Kendisinden İstifade Edilememe Nedeniyle Uzman Erbaş Sözleşmesinin Feshi (3269 Sayılı Kanun 12/C)

Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman erbaşların […]

Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman erbaşların sözleşmelerinin feshedilmesine neden olan hukuki düzenlemeler arasında kendisinden istifade edilememe hali önemli bir yer tutmaktadır. Uzman çavuşların mesleki yaşamlarını doğrudan etkileyen bu düzenleme, yalnızca görev sırasında gerçekleştirilen disiplinsizlikleri değil, belirli şartlar altında personelin özel yaşamına, mali durumuna, mesleki yeterliliğine ve görev yapabilme koşullarına ilişkin bazı durumları da kapsamaktadır.

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12/C maddesinde düzenlenen kendilerinden istifade edilememe halleri, 12 Haziran 2024 tarihinde kabul edilen 7517 sayılı Kanun ile mevzuata eklenmiştir. Böylelikle uzman erbaşların hangi fiil ve davranışları nedeniyle kendilerinden istifade edilemeyecek personel olarak değerlendirilebileceği doğrudan kanun düzeyinde belirlenmiştir. Düzenleme, idarenin sözleşme feshi konusundaki yetkisini somut sebeplere bağlaması bakımından önemli olmakla birlikte, bu yetkinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı hususunda idari yargının denetim yetkisini ortadan kaldırmamaktadır.

Uygulamada uzman çavuşların sözleşmeleri bazen borçlanma, kumar oynama, mesleğin itibarını zedelediği ileri sürülen davranışlar, göreve devamsızlık veya sağlık durumları gerekçe gösterilerek feshedilebilmektedir. Bununla birlikte, personel hakkında ileri sürülen her iddianın kendisinden istifade edilememe sonucunu doğuracağı söylenemez. Kanunda düzenlenen koşulların gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, iddiaların somut delillerle desteklenmesi ve sözleşme feshine ilişkin idari işlemin hukuka uygun şekilde tesis edilmesi gerekmektedir.

Bu makalede, uzman çavuş kendisinden istifade edilememe halleri, 3269 sayılı Kanun’un 12/C maddesinde düzenlenen sözleşme fesih sebepleri, fesih işleminin hukuki şartları, Danıştay kararları, yürütmenin durdurulması ve iptal davası süreçleri ayrıntılı olarak incelenmektedir.

Kendisinden İstifade Edilememe Nedir?

Kendisinden istifade edilememe, uzman erbaşın kanunda belirtilen belirli fiil, davranış veya durumlar nedeniyle görev yaptığı kurum tarafından hizmetinden yararlanılması hukuken mümkün görülmeyen personel olarak değerlendirilmesini ifade etmektedir. Bu değerlendirme sonucunda personelin sözleşmesi, sözleşme süresinin henüz sona ermemiş olmasına rağmen feshedilebilmektedir.

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin ikinci fıkrası, görevde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesileceğini düzenlemektedir. Aynı Kanun’un 12/C maddesinde ise bu sonuca neden olabilecek durumlar ayrıca belirlenmiştir.

Burada özellikle vurgulanması gereken husus, kendisinden istifade edilememe değerlendirmesinin yalnızca idarenin personel hakkındaki genel kanaatine bırakılamayacağıdır. İdarenin uzman çavuş hakkında olumsuz düşünceye sahip olması, amiriyle uyuşmazlık yaşaması veya belirli bir olay nedeniyle güven ilişkisinin zedelendiğini ileri sürmesi tek başına yeterli bir hukuki gerekçe olarak kabul edilemez. Sözleşmenin feshi için somut olayın ilgili kanun hükmüne uygun olması ve bu durumun yeterli delillerle ortaya konulması gerekir.

Diğer taraftan, kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmenin feshedilmesi, klasik anlamda bir disiplin cezasıyla her durumda aynı hukuki niteliğe sahip değildir. Bununla birlikte feshe dayanak yapılan olayın aynı zamanda disiplin suçu oluşturması mümkündür. Böyle bir durumda disiplin mevzuatı ile sözleşmenin feshine ilişkin özel hükümler arasındaki ilişkinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanunu 12/C Maddesi ve Sözleşme Feshinin Hukuki Dayanağı

3269 sayılı Kanun’un 12/C maddesi, kendilerinden istifade edilemeyecek uzman erbaşları belirli durumlar üzerinden tanımlamaktadır. Düzenleme kapsamında aşırı borçlanma ve borç ödememeyi alışkanlık haline getirme, menfaat, içki ve kumar düşkünlüğü, kurumların itibarını sarsan davranışlar, kurumların manevi şahsiyetine zarar veren suç veya disiplinsizlikler, belirli kasten yaralama ve silah kullanımı fiilleri, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle ilgili fiiller, mazeretsiz devamsızlık, komando niteliğinin belirli koşullarla kaybedilmesi ve uzman erbaş olmak için aranan niteliklerin sonradan kaybedilmesi yer almaktadır.

Kanun koyucu, bu durumların varlığını sözleşmenin feshi bakımından yeterli görmemiş; ayrıca ilgili fiil veya durumların rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanmasını aramıştır. Dolayısıyla düzenlemenin uygulanabilmesi bakımından yalnızca bir iddianın bulunması değil, bu iddianın hukuken denetlenebilir delillerle ortaya konulması gerekmektedir.

12/C maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiği usulüne uygun biçimde tespit edildiğinde, personelin sözleşmesi Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca feshedilmektedir. Bu nedenle sözleşmenin bitiş tarihinin henüz gelmemiş olması, kanuni fesih şartları gerçekleşmişse tek başına feshe engel değildir.

Bununla birlikte düzenlemenin uygulanmasında idarenin takdir yetkisinin sınırsız olduğu düşünülemez. İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun olması gerektiği gibi, somut olayın özelliklerine göre ölçülülük ve eşitlik ilkelerine uygunluk da yargısal denetimin kapsamına girmektedir.

Uzman Çavuş Kendisinden İstifade Edilememe Halleri Nelerdir?

Aşırı Borçlanma ve Borçlarını Ödememeyi Alışkanlık Haline Getirmek

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12/C maddesinin (a) bendi uyarınca, mücbir sebepler dışında gelirinin çok üzerinde borçlanmaya düşkün olan ve borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getiren uzman erbaşlar hakkında kendisinden istifade edilememe hükümleri uygulanabilmektedir.

Kanun hükmü dikkatle incelendiğinde, her borçlanma halinin sözleşme feshi için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Düzenleme, personelin gelirinin çok üzerinde borçlanmaya düşkün olmasını ve borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirmesini birlikte ele almaktadır. Dolayısıyla yalnızca kredi kullanılması, kredi kartı borcunun bulunması veya personel hakkında icra takibi başlatılmış olması, ayrıca değerlendirme yapılmaksızın sözleşmenin feshedilmesini haklı kılmaz.

Örneğin ailesinin sağlık giderleri nedeniyle yüksek miktarda kredi kullanan, ancak borçlarını düzenli olarak ödemeye çalışan bir uzman çavuş ile sürekli borçlanarak ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemeyi alışkanlık haline getiren personelin hukuki durumları aynı değildir. İlk örnekte borçlanmanın nedeni ve ödeme davranışı, ikinci örnekte ise süreklilik kazanan borçlanma alışkanlığı ön plana çıkmaktadır.

Ayrıca kanunda mücbir sebeplerin istisna olarak düzenlenmiş olması, borçlanmanın ortaya çıkış nedenlerinin araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Bununla birlikte her ekonomik güçlüğün kendiliğinden mücbir sebep oluşturduğu da söylenemez. Ağır hastalık, afet veya benzeri olağanüstü olayların somut borçlanma üzerindeki etkisi ve hukuken mücbir sebep niteliği taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.

Uzman çavuş borç yüzünden meslekten atılabilir mi? sorusunun cevabı bu nedenle borcun yalnızca varlığına göre verilemez. Personelin geliri, borçların miktarı, ödeme geçmişi, icra takiplerinin niteliği, borçlanmanın sebepleri ve borç ödememe davranışının alışkanlık haline gelip gelmediği birlikte değerlendirilmelidir.

Kumar, İçki ve Menfaat Düşkünlüğü Nedeniyle Sözleşme Feshi

Kanun’un 12/C maddesinin (b) bendinde, görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye veya kumara düşkün olan uzman erbaşların sözleşmelerinin feshedilebilmesine imkân tanınmıştır.

Bu düzenlemenin uygulanmasında önem taşıyan husus, kanunda belirtilen düşkünlük halinin somut olayda ortaya konulmasıdır. Personelin yalnızca belirli bir davranışta bulunması ile bu davranışın yaşamını olumsuz etkileyecek derecede alışkanlık veya düşkünlük haline dönüşmesi arasında hukuki bakımdan farklılık bulunmaktadır.

Örneğin bir uzman çavuşun kumar oynadığına ilişkin tespit, disiplin hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durum oluşturabilir. Ancak 12/C maddesinin bu kısmına dayanılarak sözleşmenin feshedilmesinde, kanunda aranan düşkünlük ve zarar koşullarının ne şekilde gerçekleştiği de araştırılmalıdır. Söz konusu fiilin görevini, sosyal yaşamını veya aile hayatını hangi ölçüde etkilediği, olayın tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve idarenin dayandığı deliller önem taşımaktadır.

Benzer şekilde personelin alkol kullanması ile alkol kullanımının mesleki sorumluluklarını yerine getiremeyecek ölçüde sorun oluşturması aynı şekilde değerlendirilemez. Görev sırasında meydana gelen somut bir ihlal varsa bu ihlalin ilgili disiplin hükümleri kapsamında ayrıca incelenmesi mümkün olmakla birlikte, kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmenin feshedilmesinde ilgili kanuni şartların ortaya konulması gerekir.

Menfaat düşkünlüğü bakımından da personelin yalnızca ekonomik kazanç elde etme isteğinden söz edilmesi yeterli değildir. İdarenin, bu davranışın kanunda belirtilen ağırlığa ulaştığını ve personelin görevine ya da sosyal ve aile yaşantısına zarar verdiğini somut olarak açıklaması beklenir.

Yüz Kızartıcı, Utanç Verici ve Genel Ahlaka Aykırı Davranışlar

12/C maddesinin (b) bendinde ayrıca Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici ya da toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunan personelin kendisinden istifade edilemeyecek kişiler arasında değerlendirilebileceği düzenlenmiştir.

Bu hüküm, idari uygulamada geniş yorumlanmaya elverişli kavramlar içermektedir. Özellikle yüz kızartıcı fiil, utanç verici davranış ve genel ahlaka aykırılık kavramlarının somut olaya uygulanmasında hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerinin dikkate alınması gerekmektedir.

Personelin özel hayatında yaşadığı her olayın kurumun itibarını sarstığı kabul edilemez. Bir davranışın bazı kişiler tarafından uygun bulunmaması veya personel hakkında olumsuz kanaat oluşması ile kanunda aranan ağırlıkta kurumsal itibar kaybının meydana gelmesi birbirinden farklıdır. Bu nedenle idare, sözleşme feshine konu davranışın niteliğini ve kurumun itibarını ne şekilde etkilediğini hukuken açıklayabilmelidir.

Örneğin sosyal medya üzerinden yapılan bir paylaşım, personelin özel yaşamına ilişkin bir görüntü veya üçüncü kişilerle yaşanan kişisel anlaşmazlık sözleşme feshi gerekçesi olarak ileri sürülebilir. Ancak söz konusu olayın kişisel mahremiyet kapsamında kalıp kalmadığı, kamuya yansıyıp yansımadığı, kurumla bağlantısının bulunup bulunmadığı ve kanunda aranan nitelikleri taşıyıp taşımadığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Bu tür uyuşmazlıklarda Anayasa’nın özel hayatın korunmasına ilişkin hükümleri ile kamu hizmetinin gerektirdiği disiplin ve güven ilkeleri arasında somut olayın koşullarına uygun bir hukuki değerlendirme yapılması önem taşımaktadır. Personelin özel yaşamına yönelik müdahalenin meşru amaca dayanması ve gerekli sınırları aşmaması, sözleşme feshinin hukuka uygunluğunun incelenmesinde dikkate alınabilecek hususlardandır.

Kurumların Manevi Şahsiyetine Zarar Veren Suç ve Disiplinsizlikler

3269 sayılı Kanun’un 12/C maddesinin (c) bendinde, Devletin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının manevi şahsiyetine zarar verecek nitelikte suç ya da disiplinsizlik oluşturan tutum, davranış veya fiillerde bulunan personelin sözleşmelerinin feshedilebileceği düzenlenmektedir.

Hükmün uygulanmasında öncelikle personele isnat edilen fiilin somut olarak belirlenmesi gerekmektedir. İdare tarafından yalnızca kurumun itibarına zarar verildiğinin ileri sürülmesi, hangi eylemin gerçekleştirildiği ve bu eylemin hangi hukuki sebeple sözleşme feshine dayanak oluşturduğu açıklanmadığı takdirde yeterli olmayacaktır.

Örneğin bir uzman çavuşun görev yaptığı kuruma ilişkin gerçeğe aykırı açıklamalarda bulunduğu iddiasıyla sözleşmesinin feshedilmesi durumunda, açıklamaların gerçekten personele ait olup olmadığı, içeriği, bağlamı, gerçeğe aykırılığı ve kurumun manevi şahsiyetine zarar verecek nitelikte bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Burada ayrıca suç teşkil ettiği ileri sürülen fiiller ile disiplinsizlik oluşturan davranışlar arasında hukuki ayrım yapılması gerekir. Her idari değerlendirmenin kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararına dayanması zorunlu olmamakla birlikte, ceza yargılamasının varlığı veya yokluğu da olayın niteliğine göre önem taşıyabilir. Özellikle suç isnadına dayalı işlemlerde masumiyet karinesi ve idarenin kullandığı dil, hukuki denetim bakımından göz önünde bulundurulmalıdır.

İdarenin personel hakkında soruşturma yürütmesi ile soruşturma sonucunda fiilin gerçekten gerçekleştiğinin hukuken ortaya konulması aynı şey değildir. Bu nedenle sözleşme feshi işleminin, yalnızca soruşturmanın başlatılmış olmasına veya doğruluğu araştırılmamış iddialara dayanması hukuki tartışmalara neden olabilecektir.

İntihara Teşebbüs, Kasten Yaralama ve Silah Kullanımına Aykırılık

12/C maddesinin (ç) bendinde intihara teşebbüs eden, kendisini veya başkasını kasten hizmete yaramayacak hale getiren ya da getirten ve ayrıca kasten veya silah kullanımına yönelik mevzuat, talimat yahut emirlere açıkça aykırı şekilde ateşli silahla kendisini veya başkasını yaralayan personele ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

Bu hükmün uygulanmasında farklı nitelikteki olayların birbirinden ayrılması gerekmektedir. Kasten gerçekleştirildiği iddia edilen bir fiil ile kaza, ihmal, sağlık sorunu veya irade dışı gelişen bir olay aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulamaz. Özellikle ateşli silahla meydana gelen yaralanmalarda olayın oluş şekli, silahın kullanım koşulları, emir ve talimatlar, adli inceleme sonuçları ile diğer somut deliller önem taşımaktadır.

Örneğin görev sırasında silahın teknik arızası nedeniyle meydana gelen bir yaralanma ile personelin silah kullanımına ilişkin açık bir emre aykırı davranarak yaralanmaya neden olduğu olay hukuki bakımdan farklılık gösterecektir. Böyle bir durumda sözleşmenin feshedilebilmesi için idarenin ilgili kanun hükmünde yer alan davranışın somut olayda gerçekleştiğini ortaya koyması gerekir.

İntihara teşebbüs bakımından ise olayın tıbbi, psikolojik ve hukuki yönlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Ruhsal sağlık sorunlarının bulunması tek başına bu bent kapsamında bir fiilin gerçekleştiğini göstermez. Sağlık kayıtlarının niteliği, olayın gerçekliği, personelin hakları ve ilgili sağlık mevzuatı birlikte değerlendirilmeden yalnızca varsayımlarla hukuki sonuç çıkarılması doğru olmayacaktır.

Bu hüküm kapsamında yürütülen idari işlemlerin denetiminde delillerin hukuka uygunluğu, tıbbi değerlendirmelerin güvenilirliği ve kanunda belirtilen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği özellikle önem taşımaktadır.

Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Kullanımı Nedeniyle Uzman Çavuş Sözleşme Feshi

3269 sayılı Kanun’un 12/C maddesinin (d) bendi, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin yapılması veya kullanılması yanında, bunların yapılmasına, kullanılmasına, saklanmasına, nakledilmesine, yakalanacağı sırada ortadan kaldırılmasına, satılmasına veya satın alınmasına aracılık edilmesini, kullanımının kolaylaştırılmasını ve özendirilmesini de kapsamaktadır.

Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle ilgili davranışlar, güvenlik hizmetinin niteliği ve personelin taşıdığı sorumluluklar nedeniyle ağır hukuki sonuçlar doğurabilmektedir. Bununla birlikte, kanun hükmünün kapsamına giren bir fiilin gerçekleştiğinin somut ve hukuken geçerli delillerle ortaya konulması gerekir.

Özellikle uyuşturucu madde kullanımı iddiasında alınan kan veya idrar örnekleri, laboratuvar sonuçları, numunelerin alınma ve muhafaza koşulları, doğrulama testleri ve sağlık belgeleri önem taşımaktadır. Test sonucuna ilişkin ciddi bir uyuşmazlık bulunması halinde tıbbi verilerin bilimsel güvenilirliği ve sonuçların ilgili personele aidiyeti yargısal incelemede değerlendirilmelidir.

Bunun yanında ceza soruşturmasının hangi aşamada olduğu, personel hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilip verilmediği veya beraat hükmü bulunup bulunmadığı da somut olay bakımından değerlendirilebilir. Ancak her beraat kararının idari işlemi kendiliğinden hukuka aykırı hale getirdiği gibi, hakkında soruşturma bulunmasının da sözleşme feshini otomatik olarak haklı kıldığı söylenemez.

İdare, ceza yargılamasından ayrı bir değerlendirme yapabilse de personelin sözleşmesini feshederken dayandığı maddi olayları ve bu olayların kanundaki hangi fiile karşılık geldiğini ortaya koymakla yükümlüdür. Dolayısıyla uyuşturucu kullanımı nedeniyle uzman çavuş sözleşme feshi işlemlerinde yalnızca idarenin vardığı sonuç değil, bu sonuca ulaşılmasını sağlayan deliller de belirleyici öneme sahiptir.

Bir Sözleşme Yılı İçerisinde Toplam Yedi Gün Göreve Gelmemek

12/C maddesinin (e) bendi uyarınca mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde toplam yedi gün veya daha uzun süre göreve gelmeyen uzman erbaşlar, kendisinden istifade edilemeyecek personel kapsamında değerlendirilmektedir.

Düzenlemede dikkat çeken ilk husus, devamsızlığın kesintisiz şekilde gerçekleşmesinin zorunlu olmamasıdır. Kanunda toplam yedi günlük süreden söz edildiğinden, aynı sözleşme yılı içerisinde farklı zamanlarda gerçekleşen mazeretsiz devamsızlıkların birlikte değerlendirilmesi mümkündür. Ancak bu günlerin doğru hesaplanması ve gerçekten mazeretsiz devamsızlık niteliğinde bulunması gerekmektedir.

Örneğin bir uzman çavuşun farklı tarihlerde toplam yedi gün göreve gelmediği ileri sürülüyorsa, öncelikle ilgili günlerin hangi sözleşme yılına ait olduğu belirlenmelidir. Daha sonra personelin izinli, raporlu veya usulüne uygun şekilde mazeretli olup olmadığı araştırılmalıdır. Personelin görev yerinde bulunmamasının nedeni bilinmeden yapılan hesaplama, idari işlemin hukuka uygunluğu konusunda sorun oluşturabilir.

Özellikle sağlık sorunları, hastaneye sevk, acil ailevi durumlar veya ulaşımı engelleyen olağanüstü olaylar bakımından personelin devamsızlığının mazeretli sayılıp sayılamayacağı incelenmelidir. Bununla birlikte her kişisel gerekçenin otomatik olarak geçerli mazeret oluşturduğu da kabul edilemez. Mazeretin niteliği, ilgili mevzuattaki bildirim yükümlülükleri ve olayın somut koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Burada önemli olan diğer husus, kanun hükmünün takvim yılından değil sözleşme yılından söz etmesidir. Bu nedenle devamsızlık hesabında yalnızca ocak ve aralık ayları arasındaki takvim döneminin esas alınması her durumda doğru sonuç vermeyebilir. Personelin sözleşme döneminin başlangıcı ve ilgili kayıtlar üzerinden yapılacak değerlendirme, fesih işleminin hukuki dayanağı bakımından önem taşımaktadır.

Komando Niteliğinin Sağlık Raporuyla Kaybedilmesi

3269 sayılı Kanun’un 12/C maddesinin (f) bendinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde komando birliklerinde görev yapmak üzere komando branşında istihdam edilmek amacıyla temin edilen personel hakkında özel bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre en az dört yıl hizmet süresini tamamlamadan, vazifenin sebep ve tesiri nedenleri dışında komando niteliğini kaybettiği yönünde sağlık kurulu raporu alanlar hakkında kendisinden istifade edilememe hükümleri uygulanabilmektedir.

Bu hükmün uygulanmasında öncelikle personelin hangi branşta ve hangi amaçla temin edildiği belirlenmelidir. Kanunun açık lafzı karşısında, her uzman erbaşın yalnızca komando birliğinde görev yapmış olmasından hareketle aynı hukuki sonuca ulaşılması doğru değildir. Personelin komando branşında istihdam edilmek üzere temin edilip edilmediği ayrıca araştırılmalıdır.

Düzenleme bakımından dört yıllık hizmet süresi ve sağlık kurulu raporunun içeriği de önem taşımaktadır. Ayrıca komando niteliğinin kaybedilmesine yol açan sağlık sorununun vazifenin sebep ve tesiriyle bağlantısının bulunup bulunmadığı hukuki sonucu değiştirebilir.

Örneğin operasyon sırasında yaralanan ve bu nedenle komando niteliğini kaybettiği yönünde sağlık kurulu raporu düzenlenen uzman çavuşun durumu ile görevle bağlantısı bulunmayan bir sağlık sorunu nedeniyle aynı raporu alan personelin durumu farklı değerlendirilmelidir. Kanunda vazifenin sebep ve tesiri nedenlerinin açıkça istisna tutulmuş olması, bu ayrımın önemini göstermektedir.

Bu tür uyuşmazlıklarda sağlık kurulu raporları, personelin branşı, hizmet süresi, sağlık sorununun ortaya çıkış tarihi ve olayın görevle bağlantısını gösteren belgeler belirleyici olabilir. Gerektiğinde sağlık raporlarının ilgili mevzuat çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi veya tıbbi yönden incelenmesi gündeme gelebilir.

Uzman Erbaş Olmak İçin Aranan Niteliklerin Kaybedilmesi

12/C maddesinin (g) bendi, uzman erbaş olmak için gerekli nitelik ve şartlardan herhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılan veya sözleşme süresi içerisinde bu niteliklerden birini kaybeden personelin sözleşmelerinin feshedilebilmesini düzenlemektedir.

Bu hüküm, hem göreve alınma tarihinde mevcut olduğu düşünülen ancak sonradan bulunmadığı anlaşılan şartları hem de göreve başladıktan sonra kaybedilen nitelikleri kapsamaktadır. Bununla birlikte idarenin, personelin hangi şartı taşımadığını veya hangi niteliğini kaybettiğini açıkça ortaya koyması gerekir.

Örneğin uzman erbaş olarak göreve başlayan personelin mevzuatta aranan bir başvuru şartını gerçekte taşımadığı sonradan tespit edilmiş olabilir. Benzer şekilde görev süresi içerisinde ilgili mevzuat bakımından korunması gereken bir niteliğin kaybedildiği ileri sürülebilir. Her iki durumda da sözleşme feshi işleminin kanuni dayanağı, dayanak yapılan belgenin içeriği ve personelin hukuki durumu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Özellikle adli soruşturmalar, güvenlik değerlendirmeleri ve sağlık durumları bakımından hangi olayın gerçekten kanuni bir niteliğin kaybı sonucunu doğurduğunun tespit edilmesi önemlidir. İdarenin genel bir güven kaybı değerlendirmesi ile mevzuatta açıkça aranan bir niteliğin kaybedilmesi aynı anlama gelmemektedir.

Bu nedenle sözleşmenin feshi işleminde yalnızca personelin gerekli şartları taşımadığının belirtilmesi yeterli görülmemeli; hangi mevzuat hükmüne göre hangi şartın kaybedildiği ve bu sonuca hangi delillerle ulaşıldığı araştırılmalıdır.

Kendisinden İstifade Edilememe Nedeniyle Sözleşme Feshi İçin Hangi Deliller Gereklidir?

3269 sayılı Kanun’un 12/C maddesinin son kısmında, kendisinden istifade edilememe durumlarının rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanması şartı açıkça düzenlenmiştir. Bu hüküm, sözleşme feshi işlemlerinde ispat meselesini ön plana çıkarmaktadır.

Bir uzman çavuşun mesleki geleceğini sona erdirebilecek nitelikteki sözleşme feshi işleminin yalnızca varsayımlara, doğrulanmamış ihbarlara veya kişisel değerlendirmelere dayandırılması hukuki açıdan sorun oluşturabilir. İdarenin, sözleşme feshine neden olan maddi olayı yeterli açıklıkta tespit etmesi ve bu olayın kanundaki hangi duruma karşılık geldiğini ortaya koyması gerekir.

Örneğin borçlanma nedeniyle sözleşme feshediliyorsa personelin mali durumuna ilişkin belgeler; devamsızlık nedeniyle fesih işlemi yapılıyorsa görev ve izin kayıtları; silah kullanımına ilişkin bir olay söz konusuysa tutanaklar, teknik incelemeler ve ilgili soruşturma belgeleri önem taşımaktadır.

Bununla birlikte bir belgenin dosyada bulunması, o belgenin içeriğinde belirtilen her hususun kesin olarak doğru kabul edilmesini gerektirmez. Belgenin düzenlenme şekli, dayandığı bilgiler, diğer delillerle uyumu ve olayın bütününü yansıtıp yansıtmadığı yargısal denetime konu olabilir.

Özellikle birbirleriyle çelişen tutanakların bulunduğu, tanık anlatımlarının farklılık gösterdiği veya personelin savunmasını destekleyen belgelerin değerlendirilmediği durumlarda işlemin maddi sebebinin yeterince ortaya konulup konulmadığı tartışılabilir.

Uzman Çavuşun Savunması Alınmadan Sözleşmesi Feshedilebilir mi?

Kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşme feshi işlemlerinde sık karşılaşılan hukuki sorunlardan biri, ilgili personelin savunmasının alınmasına ve idari tahkikatın yürütülmesine ilişkin usul kurallarıdır.

Bu konuda öncelikle sözleşme feshi işleminin dayandığı hukuki sebep ile uygulanması gereken özel usulün belirlenmesi gerekir. Disiplin cezası verilmesi ile sözleşmenin kanunda öngörülen özel bir sebeple feshedilmesi aynı işlem olmadığından, disiplin cezalarına ilişkin bütün usul hükümlerinin her sözleşme feshine kendiliğinden uygulanacağı söylenemez.

Bununla birlikte idarenin maddi olayları yeterli biçimde araştırması, personelin sunduğu açıklama ve belgeleri dikkate alması ve uygulanması gereken usul hükümlerine uygun davranması gerekir. Personelin olay hakkında hiçbir açıklamasının alınmaması veya dosyada mevcut önemli delillerin değerlendirilmemesi, somut olayın niteliğine göre işlemin hukuka uygunluğunu etkileyebilir.

Bu nedenle savunma alınmadan gerçekleştirilen her sözleşme feshinin otomatik olarak geçersiz olduğu yönünde genel bir sonuca ulaşılamayacağı gibi, idarenin usul kurallarından tamamen bağımsız hareket edebileceği de kabul edilemez.

Sözleşme Feshinden Önce İkaz Yapılması Zorunlu mudur?

Uygulamada uzman çavuşlara yöneltilen ikazlar, sözleşme feshi işlemlerinde önemli bir tartışma konusudur. Özellikle önceki mevzuat döneminde verilen bazı yargı kararlarında, personelin ikaz edilmesine ilişkin düzenlemeler değerlendirilmiştir.

Ancak 3269 sayılı Kanun’un 12/C maddesinde yer alan bütün fesih sebepleri bakımından önceden ikaz yapılmasını zorunlu tutan genel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle her olayda ikaz yapılmamasının tek başına fesih işlemini hukuka aykırı hale getirdiğini ileri sürmek doğru olmayacaktır.

İkazın gerekli olup olmadığı, işlemin dayandığı bent, olayın gerçekleştiği tarih, uygulanması gereken yönetmelik hükümleri ve feshe ilişkin özel usul kuralları dikkate alınarak belirlenmelidir. Özellikle tekrarlanan davranışlar veya alışkanlık haline geldiği iddia edilen fiiller bakımından önceki uyarılar, olayın niteliğini ve idarenin değerlendirmesini ortaya koyan deliller arasında önem taşıyabilir.

Kendisinden İstifade Edilememe ile Disiplin Cezası Arasındaki Fark

Uzman erbaşlar hakkında gerçekleştirilen sözleşme feshi işlemleri ile disiplin cezalarının birbirine karıştırılmaması gerekmektedir. Her iki hukuki mekanizma da personelin görevine devam etmesini etkileyebilmekle birlikte, dayanakları ve uygulanma şartları farklılık gösterebilmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri personeli açısından 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının ilgili personeli açısından ise 7068 sayılı Kanun kapsamındaki disiplin hükümleri önem taşımaktadır. Uzman erbaşların sözleşmelerinin feshedilmesi konusunda ise 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve ilgili mevzuatın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin personele isnat edilen bir davranışın disiplin cezasını gerektirdiği durumlarda, idarenin doğrudan sözleşme feshine başvurmasının hukuki dayanağı somut olarak incelenmelidir. Fiilin 12/C maddesinde sayılan bağımsız bir fesih sebebini oluşturup oluşturmadığı ile disiplin yaptırımının uygulanması için gereken şartlar birbirinden ayrılmalıdır.

Diğer taraftan, personel hakkında geçmişte disiplin cezası verilmemiş olması her durumda sözleşme feshini engellemez. Çünkü 12/C maddesi kapsamında bazı durumlar, ayrıca disiplin cezası verilmiş olması şartına bağlı olmaksızın fesih sebebi oluşturabilmektedir.

Bununla birlikte personelin uzun yıllar başarılı görev yapmış olması, olumlu sicili, önceki disiplin durumu ve olayın gerçekleşme koşulları, özellikle ölçülülük ve idari işlemin gerekçesi yönünden yapılacak değerlendirmelerde önem taşıyabilir.

Uzman Çavuş Kendisinden İstifade Edilememe Sözleşme Fesih İşlemi Hangi Hallerde Hukuka Aykırı Olabilir?

Kendisinden istifade edilememe nedeniyle tesis edilen sözleşme feshi işlemleri, idari işlem niteliğindedir. Bu nedenle idari yargıda hukuka uygunluk denetimine tabidir. Mahkemeler, işlemin dayandığı maddi olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, kanuni fesih sebebinin oluşup oluşmadığını ve idarenin hukuka uygun hareket edip etmediğini inceleyebilir.

Öncelikle personelin sözleşmesinin, kanunda düzenlenen sebeplerden herhangi biri gerçekleşmeden feshedilmesi hukuka aykırılık oluşturabilir. İdarenin personelden verim alınamadığı veya görevine devam etmesinin uygun görülmediği yönündeki genel değerlendirmesinin, 12/C maddesinde belirtilen somut bir duruma dayanması gerekir.

Bunun yanında fesih işleminin yetersiz delillere dayanması, dosyadaki önemli belgelerin değerlendirilmemesi, olayın yanlış hukuki nitelendirilmesi veya yetkisiz makam tarafından işlem tesis edilmesi de hukuka aykırılık tartışmalarına neden olabilir.

Örneğin bir uzman çavuşun yalnızca birkaç kredi borcu bulunduğu gerekçesiyle kendisinden istifade edilemeyeceğinin kabul edilmesi durumunda, borçlanmaya düşkünlük ve borç ödememeyi alışkanlık haline getirme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır. Benzer şekilde yedi günlük devamsızlık gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiği olayda personelin bazı günlerde usulüne uygun sağlık raporu bulunduğu ortaya çıkarsa, devamsızlığın mazeretsiz olup olmadığı yeniden değerlendirilmelidir.

Sözleşme feshi işlemlerinde ölçülülük ilkesi de önem taşımaktadır. Bununla birlikte kanunda açıkça düzenlenen bir fesih sebebinin bütün unsurlarıyla gerçekleştiği durumlarda ölçülülük ilkesi, tek başına kanuni şartların uygulanmasını ortadan kaldıran sınırsız bir yetki olarak yorumlanamaz. Yargısal denetimde idarenin işlemi hangi sebeple tesis ettiği, uygulanabilir normun niteliği ve somut olayın koşulları birlikte değerlendirilir.

Kendisinden İstifade Edilememe Nedeniyle Sözleşme Feshi Hakkında Danıştay Kararları

Uzman erbaş sözleşmelerinin feshedilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda Danıştay kararları, idari işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi bakımından önemli açıklamalar içermektedir. Bununla birlikte eski mevzuat dönemindeki işlemler hakkında verilen kararlar ile 2024 yılında yürürlüğe giren 12/C maddesine dayalı işlemlerin birbirinden ayrılması gerekir.

Danıştay 12. Dairesinin 2022/5547 Esas, 2025/3388 Karar Sayılı Kararı

Danıştay 12. Dairesinin 25 Haziran 2025 tarihli, E.2022/5547, K.2025/3388 sayılı kararı, kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmenin feshedilmesine ilişkin önemli uyuşmazlıklardan biridir.

Karara konu olayda uzman çavuşun sözleşmesi, hakkında yürütülen soruşturma ve idari değerlendirmeler sonucunda kendisinden istifade edilemeyeceği gerekçesiyle feshedilmiştir. İlk derece mahkemesi, somut olayda disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmesi gereken fiil nedeniyle doğrudan sözleşme feshi uygulanmasını hukuka aykırı bularak işlemin iptaline karar vermiştir.

Danıştay, temyiz incelemesinde işlemin iptaline ilişkin sonucu onamıştır. Kararın gerekçesinde, Anayasa Mahkemesinin önceki kanuni düzenlemeye ilişkin iptal kararının hukuki sonuçları da değerlendirilmiştir.

Söz konusu karar, personel hakkında gerçekleştirilen her olumsuz idari değerlendirmenin doğrudan sözleşme feshi sonucunu doğurmayacağını gösteren bir örnek olarak önem taşımaktadır. Bununla birlikte uyuşmazlık, 2024 yılında 12/C maddesinin yürürlüğe girmesinden önceki döneme ilişkin olduğundan, kararın gerekçesinin güncel işlemlere uygulanmasında mevzuat değişikliği dikkate alınmalıdır.

Danıştay 12. Dairesinin 2021/6355 Esas, 2025/2268 Karar Sayılı Kararı

Danıştay 12. Dairesinin 5 Mayıs 2025 tarihli, E.2021/6355, K.2025/2268 sayılı kararında, kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuş hakkındaki uyuşmazlık incelenmiştir.

Kararda, Anayasa Mahkemesinin 1 Haziran 2022 tarihli, E.2022/4, K.2022/64 sayılı iptal kararının, önceki mevzuat hükümleri kapsamında tesis edilen işlemlerin yargısal denetimi üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Danıştay, ilgili kanuni düzenlemenin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olmasını dikkate almış ve davanın reddi yönündeki bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur.

Karar, uzman erbaşların kamu görevinde kalma hakkına müdahale eden işlemlerin yeterli kanuni dayanağa sahip olması gerektiğini ortaya koyması bakımından önemlidir. Ancak bu kararın da 2024 öncesindeki hukuki düzenleme kapsamında gerçekleşen bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu unutulmamalıdır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2023/167 Esas, 2024/25 Karar Sayılı Kararı

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E.2023/167, K.2024/25 sayılı kararında ise görev mahallinden kaçma fiili nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman erbaşın durumu değerlendirilmiştir.

Kurul, sübut bulan fiilin güvenlik hizmetinin niteliği ve personelin üstlendiği sorumluluklar bakımından doğurabileceği sonuçları dikkate alarak sözleşme feshi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu karar, kendisinden istifade edilememe uyuşmazlıklarında bütün fesih işlemlerinin hukuka aykırı kabul edilemeyeceğini göstermektedir. Özellikle güvenlik hizmetinin niteliği, personelin sorumlulukları ve fiilin somut olarak kanıtlanmış olması, idari işlemin değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.

Dolayısıyla Danıştay kararları birlikte incelendiğinde, sözleşme feshine ilişkin davalarda tek bir değerlendirme ölçütünün bulunmadığı görülmektedir. İdari işlemin tesis edildiği tarih, uygulanabilir mevzuat, fiilin niteliği, deliller ve yargısal denetimin kapsamı her uyuşmazlıkta ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Anayasa Mahkemesinin İptal Kararları ve 2024-2026 Mevzuat Değişiklikleri

Kendisinden istifade edilememe konusundaki hukuki değerlendirmelerde Anayasa Mahkemesinin kararlarının da dikkate alınması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin 1 Haziran 2022 tarihli, E.2022/4, K.2022/64 sayılı kararıyla 3269 sayılı Kanun’un önceki halinde yer alan ve kendilerinden istifade edilememe durumlarının yönetmelikle düzenlenmesine ilişkin ibareler iptal edilmiştir.

Söz konusu iptal kararının temelinde, uzman erbaşların kamu görevinde kalma hakkını etkileyen önemli hususların yeterli kanuni çerçeve çizilmeksizin yönetmeliğe bırakılması sorunu bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, temel haklara müdahale oluşturan düzenlemelerde kanunilik ve hukuki belirlilik ilkelerinin taşıdığı önemi vurgulamıştır.

Bu karar sonrasında 7517 sayılı Kanun ile 3269 sayılı Kanun’a 12/A, 12/B ve 12/C maddeleri eklenmiştir. Böylelikle intibak edememe, görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe halleri ayrı hükümler altında doğrudan kanunda düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 8 Ekim 2025 tarihli, E.2024/149, K.2025/194 sayılı kararıyla da 3269 sayılı Kanun’un yönetmeliğe ilişkin 19. maddesi hakkında iptal kararı verilmiş, iptal hükmünün yürürlüğe girmesi ertelenmiştir. Bunun ardından 2 Temmuz 2026 tarihli 7588 sayılı Kanun ile 19. madde yeniden düzenlenmiştir.

Bu hukuki gelişmelerin değerlendirilmesinde dikkat edilmesi gereken husus, Anayasa Mahkemesinin eski düzenlemelere ilişkin iptal kararlarının 2024 yılında getirilen 12/C maddesini kendiliğinden yürürlükten kaldırmadığıdır. Bu nedenle güncel sözleşme fesih işlemlerinde, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun ve yönetmelik hükümlerinin esas alınması gerekmektedir.

Kendisinden İstifade Edilememe Nedeniyle Sözleşmesi Feshedilen Uzman Çavuş Ne Yapmalıdır?

Sözleşmesi kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle feshedilen uzman çavuşun, öncelikle hakkında tesis edilen idari işlemin gerekçesini ve dayanaklarını belirlemesi gerekmektedir. Fesih kararında hangi kanun hükmüne dayanıldığı, hangi olayın sözleşme feshine sebep gösterildiği ve işlemin hangi makam tarafından tesis edildiği önemlidir.

Personelin yalnızca ilişiğinin kesildiğinin bildirilmesi ile hakkında tesis edilen işlemin hukuki gerekçelerinin öğrenilmesi farklı hususlardır. Bu nedenle fesih kararının, idari tahkikat belgelerinin, varsa disiplin soruşturması dosyasının ve ilgili diğer kayıtların incelenmesi gerekmektedir.

Örneğin sözleşme feshi borçlanma nedeniyle gerçekleştirilmişse personelin ödeme kayıtları, borçların sebepleri ve mali durumunu gösteren belgeler önem taşıyabilir. Devamsızlık nedeniyle sözleşmenin feshedildiği durumlarda ise sağlık raporları, izin belgeleri, görev çizelgeleri ve mazeret bildirimleri incelenmelidir.

Özellikle sözleşmenin feshedilmesine neden olan olayın gerçekte meydana gelmediğini veya farklı şekilde gerçekleştiğini ortaya koyabilecek belgelerin zamanında temin edilmesi önemlidir. Bununla birlikte idari yargıda mahkemenin kendiliğinden araştırma yetkisi de bulunduğundan, davada idarenin elindeki belgelerin mahkeme aracılığıyla getirtilmesi istenebilir.

Uzman Çavuş Kendisinden İstifade Edilememe Sözleşme Fesih İptal Davası

Kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuş, işlemin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa idari yargıda iptal davası açabilir. Söz konusu dava, sözleşmenin feshedilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olup olmadığının mahkeme tarafından incelenmesini amaçlamaktadır.

İptal davasında davacı tarafından, sözleşme feshine dayanak gösterilen olayların gerçekte meydana gelmediği, ilgili kanun hükmünün yanlış uygulandığı, idarenin yeterli araştırma yapmadığı veya işlemin usule aykırı şekilde tesis edildiği ileri sürülebilir. Ayrıca somut olayın özelliklerine göre ölçülülük, eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edildiği de değerlendirmeye konu olabilir.

Örneğin sözleşmesi uyuşturucu madde kullanımı nedeniyle feshedilen personel, idarenin dayandığı test sonuçlarına ilişkin hukuki ve tıbbi itirazlarını ileri sürebilir. Borçlanma gerekçesiyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuş ise borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirmediğini ve kanunda aranan şartların gerçekleşmediğini gösteren belgeleri sunabilir.

Mahkemenin incelemesi yalnızca idarenin işleminin sonucuyla sınırlı değildir. İdari işlemin dayandığı maddi olaylar, hukuki gerekçeler ve uygulanması gereken usul kuralları da denetime konu olabilir.

Uzman Erbaş Sözleşme Feshi Davası Kaç Gün İçinde Açılır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca idare mahkemelerinde genel dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmeyen hallerde 60 gündür. Uzman erbaş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin iptal davalarında da kural olarak bu genel süre esas alınmaktadır.

Dava açma süresi, usulüne uygun yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle personelin sözleşmesinin hangi tarihte feshedildiği kadar, fesih kararının kendisine hangi tarihte tebliğ edildiği de önem taşımaktadır.

Örneğin kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmesi feshedilen bir uzman çavuşun dava açma süresini yalnızca ilişik kesme işleminin gerçekleştirildiği tarihe göre hesaplaması doğru olmayabilir. İşlemin tebliğ tarihi, tebligatın hukuki geçerliliği ve varsa dava açma süresini etkileyen başvurular birlikte değerlendirilmelidir.

İlgili personelin 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında idari işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi amacıyla yetkili makama başvurması da mümkündür. Kanunda öngörülen şartlara uygun ve dava açma süresi içerisinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış dava açma süresini durdurmaktadır. Ancak başvurunun reddedilmesi veya kanunda öngörülen sürede cevap verilmemesi halinde kalan dava açma süresi yeniden işlemeye başlayacağından süre hesabının dikkatle yapılması gerekir.

Bu nedenle sözleşmesi feshedilen personelin dava açma süresi dolmadan hukuki durumunu değerlendirmesi önem taşımaktadır. Süresi içerisinde dava açılmaması, işlemin daha sonra yargısal denetime götürülmesi bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.

Uzman Çavuş Sözleşme Feshi Davasında Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Uzman erbaş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, kural olarak idare mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Ancak hangi idare mahkemesinin yetkili olduğu, uyuşmazlığın niteliğine ve 2577 sayılı Kanun’da düzenlenen yetki kurallarına göre belirlenmelidir.

Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi veya görevle ilişiklerinin kesilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda, personelin son görev yeri ve uygulanabilir özel yetki hükümleri önem taşımaktadır. Bu nedenle yalnızca işlemi tesis eden idari makamın merkezinin bulunduğu yer esas alınarak her durumda aynı mahkemenin yetkili olduğu söylenemez.

Davanın doğru mahkemede açılması, hem yargılama sürecinin gereksiz yere uzamaması hem de personelin hukuki haklarının etkin biçimde korunması bakımından önemlidir.

Kendisinden İstifade Edilememe Davasında Yürütmenin Durdurulması

Uzman çavuşun sözleşmesinin feshedilmesi, personelin yalnızca mesleki statüsünü değil, düzenli gelirini ve sosyal yaşamını da doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle sözleşme feshi işleminin iptali amacıyla açılan davalarda yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması önem taşımaktadır.

2577 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

Örneğin kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuşun düzenli gelirinden yoksun kalması, ailesinin geçimini sağlamakta güçlük yaşaması ve mesleki statüsünü kaybetmesi, telafisi güç zararlar kapsamında değerlendirilebilecek sonuçlar arasında bulunabilir. Bununla birlikte yalnızca ekonomik kayıp yaşanması, yürütmenin durdurulması talebinin kabulü için tek başına yeterli değildir. İşlemin açıkça hukuka aykırı olduğunun da ortaya konulması gerekmektedir.

Mahkeme tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi halinde, sözleşme feshi işleminin uygulanması geçici olarak durdurulmaktadır. Kararın sonuçları doğrultusunda idarenin işlem tesis etmesi gerekir. Ancak yürütmenin durdurulması kararı, davanın esasının kesin olarak karara bağlandığı anlamına gelmemektedir.

Ayrıca 2026 yılında 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinde yapılan değişiklikle, belirli güvenlik gerekçelerine dayanan personel işlemleri hakkında göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararlarının uygulanmasına ilişkin özel hükümler getirilmiştir. Bu düzenleme bütün 12/C sözleşme fesihlerine kendiliğinden uygulanmadığından, mahkeme kararının uygulanma zamanı ve hukuki sonuçları fesih sebebine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Sözleşme Feshi İptal Edilen Uzman Çavuş Göreve Geri Dönebilir mi?

Kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuş hakkında tesis edilen işlemin mahkeme tarafından iptal edilmesi, personelin hukuki statüsünün yeniden değerlendirilmesini gerektirir. İptal kararının hukuki sonuçları doğrultusunda idarenin işlem tesis etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Ancak göreve dönüşün ne şekilde gerçekleşeceği, mahkeme kararının kapsamına, personelin hukuki durumuna ve uygulanabilir mevzuata bağlıdır. Bu nedenle iptal kararı verilmesinin bütün uyuşmazlıklarda herhangi bir ek değerlendirme yapılmaksızın aynı sonucu doğuracağı söylenemez.

Personelin sözleşmesinin hukuka aykırı şekilde feshedildiğinin belirlenmesi halinde, işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının iadesi de gündeme gelebilir. Nitekim idari yargı kararlarında, hukuka aykırı sözleşme feshi nedeniyle mahrum kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin hükümlere rastlanmaktadır.

Bununla birlikte mali hakların kapsamı ve hangi tarihten itibaren talep edilebileceği, davada ileri sürülen taleplere ve uygulanacak mevzuata göre belirlenmelidir. Personelin görev dışında kaldığı dönemdeki bütün ödemelerin herhangi bir inceleme yapılmaksızın otomatik olarak yapılacağı varsayılmamalıdır.

Kendisinden İstifade Edilememe Nedeniyle Sözleşmesi Feshedilen Uzman Çavuş Tazminat veya İkramiye Alabilir mi?

Uzman erbaş sözleşmesinin feshedilmesi sonrasında gündeme gelen önemli konulardan biri de personelin mali haklarıdır. Ancak sözleşme feshinin gerçekleşmiş olması, personele her durumda belirli bir ikramiye veya tazminat ödeneceği anlamına gelmemektedir.

Bu konuda öncelikle sözleşmenin hangi hukuki sebeple sona erdiğinin belirlenmesi gerekir. Personelin kusuruna dayanan bir fesih işlemi ile sağlık durumu veya personelden kaynaklanmayan başka bir nedenle gerçekleşen ilişik kesme işlemi aynı mali sonuçları doğurmayabilir.

Özellikle sözleşmenin hukuka aykırı şekilde feshedildiğinin mahkeme kararıyla ortaya konulduğu durumlarda, personelin mahrum kaldığı mali ve özlük haklarının talep edilmesi mümkün olabilir. Bunun dışında sözleşmenin sona ermesi nedeniyle doğabilecek özel ödeme haklarının da ilgili kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuşun ikramiye veya tazminata hak kazanıp kazanamayacağı, yalnızca 12/C maddesine bakılarak kesin şekilde belirlenemez. Fesih gerekçesi, hizmet süresi, personelin kusur durumu ve ilgili ödeme hükümleri birlikte incelenmelidir.

Kendisinden İstifade Edilememe Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Kendisinden istifade edilememe ne demek?

Kendisinden istifade edilememe, uzman erbaşın 3269 sayılı Kanun’da düzenlenen belirli fiil, davranış veya durumlar nedeniyle görev yaptığı kurum tarafından hizmetinden yararlanılması hukuken uygun görülmeyen personel olarak değerlendirilmesidir. Bu durumda kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi ve durumun gerekli belgelerle kanıtlanması halinde sözleşmenin feshedilmesi mümkündür. Ancak yalnızca personel hakkında olumsuz kanaat oluşması, tek başına kanuni fesih sebebinin gerçekleştiği anlamına gelmez.

Uzman çavuş kendisinden istifade edilememe nedeniyle meslekten çıkarılabilir mi?

Evet. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12/C maddesinde belirtilen durumlardan birinin gerçekleşmesi ve gerekli şekilde kanıtlanması halinde, 12. maddenin ikinci fıkrası uyarınca uzman çavuşun sözleşmesi feshedilebilir. Bununla birlikte sözleşmenin feshedilmesi için kanuni koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Hukuka aykırı olduğu düşünülen sözleşme feshi işlemleri idari yargıda iptal davasına konu edilebilir.

Uzman çavuşun borcu olması sözleşme fesih sebebi midir?

Uzman çavuşun yalnızca borçlu olması, 12/C maddesinin (a) bendinin uygulanması için tek başına yeterli değildir. Kanun, mücbir sebepler dışında gelirin çok üzerinde borçlanmaya düşkün olma ve borçları ödememeyi alışkanlık haline getirme durumunu düzenlemektedir. Dolayısıyla personelin mali durumu ve ödeme davranışı birlikte değerlendirilmelidir. Tek bir kredi borcunun bulunması veya icra takibine uğranılması, başka koşullar araştırılmaksızın sözleşme feshini haklı kılmaz.

Kumar oynayan uzman çavuşun sözleşmesi feshedilir mi?

Kumar oynama fiili, somut olayın koşullarına göre disiplin mevzuatı ve 3269 sayılı Kanun kapsamında hukuki sonuçlar doğurabilir. Ancak 12/C maddesinin (b) bendinde yer alan kumar düşkünlüğü nedeniyle sözleşme feshinde, kanunda belirtilen düşkünlük ve zarar koşullarının değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca fiilin başka bir bağımsız fesih sebebini oluşturup oluşturmadığı da incelenebilir. Bu nedenle her olayın hukuki sonucu aynı değildir.

Yedi gün göreve gitmeyen uzman çavuşun sözleşmesi feshedilir mi?

3269 sayılı Kanun’un 12/C maddesinin (e) bendi uyarınca bir sözleşme yılı içerisinde toplam yedi gün veya daha uzun süre mazeretsiz olarak göreve gelmeyen uzman erbaşların sözleşmeleri feshedilebilir. Ancak devamsızlığın gerçekten mazeretsiz olması ve toplam sürenin doğru hesaplanması gerekmektedir. Sağlık raporu, izin veya geçerli mazeret bulunup bulunmadığı önem taşımaktadır. Ayrıca hesaplama yapılırken kanunda belirtilen sözleşme yılı esas alınmalıdır.

Uzman çavuşun komando olamaz raporu alması sözleşme fesih sebebi midir?

Komando niteliğinin kaybedilmesine ilişkin sağlık kurulu raporu, 12/C maddesinin (f) bendinde belirtilen özel koşulların gerçekleşmesi halinde sözleşme feshine neden olabilir. Ancak bu hüküm, Türk Silahlı Kuvvetlerinde komando branşında istihdam edilmek üzere temin edilen ve ilgili hizmet süresi şartını taşımayan personeli kapsamaktadır. Ayrıca sağlık sorununun vazifenin sebep ve tesirinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilmelidir. Bu nedenle her komando olamaz raporunun otomatik olarak aynı hukuki sonucu doğurduğu söylenemez.

Uzman çavuşun sözleşmesi savunma alınmadan feshedilebilir mi?

Bu sorunun cevabı sözleşme feshinin hukuki sebebine ve uygulanabilir usul hükümlerine göre değişmektedir. Disiplin cezası verilmesine ilişkin savunma şartları ile 3269 sayılı Kanun kapsamında sözleşme feshi için uygulanması gereken usuller her durumda aynı değildir. Ancak idarenin maddi olayları araştırması ve ilgili mevzuatın öngördüğü usullere uygun davranması gerekir. Savunma alınmaması veya önemli delillerin değerlendirilmemesi, somut olayın koşullarına göre hukuka aykırılık iddiasına dayanak oluşturabilir.

Kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşme feshi davası kaç gündür?

Uzman erbaş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin iptal davalarında genel olarak 60 günlük dava açma süresi uygulanmaktadır. Süre, usulüne uygun yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Bununla birlikte özel kanun hükümleri, tebligatın geçerliliği ve dava süresini etkileyebilecek idari başvurular ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süre hesabının somut işleme göre yapılması önemlidir.

Kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuş göreve dönebilir mi?

Hukuka aykırı sözleşme feshi işlemlerine karşı idari yargıda iptal davası açılması mümkündür. Mahkemenin yürütmenin durdurulmasına veya fesih işleminin iptaline karar vermesi halinde, kararın niteliğine göre idarenin gerekli işlemleri yapması gerekir. Ancak göreve dönüşün hukuki koşulları ve zamanı, mahkeme kararının kapsamına ve ilgili mevzuata göre değişebilir. Bu nedenle dava açılması tek başına göreve dönüşü garanti etmemektedir.

Uzman çavuş sözleşme feshi davasında yürütmenin durdurulması alınabilir mi?

Evet. Sözleşme feshi işleminin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartları birlikte gerçekleştiğinde yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Ancak her sözleşme feshi davasında yürütmenin durdurulması kararı verilmesi zorunlu değildir. Mahkeme, idarenin dayandığı belgeleri, personelin ileri sürdüğü hukuki gerekçeleri ve olayın koşullarını değerlendirerek karar vermektedir.

Ceza davasından beraat eden uzman çavuşun sözleşme feshi iptal edilir mi?

Ceza yargılamasında beraat kararı verilmesi, idari işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Bununla birlikte ceza hukuku ile idare hukukunun değerlendirme ölçütleri her durumda aynı değildir. Beraat kararının hangi gerekçeye dayandığı, idarenin sözleşme feshine esas aldığı olay ve mevcut deliller birlikte incelenmelidir. Bu nedenle beraat kararı her durumda otomatik iptal sonucu doğurmadığı gibi, idarenin beraat kararını tamamen göz ardı etmesi de hukuken sınırsız değildir.

Disiplin cezası olmayan uzman çavuşun sözleşmesi feshedilebilir mi?

Evet. 3269 sayılı Kanun’un 12/C maddesinde düzenlenen bazı durumlar, personelin önceden disiplin cezası almış olmasını zorunlu şart olarak öngörmemektedir. Bu nedenle disiplin cezasının bulunmaması tek başına sözleşme feshini engellemez. Ancak personelin olumlu sicili, önceki görev performansı ve disiplin geçmişi, somut olayda yapılacak hukuki değerlendirmelerde önem taşıyabilir. Esas olan, sözleşme feshine dayanak yapılan kanuni koşulların gerçekten gerçekleşmiş olmasıdır.

Jandarma uzman çavuş kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşme fesih davası açabilir mi?

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan ve 3269 sayılı Kanun’a tabi olan uzman çavuşlar da kendisinden istifade edilememe nedeniyle tesis edilen sözleşme feshi işlemlerine karşı idari yargıya başvurabilir. Sözleşme feshinin hangi kanun hükmüne dayandığı, fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği ve idarenin yetkili makamlar aracılığıyla hukuka uygun işlem tesis edip etmediği incelenebilir. Bununla birlikte Jandarma personeline uygulanan disiplin mevzuatı ile uzman erbaş sözleşmelerinin feshedilmesine ilişkin hükümler arasındaki ayrımın doğru yapılması gerekir.

Kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşme feshi iptal edilirse maaşlar ödenir mi?

Hukuka aykırı sözleşme feshi işleminin iptal edilmesi halinde personelin mahrum kaldığı mali ve özlük haklarının iadesi gündeme gelebilir. Danıştay kararlarında sözleşme feshinin iptali ile birlikte parasal hakların yasal faiziyle ödenmesine ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır. Ancak hangi ödemelerin yapılacağı, faiz başlangıcı ve mali hakların kapsamı, ilgili yargı kararı ve davada ileri sürülen taleplere göre belirlenmektedir. Bu nedenle tüm mali hakların her durumda aynı şekilde ve otomatik olarak ödeneceği kabul edilmemelidir.

Sonuç: Kendisinden İstifade Edilememe Nedeniyle Sözleşme Feshinin Hukuki Değerlendirmesi

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12/C maddesi, uzman erbaşların belirli fiil, davranış ve durumlar nedeniyle kendilerinden istifade edilemeyecek personel olarak değerlendirilmesine ve sözleşmelerinin feshedilmesine ilişkin temel kanuni düzenlemelerden biridir. Aşırı borçlanma, kumar ve içki düşkünlüğü, kurumsal itibarı zedeleyen davranışlar, belirli suç ve disiplinsizlikler, uyuşturucu ve uyarıcı maddelere ilişkin fiiller, mazeretsiz devamsızlık, komando niteliğinin kaybedilmesi ve personelde aranan şartların sonradan kaybedilmesi bu düzenleme kapsamında değerlendirilmiştir.

Bununla birlikte uzman çavuşun sözleşmesinin feshedilebilmesi için yalnızca kanunda sayılan durumlardan birinin ileri sürülmesi yeterli değildir. İdarenin, sözleşme feshine dayanak yaptığı maddi olayı hukuken denetlenebilir biçimde ortaya koyması, ilgili kanuni şartların gerçekleştiğini göstermesi ve uygulanması gereken usul hükümlerine uygun hareket etmesi gerekmektedir.

Özellikle 2024 yılında gerçekleştirilen kanun değişikliği sonrasında kendisinden istifade edilememe sebeplerinin doğrudan kanunda düzenlenmiş olması, sözleşme fesih işlemlerinin yargısal denetiminde hukuki dayanağın doğru belirlenmesini daha da önemli hale getirmiştir. Eski mevzuat hükümlerine ilişkin Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarının güncel uyuşmazlıklarda değerlendirilmesinde, işlemin tesis edildiği tarih ve uygulanabilir kanuni düzenlemeler mutlaka dikkate alınmalıdır.

Kendisinden istifade edilememe nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuşların, haklarında gerçekleştirilen işlemin hukuki dayanağını, feshe neden gösterilen olayları, mevcut delilleri ve dava açma sürelerini birlikte değerlendirmeleri gerekmektedir. Çünkü uzman erbaşın mesleki hayatını sona erdiren sözleşme feshi işleminin hukuka uygunluğu, yalnızca idarenin vardığı sonuçla değil, bu sonuca ulaşılmasını sağlayan maddi ve hukuki sebeplerin yargısal denetimiyle belirlenmektedir.

Sonuç olarak kendisinden istifade edilememe kavramı, idareye uzman erbaşların sözleşmelerini herhangi bir gerekçeyle sona erdirme konusunda sınırsız bir yetki tanımamaktadır. Kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde sözleşmenin feshedilmesi mümkün olmakla birlikte, bu yetkinin hukukun genel ilkelerine ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun biçimde kullanılması zorunludur. Hukuka aykırı sözleşme fesih işlemlerine karşı idari yargıya başvurulabilmesi ise uzman erbaşların mesleki statülerinin ve hukuki haklarının korunması bakımından temel güvencelerden biridir.

Bu Yazıda
Son blog içeriklerini incelediniz mi?

En son eklenen güncel içeriklerimiz.

Jandarma Amire İtiraz Cezası: Emri Eleştirmek, Kanunsuz Emre İtiraz, AYM Kararı ve Uyarma Cezasının İptali
Jandarmada Amirin Uyarısına Uymamak: Disiplin Cezası, Savunma ve İptal Davası
Jandarma Göreve Gelmeme Cezası: 24 Saate Kadar Devamsızlık, Savunma ve İptal Davası
Jandarma Eksik Teçhizat Disiplin Cezası: Eksik Kuşamla Göreve Çıkma, Savunma ve İptal Davası
Yazıyı Paylaş
Somut dosyanız için hukuki değerlendirme alın.

Dosyanın niteliği, süreler ve uygulanacak mevzuat somut olay bazında değerlendirilir.

0%
Hesaplanıyor...
Aradığınız içeriği bulamadınız mı?

Hukuki konunuz farklı bir başlık altında değerlendiriliyor olabilir. Faaliyet alanlarını inceleyebilir veya iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

WhatsApp Hattı

Daha hızlı iletişime geçmek ve detaylı bilgi almak için hemen mesaj gönderin.

+90 551 411 81 81
HH
HankaHukuk

https://hankahukuk.com

İLGİLİ İÇERİKLER
Benzer hukuki içerikler.
YAZI
36 dk
Genel
Jandarma Amire İtiraz Cezası: Emri Eleştirmek, Kanunsuz Emre İtiraz, AYM Kararı ve Uyarma Cezasının İptali

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman çavuş, astsubay ve subayların amirleri[…]

Devamını Gör
YAZI
30 dk
Genel
Jandarmada Amirin Uyarısına Uymamak: Disiplin Cezası, Savunma ve İptal Davası

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman çavuş, astsubay ve subayların amirleriyle[…]

Devamını Gör
YAZI
30 dk
Genel
Jandarma Göreve Gelmeme Cezası: 24 Saate Kadar Devamsızlık, Savunma ve İptal Davası

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman çavuş, astsubay ve subayların görevlerine[…]

Devamını Gör