Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman çavuş, astsubay ve subaylar hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarının hukuka uygunluğu, yalnızca personele isnat edilen fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlı değildir. Disiplin soruşturmasını yürüten kişinin hukuken yetkili olması, olayın taraflarıyla ilişkisi, delilleri değerlendirme biçimi ve soruşturma süresince sergilediği tutum da tesis edilecek disiplin cezasının hukuka uygunluğu bakımından önem taşımaktadır. Özellikle soruşturmanın doğrudan şikâyetçi konumundaki amir tarafından yürütülmesi, soruşturmacı ile personel arasında önceden mevcut bir husumetin bulunması veya soruşturmacının henüz deliller toplanmadan personelin suçlu olduğu yönünde kesin kanaat açıklaması, disiplin soruşturmasının tarafsızlığı konusunda ciddi tereddütlere neden olabilmektedir.
Ancak jandarma teşkilatının kendine özgü hiyerarşik yapısı ve 7068 sayılı Kanun’daki özel düzenlemeler dikkate alındığında, soruşturmayı yürüten kişinin olay hakkında önceden bilgi sahibi olması veya disiplin amirinin olay tutanağında imzasının bulunması, her durumda disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu anlamına gelmemektedir. Bu noktada özellikle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 5 Haziran 2024 tarihli, E.2024/9, K.2024/20 sayılı kararı önem taşımaktadır. Söz konusu kararda doğrudan jandarma personeline ilişkin disiplin uyuşmazlıkları değerlendirilmiş ve disiplin amirinin olayın tespitine ilişkin tutanağı imzalamasıyla kişisel olarak olayın tarafı hâline gelmesi arasında hukuken önemli bir ayrım yapılmıştır.
Bu nedenle jandarma disiplin soruşturmacısının tarafsızlığı, yalnızca soruşturmacının kim olduğuna bakılarak değil, görevlendirme yetkisi, personelle ilişkisi, olayın ortaya çıkış biçimi, soruşturmanın yürütülmesi ve disiplin cezasının verilmesi aşamaları birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir. Disiplin soruşturmasının tarafsızlığı, soruşturmacının mutlaka başka birlikten görevlendirilmesini gerektirmediği gibi, aynı birlikte görev yapan herkesin koşulsuz biçimde tarafsız kabul edilebileceği anlamına da gelmemektedir.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun’un 14’üncü maddesi disiplin soruşturmacılarının kimler arasından görevlendirilebileceğini, hangi yetkileri kullanabileceğini ve hangi kişilerin soruşturmacı olarak görevlendirilemeyeceğini düzenlemektedir. Kanunun 15’inci maddesinde ise disiplin amirinin ceza verme yetkisi ve bu yetkinin kullanılmasına ilişkin yasaklılık hâlleri yer almaktadır. Bu hükümler, disiplin hukukunun nesnellik, eşitlik, hukuki güvenlik ve savunma hakkı ilkeleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bu makalede jandarma disiplin soruşturmacısının tarafsızlığı, muhakkik görevlendirilmesinin hukuki şartları, şikâyetçi veya husumetli amirin soruşturma yapması, soruşturmacının değiştirilmesinin istenmesi, tanık beyanlarının değerlendirilmesi, lehe delillerin toplanması ve hukuka aykırı disiplin soruşturmasına karşı kullanılabilecek idari ve yargısal başvuru yolları ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Ayrıca doğrudan 7068 sayılı Kanun’a ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile önceki tarihli Danıştay kararlarının hangi yönlerden birbirinden ayrıldığı açıklanacaktır.
Jandarma Disiplin Soruşturmacısının Tarafsızlığı Nedir?
Disiplin soruşturmacısının tarafsızlığı, hakkında soruşturma yürütülen personelin lehine veya aleyhine önceden belirlenmiş bir sonuca ulaşma amacı taşımaksızın, isnat edilen fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğini hukuka uygun deliller üzerinden araştırmasını ifade etmektedir. Tarafsız soruşturmacı, yalnızca disiplin cezasına dayanak oluşturabilecek delilleri toplamakla yetinmemeli, personelin savunmasını destekleyen veya isnat edilen davranışın gerçekleşmediğini gösterebilecek bilgi ve belgeleri de değerlendirmelidir.
Jandarma teşkilatında disiplin soruşturmalarının hiyerarşik yapı içerisinde yürütülmesi, tarafsızlık yükümlülüğünün önemini ortadan kaldırmamaktadır. Özellikle soruşturmacının personelle daha önce görev ilişkisi bulunması, aynı karakolda çalışması veya rütbe bakımından üst konumda olması, tek başına tarafsızlığın bulunmadığını göstermemektedir. Ancak soruşturmacının personelle kişisel husumet içinde olması, soruşturma konusu olayın doğrudan mağduru bulunması veya soruşturmanın sonucundan kişisel menfaat elde etmesi gibi durumlar farklı değerlendirilmelidir.
Örneğin bir jandarma uzman çavuşun nöbet görevini ihlal ettiği iddiasıyla soruşturma başlatıldığında, aynı birlikte görev yapan bir astsubayın soruşturmacı olarak görevlendirilmesi kural olarak mümkün olabilir. Buna karşılık söz konusu astsubayın daha önce uzman çavuşla ciddi kişisel anlaşmazlık yaşamış olması ve soruşturma öncesinde personelin cezalandırılması gerektiğini açıkça ifade etmesi durumunda, tarafsızlık bakımından somut bir hukuki sorun ortaya çıkabilir.
Bu nedenle disiplin soruşturmacısının tarafsızlığı değerlendirilirken yalnızca görevlendirme yazısının bulunup bulunmadığına değil, soruşturmacının olayla ilişkisine ve soruşturma sırasında gerçekleştirdiği işlemlere de odaklanılmalıdır.
7068 Sayılı Kanun’un 14’üncü Maddesine Göre Disiplin Soruşturmacısı Kimdir?
7068 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin birinci fıkrasına göre disiplin amiri, maiyetindeki personelin disiplinsizlik oluşturabilecek fiilini öğrendiğinde olayın araştırılması gerektiğine karar verirse soruşturmayı bizzat yapabilir veya yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar aracılığıyla yaptırabilir. Bu düzenleme, soruşturma yetkisinin disiplin amiri tarafından doğrudan kullanılabileceğini açıkça öngörmektedir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise disiplin soruşturmacısının hangi personel arasından seçilebileceği düzenlenmiştir. Buna göre hakkında soruşturma yapılacak kişinin üstü konumundaki bir veya birden fazla kişi ya da ilgili kurum müfettişi soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Gerekli görüldüğünde, soruşturma heyetinin başkanı dışında kalan üyeler arasında soruşturulan personelin astı konumunda bulunan kişilerin görevlendirilmesi de mümkündür. Bununla birlikte soruşturmacı olarak görevlendirilebilecek personel bakımından kanunda belirtilen hizmet sınıfı ve kurum şartlarına uyulması zorunludur.
Örneğin hakkında soruşturma yürütülen jandarma uzman çavuşun üstü konumundaki bir astsubayın soruşturmacı olarak görevlendirilmesi, diğer kanuni şartlar da mevcutsa mümkün olabilir. Ancak soruşturmacı heyetinin oluşturulmasında heyet başkanının konumu, diğer üyelerin statüsü ve görevlendirilen kişilerin kanunda sayılan personel arasında bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla soruşturmacının rütbesi veya görev statüsündeki hukuka aykırılık ile soruşturmacının kişisel tarafsızlığının bulunmaması birbirinden farklı meselelerdir. Bir soruşturmacı hiçbir kişisel husumeti bulunmasa bile kanunda aranan görevlendirme şartlarını taşımadığı için hukuka aykırı biçimde görevlendirilmiş olabilir. Bunun tersine, kanuni rütbe ve statü şartlarını taşıyan bir soruşturmacının da kişisel ilişkileri nedeniyle tarafsızlığı tartışmalı hâle gelebilir.
Jandarma Disiplin Soruşturmasını Kim Başlatabilir?
Jandarma personeli hakkında disiplin soruşturmasının başlatılması, 7068 sayılı Kanun’un disiplin amirlerine ilişkin hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Kanunun 13’üncü maddesine göre disiplin amirleri, yetkili oldukları personel hakkında soruşturma açabilir. Üst disiplin amirlerinin de kanunda öngörülen çerçevede soruşturma yapma ve disiplin cezası verme yetkileri bulunmaktadır.
Ancak disiplin soruşturması başlatma yetkisine sahip olmak ile soruşturmayı yürütecek personeli belirlemek aynı işlem değildir. Özellikle soruşturmacı görevlendirilmesi hâlinde bu görevlendirmenin 14’üncü maddede düzenlenen şartlara uygun yapılması gerekir. Disiplin amiri tarafından soruşturmanın bizzat yürütülmesi ile başka bir personelin soruşturmacı olarak görevlendirilmesi arasında kanuni usul yönünden farklılık bulunmaktadır.
Örneğin bir jandarma karakol komutanı, maiyetindeki personelin görev sırasında disiplinsizlik oluşturabilecek davranışını öğrenmiş olabilir. Bu durumda olayın araştırılmasına karar vererek yetkisi kapsamında soruşturma işlemlerini yürütebilir veya kanuni şartları taşıyan bir soruşturmacı görevlendirebilir. Ancak soruşturma konusu olayın doğrudan kendi kişisel menfaatini ilgilendirmesi veya personelle arasında ciddi husumet bulunması durumunda, tarafsızlık meselesi ayrıca gündeme gelebilir.
Bu nedenle soruşturmanın hukuka uygunluğu incelenirken ilk olarak soruşturma açma yetkisinin bulunup bulunmadığı, ardından soruşturmayı fiilen yürüten kişinin kanuni şartları taşıyıp taşımadığı ve son olarak tarafsızlığın somut olayda zedelenip zedelenmediği araştırılmalıdır.
Jandarma Disiplin Soruşturmacısı Hangi Durumlarda Görevlendirilemez?
7068 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında disiplin soruşturmacıları bakımından açık bir görevlendirme yasağı bulunmaktadır. Buna göre boşanmış olsalar dahi eşler ile ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımları hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarında ilgili kişiler soruşturmacı olarak görevlendirilemez.
Bu düzenleme, tarafsızlığı korumaya yönelik özel ve doğrudan uygulanabilir bir yasaklılık hâlidir. Kanun koyucu, belirli derecedeki aile ilişkilerinin tarafsızlık bakımından taşıdığı riski somut olayda ayrıca husumet veya menfaat araştırılması gerekmeksizin değerlendirmiştir. Dolayısıyla bu kapsamda bulunan bir kişinin soruşturmacı olarak görevlendirilmesi, yalnızca fiilen taraflı davrandığının ispatlanması hâlinde değil, kanuni yasaklılık nedeniyle de hukuki sorun oluşturur.
Örneğin hakkında soruşturma yapılan jandarma personelinin ikinci derece kan hısmı olan bir kişinin soruşturmacı yapılması, tarafların birbirleriyle iyi ilişkilerinin bulunmasına rağmen kanuni görevlendirme yasağı kapsamında değerlendirilmelidir. Aynı şekilde boşanmış eş bakımından da hüküm uygulanmaktadır.
Bunun yanında 7068 sayılı Kanun’un 15’inci maddesinin üçüncü fıkrasında disiplin amirlerinin eşleri ve ikinci dereceye kadar kan veya kayın hısımları olan personel hakkında disiplin amirliği yetkilerini kullanamayacağı düzenlenmiştir. Bu hâllerde yetki, üst konumdaki disiplin amiri tarafından kullanılmaktadır. Soruşturmacının yasaklılığı ile disiplin amirinin yetki kullanma yasağı farklı hükümlerde düzenlenmiş olsa da her ikisi de tarafsız ve hukuka uygun bir disiplin süreci yürütülmesini amaçlamaktadır.
Şikâyetçi Amir Disiplin Soruşturmacısı Olabilir mi?
Jandarma disiplin soruşturmalarında en fazla tartışılan konulardan biri, soruşturmaya neden olan şikâyeti yapan amirin aynı zamanda soruşturmayı yürütmesi veya disiplin cezası vermesidir. Ancak bu sorunun tek ve bütün olaylar için geçerli bir cevabı bulunmamaktadır. Öncelikle amirin yalnızca disiplinsizlik şüphesini ilgili makama bildiren kişi mi olduğu, yoksa soruşturmaya konu davranışın doğrudan mağduru veya tarafı mı bulunduğu belirlenmelidir.
Örneğin bir jandarma astsubayı, maiyetindeki uzman çavuşun görev çizelgesine uymadığını tespit ederek disiplin amirine bildirmiş olabilir. Bu durumda astsubayın olayı bildirmiş olması, kendisinin mutlaka kişisel husumetle hareket ettiği anlamına gelmez. Buna karşılık uzman çavuşun doğrudan astsubaya yönelik tehdit, hakaret veya başka bir kişisel davranış gerçekleştirdiği ileri sürülüyorsa, şikâyetçi astsubayın soruşturmacı olarak görevlendirilmesi tarafsızlık bakımından daha ciddi sorunlar doğurabilir.
Bu ayrımın temelinde, olayın öğrenilmesi ile olayın kişisel tarafı olunması arasındaki fark bulunmaktadır. Disiplin amirinin görev gereği disiplinsizliği tespit etmesi, kanunda öngörülen yetkilerinin kullanılmasının doğal bir sonucu olabilir. Buna karşılık kişisel anlaşmazlığın doğrudan tarafı olan kişinin aynı olayın soruşturulmasında belirleyici rol üstlenmesi, delillerin objektif değerlendirilmesi konusunda tereddüt yaratabilir.
Bu nedenle şikâyetçi amirin görevlendirilmesinin hukuka aykırılığı ileri sürülürken yalnızca şikâyet dilekçesinin varlığına dayanılmamalıdır. Şikâyetin konusu, amirin olaydan kişisel olarak etkilenip etkilenmediği ve soruşturma sürecindeki davranışları somut biçimde ortaya konulmalıdır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2024 Tarihli Emsal Kararı
Jandarma disiplin soruşturmacısının tarafsızlığı ve disiplin amirinin olay tutanağındaki konumu bakımından doğrudan ilgili önemli karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05.06.2024 tarihli, E.2024/9, K.2024/20 sayılı kararıdır.
Kararın önemi, yalnızca tarafsızlık ilkesine ilişkin genel açıklamalar içermesinden kaynaklanmamaktadır. Danıştay, 7068 sayılı Kanun’a tabi jandarma personeli hakkında verilen disiplin cezalarında farklı bölge idare mahkemeleri arasında ortaya çıkan görüş ayrılığını incelemiş ve hangi durumda disiplin amirinin tarafsızlığının zedelendiğinin kabul edilebileceğine ilişkin bir değerlendirme yapmıştır.
Uyuşmazlığa konu kararlardan birinde, jandarma uzman çavuş hakkında görevli bulunduğu il sınırları dışına izinsiz çıktığı gerekçesiyle aylıktan kesme cezası verilmiştir. Disiplinsizliğe ilişkin tespit tutanağında disiplin amirinin de imzası bulunduğu, sonrasında soruşturma yürütüldüğü ve aynı disiplin amirinin ceza verdiği anlaşılmıştır.
Diğer uyuşmazlıkta ise jandarma uzman onbaşı hakkında nöbet görevi sırasında gerekli teçhizatı kullanmadığı gerekçesiyle disiplin cezası uygulanmıştır. Olayın tespitine ilişkin tutanakta imzası bulunan disiplin amirinin sonradan ceza vermesi, soruşturmanın tarafsızlığı bakımından tartışma konusu olmuştur.
Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi, tutanakta imzası bulunan disiplin amirinin aynı olay nedeniyle ceza vermesinin hukuka uygunluğu konusunda farklı sonuçlara ulaşmıştır. Bunun üzerine uyuşmazlık, bölge idare mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi amacıyla Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna taşınmıştır.
Danıştay, 7068 sayılı Kanun’un 13, 14 ve 15’inci maddelerini birlikte değerlendirerek disiplin amirinin maiyetindeki personelin disiplinsizliğini bizzat öğrenmesinin mümkün olduğunu belirtmiştir. Kanunun, disiplin amirine olayı doğrudan soruşturma ve yetkisi kapsamında ceza verme imkânı tanıdığına dikkat çekilmiştir.
Bu çerçevede Kurul, disiplin amirinin disiplinsizlik fiilinin tespitine ilişkin tutanakta yalnızca imzasının bulunmasının ve daha sonra aynı fiilden disiplin cezası vermesinin, kural olarak disiplin cezasını doğrudan hukuka aykırı hâle getirmeyeceğine oyçokluğuyla kesin olarak karar vermiştir.
Ancak kararın yalnızca bu sonuçtan ibaret olmadığı özellikle vurgulanmalıdır. Danıştay, disiplin amirinin olayla kişisel ilişkisinin bulunması, maddi veya ailevi menfaatinin söz konusu olması, personelle husumet yaşaması ya da olayın doğrudan tarafı hâline gelmesi gibi durumların tarafsızlığı zedeleyebileceğini de açıkça değerlendirmiştir.
Dolayısıyla 2024 tarihli karar, disiplin amirinin bütün koşullarda tarafsız kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kararın ortaya koyduğu temel ayrım, yalnızca tutanağa imza atılması ile tarafsızlığı somut olarak zedeleyen kişisel ilişki veya menfaatin bulunması arasındadır.
Danıştay 2024 Kararına Göre Tutanakta İmzası Olan Amir Ceza Verebilir mi?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2024 tarihli kararına göre, disiplin amirinin disiplinsizlik fiilini tespit eden tutanakta imzasının bulunması, tek başına ceza verme yetkisini ortadan kaldırmamaktadır. Bunun nedeni, 7068 sayılı Kanun’un disiplin amirine maiyetindeki personelin davranışlarını denetleme, disiplinsizlikleri öğrenme ve soruşturma yürütme konusunda açık yetkiler tanımasıdır.
Ancak bu sonuç, tutanakta imzası bulunan amirin tarafsızlığının hiçbir şekilde tartışılamayacağı anlamına gelmemektedir. Örneğin disiplin amirinin personelle daha önce kişisel husumet yaşaması, soruşturma sonucunda kişisel menfaat elde etmesi veya isnat edilen olayın doğrudan mağduru olması hâlinde, tarafsızlık bakımından ayrı inceleme yapılmalıdır.
Bu nedenle jandarma uzman çavuş hakkında açılacak iptal davasında yalnızca “Disiplin amirinin tutanakta imzası bulunmaktadır” şeklindeki iddia, 2024 tarihli Danıştay kararı karşısında tek başına yeterli hukuki gerekçe olmayabilir. Buna karşılık tutanağın içeriğinde personelin cezalandırılması gerektiğine ilişkin önceden belirlenmiş kanaat bulunması, amirin olayın kişisel tarafı olması veya soruşturma sürecinde lehe delillerin bilinçli biçimde dışlanması gibi olgular tarafsızlık iddiasını güçlendirebilir.
Özellikle disiplin amirinin fiili tespit etmesiyle, isnat edilen davranışın bizzat kendisine yöneltilmiş olması arasındaki fark gözetilmelidir. Sırf görev gereği yapılan tespit nedeniyle tarafsızlığın bulunmadığı sonucuna ulaşılması doğru olmadığı gibi, ciddi kişisel husumetin yalnızca amirlik yetkisine dayanılarak önemsiz kabul edilmesi de hukuken isabetli değildir.
Danıştayın 2024 Tarihli Kararında Karşı Oy Ne Anlama Gelmektedir?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E.2024/9, K.2024/20 sayılı kararında iki üye, çoğunluğun değerlendirmesine katılmamıştır. Karşı oy gerekçesinde disiplin soruşturmasının objektif ve tarafsız kişiler tarafından yürütülmesinin önemine vurgu yapılmış, olayın tespitine ilişkin tutanakta imzası bulunan disiplin amirinin aynı olay hakkında ceza vermesinin tarafsızlık ilkesine aykırılık oluşturduğu savunulmuştur.
Bu görüş, disiplin hukukunda soruşturma ve cezalandırma süreçlerinin birbirinden mümkün olduğunca ayrılmasının hukuki güvence sağlayacağı düşüncesine dayanmaktadır. Özellikle olayın tarafı olan kişinin hem delillerin değerlendirilmesinde hem de ceza kararında belirleyici konumda bulunmasının objektiflik konusunda tereddüt yaratabileceği ileri sürülmüştür.
Ancak karşı oy, kararın bağlayıcı sonucu değildir. Kurul çoğunluğu, tutanakta imza bulunmasının tek başına hukuka aykırılık oluşturmadığı yönünde karar vermiştir.
Bu nedenle hukuki bir makalede veya dava dilekçesinde karşı oy gerekçesinden yararlanılması mümkün olmakla birlikte, çoğunluk kararının aksi yönde bulunduğu açıkça belirtilmelidir. Özellikle 2024 tarihli kararın karşı oyunu mevcut yargısal sonuç gibi göstermek, disiplin hukukunun güncel durumunu yanlış aktarmak anlamına gelecektir.
Danıştayın 2010 Tarihli Tarafsız Muhakkik Kararı Günümüzde Uygulanabilir mi?
Disiplin hukukunda soruşturmacının tarafsızlığı bakımından sıkça başvurulan kararlardan biri, Danıştay 12. Dairesinin 23.03.2010 tarihli, E.2007/1731, K.2010/1647 sayılı kararıdır.
Karara konu olayda bir öğretmen hakkında okul müdürü tarafından disiplin soruşturması yürütülmüş ve aynı okul müdürü soruşturma sonucunda aylıktan kesme cezası vermiştir. Danıştay, disiplin soruşturmasını yapan kişi ile ceza veren disiplin amirinin aynı kişi olmasının objektiflik ve tarafsızlık ilkeleriyle bağdaşmadığı yönünde değerlendirme yapmıştır.
Bu karar, disiplin hukukunun genel ilkeleri bakımından önem taşımaktadır. Ancak doğrudan 7068 sayılı Kanun kapsamında jandarma personeline ilişkin verilmemiştir. Kararın tarihi ve uygulandığı personel rejimi de güncel 7068 sayılı Kanun’dan farklıdır.
Nitekim 7068 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi, disiplin amirinin soruşturmayı bizzat yapabileceğini açıkça düzenlemektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2024 tarihli kararı da bu özel hükmü esas alarak jandarma personeli bakımından daha farklı bir sonuca ulaşmıştır.
Dolayısıyla 2010 tarihli kararın, günümüzde 7068 sayılı Kanun’a tabi bütün jandarma personeline aynı şekilde uygulanacağı kabul edilmemelidir. Eski tarihli kararlar, tarafsızlık ilkesinin genel gelişimini göstermek bakımından yararlı olmakla birlikte güncel uyuşmazlıklarda öncelikle uygulanabilir özel kanun hükümleri ve doğrudan ilgili yeni tarihli Danıştay kararı değerlendirilmelidir.
Jandarma Disiplin Soruşturmacısı ile Personel Arasında Husumet Bulunması
Jandarma disiplin soruşturmasında tarafsızlık iddiasını güçlendiren en önemli durumlardan biri, soruşturmacı ile personel arasında önceden mevcut kişisel husumetin bulunmasıdır. Ancak hukuken husumet iddiasının soyut bir değerlendirmeden ibaret olmaması gerekir. Soruşturmanın tarafsızlığını etkileyebilecek nitelikteki kişisel anlaşmazlığın olaylar, belgeler veya diğer delillerle açıklanması önemlidir.
Örneğin bir jandarma uzman çavuş, daha önce amiri hakkında resmî şikâyette bulunmuş ve bu şikâyet nedeniyle taraflar arasında ciddi uyuşmazlık yaşanmış olabilir. Daha sonra aynı amirin uzman çavuş hakkında açılan disiplin soruşturmasını bizzat yürütmesi veya soruşturmacı olarak görevlendirilmesi, olayın bütün koşulları içerisinde tarafsızlık bakımından değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte personelin geçmişte amiri hakkında şikâyet dilekçesi vermiş olması, tek başına her durumda soruşturmacının tarafsız olmadığını göstermez. Şikâyetin konusu, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve soruşturmacının somut davranışları araştırılmalıdır.
Özellikle soruşturmacının soruşturma başlamadan önce personelin cezalandırılacağını söylediğine, lehe tanıkların dinlenmesini engellediğine veya kişisel anlaşmazlığı nedeniyle farklı muamele gerçekleştirdiğine ilişkin deliller bulunması, tarafsızlık itirazı bakımından önem taşıyabilir.
Bu nedenle savunmada yalnızca “Soruşturmacıyla aramızda husumet vardır” ifadesiyle yetinilmemeli; husumetin hangi olaylardan kaynaklandığı ve soruşturmayı hangi yönlerden etkilediği somut biçimde açıklanmalıdır.
Hakkında Şikâyet Bulunan Astsubay Disiplin Soruşturmacısı Yapılabilir mi?
Jandarma uzman çavuşun daha önce hakkında şikâyette bulunduğu astsubayın sonradan kendisi hakkında soruşturmacı olarak görevlendirilmesi, tarafsızlık bakımından hassas bir durumdur. Ancak yalnızca önceki şikâyetin varlığına dayanılarak bu görevlendirmenin her koşulda hukuka aykırı olduğu söylenemez.
Örneğin uzman çavuş, astsubayın görev dağılımını adil yapmadığı gerekçesiyle başvuruda bulunmuş olabilir. Daha sonra uzman çavuş hakkında başka bir konuda disiplin soruşturması açılmış ve aynı astsubay soruşturmacı yapılmışsa, önceki uyuşmazlığın soruşturmanın tarafsızlığını etkileyip etkilemediği araştırılmalıdır.
Özellikle şikâyet nedeniyle taraflar arasında ciddi kişisel çekişme meydana gelmiş olması, soruşturmacının önceden kesin olumsuz kanaat açıklaması veya soruşturma sırasında taraflı davranışlar sergilemesi hâlinde tarafsızlık itirazı daha güçlü hukuki temele dayanabilir.
Buna karşılık ilgili astsubayın yalnızca önceki başvurudan haberdar olması veya başvuruya konu işlemi görev gereği gerçekleştirmiş olması, tek başına soruşturmacı olamayacağı anlamına gelmez.
Bu nedenle disiplin soruşturmacısının değiştirilmesi talep edilirken önceki şikâyetin içeriği, sonrasındaki olaylar ve mevcut soruşturmayla bağlantısı birlikte değerlendirilmelidir.
Jandarma Disiplin Soruşturmacısının Olayın Tanığı Olması
Disiplin soruşturmacısının olayın tanığı olması da tarafsızlık tartışmasına neden olabilecek durumlardan biridir. Ancak bu konuda mutlak ve bütün olaylara uygulanabilecek bir sonuca ulaşılması doğru değildir. Özellikle 7068 sayılı Kanun’un disiplin amirinin olayı bizzat öğrenmesine ve belirli şartlarda soruşturma yapmasına izin verdiği dikkate alınmalıdır.
Örneğin bir jandarma astsubayı, uzman çavuşun nöbet sırasında belirli kurala aykırı davrandığını doğrudan görmüş olabilir. Astsubayın olayı görmesi ve tutanak düzenlemesi, tek başına kişisel husumetle hareket ettiğini göstermez.
Buna karşılık soruşturmacı olarak görevlendirilen kişinin olayın tek tanığı olması ve olay hakkında önceden kesin kanaat açıklaması durumunda, soruşturmanın objektif biçimde yürütülüp yürütülmediği ayrıca araştırılmalıdır.
Özellikle soruşturmacının kendi anlatımını tek doğru kabul ederek başka tanıkları dinlememesi, lehe kayıtları incelememesi veya personelin açıklamalarını gerekçesiz biçimde dışlaması, tarafsızlık ve soruşturmanın yeterliliği bakımından önem taşır.
Bu nedenle olayın tanığı olma ile kişisel menfaat veya husumet nedeniyle taraflı davranma birbirinden ayrılmalıdır. Esas olarak soruşturmanın nasıl yürütüldüğü ve bütün delillerin adil biçimde değerlendirilip değerlendirilmediği incelenmelidir.
Muhakkikin Soruşturma Başlamadan Önce Suçlu Olduğunu Söylemesi
Disiplin soruşturmacısının henüz tanıklar dinlenmeden ve belgeler toplanmadan personelin suçlu olduğu yönünde kesin açıklamalarda bulunması, tarafsızlık bakımından ciddi sorun oluşturabilir. Çünkü disiplin soruşturmasının amacı önceden belirlenmiş bir cezayı haklı göstermek değil, isnat edilen davranışın gerçekleşip gerçekleşmediğini ortaya koymaktır.
Örneğin bir soruşturmacının personel hakkında soruşturma başlamadan önce meslekten çıkarılması gerektiğini söylediği ve ardından aynı personel hakkında soruşturma yürüttüğü ileri sürülebilir. Bu durumda açıklamanın gerçekliği, ne zaman yapıldığı ve soruşturma sürecine etkisi araştırılmalıdır.
Buna karşılık soruşturmacının delilleri topladıktan sonra belirli hukuki kanaate ulaşması, soruşturma görevinin doğal sonucudur. Önemli olan kanaatin soruşturma işlemleri tamamlanmadan kesinleştirilmesi ve lehe delillerin bu nedenle değerlendirme dışında bırakılmasıdır.
Özellikle soruşturmacının tanık ifadelerini yönlendirmesi, personelin sunduğu belgeleri almaması veya henüz değerlendirme yapmadan disiplin cezasının kesinleştiği yönünde açıklamada bulunması, objektiflik ilkesinin ihlali iddiasını güçlendirebilir.
Jandarma Disiplin Soruşturmasında Lehe Delillerin Toplanmaması
Disiplin soruşturmasının tarafsız yürütülmesi, yalnızca soruşturmacının personelle kişisel husumetinin bulunmamasından ibaret değildir. Soruşturmanın içeriği ve delillerin değerlendirilme biçimi de önemlidir. Özellikle personelin lehine olabilecek belgelerin araştırılmaması, bazı tanıkların gerekçesiz biçimde dinlenmemesi veya mevcut kayıtların yalnızca aleyhe olan bölümlerinin esas alınması, soruşturmanın nesnelliği bakımından hukuki tartışma doğurabilir.
Örneğin hakkında nöbet görevini ihlal ettiği iddiasıyla soruşturma yürütülen jandarma uzman çavuşun, olay tarihinde farklı bir göreve gönderildiğini gösteren emir ve görev çizelgesinin bulunduğunu ileri sürdüğü düşünülebilir. Soruşturmacının bu belgeleri incelemeden yalnızca şikâyetçi amirin tutanağına dayanması, maddi olayın yeterince araştırılmadığı iddiasına neden olabilir.
Benzer şekilde personele isnat edilen sözleri duyan birden fazla tanık bulunmasına rağmen yalnızca aleyhe beyanda bulunan kişilerin ifadelerinin alınması, soruşturmanın eksik yürütüldüğü yönünde değerlendirilebilir.
Bununla birlikte personelin talep ettiği her tanığın mutlaka dinlenmesi veya her belgenin sınırsız biçimde araştırılması gerektiği söylenemez. Önemli olan uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili ve etkili delillerin, neden kabul edildiği veya neden değerlendirme dışında bırakıldığı açıklanarak ele alınmasıdır.
Jandarma Disiplin Soruşturmasında Tanık Beyanlarının Tarafsızlığı
Jandarma disiplin soruşturmalarında tanık beyanları, özellikle olayın yazılı veya teknik delillerle bütünüyle ortaya konulamadığı durumlarda önemli rol oynayabilir. Ancak tanığın amir, ast veya aynı birlikte görev yapan personel olması, beyanın otomatik olarak doğru ya da yanlış kabul edilmesini gerektirmez. Tanığın olayı doğrudan görüp görmediği, anlatımının hangi gözleme dayandığı ve diğer delillerle uyumlu olup olmadığı önem taşımaktadır.
Örneğin bir jandarma uzman çavuş hakkında amirine saygısızlık yaptığı iddiasıyla soruşturma yürütüldüğünde, yalnızca olayın tarafı olan amirin beyanıyla yetinilmesi bazı durumlarda yeterli olmayabilir. Özellikle konuşmanın gerçekleştiği ortamda başka personelin bulunması hâlinde bu kişilerin anlatımları da önem taşıyabilir.
Buna karşılık soruşturmacının bütün tanık ifadelerini değerlendirdiği, çelişkileri giderdiği ve gerekçeli kanaat oluşturduğu bir olayda, personelin yalnızca tanıkların amirle aynı birlikte çalıştığını belirtmesi, beyanların geçersiz kabul edilmesi için yeterli olmayabilir.
Bu nedenle tanık beyanlarına yönelik itirazlarda tanıkların kişisel ilişkileri kadar ifadeler arasındaki çelişkiler, olayın zaman ve yer bakımından anlatımı ve diğer delillerle bağlantısı da ortaya konulmalıdır.
Soruşturmacının Rütbesi ve Görev Statüsü Neden Önemlidir?
7068 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde disiplin soruşturmacısının kimler arasından görevlendirilebileceği düzenlendiğinden, soruşturmacının rütbesi ve görev statüsü hukuki önem taşımaktadır. Ancak burada soruşturmacı olarak tek kişinin görevlendirilmesiyle soruşturma heyeti oluşturulması arasındaki farklılık dikkate alınmalıdır.
Örneğin hakkında soruşturma yapılan jandarma astsubayının üstü konumunda bulunmayan bir personelin tek başına soruşturmacı olarak görevlendirilmesi, kanuni şartlar bakımından sorun oluşturabilir. Bununla birlikte soruşturma heyeti oluşturulmuşsa başkan dışında ast konumunda heyet üyelerinin görevlendirilebilmesine ilişkin özel istisna bulunmaktadır.
Bu nedenle soruşturmacının rütbesinin düşük olduğunu ileri sürmek, heyetin bütün yapısı ve ilgili kanuni düzenleme incelenmeden kesin sonuca ulaştırmayabilir. Özellikle heyet başkanının statüsü, görevlendirme yazısının içeriği ve üyelerin hangi kurum personeli olduğu birlikte değerlendirilmelidir.
Bunun yanında soruşturmacının kanunda belirtilen personel grubuna dâhil olması da gerekmektedir. Yetkili disiplin amirinin herhangi bir kamu görevlisini, kanundaki sınırlamaları göz ardı ederek disiplin soruşturmacısı olarak görevlendirmesi mümkün değildir.
Soruşturmacı Görevlendirme Yazısında Neler Bulunmalıdır?
Jandarma disiplin soruşturmasında görevlendirme yazısı, soruşturmanın kapsamının ve soruşturmacının yetkisinin belirlenmesi bakımından önemlidir. Özellikle görevlendirmenin hangi olay veya fiille bağlantılı yapıldığı, hangi personeli kapsadığı ve görevlendirilen kişilerin kimler olduğu açık biçimde anlaşılabilmelidir.
Örneğin bir jandarma uzman çavuş hakkında belirli tarihte meydana gelen nöbet ihlali iddiasıyla soruşturma açılmış olabilir. Soruşturmacının bu olayı araştırmakla görevlendirildiği anlaşılırken, soruşturma sırasında bambaşka tarih ve olaylara ilişkin bağımsız fiiller ortaya çıkabilir.
Bu durumda soruşturmanın kapsamının genişletilmesi gerekip gerekmediği, ortaya çıkan yeni fiillerin aynı soruşturmanın konusu olup olmadığı ve yetkili disiplin amirinin bu gelişmelerden nasıl haberdar edildiği değerlendirilmelidir.
Özellikle görevlendirme yazısının belirsiz olması, soruşturmacının kendisine verilen yetkinin sınırlarını aşması veya farklı personel hakkında soruşturma işlemlerini herhangi bir hukuki görevlendirme olmaksızın yürütmesi, işlemin hukuka uygunluğu bakımından tartışma oluşturabilir.
Ancak görevlendirme yazısındaki her şekli eksikliğin disiplin cezasını otomatik olarak geçersiz kılacağı söylenemez. Eksikliğin niteliği, kanuni usule etkisi ve somut soruşturma işlemleri birlikte değerlendirilmelidir.
Jandarma Disiplin Soruşturmacısının Değiştirilmesi İstenebilir mi?
Hakkında disiplin soruşturması yürütülen jandarma personeli, soruşturmacının tarafsızlığını zedeleyen somut durumlar bulunduğunu düşünüyorsa yetkili makama başvurarak bu hususların değerlendirilmesini ve gerekli görülmesi hâlinde soruşturmacının değiştirilmesini isteyebilir.
Ancak bu başvuru, ceza muhakemesinde hâkimin reddine ilişkin düzenlemelerle aynı usule tabi bir başvuru olarak değerlendirilmemelidir. 7068 sayılı Kanun kapsamında soruşturmacının değiştirilmesi talebi, öncelikle görevlendirme yetkisi bulunan makamın ve ilgili özel hükümlerin değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Örneğin personel, soruşturmacının daha önce kendisi hakkında kişisel tehditlerde bulunduğunu, soruşturma konusu olayın doğrudan mağduru olduğunu veya yakın akrabalık nedeniyle kanuni yasaklılık kapsamında bulunduğunu belirtebilir. Böyle bir talepte yalnızca tarafsızlığın bulunmadığı iddia edilmemeli, bu sonuca neden olan olay ve belgeler açıklanmalıdır.
Özellikle soruşturmacının görevlendirme yasağı kapsamında bulunması gibi açık hukuki nedenlerle, kişisel husumet veya taraflı davranış iddiaları aynı şekilde değerlendirilmemelidir. İlk durumda kanunda doğrudan öngörülen yasak söz konusu olabilirken ikinci durumda somut olayın bütün koşullarına göre tarafsızlık incelemesi yapılması gerekir.
Bu nedenle soruşturmacının değiştirilmesi talebi, hem hukuki dayanağı hem de delilleri açıklanmış bir başvuruyla ileri sürülmelidir.
Soruşturmacının Değiştirilmesi Talebi Reddedilirse Ne Yapılabilir?
Jandarma personelinin soruşturmacının tarafsız olmadığı yönündeki başvurusunun reddedilmesi, tarafsızlık itirazının artık hiçbir şekilde ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez. Disiplin soruşturmasının devamında ortaya çıkan usul eksiklikleri, savunma aşamasında ve sonradan verilen disiplin cezasına karşı yapılacak hukuki başvurularda değerlendirilebilir.
Örneğin personelin husumet iddiasına ilişkin belgeleri görevlendirmeyi yapan disiplin amirine sunduğu, ancak soruşturmacının değiştirilmediği bir olayda soruşturma süresince gerçekleşen işlemler önem taşır. Soruşturmacının yalnızca aleyhe tanıkları dinlemesi, personelin sunduğu kayıtları değerlendirmemesi veya henüz soruşturma tamamlanmadan cezalandırma yönünde açıklamalar yapması gibi durumlar, tarafsızlık iddiasının daha somut biçimde ortaya konulmasına yardımcı olabilir.
Ancak soruşturmacının değiştirilmemesi her olayda otomatik iptal nedeni değildir. Özellikle Danıştayın 2024 tarihli kararı karşısında tarafsızlığı zedelediği ileri sürülen davranışların ayrıntılı şekilde açıklanması gerekir.
Bu nedenle personelin itirazını yalnızca soruşturmacının kimliğine dayandırmak yerine, soruşturmanın hangi işlemlerinde hukuka aykırılık meydana geldiğini ve bu durumun disiplin kararını nasıl etkilediğini ortaya koyması önemlidir.
Tarafsız Olmayan Muhakkikin Hazırladığı Rapor Geçerli midir?
Disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan raporun hukuki değeri, soruşturmacının kanuni yetkisi, yürütülen işlemlerin hukuka uygunluğu ve delillerin yeterliliğiyle birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle soruşturmacının açık görevlendirme yasağı kapsamında bulunması veya ciddi tarafsızlık sorunu bulunmasına rağmen soruşturmayı yürütmesi, rapora dayalı disiplin işlemini hukuken tartışmalı hâle getirebilir.
Ancak her tarafsızlık itirazının kabul edilmesi gerektiği yönünde genel bir kural bulunmamaktadır. Örneğin personelin soruşturmacıyla daha önce görev konusunda görüş ayrılığı yaşamış olması, bu görüş ayrılığının mutlaka kişisel husumete dönüştüğünü veya soruşturmayı etkilediğini göstermeyebilir.
Buna karşılık soruşturmacının şahsi menfaatinin bulunması, doğrudan mağdur olması veya soruşturma öncesinde personelin cezalandırılacağına ilişkin açık kanaat bildirmesi gibi hususlar farklıdır. Böyle durumlarda soruşturma raporunun gerçekten nesnel değerlendirmeye dayanıp dayanmadığı incelenmelidir.
Özellikle disiplin cezasının gerekçesinin yalnızca soruşturma raporuna dayanması, rapordaki delillerin eksik veya çelişkili olması ve soruşturmacıya yönelik tarafsızlık itirazlarının hiç karşılanmaması, iptal davasında işlemin hukuki sebebi ve usulü bakımından önem taşıyabilir.
Jandarma Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı
7068 sayılı Kanun’un 31’inci maddesi gereğince disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Aynı maddeye göre personele savunmasını hazırlaması için yedi günden az süre tanınamaz. Ayrıca personel, kendisinden savunma istendiği aşamadan itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.
Bu düzenleme, tarafsızlık itirazlarının etkili biçimde ileri sürülmesi açısından önemlidir. Çünkü personelin soruşturmacının taraflı davrandığını ileri sürebilmesi için soruşturma sürecinde hangi delillerin toplandığını, hangi tanıkların dinlendiğini ve isnat edilen fiilin hangi belgelere dayandırıldığını bilmesi gerekebilir.
Örneğin bir jandarma uzman çavuş, soruşturmacının yalnızca kendisi aleyhine beyanda bulunan kişileri dinlediğini düşünüyorsa, savunma aşamasında soruşturma evrakını inceleyerek bu iddiasını somutlaştırabilir. Ancak soruşturma evrakını inceleme hakkının kullanılmasında kanundaki usul ve ilgili belgelere erişim şartları dikkate alınmalıdır.
Özellikle meslekten çıkarma veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel bakımından, aynı maddenin dördüncü fıkrasında soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda kendisi veya vekili aracılığıyla sözlü veya yazılı savunma yapma hakları ayrıca düzenlenmiştir.
Bu nedenle soruşturmacının tarafsızlığı kadar personelin savunma imkânlarının etkili biçimde kullandırılması da disiplin cezasının hukuka uygunluğunu etkileyebilir.
Jandarma Disiplin Soruşturmasında Tarafsızlık İtirazı Nasıl Yapılır?
Jandarma personeli tarafından yapılacak tarafsızlık itirazında öncelikle soruşturmacının hangi nedenle objektif değerlendirme yapamayacağı açıklanmalıdır. Özellikle soruşturmacıyla yaşanan önceki olaylar, kişisel anlaşmazlığın niteliği ve bunun mevcut soruşturmayla bağlantısı üzerinde durulmalıdır.
Örneğin personel, soruşturmacının daha önce kendisi hakkında belirli ithamlarda bulunduğunu veya disiplin soruşturması açılmadan önce cezalandırılması gerektiğini ifade ettiğini ileri sürebilir. Bu durumda söz konusu açıklamaların tarihleri, gerçekleştiği ortam ve varsa tanık veya belge niteliğindeki deliller belirtilmelidir.
Bunun yanında tarafsızlık itirazının yalnızca kişisel anlaşmazlıkla sınırlı tutulmaması gerekir. Özellikle soruşturmacının kanuni görevlendirme şartlarını taşımaması, yasaklılık kapsamına girmesi veya soruşturmayı eksik delillerle yürütmesi ayrı hukuki nedenlerdir.
İtirazda soruşturmacının değiştirilmesinin talep edilmesi mümkün olmakla birlikte, amaç yalnızca mevcut soruşturmacının görevden alınması değildir. Esas olarak soruşturmanın hukuka uygun, nesnel ve güvenilir biçimde yürütülmesi sağlanmalıdır.
Bu nedenle dilekçede olayın bütün koşulları açıklanmalı, gerekli görülüyorsa delillerin toplanması ve soruşturmanın kanuni şartları taşıyan başka bir kişi tarafından yürütülmesi talep edilmelidir.
Jandarma Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı ve Muhakkik Değişikliği
7068 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesinde disiplin soruşturmasına başlama ve ceza verme zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir. Buna göre uyarma, kınama, aylıktan kesme ile kısa ve uzun süreli durdurma cezalarını gerektiren fiiller bakımından disiplin amirinin fiili öğrenmesinden itibaren bir ay; meslekten çıkarma ve Devlet memurluğundan çıkarma cezaları bakımından ise altı ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekmektedir.
Ayrıca disiplin fiilinin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmemesi hâlinde, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere ceza verme yetkisi zamanaşımına uğramaktadır.
Soruşturmacının değiştirilmesi veya yeni bir soruşturmacı görevlendirilmesi, bu sürelerin kendiliğinden yeniden başlaması anlamına gelmez. Özellikle soruşturmanın başlangıç tarihi, disiplin amirinin fiili öğrenme zamanı ve yeni görevlendirme işleminin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Bunun yanında 7068 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 21 Kasım 2024 tarihli değişiklikle yeniden düzenlenmiştir. Buna göre fiilin hatalı vasıflandırılması veya düzeltilebilir şekil noksanlığı nedeniyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın tebliğinden itibaren altı ay içerisinde yeniden değerlendirme yapılmasına ilişkin özel hüküm bulunmaktadır.
Ancak bütün iptal kararlarının bu hüküm kapsamında otomatik olarak yeni ceza verilmesine imkân tanıdığı söylenemez. İptal gerekçesinin niteliği, mevcut deliller ve mahkeme kararının bağlayıcılığı dikkate alınmalıdır.
Tarafsız Olmayan Soruşturmacı Nedeniyle Disiplin Cezası İptal Edilebilir mi?
Jandarma personeline verilen disiplin cezasının, soruşturmacının tarafsızlığının bulunmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi mümkündür. Ancak bu sonuca ulaşılması, somut olayda hangi hukuka aykırılığın meydana geldiğinin belirlenmesine bağlıdır.
Örneğin disiplin soruşturmacısının kanunen görevlendirilemeyecek kişi olması, doğrudan bir yetki ve usul sorunu oluşturabilir. Buna karşılık soruşturmacının personelle kişisel husumet içinde bulunması durumunda, söz konusu husumetin gerçekliği ve soruşturmanın nesnelliğine etkisi değerlendirilmelidir.
Özellikle soruşturmacının olayın mağduru olması, soruşturmanın sonucunda kişisel menfaat elde etmesi veya personel hakkında önceden kesin olumsuz kanaat açıklaması gibi durumlarda tarafsızlık iddiası önem taşımaktadır.
Bununla birlikte Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2024 tarihli kararında açıklandığı üzere, disiplin amirinin olay tutanağında imzasının bulunması ve daha sonra aynı olay hakkında disiplin cezası vermesi, tek başına doğrudan hukuka aykırılık oluşturmaz.
Bu nedenle iptal davasında yalnızca tutanakta imza bulunması veya soruşturmacının aynı birlikte görev yapması gibi gerekçelerle yetinilmemelidir. Somut tarafsızlık ihlalinin hangi olaylara ve delillere dayandığı açıklanmalıdır.
Jandarma Disiplin Cezası İptal Davasında Tarafsızlık İddiası
7068 sayılı Kanun’un 32’nci maddesine göre kesinleşen disiplin cezalarına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava açma süresi, kesinleşen disiplin cezasının personele tebliğinden itibaren başlamaktadır. İdari yargıda özel düzenleme bulunmadıkça genel dava açma süresi altmış gündür.
Tarafsız olmayan soruşturmacı nedeniyle açılacak iptal davasında öncelikle soruşturmacının görevlendirilme süreci incelenmelidir. Özellikle görevlendirme yazısının içeriği, görevlendirilen personelin kanuni şartları taşıyıp taşımadığı ve soruşturmacı ile davacı arasındaki ilişki önem taşır.
Ardından soruşturma süresince gerçekleştirilen işlemler değerlendirilmelidir. Örneğin lehe tanıkların dinlenip dinlenmediği, personelin sunduğu belgelerin incelenip incelenmediği ve soruşturma raporunda çelişkili delillerin nasıl değerlendirildiği araştırılmalıdır.
Bunun yanında disiplin cezasını veren amirin olayla ilişkisi ve karar gerekçesi önemlidir. Özellikle olayın kişisel tarafı olan amirin tarafsızlığına yönelik itirazlar bulunduğu hâlde bu itirazların hiç değerlendirilmemesi, işlemin hukuka uygunluğu açısından sorun oluşturabilir.
Ancak idare mahkemesinin, tarafsızlık iddiasını değerlendirirken 7068 sayılı Kanun’un özel hükümlerini ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2024 tarihli kararını dikkate alması gerekmektedir. Bu nedenle dava dilekçesinde güncel içtihadın görmezden gelinmesi yerine, somut olayın neden bu içtihatta belirtilen istisnai tarafsızlık sorunlarından birini oluşturduğu açıklanmalıdır.
Jandarma Disiplin Cezasına İtiraz ve Tarafsızlık İddiasının İleri Sürülmesi
7068 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde disiplin cezalarına itiraz usulü düzenlenmiştir. Buna göre disiplin amirleri tarafından verilen cezalara karşı tebliğden itibaren on gün içerisinde yazılı itiraz yapılabilir. İtiraz kural olarak bir üst disiplin amirine yöneltilmekle birlikte, cezanın hangi makam tarafından verildiğine göre kanunda özel itiraz mercileri bulunmaktadır.
Özellikle disiplin soruşturmacısının tarafsız olmadığına ilişkin itirazın, disiplin cezasına karşı yapılan başvuruda açık biçimde ileri sürülmesi önemlidir. Çünkü personelin soruşturma sırasında dile getirdiği usul itirazlarının sonradan verilen ceza kararında karşılanıp karşılanmadığı, işlemin hukuka uygunluğu bakımından değerlendirilebilir.
Örneğin bir jandarma uzman çavuşun soruşturmacı ile arasında kişisel husumet bulunduğunu belgeleriyle bildirmesine rağmen soruşturmanın aynı kişi tarafından tamamlandığı bir olayda, bu durum ceza itirazında yeniden açıklanabilir.
Ancak Bakan ve disiplin kurullarının verdiği cezalar bakımından Kanun’un 30’uncu maddesinin beşinci fıkrasında doğrudan idari yargı yolu öngörüldüğü unutulmamalıdır.
Dolayısıyla başvuru yolu belirlenirken cezanın türü ve cezayı veren makam birlikte değerlendirilmelidir.
Jandarma Disiplin Soruşturmacısının Tarafsızlığına İlişkin Örnek Olaylar
Şikâyetçi Astsubayın Aynı Zamanda Soruşturmacı Olması
Bir jandarma uzman çavuş hakkında, üstü konumundaki astsubaya karşı saygısız davrandığı gerekçesiyle disiplin soruşturması açılmıştır. Şikâyete konu sözlerin doğrudan kendisine yöneltildiğini ileri süren astsubay, daha sonra aynı olayın soruşturmacısı olarak görevlendirilmiştir. Uzman çavuş ise astsubayın olayın doğrudan tarafı olduğunu ve soruşturmanın tarafsız biçimde yürütülemeyeceğini savunmaktadır.
Bu durumda soruşturmacının yalnızca olayı bildiren kişi mi olduğu, yoksa isnat edilen davranışın doğrudan mağduru mu bulunduğu önem taşımaktadır. Özellikle soruşturmacının personel hakkında önceden kesin kanaat açıklaması veya diğer delilleri değerlendirmemesi gibi hususlar bulunuyorsa, tarafsızlık bakımından daha kapsamlı hukuki inceleme yapılmalıdır.
Tutanakta İmzası Bulunan Karakol Komutanının Ceza Vermesi
Bir jandarma karakol komutanı, uzman çavuşun nöbet görevinde belirli kurallara aykırı davrandığını tespit eden tutanağı imzalamıştır. Daha sonra olayla ilgili disiplin soruşturması yürütülmüş ve aynı karakol komutanı yetkisi kapsamında uyarma cezası vermiştir. Uzman çavuş ise komutanın tutanakta imzasının bulunduğunu belirterek disiplin cezasının tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Bu olay, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2024 tarihli kararı bakımından değerlendirilmelidir. Çünkü yalnızca tutanakta imza bulunması, kural olarak doğrudan hukuka aykırılık oluşturmaz. Ancak karakol komutanının kişisel menfaatinin bulunması, personelle ciddi husumet yaşaması veya olayın doğrudan mağduru olması gibi ek koşullar varsa bunlar ayrıca incelenmelidir.
Daha Önce Şikâyet Edilen Amirin Muhakkik Olarak Görevlendirilmesi
Bir jandarma uzman çavuş, görev dağılımında hukuka aykırılık bulunduğu gerekçesiyle amiri hakkında resmî şikâyette bulunmuştur. Şikâyetten sonra taraflar arasında ciddi anlaşmazlık meydana gelmiş, daha sonra uzman çavuş hakkında ayrı bir disiplin soruşturması açılmıştır. Soruşturmacı olarak önceki şikâyetin muhatabı olan amir görevlendirilmiştir.
Bu durumda önceki şikâyetin yalnızca idari başvurudan mı ibaret olduğu, yoksa taraflar arasında gerçek ve ciddi kişisel husumet doğurup doğurmadığı araştırılmalıdır. Özellikle şikâyet sonrası tehdit, ayrımcı davranış veya peşin hükümlü açıklamalar bulunduğu ileri sürülüyorsa, bunların somut delillerle ortaya konulması tarafsızlık itirazını güçlendirebilir.
Soruşturmacının Lehe Kamera Kayıtlarını İncelememesi
Bir jandarma astsubayı hakkında, görev sırasında başka bir personele fiziki müdahalede bulunduğu iddiasıyla disiplin soruşturması yürütülmektedir. Astsubay, olayın gerçekleştiği alanda kamera bulunduğunu ve görüntülerin iddiayı çürüteceğini belirtmesine rağmen soruşturmacı yalnızca şikâyetçi personelin ifadesine dayanarak rapor hazırlamıştır.
Bu durumda kamera kaydının gerçekten mevcut olup olmadığı, olayla ilgisi ve soruşturmacının neden incelemediği araştırılmalıdır. Özellikle olayın açıklığa kavuşturulması bakımından belirleyici olabilecek delilin hiçbir gerekçe gösterilmeden değerlendirilmemesi, soruşturmanın yeterliliği ve nesnelliği bakımından hukuki sorun oluşturabilir.
Kanuni Akrabalık Yasağına Rağmen Soruşturmacı Görevlendirilmesi
Bir jandarma personeli hakkında yürütülen disiplin soruşturmasında görevlendirilen soruşturmacının, hakkında soruşturma yapılan kişinin ikinci derece kan hısmı olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında herhangi bir kişisel anlaşmazlık bulunmamakta, hatta birbirleriyle iyi ilişkilerinin olduğu belirtilmektedir.
Ancak 7068 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin dördüncü fıkrası, belirli yakınlık derecelerindeki kişilerin soruşturmacı olarak görevlendirilmesini açıkça yasaklamaktadır. Bu nedenle tarafların fiilen iyi veya kötü ilişkilerinin bulunmasından bağımsız olarak, kanuni yasaklılık hâlinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Soruşturmacının Peşin Hükümlü Açıklamalar Yapması
Bir jandarma uzman çavuş hakkında meslekten çıkarma cezasını gerektirebileceği düşünülen bir fiil nedeniyle soruşturma başlatılmıştır. Soruşturmacı, tanıklar henüz dinlenmeden personelin kesin olarak meslekten çıkarılması gerektiğini söylediği iddiasıyla tarafsızlık itirazına konu edilmiştir.
Bu olayda söz konusu açıklamanın gerçekten yapılıp yapılmadığı, kimlerin huzurunda gerçekleştiği ve soruşturma sürecine etkisi araştırılmalıdır. Özellikle soruşturmacının önceden belirlediği sonuca ulaşmak amacıyla delilleri seçtiği veya lehe açıklamaları değerlendirmediği ortaya çıkarsa, soruşturmanın nesnelliği bakımından ciddi hukuki sorunlar oluşabilir.
Jandarma Disiplin Soruşturmacısının Tarafsızlığı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Jandarma Disiplin Soruşturmacısı Tarafsız Olmak Zorunda mı?
Evet. Jandarma disiplin soruşturmalarının hukuka uygun, nesnel ve tarafsız biçimde yürütülmesi gerekir. Ancak tarafsızlık, soruşturmacının mutlaka başka birlikten veya tamamen farklı bir kurumdan görevlendirilmesi anlamına gelmez. Özellikle 7068 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesindeki özel hükümler ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2024 tarihli kararı dikkate alınmalıdır.
Şikâyetçi Amir Disiplin Soruşturması Yapabilir mi?
Şikâyetçi amirin yalnızca disiplinsizliği tespit etmesiyle olayın doğrudan kişisel tarafı olması farklıdır. 7068 sayılı Kanun, disiplin amirinin belirli koşullarda soruşturmayı bizzat yapmasına imkân tanımaktadır. Ancak amirin olayın mağduru olması, personelle kişisel husumetinin bulunması veya soruşturmanın sonucundan menfaat elde etmesi gibi durumlar tarafsızlık bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Jandarma Disiplin Soruşturmacısına İtiraz Edilebilir mi?
Soruşturmacının tarafsızlığını zedeleyen somut nedenler bulunduğunda, görevlendirmeyi yapan yetkili makama başvurularak durumun değerlendirilmesi ve gerekli görülürse soruşturmacının değiştirilmesi istenebilir. Ancak başvurunun somut olaylara ve mümkün olduğunca delillere dayanması önemlidir. Yalnızca soruşturmacıyla aynı fikirde olunmaması, tarafsızlık bulunmadığı sonucunu doğurmaz.
Jandarma Disiplin Soruşturmacısı Hangi Rütbede Olmalıdır?
7068 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi, soruşturmacı olarak görevlendirilebilecek kişilerin statüsünü düzenlemektedir. Kural olarak soruşturulan personelin üstü konumundaki kişiler veya ilgili müfettişler görevlendirilebilir. Ancak soruşturma heyetlerinde başkan dışında kalan üyeler bakımından kanunda ayrıca istisna öngörülmüştür. Bu nedenle soruşturmacının rütbesi kadar heyetin yapısı da önemlidir.
Disiplin Amirinin Tutanakta İmzası Varsa Ceza İptal Edilir mi?
Tutanakta imza bulunması tek başına disiplin cezasının iptalini gerektirmez. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05.06.2024 tarihli, E.2024/9, K.2024/20 sayılı kararında bu husus açıkça değerlendirilmiştir. Ancak disiplin amirinin kişisel menfaati, husumeti veya olayın doğrudan tarafı olması gibi durumlarda tarafsızlık ayrıca incelenebilir.
Disiplin Soruşturmacısı Personelin Akrabası Olabilir mi?
7068 sayılı Kanun’un 14/4 maddesinde belirlenen yakınlık derecelerindeki kişilerin soruşturmacı olarak görevlendirilmesi yasaklanmıştır. Buna göre boşanmış olsalar dahi eşler ile ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımları hakkında yürütülen soruşturmalarda bu kişiler görevlendirilemez. Bu yasak, fiilen taraflı davranıldığının ayrıca ispatlanmasından bağımsızdır.
Tarafsız Olmayan Muhakkikin Hazırladığı Raporla Ceza Verilebilir mi?
Soruşturmacının tarafsızlığını etkileyen somut hukuka aykırılıklar bulunması, rapora dayanılarak verilen disiplin cezasının iptaline neden olabilir. Ancak yalnızca tarafsızlık iddiasında bulunulması yeterli değildir. Özellikle soruşturmacının olayla kişisel ilişkisi, kanuni yasaklılık durumu ve delilleri değerlendirme biçimi araştırılmalıdır.
Soruşturmacının Lehe Delilleri Toplamaması İptal Nedeni midir?
İlgili ve etkili lehe delillerin gerekçesiz biçimde araştırılmaması, disiplin soruşturmasının eksik yürütüldüğünü gösterebilir. Özellikle isnat edilen fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğini belirleyebilecek kamera kayıtları, görev çizelgeleri veya tanık beyanlarının değerlendirilmemesi önemlidir. Ancak her delil talebinin mutlaka kabul edilmesi gerektiği yönünde genel bir kural bulunmamaktadır.
Jandarma Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi Kaç Gündür?
7068 sayılı Kanun’un 31’inci maddesi gereğince personele savunmasını hazırlaması için yedi günden az süre verilemez. Ayrıca personelin savunma isteminden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkı bulunmaktadır. Tarafsızlık iddialarının delillerle desteklenebilmesi bakımından bu hakların etkili kullanılması önemlidir.
Jandarma Disiplin Cezasına İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı kural olarak tebliğden itibaren on gün içerisinde yazılı itiraz yapılabilir. Ancak cezanın hangi makam tarafından verildiğine göre özel başvuru usulleri bulunmaktadır. Bakan ve disiplin kurullarının verdiği cezalar bakımından ise kanunda doğrudan idari yargı yolu düzenlenmiştir.
Tarafsız Olmayan Soruşturmacı Nedeniyle İdare Mahkemesinde Dava Açılabilir mi?
Evet. Kesinleşen disiplin cezasına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılarak soruşturmacının tarafsızlığını zedeleyen nedenler ileri sürülebilir. Ancak dava dilekçesinde yalnızca tarafsızlık ilkesinin ihlal edildiği belirtilmemeli, soruşturmacının hangi olay veya ilişki nedeniyle objektif davranamayacağı ve soruşturma işlemlerinde ne tür hukuka aykırılıklar meydana geldiği açıklanmalıdır.
Sonuç: Jandarma Disiplin Soruşturmacısının Tarafsızlığı ve Hukuka Uygun Soruşturma
Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapan uzman çavuş, astsubay ve subaylar hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarının hukuka uygunluğu, yalnızca personelin isnat edilen fiili işleyip işlemediğinin tespit edilmesiyle sınırlı değildir. Soruşturmayı yürüten kişinin kanuni şartları taşıması, olayın maddi koşullarını nesnel biçimde araştırması, lehe ve aleyhe delilleri birlikte değerlendirmesi ve kişisel menfaat veya husumetin soruşturma sürecini etkilememesi gerekmektedir.
Ancak disiplin soruşturmacısının tarafsızlığı değerlendirilirken jandarma teşkilatının özel disiplin mevzuatı göz ardı edilmemelidir. Özellikle 7068 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi disiplin amirinin soruşturmayı bizzat yapmasına izin vermekte, 15’inci maddesi ise disiplin amirinin ceza verme yetkisi ve kanuni yasaklılık hâllerini düzenlemektedir.
Bu nedenle soruşturmacının veya disiplin amirinin olay hakkında bilgi sahibi olması, aynı birlikte görev yapması ya da disiplin amirinin olay tutanağında imzasının bulunması, tek başına hukuka aykırılık sonucunu doğurmamaktadır.
Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05.06.2024 tarihli, E.2024/9, K.2024/20 sayılı kararı, doğrudan jandarma personeline ilişkin disiplin uyuşmazlıklarında bu ayrımı açıkça ortaya koymuştur. Kararda, disiplin amirinin fiili tespit eden tutanakta yalnızca imzasının bulunmasının ve aynı fiil nedeniyle ceza vermesinin kural olarak doğrudan hukuka aykırılık oluşturmadığı kabul edilmiştir.
Bununla birlikte Danıştay, disiplin amirinin kişisel veya maddi menfaatinin bulunması, personelle husumet yaşaması, olayın mağduru olması ya da doğrudan taraf hâline gelmesi gibi durumlarda tarafsızlığın zedelenebileceğini de belirtmiştir. Bu nedenle tarafsızlık iddiasının her olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Özellikle soruşturmacının kanuni görevlendirme yasağı kapsamında bulunması, personelin cezalandırılması konusunda önceden kesin kanaat açıklaması, lehe delilleri gerekçesiz biçimde araştırmaması veya tanık beyanlarını taraflı değerlendirmesi, disiplin soruşturmasının hukuka uygunluğu bakımından önemli sorunlar oluşturabilir.
Bu nedenle hakkında soruşturma yürütülen jandarma personelinin, tarafsızlık iddiasını yalnızca soruşturmacının kimliğine dayandırmak yerine olayın bütün koşullarıyla ve mümkün olduğunca somut delillerle ortaya koyması gerekmektedir.
Sonuç olarak jandarma disiplin soruşturmacısının tarafsızlığı, şeklen tarafsız bir kişinin görevlendirilmesinden ibaret değildir. Soruşturmanın başlangıcından disiplin cezasının verilmesine kadar bütün işlemlerin hukuka uygun, nesnel, denetlenebilir ve kişisel menfaat veya husumetten uzak biçimde yürütülmesi gerekir.
Bu güvencelerin ihlal edildiği, soruşturmacının kanuni şartları taşımadığı veya tarafsızlığı somut biçimde zedeleyen koşullar bulunduğu durumlarda verilen disiplin cezalarına karşı idari itiraz ve idare mahkemesinde iptal davası yollarına başvurulması mümkündür.