Meskûn mahalde silah atmak, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (ç) bendinin üçüncü alt bendi uyarınca 24 ay uzun süreli durdurma disiplin cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiştir. Polis, jandarma ve sahil güvenlik personelinin meskûn yerlerde, binalarda veya herkesin dolaşıp gezebileceği ya da oturabileceği alanlarda silah kullanması, olayın gerçekleşme koşullarına göre disiplin soruşturmasına konu olabilmektedir.
Meskûn yerlerde silah atmak nedeniyle verilen disiplin cezası, yalnızca personelin kademe ilerlemesi veya özlük hakları üzerinde sonuç doğurmakla sınırlı kalmayabilir. 7068 sayılı Kanun’un 10. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, silah atma fiilinin Devletin veya kişilerin zarara uğramasına yol açması durumunda, olayın niteliğine ve ağırlığına göre meslekten çıkarma cezası da uygulanabilmektedir. Dolayısıyla görev sırasında veya görev dışında havaya ateş eden bir kolluk görevlisi, somut olayın özelliklerine göre ağır disiplin yaptırımlarıyla karşılaşabilir.
Ancak silahın ateşlendiği her olayın kendiliğinden disiplin suçu oluşturduğu söylenemez. Kolluk personelinin silah kullanma yetkisi, fiilin gerçekleştiği yer, silahın hangi amaçla kullanıldığı, olay anındaki tehlikenin niteliği ve varsa hukuka uygunluk nedenleri birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle meşru savunma, kanuni silah kullanma yetkisi, zorunluluk hâli ve fiilin ilgili personel tarafından gerçekleştirildiğinin ispatlanıp ispatlanmadığı disiplin sorumluluğunun belirlenmesinde önem taşımaktadır.
Bu yazımızda meskûn mahalde silah atmanın disiplin hukuku bakımından şartlarını, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını, meslekten çıkarma nedenlerini, TCK 170 kapsamında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuyla ilişkisini ve disiplin cezasına karşı başvurulabilecek hukuki yolları ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
7068 Sayılı Kanun’a Göre Meskûn Yerlerde Silah Atmak Hangi Disiplin Suçudur?
7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (ç) bendinin üçüncü alt bendinde, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiil şu şekilde düzenlenmiştir:
“Meskûn yerlerde, binalarda, herkesin dolaşıp gezebileceği veya oturabileceği yerlerde silah atmak.”
Kanun koyucu, kolluk personelinin silah kullanımından kaynaklanabilecek tehlikelerin önlenmesi amacıyla belirli yerlerde silah atılmasını ağır bir disiplin yaptırımına bağlamıştır.
Bu düzenlemenin amacı, yalnızca silahın kullanılması sonucunda kişilerin yaralanmasını veya hayatını kaybetmesini önlemek değildir. Aynı zamanda kamuya açık alanlarda silah kullanılmasının oluşturabileceği güvenlik risklerini azaltmak, toplumun güvenlik duygusunu korumak ve kolluk personelinin silah taşıma yetkisini mesleğin gerektirdiği sorumluluk çerçevesinde kullanmasını sağlamaktır.
Polis ve jandarma personeli, görevlerinin niteliği gereği silah taşıma ve kanuni şartlar gerçekleştiğinde silah kullanma yetkisine sahiptir. Ancak bu yetki, kişisel nedenlerle veya hukuki zorunluluk bulunmadığı hâllerde silahın ateşlenmesini meşru hâle getirmez.
Örneğin bir polis memurunun düğün, kutlama veya eğlence sırasında havaya ateş etmesi; bir jandarma personelinin tartışma esnasında karşısındaki kişileri korkutmak amacıyla silah kullanması ya da kolluk görevlisinin kamuya açık bir alanda hiçbir hukuki gerekçe bulunmaksızın silahını ateşlemesi, olayın koşullarına göre söz konusu disiplin hükmü kapsamında değerlendirilebilir.
Bununla birlikte disiplin cezasının hukuka uygun olabilmesi için personelin eyleminin kanundaki fiil tanımına uygun olduğunun ortaya konulması gerekir. Olayın yalnızca silahla ilişkili olması veya personelin silah taşıyor bulunması disiplin cezası verilmesi için yeterli değildir.
Disiplin soruşturmasında, ilgili personelin gerçekten silah atıp atmadığı, ateşlemenin nerede gerçekleştiği ve davranışın hukuka aykırı olup olmadığı somut delillerle belirlenmelidir.
Meskûn Mahal Nedir? Hangi Yerlerde Silah Atmak Disiplin Suçu Oluşturur?
Meskûn mahal, genel anlamıyla insanların yerleştiği, yaşadığı veya yaşam alanı olarak kullandığı yerleri ifade etmektedir. Ancak 7068 sayılı Kanun’daki düzenleme yalnızca yerleşim yerlerini kapsamamaktadır.
Kanun metninde meskûn yerlerin yanında binalara ve herkesin dolaşıp gezebileceği veya oturabileceği yerlere de açıkça yer verilmiştir. Bu nedenle disiplin suçunun kapsamı yalnızca konutların bulunduğu mahalle ve sokaklarla sınırlı değildir.
Apartmanlar, iş yerleri, kamu binaları, alışveriş merkezleri, parklar, meydanlar, yollar ve benzeri alanlar, olayın özelliklerine göre kanunda belirtilen yerler kapsamında değerlendirilebilir.
Örneğin şehir merkezindeki bir sokakta havaya ateş edilmesi ile insanların kullanımına açık bir parkta ateş edilmesi, meskûn yerlerde silah atma disiplin suçu bakımından benzer hukuki sonuçlar doğurabilir.
Burada önemli olan husus, ateş edilen yerin fiil tarihinde hangi nitelikte olduğunun belirlenmesidir.
Olayın bir yerleşim alanında meydana geldiği açıkça anlaşılıyorsa bu durumun ispatı nispeten kolay olabilir. Buna karşılık şehir dışında bulunan, yerleşim yerlerine uzak veya kullanım niteliği tartışmalı bir alanda silah atılması hâlinde daha ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerekir.
Örneğin herhangi bir yerleşim yerinin bulunmadığı, insanların dolaşmasına elverişli olmayan ve kamuya açık niteliği belirlenemeyen bir arazide ateş edildiği iddiasında, söz konusu yerin hangi nedenle Kanun’un 8/5-ç-3 hükmü kapsamında kabul edildiğinin açıklanması gerekir.
Bu noktada olay yeri inceleme tutanakları, harita kayıtları, fotoğraflar, kamera görüntüleri ve gerektiğinde keşif yapılması önemli olabilir.
Bir yerin meskûn mahal olarak kabul edilip edilmeyeceği değerlendirilirken yalnızca idarenin o yere verdiği isim değil, alanın fiilî kullanım şekli ve kanunda belirtilen özellikleri taşıyıp taşımadığı esas alınmalıdır.
Meskûn Mahalde Silah Atma Disiplin Suçunun Oluşması İçin Hangi Şartlar Gereklidir?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-3 hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle ilgili personelin silah atma fiilini gerçekleştirdiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda silahın kimin tarafından kullanıldığı, ateşleme olayının nasıl gerçekleştiği ve fiilin kanunda belirtilen yerlerden birinde işlenip işlenmediği araştırılmalıdır.
Disiplin hukukunda cezanın şahsiliği esastır. Dolayısıyla bir ortamda silah atılması, o ortamda bulunan bütün kolluk personelinin aynı fiilden sorumlu tutulabileceği anlamına gelmez.
Örneğin bir kutlama sırasında birden fazla kişinin silah taşıması ve olay yerinde boş kovanların bulunması, silahını hiç kullanmadığı belirlenen personele yalnızca olay yerinde bulunması nedeniyle söz konusu disiplin cezasının verilmesini haklı kılmaz.
Aynı şekilde silah sesinin duyulduğuna ilişkin tanık ifadeleri, silahı ateşleyen kişinin kimliği konusunda yeterli açıklık sağlamıyorsa diğer delillerin araştırılması gerekir.
Bu tür olaylarda silahın balistik incelemesi, olay yerinden elde edilen kovanlar, güvenlik kamerası kayıtları, tanık ifadeleri ve personelin olay anındaki konumuna ilişkin bilgiler birlikte değerlendirilmelidir.
Disiplin suçunun oluşması bakımından önemli bir başka husus da silahın kullanılma nedenidir. Kanunun belirli alanlarda silah atmayı yasaklaması, kanunen yetkili olunan veya hukuka uygunluk nedenlerinin gerçekleştiği bütün silah kullanımlarının disiplinsizlik sayılması anlamına gelmez.
Bu nedenle olayın meydana geliş biçimi araştırılmadan, yalnızca belirli bir yerde silah atıldığı gerekçesiyle disiplin sorumluluğuna ulaşılması hukuken yeterli bir değerlendirme olmayabilir.
Özellikle meşru savunma veya kanuni silah kullanma yetkisinin bulunduğu ileri sürülen olaylarda bu savunmaların somut olarak incelenmesi gerekir.
Havaya Ateş Etmek Polis veya Jandarma İçin Disiplin Suçu Mudur?
Havaya ateş etmek, kolluk personelinin 7068 sayılı Kanun kapsamında disiplin sorumluluğuyla karşılaşabileceği davranışlardan biridir. Özellikle meskûn mahalde veya insanların kullanımına açık alanlarda hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen havaya ateş etme eylemi, Kanun’un 8/5-ç-3 hükmü kapsamında değerlendirilebilir.
Havaya ateş edilmesinin doğrudan bir kişiyi hedef almaması, fiilin disiplin suçu oluşturmasına kendiliğinden engel değildir.
Silahla ateş etme eyleminin taşıdığı tehlike, yalnızca doğrudan hedef alınan kişilere yönelik değildir. Havaya doğru ateşlenen mermilerin çevrede bulunan kişiler veya malvarlığı bakımından tehlike oluşturabileceği de dikkate alınmalıdır.
Örneğin düğünde sevinç amacıyla havaya ateş edilmesi, tartışma sırasında karşı tarafı korkutmak için silah kullanılması veya eğlence ortamında silahla gösteri yapılması, eylemin meydana geldiği yer ve diğer koşullara göre disiplin yaptırımına konu olabilir.
Bu tür olaylarda personelin kimseyi yaralamak istememesi veya doğrudan bir kişiyi hedef almaması, silah atma fiilinin gerçekleşmediği anlamına gelmez.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım bulunmaktadır. Hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen havaya ateş etme eylemi ile kanuni koşulları gerçekleşen ve silah kullanma yetkisi kapsamında yapılan uyarı atışı aynı şekilde değerlendirilemez.
Özellikle polis memurunun görev sırasında silah kullanma yetkisine dayanarak uyarı atışı yaptığı olaylarda, yetkinin kanuni koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Dolayısıyla havaya ateş etme nedeniyle disiplin soruşturması yürütülüyorsa personelin hangi amaçla ateş ettiği, içinde bulunduğu durum, karşı karşıya kaldığı tehlike ve varsa kanuni yetkisi değerlendirilmelidir.
Kimsenin Bulunmadığı Meskûn Mahalde Silah Atmak Disiplin Suçu Oluşturur Mu?
Meskûn mahalde silah atmak fiilinin oluşması için olay anında mutlaka bir kişinin yaralanması, hayatını kaybetmesi veya doğrudan zarar görmesi şart değildir.
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-3 hükmünde düzenlenen temel disiplin suçu bakımından esas alınan davranış, kanunda belirtilen yerlerde hukuka aykırı şekilde silah atılmasıdır.
Bu nedenle bir polis memurunun gece saatlerinde kimsenin bulunmadığı bir sokakta havaya ateş etmesi, diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde söz konusu disiplin suçuna konu olabilir.
Ancak olay yerinde kimsenin bulunmaması ile olay yerinin meskûn mahal niteliği taşıyıp taşımaması farklı konulardır.
Örneğin gece saatlerinde boş bulunan bir şehir meydanı, sırf o anda meydanda herhangi bir kişi bulunmadığı için kamuya açık alan niteliğini kaybetmez.
Buna karşılık yerleşim alanlarından uzak bir arazide silah atıldığı iddiasında, arazinin herkesin dolaşıp gezebileceği veya oturabileceği yerlerden olup olmadığı somut olarak araştırılmalıdır.
Burada özellikle 24 ay uzun süreli durdurma cezasının uygulanma şartları ile meslekten çıkarma cezasının uygulanma şartları birbirinden ayrılmalıdır.
Temel disiplin cezasının uygulanması için kişilerin fiilen zarar görmesi şart değilken, Kanun’un 10. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında meslekten çıkarma cezası uygulanabilmesi için Devletin veya kişilerin zarara uğraması yönündeki ayrıca aranan şartın gerçekleşmesi gerekir.
Bu nedenle olay yerinde kimsenin bulunmadığı, herhangi bir malvarlığı zararının meydana gelmediği ve kişilerin zarara uğradığının ortaya konulamadığı durumlarda meslekten çıkarma cezasının hukuki dayanağı özellikle incelenmelidir.
Görev Dışında Meskûn Mahalde Silah Atmak Disiplin Cezasını Gerektirir Mi?
7068 sayılı Kanun kapsamındaki disiplin sorumluluğu yalnızca kolluk personelinin görev saatlerinde gerçekleştirdiği davranışlarla sınırlı değildir.
Görev dışında gerçekleştirilen bazı davranışlar da kanunda tanımlanan disiplinsizlikleri oluşturabilmektedir.
Bu nedenle izinli olduğu gün veya mesai saatleri dışında düğünde, eğlencede, tartışmada ya da başka bir kişisel nedenle silahını ateşleyen kolluk personeli hakkında disiplin soruşturması yapılması mümkündür.
Örneğin görev dışında katıldığı bir düğünde havaya ateş eden polis memurunun, görev başında bulunmadığını ileri sürmesi, tek başına disiplin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Benzer şekilde kişisel bir tartışmada, üzerinde taşıdığı ruhsatlı veya görev silahını kullanarak meskûn mahalde ateş eden jandarma personelinin fiili de disiplin hukuku bakımından incelenebilir.
Burada belirleyici olan, silah atma fiilinin gerçekleşip gerçekleşmediği ve fiilin ilgili disiplin hükmü kapsamında bulunup bulunmadığıdır.
Ancak görev dışında meydana gelen olayın değerlendirilmesinde de personelin savunmaları, olayın koşulları ve varsa hukuka uygunluk nedenleri dikkate alınmalıdır.
Örneğin kişi kendisine yönelen haksız bir saldırıyı bertaraf etmek amacıyla silah kullanmışsa, durum yalnızca görev dışında silah atıldığı gerekçesiyle değerlendirilmemelidir. Meşru savunmanın şartlarının bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
Polis ve Jandarmanın Kanuni Silah Kullanma Yetkisi Disiplin Sorumluluğunu Nasıl Etkiler?
Kolluk personelinin kanunla tanınmış silah kullanma yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu yetki, belirli şartların gerçekleşmesine bağlıdır ve hukuken sınırsız değildir.
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 16. maddesinde polisin zor ve silah kullanma yetkisi düzenlenmiştir. Bu kapsamda silah kullanılması, kanunda belirtilen şartların oluşmasına ve kullanılacak gücün sınırlarına bağlıdır.
Örneğin polis memurunun kendisine veya başkasına yönelen hukuka aykırı bir saldırıya karşı meşru savunma kapsamında silah kullanması mümkündür.
Bunun yanında kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesi hâlinde yakalama amacıyla silah kullanılması ve belirli durumlarda uyarı atışı yapılması da düzenlenmiştir.
Ancak hukuka uygun silah kullanma yetkisinin varlığından söz edilebilmesi için olayın kanundaki koşullarla örtüşmesi gerekir.
Görevli polis memurunun silahını ateşlediği olayda yalnızca görevde bulunması, silah kullanımını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Aynı şekilde silah kullanılan olayın meskûn mahalde gerçekleşmesi de tek başına silah kullanma yetkisinin hukuka aykırı olduğunu göstermez.
Örneğin silahlı bir saldırı karşısında kendisini veya başka kişileri korumaya çalışan kolluk görevlisinin davranışıyla, herhangi bir tehlike bulunmadığı hâlde eğlence amacıyla havaya ateş eden personelin davranışı hukuken aynı nitelikte değildir.
Bu nedenle disiplin soruşturmasında ateş etme eyleminin dayandığı hukuki gerekçe belirlenmeli, olay anındaki tehlike ve personelin hareket imkânları değerlendirilmelidir.
Özellikle ani gelişen olaylarda silah kullanma yetkisinin değerlendirilmesi, olay sonrasında elde edilen bütün bilgilerden hareketle değil, personelin olay anında bildiği veya makul olarak bilebileceği koşullar esas alınarak yapılmalıdır.
Meskûn Mahalde Silah Atmanın Disiplin Cezası Nedir?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-3 hükmünde düzenlenen meskûn mahalde silah atmanın temel disiplin cezası, 24 ay uzun süreli durdurma cezasıdır.
Uzun süreli durdurma cezası, aynı Kanun’un 7. maddesinde personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin on iki, on altı, yirmi veya yirmi dört ay süreyle durdurulması şeklinde tanımlanmıştır.
Dolayısıyla 24 ay uzun süreli durdurma cezası, temel olarak personelin kademe ilerlemesinin iki yıl süreyle durdurulmasını ifade etmektedir.
Bu ceza, doğrudan iki yıl boyunca görevden uzaklaştırılma veya meslekten çıkarılma anlamına gelmez.
Görevden uzaklaştırma, disiplin cezasından farklı hukuki şartlara tabi ayrı bir tedbirdir.
Bununla birlikte 24 ay uzun süreli durdurma cezasının uygulanma biçimi, ilgili personelin statüsüne göre farklılık gösterebilir.
7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında terfileri 926, 3466, 3269 veya 6191 sayılı kanunlara tabi bulunan personelin uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiilleri bakımından brüt aylıklarının üçte biri ile yarısı arasında kesinti yapılması öngörülmüştür.
Bu nedenle örneğin emniyet teşkilatında görev yapan polis memuru hakkında uygulanan uzun süreli durdurma cezasının özlük haklarına etkisi ile jandarma teşkilatındaki uzman erbaş hakkında uygulanacak yaptırımın niteliği aynı olmayabilir.
Disiplin cezasının hukuki sonuçları değerlendirilirken personelin görev yaptığı teşkilat, statüsü ve tabi olduğu mevzuat birlikte incelenmelidir.
Meskûn Mahalde Silah Atan Polis veya Jandarma Meslekten Çıkarılır Mı?
Meskûn mahalde silah atmak, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde meslekten çıkarma cezasıyla sonuçlanabilir. Ancak silah atma fiilinin gerçekleşmesi, tek başına meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektirmez.
7068 sayılı Kanun’un 10. maddesinin yedinci fıkrasında şu düzenlemeye yer verilmiştir:
“Meskûn yerlerde silah atmak fiili Devlet veya kişilerin zarara uğramasına yol açmış ise durumun niteliğine ve ağırlığına göre meslekten çıkarma cezası uygulanabilir.”
Bu hüküm, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren silah atma fiili bakımından özel bir ağırlaştırıcı neden düzenlemektedir.
Ancak meslekten çıkarma cezasının uygulanabilmesi için, Kanun’da açıkça öngörüldüğü üzere, Devletin veya kişilerin zarara uğramasına yol açılması gerekir.
Örneğin silah kullanılması sonucunda bir kişinin yaralanması, bir aracın zarar görmesi veya başka bir somut zararın meydana gelmesi, ağırlaştırıcı hükmün uygulanması yönünden değerlendirilebilecek durumlardır.
Bununla birlikte zarar meydana gelmesi, meslekten çıkarma cezasının mutlaka uygulanacağı anlamına da gelmez. Kanun, olayın niteliğine ve ağırlığına göre idareye takdir yetkisi tanımaktadır.
Bu noktada 7068 sayılı Kanun’un 6. maddesi önem taşır. Anılan maddeye göre disiplin amirleri ve kurulları takdir yetkilerini ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli biçimde kullanmak ve takdirlerini gerekçelendirmek zorundadır.
Dolayısıyla silah atma eylemi sonucunda zarar meydana gelmiş olsa dahi meslekten çıkarma cezasının uygulanması için olayın koşulları değerlendirilmelidir.
Özellikle zararın niteliği, ağırlığı, personelin davranışı, kusuru ve fiilin hizmet üzerindeki etkisi önemlidir.
Buna karşılık olayda herhangi bir kişinin veya Devletin zarara uğradığı somut olarak ortaya konulamamışsa Kanun’un 10/7 hükmüne dayanılarak meslekten çıkarma cezası verilmesinin hukuka uygunluğu tartışma konusu olacaktır.
İdarenin yalnızca silah atma fiilinin tehlikeli olduğunu veya kamu güvenliğini olumsuz etkileyebileceğini belirtmesi, ağırlaştırıcı hükümde aranan zarar şartının gerçekleştiğini her durumda göstermez.
Bu nedenle meskûn mahalde silah atmak nedeniyle meslekten çıkarma cezası verilen personelin dosyasında, zarar unsurunun nasıl tespit edildiği ve bu zararın hangi delillere dayandırıldığı özellikle incelenmelidir.
Havaya Ateş Etme Sonucunda Kimse Zarar Görmemişse Meslekten Çıkarma Cezası Verilebilir Mi?
Meskûn mahalde havaya ateş edilmesi sonucunda herhangi bir kişinin yaralanmaması veya maddi zararın meydana gelmemesi, temel disiplin suçunun oluşumuna kendiliğinden engel değildir.
Ancak bu durum, meslekten çıkarma cezasının hukuka uygunluğu bakımından önem taşımaktadır.
7068 sayılı Kanun’un 10/7 hükmünde, meslekten çıkarma cezasının uygulanabilmesi için fiilin Devletin veya kişilerin zarara uğramasına neden olması aranmıştır.
Bu nedenle idarenin, silah atma eyleminin genel olarak tehlikeli olduğu yönündeki değerlendirmesi ile somut olayda kişilerin veya Devletin zarara uğradığının tespiti birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin polis memurunun havaya üç el ateş ettiği ve olayda herhangi bir kişinin veya malvarlığının zarar görmediği durumda, eylemin 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte meslekten çıkarma cezası bakımından ilave şartların bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Bu konuda Danıştay 2. Dairesinin 19.02.2025 tarihli, 2021/10019 Esas ve 2025/560 Karar sayılı kararı önemlidir.
Karara konu olayda polis memurunun kalabalık iki grup arasındaki tartışma sırasında havaya üç el ateş ettiği anlaşılmıştır. İdare tarafından personel hakkında meslekten çıkarma cezası uygulanmıştır.
İlk derece mahkemesi, silah atma fiilinin sabit olduğunu kabul etmekle birlikte, herhangi bir kişinin zarara uğradığının dosya kapsamında ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve meslekten çıkarma işleminin iptaline karar vermiştir.
Danıştay 2. Dairesi de temyizen incelediği bu kararı hukuka uygun bularak onamıştır.
Bu karar, meskûn mahalde silah atma fiilinin gerçekleşmesi ile meslekten çıkarma cezasını gerektiren ağırlaştırıcı şartların oluşmasının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Dolayısıyla somut bir zarar ortaya konulamayan olaylarda, sırf silahın ateşlenmiş olması nedeniyle meslekten çıkarma yaptırımına başvurulmasının hukuka uygunluğu ayrıca incelenmelidir.
Meskûn Mahalde Silah Atmak TCK 170 Kapsamında Suç Mudur?
Meskûn mahalde silah atmak, disiplin hukuku bakımından 7068 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilirken ceza hukuku bakımından da Türk Ceza Kanunu’nun 170. maddesinde düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu gündeme gelebilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 170. maddesinin birinci fıkrasında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş edilmesi suç olarak düzenlenmiştir.
24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yapılan değişiklik sonrasında, TCK 170/1 kapsamında silahla ateş etme fiili için öngörülen hapis cezası bir yıldan beş yıla kadardır.
Ayrıca suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etmek suretiyle işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Aynı düzenlemeyle TCK 170. maddeye eklenen ikinci fıkra uyarınca, birinci fıkrada tanımlanan suçun kişilerin toplu olarak bulundukları yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır.
Bu değişiklikler 25.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Ancak geçmiş tarihlerde işlenen fiiller bakımından ceza hukukunda lehe kanunun uygulanması ilkesi dikkate alınmalıdır.
Burada özellikle disiplin hukuku ile ceza hukuku arasındaki farklılığın ortaya konulması gerekir.
TCK 170 kapsamında suçun oluşabilmesi için kanuni tanımda belirtilen tehlike veya korku, kaygı ve panik yaratabilecek nitelikteki davranışın gerçekleşmesi aranırken, 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-3 hükmü kolluk personelinin belirli yerlerde silah atma davranışını disiplin yaptırımına bağlamaktadır.
Bu iki düzenlemenin koruduğu hukuki değerler arasında benzerlik bulunmasına rağmen suçların kanuni unsurları birebir aynı değildir.
Dolayısıyla bir fiilin TCK 170 kapsamında değerlendirilmesi, disiplin suçunun bütün unsurlarının ayrıca incelenmesi gerekliliğini ortadan kaldırmaz.
Benzer şekilde ceza soruşturması sonucunda verilen kararın disiplin hukuku bakımından etkisi de kararın gerekçesine ve olayın maddi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
TCK 170 Nedeniyle Ceza Soruşturması Açılması Disiplin Soruşturmasını Engeller Mi?
7068 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre, herhangi bir fiil nedeniyle ilgili personel hakkında adli soruşturma veya kovuşturma yapılması, aynı fiil nedeniyle ayrıca disiplin soruşturması yürütülmesine ve disiplin cezası verilmesine engel değildir.
Bu düzenleme, ceza hukuku ile disiplin hukukunun birbirinden bağımsız yaptırım alanları olduğunu göstermektedir.
Örneğin meskûn mahalde silah atması nedeniyle hakkında TCK 170 kapsamında ceza soruşturması başlatılan polis memuru hakkında, aynı zamanda 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-3 hükmü uyarınca disiplin soruşturması da yürütülebilir.
Ancak soruşturmaların birbirinden bağımsız olması, disiplin makamlarının maddi olayın nasıl meydana geldiğini araştırmaksızın karar verebileceği anlamına gelmez.
Adli soruşturma kapsamında elde edilen kamera görüntüleri, olay yeri inceleme tutanakları, balistik raporlar ve tanık ifadeleri disiplin soruşturmasında da önem taşıyabilir.
Örneğin ceza soruşturmasında silahın ilgili personele ait olmadığı veya personelin ateş etmediği yönünde önemli deliller elde edilmişse, disiplin makamlarının bu delilleri değerlendirmesi gerekir.
Bunun yanında adli soruşturmanın devam etmesi nedeniyle disiplin soruşturmasının bekletilmesi gerektiği yönünde bir zorunluluk her durumda bulunmamaktadır. Ancak maddi olayın açıklığa kavuşturulması bakımından adli dosyadaki delillerin temin edilmesi önem taşıyabilir.
Disiplin makamlarının karar verirken bağımsız bir hukuki değerlendirme yapması ve sonucunu gerekçelendirmesi gerekir.
TCK 170 Suçundan Beraat Eden Polis veya Jandarmaya Disiplin Cezası Verilebilir Mi?
TCK 170 kapsamında yargılanan kolluk personeli hakkında beraat kararı verilmesi, aynı olay nedeniyle disiplin cezası uygulanmasını her durumda engellemez.
Ancak ceza mahkemesince verilen beraat kararının hangi gerekçeye dayandığı önemlidir.
Örneğin ceza mahkemesi, sanığın silahı ateşlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermişse, bu durum disiplin soruşturmasında fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.
Buna karşılık ceza mahkemesinin TCK 170 bakımından aranan bütün unsurların gerçekleşmediğini belirlemesi, aynı maddi davranışın farklı unsurlara sahip bir disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı konusunda yapılacak değerlendirmeyi her durumda ortadan kaldırmaz.
Özellikle ceza mahkemesi kararında personelin silahı ateşlediği kabul edilmiş ancak TCK 170 bakımından suçun kanuni unsurlarının bulunmadığı değerlendirilmişse, disiplin hukuku açısından farklı bir sonuç gündeme gelebilir.
Bununla birlikte disiplin makamları, beraat kararını göz ardı ederek hiçbir somut delil bulunmaksızın personelin suçlu olduğu kabulüyle hareket edemez.
Ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin tespitleri, masumiyet karinesi ve disiplin soruşturmasında mevcut deliller birlikte dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla beraat kararının disiplin cezasını etkileyip etkilemeyeceği değerlendirilirken kararın yalnızca sonucuna değil, gerekçesine de bakılmalıdır.
Silahın Kazara Ateş Alması Meskûn Mahalde Silah Atma Disiplin Suçunu Oluşturur Mu?
Silahın kazara ateş alması ile personelin bilerek silahını ateşlemesi, disiplin hukuku bakımından aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
7068 sayılı Kanun’un 4. maddesinde disiplinsizliğin kasten veya taksirle oluşabileceği düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm, kazara gerçekleşen her ateşleme olayının otomatik olarak 8/5-ç-3 kapsamında değerlendirilmesini gerektirmez.
Örneğin silahın temizlenmesi sırasında gerekli kontrolün yapılmaması ve silahın istem dışı ateş alması hâlinde, olayın dikkatsizlik veya tedbirsizlik niteliği taşıyıp taşımadığı araştırılmalıdır.
Bu tür olaylarda personelin hangi güvenlik yükümlülüğünü ihlal ettiği, silahın teknik durumu ve ateşlemenin nasıl gerçekleştiği önemlidir.
Buna karşılık silahın bilerek ateşlenmesiyle gerçekleşen olaylarda, personelin ateş etme davranışının hukuki niteliği ve bu davranışın hangi disiplin hükmü kapsamında olduğu değerlendirilir.
Özellikle kazara ateşleme sonucunda yaralanma veya ölüm meydana gelmesi hâlinde, 7068 sayılı Kanun’da bu sonuçlara ilişkin özel olarak düzenlenmiş disiplin fiilleri de dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle soruşturma makamının yalnızca olayın meskûn mahalde gerçekleştiğini belirterek fiili 8/5-ç-3 kapsamında nitelendirmesi, her somut olay bakımından yeterli olmayabilir.
Disiplin hukukunda fiilin doğru nitelendirilmesi, hem verilecek ceza hem de personelin savunma hakkının etkili şekilde kullanılabilmesi bakımından önemlidir.
Kuru Sıkı Tabancayla Meskûn Mahalde Ateş Etmek Disiplin Suçu Mudur?
Kuru sıkı olarak bilinen ses ve gaz fişeği atabilen silahların kullanılması, özellikle ceza hukuku bakımından güncel düzenlemeler nedeniyle önem kazanmıştır.
7571 sayılı Kanun’la TCK 170. maddede yapılan değişiklikte, ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş edilmesi ayrıca düzenlenmiştir.
Bununla birlikte ceza hukukundaki bu düzenlemenin, 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-3 hükmünün kapsamını kendiliğinden genişlettiği söylenemez.
Disiplin soruşturmasında öncelikle kullanılan aracın hukuki ve teknik niteliği belirlenmelidir.
Özellikle 7068 sayılı Kanun’daki “silah atmak” fiilinin kapsamı değerlendirilirken kullanılan aracın özellikleri, ilgili silah mevzuatı ve disiplin hukukunda kanunilik ilkesi birlikte dikkate alınmalıdır.
Bunun yanında olayın başka bir disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı da somut şartlara göre araştırılabilir.
Dolayısıyla ses ve gaz fişeği atabilen bir silahla ateş edilmesi hâlinde ceza hukuku açısından TCK 170 hükümlerinin uygulanabilir olması, aynı davranışın 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-3 hükmüne otomatik olarak gireceği anlamına gelmez.
Hukuki nitelendirme, kullanılan aracın niteliği ve isnat edilen davranış esas alınarak yapılmalıdır.
Meskûn Mahalde Silah Atma Disiplin Soruşturmasında Hangi Deliller İncelenir?
Meskûn mahalde silah atma iddiasıyla yürütülen disiplin soruşturmasında öncelikle olayın maddi yönünün açıklığa kavuşturulması gerekir.
Özellikle silahın kim tarafından ateşlendiği, ateşlemenin nerede gerçekleştiği, olay sırasında hangi kişilerin bulunduğu ve fiilin hukuka uygun bir nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmalıdır.
Bu tür olaylarda olay yeri inceleme tutanakları, boş kovanlar, balistik inceleme raporları, güvenlik kamerası görüntüleri, telefon kayıtları, tanık anlatımları ve personelin ifadeleri önem taşıyabilir.
Örneğin olay yerinden elde edilen boş kovanların personele ait silahla eşleşmesi, silahın olayda kullanıldığı iddiasını destekleyen önemli bir delil olabilir.
Ancak bu tespit değerlendirilirken olayın nasıl gerçekleştiği ve silahın gerçekten ilgili personel tarafından ateşlenip ateşlenmediği de araştırılmalıdır.
Aynı şekilde tanıkların silah sesi duyduklarını belirtmeleri ile belirli bir personelin silahı ateşlediğini doğrudan görmeleri aynı ispat değerine sahip değildir.
Birden fazla kişinin bulunduğu olaylarda, ateş eden kişinin kimliği yönünden çelişkili ifadeler bulunabilir. Bu durumda tanık anlatımlarının kamera görüntüleri ve diğer maddi delillerle karşılaştırılması gerekir.
Personelin meşru savunma veya kanuni silah kullanma yetkisi kapsamında hareket ettiğini ileri sürmesi hâlinde ise olayın bu yönüne ilişkin delillerin ayrıca toplanması önemlidir.
Örneğin olay öncesinde personele yönelik saldırı bulunup bulunmadığı, saldırının niteliği, silah kullanmanın hangi aşamada gerçekleştiği ve olay anındaki diğer kişilerin hareketleri araştırılmalıdır.
Disiplin cezasının hukuka uygunluğu bakımından önemli olan, idarenin yalnızca silah atıldığı sonucuna ulaşması değil, bu sonucun hangi somut delillere dayandığını açıklamasıdır.
Meskûn Mahalde Silah Atma Nedeniyle Verilen Disiplin Cezasında Bir Derece Hafif Ceza Uygulanabilir Mi?
7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel için bir derece hafif disiplin cezası uygulanabileceği düzenlenmiştir.
Bu hüküm, meskûn mahalde silah atma nedeniyle disiplin soruşturması yürütülen kolluk personeli bakımından da önem taşıyabilir.
Örneğin uzun yıllar boyunca görevini başarıyla yerine getirmiş, hakkında olumsuz disiplin kaydı bulunmayan ve mesleki değerlendirmeleri olumlu olan personelin durumunda bir derece hafif ceza uygulanmasının şartları incelenebilir.
Ancak Kanun’daki düzenleme idareye takdir yetkisi tanıdığından, şartları taşıyan her personel hakkında mutlaka daha hafif ceza verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılamaz.
Buna karşılık idarenin takdir yetkisini gerekçeli ve hukuka uygun biçimde kullanması gerekir.
Personelin geçmiş hizmetleri, başarı belgeleri, sicil ve değerlendirme bilgileri, disiplin geçmişi ve diğer somut özellikleri, bu değerlendirmenin yapılmasında önem taşıyabilir.
Özellikle hakkında 24 ay uzun süreli durdurma cezası verilmesi değerlendirilen personelin, bir derece hafif ceza uygulanmasını talep etmesi hâlinde bu talebin kanuni şartlar bakımından incelenmesi gerekir.
Burada ayrıca 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin üçüncü fıkrası da dikkate alınmalıdır.
Anılan düzenlemeye göre aynı ceza türünün kendi içerisindeki alt ve üst kademeleri, bir derece hafif veya ağır ceza kabul edilmemektedir.
Dolayısıyla 24 ay uzun süreli durdurma cezasının 20 ay uzun süreli durdurma cezasına indirilmesi, Kanun’un 7/2 hükmü kapsamında bir derece hafif ceza uygulanması anlamına gelmez.
Meskûn Mahalde Silah Atma Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı
7068 sayılı Kanun’un 31. maddesine göre, personelin savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.
Bu düzenleme, disiplin soruşturmasına konu edilen kolluk personelinin temel hukuki güvencelerinden biridir.
Kanuna göre savunma için tanınan süre yedi günden az olamaz. Personelin kendisine yöneltilen isnadı anlayabilmesi ve savunmasını hazırlayabilmesi için hangi fiil nedeniyle hakkında disiplin soruşturması yürütüldüğünün açıkça belirtilmesi gerekir.
Örneğin bir polis memuru hakkında meskûn mahalde silah atma iddiasıyla disiplin soruşturması yürütülüyorsa, ateş etme fiilinin gerçekleştiği iddia edilen olay, isnat edilen davranış ve uygulanması değerlendirilen disiplin hükmü anlaşılabilir biçimde ortaya konulmalıdır.
Personelin savunmasını hazırlayabilmesi için soruşturma dosyasındaki delillerin incelenmesi de önemlidir.
7068 sayılı Kanun’un 31. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca personel, kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.
Özellikle balistik raporların, kamera görüntülerinin ve tanık ifadelerinin bulunduğu soruşturmalarda, personelin bu delillerin içeriğinden haberdar olması etkili savunma bakımından önem taşımaktadır.
Bunun yanında meslekten çıkarma cezası istenen personel bakımından ek savunma güvenceleri bulunmaktadır.
Kanun’un 31. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında personel, soruşturma evrakını inceleyebilir, tanık dinletebilir ve disiplin kurulunda kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü ya da yazılı savunma yapabilir.
Bu hakların usulüne uygun kullandırılmaması, disiplin işleminin hukuka uygunluğu bakımından önem taşıyabilir.
Meskûn Mahalde Silah Atma Disiplin Suçunda Zamanaşımı Süresi
7068 sayılı Kanun’un 29. maddesinde disiplin soruşturmasına başlama ve disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir.
Meskûn mahalde silah atmak fiili, kural olarak 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektirdiğinden, Kanun’un 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca fiilin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir.
Bu süre içerisinde soruşturmaya başlanmaması durumunda disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Ancak olay nedeniyle Kanun’un 10/7 hükmü kapsamında meslekten çıkarma cezasının değerlendirilmesi söz konusuysa, meslekten çıkarma cezaları için düzenlenen altı aylık soruşturmaya başlama süresinin uygulanma şartları da dikkate alınmalıdır.
Bunun yanında disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmemesi hâlinde, Kanun’da belirtilen genel zamanaşımı sonucu gündeme gelir.
Özellikle adli soruşturmanın uzun süre devam ettiği olaylarda disiplin zamanaşımının ayrıca incelenmesi gerekir.
Çünkü aynı fiil nedeniyle ceza soruşturması yürütülmesi, disiplin makamlarının zamanaşımı hükümlerini dikkate alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle meskûn mahalde silah atmak nedeniyle verilen disiplin cezasına karşı yapılacak hukuki değerlendirmede olay tarihi, fiilin öğrenilme tarihi, disiplin soruşturmasının başlatıldığı tarih ve ceza kararının tarihi karşılaştırılmalıdır.
Meskûn Mahalde Silah Atma Disiplin Cezasına Karşı İptal Davası
Meskûn mahalde silah atma nedeniyle verilen disiplin cezasına karşı idari yargı yoluna başvurulması mümkündür.
7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir.
Ancak dava açılmadan önce disiplin cezasının hangi makam tarafından verildiğinin ve hangi usulle kesinleştiğinin belirlenmesi gerekir.
Kanun’un 30. maddesinde disiplin amirlerinin verdiği cezalara karşı, tebliğ tarihinden itibaren on gün içerisinde idari itirazda bulunulabilmesi öngörülmüştür.
Buna karşılık Bakan ve disiplin kurulları tarafından verilen cezalara karşı idari yargı yoluna başvurulması düzenlenmiştir.
Bu nedenle uygulanacak başvuru yolunun belirlenmesinde kararın niteliği önem taşımaktadır.
Kesinleşen disiplin cezasına karşı iptal davası açma süresi, özel bir süre öngörülmeyen hâllerde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca 60 gündür.
7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi gereğince bu süre, kesinleşen disiplin cezasının personele tebliğ edilmesinden itibaren başlar.
Disiplin cezasının iptali amacıyla açılan davada, işlemin yürütmesinin durdurulması da talep edilebilir.
Ancak yürütmenin durdurulması talebinin kabul edilebilmesi için işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Dava açılması, disiplin cezasının uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.
Bu nedenle özellikle meslekten çıkarma cezası nedeniyle mesleki faaliyetini sürdüremeyen veya ağır özlük kayıplarıyla karşılaşan personelin, yürütmenin durdurulması talebinin dayandığı hukuki ve fiilî nedenleri somut biçimde açıklaması önemlidir.
Meskûn Mahalde Silah Atma Disiplin Cezasının İptalinde Hangi Hususlar Önemlidir?
Meskûn mahalde silah atma nedeniyle verilen disiplin cezasının iptali amacıyla açılan davalarda, öncelikle isnat edilen fiilin sabit olup olmadığı ve 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-3 hükmüne uygun şekilde nitelendirilip nitelendirilmediği araştırılır.
Örneğin olay yerinde silah atıldığı kesin olmakla birlikte silahı hangi personelin kullandığı belirlenememişse, fiilin ilgili personele isnat edilmesinin hukuka uygunluğu tartışılabilir.
Aynı şekilde olayın meydana geldiği yerin meskûn mahal veya kanunda belirtilen diğer alanlardan biri olup olmadığı ortaya konulamamışsa, disiplin suçunun maddi unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmelidir.
Bunun yanında personelin kanuni silah kullanma yetkisine dayanıp dayanmadığı ve varsa meşru savunma koşullarının bulunup bulunmadığı da önemlidir.
Disiplin soruşturması sırasında belirleyici delillerin toplanmaması, savunmaların değerlendirilmemesi veya çelişkilerin giderilmemesi, verilen disiplin cezasının hukuka uygunluğu bakımından sorun oluşturabilir.
Özellikle meslekten çıkarma cezası verilmişse Kanun’un 10/7 hükmündeki zarar şartının gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca incelenmelidir.
Personelin meskûn mahalde silah attığı sabit olsa bile, Devletin veya kişilerin zararına neden olduğuna ilişkin somut bir tespit bulunmuyorsa ağırlaştırıcı hükmün uygulanmasının hukuki dayanağı tartışmaya açık olacaktır.
Ayrıca 7068 sayılı Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen ölçülülük, adalet, hakkaniyet ve gerekçelendirme yükümlülükleri de değerlendirilmelidir.
Disiplin cezasını veren makamın yetkili olup olmadığı, kurulun usulüne uygun oluşturulup oluşturulmadığı, savunma hakkının kullandırılıp kullandırılmadığı ve zamanaşımı sürelerine uyulup uyulmadığı da işlemin hukuka uygunluğunun incelenmesinde önemlidir.
Dolayısıyla disiplin cezasına karşı açılacak davada yalnızca cezanın ağır olduğu ileri sürülmekle yetinilmemeli; fiilin maddi unsurları, deliller, hukuki nitelendirme ve usul kuralları birlikte değerlendirilmelidir.
Meskûn Mahalde Silah Atma Hakkında Danıştay Kararları
Meskûn mahalde silah atma nedeniyle verilen disiplin cezalarına ilişkin Danıştay kararları, özellikle fiilin doğru nitelendirilmesi, lehe olan kanunun uygulanması ve meslekten çıkarma cezasının şartlarının belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Danıştay 2. Dairesinin 19.02.2025 Tarihli, 2021/10019 E. ve 2025/560 K. Sayılı Kararı
Karara konu olayda polis memurunun kalabalık iki grup arasındaki tartışma sırasında havaya üç el ateş ettiği ve bu nedenle hakkında meslekten çıkarma cezası uygulandığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesi, personelin meskûn mahalde silah atma fiilini gerçekleştirdiğini kabul etmekle birlikte, olayda herhangi bir kişinin zarara uğradığının ortaya konulamadığını değerlendirmiştir.
Mahkeme, silah atma fiilinin temel disiplin cezasını gerektirdiğini ancak meslekten çıkarma cezası için aranan ağırlaştırıcı şartların gerçekleşmediğini belirterek işlemin iptaline karar vermiştir.
Danıştay 2. Dairesi, 19.02.2025 tarihli kararıyla söz konusu iptal kararını onamıştır.
Bu karar, meskûn mahalde silah atma fiilinin sabit olmasının meslekten çıkarma cezasını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmediğini göstermesi bakımından önemlidir.
Danıştay 2. Dairesinin 26.12.2023 Tarihli, 2021/17474 E. ve 2023/6279 K. Sayılı Kararı
Bu kararda, polis memurunun meskûn mahalde silah atma fiili nedeniyle eski disiplin mevzuatı uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması değerlendirilmiştir.
Danıştay, disiplin yaptırımları bakımından lehe olan hükmün uygulanması ilkesini incelemiştir.
Kararda, mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü ile 7068 sayılı Kanun’daki disiplin yaptırımları karşılaştırılmış ve sonraki düzenlemenin temel disiplin cezası bakımından personel lehine sonuç doğurduğu belirlenmiştir.
Danıştay, lehe olan disiplin hükmünün dikkate alınması gerektiğini değerlendirerek meslekten çıkarma işleminin iptali yönündeki mahkeme kararını onamıştır.
Bu karar, geçmiş tarihlerde meydana gelen olaylarda uygulanacak disiplin mevzuatının belirlenmesi bakımından önemlidir.
Özellikle fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren kanun arasında yaptırım farklılığı bulunması hâlinde, lehe hükmün uygulanması ilkesi dikkate alınmalıdır.
Danıştay Kararlarının Disiplin Soruşturmaları Açısından Önemi
Danıştayın meskûn mahalde silah atma fiiline ilişkin kararları birlikte değerlendirildiğinde, disiplin suçunun sabit olması ile uygulanacak yaptırımın hukuka uygun olması arasında önemli bir ayrım bulunduğu görülmektedir.
Bir personelin silah atma fiilini gerçekleştirdiğinin kanıtlanması, idarenin her durumda meslekten çıkarma cezası verebileceği anlamına gelmez.
Özellikle 7068 sayılı Kanun’un 10/7 hükmündeki zarar şartı, yaptırımın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.
Bunun yanında olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan disiplin mevzuatı ile sonraki düzenlemeler arasında farklılık bulunması hâlinde lehe hükmün uygulanması ilkesi de önem taşımaktadır.
Bu nedenle meskûn mahalde silah atma nedeniyle verilen disiplin cezasının hukuka uygunluğu değerlendirilirken yalnızca fiilin sabit olup olmadığı değil, fiile hangi yaptırımın uygulanabileceği de ayrıca incelenmelidir.
Meskûn Mahalde Silah Atmak Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Meskûn mahalde havaya ateş etmenin disiplin cezası nedir?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-3 hükmü uyarınca meskûn mahalde hukuka aykırı şekilde silah atmanın temel disiplin cezası 24 ay uzun süreli durdurmadır. Kanun’un 10/7 hükmündeki şartların gerçekleşmesi hâlinde ise meslekten çıkarma cezası da uygulanabilmektedir.
Havaya ateş eden polis memuru meslekten çıkarılır mı?
Havaya ateş eden polis memurunun meslekten çıkarılması, yalnızca silah atma fiilinin gerçekleşmesine bağlı değildir. 7068 sayılı Kanun’un 10/7 hükmü uyarınca fiilin Devletin veya kişilerin zarara uğramasına yol açması ve olayın niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle her havaya ateş etme olayında meslekten çıkarma cezası verilmesi zorunlu değildir.
Kimsenin olmadığı yerde silah atmak disiplin suçu mudur?
Olay anında çevrede kimsenin bulunmaması, fiilin disiplin suçu oluşturmasını tek başına engellemez. Silah atılan yerin meskûn mahal, bina veya herkesin dolaşıp gezebileceği ya da oturabileceği yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir. Ancak meskûn mahal niteliği bulunmayan ve kanunda belirtilen diğer alanlar kapsamında da değerlendirilemeyen bir yerde ateş edilmesi hâlinde 8/5-ç-3 hükmünün uygulanabilirliği ayrıca incelenmelidir.
Görev dışında havaya ateş eden jandarma personeli disiplin cezası alır mı?
7068 sayılı Kanun kapsamındaki disiplin sorumluluğu yalnızca görev saatleriyle sınırlı değildir. Bu nedenle jandarma personelinin görev dışında meskûn mahalde hukuka aykırı şekilde silah atması da disiplin soruşturmasına konu olabilir. Ancak olayın bütün koşulları ve varsa hukuka uygunluk nedenleri değerlendirilmelidir.
Meskûn mahalde silah atmak TCK 170 kapsamında kaç yıl hapis cezasını gerektirir?
TCK 170. maddesinin 7571 sayılı Kanun’la değiştirilen birinci fıkrası kapsamında genel güvenliği kasten tehlikeye sokacak biçimde silahla ateş eden kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası uygulanabilir. Kişilerin toplu olarak bulunduğu yerlerde işlenmesi durumunda ise ceza yarı oranında artırılır. Fiilin işlendiği tarih ve lehe kanun hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Meskûn mahalde silah atma nedeniyle beraat eden polis disiplin cezası alabilir mi?
Ceza mahkemesinden beraat kararı alınması, disiplin cezası verilmesini her durumda engellemez. Ancak beraat kararının gerekçesi, olayın maddi yönüne ilişkin tespitler ve disiplin soruşturmasındaki deliller birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle personelin silahı ateşlemediğinin ortaya konulduğu durumlarda bu husus disiplin sorumluluğu bakımından önem taşımaktadır.
Meskûn mahalde silah atma disiplin cezası kaç yıl sonra zamanaşımına uğrar?
7068 sayılı Kanun’un 29. maddesinde uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller bakımından öğrenme tarihinden itibaren bir aylık soruşturmaya başlama süresi ve fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık ceza verme zamanaşımı düzenlenmiştir. Meslekten çıkarma cezasının söz konusu olduğu durumlarda soruşturmaya başlama süresi bakımından ayrıca altı aylık süre değerlendirilmelidir.
Meskûn mahalde silah atma disiplin cezasına karşı kaç gün içinde dava açılır?
7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir. İdari yargıda genel dava açma süresi, özel bir süre öngörülmeyen durumlarda 60 gündür. Süre, kesinleşen disiplin cezasının personele tebliğ edildiği tarihe göre hesaplanmalıdır.
Meskûn mahalde silah atma nedeniyle verilen meslekten çıkarma cezası iptal edilebilir mi?
Evet. Meslekten çıkarma cezasının hukuka aykırı olması hâlinde idari yargıda iptaline karar verilebilir. Özellikle silah atma fiilinin sabit olmaması, Kanun’un 10/7 hükmündeki zarar şartının gerçekleşmemesi, savunma hakkının ihlal edilmesi, zamanaşımı ve yetki kurallarına aykırılık bulunması veya işlemin ölçülülük ilkesine uygun olmaması gibi hususlar somut dosya kapsamında değerlendirilebilir.
Silah atma fiilinden dolayı verilen disiplin cezası iptal edilirse ne olur?
Disiplin cezasının iptali, idari işlemin hukuki dayanağını ortadan kaldırır. İptal kararının uygulanması kapsamında personelin hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi ve kararın gerektirdiği işlemlerin yapılması gerekir. Bununla birlikte mahkemenin iptal gerekçesi, idarenin yeniden işlem tesis edip edemeyeceği ve personelin özlük hakları bakımından ortaya çıkacak sonuçların belirlenmesinde önem taşımaktadır.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Meskûn mahalde silah atmak, 7068 sayılı Kanun kapsamında ağır disiplin yaptırımlarına bağlanmış fiillerden biridir. Kanun’un 8/5-ç-3 hükmü uyarınca temel disiplin cezası 24 ay uzun süreli durdurma olmakla birlikte, 10. maddenin yedinci fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşmesi hâlinde meslekten çıkarma cezası da uygulanabilmektedir.
Ancak kolluk personelinin silah kullanması sonucunda her durumda aynı disiplin yaptırımının uygulanması mümkün değildir. Silahın ateşlendiği yer, olayın meydana geliş biçimi, kanuni silah kullanma yetkisinin bulunup bulunmadığı, fiilin ilgili personel tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve varsa meydana gelen zarar birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle meskûn mahalde silah atma fiilinin sabit olduğu ancak Devletin veya kişilerin zarara uğradığının ortaya konulamadığı olaylarda, meslekten çıkarma cezasının hukuka uygunluğu ayrıca incelenmelidir.
Nitekim Danıştay 2. Dairesinin 19.02.2025 tarihli, 2021/10019 Esas ve 2025/560 Karar sayılı kararı da silah atma fiilinin gerçekleşmesi ile meslekten çıkarma cezası için aranan ağırlaştırıcı şartların ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bunun yanında disiplin soruşturmasında savunma hakkının korunması, olayın bütün yönleriyle araştırılması, kararın gerekçeli olması ve zamanaşımı hükümlerine uyulması zorunludur.
Sonuç olarak meskûn mahalde silah atmak nedeniyle verilen disiplin cezasının hukuka uygunluğu, yalnızca silahın ateşlenmiş olmasına göre değil; fiilin kanuni unsurları, hukuka uygunluk nedenleri, olayın gerçekleşme koşulları, disiplin soruşturmasının usulü ve uygulanan yaptırımın ölçülülüğü birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.