Silah taşıma ve kullanma yetkisine sahip kolluk personelinin, görev sırasında veya görev dışında silah kullanırken gerekli dikkat ve özeni göstermesi, yalnızca mesleki bir sorumluluk değil, aynı zamanda insan hayatının korunmasına yönelik hukuki bir yükümlülüktür. Silahın dikkatsiz, tedbirsiz veya ihmalkâr şekilde kullanılması sonucunda bir kişinin hayatını kaybetmesi, olayın meydana geliş biçimine göre hem ceza hukuku hem de disiplin hukuku bakımından sorumluluk doğurabilmektedir.
Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermek, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (ç) bendinin birinci alt bendinde düzenlenmiştir. Bu fiilin karşılığı, kural olarak 24 ay uzun süreli durdurma disiplin cezasıdır. Bununla birlikte Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, olayın işleniş şekli, durumun ağırlığı veya zararın derecesi dikkate alınarak meslekten çıkarma cezası da uygulanabilmektedir.
Söz konusu düzenleme, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde görev yapan ve 7068 sayılı Kanun kapsamına giren personel bakımından önem taşımaktadır. Özellikle silahın doldurulması, boşaltılması, temizlenmesi, muhafazası, başka bir personele teslim edilmesi veya görev sırasında kullanılması esnasında meydana gelen ölüm olayları, bu disiplin hükmü çerçevesinde değerlendirilebilmektedir.
Ancak silahın kullanıldığı bir olayda ölüm meydana gelmesi, ilgili personelin kendiliğinden disiplin suçu işlediği anlamına gelmez. Disiplin sorumluluğunun doğabilmesi için personelin hangi dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiği, davranışının kusurlu olup olmadığı ve meydana gelen ölüm neticesiyle davranışı arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Bu nedenle silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme iddiasıyla yürütülen disiplin soruşturmalarında, olayın yalnızca sonucu değil, meydana geliş koşulları da belirleyici öneme sahiptir.
Silahla İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Vermenin 7068 Sayılı Kanun Kapsamındaki Hukuki Dayanağı
7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (ç) bendinin birinci alt bendinde, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiil şu şekilde düzenlenmiştir:
“Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermek ya da bu fiilin başkaları tarafından işlenmesine neden olmak.”
Kanun koyucu, bu düzenlemeyle yalnızca silahı bizzat kullanan personelin kusurlu davranışını değil, başka bir kişinin silahla ölüm neticesine yol açan kusurlu davranışının gerçekleşmesine neden olan personelin sorumluluğunu da disiplin yaptırımına bağlamıştır.
Düzenlemenin temel amacı, kolluk personelinin silah kullanımı konusunda sahip olduğu yetkinin gerektirdiği sorumluluğun yerine getirilmesini sağlamak ve silahların dikkatsiz veya özensiz kullanılmasından kaynaklanan ölüm olaylarının önlenmesidir.
Silah taşıma yetkisi, kolluk personeline herhangi bir kişiden daha geniş hareket serbestisi tanıyan sınırsız bir yetki değildir. Aksine, silah kullanımı konusunda eğitim almış, silahın tehlikelerini bilen ve görevinden kaynaklanan sorumlulukları bulunan personelden daha yüksek bir dikkat ve özen beklenmektedir.
Bununla birlikte, disiplin hukukunda sorumluluğun kişisel olması esastır. Bir ölüm olayının meydana gelmiş olması, olayla görev veya organizasyon bakımından ilgisi bulunan bütün personelin sorumlu tutulmasına imkân vermez. Her personelin eylemi, görev ve yetkileri ile üstlendiği somut yükümlülükler çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bu noktada 7068 sayılı Kanun’un 4. maddesi de önemlidir. Anılan maddeye göre disiplinsizlik kasten veya taksirle meydana gelebilmektedir. Dolayısıyla disiplin suçunun oluşması için her durumda kasıtlı davranılması gerekli değildir. Ancak taksirli davranıştan söz edilebilmesi için de personelin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı, kendisine isnat edilebilir bir davranışının bulunması gerekir.
Silahla Dikkatsizlik, Tedbirsizlik veya İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Vermenin Şartları
Silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme disiplin suçunun oluşabilmesi için öncelikle olayda bir silahın bulunması ve ölüm neticesinin silahla bağlantılı bir davranış sonucunda meydana gelmesi gerekir. Bunun yanında söz konusu davranışın ilgili personelin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olması ve ölüm neticesinin bu kusurlu davranışa bağlanabilmesi zorunludur.
Burada özellikle vurgulanması gereken husus, ölüm neticesinin gerçekleşmesiyle personelin kusurlu olması arasında hukuki bakımdan önemli bir farklılık bulunduğudur. Her ölüm olayı bir kusurun sonucu olmadığı gibi, silahın kullanılması sırasında meydana gelen her beklenmedik olay da personelin dikkatsizliğini veya ihmalini göstermez.
Örneğin görev sırasında silahını temizleyen bir polis memurunun, silahın boş olduğunu kontrol etmeden tetiğe müdahale etmesi ve meydana gelen ateşleme sonucunda başka bir personelin hayatını kaybetmesi durumunda, olayın koşullarına göre dikkatsizlik veya tedbirsizlikten söz edilebilir.
Buna karşılık silahın teknik bir arızadan kaynaklanan ve gerekli bütün tedbirler alınmasına rağmen öngörülemeyen şekilde ateş alması durumunda, aynı değerlendirmeye doğrudan ulaşılması mümkün değildir. Böyle bir olayda silahın teknik özelliklerinin, bakım kayıtlarının, arızanın önceden bilinebilir olup olmadığının ve personelin alması gereken önlemlerin incelenmesi gerekir.
Benzer şekilde, görevi sırasında silahını kullanan kolluk görevlisinin hukuka uygun silah kullanma yetkisinin sınırları içerisinde hareket edip etmediği ayrıca araştırılmalıdır. Silahın kanuni yetkiye uygun kullanılması sonucunda ölüm meydana gelmesi, tek başına 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-1 hükmünün uygulanmasına yeterli değildir.
Disiplin suçunun oluşumunda asıl belirleyici olan, ölüm sonucunun yanı sıra bu sonuca yol açan davranışın hukuken kusurlu kabul edilip edilemeyeceğidir.
Bu nedenle disiplin soruşturmasında hangi somut hareketin veya hareketsizliğin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiği açıkça belirlenmelidir. Sadece silahın ateş aldığı, bir kişinin öldüğü ve silahın ilgili personele ait olduğu tespit edilerek disiplin sorumluluğu kurulması yeterli değildir.
Silahla Dikkatsizlik, Tedbirsizlik ve İhmal Arasındaki Farklar
7068 sayılı Kanun’da dikkatsizlik, tedbirsizlik ve ihmal kavramlarına birlikte yer verilmiştir. Bu kavramların her biri, silah kullanımında gösterilmesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğünün farklı şekillerde ihlal edilmesini ifade etmektedir.
Dikkatsizlik, personelin gerçekleştirdiği bir hareket sırasında göstermesi gereken özeni göstermemesidir. Silahın dolu olup olmadığını kontrol etmeden tetiğe dokunmak, silahın namlusunu güvenli olmayan bir yöne çevirmek veya silah üzerinde işlem yaparken çevredeki kişilerin konumunu dikkate almamak, somut koşullara göre dikkatsizlik kapsamında değerlendirilebilir.
Tedbirsizlik, meydana gelebilecek tehlikenin önlenmesi amacıyla alınması gereken güvenlik önlemlerinin alınmamasıdır. Özellikle silahın kullanıldığı eğitimlerde, atış faaliyetlerinde ve silahlık işlemlerinde güvenlik tedbirlerinin uygulanmaması, tedbirsizlik iddiasına konu olabilir.
İhmal ise personelin yerine getirmesi gereken bir yükümlülüğü yerine getirmemesi şeklinde ortaya çıkabilir. Silahın güvenli biçimde muhafaza edilmemesi, silah teslim işlemlerinde gerekli kontrollerin yapılmaması veya alınması zorunlu güvenlik önlemlerinin uygulanmaması buna örnek gösterilebilir.
Bu kavramlar uygulamada birbirleriyle örtüşebilmektedir. Bir personelin aynı davranışı hem dikkatsizlik hem de tedbirsizlik özelliği taşıyabilir. Ancak disiplin sorumluluğunun belirlenmesi açısından kavramların yalnızca isimlendirilmesi yeterli değildir. Hangi davranışın neden kusurlu olduğu somut olarak açıklanmalıdır.
Örneğin disiplin soruşturması raporunda personelin silahını dikkatsizce kullandığının belirtilmesi, tek başına yeterli bir hukuki gerekçe değildir. Personelin hangi hareketinin dikkatsizlik oluşturduğu, hangi güvenlik kuralını ihlal ettiği ve ölüm neticesinin bu davranıştan nasıl kaynaklandığı gösterilmelidir.
Ayrıca dikkat ve özen yükümlülüğünün kapsamı, olayın koşullarına göre değişebilir. Kontrollü bir atış eğitimindeki yükümlülüklerle ani gelişen ve kişinin hayatını tehdit eden silahlı saldırı karşısında görev yapan personelin içinde bulunduğu koşullar aynı değildir.
Bu nedenle personelin davranışı değerlendirilirken olay sonrasında ortaya çıkan bilgilerden hareketle soyut bir kusur değerlendirmesi yapılmamalı, olay anında personelin sahip olduğu bilgiler ve fiilen hareket edebilme imkânları dikkate alınmalıdır.
Silahla İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Verme Hangi Durumlarda Oluşabilir?
Silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme fiili, farklı olaylar sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Özellikle kolluk teşkilatlarının çalışma koşulları dikkate alındığında silahın günlük kullanımı, muhafazası ve görev gereği taşınması sırasında meydana gelen olayların ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
Silahın doldurulması veya boşaltılması sırasında meydana gelen kazalar, uygulamada karşılaşılabilecek durumlardan biridir. Personelin silahın mekanik durumunu kontrol etmeden işlem yapması, namlunun güvenli olmayan bir yöne çevrilmesi veya silahın dolu olduğunun fark edilmemesi sonucunda meydana gelen ölüm olaylarında, öncelikle ilgili güvenlik kurallarının ihlal edilip edilmediği araştırılmalıdır.
Silah temizliği sırasında meydana gelen ölüm olayları da benzer şekilde değerlendirilir. Silahın temizlenmeden önce güvenli hâle getirilmesi, fişek yatağının kontrol edilmesi ve temizlik işleminin uygun koşullarda gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır. Ancak olayda belirli bir güvenlik işleminin yapılmadığı iddia ediliyorsa bu husus varsayımla değil, teknik inceleme ve diğer delillerle ortaya konulmalıdır.
Nöbet görevleri sırasında silahın kontrolsüz biçimde kullanılması da disiplin soruşturmasına konu olabilir. Nöbet tutan personelin görev silahını bilinçsizce kurcalaması, görev arkadaşıyla şakalaşırken silahını doğrultması veya çevre güvenliğini dikkate almadan silah üzerinde işlem yapması sonucunda ölüm meydana gelmesi hâlinde somut kusur değerlendirmesi yapılması gerekir.
Bunun yanında atış eğitimleri sırasında yaşanan olaylar da önemlidir. Eğitim faaliyetinin niteliği, atış alanının güvenliği, eğitim sorumlusunun görevleri, personele verilen talimatlar, kullanılan silahın özellikleri ve olay anındaki hareketler incelenmeden yalnızca ölüm neticesinden hareketle sorumluluk belirlenemez.
Silahın başka bir personele teslim edilmesi sırasında gerekli kontrollerin yapılmaması sonucunda ortaya çıkan olaylarda da benzer bir yaklaşım geçerlidir. Silahı teslim eden personelin teslim işlemi sırasında hangi yükümlülüklere tabi olduğu ve bu yükümlülükleri yerine getirip getirmediği belirlenmelidir.
Dolayısıyla silahla dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek fiili yalnızca silahın doğrudan ateşlenmesiyle sınırlı bir değerlendirmeye tabi değildir. Silahın güvenli muhafazası, teslimi ve kullanımıyla ilgili ihmal niteliğindeki davranışlar da ölüm neticesiyle hukuken bağlantılı olmaları şartıyla bu kapsamda değerlendirilebilir.
Başkasının Silahla Ölüme Sebebiyet Vermesine Neden Olmak Disiplin Suçu Mudur?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-1 hükmü yalnızca silahla doğrudan ölüme sebebiyet veren personeli değil, bu fiilin başkaları tarafından işlenmesine neden olan personeli de kapsamaktadır.
Bu düzenleme özellikle silahların muhafaza edildiği, dağıtıldığı, teslim edildiği veya birden fazla personelin birlikte görev yaptığı durumlarda önem kazanmaktadır.
Örneğin silahlık işlemlerinden sorumlu bir personelin, kendisine yüklenen güvenlik ve kontrol yükümlülüklerini ihlal ederek silahı güvenli olmayan şekilde başka bir personele teslim etmesi ve bunun sonucunda ölüm meydana gelmesi hâlinde, silahı teslim eden personelin de disiplin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ancak böyle bir sorumluluğun doğabilmesi için yalnızca silahın o personel tarafından teslim edilmiş olması yeterli değildir. Teslim sırasında hangi işlemin yapılması gerektiği, bu işlemin yapılmamasının kusur oluşturup oluşturmadığı ve söz konusu ihmalin ölüm neticesine nasıl katkıda bulunduğu açıklanmalıdır.
Aynı durum amirler bakımından da geçerlidir. Bir personelin amir konumunda bulunması, emrindeki personelin silahla gerçekleştirdiği her davranıştan otomatik olarak sorumlu tutulmasını gerektirmez.
Amirin disiplin sorumluluğunun değerlendirilebilmesi için olayla ilgili somut bir emir, denetim, eğitim, gözetim veya güvenlik yükümlülüğünün bulunması ve bu yükümlülüğün kusurlu biçimde ihlal edilmesi gerekir.
Özellikle silahlı eğitim faaliyetlerinde veya operasyonlarda görev alan personelin yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi önemlidir. Eğitim sorumlusunun gerçekleştirmesi gereken kontrol işlemleri ile silahı kullanan personelin kişisel dikkat yükümlülüğü birbirinden farklıdır.
Bu nedenle bir ölüm olayında birden fazla personelin sorumluluğu araştırılıyorsa her personelin kusuru ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Sadece aynı görevde bulunmak, olay yerinde yer almak veya hiyerarşik bakımdan üst konumda olmak, tek başına 24 ay uzun süreli durdurma cezası verilmesine yeterli değildir.
Silahla Ölüme Sebebiyet Verme Olaylarında Kusur ve İlliyet Bağı Nasıl Belirlenir?
Silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme disiplin suçunda en önemli konulardan biri, ilgili personelin kusurlu davranışı ile ölüm neticesi arasındaki nedensellik ilişkisidir.
Bir kişinin hayatını kaybetmesi ve olayda kullanılan silahın kolluk personeline ait olması, maddi olayın yalnızca belirli bir bölümünü ortaya koyar. Disiplin cezası verilebilmesi için ölümün hangi davranış sonucunda meydana geldiği ve bu davranışın personele kusur olarak yüklenip yüklenemeyeceği ayrıca belirlenmelidir.
Örneğin silahın ateşlenmesi sonucunda bir kişinin hayatını kaybettiği olayda, silahın kim tarafından kullanıldığı, ateşlemenin nasıl gerçekleştiği, atış yönü, mesafe ve diğer fiziksel bulgular önem taşıyabilir.
Bunun yanında olayın meydana geldiği yer, görüş koşulları, personelin maruz kaldığı tehlike, kullanılan silahın teknik özellikleri ve varsa başka kişilerin davranışları da değerlendirilmelidir.
Özellikle birden fazla personelin silah kullandığı olaylarda, ölüm neticesinin hangi silahtan çıkan mermi nedeniyle gerçekleştiğinin belirlenmesi önemli olabilir. Böyle bir durumda balistik incelemeler, olay yeri bulguları ve diğer teknik deliller birlikte ele alınmalıdır.
Bir ölüm olayının meydana gelişinde birden fazla kişinin davranışının etkili olması da mümkündür. Ancak birden fazla kişinin olayla bağlantılı olması, her birinin aynı derecede kusurlu kabul edilmesini gerektirmez.
Disiplin soruşturmasında ölüm neticesinin öngörülebilir olup olmadığı, personelin bu neticeyi önleme imkânının bulunup bulunmadığı ve yerine getirmediği iddia edilen yükümlülüğün ölüm sonucuyla hukuken bağlantılı olup olmadığı araştırılmalıdır.
Örneğin ölümün tamamen öngörülemez bir teknik arıza nedeniyle gerçekleştiği ve personelin olay öncesinde gerekli bütün güvenlik tedbirlerini aldığı belirlenirse, yalnızca ölüm meydana gelmiş olmasına dayanılarak kusur isnadında bulunulması hukuken sorunludur.
Buna karşılık personelin silahın arızalı olduğunu bildiği hâlde gerekli önlemleri almadan kullanmaya devam etmesi ve bu davranış sonucunda ölüm meydana gelmesi durumunda farklı bir değerlendirme yapılabilir.
Bu nedenle olayın gerçek nedenini ortaya koymayan, kusuru somutlaştırmayan veya ölüm neticesiyle personelin davranışı arasındaki bağlantıyı açıklamayan disiplin soruşturması raporları, hukuki denetim bakımından tartışmaya açıktır.
Polis veya Jandarma Personelinin Silah Kullanması Sonucu Ölüm Meydana Gelirse Mutlaka Disiplin Cezası Verilir Mi?
Kolluk personelinin silah kullanması sonucunda ölüm meydana gelmesi, her durumda disiplin cezası verilmesini gerektirmez. Özellikle görev sırasında gerçekleştirilen silah kullanımında, olayın hukuka uygunluk nedenleri çerçevesinde incelenmesi zorunludur.
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 16. maddesi, polisin zor ve silah kullanma yetkisine ilişkin temel düzenlemeleri içermektedir. Silah kullanma yetkisinin bulunması, silahın her durumda kullanılabileceği anlamına gelmediği gibi silah kullanımının kanuni koşullarının gerçekleşmesi hâlinde ortaya çıkan her ölüm neticesi de kendiliğinden disiplinsizlik oluşturmaz.
Bu nedenle öncelikle silah kullanma yetkisinin doğup doğmadığı, kullanılan gücün hukuki sınırlar içerisinde kalıp kalmadığı ve olayın gerçekleştiği anda kolluk personelinin karşı karşıya bulunduğu tehlikenin niteliği araştırılmalıdır.
Silahlı saldırıya maruz kalan bir polis memurunun kendisinin veya başkalarının hayatını korumak amacıyla silah kullanması ile herhangi bir zorunluluk bulunmadığı hâlde silahını dikkatsiz biçimde ateşlemesi hukuken aynı nitelikte değildir.
Bununla birlikte silah kullanma yetkisinin bulunması, silahın kullanılma biçiminden kaynaklanan her türlü kusuru ortadan kaldırmaz. Kanuni silah kullanma koşulları oluşmuş olsa dahi, kullanılan gücün sınırları ve atışın gerçekleştirilme biçimi ayrıca değerlendirilebilir.
Örneğin meşru bir müdahale sırasında silah kullanılması gerekli olsa bile üçüncü kişilerin güvenliğinin açıkça göz ardı edilmesi, somut olayın özelliklerine göre farklı bir kusur değerlendirmesini gerektirebilir.
Buna karşılık olay anında gelişen ani tehlike, sınırlı hareket imkânı ve personelin kontrolü dışında ortaya çıkan koşullar dikkate alınmadan yalnızca sonuç üzerinden kusur belirlenmesi de hukuka uygun değildir.
Bu nedenle silah kullanma yetkisi kapsamındaki ölüm olaylarında, personelin hukuken hangi davranışı gerçekleştirmesi gerektiği ve bu davranışı gerçekleştirmesinin fiilen mümkün olup olmadığı belirlenmelidir.
Silahla İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Vermenin Disiplin Cezası Nedir?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-1 hükmü uyarınca, silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu ölüme sebebiyet veren personel hakkında öngörülen temel yaptırım 24 ay uzun süreli durdurma disiplin cezasıdır.
Uzun süreli durdurma cezası, Kanun’un 7. maddesinde personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin on iki, on altı, yirmi veya yirmi dört ay süreyle durdurulması şeklinde tanımlanmıştır.
Dolayısıyla bu yaptırımın temel sonucu, ilgili personelin kademe ilerlemesinin kanunda öngörülen süre boyunca durdurulmasıdır. Cezanın personelin mali hakları, özlük durumu ve mesleki geleceği üzerindeki etkileri, tabi olduğu personel rejimine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Burada özellikle Emniyet Genel Müdürlüğü personeli ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığındaki belirli personel grupları arasında önemli bir uygulama farklılığı bulunmaktadır.
7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında terfileri 926, 3466, 3269 veya 6191 sayılı kanunlara tabi personelin uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiilleri bakımından, brüt aylıklarının üçte biri ile yarısı arasında kesinti yapılması öngörülmüştür.
Bu nedenle örneğin bir polis memuru hakkında öngörülen uzun süreli durdurma yaptırımının uygulanma biçimi ile belirtilen personel kanunlarına tabi bir uzman erbaş veya astsubay bakımından uygulanacak yaptırımın niteliği aynı olmayabilir.
Disiplin cezasının hukuki sonuçları değerlendirilirken personelin bağlı olduğu teşkilatın yanı sıra statüsü ve tabi olduğu özel kanun hükümleri de dikkate alınmalıdır.
Ayrıca 24 ay uzun süreli durdurma cezası, doğrudan iki yıl süreyle görevden uzaklaştırılmak anlamına gelmez. Kademe ilerlemesinin durdurulması ile görevden uzaklaştırma birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Bu ayrımın doğru yapılması, özellikle personelin maaş, terfi ve özlük hakları bakımından ortaya çıkabilecek sonuçların anlaşılması açısından önemlidir.
Silahla İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Veren Polis veya Jandarma Meslekten Çıkarılabilir Mi?
Evet. Silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermek, bazı durumlarda meslekten çıkarma cezasıyla sonuçlanabilir. Ancak ölüm olayının meydana gelmiş olması, meslekten çıkarma cezasının zorunlu olarak uygulanacağı anlamına gelmez.
7068 sayılı Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrasında, silahla ölüme sebebiyet verme fiilinin işleniş şekli, durumun ağırlığı veya zararın derecesine göre meslekten çıkarma cezası verilebileceği düzenlenmiştir.
Bu hüküm, Kanun’un 8/5-ç-1 maddesindeki temel disiplin cezasından daha ağır bir yaptırım uygulanmasına imkân tanımaktadır.
Ancak burada idarenin takdir yetkisi sınırsız değildir. Meslekten çıkarma gibi personelin mesleki hayatı üzerinde son derece ağır sonuçlar doğuran bir yaptırımın uygulanabilmesi için olayın özelliklerinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi ve daha ağır ceza uygulanmasının gerekçelerinin açıklanması gerekir.
Örneğin silahın güvenlik kurallarına açıkça aykırı biçimde kullanılması, tehlikenin bilinmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması veya ölüm neticesine neden olan davranışın ağır bir kusur oluşturması, meslekten çıkarma yönünden yapılacak değerlendirmede önem taşıyabilir.
Bununla birlikte her somut olayın kendi koşulları içerisinde incelenmesi gerekir. Ölüm sonucunun ağırlığı tartışmasız olmakla birlikte, Kanun’un 10/5 hükmü temel cezadan daha ağır bir yaptırım uygulanması için idareye ayrıca gerekçelendirilmesi gereken bir değerlendirme yetkisi tanımaktadır.
Bu noktada 7068 sayılı Kanun’un 6. maddesi önem taşımaktadır. Anılan hüküm uyarınca disiplin amirleri ve kurulları, takdir yetkilerini ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli şekilde kullanmak zorundadır. Takdir hakkının kullanılması mutlaka gerekçelendirilmelidir.
Personelin kusurunun ağırlığı, olayın meydana geliş biçimi, hizmete etkisi, geçmiş disiplin durumu ve Kanun’da belirtilen diğer ölçütler birlikte ele alınmalıdır.
Dolayısıyla disiplin cezası kararında yalnızca bir kişinin hayatını kaybettiği belirtilerek meslekten çıkarma yaptırımına karar verilmesi, ağırlaştırıcı hükmün uygulanmasının neden gerekli görüldüğünü tek başına açıklamaz.
Meslekten çıkarma kararının hukuka uygunluğu, gerekçenin somut olayla ilişkili olup olmadığı ve uygulanan yaptırımın ölçülülük ilkesine uygunluğu yönünden yargısal denetime tabidir.
Silahla Ölüme Sebebiyet Verme Nedeniyle Bir Derece Hafif Disiplin Cezası Uygulanabilir Mi?
7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrası, geçmiş hizmetleri olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel hakkında bir derece hafif disiplin cezası uygulanabilmesine imkân tanımaktadır.
Bu düzenleme, silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme nedeniyle disiplin soruşturması geçiren personel bakımından da değerlendirilebilir.
Ancak bir derece hafif ceza uygulanması, Kanun’daki şartların bulunması hâlinde dahi kendiliğinden doğan mutlak bir hak değildir. Kanun, idareye bu konuda takdir yetkisi tanımıştır.
Buna karşılık söz konusu takdir yetkisinin de hukuka uygun biçimde kullanılması gerekir. Personelin geçmiş hizmetlerinin olumlu olması, hakkında düzenlenen değerlendirme belgeleri, başarıları ve disiplin geçmişi, ilgili hükmün uygulanıp uygulanmayacağı yönünden önem taşıyabilir.
Özellikle personelin şartları taşımasına rağmen bir derece hafif ceza uygulanması talebinin hiç değerlendirilmemesi veya talebin gerekçesiz biçimde reddedilmesi, disiplin işleminin hukuka uygunluğu bakımından tartışma doğurabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin üçüncü fıkrasıdır. Bu hükme göre ceza türlerinin kendi içerisindeki alt ve üst kademeleri, bir derece hafif veya ağır ceza olarak kabul edilmemektedir.
Bu nedenle 24 ay uzun süreli durdurma cezasının 20 ay uzun süreli durdurma cezasına indirilmesi, Kanun’un 7/2 hükmü kapsamında bir derece hafif ceza uygulanması anlamına gelmez.
Bir derece hafif ceza değerlendirmesi, Kanun’da öngörülen ceza türleri arasındaki derece farklılığı esas alınarak yapılmalıdır.
Silahla İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Vermek Taksirle Öldürme Suçunu Oluşturur Mu?
Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu bir kişinin hayatını kaybetmesi, disiplin sorumluluğunun yanında Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde düzenlenen taksirle öldürme suçu bakımından da değerlendirilebilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde taksirle bir insanın ölümüne neden olmak suç olarak düzenlenmiştir. Taksirin hukuki niteliği ise aynı Kanun’un 22. maddesinde açıklanmıştır.
Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle kanuni tanımda belirtilen neticenin öngörülmeyerek meydana getirilmesini ifade etmektedir. Bilinçli taksirde ise kişi neticeyi öngörmesine rağmen gerçekleşmeyeceği düşüncesiyle hareket etmektedir.
Örneğin silahının dolu olduğunu kontrol etmeden işlem yapan personelin silahının ateş alması sonucunda bir kişinin hayatını kaybetmesi, olayın özelliklerine göre taksirle öldürme suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık personelin silahla gerçekleştirdiği hareketin kast veya olası kast kapsamında olup olmadığı da ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirebilir. Silahın bilerek ateşlenmiş olması, ölüm neticesinin her durumda kasten gerçekleştirildiği anlamına gelmediği gibi olayın mutlaka basit taksir kapsamında kalacağını da göstermez.
Bu ayrım yapılırken personelin olay anındaki bilgi ve iradesi, tehlikeyi öngörüp öngörmediği, gerçekleştirdiği hareket ve ölüm neticesiyle ilgili tutumu önem taşımaktadır.
Ceza hukuku bakımından yapılan bu değerlendirmeyle disiplin hukuku bakımından yapılan inceleme birbiriyle ilişkili olmakla birlikte aynı hukuki süreç değildir.
Nitekim 7068 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, bir fiil nedeniyle adli soruşturma veya kovuşturma yürütülmesi, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması yapılmasını ve disiplin cezası verilmesini engellemez.
Dolayısıyla bir polis memuru veya jandarma personeli hakkında taksirle öldürme suçundan ceza soruşturması yürütülürken aynı olay nedeniyle disiplin soruşturması da yapılabilir.
Ancak adli soruşturma ile disiplin soruşturmasının birbirinden bağımsız olması, disiplin makamlarının olayın maddi yönünü araştırmadan karar verebileceği anlamına gelmez. Ceza soruşturmasında elde edilen deliller, bilirkişi raporları ve maddi olaya ilişkin tespitler disiplin soruşturması bakımından da önem taşıyabilir.
Taksirle Öldürme Suçundan Beraat Eden Personele Disiplin Cezası Verilebilir Mi?
Ceza mahkemesince verilen beraat kararının disiplin soruşturmasına etkisi, beraat kararının gerekçesine göre değerlendirilmelidir.
Kural olarak ceza soruşturması ile disiplin soruşturması birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle personel hakkında beraat kararı verilmiş olması, aynı olay nedeniyle disiplin cezası verilmesini her durumda engellemez.
Ancak bu bağımsızlık, ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin tespitlerinin görmezden gelinebileceği anlamına gelmemektedir.
Örneğin ceza yargılamasında silahın ilgili personel tarafından kullanılmadığı veya ölüm neticesine neden olan davranışın personel tarafından gerçekleştirilmediği kesin biçimde ortaya konulmuşsa, disiplin makamının bu tespitleri değerlendirmeden aksi yönde karar vermesi ciddi hukuki sorunlar doğurabilir.
Benzer şekilde beraat kararında personelin kusurlu bir davranışının bulunmadığına ilişkin somut tespitler yapılmışsa bunların disiplin soruşturmasında dikkate alınması gerekir.
Buna karşılık ceza yargılamasında suçun bütün unsurlarının ispatlanamaması nedeniyle beraat kararı verilmiş olması, disiplin hukuku bakımından farklı nitelikteki bir yükümlülük ihlalinin değerlendirilmesini her durumda ortadan kaldırmaz.
Burada belirleyici olan, ceza mahkemesinin hangi nedenle beraat kararı verdiği ve disiplin cezasına dayanak yapılan maddi olayın hangi delillerle ortaya konulduğudur.
Disiplin makamlarının ve idari yargı mercilerinin değerlendirmelerinde masumiyet karinesine uygun hareket etmeleri de zorunludur. Kesinleşmiş beraat kararını etkisiz kılacak veya ilgili personeli ceza hukuku anlamında suçlu ilan edecek ifadelerden kaçınılmalıdır.
Bu nedenle taksirle öldürme suçundan beraat eden personel hakkında verilen disiplin cezasının hukuka uygunluğu değerlendirilirken ceza mahkemesi kararı, disiplin soruşturması raporu ve idarenin dayandığı deliller birlikte incelenmelidir.
Silahla İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Verme Disiplin Soruşturması Nasıl Yapılır?
Silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme iddiasıyla yürütülen disiplin soruşturmasının amacı, ölüm olayının nasıl meydana geldiğini ve ilgili personelin disiplin hukuku bakımından sorumluluğunun bulunup bulunmadığını ortaya koymaktır.
Bu nedenle soruşturma, yalnızca olay tutanağının veya adli soruşturma belgelerinin incelenmesiyle sınırlı tutulmamalıdır. Olayın niteliğine göre gerekli bütün delillerin toplanması ve personelin sorumluluğunun somutlaştırılması gerekir.
Özellikle silahın teknik durumu, olay yerindeki fiziksel bulgular, varsa güvenlik kamerası görüntüleri, tanık beyanları, balistik incelemeler ve adli tıp raporları önemli deliller arasında yer alabilir.
Silahın yanlışlıkla ateş aldığı iddia ediliyorsa ateşlemenin hangi mekanik hareket sonucunda gerçekleştiği araştırılmalıdır. Bunun yanında silahın daha önce arıza gösterip göstermediği, bakım işlemlerinin yapılıp yapılmadığı ve personelin silahın durumuyla ilgili bilgi sahibi olup olmadığı da önem taşıyabilir.
Ölüm olayının silahın başka bir personele teslim edilmesi sırasında meydana gelmesi hâlinde ise silahlık kayıtları, devir teslim belgeleri ve ilgili personelin görev tanımları incelenmelidir.
Bu belgeler, silahın olay öncesinde kimin sorumluluğunda bulunduğunu ve hangi işlemlerin gerçekleştirildiğini ortaya koyabilir. Ancak teslim kayıtlarının varlığı tek başına kusuru kanıtlamaz. Kayıtların olayın diğer delilleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Disiplin soruşturmasında personelin ifadesinin alınması ve ileri sürdüğü savunmaların araştırılması da önemlidir. Özellikle teknik arıza, üçüncü kişinin müdahalesi, ani gelişen tehlike veya hukuka uygun silah kullanımı gibi savunmalar ileri sürülmüşse bunların somut delillerle değerlendirilmesi gerekir.
Soruşturma sonucunda düzenlenen raporun, personelin hangi davranışının disiplin suçunu oluşturduğunu açıkça göstermesi beklenir.
Disiplin kurulunun da soruşturma raporunu değerlendirmekle yetinmeyip kararına esas aldığı delilleri ve ulaştığı hukuki sonucu gerekçelendirmesi gerekir.
Disiplin Soruşturmasında Personelin Savunma Hakkı
7068 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca, personelin savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Bu düzenleme, disiplin soruşturması geçiren kolluk personeline tanınan temel hukuki güvencelerden biridir.
Kanuna göre savunma için personele verilen süre yedi günden az olamaz. Personelin kendisine yöneltilen isnadı anlayabilmesi ve savunmasını hazırlayabilmesi için hangi davranış nedeniyle disiplin cezası verilmesinin değerlendirildiğinin açıkça bildirilmesi önem taşır.
Silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme iddiasıyla yapılan soruşturmada personelin yalnızca ölüm olayının gerçekleştiği konusunda bilgilendirilmesi yeterli değildir. Kendisine hangi kusurlu davranışın isnat edildiği ve bu davranışın hangi disiplin hükmü kapsamında değerlendirildiği anlaşılabilir olmalıdır.
Kanun’un 31. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca personel, kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.
Bu hak, özellikle teknik inceleme raporlarının ve tanık ifadelerinin önem taşıdığı silahla ölüm olaylarında etkili savunma bakımından önemlidir.
Personelin savunmasında olayın meydana geliş biçimini açıklaması, kusurlu olmadığına ilişkin delilleri göstermesi ve varsa eksik incelemelerin tamamlanmasını talep etmesi mümkündür.
Örneğin balistik raporun olayın teknik yönünü açıklamadığı, olay yerindeki kamera görüntülerinin incelenmediği veya çelişkili tanık ifadelerinin giderilmediği durumlarda bu eksikliklerin değerlendirilmesi istenebilir.
Bunun yanında hakkında meslekten çıkarma cezası istenen personele Kanun’un 31. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında tanınan ek savunma güvenceleri de önem taşımaktadır. Bu durumda personelin soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü ya da yazılı savunma yapma hakkı bulunmaktadır.
Silahla İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Verme Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı
7068 sayılı Kanun’un 29. maddesinde disiplin soruşturması ve disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir.
Kanun’a göre kısa ve uzun süreli durdurma cezalarını gerektiren fiillerde, fiilin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir. Bu süre içerisinde soruşturmaya başlanmaması durumunda disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Bunun yanında disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmemesi durumunda da kural olarak ceza verme yetkisi zamanaşımına uğramaktadır.
Örneğin silahla ihmal sonucu ölüm meydana gelen bir olaydan disiplin amirinin haberdar olmasına rağmen bir aylık süre içerisinde disiplin soruşturmasına başlanmamışsa, bu durum 24 ay uzun süreli durdurma cezasının hukuka uygunluğu bakımından önem taşıyabilir.
Ancak zamanaşımı değerlendirmesinde soruşturmaya hangi tarihte başlandığı, disiplin amirinin fiili ne zaman öğrendiği ve soruşturmanın hangi disiplin yaptırımı kapsamında yürütüldüğü belirlenmelidir.
Özellikle olay nedeniyle meslekten çıkarma cezasının değerlendirildiği durumlarda Kanun’un 29. maddesinde bu ceza türü için öngörülen altı aylık soruşturmaya başlama süresi de dikkate alınmalıdır.
Ayrıca ceza soruşturmasının devam etmesi, disiplin hukukuna ilişkin zamanaşımı sürelerinin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez. Bu nedenle adli soruşturmanın sonuçlanmasının beklenmesi yönündeki idari uygulamalar, zamanaşımı hükümleri bakımından ayrıca incelenmelidir.
Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesinden sonra yeniden değerlendirme yapılması durumunda ise Kanun’un 29. maddesinin dördüncü fıkrasındaki özel düzenlemenin uygulanma koşulları dikkate alınmalıdır.
Silahla Ölüme Sebebiyet Verme Disiplin Cezasına Nasıl İtiraz Edilir?
Silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme nedeniyle verilen disiplin cezasına karşı başvurulacak hukuki yol, cezanın hangi makam tarafından verildiğine ve kararın kesinleşme usulüne göre belirlenmektedir.
7068 sayılı Kanun’un 30. maddesinde disiplin amirleri tarafından verilen cezalara karşı, kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde idari itirazda bulunulabileceği düzenlenmiştir.
Ancak Bakan tarafından veya disiplin kurullarınca verilen cezalara karşı aynı madde kapsamında idari itiraz yolu yerine idari yargı yoluna başvurulması öngörülmüştür.
Bu nedenle 24 ay uzun süreli durdurma cezası alan personelin, kararın hangi disiplin kurulu tarafından verildiğini ve hangi makamın onayıyla kesinleştiğini belirlemesi önemlidir.
7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir.
İdari yargıda genel dava açma süresi, özel bir süre öngörülmeyen durumlarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca 60 gündür.
Disiplin cezası yönünden bu sürenin başlangıcı belirlenirken Kanun’un 32. maddesi kapsamında kesinleşen kararın personele tebliğ edildiği tarih esas alınmalıdır.
Dava açma süresinin geçirilmesi, disiplin cezasının esastan hukuka aykırı olduğu iddialarının yargı tarafından incelenmesini engelleyebileceğinden tebliğ tarihi dikkatle değerlendirilmelidir.
Disiplin cezasının iptali amacıyla açılacak davada, işlemin yürütmesinin durdurulması da talep edilebilir. Ancak yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir.
Dolayısıyla dava açılması, disiplin cezasının uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması talebinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Silahla İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Verme Disiplin Cezasının İptali
Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme nedeniyle verilen disiplin cezasının iptali amacıyla açılan davalarda, idari işlemin hukuka uygunluğu yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından incelenmektedir.
Bu tür davalarda öncelikle personelin isnat edilen fiili gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve fiilin 7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-1 hükmündeki tanıma uygun olup olmadığı belirlenmelidir.
Örneğin disiplin soruşturmasında ölüm olayının meydana geldiği kabul edilmiş ancak personelin hangi hareketinin dikkatsizlik veya ihmal oluşturduğu ortaya konulamamışsa işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırılığı gündeme gelebilir.
Benzer şekilde personelin kusurunu ortaya koyduğu ileri sürülen teknik raporlar arasında çelişkiler bulunması, önemli tanıkların dinlenmemesi veya ölümün gerçekleşme biçimine ilişkin belirleyici delillerin toplanmaması, soruşturmanın yeterliliği bakımından değerlendirilmelidir.
Disiplin cezasının hukuka uygunluğu yalnızca olayın meydana gelip gelmediği yönünden incelenmez. Cezayı veren makamın yetkili olup olmadığı, savunma hakkının korunup korunmadığı, zamanaşımı sürelerine uyulup uyulmadığı ve kararın yeterli gerekçe içerip içermediği de önemlidir.
Özellikle 24 ay uzun süreli durdurma cezası yerine meslekten çıkarma cezası uygulanmışsa, ağırlaştırıcı nedenlerin somut biçimde ortaya konulması ve idarenin takdir yetkisini ölçülülük ilkesi çerçevesinde kullanması gerekir.
7068 sayılı Kanun’un 6. maddesi, bu değerlendirme bakımından açık hükümler içermektedir. İdare, disiplin cezası verirken olayın meydana geliş biçimini, kusurun ağırlığını, hizmete etkisini ve Kanun’da belirtilen diğer hususları dikkate almak zorundadır.
Ayrıca personelin geçmiş hizmetlerinin olumlu olduğu durumlarda bir derece hafif ceza uygulanması yönündeki talebin değerlendirilmesi de önem taşıyabilir.
Danıştayın disiplin hukukuna ilişkin kararlarında da fiilin kanuni disiplin suçu tanımına uygunluğunun ortaya konulması gerektiği vurgulanmaktadır. Nitekim Danıştay 2. Dairesinin 2025/2418 Karar sayılı kararında, disiplin yaptırımına konu fiilin kanunda öngörülen tanıma uymaması hâlinde verilen cezanın hukuka aykırı olacağına ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir.
Söz konusu karar doğrudan silahla ölüme sebebiyet verme fiiline ilişkin olmamakla birlikte, disiplin suçlarının kanuniliği ve fiilin doğru hukuki nitelendirilmesi bakımından önem taşımaktadır.
Bu nedenle disiplin cezasının iptali amacıyla açılacak davada yalnızca uygulanan yaptırımın ağır olduğu iddiasına dayanılması yerine, disiplin suçunun unsurları, somut kusur, deliller, kararın gerekçesi ve usule ilişkin güvenceler birlikte değerlendirilmelidir.
Silahla Ölüme Sebebiyet Verme Konusunda Anayasa Mahkemesi Kararı
Silahla ölüme sebebiyet verme nedeniyle yürütülen disiplin soruşturmasına ilişkin somut bir örnek, Anayasa Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli, 2015/20376 başvuru numaralı Ekrem Şen ve Diğerleri kararında yer almaktadır.
Karara konu olayda, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yürütülen operasyonlar sırasında bir çocuğun hayatını kaybetmesi üzerine adli ve idari süreçler başlatılmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararında aktarılan bilgilere göre, ölüm olayına neden olan atışı gerçekleştirdiği belirtilen polis memuru hakkında disiplin soruşturması yürütülmüş ve polis memuruna silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme nedeniyle 24 ay uzun süreli durdurma disiplin cezası uygulanmıştır.
Kararda aktarılan disiplin soruşturması raporunda olay yeri görüntüleri, olay yeri inceleme raporu ve diğer delillerin değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Olay nedeniyle açılan tam yargı davasında da idarenin hizmet kusuru bakımından değerlendirmeler yapılmış ve ölüm nedeniyle tazminata hükmedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi başvurusu ise yaşam hakkı ve ilgili soruşturma süreçlerinin etkililiği yönünden ele alınmıştır. Bu nedenle söz konusu kararın, verilen 24 ay uzun süreli durdurma disiplin cezasının hukuka uygunluğunu doğrudan denetleyen bir iptal davası kararı olmadığına dikkat edilmelidir.
Bununla birlikte karar, silah kullanımı sonucunda meydana gelen bir ölüm olayının aynı anda disiplin soruşturmasına, ceza yargılamasına ve idarenin tazminat sorumluluğuna ilişkin yargılamalara konu olabileceğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
Silahla İhmal Sonucu Ölüme Sebebiyet Vermek Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Silahla dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermenin cezası kaç aydır?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-ç-1 hükmü uyarınca silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermenin temel disiplin cezası 24 ay uzun süreli durdurmadır. Ancak aynı Kanun’un 10/5 hükmü kapsamında olayın özellikleri değerlendirilerek meslekten çıkarma cezası da uygulanabilir.
Silahın yanlışlıkla ateş alması disiplin suçu oluşturur mu?
Silahın yanlışlıkla ateş alması, tek başına disiplin suçu işlendiğini göstermez. Silahın neden ateş aldığı, personelin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediği ve ölüm neticesinin bu kusurlu davranışla bağlantılı olup olmadığı araştırılmalıdır. Personelin gerekli önlemleri almasına rağmen öngörülemeyen teknik bir arıza sonucunda meydana gelen olayla, güvenlik kurallarının ihlal edilmesi sonucunda meydana gelen olay hukuken farklı şekilde değerlendirilebilir.
Başka bir personelin silahıyla ölüme neden olmasından amir sorumlu tutulabilir mi?
Amir konumundaki personel, emrinde çalışan başka bir personelin her davranışından otomatik olarak sorumlu değildir. Disiplin sorumluluğunun doğabilmesi için amirin somut bir görev veya güvenlik yükümlülüğünü kusurlu biçimde ihlal ettiğinin ve bu ihlalin ölüm neticesiyle bağlantılı olduğunun ortaya konulması gerekir.
Silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet veren uzman çavuşun maaşından kesinti yapılır mı?
7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında bulunan Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiilleri bakımından brüt aylıklarının üçte biri ile yarısı arasında kesinti yapılması öngörülmüştür. Ancak uygulanacak yaptırımın belirlenmesinde personelin statüsü ve tabi olduğu özel personel mevzuatı dikkate alınmalıdır.
Silahla ölüme sebebiyet verme nedeniyle ceza davası açılması disiplin soruşturmasını durdurur mu?
Hayır. 7068 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre ceza soruşturması veya kovuşturması yürütülmesi, ayrıca disiplin soruşturması yapılmasına engel değildir. Bununla birlikte adli süreçte ortaya çıkan maddi olaya ilişkin deliller ve mahkeme kararları, disiplin sorumluluğunun değerlendirilmesi bakımından önem taşıyabilir.
Silahla ölüme sebebiyet verme disiplin cezası nedeniyle doğrudan meslekten çıkarma uygulanabilir mi?
7068 sayılı Kanun’un 10/5 hükmü, şartları gerçekleştiğinde meslekten çıkarma cezası uygulanmasına imkân tanımaktadır. Ancak bu yaptırım zorunlu değildir. İdarenin olayın işleniş biçimini, durumun ağırlığını ve Kanun’da öngörülen diğer değerlendirme ölçütlerini dikkate alarak gerekçeli karar vermesi gerekir.
Silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme disiplin cezasına karşı dava açılabilir mi?
Evet. Kesinleşen disiplin cezalarına karşı 7068 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca iptal davası açılabilir. İdari yargıda genel dava açma süresi 60 gün olmakla birlikte sürenin başlangıcı ve kararın kesinleşme durumu somut dosya bakımından incelenmelidir.
Disiplin soruşturmasında savunma alınmadan ceza verilebilir mi?
Hayır. 7068 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Personele savunmasını hazırlaması için yedi günden az süre tanınamaz. Savunma hakkının usulüne uygun şekilde kullandırılmaması, disiplin cezasının iptaline yönelik hukuki değerlendirmede önem taşıyabilir.
Disiplin cezası verildikten sonra silah kullanma olayının personelden kaynaklanmadığı anlaşılırsa ne olur?
Olayın ilgili personelin kusurlu davranışından kaynaklanmadığını ortaya koyan yeni deliller, disiplin cezasının hukuki dayanağını etkileyebilir. Ancak bu delillerin nasıl değerlendirileceği, disiplin cezasının kesinleşme durumu ve başvurulabilecek hukuki yollar somut olayın koşullarına bağlıdır. Bu nedenle yeni delillerin mevcut soruşturma belgeleri ve verilen kararın gerekçesiyle birlikte incelenmesi gerekir.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Silahla dikkatsizlik, tedbirsizlik veya ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermek, 7068 sayılı Kanun kapsamında ağır disiplin yaptırımlarına bağlanmış bir fiildir. Kanun’un 8/5-ç-1 hükmü uyarınca temel yaptırım 24 ay uzun süreli durdurma cezası olmakla birlikte, 10. maddenin beşinci fıkrasındaki şartların gerçekleşmesi hâlinde meslekten çıkarma cezası da uygulanabilmektedir.
Ancak silah kullanımı sonucunda ölüm meydana gelmesi, ilgili kolluk personelinin her durumda kusurlu olduğu anlamına gelmez. Disiplin sorumluluğunun hukuka uygun biçimde belirlenebilmesi için ölüm neticesine neden olan davranışın ortaya konulması, personelin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin belirlenmesi ve ölümle kusurlu davranış arasındaki nedensellik ilişkisinin somut delillerle açıklanması gerekir.
Özellikle silahın teknik arızası, başka bir kişinin müdahalesi, silahın teslim veya muhafaza koşulları, görev sırasında karşılaşılan tehlikenin niteliği ve hukuka uygun silah kullanma yetkisinin sınırları değerlendirilmeden yalnızca ölüm neticesinden hareketle disiplin cezası verilmesi hukuki tartışmalara neden olabilir.
Disiplin soruşturmasının eksiksiz yürütülmesi, personelin savunma hakkının korunması, zamanaşımı sürelerine uyulması ve verilen cezanın gerekçeli olması da işlemin hukuka uygunluğu açısından önemlidir.
Sonuç olarak, silahla ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme nedeniyle verilen 24 ay uzun süreli durdurma veya meslekten çıkarma cezasının hukuka uygunluğu, yalnızca ölüm olayının gerçekleşmesine göre değil; personelin somut kusuru, olayın oluş biçimi, deliller, disiplin soruşturmasının usulü ve uygulanan yaptırımın ölçülülüğü birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.