Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (ç) bendinin onuncu alt bendi kapsamında, 24 ay uzun süreli durdurma disiplin cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiştir. Polis, jandarma ve sahil güvenlik personelinin amirlerine veya üstlerine yönelik tehdit niteliğindeki söz ve davranışları, olayın gerçekleşme koşullarına göre ağır disiplin yaptırımlarına neden olabilmektedir.
Amirini tehdit etmek nedeniyle verilen 24 ay uzun süreli durdurma cezası, ilgili personelin mesleki ve özlük hakları üzerinde önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bununla birlikte tehdit olarak değerlendirilen davranışın aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturması hâlinde, personel hakkında disiplin soruşturmasının yanında adli soruşturma veya ceza yargılaması da yürütülebilmektedir.
Ancak amir ile yaşanan her tartışmanın, yüksek sesle konuşmanın, öfkeyle söylenen her sözün veya amirin davranışlarına yönelik sert eleştirilerin tehdit olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Disiplin sorumluluğunun doğabilmesi için ilgili personelin sözlerinin veya davranışlarının tehdit niteliği taşıması ve isnat edilen fiilin somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Özellikle kolluk personelinin amiriyle tartışması sırasında kullandığı ifadelerin bağlamından koparılarak değerlendirilmesi, karşılıklı konuşmaların yalnızca belirli bölümlerinin esas alınması veya tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmemesi, disiplin cezasının hukuka uygunluğu bakımından önemli sorunlar doğurabilmektedir.
Nitekim idari yargı kararlarında da disiplin cezasına konu davranışın kanunda düzenlenen fiil tanımına uygun olması ve isnadın hukuken yeterli delillerle ortaya konulması gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu yazımızda amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmenin hukuki unsurlarını, tehdit ile hakaret ve saygısızlık arasındaki farkları, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını, meslekten çıkarma ihtimalini, Danıştay kararlarını, savunma hakkını ve disiplin cezasının iptali için başvurulabilecek hukuki yolları ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
7068 Sayılı Kanun’a Göre Amir veya Üstlerini Tehdit Etmek Hangi Disiplin Suçudur?
7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (ç) bendinin onuncu alt bendinde, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiil şu şekilde düzenlenmiştir:
“Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek.”
Bu düzenlemenin amacı, kolluk teşkilatlarında hiyerarşik düzenin korunması, personel arasındaki hizmet ilişkilerinin sağlıklı biçimde yürütülmesi ve amir veya üstlerin tehdit yoluyla baskı altına alınmasının önlenmesidir.
Kolluk hizmetleri, hiyerarşik düzen ve görev disiplini içerisinde yürütülen kamu hizmetleridir. Özellikle güvenlik operasyonları, suçla mücadele, toplumsal olaylara müdahale ve diğer kolluk faaliyetlerinde personelin görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmesi, teşkilat içerisindeki emir-komuta ilişkisinin sağlıklı işlemesine bağlıdır.
Bununla birlikte hiyerarşik düzenin korunması, amir ve üstlerin bütün davranışlarının eleştiriden muaf tutulduğu veya ast konumundaki personelin hak arama özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez.
Nitekim kamu görevlilerinin hukuka aykırı olduğunu düşündükleri işlemlere karşı başvuru yapmaları, haklarını aramaları ve mevzuat çerçevesinde eleştiride bulunmaları mümkündür.
Bu nedenle amire yöneltilen hukuki itiraz, şikâyet, eleştiri veya kişisel rahatsızlığın dile getirilmesi ile tehdit niteliğindeki davranışların birbirinden ayrılması gerekir.
Amirini tehdit etmek disiplin suçunda belirleyici olan husus, kullanılan sözlerin veya gerçekleştirilen hareketlerin somut olayın koşulları içerisinde tehdit niteliği taşıyıp taşımadığıdır.
Amir ile Üst Arasındaki Fark Nedir?
Amir veya üstlerini tehdit etmek disiplin suçunun değerlendirilmesinde öncelikle tehdit edildiği ileri sürülen kişinin 7068 sayılı Kanun bakımından amir veya üst sıfatına sahip olup olmadığı belirlenmelidir.
7068 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde amir, kadro ve kuruluş yönünden bağlı olunan kimse ile amir olarak yetkilendirilmiş diğer kişiler şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı maddenin (j) bendinde ise üst, makam, rütbe veya kıdem büyüklüğünü ifade etmektedir.
Bu tanımlardan anlaşılacağı üzere amirlik ilişkisi ile üstlük ilişkisi her durumda aynı hukuki durumu ifade etmemektedir.
Örneğin bir polis memurunun doğrudan bağlı bulunduğu karakol amiri, personel üzerinde amirlik yetkisine sahip olabilir. Buna karşılık farklı bir birimde görev yapan ancak rütbe bakımından daha yüksek konumda bulunan bir kolluk personeli, somut olayın özelliklerine göre üst sıfatını taşıyabilir.
Kanun koyucu, disiplin fiilinin tanımında hem amir hem de üst kavramlarına yer verdiğinden, tehdit edildiği iddia edilen kişinin mutlaka doğrudan disiplin amiri olması gerekmemektedir.
Ancak tehdit edildiği ileri sürülen kişinin amir veya üst sıfatı taşıyıp taşımadığı, somut olayda uygulanacak disiplin hükmünün belirlenmesi bakımından önemlidir.
Örneğin aynı rütbe ve kıdemde bulunan iki personel arasında meydana gelen tehdit iddiasının, doğrudan 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmüne dayandırılabilmesi için mağdurun amir veya üst sıfatının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Böyle bir ilişkinin bulunmaması, davranışın mutlaka disiplin hukuku dışında kalacağı anlamına gelmez. Olayın özelliklerine göre başka disiplin hükümlerinin uygulanması mümkün olabilir.
Dolayısıyla soruşturma makamının, tehdit edildiği iddia edilen kişinin görevini, rütbesini, kıdemini ve ilgili personelle arasındaki hiyerarşik ilişkiyi belirlemesi gerekir.
Amir veya Üstlerini Sözlü Olarak Tehdit Etmek Ne Anlama Gelir?
Amiri sözlü olarak tehdit etmek, kolluk personelinin amirine veya üstüne yönelik olarak gelecekte hukuka aykırı bir kötülük gerçekleştireceğini bildiren ve somut koşullar içerisinde tehdit niteliği taşıyan sözler kullanması şeklinde ortaya çıkabilir.
Sözlü tehdidin değerlendirilmesinde kullanılan ifadenin içeriği, söylenme biçimi ve olayın meydana geldiği koşullar önemlidir.
Örneğin bir personelin amirine yönelik olarak fiziksel saldırıda bulunacağını açıkça ifade etmesi veya amirini ciddi bir zarara uğratacağını bildirmesi, somut olayın özelliklerine göre tehdit niteliğinde değerlendirilebilir.
Buna karşılık personelin amirine karşı yüksek sesle konuşması, amirin talimatına itiraz etmesi veya yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi, tek başına tehdit suçunun oluştuğunu göstermez.
Tehdit niteliğinin değerlendirilmesinde sözlerin muhatabına ne anlam ifade ettiği kadar, objektif koşullarda nasıl anlaşılabileceği de önemlidir.
Örneğin “Bu yaptığınız hukuka aykırı, hakkımı mahkemede arayacağım.” şeklindeki bir ifade, kural olarak yasal başvuru hakkının kullanılacağının bildirilmesidir.
Buna karşılık “Sana zarar vereceğim.” şeklindeki bir sözün, kullanıldığı koşullara göre tehdit niteliği taşıması mümkündür.
Ancak bir ifadenin tehdit oluşturup oluşturmadığı belirlenirken yalnızca kelimelere bakılması yeterli değildir.
Özellikle karşılıklı tartışmanın nasıl başladığı, tarafların konuşmanın hangi aşamasında ilgili ifadeleri kullandığı, sözlerin söylendiği ortam ve varsa fiziksel hareketler birlikte değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla disiplin soruşturmasında yalnızca personelin tehditkâr konuştuğunun belirtilmesi yerine, hangi sözlerin söylendiği ve bu sözlerin neden tehdit olarak kabul edildiği açıkça ortaya konulmalıdır.
Amir veya Üstlerini Fiili Olarak Tehdit Etmek Hangi Davranışları Kapsar?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmünde sözlü tehdidin yanında fiili tehdit de düzenlenmiştir.
Fiili tehdit, sözlü bir açıklama bulunmasa dahi personelin davranışlarıyla amir veya üstüne yönelik hukuka aykırı bir zarar verme iradesini ortaya koyması şeklinde gerçekleşebilir.
Örneğin bir kolluk personelinin amirine yönelik olarak saldırı gerçekleştireceğini gösteren ciddi hareketlerde bulunması, olayın koşullarına göre fiili tehdit kapsamında değerlendirilebilir.
Bunun yanında tehdit amacıyla silah gösterilmesi, saldırıya hazırlanıldığını gösteren hareketler yapılması veya fiziksel güç kullanılacağı izlenimini veren davranışlarda bulunulması da somut olayın özelliklerine göre önem taşıyabilir.
Ancak bu tür hareketlerin her durumda fiili tehdit oluşturduğu söylenemez.
Örneğin tartışma sırasında el kol hareketleri yapan bir personelin davranışının yalnızca kaba veya saygısız bir tutum mu, yoksa fiilen zarar verme tehdidi mi oluşturduğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle kolluk personelinin mesleki niteliği gereği silah taşıması, her tartışmada silahla tehdit fiilinin işlendiğini göstermez.
Silahın tehdit amacıyla kullanıldığı iddia ediliyorsa, bu iddianın somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Ayrıca fiili tehdit ile amiri veya üstü dövmeye teşebbüs etmek fiilleri de birbirinden ayrılmalıdır.
Nitekim 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-9 hükmünde, amir veya üstlerini dövmeye teşebbüs etmek ayrı bir disiplin suçu olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle personelin davranışının tehdit aşamasında mı kaldığı, yoksa fiziksel saldırıya yönelik icra hareketlerine mi dönüştüğü somut olayın koşullarına göre belirlenmelidir.
Amirini Tehdit Etme Disiplin Suçunun Oluşması İçin Hangi Şartlar Gereklidir?
Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etme disiplin suçunun oluşabilmesi için öncelikle ilgili personelin tehdit niteliği taşıyan söz veya davranışının bulunması gerekir.
Bunun yanında tehdit edildiği ileri sürülen kişinin amir veya üst sıfatı taşıması ve fiilin ilgili personele isnat edilebilmesi gerekmektedir.
Özellikle personelin hangi sözleri söylediği veya hangi davranışları gerçekleştirdiği konusunda belirsizlik bulunması durumunda, disiplin soruşturmasının eksiksiz yürütülmesi önemlidir.
Örneğin soruşturma tutanağında personelin yalnızca amirine tehditkâr sözler söylediği belirtilmiş ancak sözlerin ne olduğu açıklanmamışsa, bu tespitin fiilin kanuni unsurlarını ortaya koyup koymadığı değerlendirilmelidir.
Benzer şekilde tarafların birbirleriyle tartıştığı sabit olsa dahi, bu tartışmanın doğrudan tehdit olarak nitelendirilmesi için ilgili söz ve davranışların tehdit niteliğinin ayrıca belirlenmesi gerekir.
Tehdit fiilinin oluşması bakımından, tehdit edilen kişinin mutlaka fiilen zarara uğraması veya tehdidin gerçekleştirilmesi gerekli değildir.
Ancak tehdit olarak değerlendirilen davranışın objektif olarak bu niteliği taşıması gerekir.
Örneğin bir personelin amirine karşı sert ifadeler kullanması, kişisel rahatsızlığını dile getirmesi veya amirin hukuka aykırı davrandığını ileri sürmesi, başka unsurlar bulunmadıkça doğrudan tehdit olarak kabul edilmemelidir.
Özellikle personelin ifade özgürlüğü, dilekçe hakkı ve hukuki başvuru yollarını kullanması, tehdit disiplin suçundan ayrı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle disiplin cezası verilmeden önce isnat edilen davranışın bütün koşullarıyla ortaya konulması ve kanuni fiil tanımına uygunluğunun açıklanması gerekir.
Amir ile Tartışmak Tehdit Disiplin Suçu Oluşturur Mu?
Amir ile tartışmak ve amiri tehdit etmek, disiplin hukuku bakımından farklı davranışlardır.
Kolluk personelinin amiriyle yaşadığı görüş ayrılığı, verilen görevin kapsamına ilişkin itiraz veya çalışma koşullarına yönelik eleştiri, tek başına 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmü kapsamında tehdit oluşturmaz.
Örneğin bir polis memurunun görev dağılımının adil yapılmadığını ileri sürmesi veya amirine çalışma koşullarından rahatsız olduğunu söylemesi, kural olarak hukuki değerlendirme yapılabilecek bir görüş açıklamasıdır.
Ancak tartışma sırasında kullanılan ifadelerin tehdit niteliğine dönüşmesi de mümkündür.
Bu nedenle personelin sözleri yalnızca tartışma yaşandığı gerekçesiyle tehdit sayılmamalı; olayın bütünü içerisinde değerlendirilmelidir.
Özellikle amirin personelle konuşma biçimi, tartışmanın nasıl başladığı, karşılıklı ifadeler ve konuşmanın gerçekleştiği ortam önemlidir.
Bununla birlikte amirin personeli öfkelendirmiş olması, gerçekten tehdit niteliği taşıyan bir davranışı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Ancak olayın meydana geliş koşulları ve tarafların karşılıklı davranışları, personelin sözlerinin nasıl anlaşılması gerektiği bakımından önem taşıyabilir.
Bu nedenle disiplin soruşturmasında yalnızca amirin şikâyet ettiği ifadeler değil, konuşmanın tamamı ve olayın başlangıcından sonuna kadar gerçekleşen davranışlar incelenmelidir.
Amirine “Dışarıda Görüşürüz” Demek Tehdit Sayılır Mı?
Amir veya üstlerini sözlü olarak tehdit etme uyuşmazlıklarında, açıkça zarar verme ifadesi içermeyen ancak farklı anlamlara gelebilecek sözlerin hukuki niteliği özellikle önem taşımaktadır.
Örneğin bir personelin amirine “Mesai bitiminde görüşürüz.”, “Dışarıda konuşalım.” veya “Sonra görüşeceğiz.” şeklinde sözler söylemesi, kullanılan ifadenin bağlamına göre farklı biçimlerde değerlendirilebilir.
Bu ifadeler bazı olaylarda yalnızca görüşme veya konuşma isteğini ortaya koyabilirken, başka olaylarda tehdit niteliği taşıyan bir davranışın parçası olabilir.
Ancak disiplin hukukunda personelin aleyhine sonuç doğuracak yorumun yalnızca varsayımlara dayandırılması doğru değildir.
Örneğin tarafların önceki ilişkileri, tartışmanın konusu, sözlerin söylendiği sıradaki hareketler ve konuşmanın tamamı araştırılmalıdır.
Özellikle personelin karşı tarafı korkutmak amacıyla hareket ettiğini gösteren somut bir olgu bulunmuyorsa, yalnızca bir ifadenin olumsuz yorumlanması üzerinden ağır disiplin cezasına ulaşılması hukuken tartışmalıdır.
Bu konuda Isparta 1. İdare Mahkemesinin bir jandarma uzman çavuş hakkında verdiği iptal kararı dikkat çekicidir.
Karara konu olayda personelin, amiriyle temizlik görevi nedeniyle yaşadığı tartışma sırasında mesai bitiminden sonra görüşebileceklerini belirten sözler söylediği ileri sürülmüştür.
İdare, kullanılan ifadeleri ve personelin ses tonu ile hareketlerini tehdit olarak değerlendirmiştir.
Ancak mahkeme, tanık anlatımlarındaki farklılıkları ve Cumhuriyet Başsavcılığının değerlendirmesini dikkate alarak söz konusu davranışın tehdit disiplin suçunun kanuni tanımına uygun olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu karar, amir ile tartışma sırasında kullanılan belirsiz ifadelerin somut olayın bütün koşulları incelenmeden tehdit olarak kabul edilemeyeceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Amirini Şikâyet Edeceğini veya Dava Açacağını Söylemek Tehdit Midir?
Kolluk personelinin amirinin hukuka aykırı olduğunu düşündüğü işlemlerine karşı şikâyette bulunacağını veya dava açacağını belirtmesi, kural olarak hukuki başvuru hakkının kullanılacağının bildirilmesidir.
Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü, 74. maddesinde ise dilekçe hakkı güvence altına alınmıştır.
Bu nedenle bir personelin amirine yönelik olarak “Hakkınızda şikâyette bulunacağım.” veya “Bu işlemi mahkemeye taşıyacağım.” şeklindeki sözleri, yalnızca bu içerikleri nedeniyle tehdit olarak nitelendirilemez.
Ancak kullanılan ifadelerin gerçekte hukuki başvuru hakkının bildirilmesinden ibaret olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Örneğin personelin amirine karşı gerçek dışı suçlamalarla zarar vereceğini veya hukuka aykırı yollarla baskı kuracağını ifade etmesi, yalnızca şikâyet hakkının kullanılacağının bildirilmesiyle aynı nitelikte değildir.
Bununla birlikte disiplin makamlarının, hukuki başvuru yapılacağını belirten her sert ifadeyi tehdit olarak değerlendirmesi de hukuka uygun değildir.
Özellikle amirin işlemleri nedeniyle mağduriyet yaşadığını düşünen personelin, başvuru hakkını kullanacağını ifade etmesi ile hukuka aykırı bir zarar verme tehdidinde bulunması arasında açık bir ayrım yapılmalıdır.
Bu nedenle disiplin soruşturmasında sözlerin içeriği ve kullanılma amacı değerlendirilmelidir.
Amir veya Üstlerini Tehdit Etmek ile Hakaret Etmek Arasındaki Fark
7068 sayılı Kanun’da amire hakaret etmek ve amiri tehdit etmek ayrı disiplin fiilleri olarak düzenlenmiştir.
Kanun’un 8/5-ç-7 hükmünde amir veya üste hakaret etmek, 8/5-ç-10 hükmünde ise amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek yer almaktadır.
Her iki fiilin temel disiplin cezası 24 ay uzun süreli durdurma olmakla birlikte hukuki unsurları farklıdır.
Hakaret, kişinin onur, şeref veya saygınlığını hedef alan söz veya davranışlarla ilgiliyken tehdit, genel olarak gelecekte hukuka aykırı bir zarar verme iradesinin bildirilmesiyle ilgilidir.
Örneğin amire yönelik aşağılayıcı bir ifade kullanılması, olayın koşullarına göre hakaret niteliği taşıyabilir.
Buna karşılık amire fiziksel zarar verileceğinin bildirilmesi, tehdit kapsamında değerlendirilebilir.
Bazı olaylarda aynı konuşma içerisinde hem hakaret hem de tehdit niteliğinde ifadeler bulunabilir.
Bu durumda ilgili davranışların ayrı ayrı hukuki nitelendirilmesi gerekir.
7068 sayılı Kanun’un 4. maddesinin üçüncü fıkrasında, bir fiilin birden fazla disiplinsizlik oluşturması hâlinde ağır olan disiplin cezasının uygulanacağı düzenlenmiştir.
Dolayısıyla aynı fiil nedeniyle birden fazla disiplin cezası verilmesi konusunda Kanun’daki bu hüküm dikkate alınmalıdır.
Ancak birbirinden bağımsız birden fazla davranışın bulunması hâlinde fiillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle disiplin soruşturmasında hangi sözün hakaret, hangi sözün tehdit oluşturduğu açıkça belirlenmeli; her söz ve davranış doğrudan aynı disiplin hükmü kapsamında değerlendirilmemelidir.
Amirini Küçümsemek, Saygısızlık Yapmak ve Tehdit Etmek Aynı Fiil Midir?
7068 sayılı Kanun’da amir veya üstlerine yönelik saygısızlık, küçümseme, hakaret ve tehdit farklı disiplin hükümlerinde düzenlenmiştir.
Görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davranmak, Kanun’un 8/4-a-7 hükmünde dört ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Amir veya üstlerini söz, yazı, tutum veya davranışlarıyla küçümsemek ise 8/5-ç-8 hükmünde 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında yer almaktadır.
Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek de aynı ceza türünde düzenlenmiş olmakla birlikte farklı unsurlara sahiptir.
Dolayısıyla bir personelin amiriyle tartışması sırasında yüksek sesle konuşması, saygısız davranması, küçümseyici ifadeler kullanması veya tehditte bulunması, olayın niteliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Örneğin personelin amirine karşı uygun olmayan bir üslupla konuşması, her durumda tehdit oluşturmaz.
Aynı şekilde amirin davranışlarına yönelik ağır eleştiriler içeren bir ifade, tehdit niteliği taşımadığı hâlde başka bir disiplin hükmü kapsamında tartışılabilir.
Bu ayrım özellikle verilecek disiplin cezasının hukuka uygunluğu bakımından önemlidir.
Disiplin hukukunda kanunilik ilkesi gereğince fiilin kanundaki tanıma uygun olması gerekir.
Bu nedenle personelin davranışının hangi disiplin suçunu oluşturduğunun belirlenmesi, idarenin takdir yetkisi kapsamında sınırsız bir tercih alanı değildir.
Görev Dışında Amirini Tehdit Eden Polis veya Jandarmaya Disiplin Cezası Verilir Mi?
7068 sayılı Kanun kapsamında disiplin sorumluluğu yalnızca görev saatlerinde gerçekleştirilen davranışlarla sınırlı değildir.
Görev dışında gerçekleşen bazı davranışlar da kolluk personelinin disiplin sorumluluğuna neden olabilir.
Bu nedenle izinli olduğu gün, mesai saatleri dışında veya kişisel bir ortamda amir ya da üstünü tehdit ettiği iddia edilen personel hakkında disiplin soruşturması yapılması mümkündür.
Örneğin polis memurunun görev dışında karşılaştığı amirine yönelik tehdit niteliğinde sözler söylemesi veya jandarma personelinin mesai dışında üstüne fiziksel zarar vereceğini bildirmesi, olayın koşullarına göre 7068 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak görev dışındaki her tartışmanın da doğrudan tehdit olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle tarafların kişisel ilişkileri, konuşmanın içeriği, olayın gerçekleşme nedeni ve tehdit edildiği ileri sürülen kişinin amir veya üst sıfatı değerlendirilmelidir.
Ayrıca görev dışındaki olaylarda kullanılan sözlerin disiplin suçunun unsurlarını taşıyıp taşımadığı da araştırılmalıdır.
Personelin görev dışında bulunması, sabit olan tehdit fiilini kendiliğinden disiplin sorumluluğu dışında bırakmaz. Bununla birlikte bu durum, isnat edilen sözlerin ve davranışların hukuki niteliğinin araştırılması gerekliliğini de ortadan kaldırmaz.
WhatsApp veya Sosyal Medya Üzerinden Amirini Tehdit Etmek Disiplin Suçu Mudur?
Elektronik iletişim araçları üzerinden gerçekleştirilen tehdit niteliğindeki davranışlar da disiplin soruşturmasına konu olabilir.
Özellikle WhatsApp mesajları, SMS, elektronik posta veya sosyal medya aracılığıyla gönderilen ifadelerin tehdit niteliği taşıması durumunda, somut olayın özelliklerine göre disiplin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Örneğin personelin amirine doğrudan zarar verme tehdidi içeren bir mesaj göndermesi, olayın koşullarına göre Kanun’un 8/5-ç-10 hükmü kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak elektronik mesajın bulunması, içeriğin doğrudan tehdit oluşturduğu anlamına gelmez.
Öncelikle mesajın kim tarafından gönderildiği, ilgili hesaba veya iletişim aracına kimin eriştiği, mesajın içeriği ve konuşmanın tamamı araştırılmalıdır.
Özellikle karşılıklı mesajlaşmaların yalnızca belirli bölümlerinin dosyaya sunulması, sözlerin gerçek anlamının anlaşılmasını güçleştirebilir.
Bu nedenle mesajın öncesindeki ve sonrasındaki konuşmaların incelenmesi, olayın gerçekleşme bağlamının belirlenmesi bakımından önemlidir.
Ayrıca ekran görüntülerinin doğruluğu veya mesajların değiştirilip değiştirilmediği konusunda ciddi bir uyuşmazlık bulunması hâlinde teknik incelemeye ihtiyaç duyulabilir.
Disiplin soruşturmasında elektronik delillerin hukuka uygun elde edilmesi ve gerçekliğinin değerlendirilmesi de önemlidir.
Bu nedenle yalnızca mesajın amire gönderildiği iddiasına dayanılarak değil, mesajın gerçek içeriği ve hukuki niteliği belirlenerek disiplin sorumluluğu değerlendirilmelidir.
Amirini Tehdit Etmek TCK 106 Kapsamında Suç Mudur?
Amir veya üstünü tehdit etmek, disiplin hukuku bakımından 7068 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiği gibi ceza hukuku bakımından da Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçuna konu olabilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde, bir kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit edilmesi suç olarak düzenlenmiştir.
Bu tür tehdit bakımından altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Mağdurun kadın olması hâlinde kanunda ayrıca asgari ceza düzenlemesi bulunmaktadır.
Malvarlığı itibarıyla büyük zarara uğratma veya sair kötülük tehdidi bakımından ise şikâyete bağlı farklı bir yaptırım öngörülmüştür.
Bunun yanında tehdidin silahla, birden fazla kişiyle birlikte veya Kanun’un 106. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen diğer şekillerde gerçekleştirilmesi durumunda daha ağır yaptırımlar uygulanabilmektedir.
Ancak ceza hukukunda düzenlenen tehdit suçu ile 7068 sayılı Kanun’daki disiplin fiili birbirinden ayrı hukuki düzenlemelerdir.
Bu nedenle personelin amirine karşı söylediği bir sözün TCK 106 kapsamında suç oluşturup oluşturmadığı ile disiplin hukuku bakımından tehdit niteliği taşıyıp taşımadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte her iki değerlendirmede de sözlerin tehdit niteliği taşıyıp taşımadığı önemlidir.
Özellikle yalnızca tartışma veya sert eleştiri niteliğinde bulunan ifadeler hakkında ceza hukuku bakımından tehdit suçunun oluşmadığına ilişkin tespitler, disiplin soruşturmasında da değerlendirilmelidir.
Tehdit Suçundan Takipsizlik Alan Polis veya Jandarmaya Disiplin Cezası Verilebilir Mi?
Ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, aynı olay nedeniyle disiplin soruşturması yürütülmesini her durumda engellemez.
7068 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, bir fiil nedeniyle adli soruşturma veya kovuşturma yapılması, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası verilmesine engel değildir.
Ancak ceza soruşturması ile disiplin soruşturmasının birbirinden bağımsız olması, Cumhuriyet Başsavcılığının maddi olaya ilişkin tespitlerinin hiçbir önem taşımadığı anlamına gelmez.
Örneğin savcılık tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında, personelin söylediği sözlerin tehdit niteliğinde olmadığı somut gerekçelerle açıklanmışsa, bu husus disiplin soruşturmasında dikkate alınmalıdır.
Bunun yanında tehdit fiilinin işlendiğine ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen kararın da dosyanın maddi yönü bakımından incelenmesi gerekir.
Ancak ceza hukuku bakımından suçun bütün unsurlarının oluşmaması, farklı unsurları bulunan bir disiplin fiilinin gerçekleşmesini her durumda imkânsız hâle getirmez.
Bu nedenle takipsizlik kararının disiplin cezasına etkisi değerlendirilirken kararın gerekçesi, soruşturma dosyasındaki deliller ve disiplin suçunun kanuni unsurları birlikte incelenmelidir.
Özellikle Isparta 1. İdare Mahkemesinin bir jandarma uzman çavuş hakkında verdiği iptal kararında, Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu ifadeleri tehdit olarak değerlendirmemesi ve disiplin fiilinin kanuni tanımına uygunluk bulunmaması önem taşımıştır.
Dolayısıyla tehdit suçundan takipsizlik kararı verilmesi, disiplin cezasını kendiliğinden ortadan kaldırmasa da bu kararın gerekçesi disiplin cezasının hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde belirleyici olabilir.
Tehdit Suçundan Beraat Eden Personele Disiplin Cezası Verilebilir Mi?
Ceza mahkemesince verilen beraat kararının disiplin soruşturmasına etkisi, beraat kararının gerekçesine göre değerlendirilmelidir.
Özellikle personelin tehdit niteliğinde bir davranışta bulunmadığının veya isnat edilen sözleri söylemediğinin ortaya konulduğu durumlarda, bu tespitler disiplin sorumluluğu bakımından önem taşımaktadır.
Buna karşılık ceza yargılamasında suçun bütün unsurlarının ispatlanamaması nedeniyle beraat kararı verilmiş olması, disiplin hukukunda farklı bir yükümlülük ihlalinin değerlendirilmesini her durumda engellemez.
Ancak disiplin makamlarının beraat kararını göz ardı ederek yalnızca aynı isnadı tekrar etmesi, yeterli hukuki değerlendirme yapılmadığı yönünde tartışmalara neden olabilir.
Bu nedenle beraat kararı, disiplin soruşturması raporu ve idarenin dayandığı deliller birlikte incelenmelidir.
Ayrıca disiplin makamlarının değerlendirmelerinde masumiyet karinesine uygun davranmaları gerekir.
Özellikle beraat eden personelin ceza hukuku anlamında suçlu olduğunu kabul eden veya beraat kararının sonuçlarını etkisiz kılan ifadelerden kaçınılmalıdır.
Dolayısıyla amirini tehdit etmek nedeniyle verilen disiplin cezasının hukuka uygunluğu değerlendirilirken ceza mahkemesi kararının yalnızca sonuç kısmına değil, maddi olaya ilişkin gerekçesine de bakılmalıdır.
Amirini Tehdit Etmenin Disiplin Cezası Nedir?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmü uyarınca amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmenin temel disiplin cezası 24 ay uzun süreli durdurmadır.
Uzun süreli durdurma cezası, Kanun’un 7. maddesinde personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin on iki, on altı, yirmi veya yirmi dört ay süreyle durdurulması şeklinde tanımlanmıştır.
Dolayısıyla 24 ay uzun süreli durdurma cezası, esas olarak personelin kademe ilerlemesinin iki yıl süreyle durdurulmasını ifade etmektedir.
Bu yaptırım, personelin doğrudan iki yıl süreyle görevden uzaklaştırılması veya meslekten çıkarılması anlamına gelmez.
Bununla birlikte disiplin cezasının uygulanma şekli personelin görev yaptığı teşkilata ve statüsüne göre farklılık gösterebilir.
Özellikle Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapan ve terfileri 926, 3466, 3269 veya 6191 sayılı kanunlara tabi bulunan personel bakımından 7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin yedinci fıkrası önemlidir.
Bu düzenleme kapsamında uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller bakımından personelin brüt aylığından üçte bir ile yarısı arasında kesinti yapılması öngörülmüştür.
Nitekim Isparta 1. İdare Mahkemesinin incelediği bir uyuşmazlıkta, jandarma uzman çavuş hakkında 24 ay uzun süreli durdurma cezası verilmiş ve cezanın brüt aylıktan üçte bir oranında kesinti yapılarak uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu nedenle polis memuruna uygulanan 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile uzman çavuş veya astsubay hakkında uygulanacak yaptırımın mali ve özlük sonuçları aynı olmayabilir.
Amirini Tehdit Eden Polis veya Jandarma Meslekten Çıkarılır Mı?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmünde amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmenin doğrudan karşılığı meslekten çıkarma değil, 24 ay uzun süreli durdurma cezasıdır.
Bu ayrım özellikle önemlidir. Çünkü 7068 sayılı Kanun’un 10. maddesinde bazı disiplin fiilleri için özel ağırlaştırıcı nedenler düzenlenmiş olmasına rağmen, amir veya üstlerini tehdit etme fiili bakımından yalnızca tehdidin ağırlığı nedeniyle otomatik şekilde meslekten çıkarma cezası verilmesini öngören özel bir hüküm bulunmamaktadır.
Dolayısıyla idarenin, personelin amirini tehdit ettiği gerekçesiyle Kanun’un 8/5-ç-10 hükmü yerine doğrudan meslekten çıkarma yaptırımını uygulayabilmesi için ayrıca hukuken geçerli bir dayanağının bulunması gerekir.
Bununla birlikte bu durum, amiri tehdit ettiği tespit edilen personelin hiçbir koşulda meslekten çıkarılamayacağı anlamına gelmez.
Örneğin personelin davranışının aynı zamanda Kanun’da bağımsız olarak meslekten çıkarma cezasını gerektiren başka bir disiplinsizliği oluşturması, disiplin ceza puanı nedeniyle meslekten çıkarma şartlarının gerçekleşmesi veya tabi olduğu özel personel mevzuatında farklı bir meslekten ayırma nedeninin bulunması hâlinde ayrı hukuki değerlendirmeler yapılabilir.
7068 sayılı Kanun’un 12. maddesinde disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme nedeniyle meslekten çıkarma cezası düzenlenmiştir.
Bu kapsamda son bir yıl içerisinde yirmi disiplin ceza puanına veya Kanun’da belirtilen sayıda disiplin cezasına ulaşılması ya da son beş yıllık dönem bakımından öngörülen şartların gerçekleşmesi, meslekten çıkarma yaptırımına neden olabilmektedir.
Ancak disiplin ceza puanı nedeniyle meslekten çıkarma ile tek bir fiilin doğrudan meslekten çıkarma cezasını gerektirmesi farklı hukuki durumlardır.
Bu nedenle amirini tehdit etmek nedeniyle meslekten çıkarılan personelin dosyasında, uygulanan yaptırımın hangi kanuni hükme dayandırıldığı özellikle incelenmelidir.
Tehdit Disiplin Suçunda Bir Derece Hafif Ceza Uygulanabilir Mi?
7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel hakkında bir derece hafif disiplin cezası uygulanabileceği düzenlenmiştir.
Bu hüküm, amir veya üstlerini tehdit etmek nedeniyle disiplin soruşturması yürütülen personel bakımından da önem taşımaktadır.
Örneğin geçmiş hizmetleri olumlu olan, mesleki başarıları bulunan ve Kanun’daki şartları sağlayan personelin durumu, daha hafif ceza uygulanması bakımından değerlendirilebilir.
Ancak söz konusu düzenleme mutlak bir hak değil, belirli koşullarla kullanılabilecek bir takdir yetkisi öngörmektedir.
Bununla birlikte takdir yetkisinin hukuka uygun biçimde kullanılması gerekir.
7068 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca disiplin amirleri ve kurulları, takdir yetkilerini ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli şekilde kullanmak ve gerekçelendirmek zorundadır.
Dolayısıyla personelin geçmiş hizmetleri ve olumlu değerlendirme bilgileri dikkate alınmadan yalnızca genel ifadelerle daha hafif ceza uygulanmamasına karar verilmesi, somut dosyanın özelliklerine göre hukuki tartışma doğurabilir.
Bir derece hafif ceza uygulanması hâlinde, 24 ay uzun süreli durdurma cezası yerine on ay kısa süreli durdurma cezası verilebilmesi mümkündür.
Nitekim İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 10.06.2020 tarihli, 2019/1532 Esas ve 2020/585 Karar sayılı uyuşmazlığında da idare tarafından bu yönde uygulama yapıldığı görülmektedir.
Ancak söz konusu davada disiplin cezası, soruşturmanın eksik yürütülmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
Amir veya Üstlerini Tehdit Etmek Hakkında Danıştay ve İdare Mahkemesi Kararları
Amir veya üstlerini tehdit etmek nedeniyle verilen disiplin cezaları, idari yargı kararlarında özellikle fiilin kanuni tanıma uygunluğu, olayın somut delillerle ispatlanması ve disiplin soruşturmasının eksiksiz yürütülmesi bakımından değerlendirilmiştir.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 10.06.2020 Tarihli, 2019/1532 E. ve 2020/585 K. Sayılı Kararı
Karara konu olayda polis merkezi amirliğinde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan personel hakkında, amirini tehdit ettiği iddiasıyla disiplin soruşturması yürütülmüştür.
İsnat edilen olayda personelin amiriyle tartıştığı ve görüşmenin devamında tehdit olarak değerlendirilen bazı sözler kullandığı ileri sürülmüştür.
Disiplin soruşturmasını yürüten soruşturmacı, dosyadaki delilleri değerlendirerek personel hakkında ceza verilmesine yer olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
Ancak İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu, ilgili personelin 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmünde düzenlenen fiili işlediğini kabul etmiş ve bir derece hafif ceza uygulayarak on ay kısa süreli durdurma cezası vermiştir.
İstanbul 3. İdare Mahkemesi, disiplin soruşturmasında olaya tanık olan kişilerin ifadelerinin alınmadığını ve soruşturmanın eksik yürütüldüğünü belirterek disiplin cezasını iptal etmiştir.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi de tanık ifadelerinin yeterince araştırılmadığını, tutanağı düzenleyen kişilerin ifadelerine başvurulmadığını ve personelin lehine ve aleyhine olan bütün delillerin toplanmadığını değerlendirmiştir.
Bu gerekçeyle ilk derece mahkemesinin iptal kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Kararda ayrıca, disiplin soruşturması sırasında ifade vermeye gelmeyen tanıkların ceza muhakemesi hükümleri uyarınca zorla getirilmesi gerektiği yönündeki ilk derece mahkemesi gerekçesinin doğru olmadığı da belirtilmiştir.
Kararın önemi, disiplin cezasına dayanak yapılan tutanakların bulunmasının, olayın diğer delillerle araştırılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığını göstermesidir.
Isparta 1. İdare Mahkemesinin Jandarma Uzman Çavuş Hakkındaki İptal Kararı
Isparta 1. İdare Mahkemesinin 2021 yılında açılan ve 2022 yılında karara bağlanan bir davasında, jandarma uzman çavuş hakkında verilen 24 ay uzun süreli durdurma cezası incelenmiştir.
Karara konu olayda personelin, hazır kıta tim komutanıyla temizlik görevi nedeniyle yaşanan tartışmaya katıldığı ve amirine yönelik tehdit niteliğinde sözler söylediği ileri sürülmüştür.
İdare, personelin ses tonu, el kol hareketleri ve kullandığı ifadeleri dikkate alarak tehdit disiplin suçunun oluştuğunu kabul etmiştir.
Ancak olay hakkında yürütülen adli soruşturmada Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu ifadelerin tehdit suçunun kanuni unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
İdare Mahkemesi de tanık ifadelerinin tamamını ve savcılık kararını birlikte değerlendirerek personelin sözlerinin 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmünde düzenlenen tehdit fiiline uygun olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu gerekçeyle disiplin cezasının iptaline ve personelin maaşından kesilen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
Karar, özellikle yüksek sesle konuşmanın, tartışmaya katılmanın ve sert el kol hareketleri yapmanın, başka unsurlar bulunmadıkça her durumda tehdit disiplin suçunu oluşturmayacağını ortaya koyması bakımından önemlidir.
Danıştay 2. Dairesinin 14.05.2024 Tarihli Lehe Disiplin Mevzuatı Kararı
Danıştay 2. Dairesinin 14.05.2024 tarihinde verdiği bir kararda, mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü döneminde amirini tehdit ettiği gerekçesiyle meslekten çıkarma cezası verilen personelin durumu değerlendirilmiştir.
Eski disiplin mevzuatında amir veya üstlerini tehdit etmek, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmişti.
Ancak 7068 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle aynı davranış, 8/5-ç-10 hükmü kapsamında 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında yer almıştır.
Danıştayın incelediği uyuşmazlıkta, yeni disiplin mevzuatının personel lehine hükümler içerdiği değerlendirilmiş ve lehe düzenlemenin dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.
Daire, meslekten çıkarma işleminin iptali yönündeki mahkeme kararını onamıştır.
Bu kararın önemi, disiplin fiilinin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren düzenlemeler arasında yaptırım farklılığı bulunması hâlinde lehe hükmün uygulanması ilkesinin dikkate alınması gerektiğini göstermesidir.
Dolayısıyla eski tarihli disiplin cezalarının hukuki denetiminde, fiilin işlendiği tarihteki düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren mevzuatın birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Amir veya Üstlerine Yönelik Sözlerde İfade Özgürlüğü Nasıl Değerlendirilir?
Kolluk personelinin ifade özgürlüğü, disiplin hukukunda önemli bir konudur.
Anayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Kolluk personeli de kamu görevlisi olması nedeniyle bu güvencenin tamamen dışında değildir.
Bununla birlikte kolluk hizmetinin niteliği, hiyerarşik düzenin korunması ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla ifade özgürlüğüne kanuni sınırlamalar getirilebilmesi mümkündür.
Ancak bu sınırlamaların hukuka uygun olması ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı sonuçlar doğurmaması gerekir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi, 26.01.2022 tarihli, E.2021/22 sayılı dosyada verdiği kararda, 7068 sayılı Kanun kapsamında amir ve üstlerin işlem veya eylemlerine yönelik eleştirilerin disiplin yaptırımına bağlanmasıyla ilgili bir düzenlemeyi incelemiş ve ifade özgürlüğünü koruyan değerlendirmelerde bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesi ayrıca 11.02.2025 tarihli, E.2024/124 sayılı dosyada, kolluk personelinin amir ve üstlerinin işlem ve eylemleri hakkında olumsuz sözler söylemesine ilişkin başka bir düzenlemeyi değerlendirmiştir.
Bu kararlar doğrudan 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmündeki tehdit fiiline ilişkin değildir.
Ancak kolluk personelinin amir ve üstlerini eleştirmesi ile disiplin yaptırımını gerektiren hukuka aykırı davranışlarda bulunması arasındaki ayrım bakımından önem taşımaktadır.
Dolayısıyla personelin amirine yönelttiği sert eleştiri veya hukuki itiraz, somut tehdit unsurları ortaya konulmadan doğrudan tehdit olarak nitelendirilmemelidir.
Buna karşılık ifade özgürlüğü, gerçek anlamda tehdit oluşturan söz ve davranışların sınırsız biçimde korunmasını da gerektirmez.
Amirini Tehdit Etme Disiplin Soruşturmasında Hangi Deliller Önemlidir?
Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek nedeniyle yürütülen disiplin soruşturmasında, olayın nasıl meydana geldiğinin ortaya konulması gerekir.
Özellikle personelin hangi sözleri söylediği, hangi hareketleri gerçekleştirdiği, olay sırasında kimlerin bulunduğu ve taraflar arasındaki konuşmanın nasıl geliştiği araştırılmalıdır.
Bu kapsamda olay tutanakları, tanık beyanları, kamera görüntüleri, ses kayıtları, elektronik yazışmalar ve diğer hukuka uygun deliller önem taşıyabilir.
Örneğin tehdit iddiasına konu konuşmanın yalnızca tutanakla kayıt altına alındığı durumda, tutanağın kimler tarafından düzenlendiği ve olayın doğrudan gözlemlenip gözlemlenmediği incelenmelidir.
Özellikle tutanakta yer alan sözlerin hangi bağlamda söylendiği ve personelin bu sözleri gerçekten kullanıp kullanmadığı tartışmalıysa, olaya tanık olan kişilerin ifadelerinin alınması önemlidir.
Tanıkların anlatımları arasında çelişkiler bulunması durumunda bu çelişkilerin giderilmesi gerekir.
Benzer şekilde kamera görüntülerinin bulunduğu olaylarda personelin beden hareketleri, amirle arasındaki mesafe ve konuşmanın gerçekleştiği ortam değerlendirilmelidir.
Ancak görüntülerin ses içermemesi durumunda, personelin hangi sözleri söylediğinin yalnızca beden hareketlerinden çıkarılması her zaman mümkün olmayabilir.
Bu nedenle delillerin birbirini ne ölçüde desteklediği ve isnat edilen davranışı yeterli biçimde ortaya koyup koymadığı incelenmelidir.
Disiplin soruşturmasının amacı, yalnızca amirin şikâyetini doğrulamak değil, olayın maddi gerçeğini ortaya çıkarmaktır.
Amirini Tehdit Etme Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı
7068 sayılı Kanun’un 31. maddesine göre, personelin savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.
Kanunda savunma için tanınan sürenin yedi günden az olamayacağı düzenlenmiştir.
Bu nedenle hakkında amirini tehdit ettiği iddiasıyla disiplin soruşturması yürütülen personelin, isnat edilen fiilden haberdar edilmesi ve savunmasını hazırlayabilmesi için yeterli süre tanınması gerekir.
Savunma isteminde yalnızca personelin amirini tehdit ettiği yönünde genel bir ifadeye yer verilmesi, etkili savunma hakkı bakımından yeterli olmayabilir.
Personelin hangi tarihte, hangi amirine, hangi söz veya davranışlarla tehditte bulunduğunun açık biçimde belirtilmesi önemlidir.
Özellikle somut sözlerin tehdit oluşturup oluşturmadığı tartışmalıysa, personelin sözlerinin hangi nedenle tehdit olarak değerlendirildiğini öğrenmesi gerekir.
Ayrıca Kanun’un 31. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca personel, kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.
Bu kapsamda soruşturma dosyasında bulunan olay tutanakları, tanık ifadeleri ve diğer delillerin incelenmesi, personelin etkili savunma yapabilmesi bakımından önemlidir.
Hakkında meslekten çıkarma veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel bakımından ise Kanun’un 31. maddesinin dördüncü fıkrasında ek savunma güvenceleri düzenlenmiştir.
Bu nedenle disiplin cezası verilirken yalnızca şeklen savunma alınmasıyla yetinilmemeli, personelin ileri sürdüğü somut savunmaların ve delil taleplerinin değerlendirilmesi gerekir.
Amirini Tehdit Etmek Disiplin Suçunda Zamanaşımı Süresi
7068 sayılı Kanun’un 29. maddesinde disiplin soruşturmasına başlama ve disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir.
Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektirdiğinden, Kanun’un 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca disiplin amirinin fiili öğrenmesinden itibaren bir ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir.
Bu süre içerisinde soruşturmaya başlanmaması durumunda disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Bunun yanında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmemesi hâlinde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.
Özellikle olay hakkında ceza soruşturması yürütülmesi veya adli yargılamanın devam etmesi, disiplin zamanaşımı hükümlerinin değerlendirilmesini ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle tehdit nedeniyle verilen disiplin cezasında olay tarihi, disiplin amirinin fiili öğrenme tarihi, soruşturmaya başlama tarihi ve disiplin cezasının verildiği tarih birlikte incelenmelidir.
Ayrıca olayın bağımsız olarak daha ağır bir disiplin suçuna konu olması durumunda, uygulanması gereken zamanaşımı hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Amirini Tehdit Etme Disiplin Cezasına Nasıl İtiraz Edilir?
7068 sayılı Kanun kapsamında verilen disiplin cezalarına karşı başvurulacak hukuki yol, cezanın hangi makam tarafından verildiğine ve kararın kesinleşme usulüne göre belirlenmektedir.
Kanun’un 30. maddesine göre disiplin amirleri tarafından verilen cezalara karşı, kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde idari itirazda bulunulabilir.
Ancak Bakan ve disiplin kurulları tarafından verilen cezalara karşı aynı madde kapsamında idari itiraz yolu yerine idari yargı yoluna başvurulması düzenlenmiştir.
Bu nedenle 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılan personelin, öncelikle kararın hangi disiplin kurulu veya makam tarafından verildiğini belirlemesi gerekir.
7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir.
İdari yargıda genel dava açma süresi, özel bir süre öngörülmeyen durumlarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi gereğince 60 gündür.
7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca dava açma süresi, kesinleşen disiplin cezasının personele tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.
Bu nedenle kararın tebliğ tarihi ve kesinleşme durumu önem taşımaktadır.
Disiplin cezasının iptali amacıyla açılacak davada yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.
Ancak yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Amirini Tehdit Etme Disiplin Cezasının İptali
Amir veya üstlerini tehdit etmek nedeniyle verilen disiplin cezasının iptali amacıyla açılan davalarda, öncelikle personelin isnat edilen fiili gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve fiilin 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmüne uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Özellikle tehdit niteliği taşımayan sözlerin tehdit olarak nitelendirilmesi, fiilin kanuni unsurları bakımından hukuka aykırılık oluşturabilir.
Bunun yanında personelin söylediği sözlerin açıkça belirlenmemesi, tanık ifadeleri arasındaki çelişkilerin giderilmemesi veya delillerin eksik değerlendirilmesi de disiplin işleminin hukuka uygunluğunu etkileyebilir.
Örneğin personelin amirine karşı yalnızca sert eleştirilerde bulunduğu ancak herhangi bir hukuka aykırı zarar verme tehdidinde bulunmadığı bir olayda, 24 ay uzun süreli durdurma cezasının kanuni dayanağı tartışılabilir.
Benzer şekilde amirin tehdit edildiğini ileri sürmesine rağmen olayın somut delillerle yeterince açıklığa kavuşturulamadığı durumlarda, disiplin cezasının sebep unsuru yönünden hukuka aykırılığı gündeme gelebilir.
Disiplin cezasının hukuka uygunluğu yalnızca fiilin gerçekleşmesi bakımından incelenmez. Soruşturmanın usulü, yetkili makam tarafından karar verilmesi, savunma hakkının korunması ve zamanaşımı kurallarına uyulması da önem taşımaktadır.
Ayrıca Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen ölçülülük, hakkaniyet ve gerekçelendirme yükümlülükleri dikkate alınmalıdır.
Özellikle personelin geçmiş hizmetlerinin olumlu bulunmasına rağmen bir derece hafif ceza uygulanması yönündeki talebinin değerlendirilmemesi, somut olayın özelliklerine göre hukuki incelemeye konu olabilir.
Bu nedenle amirini tehdit etmek nedeniyle verilen disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasında yalnızca cezanın ağır olduğu iddiasına dayanılması yerine, tehdit fiilinin kanuni unsurları, deliller, savunma hakkı, kusur ve soruşturma usulü birlikte değerlendirilmelidir.
Amir veya Üstlerini Tehdit Etmek Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Amirini tehdit etmenin disiplin cezası nedir?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmü uyarınca amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmenin temel disiplin cezası 24 ay uzun süreli durdurmadır. Ancak fiilin başka bir disiplin hükmünü de oluşturması veya personelin statüsünden kaynaklanan özel düzenlemelerin bulunması durumunda farklı hukuki sonuçlar gündeme gelebilir.
Amirini tehdit eden polis memuru meslekten çıkarılır mı?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmünde amiri tehdit etmenin doğrudan karşılığı meslekten çıkarma değil, 24 ay uzun süreli durdurma cezasıdır. Bununla birlikte başka bir meslekten çıkarma nedeninin gerçekleşmesi, disiplin ceza puanı veya özel personel mevzuatı hükümleri nedeniyle ayrıca değerlendirme yapılması mümkündür.
Amirine “Dışarıda görüşürüz.” demek tehdit midir?
Bu ifadenin tehdit oluşturup oluşturmadığı, söylendiği ortam ve olayın bütün koşullarına göre değerlendirilmelidir. Sözün yalnızca görüşme isteği mi yoksa hukuka aykırı bir zarar verme tehdidi mi içerdiği belirlenmelidir. Nitekim Isparta 1. İdare Mahkemesinin bir kararında benzer ifadeler tehdit disiplin suçu kapsamında kabul edilmemiştir.
Amirine yüksek sesle konuşmak tehdit disiplin suçu mudur?
Yüksek sesle konuşmak, tek başına tehdit disiplin suçunu oluşturmaz. Personelin hangi sözleri söylediği, davranışının tehdit niteliği taşıyıp taşımadığı ve olayın koşulları değerlendirilmelidir. Ancak kullanılan ifadeler başka disiplin hükümleri kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.
Tehdit suçundan takipsizlik alan jandarmaya disiplin cezası verilir mi?
Ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, disiplin cezası verilmesini her durumda engellemez. Ancak savcılık kararının gerekçesi ve olayın maddi yönüne ilişkin tespitler disiplin soruşturmasında dikkate alınmalıdır.
Amirini şikâyet edeceğini söylemek tehdit midir?
Hukuki başvuru veya şikâyet hakkının kullanılacağının bildirilmesi, tek başına tehdit oluşturmaz. Ancak kullanılan sözlerin içeriği ve hukuka aykırı bir zarar verme tehdidi taşıyıp taşımadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Görev dışında amirini tehdit eden polis disiplin cezası alır mı?
Evet. 7068 sayılı Kanun kapsamındaki disiplin sorumluluğu yalnızca görev saatleriyle sınırlı değildir. Görev dışında amir veya üstüne yönelik tehdit niteliğinde davranışlarda bulunan personel hakkında da disiplin soruşturması yürütülebilir.
WhatsApp üzerinden amire tehdit mesajı göndermek disiplin suçu mudur?
WhatsApp veya diğer elektronik iletişim araçları üzerinden gönderilen tehdit niteliğindeki mesajlar disiplin soruşturmasına konu olabilir. Ancak mesajın içeriği, kim tarafından gönderildiği, gerçekliği ve konuşmanın bütünü değerlendirilmelidir.
Amirini tehdit etme disiplin cezasında bir derece hafif ceza uygulanır mı?
7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen şartların bulunması hâlinde, bir derece hafif disiplin cezası uygulanması mümkündür. Ancak bu konuda idareye takdir yetkisi tanınmıştır. Takdir yetkisinin gerekçeli ve hukuka uygun kullanılması gerekir.
Amirini tehdit etme disiplin cezasına karşı kaç gün içerisinde dava açılır?
7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca kesinleşen disiplin cezalarına karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Genel dava açma süresi 60 gün olup sürenin başlangıcı kesinleşen cezanın personele tebliği esas alınarak belirlenir.
Amirini tehdit etme nedeniyle verilen 24 ay uzun süreli durdurma cezası iptal edilebilir mi?
Evet. İsnat edilen sözlerin tehdit niteliği taşımaması, fiilin somut delillerle ispatlanamaması, soruşturmanın eksik yürütülmesi, savunma hakkının ihlal edilmesi, yetki veya zamanaşımı kurallarına aykırılık bulunması gibi durumlar, somut olayın özelliklerine göre disiplin cezasının iptaline neden olabilir.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek, 7068 sayılı Kanun kapsamında ağır disiplin yaptırımlarına bağlanmış bir fiildir. Kanun’un 8/5-ç-10 hükmü uyarınca temel yaptırım 24 ay uzun süreli durdurma cezasıdır.
Ancak amir veya üstlerle yaşanan her tartışmanın, sert konuşmanın, kişisel rahatsızlığın dile getirilmesinin veya hukuki itirazda bulunulmasının kendiliğinden tehdit olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Disiplin sorumluluğunun doğabilmesi için personelin söz veya davranışlarının tehdit niteliği taşıması ve bu fiilin hukuken yeterli somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Özellikle tehdit olarak değerlendirilen ifadelerin konuşmanın bütününden koparılarak yorumlanması, olayın gerçekleşme koşullarının incelenmemesi veya tanık anlatımları arasındaki çelişkilerin giderilmemesi, disiplin cezasının hukuka uygunluğu bakımından önem taşımaktadır.
Nitekim İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 10.06.2020 tarihli, 2019/1532 Esas ve 2020/585 Karar sayılı kararı, disiplin soruşturmasında tanık ifadelerinin ve olayın diğer delillerinin eksiksiz araştırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Isparta 1. İdare Mahkemesinin jandarma uzman çavuş hakkında verdiği iptal kararı ise kullanılan sözlerin kanundaki tehdit fiiliyle örtüşüp örtüşmediğinin somut olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Bunun yanında 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-10 hükmünde doğrudan meslekten çıkarma cezasının öngörülmemiş olması da önemlidir. İdarenin disiplin yaptırımı uygularken fiilin doğru kanuni hüküm kapsamında değerlendirilmesi ve uygulanan cezanın hukuki dayanağının açık olması gerekir.
Sonuç olarak amir veya üstlerini sözlü veya fiili olarak tehdit etmek nedeniyle verilen 24 ay uzun süreli durdurma cezasının hukuka uygunluğu; kullanılan sözlerin veya gerçekleştirilen hareketlerin niteliği, olayın meydana geliş koşulları, personelin kusuru, isnadın somut delillerle ortaya konulması, savunma hakkı ve disiplin soruşturmasının usulü birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.