Daha Önce İstihdam Edilmemiş Olmak Şartı: TSK, Jandarma ve Sahil Güvenlik Personel Alımlarında Hukuki Dayanaklar

Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen subay, astsubay ve […]

Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen subay, astsubay ve uzman erbaş alımlarında adayların karşılaştığı önemli başvuru şartlarından biri, daha önce bu kurumlarda belirli askerî personel statülerinde istihdam edilmemiş olmaktır. Personel temin ilanlarında sıklıkla karşılaşılan bu şart, özellikle geçmişte uzman erbaş olarak görev yapan, uzman erbaş adaylığı sırasında eğitimden ayrılan, sözleşmeli subay veya astsubay adaylığı sona erdirilen yahut askerî eğitim kurumlarından kendi isteğiyle ayrılmış kişiler bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır.

Personel temin kılavuzlarında genellikle “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında muvazzaf/sözleşmeli subay veya astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya bunların adayı olarak daha önce istihdam edilmemiş olmak” şeklinde ifade edilen bu koşulun hukuki dayanağı tek bir kanun hükmünden ibaret değildir. İlgili personel statüsüne, başvurunun dış kaynaktan mı yoksa kurum içinden mi yapıldığına ve personel teminini gerçekleştiren kuruma göre farklı kanun ve yönetmelik hükümleri uygulanmaktadır.

Bunun yanında, bazı düzenlemelerde daha önce istihdam edilmiş olmak doğrudan başvuru engeli olarak kabul edilirken bazılarında görevden ayrılma, görevden çıkarılma veya askerî eğitim kurumuyla ilişiğin kesilmesi şartları esas alınmaktadır. Bu ifadelerin birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurması, başvurusu reddedilen adayların durumunun yalnızca ilan metni üzerinden değil, ilanın dayanağını oluşturan mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Bu yazımızda, daha önce istihdam edilmemiş olmak şartının hangi kanun ve yönetmeliklerde düzenlendiğini, personel temin kılavuzlarında nasıl uygulandığını, kendi isteğiyle ayrılanların yeniden başvuru yapıp yapamayacağını ve başvurusu bu nedenle reddedilen adayların hangi hukuki yollara başvurabileceğini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

Daha Önce İstihdam Edilmemiş Olmak Ne Demektir?

Daha önce istihdam edilmemiş olmak şartı, adayın geçmişte kanun veya yönetmelikte belirtilen personel statülerinden herhangi birinde ilgili kurum bünyesinde görev yapmamış ya da bu statüde aday olarak istihdam edilmemiş olmasını ifade etmektedir. Ancak bu tanımın uygulanmasında, yalnızca kişinin askerî bir kurumla geçmişte bağlantısının bulunması yeterli değildir. Söz konusu bağlantının hangi hukuki statüye dayandığı ve ilgili düzenlemenin hangi personel kategorilerini kapsadığı ayrıca belirlenmelidir.

Örneğin askerlik yükümlülüğünü er veya erbaş olarak yerine getirmiş kişi ile sözleşmeli uzman erbaş olarak görev yapan kişinin hukuki statüsü aynı değildir. Benzer şekilde yedek subay olarak askerlik hizmetini tamamlamış bir kişi ile muvazzaf subaylığa nasbedilmiş kişinin önceki hizmetleri farklı mevzuat hükümlerine tabidir. Bu nedenle personel temin ilanlarında kullanılan “istihdam edilmiş olmak” ifadesinin bütün askerlik hizmetlerini aynı şekilde kapsadığı varsayılamaz.

Ayrıca “subay veya astsubay adayı” ile “başvuruda bulunan aday” kavramları da birbirinden ayrılmalıdır. Personel temin sınavına başvurmak, mülakata katılmak veya sınavı kazanmak her durumda askerî personel adaylığı statüsünün hukuken kazanıldığı anlamına gelmez. Buna karşılık ön sözleşmenin yapılması, askerî eğitim için kabul işleminin tamamlanması veya ilgili statünün kanunen kazanılması, kişinin geçmişte aday olarak istihdam edildiğinin kabul edilmesine yol açabilir.

Bu ayrım, özellikle kısa süreli askerî eğitim aldıktan sonra kendi isteğiyle ayrılan kişilerin yeniden subay, astsubay veya uzman erbaş alımlarına başvurularında belirleyici niteliktedir.

Daha Önce İstihdam Edilmemiş Olmak Şartının Kanuni Dayanakları

Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personel temininde farklı kanunlara tabi olmakla birlikte, belirli personel statülerinin kazanılması ve kaybedilmesine ilişkin ortak düzenlemelerden de yararlanmaktadır. Bu kapsamda 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ön plana çıkmaktadır.

Bununla birlikte, söz konusu kanunların tamamında “daha önce istihdam edilmemiş olmak” ifadesi aynı şekilde kullanılmamıştır. Bazı kanunlar personel temininde aranacak niteliklerin yönetmelikle düzenlenmesini öngörürken bazıları, geçmişte askerî kurumlarla ilişiği kesilen kişilerin yeniden alınmasına ilişkin doğrudan yasaklayıcı hükümler içermektedir.

926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 14 ve 68. Maddeleri

926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 14. maddesi muvazzaf subay teminine, 68. maddesi ise muvazzaf astsubay olabilmek için gerekli kaynak ve yetiştirilme şartlarına ilişkin temel düzenlemeler arasındadır.

Kanunun 68. maddesinde, muvazzaf astsubay olabilmek için astsubay meslek yüksekokullarından mezun olma veya belirlenen yükseköğretim kurumlarını kendi nam ve hesabına tamamlayarak ilgili sınav ve askerî eğitim şartlarını sağlama esasları düzenlenmiştir. Benzer şekilde 14. madde de subay teminine ilişkin kaynakların ve koşulların belirlenmesi bakımından temel kanuni çerçeveyi oluşturmaktadır.

Ancak bu maddelerde bütün eski uzman erbaşların, uzman jandarmaların veya subay ve astsubay adaylarının yeniden personel alımlarına katılmasını açıkça yasaklayan genel bir hüküm bulunmamaktadır. Önceki istihdama ilişkin ayrıntılı şartlar, özellikle ilgili yönetmeliklerde düzenlenmiştir.

Bu sebeple 926 sayılı Kanun, dış kaynaktan personel temininin genel kanuni dayanağını oluştururken daha önce istihdam edilmemiş olmak koşulunun somut içeriğinin belirlenmesinde ilgili temin yönetmeliğinin hükümleri de incelenmelidir.

4678 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi: Sözleşmeli Subay Olarak Yeniden İstihdam Yasağı

4678 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, daha önce askerî kurumlarla ilişiği kesilmiş kişilerin yeniden sözleşmeli subay olarak alınmasına ilişkin doğrudan bir sınırlama bulunmaktadır.

Kanunun 4. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Askeri okullardan ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden her ne sebeple olursa olsun ilişikleri kesilen personel, Türk Silahlı Kuvvetlerine sözleşmeli subay olarak alınmaz. Ancak, askerlik yükümlülüğünü yerine getirmekte olanlar veya terhis edilenler sözleşmeli subay olabilirler.”

Bu hükümde dikkat çeken husus, ilişik kesme nedenleri arasında açık bir ayrım yapılmamış olmasıdır. Kanun koyucu, “her ne sebeple olursa olsun” ifadesini kullanarak düzenlemenin kapsamını geniş tutmuştur. Bununla birlikte, aynı fıkrada askerlik yükümlülüğünü yerine getiren veya terhis edilen kişiler bakımından istisna öngörülmüştür.

Dolayısıyla daha önce askerî eğitim kurumundan ayrılan veya belirli bir askerî personel statüsündeyken ilişiği kesilen kişinin sözleşmeli subaylık başvurusu incelenirken öncelikle bu hükmün kapsamına girip girmediği belirlenmelidir.

Kişinin askerlik yükümlülüğünü yerine getirmiş olması ile askerî personel statüsündeyken ilişiğinin kesilmesi aynı hukuki durum değildir. Bu nedenle önceki hizmetin mahiyeti tespit edilmeden 4678 sayılı Kanun’un 4. maddesine dayanılarak bütün başvuruların reddedilmesi doğru bir hukuki değerlendirme olmayacaktır.

4678 Sayılı Kanun’un 8. Maddesi: Sözleşmeli Astsubay Olarak Yeniden İstihdam Yasağı

4678 sayılı Kanun’un 8. maddesinde de sözleşmeli astsubay teminine ilişkin benzer bir düzenleme bulunmaktadır.

İlgili hüküm şöyledir:

“Askeri okullardan ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden her ne sebeple olursa olsun ilişikleri kesilen personel, Türk Silahlı Kuvvetlerine sözleşmeli astsubay olarak alınmaz.”

Maddenin devamında askerlik yükümlülüğünü belirli erbaş ve er statülerinde yerine getirenler bakımından istisna düzenlenmiştir. Ayrıca aynı maddenin birinci fıkrasında, gerekli şartları taşıyan uzman erbaşların sözleşmeli astsubay kaynağı olabileceği kabul edilmiştir.

Bu düzenleme, önceki askerî hizmetin her durumda astsubaylığa geçişi engellemediğini göstermektedir. Nitekim hâlen görev yapan ve mevzuatta aranan şartları taşıyan uzman erbaşların astsubaylık için belirlenen özel kaynaklardan yararlanabilmesi mümkündür. Buna karşılık görevinden ayrılan ve ilişiği kesilen kişinin durumu, önceki statüsü ve başvurduğu temin yöntemi bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

4678 sayılı Kanun’un 4 ve 8. maddeleri birlikte incelendiğinde, yeniden istihdam yasağının yalnızca disiplin cezasıyla meslekten çıkarılan personelle sınırlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, her somut olayda kişinin gerçekten söz konusu yasak kapsamında bulunup bulunmadığının ortaya konulması zorunludur.

3466 Sayılı Uzman Jandarma Kanunu’nun 5. Maddesi

3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu’nun 5. maddesi, daha önce uzman jandarma adayı olarak eğitim gören ve ilişiği kesilen kişilerin yeniden istihdamına ilişkin özel bir düzenleme içermektedir.

Maddenin (c) bendinde, uzman jandarma öğrenimi sırasında yetkili kurullarca başarısız veya disiplinsiz olduğu belirlenen adaylarla, hakkında mahkeme veya sağlık kurulu tarafından uzman jandarma adayı olamayacağına karar verilen kişilerin ilişiklerinin kesileceği düzenlenmiştir.

Aynı maddede şu hükme yer verilmiştir:

“İlişikleri kesilenler subay, astsubay, Uzman Jandarma ve uzman erbaş olarak Silahlı Kuvvetlere alınamazlar.”

Bu hüküm, belirli bir askerî personel adaylığı statüsünün kaybedilmesine bağlanan yeniden istihdam yasağının doğrudan kanun seviyesinde düzenlendiği örneklerden biridir.

Ancak 3466 sayılı Kanun’un 5. maddesi, bütün askerî eğitim kurumlarından ayrılan kişilere uygulanabilecek genel bir hüküm değildir. Düzenlemenin konusu uzman jandarma adaylığı ve bu adaylık statüsüyle ilişiğin kesilmesidir. Dolayısıyla geçmişte uzman erbaş adayı veya sözleşmeli astsubay adayı olarak istihdam edilen bir kişinin durumu, yalnızca bu maddeye dayanılarak değerlendirilemez.

Ayrıca aynı Kanun’un 18. maddesinde, gerekli şartları taşıyan uzman jandarmaların astsubaylığa geçirilmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Böylece uzman jandarma adaylığıyla ilişiğin kesilmesi ile görevdeki uzman jandarmanın meslek içinden astsubaylığa geçmesi farklı hukuki durumlar olarak düzenlenmiştir.

3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 4 ve 15. Maddeleri

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 4. maddesi, uzman erbaşların göreve alınmasına ilişkin temel kanuni hükümleri içermektedir. Maddede, kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaçlarına göre uzman erbaş temininin yapılması ve yönetmelikte belirtilen nitelikleri taşıyan kişilerin başvurabilmesi öngörülmüştür.

Bu nedenle uzman erbaş alımlarında önceki askerî hizmetin başvuruya engel olup olmadığının belirlenmesinde Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin 6. maddesi özel önem taşımaktadır.

Kanunun 15. maddesinde ise uzman erbaşların astsubaylığa geçirilmesine ilişkin ayrı bir sistem oluşturulmuştur. Bu madde uyarınca belirli öğrenim, hizmet süresi, sicil, sınav ve diğer şartları sağlayan uzman erbaşların ihtiyaç kapsamında astsubaylığa geçirilmesi mümkündür.

15.maddede 2 Temmuz 2026 tarihli ve 7588 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler, astsubaylığa geçiş bakımından sicil şartlarını da etkilemiştir. Dolayısıyla görevdeki uzman erbaşların astsubaylığa geçişinde güncel kanun ve yönetmelik koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    Burada esas alınması gereken ayrım, daha önce görev yapmış bir kişinin dış kaynaktan yeniden astsubaylığa başvurması ile görevine devam eden uzman erbaşın mevzuatta öngörülen meslek içi geçiş hakkından yararlanması arasındaki farklılıktır.

    2803 Sayılı Kanun’un 13/A Maddesi

    2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 13/A maddesi, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinin kuruluşunu ve bu kurumlar için personel yetiştirilmesine ilişkin temel esasları düzenlemektedir.

    Söz konusu maddede, Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri ile giriş usul ve esaslarının yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

    Ayrıca Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde 4678 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilecek sözleşmeli subay ve astsubaylar hakkında, muvazzaf subay ve astsubaylar için belirlenmiş esasların uygulanacağı düzenlenmiştir.

    Bu nedenle Jandarma ve Sahil Güvenlik subay ve astsubay teminlerine ilişkin işlemlerde 2803 sayılı Kanun’un 13/A maddesi ile bu maddeye dayanılarak çıkarılan temin yönetmeliklerinin birlikte incelenmesi gerekmektedir.

    Dış Kaynaktan Muvazzaf Subay ve Astsubay Alımlarında Daha Önce İstihdam Edilmemiş Olmak Şartı

    TSK bünyesinde dış kaynaktan muvazzaf subay veya astsubay olmak isteyen adaylar bakımından en önemli yönetmeliklerden biri, 23 Mart 2021 tarihli ve 31432 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Fakülte ve Yüksekokullar Askerî Öğrenci Komutanlığı ve Öğrencileri ile Fakülte ve Yüksekokullardan Yetişen Subaylara ve Astsubaylara İlişkin Yönetmelik’tir.

    Bu Yönetmeliğin 11, 39 ve 40. maddeleri, daha önce istihdam edilmemiş olma şartının dış kaynaktan muvazzaf subay ve astsubay teminindeki hukuki dayanağını oluşturmaktadır.

    Yönetmeliğin 11/1-ç Maddesi

    Yönetmeliğin 11. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde açıkça şu hüküm bulunmaktadır:

    “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında muvazzaf/sözleşmeli subay veya astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya bunların adayı olarak daha önce istihdam edilmemiş olmak.”

    Bu hüküm, önceki askerî hizmetin belirli personel statülerinde gerçekleşmiş olmasını doğrudan başvuru şartı hâline getirmektedir.

    Düzenlemede yalnızca subay, astsubay, uzman jandarma veya uzman erbaş olarak görev yapan kişiler değil, bunların adayı statüsünde daha önce istihdam edilen kişiler de kapsam içine alınmıştır.

    Bu nedenle daha önce uzman erbaş adayı olarak eğitim görmüş bir kişinin, eğitimini tamamlayarak uzman çavuş olarak göreve başlayıp başlamadığından bağımsız biçimde, adaylık statüsünün hukuken kazanılıp kazanılmadığı önem taşımaktadır.

    Ancak kişinin yalnızca uzman erbaş alımına müracaat etmiş veya sınav aşamalarına katılmış olması, tek başına söz konusu hükmün kapsamına girdiğini göstermemektedir. İdarenin, adayın ilgili statüde istihdam edildiğini somut bilgi ve belgelerle ortaya koyması gerekir.

    Yönetmeliğin 39/1-a Maddesi: Muvazzaf Subay Alımları

    Yönetmeliğin 39. maddesi, kendi nam ve hesabına en az dört yıllık yükseköğretim kurumunu bitirenlerden muvazzaf subay olmak için başvuranlarda aranacak nitelikleri düzenlemektedir.

    39.maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde şu hüküm bulunmaktadır:

      “11 inci maddenin birinci fıkrasının (i) ve (l) bentleri hariç belirtilen niteliklere sahip olmak.”

      Böylece Yönetmeliğin 11/1-ç bendinde yer alan daha önce istihdam edilmemiş olma şartı, 39/1-a maddesinin yaptığı atıf nedeniyle dış kaynaktan muvazzaf subay alımlarında da uygulanmaktadır.

      Dolayısıyla lisans mezunu bir kişinin geçmişte uzman erbaş adayı olarak istihdam edilmiş olması nedeniyle muvazzaf subay başvurusunun kabul edilmemesi durumunda, işlemin hukuki dayanağı bakımından 11/1-ç ve 39/1-a maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

      Yönetmeliğin 40/1-a Maddesi: Muvazzaf Astsubay Alımları

      Yönetmeliğin 40. maddesi de kendi nam ve hesabına yükseköğrenimini tamamlayanlardan muvazzaf astsubay olmak için müracaat eden adaylarda aranacak nitelikleri düzenlemektedir. 40.maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde de 11. maddenin birinci fıkrasının (i) ve (l) bentleri dışındaki niteliklerin aranacağı belirtilmiştir.

        Böylece daha önce istihdam edilmemiş olma koşulu dış kaynaktan muvazzaf astsubay temininde de uygulanmaktadır.

        Bu hüküm uyarınca daha önce ilgili kurumlarda uzman erbaş veya uzman erbaş adayı statüsünde istihdam edilmiş kişiler bakımından başvuru engeli gündeme gelebilmektedir. Bununla birlikte, bir adayın geçmişte yalnızca sözleşmeli er veya erbaş olarak görev yapması, aynı hüküm kapsamında uzman erbaş statüsüyle özdeşleştirilmemelidir. Sözleşmeli erbaş ve erler bakımından Yönetmeliğin 11/1-d bendinde ayrıca düzenlenen şart dikkate alınmalıdır.

        Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokullarında İstihdam Şartı

        Daha önce istihdam edilmemiş olma koşulu yalnızca yükseköğretim mezunlarının dış kaynaktan muvazzaf subay veya astsubay temininde uygulanmamaktadır. Millî Savunma Üniversitesi bünyesinde askerî öğrenci olarak eğitim görmek isteyen adaylar bakımından da aynı yönde açık düzenlemeler bulunmaktadır.

        Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları Yönetmeliği’nin 30/1-ç Maddesi

        23 Mart 2021 tarihli ve 31432 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları Yönetmeliği’nin 30. maddesinde harp okullarına giriş şartları düzenlenmiştir.

        Maddenin birinci fıkrasının (ç) bendinde şu hüküm yer almaktadır:

        “Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında ve Sahil Güvenlik Komutanlığında muvazzaf/sözleşmeli subay veya astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya bunların adayı olarak daha önce istihdam edilmemiş olmak.”

        Görüldüğü üzere Yönetmelik, geçmişte ilgili personel statülerinden birinde aday olarak istihdam edilmiş kişileri de kapsamaktadır.

        Bu nedenle harp okuluna başvurmak isteyen kişinin geçmişte askerî eğitim merkezine kabul edilerek uzman erbaş adayı statüsünde eğitim görmesi, ilgili şart yönünden değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

        Millî Savunma Üniversitesi Astsubay Meslek Yüksekokulları Yönetmeliği’nin 30/1-ç Maddesi

        Aynı tarihli Millî Savunma Üniversitesi Astsubay Meslek Yüksekokulları Yönetmeliği’nin 30. maddesinde de benzer bir hüküm bulunmaktadır.

        Maddenin birinci fıkrasının (ç) bendine göre:

        “Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında ve Sahil Güvenlik Komutanlığında muvazzaf/sözleşmeli subay veya astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya bunların adayı olarak daha önce istihdam edilmemiş olmak.”

        Bu düzenleme, astsubay meslek yüksekokullarına öğrenci kabulü bakımından önceki istihdamın açıkça başvuru şartı olarak kabul edildiğini göstermektedir.

        Bununla birlikte, uzman erbaşlıktan astsubay meslek yüksekokuluna geçiş amacıyla mevzuatta ayrıca öngörülen meslek içi kaynak hükümleri saklıdır. Bu nedenle dış kaynaktan öğrenci temini ile 3269 sayılı Kanun kapsamında görevdeki uzman erbaşların astsubaylığa geçirilmesi aynı hukuki rejime tabi değildir.

        Uzman Erbaş Alımlarında Daha Önce Görev Yapmış Olmak Başvuruya Engel midir?

        Uzman erbaş temininde önceki askerî personel statüsüne ilişkin temel düzenleme, 20 Eylül 2005 tarihli ve 25942 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin 6. maddesidir.

        Yönetmeliğin 6. maddesi 15 Nisan 2023 tarihli ve 32164 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle değiştirilmiştir. Bu değişiklik önemlidir. Çünkü önceki metinlerle güncel düzenleme arasında ifade farklılıkları bulunmaktadır.

        Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin 6/1-h Maddesi

        Yönetmeliğin 6. maddesinin (h) bendinde şu hüküm yer almaktadır:

        “Muvazzaf/sözleşmeli subay veya astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya bunların adayı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli iken buralardan ayrılmamış veya çıkarılmamış olmak yahut görev yapmıyor olmak.”

        Hüküm dikkatle incelendiğinde, daha önce istihdam edilmemiş olmak şartından farklı bir ifade tercih edildiği görülmektedir.

        Özellikle “görevli iken buralardan ayrılmamış veya çıkarılmamış olmak yahut görev yapmıyor olmak” ibaresinin anlamı ve kapsamı, uygulamada hukuki tartışmalara neden olabilecek niteliktedir.

        Bu düzenlemenin yorumlanmasında, personelin hâlen görev yapıp yapmadığı, geçmişte hangi statüde bulunduğu, kurumdan hangi nedenle ayrıldığı ve diğer başvuru koşullarını taşıyıp taşımadığı birlikte değerlendirilmelidir.

        İlgili bentte kullanılan ifadeden hareketle geçmişte askerî personel olarak görev yapmış herkesin mutlak biçimde başvuru hakkına sahip olduğu sonucuna varılamayacağı gibi güncel hükmün eski düzenlemelerdeki “daha önce istihdam edilmemiş olmak” ifadesiyle tamamen aynı olduğu da kabul edilemez.

        Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin 6/1-ğ ve 6/1-ı Maddeleri

        Yönetmeliğin 6. maddesinin (ğ) bendinde, askerî okullar ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ve ilgili eğitim komutanlıklarından herhangi bir sebeple çıkmamış veya çıkarılmamış olma şartı düzenlenmektedir.

        Bu hüküm özellikle geçmişte askerî öğrenci olarak bir eğitim kurumuna kabul edilmiş ve daha sonra ayrılmış kişilerin uzman erbaş alımlarına başvurularında önem taşımaktadır.

        Aynı maddenin (ı) bendinde ise şu şart bulunmaktadır:

        “Sözleşmeli erbaş/er yahut bunların adayı iken sözleşmesi kendi kusuru nedeniyle idarece feshedilmemiş olmak.”

        Burada sözleşmeli erbaş ve erler bakımından açıkça kişinin kendi kusuruna dayanan fesih ölçütü benimsenmiştir.

        Dolayısıyla sözleşmeli erlikten kendi isteğiyle ayrılan, sözleşmesini yenilemeyen veya kusuru olmaksızın sözleşmesi feshedilen bir kişinin hukuki durumu, uzman erbaş ya da uzman erbaş adayı olarak görev yaparken ayrılan kişinin durumundan farklıdır.

        Sözleşmeli erbaş ve erler için öngörülen kusura dayalı fesih ölçütünün diğer personel statülerine de doğrudan uygulanması mümkün değildir. Her statünün kendi kanuni ve yönetmelik hükümleri esas alınmalıdır.

        Jandarma Genel Komutanlığı Subay ve Astsubay Alımlarında Önceki İstihdam Şartı

        Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde subay ve astsubay temini bakımından en önemli düzenlemelerden biri, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Eğitim Merkezi Komutanlığı Temin Yönetmeliği’dir.

        Bu Yönetmelikte Subay Eğitim Merkezi (SUEM) ve Astsubay Eğitim Merkezi (ASEM) için farklı başvuru kaynakları belirlenmiştir.

        SUEM Başvurularında Yönetmeliğin 9/1-b/12 Maddesi

        Yönetmeliğin 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (12) numaralı alt bendinde, sivil kaynaktan SUEM’e başvuracak adaylar bakımından geçmiş askerî hizmet ve eğitim kurumlarından ayrılma durumları düzenlenmektedir.

        İlgili hükümde, Sağlık Yönetmeliği nedeniyle ilişiği kesilenler ile belirli koşullarla ASEM’den SUEM’e geçmek isteyenler yönünden istisna öngörülmüş; ayrıca şu koşula yer verilmiştir:

        “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş/er olarak görevli iken ayrılmamış veya çıkarılmamış olmak.”

        Görüldüğü üzere bu düzenlemede, yalnızca daha önce istihdam edilmemiş olma koşulu değil, ilgili kurumlarda görevli iken ayrılma veya çıkarılma durumu esas alınmıştır.

        Bunun yanında askerî okullar, emniyet teşkilatına bağlı okullar ile Jandarma ve Sahil Güvenlik eğitim kurumlarından ayrılma veya çıkarılmaya ilişkin koşullar da aynı alt bentte düzenlenmiştir.

        Dolayısıyla geçmişte Jandarma bünyesinde uzman erbaş adayı olarak eğitim gördükten sonra ayrılan bir kişinin SUEM başvurusunda, yalnızca eski personel statüsünün değil, eğitim aldığı kurumun niteliğinin ve ilişik kesme işleminin de incelenmesi gerekmektedir.

        ASEM Başvurularında Yönetmeliğin 29/2-i Maddesi

        Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Eğitim Merkezi Komutanlığı Temin Yönetmeliği’nin 29. maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendinde, sivil kaynaktan ASEM’e alınacak adayların geçmiş askerî hizmeti ve eğitim kurumlarından ayrılma durumları düzenlenmiştir.

        Hüküm, sağlık mevzuatı nedeniyle ilişiği kesilenler bakımından istisna içermekte; askerî okullardan, emniyet teşkilatına bağlı okullardan ve Jandarma ile Sahil Güvenlik eğitim kurumlarından ayrılma veya çıkarılma durumlarını başvuru şartı olarak ele almaktadır.

        Aynı bentte TSK, Jandarma ve Sahil Güvenlik bünyesinde subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş/er olarak görev yaparken ayrılma veya çıkarılma durumlarına da yer verilmiştir.

        Bu nedenle ASEM başvurusunun reddi durumunda, adayın yalnızca geçmişte bir askerî personel statüsünde bulunup bulunmadığına değil, ilgili statüden hangi işlemle ayrıldığına ve başvurduğu temin türüne bakılmalıdır.

        Özellikle daha önce uzman erbaş eğitimine kabul edilmiş ancak eğitim sürecini tamamlamamış kişilerin durumunda, eğitim kurumundan ayrılma yasağı ile önceki personel statüsünden ayrılmaya ilişkin şartların birbirine karıştırılmaması gerekir.

        ASEM ve SUEM İntibak Eğitiminden Kendi İsteğiyle Ayrılanların Yeniden Başvurması

        Geçmişte askerî eğitim görmüş kişilerin yeniden istihdamına ilişkin uyuşmazlıklarda yalnızca genel giriş koşullarının incelenmesi yeterli değildir. Bazı temin yönetmeliklerinde eğitim sırasında ayrılanların yeniden aynı eğitim merkezine başvurmalarını engelleyen özel hükümler bulunmaktadır.

        SUEM Yönetmeliği’nin 22. Maddesi

        Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Eğitim Merkezi Komutanlığı Temin Yönetmeliği’nin 22. maddesinde, intibak eğitimi döneminde SUEM’den çıkma veya çıkarılma durumları düzenlenmiştir.

        Maddenin ikinci fıkrasında şu hüküm bulunmaktadır:

        “Sağlık Yönetmeliği hükümleri hariç, herhangi bir nedenle SUEM’den ayrılan veya çıkarılan adaylar bir daha SUEM giriş sınavlarına başvuruda bulunamazlar.”

        Bu düzenleme, sağlık mevzuatına ilişkin istisna dışında, daha önce SUEM’den ayrılan kişilerin yeniden SUEM giriş sınavına başvurmalarını engellemektedir.

        Ancak hükmün konusu doğrudan SUEM’e yeniden başvurudur. Dolayısıyla kişinin başka bir personel statüsüne başvuru koşulları değerlendirilirken yalnızca bu hükmün varlığından hareket edilmemeli, başvurulan yeni statünün özel mevzuatı da incelenmelidir.

        ASEM Yönetmeliği’nin 43. Maddesi

        Aynı Yönetmeliğin 43. maddesinde ASEM’den intibak eğitimi sırasında ayrılma veya çıkarılma durumları düzenlenmiştir.

        Maddenin ikinci fıkrası şöyledir:

        “Sağlık hükümleri hariç, ASEM’den ayrılan veya çıkarılan adaylar bir daha ASEM giriş sınavlarına başvuruda bulunamazlar.”

        Bu hüküm, ASEM eğitiminden kendi isteğiyle ayrılan adayların yeniden aynı eğitim merkezine girişleri bakımından açık bir sınırlama içermektedir.

        Ancak ASEM’den ayrılma nedeniyle sonraki bir SUEM, uzman erbaş veya başka personel alımına başvurunun engellenip engellenmeyeceği, ilgili alım türünün ayrıca düzenlenmiş koşullarına göre belirlenmelidir. Bir eğitim kurumuna yeniden başvuru yasağı ile bütün personel teminlerine katılma yasağı hukuken aynı anlama gelmemektedir.

        Jandarma ve Sahil Güvenlik Fakülte ve Meslek Yüksekokullarından Ayrılanların Durumu

        Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Fakülte ve Meslek Yüksekokulları Temin Yönetmeliği’nin 8. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, sağlık mevzuatı nedeniyle ilişiği kesilenler hariç olmak üzere askerî okullardan, emniyet teşkilatına bağlı okullardan ve Jandarma ile Sahil Güvenlik eğitim kurumlarından ayrılmamış veya çıkarılmamış olma şartı bulunmaktadır.

        Bu düzenleme, önceki askerî personel statüsünden çok eğitim kurumundan ayrılma veya çıkarılma durumuna yöneliktir.

        Aynı Yönetmeliğin 21. maddesinde ise intibak eğitimi döneminde çıkma veya çıkarılma durumları düzenlenmiştir.

        1. maddenin ikinci fıkrası uyarınca, intibak eğitimi sırasında ayrılan veya çıkarılan adaylar bir daha fakülte veya meslek yüksekokullarına giriş sınavlarına başvuruda bulunamamaktadır.

        Dolayısıyla adayların geçmiş eğitim süreçleri değerlendirilirken hangi askerî veya kolluk eğitim kurumuna kabul edildikleri, eğitimlerinin hangi hukuki statüde yürütüldüğü ve hangi sebeple sona erdiği belirlenmelidir.

        TSK, Jandarma ve Sahil Güvenlik Personel Temin Kılavuzlarında İstihdam Şartının Uygulanması

        Kanun ve yönetmeliklerde düzenlenen başvuru koşulları, ilgili kurumlar tarafından yayımlanan personel temin kılavuzlarında ayrıntılandırılmaktadır. Ancak kılavuzlarda kullanılan ifadeler her zaman birbirinin aynısı değildir.

        Bazı kılavuzlarda “daha önce istihdam edilmemiş olmak” ifadesine yer verilirken bazılarında “görevli iken ayrılmamış veya çıkarılmamış olmak” şartı kullanılmaktadır. Yine bazı ilanlarda yedek subaylık ve yedek astsubaylık statüleri açıkça belirtilirken bazı düzenlemelerde adaylık statüsü üzerinde durulmaktadır.

        Bu nedenle kılavuzda yer alan ifadenin ilgili yönetmelik ve kanun hükümleriyle karşılaştırılması, başvuru engelinin hukuki dayanağının belirlenmesi açısından önem taşımaktadır.

        2026 Yılı Jandarma Uzman Erbaş Temin Kılavuzunda İstihdam Şartı

        Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 2026 yılı uzman erbaş temini için yayımlanan ve başvuruların 20 Ağustos–3 Eylül 2025 tarihleri arasında yapıldığı kılavuzda önceki istihdam şartına açıkça yer verilmiştir.

        Kılavuzun 5. sayfasındaki giriş koşullarında şu ifade bulunmaktadır:

        “Muvazzaf/sözleşmeli subay veya astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya bunların adayı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli iken buralardan ayrılmamış veya çıkarılmamış olmak yahut görev yapmıyor olmak.”

        Bu ifade, Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin 6/1-h bendindeki düzenlemeyle örtüşmektedir.

        Aynı kılavuzda, yanlış veya eksik beyanda bulunduğu anlaşılan adayların işlemlerinin temin faaliyetinin hangi aşamasında olursa olsun sonlandırılacağı da belirtilmiştir.

        Kılavuzun başlangıcında ise kanun ve yönetmeliklerle farklılık bulunması hâlinde kanun ve yönetmelik hükümlerinin esas alınacağı açıkça ifade edilmektedir.

        Bu açıklama önemlidir. Çünkü personel temin kılavuzları, yürürlükteki üst normlardan bağımsız şekilde uygulanamaz. Başvuru koşulları arasında uyuşmazlık ortaya çıktığında, öncelikle kanun ve yönetmelik hükümleri esas alınmalıdır.

        Sahil Güvenlik Komutanlığı 2025 Yılı Uzman Erbaş Alım İlanı

        31 Temmuz 2025 tarihinde yayımlanan Sahil Güvenlik Komutanlığı uzman erbaş alım ilanında, önceki askerî hizmete ilişkin şart daha farklı şekilde ifade edilmiştir.

        İlanın 10. başvuru koşulunda şu düzenlemeye yer verilmiştir:

        “Askerî öğrencilik ile ilişiği kesilmemiş olmak, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında daha önce subay (yedek subay dâhil), astsubay (yedek astsubay dâhil), uzman jandarma ve uzman erbaş olarak istihdam edilmemiş olmak.”

        Bu ilanda özellikle yedek subay ve yedek astsubay statülerinin de açıkça belirtilmiş olması dikkat çekmektedir.

        Oysa yedek subay veya yedek astsubay olarak askerlik yükümlülüğünü yerine getirmek ile muvazzaf veya sözleşmeli subay yahut astsubay olarak meslek icra etmek birbirinden farklı hukuki statülerdir.

        Bu nedenle yedek subay veya yedek astsubay olarak askerlik hizmetini tamamlayan bir kişinin uzman erbaş alımına başvurusunun yalnızca önceki askerlik statüsü nedeniyle reddedilmesi hâlinde, ilanda belirtilen şartın dayandığı kanun ve yönetmelik hükümleriyle birlikte incelenmesi gerekir.

        Özellikle kanun veya yönetmeliğin kapsamını genişleten bir ilave koşulun yalnızca temin kılavuzunda yer alması durumunda, bu koşulun hukuki dayanağı ve idarenin düzenleme yetkisi yargısal denetime konu edilebilir.

        MSB’nin 2026 Yılı Subay ve Astsubay Temin Duyuruları

        Millî Savunma Bakanlığı tarafından 2026 yılı içerisinde yayımlanan subay ve astsubay temin duyurularında da önceki istihdam şartını taşımayan adayların adaylıklarının sonlandırılabileceği açıklanmıştır.

        Bu duyurularda muvazzaf veya sözleşmeli subay ve astsubaylık, uzman jandarmalık, uzman erbaşlık ve bunların adaylık statüleriyle ilgili koşullara yer verilmiştir.

        Bazı duyurularda sözleşmeli erbaş ve erler bakımından, kendi kusuru olmaksızın sözleşmesi feshedilenler veya kendi isteğiyle ayrılanlara ilişkin ayrıca açıklamalar yapılmıştır.

        Bu durum, personel statülerinin aynı kapsamda değerlendirilmediğini ve daha önce istihdam edilmemiş olma koşulunun ilgili alımın hukuki niteliğine göre değişebildiğini göstermektedir.

        Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temin Yönetmeliği Yürürlükten Kaldırıldı mı?

        Personel teminine ilişkin hukuki araştırmalarda dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biri, eski mevzuat hükümlerinin güncel hukuk kuralı gibi kullanılmamasıdır.

        28 Mayıs 2004 tarihli ve 25475 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temin Yönetmeliği, 1 Ağustos 2024 tarihli ve 32619 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle yürürlükten kaldırılmıştır.

        Dolayısıyla bu Yönetmeliğin 6. maddesi, günümüzde yürürlükte bulunan bir başvuru şartı olarak doğrudan uygulanamaz.

        Bununla birlikte, geçmiş yıllarda gerçekleştirilen alımlarda tesis edilen işlemler bakımından, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuatın değerlendirilmesi gerekebilir.

        Güncel dış kaynaklı muvazzaf astsubay temininde ise özellikle 926 sayılı Kanun ve 23 Mart 2021 tarihli Fakülte ve Yüksekokullardan Yetişen Subaylara ve Astsubaylara İlişkin Yönetmeliğin 11 ve 40. maddeleri incelenmelidir.

        Benzer şekilde Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği’nin 7. maddesinde daha önce yer alan, TSK’da subay, astsubay, uzman jandarma veya uzman erbaş olarak istihdam edilmemiş olma şartına ilişkin (e) bendi de 28 Şubat 2014 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

        Bu nedenle mülga hükümlere dayanılarak gerçekleştirilen güncel başvuru değerlendirmelerinde, işlemin hukuki dayanağının ayrıca sorgulanması gerekir.

        Uzman Erbaş Adayı Olarak Eğitimden Kendi İsteğiyle Ayrılanlar Yeniden Başvuru Yapabilir mi?

        Uygulamada karşılaşılan önemli uyuşmazlıklardan biri, daha önce uzman erbaş adayı olarak kısa süre eğitim gördükten sonra kendi isteğiyle ayrılan kişilerin yeniden subay veya astsubay alımlarına başvurup başvuramayacağıdır.

        Örneğin Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde uzman erbaş adaylığına kabul edilen ve yaklaşık üç ay eğitim gördükten sonra ailevi nedenlerle kendi isteğiyle ayrılan bir kişinin, daha sonraki yıllarda lisans eğitimini tamamlayarak muvazzaf subaylığa başvurmak istediğini düşünelim.

        Bu durumda yalnızca kişinin kendi isteğiyle ayrılmış olması, başvurunun kabul edilmesini zorunlu hâle getirmez. Çünkü dış kaynaktan muvazzaf subay teminine ilişkin Yönetmeliğin 11/1-ç bendinde, daha önce aday olarak istihdam edilmiş olma durumu da açıkça düzenlenmiştir.

        Ancak burada belirlenmesi gereken temel husus, kişinin ilgili mevzuat bakımından gerçekten uzman erbaş adayı olarak istihdam edilmiş sayılıp sayılmayacağıdır.

        Adayın yalnızca sınavları kazanmış olması, sağlık işlemlerini tamamlaması veya eğitime davet edilmesi ile adaylık statüsünün hukuken kazanılması farklı süreçlerdir.

        Bu nedenle kişinin ön sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, eğitim merkezine hangi statüde kabul edildiği, personel kayıtlarının ne zaman oluşturulduğu, varsa statü kazanma işlemi ve ayrılma onayı birlikte incelenmelidir.

        Buna karşılık kişinin önceki statüsü hukuken kazanılmış ve ardından kendi isteğiyle sonlandırılmışsa, uygulanacak yönetmelik hükmünün kapsamına göre başvuru engeli doğabilir.

        Bu değerlendirmede ayrılmanın haklı bir mazerete dayanması, disiplin cezasının bulunmaması veya kişinin daha sonra eğitim seviyesini yükseltmiş olması tek başına mevzuattaki açık bir başvuru engelini ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte, ilgili düzenlemenin uygulanabilirliği, idari işlemin dayanağı ve olayın kendine özgü koşulları yargısal denetime tabi tutulabilir.

        Askerî Eğitimden Ayrılmak ile Askerî Personel Olarak İstihdam Edilmek Aynı Şey midir?

        Askerî eğitim kurumlarından ayrılmak ile askerî personel veya personel adayı olarak istihdam edilmiş olmak farklı hukuki kavramlardır.

        Bir kişi, askerî öğrenci statüsünde eğitim görmüş olabilir. Başka bir kişi ise sözleşmeli subay veya astsubay adayı sıfatıyla ön sözleşme yaparak askerî eğitime alınmış olabilir. Bir diğer kişi, uzman erbaş temini kapsamında eğitim sürecine kabul edilmiş ancak bu süreç sırasında ayrılmış olabilir.

        Bu kişilerin tamamının aynı hukuki statüye sahip olduğu söylenemez.

        Nitekim 4678 sayılı Kanun’un 3. maddesinde sözleşmeli subay ve astsubay adayları, ilgili personel statüsünde yetiştirilmek amacıyla ön sözleşme yapılarak askerî eğitime alınan kişiler olarak tanımlanmaktadır.

        Dolayısıyla kişinin hangi statüde bulunduğunun tespiti, doğrudan kanuni tanımlar ve ilgili temin mevzuatı çerçevesinde yapılmalıdır.

        Bunun yanında bir eğitim kurumuyla ilişiğin kesilmesi, bütün personel alımlarına başvuru hakkının otomatik olarak kaybedildiği anlamına gelmeyebilir. Böyle bir sonucun doğması, başvurulan yeni statünün mevzuatında ilgili geçmişe hukuki sonuç bağlayan bir düzenlemenin bulunmasına bağlıdır.

        Sözleşmeli Erlikten Ayrılanlar Subay, Astsubay veya Uzman Erbaş Olabilir mi?

        Sözleşmeli erbaş ve erler bakımından personel temininde farklı şartlar öngörülmüştür.

        Özellikle 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu, belirli koşullarla sözleşmeli erbaş ve erlerin diğer personel statülerine geçişine imkân tanımaktadır.

        Kanunun 12 Haziran 2024 tarihinde eklenen Ek 5. maddesinde, gerekli koşulları taşıyan sözleşmeli erbaş ve erlerin, ilgili kuvvet veya komutanlık bünyesinde uzman erbaşlığa geçirilmesi düzenlenmiştir. Bu hükümde 2 Temmuz 2026 tarihinde yapılan değişiklikler de bulunmaktadır.

        Diğer taraftan sözleşmeli erbaş ve er adayları yönünden, sözleşmenin idarece feshedilmesi ile kişinin kendi isteğiyle ayrılması farklı hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.

        Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin 6/1-ı bendinde, sözleşmenin kişinin kendi kusuru nedeniyle idarece feshedilmemiş olması şartının aranması bu farklılığın açık örneklerinden biridir.

        Bu nedenle sözleşmeli erlikten kendi isteğiyle ayrılan bir kişinin subay, astsubay veya uzman erbaşlığa başvuru hakkı değerlendirilirken sözleşmenin sona erme şekli, hizmet süresi, başvurulan statü ve ilgili temin kılavuzundaki diğer şartlar birlikte incelenmelidir.

        Personel Temin Kılavuzu Kanun ve Yönetmelikten Daha Ağır Şartlar Getirebilir mi?

        İdarenin personel temininde belirli nitelikler arama ve hizmetin gereklerine uygun adayları seçme konusunda düzenleme ve değerlendirme yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu yetki sınırsız değildir.

        Anayasa’nın 70. maddesinde kamu hizmetlerine girme hakkı güvence altına alınmış ve hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği düzenlenmiştir.

        Bu nedenle kamu personeli alımlarında aranan koşulların, ilgili hizmetin gerekleriyle bağlantılı olması ve hukuki dayanağının bulunması gerekir.

        Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi, 10. maddesindeki eşitlik ilkesi, 70. maddesindeki kamu hizmetlerine girme hakkı ve 125. maddesindeki idarenin yargısal denetimine ilişkin esaslar birlikte değerlendirildiğinde, personel temininde idareye tanınan takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılması gerektiği açıktır.

        Personel temin kılavuzları, kanun ve yönetmeliklerde düzenlenen şartların uygulanmasına ilişkin açıklamalar içerebilir. Bununla birlikte, kılavuz hükümleriyle üst normlarda bulunmayan yeni bir başvuru yasağı oluşturulması veya mevcut yasağın kapsamının hukuki dayanak olmaksızın genişletilmesi, idari işlemin hukuka uygunluğu bakımından tartışma doğurabilir.

        Örneğin yönetmelikte belirli bir personel statüsünde görev yaparken ayrılma veya çıkarılma durumu düzenlenmişken kılavuzda geçmişteki bütün askerî hizmet türlerinin başvuru engeli sayılması hâlinde, iki düzenleme arasındaki farklılığın hukuki gerekçesi ortaya konulmalıdır.

        Aynı şekilde yönetmelikte yedek subaylık statüsü açıkça yasak kapsamında bulunmadığı hâlde kılavuzda yedek subay veya yedek astsubay olarak askerlik hizmetini tamamlamış kişilerin başvurusunun engellenmesi durumunda, bu koşulun dayanağı ayrıca incelenmelidir.

        Bu tür durumlarda temel mesele, idarenin personel seçme yetkisinin bulunup bulunmadığı değil, somut başvuru engelinin hukuken geçerli bir düzenlemeye dayanıp dayanmadığıdır.

        Daha Önce İstihdam Edilmiş Olmak Nedeniyle Başvurusu Reddedilen veya Adaylık(Eğitim) Süreci Sonlandırılan Adaylar Ne Yapabilir?

        Daha önce askerî personel veya askerî personel adayı olarak istihdam edildiği gerekçesiyle subay, astsubay veya uzman erbaş başvurusu reddedilen kişi, öncelikle ret işleminin hangi mevzuat hükmüne dayandırıldığını belirlemelidir.

        Bu kapsamda ilgili kurumdan başvurunun reddedilmesine ilişkin kararın, varsa personel statü kayıtlarının ve işlemin hukuki gerekçesinin temin edilmesi önem taşımaktadır.

        Özellikle geçmişte eğitimden kendi isteğiyle ayrılmış kişiler bakımından, askerî eğitim merkezine kabul işlemi, ön sözleşme, personel statüsünün başlangıç tarihi ve ilişik kesme kararının birlikte incelenmesi gerekir.

        İdarenin kişiyi hangi personel statüsünde değerlendirdiği açıkça ortaya konulmadan yalnızca geçmişte askerî eğitim aldığı gerekçesiyle başvurunun reddedilmesi, bazı somut durumlarda hukuki tartışmaya yol açabilir.

        Başvuru şartlarını taşımadığı gerekçesiyle adaylığı sonlandırılan kişiler, işlemin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorlarsa idari yargı yoluna başvurabilirler.

        İdari işlemin iptali istemiyle açılacak davada, önceki istihdam durumunun doğru tespit edilip edilmediği, ilgili kanun veya yönetmelik hükmünün doğru uygulanıp uygulanmadığı, kılavuzun üst normlara uygunluğu ve işlemin gerekçesi üzerinde durulmalıdır.

        2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca idare mahkemelerinde genel dava açma süresi, özel kanunlarda farklı süre öngörülmedikçe altmış gündür. Ancak somut olayda uygulanacak süre, işlemin tebliğ veya öğrenilme tarihi ve varsa özel düzenlemeler dikkate alınarak belirlenmelidir.

        Adaylığın sona erdirilmesi nedeniyle telafisi güç veya imkânsız zararlar doğabilecekse, 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesi kapsamında yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması da değerlendirilebilir. Bununla birlikte yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için kanunda öngörülen koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

        Bu Yazıda
        Son blog içeriklerini incelediniz mi?

        En son eklenen güncel içeriklerimiz.

        Hapis cezası alan uzman çavuş görevine devam edebilir mi?
        Daha Önce İstihdam Edilmemiş Olmak Şartı: TSK, Jandarma ve Sahil Güvenlik Personel Alımlarında Hukuki Dayanaklar
        Jandarma Temizlik Uyarma Cezası: Kirli Bot, Üniforma, Silah, Araç ve Görev Yeri Temizliği
        1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 131. Maddesi: Askeri Eşyayı Çalma, Zimmete Geçirme ve Mühimmat Suçları
        Yazıyı Paylaş
        Somut dosyanız için hukuki değerlendirme alın.

        Dosyanın niteliği, süreler ve uygulanacak mevzuat somut olay bazında değerlendirilir.

        0%
        Hesaplanıyor...
        Aradığınız içeriği bulamadınız mı?

        Hukuki konunuz farklı bir başlık altında değerlendiriliyor olabilir. Faaliyet alanlarını inceleyebilir veya iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

        WhatsApp Hattı

        Daha hızlı iletişime geçmek ve detaylı bilgi almak için hemen mesaj gönderin.

        +90 551 411 81 81
        HH
        HankaHukuk

        https://hankahukuk.com

        İLGİLİ İÇERİKLER
        Benzer hukuki içerikler.
        YAZI
        17 dk
        Genel
        Hapis cezası alan uzman çavuş görevine devam edebilir mi?

        Hapis cezası alan uzman çavuş, suçun türüne ve mahkemenin verdiği son karara[…]

        Devamını Gör
        YAZI
        27 dk
        Genel
        Jandarma Temizlik Uyarma Cezası: Kirli Bot, Üniforma, Silah, Araç ve Görev Yeri Temizliği

        Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman çavuş, astsubay ve subayların, kendilerine[…]

        Devamını Gör
        YAZI
        23 dk
        Genel
        1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 131. Maddesi: Askeri Eşyayı Çalma, Zimmete Geçirme ve Mühimmat Suçları

        1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 131. maddesi, askerî hizmetin yürütülmesi sırasında kamu[…]

        Devamını Gör