Polis ve jandarma personelinin görevleri sırasında muhafaza etmek, gözetim altında bulundurmak veya sevk etmekle yükümlü oldukları şüpheli, sanık, tutuklu ya da hükümlülerin kaçması, ciddi disiplin sorumluluğu doğurabilecek olaylar arasında yer almaktadır. Bununla birlikte, kolluk görevlisinin sorumluluğunun belirlenmesinde yalnızca kişinin kaçmış olması yeterli değildir. Kaçma olayının hangi koşullarda gerçekleştiği, personelin görev ve yetkileri, alınması gereken güvenlik tedbirleri, meydana gelen olayın öngörülebilirliği ve personelin ihmali ile kaçma arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, muhafaza veya sevk görevi sırasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlünün kaçmasına sebebiyet verilmesini 20 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren disiplin fiilleri arasında düzenlemiştir. Aynı hükümde yakalama görevinin savsaklanması da disiplin yaptırımına bağlanmıştır.
Özellikle polis merkezlerinde, nezarethanelerde, adliyelerde, hastanelerde ve tutuklu veya hükümlü sevkleri sırasında meydana gelen kaçma olayları nedeniyle başlatılan disiplin soruşturmalarında, personelin yalnızca kaçma olayının gerçekleştiği yerde görevli bulunması, tek başına disiplin cezası verilmesini haklı kılmaz. İdarenin, ilgili personelin hangi yükümlülüğe aykırı davrandığını somut delillerle ortaya koyması gerekir.
Bu makalede, 7068 sayılı Kanun kapsamında şüphelinin kaçmasına neden olmak ve yakalama görevini savsaklamak fiilleri, polis memurları, jandarma uzman çavuşlar, jandarma astsubaylar ve jandarma subayları bakımından incelenmekte; disiplin cezasının şartları, kusurun belirlenmesi, soruşturma usulü, savunma hakkı ve disiplin cezasının iptali için başvurulabilecek hukuki yollar açıklanmaktadır.
7068 Sayılı Kanun’a Göre Şüpheli veya Hükümlünün Kaçmasına Neden Olmanın Disiplin Cezası Nedir?
7068 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin beşinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde, 20 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiil şu şekilde düzenlenmiştir:
“Muhafazası veya sevkiyle yükümlü bulunduğu şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlünün uyanık davranmamak ya da önlem almamak yüzünden kaçmasına neden olmak ya da yakalama görevini savsaklamak.”
Kanuni düzenleme incelendiğinde, disiplin sorumluluğunun iki farklı davranış üzerinden ortaya çıkabileceği anlaşılmaktadır. Bunlardan ilki, muhafazası veya sevkiyle yükümlü olunan kişinin gerekli dikkat ve özen gösterilmediği için kaçmasına neden olunmasıdır. İkincisi ise personelin yerine getirmekle yükümlü olduğu yakalama görevini savsaklamasıdır.
İlk durumda, personelin davranışı veya ihmali sonucunda kaçma olayının meydana gelmesi ve bu sonuçla personelin kusurlu davranışı arasında hukuken anlamlı bir bağlantı bulunması gerekir. İkinci durumda ise somut bir yakalama görevinin gerektiği şekilde yerine getirilmemesi disiplin sorumluluğuna yol açabilir.
Bu nedenle her iki fiil aynı hükümde düzenlenmiş olsa da hukuki unsurları birbirinden farklıdır. Disiplin soruşturmasında hangi davranışın isnat edildiği açıkça belirlenmeli, soruşturma konusu olay bu davranışa ilişkin unsurlar yönünden incelenmelidir.
20 Ay Uzun Süreli Durdurma Cezası Ne Anlama Gelir?
7068 sayılı Kanun’un 7’nci maddesinde uzun süreli durdurma cezası, personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin on iki, on altı, yirmi veya yirmi dört ay süreyle durdurulması şeklinde tanımlanmıştır.
Dolayısıyla polis memurları bakımından 20 ay uzun süreli durdurma cezası, personelin kademe ilerlemesinin yirmi ay boyunca durdurulmasını ifade eden bir disiplin yaptırımıdır. Bu yaptırım, personelin mesleki özlük hakları ve ilerleyen dönemlerdeki kariyer durumu üzerinde etkiler doğurabilecek niteliktedir.
Ancak 20 ay uzun süreli durdurma cezası ile meslekten çıkarma cezası aynı şey değildir. Kanun, bu yaptırımları ayrı disiplin cezaları olarak düzenlemiştir. Hakkında 20 ay uzun süreli durdurma cezası verilen bir polis memurunun yalnızca bu nedenle doğrudan meslekten çıkarıldığı söylenemez.
Diğer taraftan uzun süreli durdurma cezasının personelin özlük dosyasına işlenmesi, disiplin geçmişinde değerlendirilmesi ve belirli şartlar altında disiplin ceza puanına bağlı sonuçlar doğurabilmesi mümkündür. Bu nedenle disiplin cezasının etkileri yalnızca kademe ilerlemesiyle sınırlı görülmemelidir.
Jandarma Uzman Çavuş, Astsubay ve Subaylar İçin 20 Ay Durdurma Cezası Nasıl Uygulanır?
Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan personelin tabi olduğu özlük ve terfi mevzuatı nedeniyle uzun süreli durdurma cezalarının uygulanmasında farklılık bulunmaktadır.
7068 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin yedinci fıkrasına göre Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında terfileri 926, 3466, 3269 ve 6191 sayılı kanunlara tabi olan personel hakkında uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller nedeniyle brüt aylığın üçte biri ile yarısı arasında kesinti uygulanmaktadır.
Bu nedenle jandarma uzman çavuş, jandarma astsubay veya jandarma subay hakkında verilen 20 ay uzun süreli durdurma cezasının uygulanma şekli, polis memurlarında olduğu gibi doğrudan yirmi aylık kademe ilerlemesi durdurulması şeklinde değerlendirilmemelidir. Personelin tabi olduğu özel mevzuat ve 7068 sayılı Kanun’un 8/7’nci maddesi birlikte dikkate alınmalıdır.
Ayrıca kesinti oranının belirlenmesinde idarenin sınırsız bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Fiilin ağırlığı, personelin kusur durumu ve somut olayın özellikleri gözetilmeli, uygulanacak yaptırım ölçülü ve gerekçeli olmalıdır.
Şüpheli veya Hükümlünün Kaçması Nedeniyle Disiplin Cezası Verilmesinin Şartları Nelerdir?
7068 sayılı Kanun’un 8/5-c-2 maddesinin uygulanabilmesi için somut olayın kanuni fiil tanımına uygun olması gerekir. Disiplin hukukunda tipiklik ilkesi olarak ifade edilen bu zorunluluk, idarenin herhangi bir olumsuz sonucu ilgili personele yükleyerek disiplin cezası vermesini engeller.
Şüpheli veya hükümlünün kaçmasına neden olmak fiili bakımından görev yükümlülüğü, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık, kaçma olayı ve illiyet bağı önem taşımaktadır. Bunların yanında ilgili personelin davranışının kusurlu olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Muhafaza veya Sevk Görevinin Personele Verilmiş Olması
Disiplin sorumluluğunun belirlenmesinde ilk olarak kaçan kişinin muhafazası veya sevkiyle ilgili personelin görevli olup olmadığı araştırılmalıdır.
Muhafaza görevi, kolluk personelinin kanunen veya görevlendirme gereğince sorumluluğunda bulunan kişinin gözetim ve güvenliğinin sağlanmasını ifade eder. Sevk görevi ise kişinin bir yerden başka bir yere hukuka uygun şekilde götürülmesi ve bu süreçte gerekli güvenlik tedbirlerinin uygulanmasıdır.
Personelin kaçma olayının yaşandığı polis merkezinde, adliyede veya hastanede görevli bulunması, mutlaka kaçan kişinin muhafazasından sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Örneğin aynı adliye binasında farklı görevleri yerine getiren iki polis memurundan birinin sevk ve muhafaza görevi bulunurken diğerinin yalnızca bina güvenliğiyle görevlendirilmiş olması mümkündür. Böyle bir durumda her iki personelin aynı disiplin sorumluluğuna tabi tutulabilmesi için görev ve kusur durumlarının ayrıca ortaya konulması gerekir.
Görevlendirme yazıları, nöbet çizelgeleri, teslim tutanakları, sevk belgeleri ve amir talimatları, sorumluluğun belirlenmesinde önemli delillerdir. Bununla birlikte görev yalnızca yazılı görevlendirmeyle doğmayabileceğinden, olay anındaki fiilî sorumluluk ve mevzuattan kaynaklanan yükümlülükler de incelenmelidir.
Kaçan Kişinin Hukuki Durumunun Belirlenmesi
Kanun, muhafaza veya sevk sırasında kaçmasına neden olunan kişiyi şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlü olarak tanımlamaktadır.
Şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişiyi; sanık, kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç isnadı altında bulunan kişiyi ifade eder. Tutuklu, hakkında tutuklama tedbiri uygulanan; hükümlü ise mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş kişidir.
Disiplin soruşturmasında kişinin hukuki statüsüyle birlikte, olay sırasında hangi hukuki gerekçeyle kolluğun kontrolünde bulunduğu da belirlenmelidir.
Özellikle hakkında yakalama kararı bulunduğu belirtilen bir kişinin kolluk tarafından fiilen teslim alınıp alınmadığı, gözaltına alma işleminin yapılıp yapılmadığı, sevk işleminin başlayıp başlamadığı ve muhafaza sorumluluğunun hangi personelde olduğu araştırılmalıdır.
Bu belirlemeler yapılmadan yalnızca kişinin hakkında adli işlem bulunduğundan hareketle disiplin sorumluluğu kurulması hukuken yeterli değildir.
Personelin Dikkat ve Özen Yükümlülüğüne Aykırı Davranması
Kanunda geçen “uyanık davranmamak ya da önlem almamak” ifadeleri, kolluk görevlisinin üstlendiği görevin gerektirdiği dikkat ve güvenlik tedbirlerine aykırı hareket etmesini anlatmaktadır.
Burada önemli olan, olaydan sonra yapılabilecek her tedbirin alınmamış olması değil, olayın gerçekleştiği koşullarda görevli personelden makul olarak beklenebilecek tedbirlerin alınıp alınmadığıdır.
Dikkat ve özen yükümlülüğünün kapsamı, sevk edilen kişinin özelliklerine, kaçma riskine, görev yapılan ortamın güvenliğine, mevcut personel sayısına, verilen emirlere ve ilgili mevzuata göre değişebilir.
Örneğin kaçma girişiminde bulunabileceği önceden bilinen bir hükümlünün güvenlik tedbiri alınmadan kontrolsüz bir alanda bırakılması ile hiçbir kaçma belirtisi göstermeyen bir şüphelinin ani ve öngörülemeyen bir hareketle kaçması aynı koşullarda değerlendirilemez.
Dolayısıyla personelin gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği, olaydan sonraki bilgilerle değil, olay anındaki somut koşullar dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Kaçma Olayı ile Personelin İhmali Arasında İlliyet Bağı Bulunması
Şüpheli veya hükümlünün kaçmasına neden olmak fiilinin en önemli unsurlarından biri, personelin kusurlu davranışı ile kaçma olayı arasındaki nedensellik ilişkisidir.
İlliyet bağı, meydana gelen kaçma sonucunun ilgili personelin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından kaynaklandığının ortaya konulmasını gerektirir.
Örneğin bir hükümlünün mevzuata ve savcılık talimatına aykırı şekilde güvenliksiz bir odada bekletilmesi ve bu odanın penceresinden kaçması halinde, alınmayan güvenlik tedbiri ile kaçma olayı arasında illiyet bağı bulunduğu değerlendirilebilir.
Buna karşılık görevli personelin kendisinden beklenen tedbirleri aldığı, ancak kaçma olayının öngörülemeyen ve personelin kontrol alanı dışında gerçekleşen bir durumdan kaynaklandığı hallerde, sırf sonuç meydana geldiği için aynı disiplin sorumluluğuna hükmedilmesi mümkün değildir.
Disiplin hukukunda kusur ve illiyet bağı değerlendirmesi, her olayın kendine özgü koşullarına göre yapılmalıdır. İdarenin varsayımlarla hareket etmesi veya kaçma sonucundan geriye doğru giderek mutlaka bir personel kusuru bulunduğunu kabul etmesi hukuka aykırı sonuçlar doğurabilir.
Polis veya Jandarma Personelinin Hangi Davranışları İhmal Sayılabilir?
Şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlünün kaçmasına neden olmak fiili bakımından ihmal, personelin yapmakla yükümlü olduğu bir güvenlik tedbirini yerine getirmemesi veya görevini gereken dikkat ve özenle yürütmemesi şeklinde ortaya çıkabilir.
Örneğin muhafaza altındaki kişinin yetkisiz olarak güvenliksiz bir alanda bekletilmesi, belirlenmiş güvenlik prosedürlerinin haklı neden olmadan uygulanmaması, gerekli gözetimin sağlanmaması veya sevk sırasında kişinin kontrolsüz bırakılması somut olayın koşullarına göre ihmal niteliğinde değerlendirilebilir.
Bununla birlikte her usul eksikliği, doğrudan 20 ay uzun süreli durdurma cezası verilmesini gerektirmez. Eksikliğin hangi personele ait olduğu, kaçma sonucunun meydana gelmesine etkisi ve ilgili personelin bu sonucu öngörüp önleyebilme imkânı bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Örneğin sevk aracındaki mekanik arıza nedeniyle meydana gelen beklenmedik bir olayda, personelin araçtan sorumlu teknik birim tarafından önceden bildirilmeyen arızayı bilip bilemeyeceği önem taşır. Benzer şekilde, personelin görev yaptığı binadaki yapısal güvenlik eksikliklerinin kendisi tarafından giderilmesinin mümkün olup olmadığı da değerlendirmeyi etkileyebilir.
İdare, alınması gerektiğini ileri sürdüğü tedbiri açıkça ortaya koymalı ve bu tedbirin alınmamasının neden ilgili personelin kusurundan kaynaklandığını açıklamalıdır.
Yakalama Görevini Savsaklamak Ne Demektir?
7068 sayılı Kanun kapsamında yakalama görevini savsaklamak, kolluk personelinin hukuken yerine getirmekle yükümlü olduğu yakalama işlemlerini haklı bir neden bulunmaksızın geciktirmesi, ihmal etmesi veya gereken özeni göstermeden yürütmesidir.
Yakalama işlemleri, kamu düzeninin korunması ve adli makamların kararlarının yerine getirilmesi bakımından kolluğun temel görevleri arasında bulunmaktadır. Bununla birlikte yakalama görevinin kapsamı, her personelin görev alanı ve kendisine verilen somut emirler doğrultusunda belirlenmelidir.
Örneğin hakkında yakalama kararı bulunan kişinin yakalanması için görevlendirilen bir kolluk personelinin, görevin gereklerini bildiği ve yerine getirme imkânı bulunduğu halde herhangi bir haklı neden olmaksızın gerekli işlemleri yapmaması savsaklama kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak yakalanması istenen kişinin bulunamaması veya yapılan çalışmaların sonuçsuz kalması, tek başına yakalama görevinin savsaklandığını göstermez.
Yakalama görevini gereği gibi yerine getiren, ilgili yerlere zamanında bilgi veren, mevcut imkânlarla gerekli araştırmayı yapan ve hukuka uygun talimatları uygulayan personelin, sırf yakalama işleminin başarıyla sonuçlanmaması nedeniyle disiplin cezasıyla karşılaşması hukuken tartışmalıdır.
Yakalama Görevini Savsaklamak İçin Şüphelinin Kaçması Şart mıdır?
Kanuni düzenlemede yakalama görevini savsaklamak, kişinin muhafaza veya sevk sırasında kaçmasına neden olmaktan ayrı bir davranış olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle yakalama görevini savsaklama fiilinin oluşabilmesi için her durumda önceden gerçekleşmiş bir firar olayının bulunması şart değildir. Kanuni bir yakalama görevinin mevcut olması ve bu görevin kusurlu şekilde ihmal edilmesi yeterli olabilir.
Ancak idarenin yalnızca yakalama işleminin yapılamadığını göstermesi yeterli değildir. Personelin hangi somut görevi yerine getirmediğinin ve bunun neden savsaklama oluşturduğunun ortaya konulması gerekir.
Yakalamanın gerçekleştirilememesi ile yakalama görevinin savsaklanması hukuken farklı durumlardır. Birincisi görevin sonucunu, ikincisi ise personelin görevini yerine getirirken sergilediği kusurlu davranışı ifade eder.
Şüphelinin Polis Merkezi veya Nezarethaneden Kaçması Halinde Disiplin Sorumluluğu
Polis merkezlerinde ve nezarethanelerde meydana gelen firar olayları, personel hakkında disiplin soruşturması başlatılmasına neden olabilmektedir.
Bu tür olaylarda öncelikle şüpheli veya hükümlünün hangi personelin sorumluluğunda bulunduğu, teslim işlemlerinin nasıl yapıldığı ve gözetim yükümlülüğünün hangi aşamada başladığı belirlenmelidir.
Nezarethane sorumlusu, nöbetçi polis memuru, sevk personeli ve amir konumundaki görevlilerin sorumlulukları birbirinden farklı olabilir. Dolayısıyla kaçma olayının meydana gelmesinden hareketle olay sırasında görev yapan bütün personele aynı disiplin cezasının verilmesi hukuken isabetli değildir.
Örneğin nezarethaneye alınması gereken bir hükümlünün, ilgili makamın talimatına rağmen daha az güvenli bir odada bekletilmesi ve buradan kaçması halinde, kararın kim tarafından verildiği ve uygulamanın hangi personelin sorumluluğunda gerçekleştiği araştırılmalıdır.
Buna karşılık kişinin muhafaza işlemi tamamlanmadan veya personele teslim edilmeden önce kaçması halinde, ilgili personelin muhafaza sorumluluğunun başlayıp başlamadığı önem kazanır.
Disiplin soruşturmasında polis merkezinin kamera kayıtları, nezarethane kayıtları, görev çizelgeleri, teslim tutanakları ve olay saatindeki haberleşme kayıtları birlikte incelenmelidir.
Şüphelinin nezarethaneden kaçmış olması, olay sırasında polis merkezinde bulunan bütün personelin aynı düzeyde kusurlu olduğu anlamına gelmez. Her personelin sorumluluğu kendi görevi ve davranışı üzerinden belirlenmelidir.
Şüphelinin Hastaneden Kaçması Halinde Polis Memuruna Disiplin Cezası Verilir mi?
Hastanede tedavi gören şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlülerin muhafazası sırasında meydana gelen kaçma olaylarında güvenlik yükümlülüğü ile kişinin sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı birlikte değerlendirilmelidir.
Sağlık kuruluşlarında görevli kolluk personelinin, hastanın tedavisine engel olmayacak şekilde gerekli güvenlik tedbirlerini alması beklenir. Ancak tedavi işlemlerinin niteliği, hastanın sağlık durumu, doktor talimatları ve mevcut fiziki imkânlar güvenlik önlemlerinin uygulanmasını etkileyebilir.
Örneğin hastanın tedavi gördüğü odadan kaçması halinde, görevli personelin odanın kapısında mı yoksa içeride mi beklemesi gerektiği, pencere ve çıkışların güvenlik durumu, hastanın kontrol altında tutulmasına ilişkin verilen emirler ve tedavinin gerektirdiği mahremiyet koşulları incelenmelidir.
Personelin yalnızca hastane odasının önünde beklemesi, her durumda yeterli güvenlik tedbiri aldığı anlamına gelmeyeceği gibi tek başına kusurlu davrandığını da göstermez.
Önemli olan, görevin somut şartlarında beklenen gözetim ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilip getirilmediğidir.
Buna göre hastaneden kaçan şüpheli nedeniyle disiplin cezası verilmesinden önce, kaçma olayının gerçekleşme şekli ve görevli personelin kaçmayı önleme imkânı bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Tutuklunun Adliyeden Kaçması Halinde Sevk Personelinin Sorumluluğu
Tutuklu veya hükümlülerin adliyeye sevk edilmesi sırasında güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi, kolluk personeline önemli sorumluluklar yüklemektedir.
Adliye sevklerinde kişinin araçtan indirilmesi, bina içerisine alınması, duruşma salonuna götürülmesi, bekleme alanında muhafazası ve ilgili makama teslim edilmesi farklı aşamalardan oluşmaktadır.
Bu aşamalardan herhangi birinde kaçma olayının meydana gelmesi halinde, ilgili personelin sorumluluğu olayın hangi aşamada gerçekleştiğine göre belirlenmelidir.
Özellikle teslim ve tesellüm işlemleri önem taşımaktadır. Tutuklunun hangi personelden hangi personele teslim edildiği, teslim sırasında güvenlik sorumluluğunun devredilip devredilmediği ve kaçma olayının hangi zaman aralığında gerçekleştiği tespit edilmelidir.
Adliye binasındaki güvenlik zafiyetleri veya personel yetersizliği de soruşturmanın değerlendirme konusu olmalıdır. Ancak bu tür eksikliklerin varlığı, personelin kendi sorumluluğundaki güvenlik tedbirlerini ihmal etmesini kendiliğinden haklı hale getirmez.
Örneğin adliye binasının fiziki güvenliği yetersiz olsa bile, görevli personelin açık bir talimata aykırı şekilde kişiyi kontrolsüz bırakması halinde bireysel kusur değerlendirmesi yapılabilir.
Bu nedenle adliyeden firar olaylarında kurumsal güvenlik eksiklikleri ile personelin bireysel davranışlarının birbirinden ayrılması gerekir.
Jandarma Tutuklu ve Hükümlü Sevkinde Firar Nedeniyle Disiplin Cezası
Jandarma Genel Komutanlığı personelinin görevleri arasında ceza infaz kurumlarının dış güvenliğinin sağlanması, tutuklu ve hükümlülerin belirlenen yerlere sevki ve nakli ile bu kişilerin muhafazası bulunmaktadır.
Özellikle jandarma uzman çavuş, astsubay ve subayların görev aldığı sevk işlemlerinde, sevk emri, görev dağılımı, araç güvenliği ve muhafaza tedbirleri önem taşımaktadır.
Tutuklu veya hükümlünün sevk sırasında kaçması halinde bütün sevk personelinin otomatik olarak aynı disiplin sorumluluğuna tabi tutulması mümkün değildir. Sevk komutanının, araç personelinin ve doğrudan muhafaza görevini yürüten personelin görevleri birbirinden farklı olabilir.
Örneğin araç içinde tutuklunun muhafazasından sorumlu personelin gerekli gözetimi sağlamaması ile araç güvenliğine ilişkin teknik bir eksikliğin meydana gelmesi aynı kusur kapsamında değerlendirilemez.
Sevk görevinin hangi emir ve talimatlar doğrultusunda yürütüldüğü, araç içerisinde görevli personelin konumu, tutuklu sayısı, güvenlik donanımı ve olayın gerçekleşme şekli birlikte değerlendirilmelidir.
Jandarma personeli bakımından ayrıca görev sırasında verilen emirlerin hukuka uygunluğu, personelin bu emirlere uyup uymadığı ve meydana gelen kaçma olayını önleyebilmek için hangi imkânlara sahip olduğu araştırılmalıdır.
Sevk edilen kişinin kaçması, jandarma personelinin mutlaka 7068 sayılı Kanun’un 8/5-c-2 maddesinde düzenlenen fiili işlediğini göstermez. İsnat edilen kusurun ve kaçma sonucuyla bağlantısının ortaya konulması gerekir.
Kolluk Personelinin Yetersizliği veya Güvenlik Eksiklikleri Disiplin Sorumluluğunu Kaldırır mı?
Firar olaylarında sıklıkla karşılaşılan savunmalardan biri, görevli personel sayısının yetersiz olduğu veya görev yapılan alanın güvenlik açısından uygun olmadığı yönündedir.
Gerçekten de yeterli personel görevlendirilmemesi, güvenlik donanımının eksik olması, sevk aracının teknik yetersizlikleri veya görev yapılan binanın güvenlik standartlarını karşılamaması kaçma olayını etkileyebilir.
Ancak bu eksikliklerin varlığı tek başına personelin kusursuz olduğunu göstermez. Aynı şekilde kurumsal eksikliklerin bütün sonuçlarının ilgili personele yüklenmesi de hukuken doğru değildir.
Önemli olan, söz konusu eksikliklerin kaçma olayındaki etkisinin ve ilgili personelin bu koşullarda hangi tedbirleri alabileceğinin belirlenmesidir.
Örneğin bir polis memuruna aynı anda birden fazla kişinin muhafaza görevi verilmiş ve gerekli destek sağlanmamışsa, bu durum personelden beklenebilecek dikkat ve özenin kapsamını etkileyebilir.
Buna karşılık personelin kaçma riski taşıyan bir kişiyi, güvenli muhafaza alanı mevcut olduğu halde kendi kararıyla güvenliksiz bir yerde bekletmesi durumunda kurumsal eksiklik savunmasının geçerliliği ayrıca tartışılmalıdır.
Bu tür olaylarda sorumluluğun belirlenmesi için görev şartlarının ayrıntılı olarak incelenmesi zorunludur.
Şüpheliye Kelepçe Takılmaması Disiplin Cezası Sebebi midir?
Şüphelinin veya tutuklunun kaçması nedeniyle yürütülen disiplin soruşturmalarında kelepçe uygulanıp uygulanmadığı önemli bir inceleme konusu olabilmektedir.
Ancak kelepçe kullanımı, her durumda uygulanması zorunlu ve personelin takdirinden tamamen bağımsız bir güvenlik tedbiri değildir. Kelepçenin hangi şartlarda kullanılabileceği, ilgili mevzuat ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir.
Bu nedenle kaçan kişiye kelepçe takılmamış olması, tek başına disiplin cezası verilmesi için yeterli değildir.
Öncelikle kişinin kaçma riski, saldırgan davranışları, kendisine veya başkalarına zarar verme ihtimali, sevk ve muhafaza koşulları ile kelepçe kullanımının hukuken gerekli olup olmadığı araştırılmalıdır.
Ayrıca kelepçe uygulanmamasının kaçma olayının meydana gelmesinde etkili olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Örneğin kelepçe kullanılmasını gerektiren koşullar bulunmasına rağmen personelin gerekli güvenlik tedbirini almaması, meydana gelen kaçma olayı bakımından kusur oluşturabilir. Buna karşılık hukuken kelepçe kullanılmasını gerektirmeyen bir durumda yalnızca kaçma olayı sonrasında kelepçe takılmamış olmasının disiplin gerekçesi yapılması isabetli değildir.
Kolluk personelinin sorumluluğu belirlenirken hem güvenlik yükümlülükleri hem de kişilerin temel hak ve özgürlükleri birlikte dikkate alınmalıdır.
Birden Fazla Polis veya Jandarma Personelinin Görevli Olduğu Kaçma Olaylarında Sorumluluk Nasıl Belirlenir?
Şüpheli veya hükümlünün muhafazası sırasında birden fazla personelin görev yapması mümkündür. Böyle durumlarda disiplin soruşturmasının bütün personel bakımından aynı sonuçla tamamlanması zorunlu değildir.
Her personelin görev tanımı, görev sırasında bulunduğu yer, verilen emirler, olayın gerçekleştiği andaki davranışı ve alınmayan güvenlik tedbirlerindeki rolü ayrı ayrı belirlenmelidir.
Örneğin sevk görevinde üç personelin bulunduğu bir olayda, tutuklunun doğrudan gözetiminden sorumlu personelin davranışı ile aracı kullanan veya sevk işlemini koordine eden personelin sorumluluğu farklı olabilir.
Bu durum, diğer personelin hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı anlamına gelmez. Ancak sorumluluk, yalnızca aynı ekipte görev yapılmış olmasına dayandırılamaz.
Disiplin hukukunda bireysel kusur ilkesi gereğince, ilgili personele isnat edilen davranış somutlaştırılmalıdır.
Bir personelin ihmali nedeniyle meydana gelen olayın, diğer personelin kusuru araştırılmadan bütün ekibe yüklenmesi; kişisellik, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleri yönünden hukuki sorun oluşturabilir.
Şüpheli Kaçtıktan Sonra Yapılan Arama ve Yakalama Çalışmaları Disiplin Sorumluluğunu Etkiler mi?
Şüpheli veya hükümlünün kaçmasından sonra kolluk personelinin gösterdiği davranış, disiplin soruşturmasında önem taşıyan hususlardan biridir.
Kaçma olayının derhal yetkili makamlara bildirilmesi, gerekli arama çalışmalarına başlanması, ilgili birimlerle koordinasyon sağlanması ve yakalama işlemleri için hukuka uygun girişimlerde bulunulması personelin görev bilinci bakımından değerlendirilebilir.
Ancak kaçma olayından sonra gösterilen çaba, kaçmadan önce gerçekleşmiş olabilecek bir ihlali her durumda ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde kişinin daha sonra yakalanması da önceden işlenmiş olabilecek disiplinsizliği kendiliğinden hükümsüz hale getirmez.
Bununla birlikte olayın hemen bildirilmiş olması, personelin kaçma girişimini engellemeye çalışması ve yakalama için gerekli girişimleri gerçekleştirmesi, hem kusur durumunun değerlendirilmesinde hem de disiplin cezasına ilişkin takdir hakkının kullanılmasında önem taşıyabilir.
Personelin olay öncesindeki ve sonrasındaki davranışları birlikte incelenmelidir.
Şüphelinin Kaçmasına Bilerek İmkân Vermek ile İhmal Nedeniyle Kaçmasına Sebep Olmak Arasındaki Fark
7068 sayılı Kanun, ihmal nedeniyle şüphelinin veya hükümlünün kaçmasına neden olmak ile kaçmasına bilerek ve isteyerek imkân vermek fiillerini birbirinden ayırmıştır.
Kanun’un 8/5-c-2 maddesinde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucunda meydana gelen kaçma olayı 20 ay uzun süreli durdurma cezasına bağlanmıştır.
Buna karşılık Kanun’un 8’inci maddesinin altıncı fıkrasının (f) bendinde, muhafazası veya sevkiyle görevli olunan şüpheli, sanık, tutuklu ya da hükümlünün kaçmasına bilerek ve isteyerek imkân vermek, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
İki düzenleme arasındaki temel farklılık, personelin manevi unsurunun niteliğidir.
İhmal durumunda personelin gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kaçma sonucunun meydana gelmesi söz konusudur. Bilerek ve isteyerek kaçmaya imkân verme halinde ise kaçma sonucuna yönelik kasıtlı bir davranış bulunmaktadır.
Bu ayrım, uygulanacak disiplin cezasının ağırlığını doğrudan etkiler.
Örneğin güvenlik tedbirini ihmal eden bir personel ile kaçacak kişinin kaçmasını sağlamak amacıyla bilerek hareket eden personelin aynı disiplin fiili kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Disiplin soruşturmasında, personelin davranışının kusurlu bir ihmalden mi yoksa bilinçli ve kasıtlı bir eylemden mi kaynaklandığı somut delillerle belirlenmelidir. İdarenin yalnızca kaçma olayının gerçekleşmesinden hareketle personelin kasıtlı davrandığını kabul etmesi hukuka aykırı olacaktır.
Şüphelinin Kaçmasına Neden Olmak Aynı Zamanda Ceza Sorumluluğu Doğurur mu?
Muhafaza veya sevk görevi sırasında kişinin kaçmasına neden olunması, olayın özelliklerine göre yalnızca disiplin soruşturmasına değil, adli soruşturmaya da konu olabilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 294’üncü maddesinde kaçmaya imkân sağlama suçu düzenlenmiştir. Maddenin sekizinci fıkrasında, gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün muhafaza ya da nakliyle görevli kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından yararlanarak kaçması hali ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.
Bu hükümde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
Ancak disiplin sorumluluğu ile ceza sorumluluğunun şartları aynı değildir. Türk Ceza Kanunu’nun 294’üncü maddesindeki suç tipinin unsurları ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle kaçan kişinin hukuki statüsü ve personelin fiilinin ceza kanunundaki tanıma uygunluğu önemlidir.
7068 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi uyarınca, bir fiil hakkında adli soruşturma veya kovuşturma yürütülmesi, aynı fiil nedeniyle disiplin soruşturması yapılmasına ve kanuni şartlar mevcutsa disiplin cezası verilmesine engel değildir.
Bununla birlikte adli soruşturmanın disiplin soruşturmasından bağımsız olması, idarenin ceza dosyasındaki delilleri yok sayabileceği anlamına gelmez.
Ceza soruşturmasında elde edilen kamera kayıtları, tanık anlatımları, bilirkişi incelemeleri ve diğer maddi deliller, disiplin dosyasında da değerlendirilmelidir.
Özellikle maddi olayın gerçekleşmediğini veya isnat edilen davranışın ilgili personel tarafından gerçekleştirilmediğini ortaya koyan kesinleşmiş yargısal tespitler, disiplin soruşturmasının sonucunu etkileyebilecek niteliktedir.
Disiplin Soruşturmasında Personelin Kusuru Nasıl İspatlanır?
7068 sayılı Kanun kapsamında disiplin cezası verilebilmesi için isnat edilen fiilin somut, hukuka uygun ve yeterli delillerle ortaya konulması gerekir.
Kaçma olayının meydana gelmiş olması veya olay hakkında tutanak düzenlenmiş bulunması, ilgili personelin kanunda tanımlanan disiplinsizliği işlediğinin kesin kanıtı değildir.
İdarenin öncelikle olayın gerçekleşme şeklini belirlemesi, ardından ilgili personelin görev ve sorumluluklarını ortaya koyması gerekir. Daha sonra hangi güvenlik yükümlülüğünün ihlal edildiği ve bunun kaçma olayındaki etkisi değerlendirilmelidir.
Örneğin kamera kayıtlarında kişinin kaçtığı görülmekle birlikte, bu durum her zaman görevli personelin hangi tedbiri ihmal ettiğini açıklamayabilir. Bu nedenle kamera görüntülerinin görev çizelgeleri, teslim belgeleri ve tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Disiplin soruşturmasında delillerin yalnızca personel aleyhine olan kısmının esas alınması ve lehe hususların değerlendirme dışında bırakılması hukuka uygun değildir.
Personelin olay sırasında başka bir emir doğrultusunda hareket ettiği, görev yerinden ayrılmasının yetkili amirin talimatından kaynaklandığı veya meydana gelen kaçma olayını önleyebilecek fiilî imkânının bulunmadığı yönündeki savunmaları araştırılmalıdır.
İlgili personelin kusurunu ortaya koymayan, yalnızca olayın sonucuna dayanan disiplin raporları, disiplin cezasının hukuki dayanağını tartışmalı hale getirebilir.
Kamera Kayıtları, Görev Çizelgeleri ve Teslim Tutanaklarının Önemi
Özellikle polis merkezi, adliye, hastane ve ceza infaz kurumu sevklerinde meydana gelen kaçma olaylarında, olayın zaman çizelgesinin oluşturulması büyük önem taşımaktadır.
Şüphelinin hangi saatte teslim alındığı, sevk işleminin ne zaman başladığı, olay anında hangi personelin nerede bulunduğu ve kaçma olayının ne zaman fark edildiği mümkün olduğunca somut verilerle belirlenmelidir.
Kamera görüntülerinin yalnızca kaçma anını gösteren kısa bölümlerinin değil, olay öncesindeki ve sonrasındaki ilgili kayıtların da incelenmesi gerekebilir.
Örneğin personelin nöbet yerinden ayrılıp ayrılmadığı, ayrılmışsa hangi nedenle ayrıldığı veya şüphelinin daha önce kaçma girişimi gösterip göstermediği, olayın değerlendirilmesinde etkili olabilir.
Bunun yanında tanık anlatımları arasında çelişki bulunması halinde, çelişkilerin giderilmesi ve olayın objektif delillerle açıklığa kavuşturulması gerekir.
Disiplin cezasının dayanağını oluşturan maddi olayın kuşkuya yer bırakmayacak yeterlilikte ortaya konulması, hukuka uygun bir disiplin işleminin temel şartları arasındadır.
Danıştay Kararlarına Göre Şüphelinin Kaçmasına Neden Olmak Disiplin Suçu
Danıştay’ın muhafaza veya sevk görevi sırasında kişinin kaçmasına neden olunmasına ilişkin kararları, özellikle disiplin fiilinin unsurlarının belirlenmesi, tipiklik ilkesi, personelin kusuru ve lehe mevzuatın uygulanması yönünden önem taşımaktadır.
Danıştay 2. Dairesinin 06.02.2024 Tarihli, E.2021/6425, K.2024/621 Sayılı Kararı
Uyuşmazlığa konu olayda, hakkında arama kaydı bulunan bir kişinin hastanede tedavi gördüğü sırada kaçması üzerine, hastane odasının önünde nöbet tutan polis memuru hakkında disiplin cezası uygulanmıştır.
Dosyada personelin oda kapısının önünde görev yaptığı, kişinin odanın penceresinden kaçtığı ve olayın fark edilmesinden sonra gerekli bildirim ve arama girişimlerinde bulunulduğu değerlendirilmiştir.
Danıştay, somut olayda isnat edilen fiilin ilgili disiplin hükmündeki tanıma uygun olmadığı gerekçesiyle verilen iptal kararını sonucu itibarıyla hukuka uygun bulmuştur.
Kararın dikkat çekici yönü, disiplin hukukundaki tipiklik ilkesinin vurgulanmasıdır.
Bir personelin davranışının disiplin yaptırımına bağlanabilmesi için kanunda veya olay tarihinde uygulanması gereken mevzuatta tanımlanan fiile uygun olması gerekir. Personelin kusurlu olduğu ileri sürülse bile davranışın yanlış disiplin hükmü kapsamında cezalandırılması hukuka aykırılık oluşturabilir.
Danıştay ayrıca, yargı mercilerinin idarece verilmesi gereken farklı disiplin cezasını doğrudan belirleyemeyeceğini, yargısal denetimin işlemin hukuka uygunluğunun incelenmesiyle sınırlı olduğunu ifade etmiştir.
Bu karar, özellikle hastaneden kaçma olaylarında görevli personelin somut kusurunun ve uygulanan disiplin hükmünün ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Danıştay 2. Dairesinin 22.02.2024 Tarihli, E.2021/6435, K.2024/1113 Sayılı Kararı
Uyuşmazlıkta, hakkında yakalama kararı bulunan bir hükümlünün polis merkezine getirildiği, nöbetçi savcı tarafından nezarethaneye alınması yönünde talimat verildiği halde hükümlünün nezarethaneye konulmadığı ve polis merkezi içerisindeki pencereden kaçtığı anlaşılmıştır.
Somut olayda savcılık talimatı ve kişinin nezarethanede kalmasına engel bulunmadığını gösteren sağlık raporuna rağmen hükümlünün güvenli muhafaza alanına alınmaması, personelin kusurunun değerlendirilmesinde önemli görülmüştür.
Danıştay kararında, kaçma olayına neden olan davranışın disiplin fiili kapsamında bulunduğu değerlendirilmiş; ayrıca uyuşmazlığın çözümünde daha sonra yürürlüğe giren lehe disiplin hükümlerinin dikkate alınması gerektiği üzerinde durulmuştur.
Bu karar, kolluk personelinin açık bir muhafaza yükümlülüğüne aykırı hareket etmesinin disiplin sorumluluğu doğurabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Bununla birlikte kararın dayandığı olay, 7068 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştiğinden, uyuşmazlığın eski disiplin mevzuatı ve sonradan yürürlüğe giren lehe düzenleme yönünden değerlendirildiği gözden kaçırılmamalıdır.
Danıştay 2. Dairesinin 14.02.2024 Tarihli, E.2021/6573, K.2024/856 Sayılı Kararı
Bir başka uyuşmazlıkta, adliyeye sevk edilen kişinin kaçması nedeniyle polis memuru hakkında disiplin cezası uygulanmıştır.
Danıştay, ilgili personelin fiilinin disiplin suçu kapsamında bulunduğunun kabul edildiği olayda, sonradan yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun’un aynı fiil için daha hafif bir temel disiplin cezası öngörmesini değerlendirmiştir.
Eski düzenlemede söz konusu fiil için 24 ay uzun süreli durdurma cezası öngörülürken, 7068 sayılı Kanun’un 8/5-c-2 maddesiyle 20 ay uzun süreli durdurma cezası belirlenmiştir.
Danıştay, lehe olan hükmün uygulanması ilkesinin disiplin cezaları bakımından da geçerli olduğunu vurgulamış ve yeni düzenlemenin personel lehine sonuç doğurması nedeniyle uyuşmazlığın bu yönüyle değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Karar, özellikle eski tarihlerde meydana gelen olaylara dayalı disiplin uyuşmazlıklarında sonradan yürürlüğe giren lehe düzenlemelerin önemini ortaya koymaktadır.
Disiplin Cezasında İdarenin Takdir Yetkisi ve Ölçülülük İlkesi
7068 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesine göre disiplin amirleri ve disiplin kurulları, disiplin cezasının uygulanmasına ilişkin takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli şekilde kullanmak zorundadır.
Ayrıca takdir hakkının gerekçeli olarak kullanılması kanuni bir zorunluluktur.
Bu kapsamda disiplinsizliğin işleniş şekli, gerçekleştiği zaman ve yer, hizmete olumsuz etkisi, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, personelin kast veya taksire dayalı kusurunun derecesi, önceki disiplin durumu, samimi ikrarı ve pişmanlığı dikkate alınmalıdır.
Muhafaza veya sevk görevi sırasında meydana gelen kaçma olaylarında bu unsurlar özellikle önem taşır. Çünkü her kaçma olayı aynı koşullarda gerçekleşmemekte ve her olayda personelin kusur derecesi aynı olmamaktadır.
Örneğin personelin açık bir güvenlik talimatına aykırı davrandığı olay ile gerekli tedbirleri büyük ölçüde aldığı ancak sınırlı bir ihmalinin bulunduğu olay arasında kusur açısından farklılık bulunabilir.
Disiplin kurulu, kanunda öngörülen yaptırımı uygularken takdir yetkisini gerekçesiz veya otomatik şekilde kullanamaz.
Ölçülülük ilkesinin uygulanması, disiplin fiilinin unsurları gerçekleştiği halde idarenin kanuni yaptırımı keyfî olarak değiştirebileceği anlamına gelmez. Ancak kanunun tanıdığı değerlendirme ve hafif ceza uygulama imkânlarının somut olayın özelliklerine uygun şekilde ele alınmasını gerektirir.
Şüphelinin Kaçmasına Neden Olan Personele Bir Alt Disiplin Cezası Verilebilir mi?
7068 sayılı Kanun’un 7’nci maddesinin ikinci fıkrasında, kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel hakkında bir derece hafif disiplin cezası uygulanabileceği düzenlenmiştir.
Bu nedenle şüpheli veya hükümlünün kaçmasına neden olmak fiili sabit görülse bile, ilgili personelin geçmiş hizmet durumu ve değerlendirme puanları dikkate alınarak bir derece hafif ceza uygulanması gündeme gelebilir.
Ancak bir derece hafif ceza uygulanması her durumda zorunlu değildir. Kanun, idareye bu konuda takdir yetkisi tanımıştır.
Bu takdir yetkisinin kullanılmasında personelin olumlu hizmet geçmişi, takdir ve başarı belgeleri, disiplin durumu ve olayın özellikleri değerlendirilmelidir.
Önemli bir husus da 7068 sayılı Kanun’un 7’nci maddesinin üçüncü fıkrasında, uzun süreli durdurma cezasının farklı sürelerinin kendi aralarında ağır veya hafif ceza sayılmadığının düzenlenmiş olmasıdır.
Dolayısıyla 20 ay uzun süreli durdurma cezasının 16 ay uzun süreli durdurmaya indirilmesi, kanunda düzenlenen bir derece hafif ceza uygulamasıyla aynı şey değildir. Bir derece hafif ceza değerlendirmesinde yaptırımın kanuni türü dikkate alınmalıdır.
İdarenin bir alt ceza talebini değerlendirirken ilgili personelin olumlu hizmet geçmişini göz ardı etmesi veya takdir yetkisini gerekçesiz kullanması, disiplin işleminin hukuki denetiminde ileri sürülebilecek bir husustur.
Şüphelinin Kaçması Nedeniyle Disiplin Soruşturması Nasıl Yapılır?
Muhafaza veya sevk sırasında kaçma olayının meydana gelmesi halinde idare tarafından disiplin soruşturması başlatılabilir.
Soruşturmanın amacı yalnızca kaçma olayını doğrulamak değil, ilgili personelin kanunda tanımlanan fiili işleyip işlemediğini belirlemektir.
Bu nedenle soruşturmada kaçma olayının gerçekleşme şekli, personelin görevi, alınması gereken tedbirler, mevcut güvenlik şartları ve olayın meydana gelmesindeki bireysel kusur araştırılmalıdır.
Personelin savunması alınmalı, ileri sürdüğü somut iddialar incelenmeli ve gerektiğinde tanık beyanları ile kamera kayıtları değerlendirilmelidir.
Disiplin soruşturmasının tarafsız yürütülmesi, olayın maddi gerçeğinin ortaya çıkarılması bakımından önemlidir.
Ayrıca soruşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine karar verilmesi halinde, hangi fiilin sübut bulduğu ve hangi kanun hükmü kapsamında cezalandırıldığı açıkça belirtilmelidir.
Disiplin cezası yalnızca kanun maddesinin tekrarlanmasıyla gerekçelendirilmemelidir. İlgili personelin davranışı ile kanundaki fiil arasında nasıl bir uygunluk bulunduğu somut olarak açıklanmalıdır.
Polis ve Jandarma Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı
7068 sayılı Kanun’un 31’inci maddesi uyarınca, disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez.
Kanuna göre personele savunmasını hazırlayabilmesi için yedi günden az olmamak üzere süre verilmesi gerekir.
Savunma hakkının etkili şekilde kullanılabilmesi için personele isnat edilen fiilin yeterli açıklıkta bildirilmesi önemlidir.
Örneğin ilgili personele yalnızca “görevinizde ihmal gösterdiğiniz tespit edilmiştir” şeklinde genel bir bildirim yapılması, hangi davranıştan dolayı savunma istendiğinin anlaşılmasını güçleştirebilir.
Savunma isteminde, kaçma olayının hangi tarihte ve nerede gerçekleştiği, ilgili personelin hangi davranışının disiplinsizlik oluşturduğu ve uygulanması düşünülen kanun hükmünün ne olduğu açıklanmalıdır.
7068 sayılı Kanun’un 31’inci maddesi, savunma isteminden itibaren soruşturma evrakının incelenmesi hakkını da düzenlemektedir.
Bu nedenle hakkında 20 ay uzun süreli durdurma cezası istenen personelin, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeleri inceleyerek savunmasını somut delillere dayandırması önem taşımaktadır.
Savunmanın yalnızca olayın kendiliğinden geliştiği veya personelin kusursuz olduğu şeklinde genel ifadelerle sınırlı kalmaması; görev dağılımı, alınan tedbirler, olayın oluş şekli ve illiyet bağı üzerinden hukuki açıklamalar içermesi gerekir.
Şüphelinin Kaçmasına Neden Olmak Disiplin Suçunda Zamanaşımı
7068 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesi, disiplin soruşturmasına başlama ve disiplin cezası verme zamanaşımını düzenlemektedir.
Buna göre uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller bakımından, disiplinsizliğin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir.
Kanun ayrıca disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmemesi halinde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağını düzenlemiştir.
Dolayısıyla 20 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren şüphelinin kaçmasına neden olmak fiili bakımından hem soruşturmaya başlama süresi hem de ceza verme süresi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Zamanaşımının hesaplanmasında olayın gerçekleştiği tarih, disiplin amirinin olayı öğrendiği tarih, soruşturmanın başlatıldığı tarih ve disiplin cezasının verildiği tarih önem taşımaktadır.
Ayrıca mahkeme tarafından iptal edilen disiplin cezalarının belirli sebeplerle yeniden değerlendirilmesine ilişkin özel düzenlemeler de bulunmaktadır. Bu nedenle zamanaşımı değerlendirmesinde yalnızca ilk soruşturma tarihinin değil, varsa yargısal iptal kararının ve yeniden işlem tesis edilmesine ilişkin kanuni şartların da incelenmesi gerekir.
Zamanaşımı süresi dolduğu halde verilen disiplin cezası, yetkinin zaman bakımından sona ermiş olması nedeniyle hukuka aykırı hale gelebilir.
20 Ay Uzun Süreli Durdurma Cezasına İtiraz Edilebilir mi?
7068 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde disiplin cezalarına itiraz usulü düzenlenmiştir.
Disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı tebliğden itibaren on gün içinde yetkili üst disiplin amirine yazılı itirazda bulunulabilir.
Ancak Bakan ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezaları bakımından Kanun’un 30’uncu maddesinin beşinci fıkrası gereğince doğrudan idari yargı yoluna başvurulması öngörülmüştür.
Bu nedenle 20 ay uzun süreli durdurma cezasına karşı başvurulacak yol belirlenirken, cezanın hangi makam tarafından verildiğinin tespit edilmesi gerekir.
Özellikle uzun süreli durdurma cezalarında disiplin kurulunun yetkisi söz konusu olduğundan, her disiplin cezası için otomatik olarak on günlük idari itiraz süresinin bulunduğu düşünülmemelidir.
Hatalı başvuru merciinin seçilmesi veya kanunda öngörülmeyen bir idari başvuru yolunun zorunlu kabul edilmesi, dava açma süresi bakımından hak kaybı doğurabilir.
Bu nedenle tebliğ edilen disiplin kararında cezayı veren makam, kararın kesinleşme durumu ve kanunda öngörülen başvuru usulü birlikte değerlendirilmelidir.
Şüphelinin Kaçmasına Neden Olmak Nedeniyle Verilen Disiplin Cezasının İptali
7068 sayılı Kanun kapsamında verilen disiplin cezaları, idari işlem niteliğinde olduğundan hukuka aykırılık iddiasıyla idari yargıda iptal davasına konu edilebilir.
Kanun’un 32’nci maddesinde kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun genel düzenlemesine göre, özel bir süre öngörülmeyen iptal davalarında dava açma süresi idare mahkemelerinde altmış gündür. Ancak somut olayda uygulanacak dava açma süresi ve sürenin başlangıcı, işlemi tesis eden makam ve izlenen başvuru yolu dikkate alınarak belirlenmelidir.
Disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasında işlemin yalnızca ağır olduğu ileri sürülmemeli, hukuka aykırılık sebepleri somutlaştırılmalıdır.
Örneğin muhafaza görevinin ilgili personele ait olmaması, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmış bulunması, kaçma olayıyla personelin davranışı arasında illiyet bağı bulunmaması veya soruşturmanın eksik incelemeyle tamamlanması önemli iptal gerekçeleri olabilir.
Bunun yanında savunma hakkının kısıtlanması, disiplin kurulunun yetkisiz olması, zamanaşımı süresinin geçirilmesi, yanlış disiplin hükmünün uygulanması ve takdir yetkisinin gerekçesiz kullanılması da yargısal denetimde değerlendirilebilecek hususlardır.
İdare mahkemesi, disiplin cezasının hukuka uygunluğunu incelerken olayın maddi yönünü ve ilgili personelin davranışının kanuni fiil tanımına uygunluğunu değerlendirir.
Ancak mahkemenin görevi, idarenin yerine geçerek hangi disiplin cezasının verilmesi gerektiğine karar vermek değildir. Yargısal denetimin konusu, dava edilen disiplin işleminin hukuka uygun olup olmadığıdır.
Disiplin Cezasının İptali Davasında Yürütmenin Durdurulması Talep Edilebilir mi?
20 ay uzun süreli durdurma cezasına karşı açılan iptal davasında, şartları bulunması halinde yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
2577 sayılı Kanun’un 27’nci maddesi uyarınca yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Örneğin disiplin cezasının personelin özlük hakları, kariyer planlaması veya mali hakları üzerindeki etkileri, telafisi güç zarar koşulu bakımından somutlaştırılabilir.
Bununla birlikte her disiplin cezası bakımından yürütmenin durdurulması kararının otomatik olarak verileceği söylenemez.
Mahkeme, disiplin cezasının hukuka aykırılığına ilişkin iddiaları ve işlemin uygulanması halinde ortaya çıkabilecek zararları somut olayın özelliklerine göre değerlendirir.
Disiplin Cezasının İptali Halinde Personelin Hakları Ne Olur?
Hukuka aykırı disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi halinde, idarenin yargı kararının gereklerine uygun işlem tesis etmesi gerekir.
İptal kararının etkisi, disiplin cezasının uygulanma şekline ve personel bakımından doğurduğu sonuçlara göre değişebilir.
Polis memurları bakımından kademe ilerlemesinin durdurulmasına bağlı olarak ortaya çıkan özlük ve mali hak kayıplarının giderilmesi gündeme gelebilir.
Jandarma personeli bakımından ise disiplin cezasının uygulanması nedeniyle aylıktan kesinti yapılmışsa, iptal kararının kapsamına göre kesilen tutarın iadesi ve şartları varsa diğer mali taleplerin değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Ancak iptal kararının gerekçesi önemlidir. Mahkemenin fiilin hiç gerçekleşmediğini belirlemesi ile soruşturmadaki usul eksikliği veya yanlış hukuki nitelendirme nedeniyle işlemi iptal etmesi aynı sonucu doğurmayabilir.
Özellikle giderilebilir usul eksiklikleri veya hatalı vasıflandırma nedeniyle verilen iptal kararlarından sonra, kanuni koşullar çerçevesinde idarenin yeniden değerlendirme yapabilmesi mümkündür.
Bu nedenle disiplin cezasının iptal edilmesi halinde personelin hangi haklarının doğduğu, yargı kararının gerekçesine ve uygulanması gereken mevzuata göre belirlenmelidir.
Şüphelinin Kaçmasına Neden Olmak Disiplin Cezasında Savunma Nasıl Hazırlanmalıdır?
Muhafaza veya sevk sırasında kişinin kaçmasına neden olunduğu iddiasıyla yürütülen disiplin soruşturmasında savunmanın temel amacı, olayın gerçekleşme şeklini açıklamak ve personele isnat edilen kanuni unsurların oluşup oluşmadığını ortaya koymaktır.
Savunmada öncelikle ilgili personelin görev tanımı ve sorumluluğunun kapsamı belirlenmelidir. Kaçan kişinin muhafazasından sorumlu olup olmadığı, görevini hangi emir doğrultusunda yerine getirdiği ve olay sırasında kendisinden hangi davranışın beklendiği açıklanmalıdır.
Daha sonra alınan güvenlik tedbirleri ve olayın nasıl gerçekleştiği somutlaştırılmalıdır.
Özellikle personelin almadığı ileri sürülen tedbirin gerçekten görev yükümlülüğü kapsamında bulunup bulunmadığı, alınmasının fiilen mümkün olup olmadığı ve kaçma sonucunu önleyip önleyemeyeceği değerlendirilmelidir.
Savunmada kamera kayıtları, görevlendirme belgeleri, teslim tutanakları, haberleşme kayıtları ve tanık anlatımlarına dayanılması önemlidir.
Bunun yanında personelin olaydan sonra gösterdiği davranışlar, yetkili makamlara yaptığı bildirimler ve yakalama için gerçekleştirdiği girişimler de açıklanabilir.
Savunmanın hukuki yönünde ise 7068 sayılı Kanun’un 8/5-c-2 maddesindeki fiilin unsurları, kusur ilkesi, illiyet bağı, tipiklik ve ölçülülük ilkeleri üzerinde durulmalıdır.
İsnat edilen fiilin unsurlarının oluşmadığı savunuluyorsa, bu husus açıkça belirtilmelidir. Buna karşılık fiilin gerçekleştiği kabul edilmekle birlikte personelin kusurunun veya cezanın ağırlığının değerlendirilmesi isteniyorsa, bir derece hafif ceza uygulanmasına ilişkin şartlar ayrıca açıklanmalıdır.
Böylece savunma, yalnızca genel bir kusursuzluk iddiası olarak kalmaz; olayın maddi koşulları ile hukuki unsurlar arasında somut bağlantı kuran bir değerlendirmeye dönüşür.
Şüphelinin Kaçmasına Neden Olmak ve Yakalama Görevini Savsaklamak Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Şüphelinin Kaçmasına Neden Olan Polis Memuru Meslekten Atılır mı?
Şüphelinin muhafaza veya sevk sırasında gerekli dikkat ve özen gösterilmemesi nedeniyle kaçmasına neden olmak, 7068 sayılı Kanun’un 8/5-c-2 maddesinde 20 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiil olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle söz konusu fiilin karşılığı doğrudan meslekten çıkarma cezası değildir.
Ancak kaçma olayına bilerek ve isteyerek imkân verilmesi halinde, 7068 sayılı Kanun’un 8/6-f maddesinde düzenlenen meslekten çıkarma fiili gündeme gelebilir. Ayrıca disiplin ceza puanları veya farklı hukuki sebepler nedeniyle mesleki sonuçların doğması mümkündür.
Her olayın niteliği ve uygulanan disiplin hükmü ayrı değerlendirilmelidir.
Tutuklunun Kaçması Halinde Jandarma Uzman Çavuşa Hangi Ceza Verilir?
Jandarma uzman çavuşun muhafaza veya sevk etmekle yükümlü bulunduğu tutuklunun, personelin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle kaçması halinde 7068 sayılı Kanun’un 8/5-c-2 maddesi kapsamında disiplin sorumluluğu doğabilir.
Bu fiil için öngörülen temel yaptırım 20 ay uzun süreli durdurma cezasıdır.
Ancak uzman erbaş statüsündeki personelin tabi olduğu mevzuat nedeniyle cezanın uygulanma şekli farklıdır. 7068 sayılı Kanun’un 8/7’nci maddesi kapsamında brüt aylıktan belirli oranlarda kesinti uygulanması söz konusu olabilir.
Yalnızca kişinin kaçmış olması, jandarma uzman çavuşun kusurlu olduğunun kabulü için yeterli değildir.
Şüphelinin Firar Etmesi Halinde Bütün Polis Memurlarına Disiplin Cezası Verilir mi?
Hayır. Kaçma olayının meydana geldiği yerde görev yapan bütün polis memurlarına aynı disiplin cezasının verilmesi zorunlu değildir.
Disiplin sorumluluğu her personelin kendi görev ve kusur durumu üzerinden belirlenmelidir.
İlgili personelin şüphelinin muhafazasından sorumlu olup olmadığı, hangi güvenlik tedbirini ihmal ettiği ve davranışının kaçma sonucuna etkisi araştırılmalıdır.
Yalnızca aynı ekipte veya aynı polis merkezinde görev yapılmış olması, kişisel disiplin sorumluluğunu ispatlamaz.
Kaçan Şüpheli Daha Sonra Yakalanırsa Disiplin Cezası Verilir mi?
Kaçan şüphelinin daha sonra yakalanması, önceki kaçma olayına ilişkin disiplin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Personelin kaçmadan önceki davranışının kanunda düzenlenen fiili oluşturup oluşturmadığı ayrıca değerlendirilir.
Bununla birlikte kişinin yakalanması için gösterilen çaba, olayın hemen bildirilmesi ve gerekli işlemlerin yapılması; personelin kusur durumu ve cezanın belirlenmesine ilişkin değerlendirmede önem taşıyabilir.
Tutukluya Kelepçe Takılmaması Nedeniyle 20 Ay Durdurma Cezası Verilir mi?
Kelepçe takılmamış olması, tek başına 20 ay uzun süreli durdurma cezasının uygulanması için yeterli değildir.
Kelepçe kullanımını gerektiren hukuki ve fiilî şartların bulunup bulunmadığı, alınması gereken tedbirlerin neler olduğu ve söz konusu eksikliğin kaçma olayına etkisi araştırılmalıdır.
Önemli olan, personelin somut koşullarda üzerine düşen güvenlik yükümlülüğünü kusurlu şekilde ihlal edip etmediğidir.
Şüpheli Hastaneden Kaçarsa Polis Memuru Sorumlu Tutulur mu?
Hastaneden kaçma olayında personelin sorumluluğu otomatik değildir.
Öncelikle ilgili polis memurunun muhafaza görevinin kapsamı ve hastane koşullarında alınması gereken güvenlik tedbirleri belirlenmelidir.
Personelin gerekli gözetimi sağladığı, mevcut talimatlara uyduğu ve kaçma olayının kendi kusurundan kaynaklanmadığı hallerde 7068 sayılı Kanun’un 8/5-c-2 maddesindeki fiilin unsurlarının oluşmadığı ileri sürülebilir.
Yakalama Görevini Savsaklamak Disiplin Suçu mudur?
Evet. 7068 sayılı Kanun’un 8/5-c-2 maddesinde yakalama görevini savsaklamak, 20 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiştir.
Ancak yakalama görevinin başarısızlıkla sonuçlanması, her durumda savsaklama bulunduğu anlamına gelmez.
Personelin somut bir yakalama yükümlülüğü bulunmalı ve bu görevi haklı bir neden olmaksızın gereken dikkat ve özeni göstermeden yerine getirdiği ortaya konulmalıdır.
20 Ay Uzun Süreli Durdurma Cezası Kaç Yıl Sicilde Kalır?
7068 sayılı Kanun’un 7’nci maddesinin beşinci fıkrasında, meslekten çıkarma ve Devlet memurluğundan çıkarma dışındaki disiplin cezalarının belirli süreler geçtikten sonra özlük dosyasından silinmesinin istenebileceği düzenlenmiştir.
Uzun süreli durdurma cezası bakımından cezanın uygulanmasından itibaren on yıl geçtikten sonra, kanuni şartlar çerçevesinde atamaya yetkili amire başvurarak özlük dosyasından silinmesini istemek mümkündür.
Ancak sürenin dolması disiplin cezasının kendiliğinden silineceği anlamına gelmez. İlgilinin davranışları ve başvurunun haklılığı idare tarafından değerlendirilir.
Şüphelinin Kaçmasına Neden Olmak Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi Kaç Gündür?
7068 sayılı Kanun’un 31’inci maddesine göre savunma için verilen süre yedi günden az olamaz.
Personele isnat edilen fiilin bildirilmesi ve savunmasını hazırlaması için kanuni süre tanınması gerekir.
Savunma hakkının etkili şekilde kullanılabilmesi için soruşturma dosyasındaki ilgili delillerin incelenmesi, isnadın anlaşılması ve gerektiğinde lehe delillerin sunulması önemlidir.
Şüphelinin Kaçmasına Neden Olmak Disiplin Cezasında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
7068 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesine göre 20 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller bakımından disiplin amirinin fiili öğrenmesinden itibaren bir ay içinde soruşturmaya başlanmalıdır.
Bunun yanında fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmemesi halinde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Mahkemece iptal edilen işlemlerin yeniden değerlendirilmesine ilişkin özel hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır.
Disiplin Soruşturmasında Kusur Olmadığı Nasıl İspatlanır?
Personelin kusurlu olmadığı yönündeki savunması, görev tanımı, olay sırasında verilen emirler, alınan güvenlik tedbirleri ve kaçma olayının oluş şekli üzerinden ortaya konulabilir.
Kamera kayıtları, sevk belgeleri, teslim tutanakları, nöbet çizelgeleri ve tanık anlatımları önem taşımaktadır.
Bununla birlikte disiplin fiilinin sübutunu ortaya koyma yükümlülüğü idareye aittir. Personelin kusursuz olduğunu tek başına ispatlamakla yükümlü olduğu varsayılamaz.
20 Ay Durdurma Cezası Mahkeme Kararıyla İptal Edilebilir mi?
Evet. 7068 sayılı Kanun kapsamında verilen uzun süreli durdurma cezasına karşı, kanuni şartlar dahilinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.
Disiplin cezasının yetki, şekil, sebep, konu veya amaç unsurlarından biri yönünden hukuka aykırı olması iptal sebebi oluşturabilir.
Özellikle isnat edilen fiilin unsurlarının gerçekleşmemesi, kusur ve illiyet bağının ortaya konulmaması, savunma hakkının ihlal edilmesi veya yanlış kanun hükmünün uygulanması yargısal denetimde önem taşır.
Jandarma Personeline Verilen Uzun Süreli Durdurma Cezası Maaş Kesintisine Dönüşür mü?
7068 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen ve terfileri ilgili özel kanunlara tabi olan jandarma personeli bakımından uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller nedeniyle brüt aylığın üçte biri ile yarısı arasında kesinti yapılması öngörülmüştür.
Bu nedenle polis memurları bakımından kullanılan uzun süreli kademe durdurma tanımı ile jandarma uzman çavuş, astsubay ve subaylara uygulanan yaptırımın infaz şekli birbirinden ayrılmalıdır.
Ceza Davasından Beraat Eden Polis Memuruna Disiplin Cezası Verilebilir mi?
7068 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi gereğince adli soruşturma ve kovuşturma, disiplin soruşturmasından bağımsızdır.
Dolayısıyla ceza yargılamasında beraat kararı verilmesi, her durumda disiplin cezası verilmesini engellemez.
Ancak beraat kararının gerekçesi büyük önem taşır. Özellikle isnat edilen fiilin gerçekleşmediğinin veya ilgili personel tarafından işlenmediğinin ortaya konulduğu durumlarda, disiplin cezasının aynı maddi kabul üzerine kurulması hukuki sorun doğurabilir.
Bu nedenle beraat kararının sonucu kadar, gerekçesindeki maddi olay tespitleri de değerlendirilmelidir.
Sonuç: Şüphelinin Kaçmasına Neden Olmak ve Yakalama Görevini Savsaklamak Fiilinde Hukuki Değerlendirme
7068 sayılı Kanun’un 8/5-c-2 maddesinde düzenlenen şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlünün kaçmasına neden olmak ve yakalama görevini savsaklamak fiilleri, genel kolluk personeli bakımından önemli disiplin yaptırımları doğurabilecek niteliktedir.
Ancak kanunda 20 ay uzun süreli durdurma cezasının öngörülmüş olması, muhafaza veya sevk görevi sırasında meydana gelen her kaçma olayında ilgili personele mutlaka bu cezanın verilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Disiplin sorumluluğunun temelinde kaçma olayının gerçekleşmiş olması değil, kanunda tanımlanan kusurlu davranışın ilgili personel tarafından gerçekleştirilmiş bulunması vardır.
Bu nedenle personelin görev ve sorumluluğu, alınması gereken güvenlik tedbirleri, olayın öngörülebilirliği, kusurun derecesi ve kaçma olayıyla personelin davranışı arasındaki illiyet bağı somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Özellikle polis merkezi, nezarethane, hastane, adliye ve tutuklu sevklerinde meydana gelen kaçma olaylarında sorumluluğun belirlenmesi, yalnızca olayın sonucu üzerinden değil, olay öncesindeki ve sırasındaki görev koşulları dikkate alınarak yapılmalıdır.
Yakalama görevini savsaklama iddiasında ise personelin somut yakalama yükümlülüğü ve bu yükümlülüğü hangi davranışıyla ihlal ettiği açıkça belirlenmelidir. Yakalama işleminin gerçekleştirilememesi, tek başına görevin savsaklandığını kanıtlamaz.
Disiplin soruşturmasının hukuka uygun yürütülmesi, personelin savunma hakkının korunması ve cezanın kanuni unsurlara dayandırılması zorunludur.
Sonuç olarak, muhafaza veya sevk sırasında kişinin kaçması nedeniyle disiplin soruşturmasına tabi tutulan polis ve jandarma personelinin hukuki durumu değerlendirilirken bireysel kusur, fiilin kanuni tanımına uygunluğu, illiyet bağı, ölçülülük ilkesi ve savunma hakkı birlikte ele alınmalıdır. Bu unsurlar ortaya konulmadan verilen disiplin cezalarının idari yargıda hukuka uygunluk yönünden incelenmesi ve şartları varsa iptal edilmesi mümkündür.