Amirin Usulüne Göre Verdiği Emri Yerine Getirmemek (7068 Sayılı Kanun)

Amirin emrini yerine getirmemek, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul […]

Amirin emrini yerine getirmemek, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (ç) bendinin dördüncü alt bendi kapsamında, 24 ay uzun süreli durdurma disiplin cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiştir. Polis, jandarma ve sahil güvenlik personelinin amirleri tarafından usulüne uygun şekilde verilen görev ve emirleri yerine getirmemesi, olayın niteliğine göre ağır disiplin yaptırımlarına neden olabilmektedir.

Amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek fiili, yalnızca kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla sınırlı sonuçlar doğurmamaktadır. 7068 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasına göre, emrin yerine getirilmemesi sonucunda Devletin veya kişilerin zarara uğraması ya da hizmetin gecikmesine veya durmasına neden olunması hâlinde, durumun ağırlığına göre meslekten çıkarma cezası da uygulanabilmektedir. Dolayısıyla emre itaatsizlik nedeniyle yürütülen disiplin soruşturması, ilgili personelin mesleki hayatını doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

Ancak amir tarafından verilen her talimatın yerine getirilmemesi, kendiliğinden bu disiplin suçunun oluştuğu anlamına gelmez. Disiplin sorumluluğunun doğabilmesi için öncelikle hukuken emir niteliği taşıyan bir talimatın bulunması, emrin yetkili amir tarafından usulüne uygun şekilde verilmesi, ilgili personele ulaştırılması ve personelin bu emri yerine getirmemesinin hukuken kendisine isnat edilebilmesi gerekir.

Özellikle emrin açık ve anlaşılabilir olmaması, personelin emri öğrenmemesi, emrin uygulanmasının fiilen mümkün bulunmaması veya kanunsuz emir niteliği taşıması durumlarında disiplin sorumluluğunun koşulları ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle amirin emrini yerine getirmemek nedeniyle verilen disiplin cezalarında yalnızca emrin uygulanmamış olması değil, emrin hukuki niteliği ve yerine getirilmeme nedeni de belirleyici öneme sahiptir.

7068 Sayılı Kanun’a Göre Amirin Emrini Yerine Getirmemek Hangi Disiplin Suçudur?

7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (ç) bendinin dördüncü alt bendinde, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiil şu şekilde düzenlenmiştir:

“Amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek.”

Bu düzenlemeyle kolluk personelinin hizmetin yürütülmesi amacıyla verilen emirlere uygun hareket etmesi ve görevlerini hiyerarşik düzen içerisinde yerine getirmesi amaçlanmaktadır.

Kolluk hizmetleri, kamu düzeninin korunması, suçların önlenmesi, suçluların yakalanması ve toplumun güvenliğinin sağlanması gibi önemli görevleri kapsamaktadır. Bu görevlerin zamanında ve etkili biçimde yerine getirilebilmesi, özellikle birden fazla personelin birlikte hareket etmesini gerektiren durumlarda emir-komuta ilişkisinin düzenli işlemesine bağlıdır.

Bu nedenle polis ve jandarma personelinin görevle ilgili emirleri yerine getirme yükümlülüğü, kamu hizmetinin sürekliliği ve etkinliği bakımından önemlidir.

Ancak hiyerarşik düzenin korunması amacı, idareye sınırsız emir verme yetkisi tanımadığı gibi personelin hukuka aykırı bütün taleplere uymak zorunda olduğu anlamına da gelmez.

Nitekim kanun koyucu, disiplin suçunun tanımında yalnızca emrin yerine getirilmemesini değil, “amirin usulüne göre verdiği emir” ifadesini kullanmıştır.

Dolayısıyla emrin usulüne uygun şekilde verilmiş olması, disiplin suçunun oluşumu bakımından incelenmesi gereken temel unsurlardan biridir.

Emir verme yetkisinin bulunmadığı, talebin hizmetle ilişkili olmadığı veya hukuka aykırı bir davranışın gerçekleştirilmesinin istendiği durumlarda, personelin bu talebe uymamasının doğrudan 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-4 hükmü kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle disiplin soruşturmasında, öncelikle hangi emrin verildiği ve bu emrin neden bağlayıcı kabul edildiği ortaya konulmalıdır.

Amir ve Emir Kavramları 7068 Sayılı Kanun’da Nasıl Tanımlanmıştır?

Amirin emrini yerine getirmemek disiplin suçunun doğru değerlendirilmesi için 7068 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yer alan tanımlar önem taşımaktadır.

Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde amir, kadro ve kuruluş yönünden bağlı olunan kimse ile amir olarak yetkilendirilmiş diğer kişiler şeklinde tanımlanmıştır.

Aynı maddenin (ğ) bendinde emir, “Hizmete ilişkin bir fiilin yapılmasının veya yapılmamasının söz, yazı ve sair surette asta bildirilmesi” olarak ifade edilmektedir.

Bu tanımlardan anlaşılacağı üzere bir talimatın disiplin hukuku bakımından emir kabul edilebilmesi için öncelikle hizmetle ilişkili bulunması ve amirlik yetkisi kapsamında verilmesi gerekmektedir.

Burada özellikle amir ile üst kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerekir.

7068 sayılı Kanun’da üst, makam, rütbe veya kıdem büyüklüğünü ifade etmektedir. Buna karşılık amir, personelin kadro ve kuruluş yönünden bağlı bulunduğu veya amir olarak yetkilendirilmiş kişidir.

Dolayısıyla yalnızca rütbe bakımından daha üst konumda bulunan bir personelin her talebinin, somut olayın koşulları incelenmeden bağlayıcı amir emri olarak kabul edilmesi doğru değildir.

Örneğin farklı bir birimde görev yapan ve personel üzerinde emir verme yetkisi bulunmayan kişinin kişisel nitelikteki talebi ile görevlendirme yetkisine sahip amirin hizmetin yürütülmesine ilişkin talimatı aynı hukuki nitelikte değildir.

Bu nedenle disiplin soruşturmasında emri veren kişinin sıfatı, görev ve yetkileri, emrin konusu ve ilgili personelin bu emre bağlılık durumu açıklığa kavuşturulmalıdır.

Aynı şekilde görevle ilgili her bilgilendirme, hatırlatma veya idari yazışma da kendiliğinden emir niteliği taşımamaktadır.

Bir bildirimin emir sayılabilmesi için personelden belirli bir davranışta bulunmasının veya bulunmamasının istendiğinin anlaşılması gerekir.

Amirin Usulüne Göre Verdiği Emir Hangi Şartları Taşımalıdır?

Amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek disiplin suçunda öncelikle yerine getirilmediği iddia edilen emrin hukuki geçerliliği değerlendirilmelidir.

Bir emrin usulüne uygun kabul edilebilmesi için yalnızca amir tarafından verilmiş olması yeterli değildir. Emrin hizmetle bağlantısı, içeriği, ilgili personele bildirilme şekli ve yerine getirilebilirliği de önem taşımaktadır.

Öncelikle emrin yetkili amir tarafından verilmiş olması gerekir. Amirlik yetkisine sahip olmayan bir kişinin verdiği talimatın, ilgili personel bakımından bağlayıcı emir niteliği taşıyıp taşımadığı ayrıca incelenmelidir.

Bunun yanında emir, hizmetin yürütülmesiyle ilişkili olmalıdır. Kolluk personelinin kamu görevinden bağımsız şekilde amirin kişisel ihtiyaçlarını karşılamaya zorlanması, hizmet emri olarak kabul edilemez.

Ayrıca emrin içeriğinin yeterince açık olması gerekir. Personelin ne yapması gerektiğini anlayamadığı, birbiriyle çelişen veya yerine getirileceği zaman ve koşullar belirlenemeyen talimatlar bakımından disiplin sorumluluğuna ulaşılması için daha ayrıntılı bir inceleme yapılmalıdır.

Örneğin bir personelden belirli bir rapor hazırlaması istenmiş ancak raporun konusu, kapsamı ve teslim koşulları konusunda belirsizlik bulunuyorsa, emrin yerine getirilmediği iddiasında bu belirsizliklerin değerlendirilmesi gerekir.

Buna karşılık amirin belirli bir görev için açık bir talimat vermesi, personelin emri öğrenmesi ve yerine getirebilecek durumda olmasına rağmen hiçbir haklı gerekçe bulunmaksızın görevi yapmaması disiplin sorumluluğuna neden olabilir.

Emrin usulüne uygun verilmesi, disiplin suçunun kanuni tanımının bir parçasıdır. Bu nedenle idarenin emrin varlığını ve personelin emre aykırı davranışını somutlaştırmadan yalnızca hizmetin aksadığı yönündeki genel değerlendirmelerle 24 ay uzun süreli durdurma cezası vermesi hukuki denetime açıktır.

Amirin Sözlü Emrini Yerine Getirmemek Disiplin Suçu Oluşturur Mu?

Amirin verdiği emrin mutlaka yazılı olması gerektiği yönündeki değerlendirme, 7068 sayılı Kanun’un emir tanımıyla örtüşmemektedir.

Kanun’un 3. maddesinde emir, hizmete ilişkin bir davranışın yapılmasının veya yapılmamasının söz, yazı veya diğer yollarla bildirilmesi şeklinde tanımlandığından sözlü emirler de hukuken bağlayıcı olabilir.

Özellikle kolluk hizmetlerinin niteliği dikkate alındığında birçok emir sözlü olarak verilmektedir.

Operasyon sırasında görev dağılımı yapılması, ekiplerin belirli bir bölgeye yönlendirilmesi, bir olay yerine müdahale edilmesi veya ani gelişen güvenlik ihtiyacına ilişkin talimatların sözlü verilmesi mümkündür.

Bu nedenle personelin yalnızca emrin yazılı olarak tebliğ edilmediğini ileri sürmesi, her durumda disiplin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Ancak sözlü emirlerin varlığı ve içeriği bakımından ispat sorunu ortaya çıkabilmektedir.

Örneğin amirin belirli bir görevi yerine getirmesini sözlü olarak istediğini, personelin ise böyle bir emir almadığını ileri sürdüğü durumda, emrin gerçekten verilip verilmediği somut delillerle araştırılmalıdır.

Olayın niteliğine göre telsiz kayıtları, tanık ifadeleri, görev kayıtları, kamera görüntüleri ve diğer iletişim kayıtları önem taşıyabilir.

Sözlü emir verilmesinin hukuken mümkün olması, idarenin emrin varlığını ve içeriğini araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle amirin sözlü emir verdiğini belirtmesi ile söz konusu emrin ilgili personele ulaştığının somut delillerle ortaya konulması birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

WhatsApp, Telefon veya Telsiz Üzerinden Verilen Emir Geçerli Midir?

Günümüzde kolluk hizmetlerinin yürütülmesinde telefon, telsiz ve elektronik iletişim araçları sıklıkla kullanılmaktadır. Bu nedenle emirlerin yalnızca resmî yazılarla değil, çeşitli iletişim araçları üzerinden bildirilmesi de söz konusu olabilir.

7068 sayılı Kanun’un emir tanımında söz, yazı ve diğer bildirim yöntemlerine yer verilmiş olması nedeniyle elektronik iletişim yoluyla bildirilen talimatların da somut koşullara göre emir niteliği taşıması mümkündür.

Ancak iletişim aracının kullanılmış olması, bildirilen her mesajın bağlayıcı emir olduğunu göstermez.

Örneğin personelin görev yaptığı birimin iletişim grubunda yapılan genel bilgilendirme ile doğrudan belirli bir personele yöneltilen görev talimatı aynı nitelikte olmayabilir.

Bu tür olaylarda mesajı gönderen kişinin emir verme yetkisinin bulunup bulunmadığı, mesajın içeriği, hangi personele yöneltildiği ve görevin açık şekilde belirtilip belirtilmediği araştırılmalıdır.

Bunun yanında mesajın ilgili personele ulaşıp ulaşmadığı da önemlidir.

Personelin telefonunun kapalı olması, iletişim imkânının bulunmaması, mesajın ulaşmaması veya görev koşulları nedeniyle iletişim aracını kullanamaması gibi hususlar olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.

Özellikle elektronik mesajın gönderilmiş olması ile personelin mesajdan haberdar olması her durumda aynı anlama gelmez.

Bu nedenle disiplin soruşturmasında yalnızca ekran görüntüsü veya mesaj gönderim kaydı üzerinden değerlendirme yapılması yerine iletişimin gerçekleşme koşullarının da incelenmesi gerekir.

Ayrıca kişisel iletişim araçları üzerinden görev bildirilmesine ilişkin kurum içi düzenlemeler ve personelin tabi olduğu özel yükümlülükler de önem taşımaktadır.

Hukuka Aykırı Emri Yerine Getirmemek Disiplin Suçu Mudur?

Amirin emrini yerine getirmemek disiplin suçunda en önemli hukuki konulardan biri, hukuka aykırı emir karşısında personelin nasıl davranması gerektiğidir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 137. maddesinde kanunsuz emir düzenlenmiştir.

Anılan maddeye göre kamu hizmetlerinde çalışan kişi, üstünden aldığı emri yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse emri yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir.

Amirin emrinde ısrar etmesi ve emri yazılı olarak yenilemesi durumunda, anayasal kural gereğince emir yerine getirilir ve emri yerine getiren kişi sorumlu olmaz.

Ancak bu kuralın önemli bir istisnası bulunmaktadır: Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez.

Dolayısıyla hukuka aykırı emir ile konusu suç oluşturan emir birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin amirin personele açıkça hukuka aykırı bir idari işlem yaptırmak istemesi ile bir kişiye işkence yapılmasını emretmesi aynı hukuki çerçevede değerlendirilemez.

Konusu suç teşkil eden emrin yazılı olarak verilmiş olması veya amirin bu emirde ısrar etmesi, emri yerine getiren personelin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle kolluk personelinin kendisine verilen talimatın hukuki niteliğini değerlendirme sorumluluğu bulunmaktadır.

Bununla birlikte Anayasa’nın 137. maddesinin son fıkrasında askerî hizmetlerin görülmesi ve acele hâllerde kamu düzeni ile kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklı tutulmuştur.

Dolayısıyla kolluk personeli bakımından kanunsuz emir değerlendirmesi yapılırken genel anayasal hükümlerle birlikte ilgili hizmetin tabi olduğu özel kanuni düzenlemeler de dikkate alınmalıdır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 11. maddesinde de hukuka aykırı emir ve konusu suç oluşturan emir konusunda aynı temel esaslara yer verilmiştir.

Sonuç olarak personelin bir emri yerine getirmemesi nedeniyle disiplin cezası verilmeden önce, emrin hukuka uygun olup olmadığı ve personelin emre karşı davranışının Anayasa’nın 137. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği araştırılmalıdır.

Konusu Suç Teşkil Eden Emri Yerine Getirmeyen Polis veya Jandarma Cezalandırılabilir Mi?

Konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilmemesi, anayasal bir yükümlülüğün sonucudur.

Anayasa’nın 137. maddesi, konusu suç oluşturan emrin hiçbir şekilde yerine getirilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir.

Benzer şekilde Türk Ceza Kanunu’nun 24. maddesinin üçüncü fıkrasında, konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilemeyeceği ve aksi durumda emri verenle yerine getirenin sorumlu olacağı belirtilmiştir.

Örneğin amirin hukuka aykırı şekilde bir kişiye fiziksel şiddet uygulanmasını, delillerin yok edilmesini veya gerçeğe aykırı resmî belge düzenlenmesini istemesi hâlinde, ilgili personelin bu talimatın suç oluşturabilecek niteliğini değerlendirmesi gerekir.

Böyle bir talimatın yerine getirilmemesi nedeniyle personelin doğrudan emre itaatsizlik disiplin suçunu işlediği kabul edilemez.

Aksine konusu suç oluşturan bir emri yerine getirmek, ilgili personel bakımından cezai ve disiplin sorumluluğuna neden olabilir.

Bu nedenle amirin emrini yerine getirmemek iddiasıyla yürütülen soruşturmada, personelin emrin hukuka aykırı olduğu yönündeki savunması soyut gerekçelerle reddedilmemelidir.

Emrin içeriği, personelin yerine getirmesinin istendiği davranış ve uygulanacak hukuki kurallar birlikte değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte hukuka aykırı olduğu düşünülerek yerine getirilmeyen her emrin gerçekten kanunsuz olduğu sonucuna da kendiliğinden ulaşılamaz.

Bu nedenle emrin hukuki niteliğine ilişkin değerlendirme, kişisel kanaatlerin ötesinde somut mevzuat hükümlerine dayanmalıdır.

Emir Yerine Getirilemeyecek Durumdaysa Disiplin Cezası Verilebilir Mi?

Amirin emrini yerine getirmemek fiilinin disiplin sorumluluğu doğurabilmesi için emrin yerine getirilmesinin ilgili personelden makul olarak beklenebilir olması önem taşımaktadır.

Özellikle personelin iradesi dışında gelişen ve emrin yerine getirilmesini engelleyen durumlar, disiplin sorumluluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.

Örneğin ciddi bir sağlık problemi nedeniyle göreve katılması fiilen mümkün olmayan personelin, bu durumunu gösteren geçerli sağlık belgelerinin bulunması hâlinde, emri yerine getirmeme davranışının kusurlu olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

Benzer şekilde personelin ulaşım imkânlarının tamamen ortadan kalkması, beklenmeyen ve aşılması mümkün olmayan olaylar nedeniyle görev yerine ulaşamaması veya emrin yerine getirilmesi için gerekli araçların kendisine sağlanmamış olması, somut olayın koşullarına göre önem taşıyabilir.

Ancak personelin emri yerine getiremediğini ileri sürmesi, tek başına disiplin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

İleri sürülen mazeretin gerçekliği, emrin uygulanmasını hangi ölçüde engellediği ve personelin sorunun çözümü için makul çaba gösterip göstermediği değerlendirilmelidir.

Örneğin göreve çağrılan personelin ulaşım engeli bulunduğunu ileri sürmesi hâlinde bu engelin niteliği, ne kadar sürdüğü, alternatif ulaşım imkânlarının bulunup bulunmadığı ve personele hangi süre içerisinde görev yerine ulaşmasının emredildiği araştırılmalıdır.

Ayrıca personelin görevin yerine getirilemeyeceğini öğrenmesine rağmen durumu amirine bildirip bildirmediği de önem taşıyabilir.

Bu nedenle disiplin sorumluluğunda yalnızca emrin sonucuna odaklanılması yerine, personelin emri yerine getirme imkânı ve davranışının kusurlu olup olmadığı somut olarak belirlenmelidir.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek ile Göreve Gitmemek Aynı Disiplin Suçu Mudur?

7068 sayılı Kanun’da amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek ile izinsiz veya mazeretsiz şekilde göreve gelmemek farklı disiplin fiilleri olarak düzenlenmiştir.

Bu nedenle göreve katılmama şeklindeki her davranışın kendiliğinden amirin emrini yerine getirmemek kapsamında değerlendirilmesi doğru değildir.

Örneğin personelin belirli bir tarihte görevine gelmemesi nedeniyle disiplin soruşturması yürütülüyorsa, öncelikle personelin göreve gelmeme davranışının hangi disiplin hükmünü oluşturduğu belirlenmelidir.

Bununla birlikte personelin kendisine açıkça bildirilen özel bir operasyon emrine rağmen göreve katılmaması, somut koşullara göre amirin emrini yerine getirmemek kapsamında da değerlendirilebilir.

Bu noktada belirleyici olan yalnızca personelin görev yerine gelmemesi değil, yerine getirmediği ileri sürülen somut bir amir emrinin bulunup bulunmadığıdır.

Örneğin genel çalışma düzenine aykırı şekilde mesaiye gelmeyen personelle, kritik bir operasyon için görevlendirildiği ve göreve katılması açıkça emredildiği hâlde görevi reddeden personelin davranışı aynı hukuki nitelikte olmayabilir.

Bu nedenle disiplin soruşturmasında fiilin doğru hukuki nitelendirilmesi önemlidir.

Nitekim Danıştay 2. Dairesinin 22.12.2025 tarihli, 2021/10289 Esas ve 2025/6115 Karar sayılı kararında, operasyonlara katılmayan özel harekât personelinin davranışı değerlendirilmiştir.

Daire çoğunluğu, somut olayda amirin emrine rağmen belirli operasyonlara katılmayan personelin davranışının hizmetin aksamasına neden olduğunu değerlendirerek disiplin cezasının iptaline ilişkin bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur.

Bu karar, göreve katılmama davranışının her durumda yalnızca devamsızlık hükümleri kapsamında değerlendirilemeyeceğini; somut bir emir ve bu emrin hizmet üzerindeki sonuçlarının da önem taşıdığını göstermektedir.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek ile Görevi Savsaklamak Arasındaki Fark

Amirin emrini yerine getirmemek fiili, görevin savsaklanması veya görevin belirtilen sürede tamamlanmaması fiilleriyle de karıştırılabilmektedir.

7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinde görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özür bulunmaksızın belirtilen sürede bitirmemek gibi davranışlar ayrı disiplin fiilleri olarak düzenlenmiştir.

Bu nedenle personelin kendisine verilen görevi eksik veya geç yerine getirmesi, her durumda 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren emre itaatsizlik olarak nitelendirilmemelidir.

Örneğin personelin hazırlamakla yükümlü olduğu bir raporu iş yoğunluğu nedeniyle geciktirmesi ile amirin açık talimatına rağmen raporu hazırlamayı reddetmesi aynı davranış değildir.

İlk durumda görevde ihmal veya savsaklama hükümlerinin uygulanma şartları gündeme gelebilirken ikinci durumda emrin yerine getirilmemesi fiili değerlendirilebilir.

Ancak bu ayrımda da yalnızca personelin beyanı değil, olayın bütün koşulları önemlidir.

Görevin kapsamı, tamamlanması için tanınan süre, personelin iş yükü, yerine getirdiği diğer görevler ve amirin verdiği talimatın içeriği birlikte incelenmelidir.

Özellikle bir personelin yerine getirdiği işin amir tarafından yetersiz görülmesi, tek başına emri yerine getirmeme disiplin suçunun oluştuğunu göstermez.

Bu nedenle disiplin soruşturmalarında personelin davranışı ile uygulanan disiplin hükmü arasında hukuki uygunluk bulunmalıdır.

Amirin Emrini Yerine Getirmemenin Disiplin Cezası Nedir?

7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-4 hükmü uyarınca amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemenin temel disiplin cezası 24 ay uzun süreli durdurma cezasıdır.

Uzun süreli durdurma cezası, Kanun’un 7. maddesinde personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin on iki, on altı, yirmi veya yirmi dört ay süreyle durdurulması olarak tanımlanmıştır.

Dolayısıyla 24 ay uzun süreli durdurma cezası, esas olarak personelin kademe ilerlemesinin iki yıl süreyle durdurulması sonucunu doğurur.

Bu ceza, doğrudan iki yıl boyunca görevden uzaklaştırılmak veya meslekten çıkarılmak anlamına gelmez.

Bununla birlikte disiplin cezasının personelin özlük ve mali haklarına etkisi, ilgili personelin statüsüne ve tabi olduğu mevzuata göre farklılık gösterebilir.

Örneğin Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında terfileri 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na tabi bulunan personel bakımından, 7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin yedinci fıkrasında uzun süreli durdurma cezasını gerektiren hâllerde brüt aylığın üçte biri ile yarısı arasında kesinti yapılması öngörülmüştür.

Bu nedenle disiplin yaptırımının personelin mali ve özlük hakları üzerindeki sonuçları değerlendirilirken teşkilat ve statü farklılıkları dikkate alınmalıdır.

Ayrıca 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, geçmiş hizmetleri olumlu olan ve iyi veya çok iyi değerlendirme puanı alan personel hakkında bir derece hafif disiplin cezası uygulanabilmesine imkân tanınmıştır.

Ancak bir derece hafif ceza uygulanması yönündeki takdir yetkisi de Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen ölçülülük, adalet, hakkaniyet ve gerekçelendirme ilkeleri çerçevesinde kullanılmalıdır.

Amirin Emrini Yerine Getirmeyen Polis veya Jandarma Meslekten Çıkarılır Mı?

Amirin emrini yerine getirmemek, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde meslekten çıkarma cezasıyla sonuçlanabilir. Ancak her emre itaatsizlik fiili doğrudan meslekten çıkarma yaptırımını gerektirmez.

7068 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasında şu düzenlemeye yer verilmiştir:

“Amirin emrinin yapılmaması fiilinin neticesinde, Devlet ya da kişiler zarara uğratılmış ya da hizmetin gecikmesine ya da durmasına neden olunmuşsa doğan zararın derecesine ya da durumun ağırlığına göre meslekten çıkarma cezası uygulanabilir.”

Bu düzenlemeyle 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren emre itaatsizlik fiilinin daha ağır sonuçlar doğurduğu durumlarda meslekten çıkarma cezası uygulanmasına imkân tanınmıştır.

Ancak Kanun’un 10/1 hükmü, idareye her emre itaatsizlik olayında doğrudan meslekten çıkarma cezası verme yetkisi tanımamaktadır.

Ağırlaştırıcı hükmün uygulanabilmesi için öncelikle emrin yerine getirilmemesi sonucunda Devletin veya kişilerin zarara uğraması ya da hizmetin gecikmesine veya durmasına neden olunması gerekir.

Bunun yanında idarenin, doğan zararın derecesini veya durumun ağırlığını dikkate alarak neden meslekten çıkarma cezasının uygulanması gerektiğini açıklaması önemlidir.

Örneğin güvenlik operasyonu sırasında açık bir görevlendirme emrine rağmen görevini yerine getirmeyen personelin davranışı nedeniyle operasyonun aksaması, Kanun’un 10/1 hükmü bakımından değerlendirilebilir.

Buna karşılık personelin yerine getirmediği ileri sürülen emrin hizmet üzerinde herhangi bir olumsuz sonuç doğurduğu somut olarak ortaya konulamamışsa, meslekten çıkarma cezası yönünden daha ayrıntılı bir hukuki değerlendirme yapılmalıdır.

Özellikle emrin uygulanmamasının hizmetin gecikmesine veya durmasına neden olduğu ileri sürülüyorsa, bu sonucun nasıl meydana geldiği ve personelin davranışıyla hangi şekilde bağlantılı bulunduğu açıklanmalıdır.

Sadece genel ifadelerle hizmetin aksadığının belirtilmesi, ağırlaştırıcı nedenin gerçekleştiğini her olayda göstermeyebilir.

Dolayısıyla emre itaatsizlik nedeniyle meslekten çıkarma cezası verilen dosyalarda, 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-4 hükmü ile 10/1 hükmünün şartları ayrı ayrı incelenmelidir.

Hizmetin Gecikmesine veya Durmasına Neden Olmak Nasıl Değerlendirilir?

7068 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasında, amirin emrinin yerine getirilmemesi nedeniyle hizmetin gecikmesine veya durmasına neden olunması, meslekten çıkarma cezasının uygulanabilmesine imkân tanıyan özel durumlardan biri olarak düzenlenmiştir.

Ancak bu hükmün uygulanmasında emrin yerine getirilmemesi ile hizmetin gecikmesi arasındaki bağlantının değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin bir personelin görevlendirildiği operasyona katılmaması nedeniyle ekiplerin görev dağılımının değişmesi, yapılması gereken müdahalenin gecikmesi veya operasyonun yürütülmesinin etkilenmesi söz konusu olabilir.

Bu tür durumlarda personelin davranışının hizmet üzerindeki fiilî etkisi önemlidir.

Bununla birlikte emrin yerine getirilmediği her olayda hizmetin mutlaka geciktiği veya durduğu varsayılamaz.

Örneğin yerine getirilmediği ileri sürülen görev, başka bir personel tarafından zamanında ve eksiksiz biçimde gerçekleştirilmişse, hizmetin gerçekten gecikip gecikmediği ayrıca araştırılmalıdır.

Bununla beraber görevin başka personel tarafından yerine getirilmiş olması da ilk personelin davranışının hiçbir olumsuz hizmet etkisi doğurmadığını kendiliğinden göstermez.

Bu nedenle hizmetin gecikmesi veya durması değerlendirilirken görev organizasyonu, personel ihtiyacı, görevin niteliği ve olayın meydana geldiği koşullar birlikte ele alınmalıdır.

Özellikle kritik güvenlik hizmetlerinde bir personelin görevini yerine getirmemesi, yalnızca belirli bir işlemin gecikmesiyle sınırlı olmayan sonuçlar doğurabilir.

Ancak somut hizmet etkisinin ortaya konulması ile muhtemel veya varsayımsal olumsuzlukların ileri sürülmesi arasında hukuki farklılık bulunmaktadır.

Bu nedenle meslekten çıkarma kararında idarenin ağırlaştırıcı neden olarak dayandığı olayları somutlaştırması ve takdir yetkisini gerekçelendirmesi gerekir.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek Nedeniyle Verilen Disiplin Cezalarında Danıştay Kararları

Amirin emrini yerine getirmemek nedeniyle verilen disiplin cezalarına ilişkin Danıştay kararları, özellikle emrin varlığının ispatlanması, fiilin doğru nitelendirilmesi ve meslekten çıkarma cezasının uygulanma şartları bakımından önemlidir.

Danıştay 2. Dairesinin 04.11.2025 Tarihli, 2021/17900 E. ve 2025/4791 K. Sayılı Kararı

Karara konu uyuşmazlıkta, emniyet müdürü olarak görev yapan personel hakkında sağlık raporlarına ilişkin inceleme yazılarının gereğini yerine getirmediği gerekçesiyle disiplin soruşturması yürütülmüştür.

Personelin fiili, amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek kapsamında değerlendirilmiş ve 7068 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrası uygulanarak meslekten çıkarma cezası verilmiştir.

İlk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi, disiplin cezasını hukuka uygun bulmuştur.

Ancak Danıştay 2. Dairesi, dosyada bulunan yazıların yalnızca tebligat belgesi niteliğinde olduğunu; amir tarafından imzalanmış bir yazı veya emir olarak kabul edilemeyeceğini değerlendirmiştir.

Danıştay ayrıca personelin doğrudan kolluk faaliyetlerine ilişkin verilmiş bir emri yerine getirmediğinin de ortaya konulamadığını belirterek, isnat edilen fiilin 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-4 hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.

Bu gerekçeyle disiplin cezasına ilişkin davanın reddi yönündeki bölge idare mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Kararın hukuki önemi, disiplin cezasına dayanak gösterilen belgenin gerçekten emir niteliği taşıyıp taşımadığının araştırılması gerektiğini ortaya koymasıdır.

Ancak bu karar, bütün emirlerin mutlaka yazılı olması gerektiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Zira 7068 sayılı Kanun’un 3. maddesinde sözlü emirler de açıkça tanınmaktadır.

Kararda esas alınan husus, somut olayda amir tarafından verilmiş ve hukuken emir niteliği taşıyan bir talimatın ortaya konulamamış olmasıdır.

Dolayısıyla yalnızca bildirim veya tebligat niteliğindeki belgelerin varlığına dayanılarak personele emre itaatsizlik isnadında bulunulması her durumda hukuken yeterli değildir.

Danıştay 2. Dairesinin 22.12.2025 Tarihli, 2021/10289 E. ve 2025/6115 K. Sayılı Kararı

Bu karara konu olayda, özel harekât personeli olarak görev yapan polis memuru, geçici görevle bulunduğu bölgede belirli tarihlerdeki operasyonlara katılmamıştır.

Personel tarafından operasyonlardaki güvenlik riskleri, görev koşulları ve branşından ayrılma yönündeki talepleri ileri sürülmüştür.

İdare, personelin amirin emrine rağmen operasyonlara katılmaması nedeniyle hizmetin gecikmesine veya aksamasına neden olduğunu değerlendirerek meslekten çıkarma cezası uygulamıştır.

İlk derece mahkemesi, fiilin emre itaatsizlik yerine göreve gelmeme hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle işlemi iptal etmiş, bölge idare mahkemesi de bu sonucu uygun bulmuştur.

Ancak Danıştay 2. Dairesi çoğunluğu, personelin amirin emrine rağmen belirli operasyonlara katılmadığını ve bu davranışın güvenlik hizmetinin yürütülmesini olumsuz etkilediğini değerlendirmiştir.

Bu gerekçeyle disiplin cezasının iptaline ilişkin bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur.

Karar, kolluk hizmetinin niteliği ve operasyonel görevlerin öneminin disiplin sorumluluğunda dikkate alınabileceğini göstermektedir.

Özellikle kritik güvenlik faaliyetlerinde amirin emrine rağmen göreve katılmama davranışının, somut olayın özelliklerine göre emre itaatsizlik kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte kararın oyçokluğuyla verilmiş olması ve karşı oyda önceki kararın onanması gerektiğinin savunulması, bu tür uyuşmazlıklarda hukuki nitelendirmenin somut olayın özelliklerine bağlı olduğunu da göstermektedir.

Danıştay 2. Dairesinin 25.11.2025 Tarihli, 2021/15850 E. ve 2025/5484 K. Sayılı Kararı

Bu kararda, hakkında disiplin soruşturması yürütülen polis memuruna uygulanan meslekten çıkarma cezası incelenmiştir.

Uyuşmazlıkta disiplin soruşturması sonucunda personelin Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması teklif edilmiş, ancak ilgili yüksek disiplin kurulu tarafından fiil 7068 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek meslekten çıkarma cezası verilmiştir.

Danıştay 2. Dairesi, disiplin kurulunun teklif edilen cezayı kabul veya reddetme yetkisi ile farklı bir disiplin cezası tayin etme yetkisi arasındaki ayrımı değerlendirmiştir.

Daire çoğunluğu, somut olayda disiplin kurulunun kendisine sunulan tekliften farklı bir ceza belirlemesini yetki unsuru yönünden hukuka aykırı bulmuş ve iptal kararını sonucu itibarıyla onamıştır.

Bu kararın önemi, disiplin suçunun maddi unsurları kadar disiplin cezasını veren makamın yetkisi ve karar verme usulünün de hukuka uygun olması gerektiğini göstermesidir.

Dolayısıyla emre itaatsizlik nedeniyle verilen disiplin cezalarında yalnızca personelin davranışı değil, soruşturmanın ve disiplin kurulu kararının hangi usulle tesis edildiği de incelenmelidir.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek Disiplin Soruşturmasında Hangi Deliller Önemlidir?

Amirin emrini yerine getirmemek iddiasıyla yürütülen disiplin soruşturmasında öncelikle hangi emrin verildiği ve bu emrin personel tarafından öğrenilip öğrenilmediği belirlenmelidir.

Emrin yazılı olması hâlinde ilgili emir yazısı, tebliğ kaydı, görevlendirme belgesi veya diğer resmî kayıtlar önem taşıyabilir.

Ancak yazılı bir belgenin bulunması, o belgenin mutlaka bağlayıcı emir niteliği taşıdığı anlamına gelmez.

Bu nedenle yazının içeriği incelenmeli ve personelden hangi davranışın istendiği açıkça belirlenmelidir.

Sözlü emirlerde ise emrin içeriği ve bildirildiği koşullar, olayın niteliğine göre tanık ifadeleri, telsiz kayıtları ve diğer iletişim delilleriyle araştırılabilir.

Özellikle emrin personele ulaştığının tartışmalı olduğu durumlarda yalnızca amirin emir verdiğine ilişkin beyanı ile personelin emri öğrendiğine ilişkin deliller ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bunun yanında personelin emri neden yerine getirmediği de araştırılmalıdır.

Örneğin personelin sağlık mazereti bulunduğunu ileri sürmesi hâlinde sağlık belgeleri; göreve ulaşamadığını belirtmesi hâlinde ulaşım koşulları; görevin yerine getirilemeyecek durumda olduğunu ileri sürmesi hâlinde ise görev şartları incelenmelidir.

Aynı şekilde personelin emri yerine getirdiğini ancak amirin görevin tamamlanmadığını ileri sürdüğü durumlarda, yapılan işlemlere ilişkin kayıtların değerlendirilmesi gerekir.

Özellikle meslekten çıkarma cezasının söz konusu olduğu soruşturmalarda, hizmetin gecikmesine veya durmasına neden olunduğu iddiasının hangi delillerle ortaya konulduğu önemlidir.

Disiplin soruşturmasının amacı, yalnızca personelin emre uymadığını doğrulamak değil, isnat edilen fiilin bütün kanuni unsurlarıyla gerçekleşip gerçekleşmediğini ortaya koymaktır.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı

7068 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca personelin savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.

Kanuna göre personele savunmasını hazırlaması için yedi günden az süre tanınamaz.

Savunma hakkının etkili biçimde kullanılabilmesi için isnat edilen davranışın açık şekilde bildirilmesi önemlidir.

Örneğin personelin yalnızca amirinin emrine uymadığı belirtilerek savunması istenmesi yerine, hangi tarihte, hangi amir tarafından, hangi emrin verildiği ve yerine getirilmediği iddia edilen davranışın ne olduğunun ortaya konulması gerekir.

Personelin kendisini hangi isnada karşı savunacağını bilmemesi, savunma hakkının etkili kullanılması bakımından sorun doğurabilir.

Bunun yanında 7068 sayılı Kanun’un 31. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca personel, kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.

Bu hak, özellikle emrin varlığının ve personele ulaştığının tartışmalı olduğu olaylarda önem taşımaktadır.

Hakkında meslekten çıkarma cezası istenen personel ise Kanun’un 31. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında soruşturma evrakını inceleyebilir, tanık dinletebilir ve disiplin kurulunda kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü ya da yazılı savunma yapabilir.

Özellikle emrin hukuka aykırı olduğu, personele ulaşmadığı veya yerine getirilmesinin mümkün olmadığı yönündeki savunmaların ilgili delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle disiplin soruşturmasında personelin savunması alınmış olsa bile, önemli ve somut savunma nedenlerinin hiç incelenmemesi, kararın gerekçesi ve soruşturmanın yeterliliği bakımından hukuki denetime konu olabilir.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek Disiplin Suçunda Zamanaşımı

7068 sayılı Kanun’un 29. maddesinde disiplin soruşturmasına başlama ve disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir.

Amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek, kural olarak 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren bir fiildir.

Bu nedenle Kanun’un 29. maddesi uyarınca, disiplin amirinin fiili öğrendiği tarihten itibaren bir ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir.

Ancak olay nedeniyle Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekten çıkarma cezasının uygulanması gündeme geliyorsa, meslekten çıkarma cezaları bakımından düzenlenen altı aylık soruşturmaya başlama süresinin uygulanma koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Bunun yanında Kanun’un 29. maddesinde, fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmemesi durumunda ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.

Bu nedenle disiplin cezasının hukuka uygunluğu değerlendirilirken yalnızca soruşturmanın tamamlandığı tarih değil, fiilin işlendiği, öğrenildiği ve soruşturmaya başlandığı tarihler de önem taşımaktadır.

Özellikle aynı olay nedeniyle adli soruşturma yürütülmesi veya idari araştırmanın uzun süre devam etmesi, zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Dolayısıyla emre itaatsizlik nedeniyle verilen disiplin cezasına karşı yapılacak hukuki değerlendirmede zamanaşımı süreleri ayrıca incelenmelidir.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek Disiplin Cezasına Nasıl İtiraz Edilir?

Amirin emrini yerine getirmemek nedeniyle verilen disiplin cezasına karşı başvurulabilecek hukuki yollar, cezanın hangi makam tarafından verildiğine ve kararın kesinleşme usulüne göre belirlenmektedir.

7068 sayılı Kanun’un 30. maddesinde disiplin amirleri tarafından verilen cezalara karşı, kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde idari itirazda bulunulabileceği düzenlenmiştir.

İtiraz, kural olarak bir üst disiplin amirine yapılır. Kanunda bazı makamların doğrudan verdiği cezalar için özel itiraz mercileri de öngörülmüştür.

Ancak Bakan ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı aynı madde kapsamında idari itiraz yolu yerine idari yargı yoluna başvurulması düzenlenmiştir.

Dolayısıyla 24 ay uzun süreli durdurma veya meslekten çıkarma cezası alan personelin, öncelikle kararın hangi kurul veya makam tarafından verildiğini belirlemesi gerekir.

7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir.

İdari yargıda genel dava açma süresi, özel bir süre öngörülmeyen durumlarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi gereğince 60 gündür.

7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca dava açma süresi, kesinleşen disiplin cezasının personele tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.

Bu nedenle kararın tebliğ tarihi, varsa idari itiraz süreci ve cezanın kesinleşme durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Disiplin cezasının iptali amacıyla açılacak davada yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.

Ancak yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek Disiplin Cezası Hangi Nedenlerle İptal Edilebilir?

Amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek nedeniyle verilen disiplin cezasının iptali amacıyla açılan davalarda, öncelikle disiplin cezasına dayanak yapılan fiilin kanunda öngörülen unsurları taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.

Özellikle idarenin emrin varlığını ortaya koyamaması, talimatın amirlik yetkisi bulunmayan kişi tarafından verilmesi veya personelin emri öğrendiğinin belirlenememesi, işlemin hukuka uygunluğu bakımından önem taşıyabilir.

Bunun yanında emrin hukuka aykırı olması, hizmetle ilgisinin bulunmaması veya yerine getirilmesinin personelden beklenemeyecek şekilde imkânsız olması da disiplin sorumluluğunu etkileyebilir.

Örneğin idarenin emre itaatsizlik olarak değerlendirdiği davranışın gerçekte görevin geç tamamlanması veya başka bir disiplin fiili kapsamında bulunması durumunda, fiilin yanlış hukuki nitelendirilmesi gündeme gelebilir.

Nitekim Danıştay kararlarında da disiplin cezasına konu davranışın kanunda düzenlenen fiil tanımına uygun olması gerektiği vurgulanmaktadır.

Ayrıca disiplin soruşturmasının usulüne uygun yürütülmesi zorunludur.

Personelin savunmasının alınmaması, savunma hakkının etkili şekilde kullandırılmaması, disiplin cezasının yetkisiz makam tarafından verilmesi veya zamanaşımı kurallarına uyulmaması, somut olayın özelliklerine göre işlemin iptaline neden olabilecek hukuka aykırılıklar arasında yer alabilir.

Özellikle meslekten çıkarma cezası uygulanmışsa Kanun’un 10/1 hükmündeki ağırlaştırıcı şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca incelenmelidir.

İdarenin yalnızca emrin yapılmadığını belirlemesi, ağırlaştırıcı hükmün bütün şartlarının gerçekleştiğini göstermemektedir.

Bu nedenle Devletin veya kişilerin zarara uğradığı ya da hizmetin gecikmesine veya durmasına neden olunduğu iddiasının somut dayanakları araştırılmalıdır.

Bunun yanında 7068 sayılı Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen ölçülülük, hakkaniyet ve gerekçelendirme yükümlülükleri de önem taşımaktadır.

Sonuç olarak disiplin cezasının hukuka uygunluğu, yalnızca personelin emri yerine getirip getirmediği yönünden değil; emrin hukuki niteliği, personelin kusuru, deliller, soruşturma usulü ve uygulanan cezanın kanuni şartları birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Amirin Emrini Yerine Getirmemek Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Amirin emrini yerine getirmemenin disiplin cezası nedir?

7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-4 hükmü uyarınca amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemenin temel disiplin cezası 24 ay uzun süreli durdurmadır. Ancak Kanun’un 10/1 hükmündeki şartların gerçekleşmesi hâlinde meslekten çıkarma cezası da uygulanabilir.

Sözlü emri yerine getirmeyen polis disiplin cezası alır mı?

Evet. 7068 sayılı Kanun’da emirlerin sözlü, yazılı veya başka yollarla bildirilebileceği düzenlenmiştir. Ancak sözlü emrin yetkili amir tarafından verildiğinin, hizmetle ilişkili olduğunun, personele ulaştığının ve usulüne uygun biçimde yerine getirilmediğinin ortaya konulması gerekir.

Yazılı emir olmadan emre itaatsizlik cezası verilebilir mi?

Yazılı emir bulunmaması, her durumda disiplin cezası verilmesini engellemez. Ancak sözlü veya başka şekilde verilen emrin varlığı ve içeriği somut delillerle belirlenmelidir. Ayrıca belirli bir yazışmanın emir değil yalnızca bildirim niteliğinde olması durumunda, bu ayrım disiplin sorumluluğunun değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.

Hukuka aykırı emri yerine getirmeyen polis veya jandarma cezalandırılır mı?

Hukuka aykırı emirler bakımından Anayasa’nın 137. maddesi ve ilgili özel kanun hükümleri dikkate alınmalıdır. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir şekilde yerine getirilemez. Diğer hukuka aykırı emirlerde ise Anayasa’da öngörülen bildirim ve yazılı ısrar usulü ile kanuni istisnalar değerlendirilmelidir.

Amirin emrini yerine getirmemek meslekten çıkarma nedeni midir?

7068 sayılı Kanun’un 10/1 hükmü kapsamında, emrin yerine getirilmemesi nedeniyle Devletin veya kişilerin zarara uğraması ya da hizmetin gecikmesine veya durmasına neden olunması hâlinde durumun ağırlığına göre meslekten çıkarma cezası uygulanabilir. Ancak bu şartlar gerçekleşmeden her emre itaatsizlik fiili nedeniyle doğrudan meslekten çıkarma cezası verilmesi mümkün değildir.

Sağlık sorunları nedeniyle amirin emrini yerine getirmemek disiplin suçu mudur?

Personelin sağlık durumunun emri yerine getirmesine engel olup olmadığı somut olarak araştırılmalıdır. Geçerli sağlık belgeleri ve görevin niteliği dikkate alınmalıdır. Ancak sağlık mazereti ileri sürülmesi, her durumda disiplin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

WhatsApp üzerinden verilen emir yerine getirilmek zorunda mıdır?

WhatsApp veya başka bir elektronik iletişim aracı üzerinden bildirilen talimatlar, olayın özelliklerine göre emir niteliği taşıyabilir. Ancak mesajı gönderen kişinin yetkisi, talimatın hizmetle ilgisi, içeriği ve ilgili personele ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilmelidir.

Göreve gitmemek ile amirin emrini yerine getirmemek aynı disiplin suçu mudur?

Hayır. Göreve gelmemek ile amirin emrini yerine getirmemek 7068 sayılı Kanun’da farklı disiplin fiilleri olarak düzenlenmiştir. Ancak özel bir görevlendirme emrine rağmen göreve katılmamak, somut olayın özelliklerine göre emre itaatsizlik kapsamında da değerlendirilebilir.

Emre itaatsizlik nedeniyle verilen disiplin cezasına karşı dava açılabilir mi?

Evet. 7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca kesinleşen disiplin cezalarına karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Genel dava açma süresi 60 gün olup sürenin başlangıcı kesinleşen cezanın personele tebliği esas alınarak belirlenir.

Amirin emrini yerine getirmemek disiplin cezası iptal edilebilir mi?

Evet. Emrin usulüne uygun verilmemesi, personelin emri öğrendiğinin ispatlanamaması, hukuka aykırı veya yerine getirilmesi mümkün olmayan emirler, savunma hakkının ihlali, zamanaşımı, yetki kurallarına aykırılık ve ağırlaştırıcı şartların bulunmaması gibi durumlar, somut olayın özelliklerine göre disiplin cezasının iptaline neden olabilir.

Sonuç ve Hukuki Değerlendirme

Amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek, 7068 sayılı Kanun kapsamında ağır disiplin yaptırımlarına bağlanmış bir fiildir. Kanun’un 8/5-ç-4 hükmü uyarınca temel yaptırım 24 ay uzun süreli durdurma cezasıdır. Ancak emrin yerine getirilmemesi sonucunda Devletin veya kişilerin zarara uğraması ya da hizmetin gecikmesine veya durmasına neden olunması durumunda, Kanun’un 10/1 hükmü kapsamında meslekten çıkarma cezası da uygulanabilmektedir.

Bununla birlikte kolluk personelinin amir tarafından bildirilen her talimata uymaması, kendiliğinden emre itaatsizlik disiplin suçunun oluştuğu anlamına gelmez.

Disiplin sorumluluğunun hukuka uygun biçimde belirlenebilmesi için öncelikle amirlik yetkisi kapsamında verilmiş, hizmetle ilişkili ve personelin yerine getirebileceği nitelikte bir emrin bulunması gerekir.

Emrin ilgili personele ulaştığının ortaya konulması, personelin emri yerine getirmeme nedeninin değerlendirilmesi ve varsa hukuka aykırılık iddialarının araştırılması önem taşımaktadır.

Özellikle Danıştay 2. Dairesinin 04.11.2025 tarihli, 2021/17900 Esas ve 2025/4791 Karar sayılı kararı, salt tebligat belgelerinden hareketle somut bir amir emri bulunduğu kabul edilerek disiplin cezası verilmesinin hukuka uygun olmayabileceğini göstermektedir.

Buna karşılık 22.12.2025 tarihli, 2021/10289 Esas ve 2025/6115 Karar sayılı Danıştay kararı, kritik güvenlik hizmetlerinde usulüne uygun verilen emre rağmen görevin yerine getirilmemesinin hizmet üzerindeki etkileri bakımından ağır disiplin yaptırımlarına neden olabileceğini ortaya koymaktadır.

Bu nedenle her disiplin soruşturmasının olayın kendine özgü koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç olarak amirin emrini yerine getirmemek nedeniyle verilen 24 ay uzun süreli durdurma veya meslekten çıkarma cezasının hukuka uygunluğu; emrin yetkili amir tarafından usulüne uygun verilmesi, hukuka uygunluğu, personele bildirilmesi, yerine getirilebilirliği, personelin kusuru, hizmet üzerindeki etkileri ve disiplin soruşturmasının usulü birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Bu Yazıda
Son blog içeriklerini incelediniz mi?

En son eklenen güncel içeriklerimiz.

Amir veya Üstlerini Küçümsemek / Disiplin Cezası İptali
Amir veya Üstlerini Sözlü veya Fiili Olarak Tehdit Etmek
Amirin İzni Olmaksızın Görev Yerini Terk Etmek
Amirin Usulüne Göre Verdiği Emri Yerine Getirmemek (7068 Sayılı Kanun)
Yazıyı Paylaş
Somut dosyanız için hukuki değerlendirme alın.

Dosyanın niteliği, süreler ve uygulanacak mevzuat somut olay bazında değerlendirilir.

0%
Hesaplanıyor...
Aradığınız içeriği bulamadınız mı?

Hukuki konunuz farklı bir başlık altında değerlendiriliyor olabilir. Faaliyet alanlarını inceleyebilir veya iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

WhatsApp Hattı

Daha hızlı iletişime geçmek ve detaylı bilgi almak için hemen mesaj gönderin.

+90 551 411 81 81
HH
HankaHukuk

https://hankahukuk.com

İLGİLİ İÇERİKLER
Benzer hukuki içerikler.
YAZI
29 dk
Uncategorized
Amir veya Üstlerini Küçümsemek / Disiplin Cezası İptali

Amir veya üstlerini söz, yazı, tutum veya davranışlarıyla küçümsemek, 7068 sayılı Genel[…]

Devamını Gör
YAZI
32 dk
Uncategorized
Amir veya Üstlerini Sözlü veya Fiili Olarak Tehdit Etmek

Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek, 7068 sayılı Genel[…]

Devamını Gör
YAZI
33 dk
Uncategorized
Amirin İzni Olmaksızın Görev Yerini Terk Etmek

Amirin izni olmaksızın görev yerini terk etmek, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin[…]

Devamını Gör