelik taşıdığı; Kanun’un 21. maddesiyle bu kavramın objektif şart ve kriterlere bağlandığı belirtilmiştir. Buna göre ilgili personel yönünden disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmekten söz edilebilmesi için disiplin cezalarının Kanun’un eki cetvele göre hesaplanması ve 21. maddede öngörülen ceza puanı veya ceza sayısı koşullarının gerçekleşmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Kararın özellikle önemli olan tarafı şudur: İdare, personelin meslek hayatı boyunca çok sayıda ceza aldığını söyleyerek herhangi bir sayısal veya hukuki eşik gözetmeden doğrudan “bu personel disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmiştir” sonucuna ulaşamaz. En azından kararın ilişkin olduğu statü ve mevzuat bakımından 21. maddede ortaya konulan objektif ölçütlerin dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Bununla birlikte söz konusu uyuşmazlığın eski döneme ilişkin olduğu ve karar tarihinde incelenen 21. madde metninin bugünkü personel kapsamından bazı yönleriyle farklı olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle karar güncel uyuşmazlıklara uygulanırken personelin statüsü ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat mutlaka ayrıca değerlendirilmelidir. Buna rağmen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/f hükmündeki soyut kavramların objektif kriterlerle sınırlandırılması yönündeki yaklaşımı, ayırma işlemlerinin yargısal denetimi bakımından son derece önemlidir.

Her Disiplin Cezası Disiplinsizliği Alışkanlık Hâline Getirme Sonucunu Doğurur mu?

Hayır. Personelin herhangi bir disiplin cezası almış olması, hatta geçmişte birden fazla cezasının bulunması tek başına Silahlı Kuvvetlerden ayırma sonucunu doğurmaz.

Öncelikle disiplin cezalarının hangi dönemde verildiğine, kesinleşip kesinleşmediğine ve ayırma işleminin hangi hukuki sebebe dayandırıldığına bakılmalıdır. Özellikle ceza puanına bağlı ayırma söz konusu olduğunda her disiplin cezasının Kanuna ekli cetvelde belirlenen ayrı bir puan karşılığı bulunmaktadır.

Bu noktada personel hakkında geçmişte verilmiş disiplin cezalarının hukuka uygunluğu da önem kazanmaktadır. Çünkü ayırma işleminin temelini oluşturan cezalar hukuka aykırıysa, bu cezaların toplamından hareketle meslek hayatını sona erdiren yeni bir işlem tesis edilmesi ciddi bir hukuka uygunluk sorunu oluşturabilir.

Nitekim güncel 6413 sayılı Kanun m.43, disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğin kesilmesine yönelik işlemlere karşı açılan davalarda, doğrudan yargı yolu kapalı olan bazı disiplin cezalarının dahi ayırma işleminin denetimi sırasında mahkemelerce hukuka uygunluk yönünden incelenebileceğini açıkça düzenlemektedir.

Bu düzenleme son derece önemlidir. Örneğin personelin geçmişinde doğrudan iptal davasına konu edilememiş bir uyarma cezası bulunması, bu cezanın ileride ayırma işlemine dayanak oluşturması hâlinde hiçbir şekilde yargısal denetlenemeyeceği anlamına gelmez.

Anayasa Mahkemesi Disiplin Cezalarının Yargısal Denetimi Konusunda Ne Diyor?

Anayasa Mahkemesinin 2022 yılında verdiği önemli norm denetimi kararında, bazı hafif disiplin cezalarının doğrudan yargısal denetimin dışında bırakılmasının, bu cezaların daha sonra ayırma veya sözleşme feshi gibi ağır sonuçlara esas alınması hâlinde hak arama özgürlüğü bakımından sorun oluşturduğu değerlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, uyarma ve hizmete kısmi süreli devam gibi cezaların personelin disiplin ceza puanına veya sayısına eklenebildiğine; belirli bir seviyeye ulaşılması hâlinde bu cezaların kişinin TSK’dan ayrılmasına kadar uzanan sonuç doğurabileceğine dikkat çekmiştir. Mahkemeye göre dayanak disiplin cezasının hukuka uygunluğunun yargı tarafından incelenemediği bir sistemde, sonradan tesis edilen ayırma işleminin yargısal denetimi şekli hâle gelebilir.

Kanun’un güncel 43. maddesinde bu sorunu karşılamaya yönelik açık bir düzenleme bulunmaktadır. Artık disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle tesis edilen ilişik kesme işlemlerine karşı açılan davalarda, doğrudan dava konusu yapılamayan cezaların hukuka uygunluğu da incelenebilmektedir.

Bu nedenle ayırma cezasına karşı açılan davada yalnızca “puan hesabı yanlış yapılmıştır” şeklinde bir savunmayla yetinilmemeli; puana esas alınan her bir ceza bakımından fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği, savunma hakkının sağlanıp sağlanmadığı, yetkili makam tarafından ceza verilip verilmediği ve cezanın hukuka uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Disiplin Amirleri Arasında Husumet Varsa Verilen Cezalar Dikkate Alınır mı?

Disiplin hukukunda işlem yapan makamların objektifliği özel önem taşımaktadır. Özellikle ayırma sonucuna neden olan cezaların büyük kısmının aynı disiplin amiri tarafından verilmiş olması ve personelle disiplin amiri arasında husumet bulunduğuna ilişkin somut verilerin bulunması durumunda bu husus mutlaka değerlendirilmelidir.

6413 sayılı Kanun’un 21. maddesinin üçüncü fıkrası bu konuda Yüksek Disiplin Kuruluna önemli bir yetki tanımaktadır. Ceza puanına bağlı ayırma dosyasının incelenmesi sırasında cezaların usulüne uygun verilmediği veya ceza tayininde objektiflikten uzaklaşıldığı kanaatine ulaşılması hâlinde, Yüksek Disiplin Kurulu cezaların tamamını veya bir kısmını kaldırabilir; personelin görev yerinin değiştirilmesine ve durumunun bir yıllık deneme süresi sonunda yeniden incelenmesine karar verebilir.

Dolayısıyla “ceza kesinleşti, artık hiçbir şey yapılamaz” şeklinde mutlak bir yaklaşım doğru değildir. Kanun, özellikle puan birikimi yoluyla meslekten ayırmaya giden süreçlerde disiplin cezalarının objektif verilip verilmediğinin ayrıca ele alınmasına imkân sağlamaktadır.

Yüksek Disiplin Kurulu Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezasını Nasıl Verir?

Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası sıradan bir disiplin amiri kararıyla verilmez. 6413 sayılı Kanun sisteminde bu ceza Yüksek Disiplin Kurulu tarafından karara bağlanmaktadır.

Silahlı Kuvvetlerden ayırma süreci, disiplin amirlerinden en az ikisinin teklifi üzerine başlatılabileceği gibi Yüksek Disiplin Kurulu elindeki bilgi ve belgeler çerçevesinde resen de değerlendirme yapabilir. Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliğinde de sürecin başlatılması, dosyanın hazırlanması ve disiplin amirlerinin kanaatlerinin dosyaya eklenmesine ilişkin ayrıntılı düzenlemeler bulunmaktadır.

Kurul yalnızca disiplin ceza çizelgesini görmekle yetinmek zorunda değildir. Kanun kapsamında ilgilinin özlük dosyasını ve diğer belgeleri inceleyebilir, birlik ve kurumlardan bilgi isteyebilir, tanık ve bilirkişi dinleyebilir ve gerekli araştırmaları yaptırabilir.

Bu durum özellikle 20/f kapsamında önemlidir. Çünkü personelin “ıslah olmadığı” veya disiplinsizliği “alışkanlık hâline getirdiği” biçimindeki değerlendirme son derece ağır sonuç doğurmaktadır. Böyle bir sonucun yalnızca genel ifadelerle değil, somut olaylar ve mevzuatta belirlenen ölçütlerle ortaya konulması gerekir.

Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Sürecinde Savunma Hakkı

Disiplin hukukunda savunma hakkı yalnızca kanuni bir prosedür değil aynı zamanda anayasal bir güvencedir. Anayasa’nın 129. maddesine göre memurlar ve diğer kamu görevlilerine savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.

6413 sayılı Kanun’da da Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilmeden önce personelin savunmasının alınması esastır. Süreç disiplin amirlerinin teklifiyle başlamışsa süreci başlatan disiplin amiri, diğer hâllerde ise yetkili komutanlık vasıtasıyla Yüksek Disiplin Kurulu savunma sürecini yürütmektedir. Personel yazılı savunma verebilmekte; kurul gerekli gördüğünde veya personel talep ettiğinde sözlü olarak da dinlenebilmektedir.

Bu konuda Anayasa Mahkemesinin 28.11.2013 tarihli E.2013/46, K.2013/140 sayılı kararı özellikle önemlidir. Kanun’un ilk hâlinde 21. madde kapsamında disiplin ceza puanına bağlı olarak verilecek ayırma cezalarında savunma alınmamasına imkân sağlayan bir düzenleme bulunmaktaydı. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi iptal etmiştir.

AYM, disiplin ceza puanına bağlı ayırma cezasının önceki disiplin cezalarının otomatik toplamından ibaret olmadığını, Yüksek Disiplin Kurulunun ayrıca değerlendirme yaptığını belirtmiş ve böyle ağır bir yaptırım bakımından personelin karar veren makam önünde savunma hakkını etkili biçimde kullanabilmesinin anayasal zorunluluk olduğunu kabul etmiştir.

Dolayısıyla savunma yalnızca “hakkınızda ayırma işlemi yapılacaktır, savunmanızı gönderiniz” şeklindeki şekli bir bildirimden ibaret olmamalıdır. Hangi cezaların ve hangi olayların ayırma işlemine esas alındığının personele açıkça bildirilmesi, bunlara karşı açıklama ve delil sunabilmesi ve savunmasının gerçekten değerlendirilmesi gerekir.

Disiplinsizliği Alışkanlık Hâline Getirmede Zamanaşımı

Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezalarında zamanaşımı ayrıca kontrol edilmesi gereken önemli konulardan biridir.

6413 sayılı Kanun’un güncel 39. maddesine göre Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren durumun disiplin amirlerince tespit edilmesinden itibaren bir yıl içerisinde işlem yapılması gerekir. Bunun yanında Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi dışındaki ayırmayı gerektiren disiplinsizliklerde, fiilin işlendiği tarihten itibaren genel olarak beş yıllık üst süre bulunmaktadır.

Ancak disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme niteliği itibarıyla tek bir fiilden değil, birden fazla işlem ve belirli bir davranış sürecinden doğabildiğinden zamanaşımının somut dosyada hangi tarihten başlatılacağı her olay bakımından ayrıca incelenmelidir.

İdarenin çok eski tarihli disiplin cezalarını hiçbir zaman sınırı olmaksızın bir araya getirerek personelin güncel durumunu “alışkanlık” biçiminde nitelendirmesi bu nedenle hukuken tartışmalıdır. Hem 21. maddede öngörülen bir ve beş yıllık değerlendirme dönemleri hem de 39. maddedeki zamanaşımı hükümleri birlikte ele alınmalıdır.

Beraat veya Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Disiplin İşlemini Kendiliğinden Ortadan Kaldırır mı?

Ceza soruşturması ile disiplin soruşturması birbirinden farklı hukuki alanlardır. 6413 sayılı Kanun sisteminde herhangi bir fiil hakkında yürütülen adli soruşturma veya kovuşturmanın bulunması, aynı fiil nedeniyle disiplin soruşturması yapılmasına ve koşulları varsa disiplin cezası verilmesine tek başına engel değildir.

Bununla birlikte bu ilke, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanan her iddianın idare tarafından hiçbir araştırma yapılmadan disiplinsizlik olarak kabul edilebileceği anlamına gelmez. Disiplin işleminin dayandığı maddi olayın idari makam tarafından somut, yeterli ve hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.

Özellikle 20/f kapsamında kişinin yıllar içerisindeki davranışları değerlendirilirken, yalnızca hakkında açılmış soruşturma sayısının veya ceza davasının bulunmasının “disiplinsiz karakter” göstergesi şeklinde kullanılmasına ihtiyatla yaklaşılmalıdır. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2025 tarihli kararına konu olayda beraat, kovuşturmaya yer olmadığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla sonuçlanan süreçlerin de değerlendirmeye dâhil edilmiş olması tartışılmış; Kurul çoğunluğu esas itibarıyla 21. maddedeki objektif şartların sağlanıp sağlanmadığına odaklanmıştır.

Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezasına Karşı İptal Davası Açılabilir mi?

Evet. Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası yargısal denetime tabidir.

6413 sayılı Kanun’un güncel 43. maddesi, Kanunda gösterilen şartlar çerçevesinde disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabileceğini açıkça düzenlemektedir. Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası, yargı denetimi dışında bırakılan hafif disiplin cezaları arasında değildir.

Bu nedenle Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 6413 sayılı Kanun m.20/f kapsamında Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilen personel, idari yargıda iptal davası açabilir. Dava açma süresi 6413 sayılı Kanun uyarınca cezanın kesinleşmesinden itibaren başlamakta; süre bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun genel hükümleri dikkate alınmaktadır.

Ayırma işleminin personelin mesleğini ve mali haklarını doğrudan sona erdirmesi nedeniyle açılacak davada yürütmenin durdurulması talebi de somut olayın şartlarına göre önem taşımaktadır. Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için İYUK m.27 kapsamında işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Disiplinsizliği Alışkanlık Hâline Getirme Nedeniyle Açılacak Davada Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bu tür bir davada yalnızca “ben disiplinsiz bir personel değilim” şeklindeki genel bir iddia yeterli değildir. Dava dosyasının teknik biçimde incelenmesi gerekir.

Öncelikle ayırma kararının doğrudan 6413 sayılı Kanun m.20/f’ye mi, yoksa m.20/f ile birlikte m.21’deki ceza puanı sistemine mi dayandırıldığı belirlenmelidir. Personelin statüsü tespit edilmeli; 21. maddenin somut kişi yönünden uygulanabilir olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Daha sonra puan hesabına dâhil edilen her bir disiplin cezasının tarihi, kesinleşme tarihi, puan değeri ve hangi disiplin amiri tarafından verildiği kontrol edilmelidir. Özellikle bir yıllık ve beş yıllık dönemlerin hangi tarihten geriye doğru hesaplandığı önem taşımaktadır.

Disiplin cezalarından biri daha önce mahkeme tarafından iptal edilmişse puan hesabından çıkarılması gerekir. Henüz dava konusu edilememiş veya doğrudan yargı yolu kapalı bulunan cezalar bakımından ise 6413 sayılı Kanun m.43 çerçevesinde ayırma davası sırasında hukuka uygunluk denetimi yapılması talep edilebilir.

Bunun yanında savunma istem yazısı, Yüksek Disiplin Kuruluna sevk gerekçesi, disiplin amirlerinin teklifleri, özlük dosyasındaki başarı ve ödüller, siciller, görev geçmişi ve varsa disiplin amirleriyle yaşanan husumet iddiaları birlikte değerlendirilmelidir.

Çünkü ayırma cezası, sonuçları itibarıyla personelin bütün mesleki hayatını sona erdirmektedir. İdarenin yalnızca aleyhe olan kayıtları seçip olumlu mesleki geçmişi tamamen görmezden gelerek değerlendirme yapması, somut olayın özelliklerine göre ölçülülük, gerekçe ve takdir yetkisinin objektif kullanılması ilkeleri bakımından tartışılabilir.

Disiplin Ceza Puanı Dolunca TSK’dan Otomatik Olarak Atılma Olur mu?

Bu soruya doğrudan “evet” şeklinde cevap verilmesi doğru değildir. 6413 sayılı Kanun’un güncel 21. maddesinde belirlenen şartların gerçekleşmesi önemli bir ayırma sebebidir; ancak Yüksek Disiplin Kurulunun önündeki dosya yalnızca matematiksel bir toplama işleminden ibaret değildir.

Kanun özellikle 21. maddenin üçüncü fıkrasında, cezaların usulüne uygun verilmediğinin veya ceza tayininde objektiflikten uzaklaşıldığının anlaşılması hâlinde Yüksek Disiplin Kuruluna cezaları tamamen ya da kısmen kaldırma, görev yeri değişikliği yapma ve personelin durumunu bir yıllık deneme süresi sonunda yeniden değerlendirme imkânı tanımaktadır.

Anayasa Mahkemesi de disiplin ceza puanına bağlı ayırmayı önceki disiplin cezalarının kendiliğinden meydana getirdiği otomatik bir sonuç olarak görmemiş; bunun ayrı bir disiplin yaptırımı olduğunu ve bu nedenle personelin ayrıca savunmasının alınması gerektiğini kabul etmiştir.

Dolayısıyla puan hesabının dolması ciddi bir hukuki sonuç doğursa da, ayırma işleminin usulüne uygun şekilde yürütülmesi, ilgili cezaların hukuka uygunluğu ve personelin savunmasının değerlendirilmesi zorunludur.

Uzman Erbaşlar Açısından 6413 Madde 20/f Nasıl Uygulanır?

6413 sayılı Kanun uzman erbaşları da kapsamaktadır. Bununla birlikte uzman erbaşların statüsü, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve ilgili özel mevzuat hükümleri nedeniyle ayrıca değerlendirilmelidir. 6413 sayılı Kanun’un 21. maddesindeki güncel puan sistemi doğrudan sözleşmeli olmayan subay ve astsubaylar için düzenlenmiş olduğundan, uzman erbaş hakkında aynı sayıların otomatik biçimde uygulanması doğru değildir. 6413 sayılı Kanun’un kapsamı güncel olarak subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve erler ile diğer belirtilen askerî statüleri içermekle birlikte, ayırma ve sözleşmenin feshi bakımından statüye özgü hükümler bulunmaktadır.

Bu nedenle uzman erbaş hakkında “disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme” gerekçesiyle işlem tesis edilmişse dosyanın hem 6413 sayılı Kanun hem de 3269 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

Disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek ne demektir?

6413 sayılı Kanun m.20/1-f’ye göre disiplini bozucu tavır ve davranışları alışkanlık hâline getirmek veya daha önce alınmış disiplin cezalarına rağmen ıslah olmamak bu kapsamda değerlendirilir. Ancak özellikle subay ve astsubaylar açısından bu soyut tanımın 21. maddede yer verilen objektif ceza puanı ve ceza sayısı kriterleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2025 tarihli kararı bu bağlantıyı özellikle vurgulamıştır.

Üç veya dört disiplin cezası alan personel TSK’dan çıkarılır mı?

Yalnızca disiplin cezası sayısının birkaç olması, tek başına ayırma cezasının zorunlu olarak verileceği anlamına gelmez. Personelin statüsü, cezaların tarihleri, niteliği, ceza puanları ve 6413 sayılı Kanun’un hangi maddesine dayanıldığı değerlendirilmelidir. Muvazzaf subay ve astsubaylar yönünden 21. maddede açık sayısal eşikler bulunmaktadır.

Eski disiplin cezaları ayırma işleminde kullanılabilir mi?

Geçmiş disiplin durumu belirli ölçüde dikkate alınabilmekle birlikte, özellikle puana bağlı ayırmada Kanunun öngördüğü bir ve beş yıllık zaman aralıkları önemlidir. Bunun yanında 39. maddedeki zamanaşımı hükümlerinin de ayrıca incelenmesi gerekir. İdarenin personelin bütün meslek hayatındaki cezaları sınırsız biçimde bir araya getirerek sonuç doğurması her durumda hukuka uygun kabul edilemez.

İptal edilmiş disiplin cezası puan hesabına dâhil edilebilir mi?

Mahkeme tarafından iptal edilmiş bir disiplin cezasının hukuki varlığını sürdürdüğünden söz edilemeyeceğinden, bu cezanın ayırma işlemindeki puan hesabına dayanak yapılması kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle ayırma dosyasında yer alan her disiplin cezasının güncel hukuki durumu ayrıca kontrol edilmelidir.

Uyarma cezasına daha önce dava açılmamışsa ayırma davasında incelenebilir mi?

6413 sayılı Kanun’un güncel 43. maddesi, disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle ilişik kesilmesine yol açan işlemlere karşı açılan davalarda, doğrudan yargı yolu kapalı disiplin cezalarının hukuka uygunluğunun mahkemelerce incelenmesine açıkça imkân tanımaktadır. Bu nedenle temel cezaların hukuka aykırılığı ayırma davası içerisinde ileri sürülebilir.

Yüksek Disiplin Kurulunda sözlü savunma yapılabilir mi?

Evet. 6413 sayılı Kanun m.13 kapsamında personelin yazılı savunması alınır. Ayrıca Yüksek Disiplin Kurulu gerekli görürse veya personel bu yönde talepte bulunursa sözlü olarak ifade vermek üzere çağrılması mümkündür.

Savunma alınmadan Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilebilir mi?

Kanunda belirtilen son derece sınırlı istisnai durumlar dışında savunma alınması zorunludur. Anayasa Mahkemesi de disiplin ceza puanına bağlı ayırma işleminde savunma alınmamasına ilişkin eski kanun hükmünü Anayasa’nın 129. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir. Savunma hakkı, ayırma gibi meslek hayatını sona erdiren bir işlemde temel hukuki güvencelerden biridir.

Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasına karşı dava açılabilir mi?

Evet. Ayırma cezası idari yargı denetimine tabidir. İptal davasında işlemin sebep, konu, yetki, şekil ve maksat unsurlarındaki hukuka aykırılıklar ileri sürülebilir. İşlemin uygulanması nedeniyle telafisi güç zarar meydana gelmesi ihtimali varsa şartları çerçevesinde yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.

Sonuç

6413 sayılı Kanun’un 20/1-f maddesinde düzenlenen disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek, personelin mesleki geleceğini doğrudan etkileyen ve Silahlı Kuvvetlerden ayırma sonucunu doğurabilen ağır bir disiplin hukuku kurumudur. Bununla birlikte Kanunda “alışkanlık” veya “ıslah olmama” ifadelerinin kullanılmış olması idareye sınırsız bir değerlendirme yetkisi tanımamaktadır.

Özellikle 6413 sayılı Kanun’un 21. maddesinde belirlenen objektif ceza puanı ve ceza sayısı ölçütleri, Yüksek Disiplin Kurulunun cezaların usulünü ve objektifliğini inceleme yetkisi, 39. maddedeki zamanaşımı hükümleri, 43. maddedeki yargısal denetim güvencesi ve Anayasa’nın 129. maddesinde düzenlenen savunma hakkı birlikte değerlendirilmelidir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25.06.2025 tarihli kararı da bu açıdan önemli bir dönüm noktasıdır. Kararda disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme gibi son derece ağır sonuç doğuran ve soyut değerlendirmelere açık bir kavramın, Kanunda gösterilen objektif şartlardan koparılarak uygulanamayacağı yönünde güçlü bir yaklaşım benimsenmiştir.

Bu nedenle bir personelin geçmişinde çok sayıda disiplin cezası bulunduğunun söylenmesi tek başına hukuki değerlendirmeyi sona erdirmez. Hangi cezaların esas alındığı, bunların hukuka uygun olup olmadığı, kesinleşme tarihleri, puan hesaplaması, personelin statüsü, savunma hakkının etkili şekilde kullandırılıp kullandırılmadığı ve Yüksek Disiplin Kurulu kararının yeterli ve somut gerekçe içerip içermediği ayrı ayrı incelenmelidir.

Silahlı Kuvvetlerden ayırma gibi kişinin mesleğini sona erdiren bir işlemde hukuka uygunluk denetiminin özü de buradadır: Disiplinin korunması askerî hizmet bakımından zorunlu olmakla birlikte, bu zorunluluk personelin objektif ölçütler, savunma hakkı, ölçülülük ve etkili yargısal denetim güvencelerinden yoksun bırakılmasını haklı kılmaz.

Bu Yazıda
Son blog içeriklerini incelediniz mi?

En son eklenen güncel içeriklerimiz.

Disiplin Nedeniyle TSK’dan Atılan Memur Olabilir mi? Astsubayların Memuriyete Geçişi
Jandarma Selam Vermeme Disiplin Cezası: Selamlama Kuralları, Savunma ve İptal Davası
Jandarma Vatandaşı Bekletme Disiplin Cezası: Haklı Neden Olmadan Kişileri Bekletmek ve İptal Davası
Jandarma Görevi Savsaklama Disiplin Cezası: Görevde Kayıtsızlık, Savunma ve İptal Davası
Yazıyı Paylaş
Somut dosyanız için hukuki değerlendirme alın.

Dosyanın niteliği, süreler ve uygulanacak mevzuat somut olay bazında değerlendirilir.

0%
Hesaplanıyor...
Aradığınız içeriği bulamadınız mı?

Hukuki konunuz farklı bir başlık altında değerlendiriliyor olabilir. Faaliyet alanlarını inceleyebilir veya iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

WhatsApp Hattı

Daha hızlı iletişime geçmek ve detaylı bilgi almak için hemen mesaj gönderin.

+90 551 411 81 81
HH
HankaHukuk

https://hankahukuk.com

İLGİLİ İÇERİKLER
Benzer hukuki içerikler.
YAZI
33 dk
Genel
Disiplin Nedeniyle TSK’dan Atılan Memur Olabilir mi? Astsubayların Memuriyete Geçişi

Türk Silahlı Kuvvetlerinde uzun yıllar görev yaptıktan sonra disiplin cezası nedeniyle mesleğinden[…]

Devamını Gör
YAZI
8 dk
Genel
Jandarma Selam Vermeme Disiplin Cezası: Selamlama Kuralları, Savunma ve İptal Davası

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman erbaş, astsubay ve subayların uymakla[…]

Devamını Gör
YAZI
8 dk
Genel
Jandarma Vatandaşı Bekletme Disiplin Cezası: Haklı Neden Olmadan Kişileri Bekletmek ve İptal Davası

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman çavuş, astsubay ve subaylar, kamu[…]

Devamını Gör